{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1249 <br>KARAR NO\t: 2026/122<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/04/2022<br>NUMARASI: 2020/257 Esas -  2022/314 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  Şirketin ortağı olan ...'in 02/05/2006 tarihinde ..., ... İlçesi, ......Mahallesi .... Mevkii, ...... ada ... parsel numaralı taşınmazı satın aldığını, malik ...'in, üzerinde akaryakıt ve oto LPG istasyonu bulunan taşınmazında ...A.Ş.'nin (eski unvan ... A.Ş.) markası taşıyan ürünleri satışa arz etmek istediğini bildirerek ...A.Ş.'ye başvurduğunu, ...A.Ş.'nin, kendi markasını taşıyan ürünlerin satışına izin vermek için öncelikle istasyonun üzerinde kurulu olduğu taşınmazın intifa hakkının kendisine verilmesini istediğini, bu nedenle taşınmazın en geniş hâli ile kullanım hakkını 25/05/2006 tarihinden itibaren 30 yıl süreyle ele geçirdiğini, malikin taşınmazın kullanım hakkını 25/05/2006'da davalıya teslim ettiği hâlde davalının bayilik hakkını (... markalı petrol ürünleri satma hakkını) 17/08/2007 tarihinde müvekkiline verdiğini, Danıştay 13. Dairesinin 2018 yılında verdiği talimat gereği, Rekabet Kurulu tarafından 05/03/2009 tarihinde yayımlanan karar ile 2002/2 sayılı Tebliğin 5. maddesinin intifa hakkının sözleşmelerine de uygulanmasını emrettiğini, bu emre rağmen davalının hâlen anılan taşınmaz kaydındaki intifa sınırlamasını kaldırmadığını, davalının, süresi dolan intifa hakkını terkin etmeyerek ve 2006 yılında başlayan dikey ilişkiyi kesintisiz devam ettirerek 4054 sayılı Yasanın 4. maddesi ile 2002/2 sayılı Tebliğin 5. maddesi ile Danıştay 13. Dairesinin 13/05/2008 tarihli kararı ile Rekabet Kurulunun 05/03/2009 tarihli kararını açıkça ihlal ettiğini, davalının 2006 yılında tesis ettiği intifayı kaldırmamakta direndiğini, intifa hakkının 2006 yılından bugüne kadar kesintisiz olarak devam ettiği için davacı ile davalı arasındaki dikey ilişkinin 2006 yılından bugüne kadar devam ettiği hususunun Rekabet Kurulunca da kabul gördüğünü, oysa 4054 sayılı Yasa ile 2002/2 sayılı Tebliğ'de 5 yıldan fazla süreli dikey ilişkinin 4054/4. Maddelere açıkça aykırılık olarak tanımlanmakta olduğunu, davalının, davacının sözleşme yapma veya yapmayı ret etme ve davacıya kanunen tanıdığı sözleşmenin karşı tarafını belirleme hakkını işbu ve 2036 yılına kadar süreli intifa hakkı ile elinden aldığını, davalının 26/05/2016 tarihinde hazırladığı sözleşmede istasyona 2007 yılında yaptığı teknik ekipman/sabit yatırımın teminatından sayılmak, bu ekipman içerisinde 5 yıl süre ile ...markalı akaryakıtın satılmasını sağlamak üzere teminat olarak mektup verilmesini istediğini, teknik ekipmanı kendisi satın alamayan ve bu nedenle dağıtıcıya mahkum olan davacının bu isteği kabul ettiğini ve 2011 yılında 150.000,00 TL ve sonrasında da 250.000,00 TL banka teminat mektubunu verdiğini, 2007 yılından bu yana (2012 ve 2017 olmak üzere) iki kez 5 yıl süreli bayilik sözleşmesini ifa ettiğini ve mektup ile bedeli güvenceye alınan teknik ekipmanların Maliye Bakanlığının listesindeki faydalı ömrünü tamamladığı halde davalının halen teknik ekipman faturası düzenleyerek mülkiyetini davacıya vermediğini ve teknik ekipmanın teminatı olarak aldığı banka teminat mektubunu iade etmediğini, davacı/Bayi tarafından sözleşme ile taahhüt edilen ve teminat mektubu ile güvenceye alınan Yatırım Katılım bedelinin ödenmesini istediği için davalının, 15/01/2019 tarihli çerçeve sözleşmesinin 8. ve 9. maddeleriyle kendisine verdiği banka teminat mektubunu tazmin yetkisini kullanacağından bahisle davacıyı tehdit ettiğini, davacının yıllık ortalama net kârının 21.877,00 TL olduğunu, bu kâr bedelini işletmesini çevirebilmek için sermaye olarak kullanmakta olduğunu, bu nedenle mektubun tazmin edilmesi halinde davacının ticari faaliyetine devam edemeyeceğinin sabit olduğunu, mektup bedeli tazmin edildiğinde bankanın davalıya ödemek zorunda kaldığı mektup bedelini tahsil etmek için davacı aleyhine icra işlemi uygulanacağını ve mektubun teminatı olan istasyonun bu nedenle satılma olasılığının çok yüksek olduğunu, mektup bedeli tazmin edildiğinde yargılama süreci ve yargılama sonunda hüküm infazı aşamasına gelindiğinde dağıtıcının alma ihtimali olan erteleme kararı nedeniyle mektup bedelinin tahsilinin onyıllarca süreceğini, davacı yönünden sonradan telafisi imkânsız zararın doğacağının sabit olduğunu iddia ederek, ... AŞ ..... .... Şubesine ait ..../06/2019 tarihli ...numaralı ve 250.