{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1256 <br>KARAR NO: 2026/126<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2022<br>NUMARASI: 2019/167  Esas - 2022/157  Karar <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davalı ... Ltd. vekilinin tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, davalı ... ........ Şti. aleyhinde açılan davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...AŞ'ye ait emtiaları Türkiye'den İspanya'ya nakliyesi işinin davalılar tarafından üstlenildiğini, taşımaya konu emtianın ...gemisine, 29.04.2017 tarihli, 1 nolu konşimento tahtında tam ve sağlam olarak yüklendiğini, emtiaların varış adresine ulaşmasına müteakip yapılan kontrollerde kırılmak suretiyle hasarlar meydana geldiğinin tespit edildiğini ve alıcısı tarafından hasarlı olarak teslim alındığını, taşıma konusu emtiayı hasarsız olarak teslim almış olduğu sabit olan davalıların, taşıma süresinde ve sorumlulukları altında meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, 8.950.00 Euro toplam zararın tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalının zararını tazmin etmiş olan müvekkili şirketin TTK ve poliçe hükümleri gereğince halefiyet ve temlik esasına göre sigortalısının haklarını devraldığını, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline  karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>Davalı ... gemisi donatanı taşıyan ...Ltd. savunmasında özetle; yük hasarının yerinde tespit edilmemiş olduğunu, yapılan incelemenin de davalı taraflara bildirim yapılmadan tek taraflı olarak yapıldığını, gemi kaptanına veya davalılara hasara ilişkin hiçbir hasar ihbarı yapılmadığını, yüke ilişkin hasar tespitinin, yükün kara yolu taşıması sonunda alıcısının tesislerinde yapıldığını ve tutanak altına alındığını, tutanakların gönderen ile alıcı arasındaki mahsuptaşma evrakları olduğunu, davacı tarafından tek taraflı olarak sunulan hasar tespit tutanaklarının kanıt sayılamayacağını, gemide oluşmuş hasarların tespitinin, gemi ve yük tarafının birlikte yapacakları bir ekspertiz ile tespit edileceğini ve ortak rapor ile tespit edilmiş hasarların kanıt teşkil edebileceğini,  gönderilenin yüklerde hasar bulunduğunu taşıyana veya boşaltma limanındaki temsilcisine yazılı olarak ve yüklerin teslim edildiği zamanda ihbar etmediklerini, yazılı ihbarın yapılmadığını, yüklerin yüklenmesi, tahliyesi, istifi ve bağlanması-sökülmesi sırasındaki işlemlerden geminin kusurlu olmadığını, sefer sırasında gemi kaptanının herhangi bir operasyonel hatasından söz etmenin, gemi ambarlarının kapalı ve bir işleme tabi olmamasından dolayı söz edilemeyeceğini, tahliye limanında ortaya çıktığı belirlenmiş hasarların gemi kaptanının hatalarından dolayı olduğunun davacı tarafından ortaya konulamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... ..... Şti. vekili, savunmasında özetle; yük aracısı şirketin, taşıma ilişkisinde sadece aracıdan ibaret olduğunu, taşımanın herhangi bir şekilde tarafı olmadığından konşimentodan doğan yükümlülüklerin de tarafı olmadığını, davaya konu yükün, alıcısı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin hasarsız olarak teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafın iddia konusu ettiği hasar ile ilgili olarak yük aracısına hiçbir surette hasar bildiriminde bulunulmadığını, yük aracısının bilgisi dışında ve tek taraflı olarak düzenlenen hasara ilişkin hiçbir evrakın yük alıcısınca kabulünün mümkün olmadığı gibi hukuken ispat gücüne de haiz olmadığını, hasarın deniz taşıması sırasında oluştuğuna dair davacı tarafça hiçbir ispat vasıtasının ortaya konulamadığını, tek taraflı olarak hazırlanmış hiçbir evrakın hasar iddiasını ispat edemeyeceğini, itirazının baki kalmak kaydı ile davacının iddiasına dayanak evraklar incelendiğinde de hasarın ne zaman ve kimin sorumluluğunda gerçekleşmiş olduğunun anlaşılamadığını, kalite ile ilgili hususlar ile yükün gemiye sabitlenmesi, emniyete alınması, istiflenmesi ve tahliyede çözülmesi dışındaki aşamaların yükleten tarafın sorunluluğunda olduğunu, yükün tüm sabitleme, emniyete alma, istiflenmesinde ve yüklemede çözülmesinde taşıyan tarafından yapıldığını ve bu suretle hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin deliller ile tespit olunamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmalar tahkim sözleşmesi olarak adlandırılmakta olup yalnızca iki tarafın iradeleriyle tasarrufta bulunabilecekleri konularda tahkim sözleşmesi yapılabilir. İster bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şaklinde yapılsın tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlar geçerli bir tahkim iradesinin varlığı ve yazılı şekil şartıdır. Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil ... tarihli ....... Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre geçerli tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır.  Sözleşme uyarınca davacı tarafından taşımadan dolayı tazmin taalebinin belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olması karşısında uyuşmazlığın tahkimde çözümü gerekmektedir. HMK'nın 116. maddesinde tahkim itirazı ilk itirazlar arasında sayılmış olup davalı vekilince ıttılla tarihi baz alınarak süresinde tahkim ilk itirazında bulunduğu, davalı vekilince taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesi ile atıfta bulunduğu charter parti hükümleri gereğince mahkememizin görev ve yetkisine itiraz edildiği anlaşılmakla öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki konşimento kayıtları incelendiğinde ön yüzünde 20.04.2017 tarihli ...... partiye atıf yapıldığı, bu şart uyarınca konişmento tahtında talepte bulunanlar konişmentonun ön yüzünde bulunan ... parti hükümlerine tabi olduğu kaydının yer aldığı , dosyaya davalı vekilince sunulan charter parti incelendiğinde genel tahkim ve tahkim süreçlerinin Londra'da / .....çözümlenmesi gerektiği ileri sürülmüş olup davacının sigortalısı  ile  halefiyet koşulları  gereğince davacı sigorta şirketini bağlayacağından davalı vekilinin tahkim itirazının kabulü ile Davalı ... Ltd. yönünden mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>Tarafların aktif ve pasif husumet itirazları yönünden yapılan incelemede ; dosya içeriğinde yer alan poliçe örnekleri ile de sabit olduğu gibi davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... ..... A.Ş. adına 28.04.2017 tarihinde tanzim edilen ... - .... no.lu Nakliyat ......... Taşıma Sigorta Poliçesi ile nakliyat rizikolarına karşı sigorta sözleşmenin yapıldığı, dosyada mevcut dekontlar ile de davacı sigorta şirketinin zararı tazmin ettiği anlaşıldığı, TTK m. 1472 uyarınca davacı sigortacının halefıyet hakkının doğduğu ve buna bağlı olarak aktif husumet ehliyetine sahip olduğunun anlaşıldığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile navlun sözleşmesi, mail yazışmaları, navlun faturası ve taşıma senedinden taraflar arasındaki davaya konu uyuşmazlığın bir gemi ile deniz yoluyla eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, 2 numaralı davalı dava dışı ......... A.Ş.'ye ait yükün taşınması hususunda önce bu şirket ile 2 numaralı davalı ... .... Şti. arasında; ardından da işbu davalı ile 1 numaralı davalı ..... Gemisi Donatanı/Taşıyanı ...Ltd. arasında aynı yükün taşınması için yeni bir sözleşmenin akdedildiği böylece taşımanın alt/asıl navlun sözleşmesi niteliği arz ettiği, asıl navlun sözleşmesinin taraflarının asıl taşıyan/taşıtan; alt navlun sözleşmesinin tarafları ise alt taşıyan/taşıtan olduğu, konişmento incelendiğinde davalı ... ...... Şti.'nin de taşıyan kaydının bulunmadığı, birden fazla navlun sözleşmesinin düzenlenmesi ve buna bağlı olarak birden fazla taşıyan sıfatı bulunduğundan dosyada bulunan diğer belgeler incelenmiş, 19.04.2017 tarihli mail yazışması, ...04.2017 tarihli taşıma sözleşmesi ve keza ... Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından tanzim edilmiş olan ...05.2017 tarihli navlun faturasından, işbu davalının taşıma işine aracılığın ötesinde, bizzat taşımayı taahhüt ettiği, dolayısıyla tarafı olduğu alt navlun sözleşmesi münasebetiyle (alt) taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetini haiz bulunduğu anlaşılmıştır. Hasarın meydana geliş şekli , ihbar ,hasardan kimin sorumlu olduğuna yönelik yapılan incelemede ; Navlun yolu ile yapılan taşımalarda hasar ihbarı ......... ve .... hükümlerine tabidir. Buna göre TTK m. 1184'te tarafların talebi ile resmi makamlarca incelenmesi; ......'te ise bu şekilde bir inceleme yapılmamış ve yükte de ziya veya hasar varsa; haricen belli olan (gözle görülen) hasarların en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında;.... veya hasar haricen belli değilse bu yöndeki bildirimin yük gönderilene teslim edildiği tarihten itibaren aralıksız olarak hesap edilecek üç gün içinde yazılı yapılması gerekmektedir. Somut olayda Geminin Seferlik Kiralama/Taşıma Sözleşmesinde taraflar geminin yüklemesi ile alakalı olarak \"Yükleme, tahliye ve istifleme+yükü bağlama (......) takozlama ve bağları çözme masraf ve riskleri taşıtana/yükletene-gönderene aittir\" hükmü ile tüm yük elleçlemesinin ve yükün lashinginin kiralayanlar tarafından yapılması ve geminin bu yüklemeye nezaret etmesi gerekmektedir. Öğretide deniz yolu ile yapılan taşımalarda herhangi bir hasar tespiti