{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br> <br>ESAS NO\t: 2024/659 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/86<br><br>DAVA\t: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 01/11/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 27/01/2026<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davalı tarafından ... 21. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibin durdurulma kararının hukuka aykırı olduğunu, Davalı/borçlunun müvekkili şirketten, 17/03/2023 tarihinde 18.431,60 TL bedelinde, 27/04/2023 tarihinde 22.136,80 TL bedelinde ve 07/08/2023 tarihinde 14.840,40 TL bedelinde faturalarda belirtmiş olan malları aldığını, malın bedelini ödemediğini ve ödemeyi ret ettiğini, müvekkilinin alacağının tahsili sebebiyle yasal hakkı olan icra takibini başlattığını, Davalı/borçlunun buna rağmen takibe konu 68.176,22 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, ve başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ve takibin  durduğunu, Davalı/borçlunun itirazlarının hukuken dayanaksız olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenmiş olan faturaların taraflar arasındaki akdi ilişkiye (sözleşme) dayanarak düzenlendiğini, faturalarda yazılmış olan malların da davalı tarafa teslim edildiğini ve bu durumun davacı ve davalı tarafların ticari defter kayıtları ile ispatlanmasının mümkün olduğunu, davalı tarafın temerrüt faizine ve yetkiye yönelik itirazlarının da dayanaktan yoksun olduğunu, davalı ve davacının TTK madde 12 uyarınca tacir olduklarını ve tacirler için TTK madde 9'a göre temerrüt faizinin uygulanmasının hukuka uygun olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesine göre, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalardan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu bu çerçevede, 10.10.2024 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu’na ... başvuru numarasıyla başvuruda bulunulduğunu ancak yapılan görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamadığını, anlaşma sağlanamadığından dolayı mahkemeye başvuru zorunluluğunun doğduğunu bildirerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalı/Borçlu'nu ... 21.İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle takibin devamına, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının lehine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususlarında da müvekkilinin lehine bir karar alınması adına, ilgili giderlerin ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin yapmış oldukları iş kapsamında davacı şirket ile ticari ilişki kurmuşsa da, davacının tüm ödemelerinin zamanında ve eksiksiz bir şekilde yapıldığını, buna rağmen davacının, 68.176,22 TL tutarında alacağı olduğunu iddia ederek müvekkili şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığa karşı haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi başlattığını, müvekkili şirketlerce icra takibine itiraz edilmesinin akabinde de Sayın Mahkemede derdest olan işbu itirazın iptali davasınının ikame ettiğini, işbu davanın taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2018 tarihli ... E. ve... K. Sayılı kararında da detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi ya da birine karşı dava açılmasının da mümkün bulunmadığını, bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesinin zorunlu olduğunu, işbu dava bakımından dava dilekçesine bakıldığında ortaklığı oluşturan şirketlerden bağımsız farklı bir vergi kimlik numarası bulunan... Şirketi &... Ltd. Şti. İş Ortaklığı 'nın davalı taraf olarak gösterildiğini; akabinde mahkemece  dava dilekçesi ile tensip zaptı da yalnızca ...'ya tebliğ edilmiş ise de adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığını, nitekim, taraf ehliyetinin 6100 Sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup, taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece re’sen nazara alınması gerektiğini, dolayısıyla davacının dava dilekçesinde taraf olarak göstermiş olduğu adi ortaklığı oluşturan her iki şirketi de davada taraf olarak göstermemesi ve dolayısıyla da taraf teşkilinin sağlanmaması sebebiyle davanın taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu davaya konu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığından ve dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talep edilmeden işbu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali davası ikame edildiğinden, hem icra dairesinin hem de Sayın Mahkemenizin yetkisiz olması sebebiyle işbu davanın reddine ve icra takibinin iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde her ne kadar adi ortaklığın adresinin \"...