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı taraf iddialarının tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında yürürlükte olan sözleşmelerin 15.01.2019 tarihli Bayilik Sözleşmesi, Çerçeve Protokol ve ekleri olduğunu, sözleşme sona ermemişken, Karspet'in bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına alan talep konusu teminat mektubunun iadesi, iptali veya mektup üzerinde tedbir uygulanmasının mümkün olmadığını, taraflarına verilen teminat mektubunun \"...... ... Ltd. Şti'nin .......... A.Ş'den yaptığı ve yapacağı her türlü mal ve hizmet alımlarından, şirketinize tevdi edilmiş taahhütnamelerinden ve kefaletnamelerinden, şirketinizle akdettiği anlaşmalardan ve bayilikle ilgili sair bütün ticari işlemlerinden doğmuş ve doğacak olan borçların teminatı olmak üzere...\" verildiğini, sözleşme devam ederken teminat mektubunun iptalinin ve iadesinin istenemeyeceğini, davacının intifa hakkı ile ilgili dava açamayacağını, intifa konusu davanın bu dava olamayacağını, ancak bu davayı dava dışı malikin açabileceğini, davacının intifa hakkına ve istasyona yapılan yatırımlara dair iddialarının da gerçeğe aykırı olduğunu,  davalı ve dava dışı taşınmaz malikinin, intifa hakkının muafiyet kapsamı dışında kalmasına rağmen, dikey ilişkiyi yenilediklerini, bu kapsamda intifanın terkini taleplerinin bulunmadığını açıkça kabul ettiğini, davacının iddiasının aksine müvekkili olan şirketin taraflar arasında akdedilen anlaşmalardan kaynaklanan edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının tedbir verilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar doğacağı iddiasının hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, öncelikle davacının haksız ihtiyati tedbir talebinin reddine, neticede haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...<br>Taraflar arasında en son yapılan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 15.01.2019 tarihli bayilik sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin “Teminat\" başlıklı 11. maddesinde; \"Bayi, işbu Protokol, Standart Bayilik Anlaşmaları ve sair taahhütleri çerçevesinde ürün alımlarına, iade yatırım ilişkin her türlü borç ile cezai şart kar mahrumiyeti ve sair her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere ...'in kabul edeceği tutarda, ...'in kabul edeceği bir veya birkaç bankaya ait ve ...'in kabul edeceği metne uygun olmak üzere 250.000-TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu vermeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi, bankalardan kaynaklanan ve sair nedenlerle süresiz Banka Teminat Mektubu (BTM) yerine süreli nitelikte BTM ibraz etmek zorunda kaldığı takdirde, <br>BTM'nin anlaşma süresince teminat teşkil etmesi için, ibraz ettiği BTM'nin sona erme tarihinden en az 15 gün önce miktarını ve içeriğini değiştirmeksizin uzatma ve/veya yenileme işlemlerini yerine getirmeyi, aksi takdirde ...'in mevcut BTM'yi nakde tahvil ederek ve karşılığını nakit teminat olarak uhdesinde tutabileceğini kabul ve taahhüt eder\" hükmüne yer verildiği, söz konusu hükümden de açıkça anlaşılacağı  üzere, davacının iddia ettiğinin aksine, dava konusu teminat mektubu sadece yapılan yatırımların teminatı için değil, bayilik sözleşmesinden doğan her türlü alacağın teminatı olmak ve sözleşmenin sonuna kadar geçerli olmak üzere verildiği, süresinin bitmesi halinde yenilenmemesi durumunda davalının mektubunu nakde çevirme hakkının doğacağı, dava konusu teminat mektubunun 19.06.2020 tarihine kadar süreli olarak düzenlenmiş olması, davacının bayilik sözleşmesinin anılan hükmü uyarınca en az 15 gün öncesinden mektup süresini uzatmakla veya mektubu yenilemekle yükümlü olması, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, tam aksine, sözleşme ilişkisi devam ederken sözleşmenin teminatı olarak verilen teminat mektubunun iptaline ve bu teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin talepte bulunduğu anlaşıldığından...