yapılmış ise, bunun tahliye limanında yük gemiden tahliye edilmeden tutanak altına alınması ve gemi limandan ayrılmadan Donatanına veya temsilcisi Kaptana veya geminin limandaki donatan tarafından yetkilendirilmiş Acentasına protesto yolu ite ihbar yapılması, hasar hususunda mutabık kalınamadığı durumlarda, bağımsız ekspertiz ve/veya sörvey kuruluşları marifetiyle tespit yaptırılması yolu ile hasar bildirimi yapılması yolu izlenmektedir. Ancak somut olayda gönderilenin gemi aracısına vermiş olduğu ihbarın zamanı belirlenemediğinden hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbar yapılmadığı kanaati hasıl olmuş, dava konusu yüklerin gemiye yüklenmesi, sefer sırasında ve tahliyesinde herhangi bir hasar tespiti yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt  olmadığı ndan, heyetimizce hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğine ilişkin bir tespite varılamamıştır.Şu halde bu noktada, ihbarın 3 günlük süre İçinde yapılmamış olunmasının sonuçlarına değinmek gerekir. Konu TTK m. 1185/4 hükmünde açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. Buna göre; \"Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı deni2de taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse; bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki bu karinelerin aksi ispat olunabilir.\" İşbu hüküm uyarınca davacı taraf, hasarın deniz yofu ile taşıma sırasında meydana geldiğini ispatlamadıkça, bu zarar sebebiyle davalı taşıyanı sorumlu tutmak mümkün değildir. Dava dosyasındaki hasar tespit tutanaklarının tek taraflı olarak sadece gönderilen  tarafından tutulması, hasarın deniz taşıması sırasında oluştuğuna dair davacı tarafça hiçbir ispat vasıtasının ortaya konulamamış olması, hasarın yükün gemiden tahliyesinden önce belirlenmemiş olması ve hasar tutanaklarındaki bazı hasarların taşımacılıktan ziyade malın üretimiyle ilişkili (ayıplı mal) olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ......... Ştinin dava konusu hasardan sorumlu olamadığı kanaatine varılarak davanın ... yönünden reddine karar verilmiş, davacının iş bu davayı açmakta kötüniyeti açıkça tespit edilemediğinden...\" gerekçesiyle, davalı ... Ltd. vekilinin tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, davalı ... .... Şti. aleyhinde açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ <br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın hukuka aykırı olduğunu, gemi donatanı tarafından verilen cevabın süresinde olmadığını, ilk itirazların reddine karar verilmesi gerekir iken tahkim itirazının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 105. maddesi gereğince acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihbar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğunu, TTK'nın 1237/3. fıkrası gereğince söz konusu şartın yerine getirilememiş olması sebebiyle çarter sözleşmesinde yer alan yetki ve tahkim şartlarının sigortalı firmaya dolayısıyla müvekkili şirkete karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığından reddi gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede sözleşmede yer alan tahkim ve uygulanacak hukuk şartının geçerli olduğunu bu nedenle uyuşmazlığın Londra'da ve İngiliz Hukukuna göre çözümün gerektiği kanaatinin bildirildiğini, ek raporda kök rapordaki görüşün beyan edildiğini, söz konusu kayıtların taraflar arasındaki ilişkiye uygulanmasının mümkün olmayacağını, bilirkişi heyetinin ...... party'nin sigortalıya ulaştırılmış olup olmadığının tespit edemediğini ancak her iki belgenin dosyada olması sebebiyle kayıtların haberinin olduğu zannı ile görüş beyan edildiğini, .....sigortalı firmayı iletilmiş olduğuna dair hiçbir delilin mevcut değil iken sadece dosyada mevcut olmasının gerekçe gösterilerek sigortalınında bilgisi dahilinde olduğunu söylenmesinin mümkün olmadığını, dosyada mevcut olmasının son derece doğal olduğunu, davalı tarafça ibraz edildiğini, ... Gemi.... Ltd Şirketi hakkındaki davanın reddi kararınında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin davalılarının dava konusu hasardan sorumlu olamayacağına görüşüne gerekçe olarak hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğine dair görüşüne ispat vasıtasının ortaya konulamamış olmasının gösterildiğini, taşıma konusu emtianın 29.04.2017 tarihli 1 nolu konşimento tahtında tam ve sağlam olarak yüklendiğini, emtianın varış adresine ulaşmasına müteakip yapılan kontrollerde kırılmak suretiyle hasarlar meydana geldiğinin tespit edildiğini, hasarlı olarak teslim alındığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ihbarında süresinde yapılmamış olduğunun kabulü halinde dahi dava