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dikey ilişkinin intifa zoruyla 2021 yılına kadar devam ettiğini, davalının istasyon üzerinde kurulu olan taşınmazın intifa hakkını 2006 yılında aldığını, 4054 sayılı Yasanun emredici hükmüne aykırı olarak 2020 yılına kadar işleticinin iktisadi faaliyet hürriyetine vurduğu kelepçeyi çözmediğini, 2007 ile 2009 yılları da dahil olmak üzere öncekilerin süresi dolmadan bayilik sözleşmesinin imzalatıldığını, bunun 4054 sayılı Yasanın emrine ve Danıştay'ın talimatına aykırı olduğunu, 01.04.2020 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini, davacının ekonomik olarak yok olma ile davalı tarafından intifa hakkına istinaden istasyona el koyma yolu ile yok olma arasındaki ince farkın göz ardı edilerek rekabet kuruluna başvurulduğunu, rekabet kurulunun baskısı ile intifanın çözüldüğünü, davacının sözleşme imzalamama hakkını kullanamadığını, 2007 ile 2012 yılından sonraki dikey ilişkiyi rızaen devam ettiremediğini, 2012 yılından sonraki sözleşmeleri iradesi ile imzalamadığını, banka teminat mektubunu 2011 ile 2020 arasındaki 9 yıllık sürede 9 kez yenilediğini, davalının talebi üzerine 2006 ile 2011 yılları arasındaki sözleşmenin teminatından sayılmak üzere 30 yıl süreli intifa hakkı ile 500.000,00 TL  tutarlı ipotek hakkını aldığını, 20211 yılında davacının davalının ipoteğini fek etmek şartı koşması üzerine 150.000,00 TL tutarlı teminat mektubunu verdiğini, .2011 tarihli protokolü 3.5.maddesindeki hüküm gereğince 150.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubunun verilmesi halinde ipoteğin kaldırılacağı, alınacak teminat mektubunun istasyona yapılan 107.512,00 USD değerindeki yatırımın teminatını teşkil etmek üzere alınacağı şeklinde olduğunu, bu protokolün davalı tarafça imzalanmış olanının mahkemece celp edilmediğini, davalının teminat mektup süresinin sona ermesine 62 gün bulunduğu halde tazmin ettiğini, mektubun süresi dolarak geçersiz hale geleceği endişesiyle tazmin ettiğini, 2006 yılından 2021 yılına kadar ekonomik olarak sömürdüğü davacıyı son olarak da tahsili talep edilebilir alacağı bulunmadığı halde 250.000,00 TL'sini tahsil ederek sömürdüğünü, sözleşmenin feshinin mecburiyetten doğduğunu, hükümsüz sözleşmeye iktidar tanınarak verilen kararın kanuna aykırı olduğunu, 4054 sayılı Kanunun 4.maddesine göre aykırı olan sözleşmenin erken fesih edildiği iddiasının gaf olduğunu, davacının tedbir kararından sonra dahi mektubun süresini uzattığını, mahkeme tarafından dosyanın iki tarafına aynı mesafede durma görevinin ihlal edildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında düzenlenen teminat mektubundan  dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile mektubun iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, 25.05.2006 tarihinden itibaren süregelen bayilik ilişkisinin bulunduğu, en son 15.01.2019 tarihli sözleşmenin gerçekleştirildiği, bu sözleşme kapsamında dava konusu 21.06.2019 tarihli ve 250.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verildiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşmenin devamı aşamasında teminat mektubundan dolayı davacının açmış olduğu menfi tespit davasının ve teminat mektubunun iptal isteminin yerinde olup olmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. <br>Dosya kapsamından, taraflar arasında 15.01.2019 tarihinde standart bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davacı şirketin sözleşmede bayi olarak yer aldığı, bayinin münhasıran kullanım hakkı olduğu veya ...tarafından işletme hakkı kendisine verilen ... ili ... ilçesindeki 31 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu bulunan akaryakıt satış ve servis istasyonunda sözleşme çerçevesinde faaliyet göstereceğinin belirtildiği, sözleşmenin ...06.2023 tarihine kadar düzenlendiği, aynı tarihli çerçeve protokolünün taraflar arasında imzalanmış olduğu,15.01.2019 tarihli Çerçeve Protokolünün 11.maddesinde; teminat başlığı ile; \"Bayi, işbu Protokol, Standart Bayilik Anlaşmaları ve sair taahhütleri çerçevesinde ürün alımlarına, iade yatırım bedellerine İlişkin her türlü borç ile cezai şart kar mahrumiyeti ve sair her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere; ...'in kabul edeceği bir veya birkaç bankaya ait ve ...'in kabul edeceği bir veya birkaç bankaya ait ve ...'in metne uygun olmak üzere mevcut 250.000-TL(ikiyüzellibinTürklirası) teminat mektubu vermeyi, verilen bir teminatları ileride risk artışına göre yükseltmeyi ve ...'in kabul edeceği  gayrimenkuller üzerinde ... lehine 1 derecede ve 1 sırada olmak üzere, ....in kabul edeceği miktarda ipotek tesis etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Bayi, bankalardan kaynaklanan ve sair nedenlerle. süresiz Banka Teminat Mektubu (“BTM”) yerine süreli nitelikte BTM ibraz elmek zorunda kaldığı takdirde, BTM'nin Anlaşma süresince teminat teşkil etmesi için. ibraz ettiği BTM'nin sona erme tarihinden en az 15 gün önce miktarını ve içeriğini değiştirmeksizin uzatma ve/veya yenileme işlemlerini yerine getirmeyi, aksi takdirde ....in mevcut BTM'yi nakde tahvil etmek ve karşılığını “nakıt teminat” olarak uhdesinde tutabileceğini kabul ve taahhüt eder.\" düzenlemesine yer verildiği, söz konusu protokolde protokol hükümlerinin ihlaline ilişkin düzenlemenin 14. maddede yer aldığı, aynı tarihli ariyet demirbaş belgesinin ve ürün alım taahhütnamesinin 30.09.2019 tarihli olarak düzenlendiği, davacı şirket tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/... D.İş sayılı dosyasında 22.05.2020 tarihli dilekçe ile teminat mektubu ile ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, mahkemenin 28.05.2020 tarihli Değişik İş sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve ... AŞ... ..şubesine ait 21.06.2019 tarihli 250.000,00 TL bedelli teminat mektubu üzerine mektubun nakde çevrilmemesi ve ödeme yapılmaması yönünde %20 oranında teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına dair karar  alındığını,  iş bu davanı ise 03.06.2020 tarihinde açıldığı, dava dilekçesi ile birlikte teminat mektubu ile ilgili verilen ihtiyati tedbirin devam etmesi için mektubun tazmin edilmemesi yönünde tedbir kararı ile birlikte borçlu olmadıklarının tespitine ve mektubun iptaline karar verilmesini talep ettiği, dava konusu teminat mektubunun değişik iş sayılı kararda belirtildiği üzere ... Bankası .... Şubesi tarafından .... şubesinin talimatı üzerine 21.06.2019 tarihinde davacı şirketin ..... AŞ'den yaptığı ve yapacağı her türlü mal ve hizmet alımlarından şirkete tevdi edilmiş taahhütnamelerden ve kefaletnamelerinden, şirketle akdedilen anlaşmalardan ve bayilikle ilgili sair bütün ticari işlemlerinden doğmuş doğacak olan borçların teminatı olmak üzere azami 250.000,00 TL'ye kadar bankanın garanti ettiği, borcun borçlu tarafından ödenmemesi hâlinde borçlu firma hakkında herhangi bir ihbara, ihtara ve takibe ve borçlunun rızasını almaya gerek kalmaksızın ve adı geçen ile şirket arasında ortaya çıkabilecek herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve neticeleri nazarı itibara alınmaksızın yazılı tutarı ilk yazılı talebi üzerine derhal ve gecikmeksizin şirkete veya emrine nakden ve tamamen talep üzerinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait kanuni faizi ile ödeneceğinin garanti ve taahhüt edildiği, mahkemenin 20.11.2020 tarihli ara kararı ile; \"...davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2020 tarihli, Esas No: 2020/... D.İş. Karar No: 2020/. sayılı  ihtiyati tedbir kararına yapılan yetki itirazının kabulü ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2020 tarihli, Esas No: 2020/... D.