konusu hasarın davalı taşıyıcının sorumluluğunda meydana gelmiş olduğunun ispat edildiğini, tutanaklar incelendiğinde görüleceği üzere kamyona yüklenmeden önce bazı levhaların kırık olduğunu gösteren teslim notlarının bulunduğunun belirtildiğini, fotoğraflar dâhilinde teslim notlarının yer aldığını, bununda hasarların deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve kara taşıyıcısına hasarlı olarak teslim edilmiş olduğunu gösterdiğini, tüm veriler ışığında hasarların deniz taşıması esnasında meydana geldiğinin kanıtlandığını iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava,  uluslararası deniz  taşımasında meydana gelen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı ... Ltd. vekilinin tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine; davalı ... Hiz. Ltd. Şti. aleyhindeki davanın reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Taraflar arasında, davacı sigorta şirketi ile dava dışı ...AŞ arasında sigorta poliçesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. <br>Uyuşmazlık, davalılardan bir nolu davalı hakkında tahkim ilk itirazı ve  şartının uygulanıp uygulanmayacağı, davalı yönünden cevap dilekçesinin süresinde verilip verilmediği, tahkim ilk itirazının kabulünün ve davanın usulden ret kararı ile diğer davalı yönünden ise hasarın gemi taşıması sırasında meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan ret kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. <br>Dosya kapsamından, dava dışı ...AŞ tarafından davacı sigorta şirketi arasında başlangıç tarihi 01.01.2017, bitiş tarihi 01.01.2018 olan kalkış yeri ... ...... Türkiye, varış yeri .......... olan nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesinin düzenlendiği poliçede satış şeklinin CIF olarak gösterildiği, dava dışı sigortalı şirket tarafından.......a'da mukim şirket adına .......04.2017 tarihli emniyet camı niteliğindeki emtia için fatura düzenlendiği, dava dışı ... .... AŞ ile davalılardan ... ........ Şirketi arasında 20.04.2017 tarihinde ... - ...  limanı çıplak taşıma sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede dava dışı ...'ın taşıtan, ... Geminin taşıyan sıfatında olduğu, yükün yaklaşık 72 sehpanın yükleneceği, metal profik ağırlığının 50 ton civarı, sehpa örtüsünün belirtildiği ayrıca zumbo cam yüklü sehpa ile birlikte tahliye masraflı kullanılacak metal aparat arta yükleme için bağlama malzemelerinin belirtildiği, ek protokolün düzenlenmiş olduğu, söz konusu sözleşme ve ek protokolde tüm cam yükünün bütün halde yükleyici tarafından temin edilecek metal  yapılar yardımı ile yükleneceği, yükte Leasing vb oluşan zararlardan yükleyicinin sorumlu olacağı, gemi ambar üzerinde metal yükleme yapılacağının ifade edildiği, konşimentoda göndericinin dava dışı sigortalı şirket, alıcının İspanya'daki mukim şirket, yükleme limanın Türkiye ...... Limanı olduğu, boşaltma limanının İspanya'daki ... Limanı olduğu, geminin ..., taşıyıcının ...Ltd Şirketi olduğu, navlun ödemesinin 20.04.2017 tarihli kira sözleşmesi uyarınca ödendiğinin belirtildiği, konşimentonun 29.04.2017 tarihinde İstanbul'da düzenlendiği, ...... acentesi olarak ve adına ...... Ltd Şirketi tarafından imzalandığı, tazminat talebi başvurusunun 02.10.2017 olduğu, teslimat tarihinin 02.10.2017 olarak belirtildiği, ürünün ...olduğu, geminin ... Gemisi olarak belirtildiği, onay mektubu açıklama kısmında söz konusu vergi ile ... ... AŞ tarafından üretilen ve şirketleri tarafından ..... bazında satın alınan ..... ürünlerinde nakliye sırasında meydana gelen hasarlar sonucunda maruz kalınması nedeniyle tazminat talebi formundaki meblağın sigorta şirketi tarafından ... AŞ ödenmesi ve söz konusu sigorta şirketinin ibra edeceklerini belirttikleri, 11.10.2017 tarihli ayrı bir tazminat talebi başvurusu, 18.05.2017 tarihli 22.09.2017 tarihli 13.09.2017 vd  tarihli başvuruları olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenen 8.950,00 EURO hasar bedelinin davalılardan rücuen tahsili amacı ile İstanbul Anadolu ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 18.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların takibe ve borca itiraz ettikleri, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince arabuluculuk aşaması sonrasında itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Davalılardan ...Gemi Donatanı Taşıyan ... ...... Denizcilik ... Ltd Şirketine 03.07.2019 tarihinde tebligat yapılmıştır. Davaya cevabı ise ... Ltd vekili gerçekleştirmiştir. Adı geçen davalı şirket tarafından 18.11.2019 tarihli cevap dilekçesi dosyaya ibraz edilmiştir. TTK'nın 1237. maddesi uyarınca taşıyan ile konşimento hamili arasındaki ilişkilerde konşimentonun esas alınacağı, mezkur taşımaya ilişkin konşimentonun ön yüzünde 20.04.2017 tarihli ........... atıf yapıldığı, bu nedenle ön yüzündeki ...... .........hükümlerinin uygulanacağını, yazılı tahkim şartı uyarınca mahkemenin görevli olmadığını, davanın görev yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. 