İş. Karar No: 2020/... sayılı ihtiyati tedbir kararının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olmaması nedeniyle kaldırılmasına,Davacının dava konusu teminat mektubu ile ilgili olarak teminat mektubunun tazmin edilmemesi yönünde verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının devam etmesi yönünden talebinin ise, teminat mektubunun  %20’si oranında teminatla, 6100 sayılı HMK.nun 389.ve devam maddeleri uyarınca ....... Şubesine ait 21/06/2019 tarihli ...numaralı 250.000,00 TL bedelli teminat mektubu üzerine teminat mektubunun nakde çevrilmemesi ve ödeme yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına şeklinde kabulüne, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.2020 tarihli, Esas No: 2020/... D.İş. Karar No: 2020/.... sayılı  ihtiyati tedbir kararı gereği yatırılan teminat mektubunun %20’si oranındaki teminatın mahkememizin 2010/257 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına sayılmasına,...... Çarşı Şubesine müzekkere yazılarak, ....Çarşı Şubesine ait 21/06/2019 tarihli ...numaralı 250.000,00 TL bedelli teminat mektubu üzerine teminat mektubunun nakde çevrilmemesi ve ödeme yapılmaması yönünde İhtiyati tedbir konulmasına karar verildiğinin bildirilmesine, tedbir süresince teminat mektubunun nakde çevrilmemesinin ve teminat mektubu nedeni ile ödeme yapılmamasının istenilmesine...\" reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, Dairemizin 2021/323 Esas, 2021/346 Karar sayılı ilamı ile; \"Somut olayda taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin devam ettiği de gözetildiğinde, tedbir talep eden tarafından  davalıya karşı sözleşmede yükümlendiği edimlerini tam ve eksiksiz  yerine  getirilip getirilmediği, bu surette teminat mektubunun karşılıksız kalıp kalmadığı yargılama sonucu belirlenebileceğinden ve  davacının bu iddiaları yönünden yaklaşık ispatın dosyada mevcut delil durumuna göre  gerçekleşmediği anlaşılmakla,  ilk derece mahkemesinin tedbire  itirazın reddi kararında isabet bulunmamaktadır...\" gerekçesiyle tedbirin kaldırılmasına karar verildiği; dava aşamasından davacı şirket tarafından........ Noterliğinde düzenlenen ....01.2021 tarihli ihtarnameyi davalıya keşide ettiği, söz konusu ihtarnamede, firmanın .....05.2006 tarihinde alınan intifa hakkının 4054 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile ilgili tebliğin 5. maddesindeki emrine ve Danıştay 13. Dairesinin 13.05.2008 tarihli talimatı ve rekabet kurulunun 30.10.2008 tarihli tavsiyesine aykırı olarak 5 yılda sona erdirilmediği gibi 10 yılda da sona erdirilmediği belirtilerek ileri sürülen iddialar doğrultusunda sonuç olarak bayinin ekonomik olarak yok olmasına seyirci kalındığı, sözleşmeye tahammül gücünün tüketildiğinin belirtildiği, davalı şirket tarafından Beşiktaş ........ Noterliğinde düzenlenen 15.02.2021 tarihli cevabı ihtarnamesi ile ihtarnamedeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, tacirin basiretli davranması ve buna bağlı üstleneceği yükümlülükleri kapsam ve sonuçlarını tartarak hukuki ilişkiye girmesi gerektiğinin şüphesiz olduğu, müvekkili tarafından akdedilen sözleşme ve eklerine uygun hareket edildiği, sözleşme ve ekleri uyarınca muhatabı ödenmesi kararlaştırılan tutarların muhatabın borçlarından mahsup edilerek muhataba eksiksiz olarak ödendiği, şirketin üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiği hususlarının belirtildiği, davacı şirket tarafından dava tarihinden önce dava konusu teminat mektubunun verilmesine dair ve  bayilik sözleşmesinin feshine ilişkin herhangi bir ihtarnamede bulunmadığı anlaşılmıştır. Delillerin ibrazı sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 08.09.