19.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında duruşma zaptına geçen beyanında; dava dilekçesi ve tensip zaptının ilk olarak acenteye çıkarılmasından dolayı acente ve şirket arasındaki bağlantının aksaması sebebiyle dün itibari ile cevap dilekçesini sunabildiklerini, cevap dilekçesinin süresinde olduğunu belirtmiştir. Dosya içerisinde adı geçen davalı adına çıkarılan tebligata rastlanılmamıştır. Davalı tarafça ..... ....... hükümlerinin tercümesi dosyaya ibraz edilmiştir. Söz konusu hükümlerde, genel tahkim ve tahkim süreçlerinin Londra/ İngiltere Yasalarına tabi olduğu belirtilmiştir. Tarafların delillerini ibraz ile birlikte ilgili delillerin celbi üzerine bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 10.08.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu uyuşmazlığın deniz yolu ile yapılan taşıma (navlun) sözleşmesinden  kaynaklandığının anlaşıldığı, bu bağlamda dava konusu taşıma sözleşmesine ilişkin olarak dosyada konişmento ve....... mevcut olduğu; bahse konu mesele de söz konusu belgeden hareketle incelendiği, bu bağlamda, milletlerarası deniz ticaretinde sıkça kullanılan genel işlem şartları arasında yer alan yetkiye yönelik hükümlerin taraflar arasındaki navlun sözleşmesinin de bir şartı olduğu, bu sözleşmenin taraflarının tacir sıfatı sebebiyle basiretli davranma yükümlülüğü de dikkate alındığında, söz konusu şartların ve bu şartlar arasında yer alan yetki klozunun taraflarca bilindiği ve dolayısıyla sözleşmenin imzalanması ile bahse konu standart sözleşmelere atıf yapılan hükümlerin de bir sözleşme şartı olduğunun kabulü gerekeceği, daha açık ifade ile her iki tarafının tacir olduğu ve bir tarafın diğerine dayatmasından bahsedilemeyeceği, ayrıca basiretli olması gereği, söz konusu yetki şartını  bilmediğinin de kabul edilemeyeceği bir durumda konişmento ve/veya atıf yaptığı charter partylerde yer alan tahkim ve uygulanacak hukuk şartının geçerli olduğu, diğer taraftan, davaya konu taşımada da olduğu gibi taraflarından en az birinin yabancı olduğu navlun sözleşmelerinde Yargıtay kararlarına yansıyan, tahkim şartının dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırılığından da bahsedilemeyeceği, şu halde huzurdaki dayaya konu uyuşmazlık açısından davacının sigortalısı ile yapıldığı anlaşılan navlun sözleşmesinde yer alan tahkim şartının da geçerli olacağı taraflarınca değerlendirildiği, netice itibariyle işbu sözleşmede yer alan tahkim ve uygulanacak hukuk şartının geçerli olduğu, bu sebeple dava konusu uyuşmazlığın, Londra'da ve İngiliz Hukuku'na göre çözümünün gerektiği, dolayısıyla bundan sonraki başlıklar altında yapılan değerlendirmeler mahkeme'nin aksi kanaatte olması ihtimaline binaen yapıldığı, 1. numaralı davalının pasif husumet ehliyetine sahip olup olmadığının tespiti esasında, dava konusu taşıma sebebiyle taşıyan sıfatına haiz olup olmadığına bağlı olduğu, bu bağlamda genel olarak ifade etmek gerekirse; bir tarafın (taşıyan) deniz yolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunduğu; diğer tarafın (taşıtan) ise ücret (navlun) ödeme borcu altına girdiği sözleşme olan navlun sözleşmesinde, taşıma taahhüdünü üzerine alanı kişinin taşıyan  olduğu ve taşıyanın sıfatını tayinde dikkate alınan en önemli belgenin ise konşimento olduğu, nitekim TTK m. 1238 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişinin, taşıyan sayılacağı, bu bağlamda dosyada mevcut konişmento incelendiğinde konişmentonun 1 numaralı davalı ....... Gemisi Donatanı ...Ltd. tarafından veya onun adına imzalandığının görüldüğü, şu halde TTK'nın 1238'de yer alan açık hükmü uyarında işbu davalının taşıyan ve keza donatan olması münasebetiyle de asıl taşıyan sıfatına haiz olduğu; dolayısıyla pasif husumet ehliyetine haiz bulunduğu,  2 numaralı davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin Pasif Husumet Ehliyeti yönünden: 1 numaralı davalı için yapılan ve konişmentonun adına düzenlenmiş olması sebebiyle taşıyan ve pasif husumet ehliyetinin bulunduğuna yönelik aynı gerekçelerle 2 numaralı davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin de taşıyan sıfatına haiz olacağını sözleşmek mümkün olmadığı, zira 2 numaralı davalının konişmentoda taşıyan olarak görünmediği, ancak hemen yukarıdaki genel açıklamalar birlikte düşünüldüğünde, gerek aynı yükün taşınması için birden fazla navlun sözleşmesinin düzenlenmiş olması ve buna bağlı olarak birden fazla taşıyan sıfatının bulunacak olması gerekse, konişmentonun taşıyan sıfatını tayinde yegane belge olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; işbu davalının taşıyan ve pasif husumet ehliyetini tayinde, konişmento dışındaki bilgi ve belgelere bakmak gerekeceği, nitekim bu bağlamda dosya incelendiğinde 19.04 2017 tarihli mail yazışması, 20.04.2017 tarihli taşıma sözleşmesi ve keza ... Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından tanzim edilmiş olan 02.05.2017 tarihli navlun faturasından, işbu davalının taşıma işine aracılığın ötesinde, bizzat taşımayı taahhüt ettiği, dolayısıyla tarafı olduğu alt navlun sözleşmesi münasebetiyle (alt) taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetine haiz bulunduğunun taraflarınca değerlendirildiği, navlun yolu ile yapılan taşımalarda hasar ihbarının 1184 ve 1185 hükümlerine tabi olduğu, buna göre TTK m. 1184'te tarafların talebi ile resmi makamlarca incelenmesi; 1185'te ise bu şekilde bir inceleme yapılmamış ve yükte de ziya veya hasar varsa; haricen belli olan (gözle görülen) hasarların en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında; ziya veya hasar haricen belli değilse bu yöndeki bildirimin yük gönderilene teslim edildiği tarihten itibaren aralıksız olarak hesap edilecek üç gün içinde yazılı yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığı, ancak huzurdaki davaya konu taşımada gönderilenin gemi aracısına vermiş olduğu ihbarın zamanı belirlenemediğinden hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbar yapılmadığı kanaatine varıldığı, dava konusu yüklerin gemiye yüklenmesi, sefer sırasında ve tahliyesinde herhangi bir hasar tespiti yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt olmadığından, heyetçe hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğine ilişkin bir tespite varılamadığı, şu halde bu noktada, ihbarın 3 günlük süre içinde yapılmamış olunmasının sonuçlarına değinmek gerektiği, konunun TTK m. 1185/4 hükmünde açık bir şekilde hükme bağlandığı, buna göre; “Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul olduğu, şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.” İşbu hüküm uyarınca davacı taraf, hasarın deniz yolu ile taşıma sırasında maydana geldiğini ispatlamadıkça, bu zarar sebebiyle davalı taşıyanı sorumlu tutmak mümkün olmadığı, netice itibariyle yukarıdaki bilgiler ve heyetimizin teknik bilirkişlerinin değerlendirmeleri ışığında, dava konusu hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten kaynaklandığının ispat edilememiş olunması gerekçesi ile, davaya konu zarar sebebiyle işbu navlun sözleşmesinin taşıyanlarının da sorumlu tutulamayacağı, TTK m. 1472 uyarınca davacı sigortacının halefiyet hakkının doğduğu ve buna bağlı olarak, aktif husumet ehliyetine sahip olduğu; TTK'nın 1238'de yer alan açık hükmü uyarında 1 numaralı davalı...... Gemisi Donatanı ...Ltd.'nin taşıyan ve keza donatan olması münasebetiyle de asıl taşıyan sıfatını haiz olduğu; dolayısıyla pasif husumet ehliyetini haiz bulunduğu; 19.04.2017 tarihli mail yazışması, 20.04.2017 tarihli taşıma sözleşmesi ve keza ... Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından tanzim edilmiş olan 02.05.2017 tarihli navlun faturasından, işbu davalının taşıma işine aracılığın ötesinde, bizzat taşımayı taahhüt ettiği, dolayısıyla tarafı olduğu alt navlun sözleşmesi münasebetiyle (alt) taşıyan ve buna bağlı olarak pasif husumet ehliyetini haiz bulunduğu; Gemi yönetim sözleşmesi dışında, ...... Denizcilik ...... Şti.'ni davaya konu yükü taşıma taahhüdünü gösterir bir navlun sözleşmesi, konişmento, mail yazışması veyahut navlun faturası bulunmamakla, gemi üzerinde ticari yönetim yetkisini haiz olmayan ihbar olunan ....... Denizcilik...... Şti.'nin taşıyan sıfatına sahip olduğunu ve dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu söylemenin mümkün olmayacağı; davaya konu taşımada gönderilenin gemi aracısına vermiş olduğu ihbarın zamanı belirlenemediğinden hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbar yapılmadığı; davalıların dava konusu hasardan sorumlu olamayacağı; mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde; zarar gören 10.125,32 EURO tutarındaki lamine cam için toplam zarar miktarının 8.950,00 EURO olacağı (10.125,32 - 8.950,00 - 1.175,32 EURO'luk tutar, emtianın kullanılabilir kısımların bedelidir); görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. <br>Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; cevap dilekçesinin süresinde olmaması sebebiyle tahkim ilk itirazının dikkate alınmaması yönündeki beyanlarını yinelediklerini, bilirkişi heyetinin davaya konu taşımada gönderilen gemi aracısına vermiş olduğu ihbarın zamanı belirlenemediğinden hasara ilişkin ve geçerli bir ihbarın yapılmadığı, davalıların dava konusu hasardan sorumlu olamayacağı şeklinde varmış olduğu sonucun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, emtiaların varış adresine ulaşmasına müteakip yapılan kontrollerde kırılmak suretiyle hasarlar meydana geldiğinin tespit edildiğini, emtianın hasarlı şekilde teslim alındığını, zarar bildiriminin gönderildiğini belirterek ,yeni bir inceleme yapılmasını talep etmiştir. <br>Davalı ... Gemi ... Ltd şirketi rapora karşı beyan dilekçesinde; tahkim ve uygulanacak hukuk şartının geçerli olduğu ve bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın Londra ve İngiliz Hukukuna göre çözümünün gerektiğini, ispat yükünün TTK 1185/4 uyarınca gerçekleştirilmeyen bildirim nedeninden dolayı davacıda olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan uygulanacak hukuk, yetki ve tahkim klozları hakkındaki tespitlere katıldıklarını, iddia konusu hasarın deniz taşıması sırasında gerçekleşmiş olduğunun ispatlanmadığı hususunun açıkça tespit edildiğini, müvekkili şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını  belirterek, davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.Davalı ...... vekili, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; bilirkişi raporundaki eksik incelenen hususların bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasar ihbarında bulunulduğu düşünülse dahi müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağını, cam yükündeki hasarın üretim hatasından kaynaklı olduğunun belirtildiğini ve müvekkili yönünden inceleme yapılmadığını, ............'de yer alan klozlar nedeniyle müvekkiline sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını belirterek, öncelikle tahkim itirazı doğrultusunda davanın görev nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. 24.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapora atıf yapılmıştır ve eklenecek bir hususun olmadığı belirtilmiştir. Taraf vekilleri ek rapora karşı beyanda bulunmuşlardır.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden bir nolu davalı yönünden davalı şirketin ıttıla tarihi baz alınarak süresinde tahkim ilk itirazında bulunulduğu kabul edilmek suretiyle davanın usulden reddine; iki nolu davalı yönünden ise ihbarın süresi içerisinde yapılmadığı, aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın esas bakımından reddine karar verilmiştir. <br>Davalılardan ... Şirketine tebligat yapılmamıştır. Ön inceleme duruşmasında bu husus belirtilerek öğrenilme aşamasından itibaren cevap dilekçesinin dosyaya ibraz edildiği belirtilmiştir. Dosya içerisinde adı geçen davalıya yapılan tebligat mevcut değildir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 32. maddesinde; tebliğin usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabın tebliği muttali olmuş ise muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, mahkeme tarafından tahkim ilk itirazının yasal süresi içerisinde yapılmış olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Taşımaya esas ...... ...... hükümlerinin tercümesi dosya içerisine  ibraz edilmiş olup incelenmesinde; genel tahkim ve tahkim süreçlerinin Londra İngiltere Yasalarına tabi  olacağına dair düzenlemenin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu husus bilirkişi raporunda da açıklanmıştır.MTK'nın 4. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi uyarınca, asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır. Bu nedenle, konşimentonun ön yüzünde genel şartlara atıf suretiyle yapılan tahkim anlaşması, yazılı şekil şartını taşımakta olup geçerlidir. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi yada uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Uyuşmazlık, tahkime elverişlidir. Çünkü, somut uyuşmazlıkta taşıma ve bu ilişkiden doğan tazminat talebi, bütünüyle tarafların iradesine tâbi konular olup Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 1. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tahkime elverişlilik koşulunu taşımaktadır.Bilindiği üzere, taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki ilişkide  konşimento; taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkide ise navlun sözleşmesi hükümleri bağlayıcıdır.  .... sözleşmesi taşıyanın geminin tümünün ya da bir bölümünün veya belirli bir yerini  taşıtana taahhüt ederek denizde eşya taşımayı yükümlendiği sözleşmedir. Başka bir deyişle eşya taşımak amacıyla  geminin bir bölümü  ... sözleşmesi ile tahsis edilir.  ... sözleşmesi yapıldığı taktirde taraflardan biri masrafları ödemek koşuluyla kendisine sözleşmenin  ana noktalarını içeren .....  verilmesini isteyebilir. Sözleşmenin tarafları bazen bir araya gelerek ıslak imza atmak yerine bir tarafın bilgisayar ortamında sözleşme akdetmeyi tercih edebilirler. Elektronik ortamda düzenlenen bu metindeki tahkim şartı geçerlidir (Yargıtay 11.HD'si, 12.01.2017 tarih, 2015/12971 E, 2017/240 K. 26.11.2014 tarih, 2014/17444 E. 2014/18405 K,  18.04.2013 tarih, 2012/6961 E, 2013/7612 K sayılı ilamları). Ayrı bir çarter sözleşmesi yapılmadığı durumlarda, konşimento, taşıma sözleşmesinin koşullarını belirler. Ayrıca, yukarıda belirtildiği gibi,  taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki ilişkide zaten  konşimento hükümleri geçerlidir.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında konşimento ve  çarter sözleşmesi mevcuttur.  Davacı sigorta şirketinin sigortalısı, somut olayda gönderilen konumundadır ve davacı, gönderilenin halefi olarak onun hak ve sorumluluklarına tabidir. Bu nedenle, konişmentodaki tahkim şartı davacı için bağlayıcıdır.Tahkim şartı konişmentoda matbu olarak yer alsa ve genel işlem şartı niteliğinde bulunsa bile uluslararası deniz yolu ile taşımalar standart sözleşmeler kapsamında yapıldığından ve dava konusu taşıma da bu konişmentoya göre yapıldığından, tahkim şartının geçerli olduğu,  konişmentodaki tahkim şartının dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, gerek davacı sigortacı, gerekse onun sigortalısı tacir olup, tedbirli bir tacir gibi davranmakla yükümlüdür. Haksız işlem koşulu içeren genel işlem koşulu savunması, tedbirli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü ışığında değerlendirilmelidir. Deniz yoluyla uluslararası taşımalarda düzenlenen konşimentolarda standart olarak uluslararası yetki şartı veya tahkim şartı yer almaktadır. Bu şartın, dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı olarak kabulü mümkün olmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde düzenlenen konşimentoda konulmuş olan tahkim şartının geçerli olduğu, davacının halefiyet yoluyla davayı açması nedeniyle sigortalısı olan gönderilenin sahip olduğu hak ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle üçüncü kişi olarak değerlendirilmeyeceği, matbu şekilde düzenlenmesi teamül olan deniz konşimentosundaki tahkim şartının tarafların sözleşmedeki durumuna göre haksız şart niteliğinde geçersiz sayılamayacağı anlaşılmakla, davacının bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı, Uluslararası Deniz Taşıması esnasında meydana gelen hasar bedelinin rücuen tahsilini talep etmiştir. TTK'nın 1472. maddesi gereğince davacı sigorta şirketi tarafından halefiyet ilkeleri kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili talep edilmiştir. Anılan maddenin ilk fıkrasında; sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zararlardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dilekçesinde halefiyet ve temlik esasına göre sigortalının haklarının devralındığını, rücu hakkının doğduğunu belirtmiştir. TTK'nın 1185. maddesinde bildirim başlığı ile ilk fıkrada, ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ziya veya hasarın haricen belli olmaması hâlinde bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesinin yeterli olduğu, ihbarnamede ziya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gerektiği, 2. fıkrada eşyanın incelenmesinin tarafların katılımı ile mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından  yapılmışsa bildirime gerek olmadığı,  4.fıkrada ise, eşyanın ziya veya hasarı bildirilmemiş, tespit ettirilmemişse taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinden yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul olunacağı, bu karinenin aksinin ispat olunabileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise davacı tarafça yasal süre içerisinde bildirimde bulunulduğunu ve hasarın taşıma esnasında meydana geldiği ispat edilememiştir. Bu durumda mahkemece iddia edilen hasarın deniz taşıması aşamasında meydana geldiğinin  ispat edilememiş olması nedeniyle  davalı ... Gemi ... Şirketi aleyhindeki davanın esas bakımından reddine dair verilen hükümde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf  karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br>5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026 tarihinde,  oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle  karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"859314633b8aedd4","SID":"da03e933228baab4"}}