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; her şeyden önce taraflar arasında 25/05/2006 tarihinden itibaren süregelen bir bayilik ilişkisi bulunduğu, taraflar arasında en son 15/01/2019 tarihli sözleşme yapıldığı, bu sözleşme kapsamında 21/06/2019 tarihli ...numaralı ve 250.000,00 TL bedelli dava konusu teminat mektubunun verildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, davacının iddiasının, teminat mektubunun yapılan yatırımlara (teknik ekipmanlara) karşılık verildiği, bu yatırımların ömürlerini yitirdikleri, dolayısıyla teminat mektubunun iade edilmesi gerektiği yönünde olduğu, davalının iddiası ise teminat mektubunun sözleşmeden kaynaklanan bütün borçların teminatı olarak verildiği şeklindedir. Bu durumda taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problemler teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında en son yapılan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 15.01.2019 tarihli bayilik sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin  “Teminat” başlıklı 11. maddesinde; \"Bayi, işbu Protokol, Standart Bayilik Anlaşmaları ve sair taahhütleri çerçevesinde ürün alımlarına, iade yatırım ilişkin her türlü borç ile cezai şart kar mahrumiyeti ve sair her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere ... 'in kabul edeceği tutarda, ...'in kabul edeceği bir veya birkaç bankaya ait ve ...'in kabul edeceği metne uygun olmak üzere 250.000-TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu vermeyi ... kabul ve taahhüt ettiği, bayi, bankalardan kaynaklanan ve sair nedenlerle süresiz Banka Teminat Mektubu (BTM) yerine süreli nitelikte BTM ibraz etmek zorunda kaldığı takdirde, BTM'nin anlaşma süresince teminat teşkil etmesi için, ibraz ettiği BTM'nin sona erme tarihinden en az 15 gün önce miktarını ve içeriğini değiştirmeksizin uzatma ve/veya yenileme işlemlerini yerine getirmeyi, aksi takdirde ...'in mevcut BTM'yi nakde tahvil ederek ve karşılığını nakit teminat olarak uhdesinde tutabileceğini kabul ve taahhüt eder\" hükmüne yer verildiğinin görüldüğü, söz konusu hükümden de açıkça anlaşılacağı ve yukarıda, sektörel inceleme bölümünde de tespit edildiği üzere, davacının iddia ettiğinin aksine, dava konusu teminat mektubu sadece yapılan yatırımların teminatı için değil, bayilik sözleşmesinden doğan her türlü alacağın teminatı olmak ve  sözleşmenin sonuna kadar geçerli olmak üzere verildiği, süresinin bitmesi halinde yenilenmemesi durumunda davalının mektubunu nakde çevirme hakkının doğacağının örüldüğü. dava konusu teminat mektubunun 19.06.2020 tarihine kadar süreli olarak düzenlenmiş olması, davacının bayilik sözleşmesinin anılan hükmü uyarınca en az 15 gün öncesinden mektup süresini uzatmakla veya mektubu yenilemekle yükümlü olması, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, tam aksine, sözleşme ilişkisi devam ederken sözleşmenin teminatı olarak verilen teminat mektubunun iadesini talep etmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının teminat mektubunun iadesine ilişkin talebinin yerinde olmadığı, davalının mektubu nakde çevirme hakkının doğduğu sonucuna varıldığı,  tarafların incelenen ticari defterlerinin usül yönünden izahının raporun tespit kısmında izah edildiği, davacı şirketin 31.12.2020 iş bu tarih itibari ile defter ve kayıtlarında davalıya borcu gözükmediği, davalı şirketin 31.12.2020 iş bu tarih itibari ile defter ve kayıtlarında davacıdan 248,32 TL alacağı gözüktüğü, davalı şirketin 2021 yılı yardımcı muavin defter dökümlerinin incelendiği,dava konusu 250.000 TL teminatın davalı defter kayıtlarında, 1.003, TL tutarında faturadan, 17.039,20 TL tutarında kurumsal kimlik nakliye yansutma bedelinden, 231.669,53 TL tutarında kısmi eksik tona biaen cezai şart bedeli olarak mahsuplaştırıldığı, dava konusu teminat mektubunun 19.06.2020 tarihine kadar süreli olarak düzenlenmiş olması, davacının bayilik sözleşmesi uyarınca en az 15 gün öncesinden mektup süresini uzatmakla veya mektubu yenilemekle yükümlü olması, davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, tam aksine, sözleşme ilişkisi devam ederken sözleşmenin teminatı olarak verilen teminat mektubunun iadesini talep etmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının teminat mektubunun iadesine ilişkin talebinin yerinde olmadığı, davalının mektubu nakde çevirme hakkının doğduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz ederek, Rekabet Kuruluna yazı yazılmasını, bayilik sözleşmesinin hukuken geçerli olup olmadığını ve 4054 sayılı Yasa'nın 4 ile 56. maddeleri gereğince hükümsüz sayılıp sayılmayacağının tespit edilmesini ve rapora itirazlarının değerlendirilmesini talep etmiştir. Davalı vekili zapta geçen beyanında; sözleşme ayakta iken davanın açıldığını bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Dava tarihi itibari ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve sözleşmeye bağlı olarak düzenlenen protokol hükümleri ayaktadır. Çerçeve Protokolünün 11. maddesi kapsamında davacı bayi tarafından davalıya teminat mektubu ibraz edilmiştir. Bayilik sözleşmesi her iki tarafa hak ve yükümlülükler getiren bir sözleşmedir. Her iki taraf tacir olup özgür iradeleri ile söz konusu sözleşmeyi imzalamışlardır.  Davacı vekili tarafından her ne kadar sözleşmenin yıllarca devam ettirildiği iddia edilmiş ise de davacı şirketin 2006 yılından itibaren son sözleşme tarihi 2019 yılındaki sözleşme de dâhil olmak üzere, uzun yıllara varan ticari ilişkisini devam ettirdiği, söz konusu ticari ilişki kapsamında iş bu davada dile getirilen ve iddia edilen hususların uyuşmazlık konusu yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmenin devam ettirilmesine yönelik dikey ilişkinin, intifa zoruyla 2021 yılına kadar devam ettiğine dair iddiasını iş uyuşmazlıkta davalı aleyhine değerlendirilecek bir husus olarak görülmemiştir. 4054 sayılı Yasa'nın ilgili hükümleri Danıştay'ın talimatı ve Rekabet Kurulunun tavsiyelerine aykırı olduğunu düşündüğü sözleşmenin davacı şirket tarafından kabul edilerek imzalanması zorunlu olmamasına rağmen bu ilişkinin yukarıda belirtildiği üzere uzun yıllarca devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davanın konusu sözleşmenin devam ettirilmesindeki usulsüzlüğe dair iddialar olmayıp teminat mektubunun sözleşme ayakta iken davacı bayi yönünden iptal şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Protokol kapsamında teminat mektubunun hangi gerekçe ile alındığı ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Davacının teminat mektubu alınmasına dair gerekçenin ortadan kaktığına dair iddiası isabetli görülmemiştir.<br>Banka teminat mektubu, bizzat lehtarın veya üçüncü bir kişinin verdiği kontrgaranti karşılığında bankanın muhataba karşı, belli bir paranın, muhatabın ilk yazılı talebi üzerine ödemesi hakkındaki taahhüdüdür. Buna göre, lehtarın muhataba olan borçlarının yerine getirilmemesi hâlinde bankanın bağımsız olarak yüklendiği bir borçtur. Bankanın bu borcu, üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olup üçüncü kişinin (lehtarın) borcunu yerine getirmemesi hâlinde, hatta yerine getirilmediğinin muhatap tarafından beyan edilmesi hâlinde, salt bu soyut beyan üzerine mektup bedelinin ödenmesi yükümlülüğünü doğurur. Bu nedenle de bankanın borcunun, lehtarın muhatap ile olan borç ilişkisinden bağımsız ve asli bir niteliğinin olduğu kabul edilmektedir.<br> Bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının teminat mektubunun yenilenmesine dair edimini yerine getirmediği ve ayrıca davalının alacaklı olduğu anlaşılmıştır.  Bu nedenlerle, sözleşmenin devamı aşamasında, teminat mektubunun niteliği, düzenlenme gerekçesi dikkate alındığında, davanın reddine dair verilen kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. TBK'nın 97.maddesinde karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmasının gerektiği belirtilmiştir. Temel ilişkideki borç tasfiye edilmeden teminat mektubunun iadesini yahut iptalini talep etmek bu nedenle de mümkün görülmemiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,<br> 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,<br>5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026 tarihinde,  oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a9be6799a9b40f0","SID":"fb8b51799ee33d8d"}}