\" olması sebebiyle ... İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de, adi ortaklığın taraf ve dava ehliyeti olmadığından  yetkili icra dairesi ve mahkemenin salt borçlu olduğu iddia edilen şirketin adi ortaklık olması sebebiyle hatalı olarak adi ortaklığın adresi dikkate alınarak belirlenmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, nitekim adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığından ve gerek davada gerekse de icra takibinde adi ortaklığı oluşturan her iki şirketin de yer alması gerektiğinden yetkili mahkeme ve icra dairesinin tespitinde adi ortaklığı oluşturan şirketlerin adreslerinin dikkate alınmalısı gerektiğini, buna göre gerek ...gerekse de ... şirketlerinin adreslerinin bulunduğu yerin ... Adliyesi Yargı alanında olması sebebiyle yetkili icra müdürlüğünün ... İcra Müdürlüğü olduğunu yine icra takibi yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı gibi Sayın Mahkemenin de işbu dava bakımından yetkili olmadığını, sonuç itibariyle işbu dava ve işbu davaya konu icra takibi bakımından yetkili İcra Dairesi ve Mahkemenin ... İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu, fatura alacağının karşılığı olarak müvekkili şirketlere teslim olunan herhangi bir mal veya hizmetin bulunmadığını, fatura alacağının karşılığı olarak müvekkili şirketlere teslim olunan herhangi bir mal veya hizmetin de bulunmadığını, müvekkili şirketlerin davacı tarafından kendilerine sunulmuş olan mal ve hizmetlerin karşılığı olan bedeli davacıya ödediklerini, dolayısıyla müvekkili şirketlerin davacıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını, buna rağmen davacının müvekkili şirketlere karşı herhangi bir mal veya hizmet teslimi olmaksızın fatura kesmeye devam ettiğini, davacının faturalarda yer alan alacaklarına dayanak olabilecek, mal ve hizmetlerin teslim edildiğine dair somut hiçbir delil sunmadığını, bir işin karşılığı olduğu iddia edilerek fatura kesilmesinin, faturaya konu edilen malların teslim edildiği yönünde kesin bir delil teşkil etmeyeceğini, diğer bir deyişle, dosyaya ibraz edilen faturaların malın teslim edildiğini göstermediğini, davacının yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmesi gerektiğini, davacının davasını ispat etmekle yükümlü olduğundan müvekkili şirketlere kesmiş olduğu faturalara dayanak mal ve hizmeti kendilerine teslim ettiğini ispatlamasının gerektiğini, ancak davacının müvekkili şirkete ne böyle bir mal ve hizmet teslimi olduğunu ne de ikame etmiş olduğu işbu davada buna dair bir belge sunulduğunu, bu doğrultuda davacının söz konusu malları müvekkili şirketlere teslim edip etmediği, teslim ettiyse kime ettiği gibi sorulara cevap verme yükümlülüğünün bulunduğunu, karşı tarafın müvekkili şirketlere mal satımı yapıldığını ve teslim edildiğini ileri sürmüş ise de öncelikle bu iddiasını ispatlaması gerektiğini bildirerek haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın öncelikle usul yönünden itirazlarının kabulü ile usulden; Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine, davalı aleyhine alacağın %20‘sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Tarafların arasındaki uyuşmazlık; ... 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına konu alacağa ilişkin davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, itirazın iptali şartlarının oluşup oluşmadığına  ilişkindir. <br>Mahkememiz dosyasına mali müşavir bilirkişi Bilge Gür tarafından sunulan 28.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda; \" 1. Davacı tarafın incelemeye ibraz edilen 2023 yılı defterlerinin yasal süre içerisinde açılış-kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu, denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu ve muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, defterlerin kesin delil niteliği taşıması hususu ise Sayın Mahkemenizin Tamamen Takdirindedir.  2. Davalının incelemeye katılmadığı ve yerinde inceleme yetki talebinin olmadığı, 3. Davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturayı 2023 yılı defter kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 20.08.2024 icra takip tarihi itibariyle 71.229,51 TL’si defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı görüldüğü, 4. Davacı alacağının dayanağı faturaları ... Ltd. Şti ve ... Adi Ortaklık adına düzenlediği, faturaların e-arşiv faturası olduğu, fatura üzerinde “irsaliye yerine geçer” ifadesinin yer almadığı ve irsaliye bilgilerinin olmadığı görülmüştür. 5. Huzurdaki davada davacı tarafında ... Ltd. Şti ve ... Adi Ortaklık adına   toplam; 55.408,80 TL fatura alacağına 20.08.2024 tarihinde ... 21. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davanın alacağının defterlerinde tespit edildiği ödenmesinin yerindeliği ve takibin devamı Sayın Mahkemenin takdirindedir. Takip tarihinden sonra talep edilen işlemiş faiz ve fer’ilerine ilişkin tüm alacak taleplerinin hukuki değerlemesi ve nihai takdiri Sayın Hakimliğe bırakıldığı\"yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmiştir<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  ... Esas...Karar sayılı kararında \" Bu çerçevede başlatılan bir icra takibinde dürüstlük kuralına aykırı olmayan veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olarak adi ortaklığa karşı husumet yönetilmesi sonrasında adi ortaklığın ortaklarının tamamının icra takip dosyasına itirazlarını sunmak suretiyle kendilerine husumetin yöneltildiğini kabul ettiği durumlarda 6100 sayılı Kanun'un 115/3 maddesi hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanarak eksik olan takip şartının giderildiği kabul edilmelidir. Yine adi ortaklığa husumet yöneltilerek açılan bir davanın yargılaması sırasında ortakların davaya dahili neticesinde taraf sıfatına ilişkin dava şartı eksikliğinin tamamlanmış olması durumunda taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek yargılamaya devam edilmelidir.\" belirtilmiştir.<br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin  ... Esas ... Karar sayılı kararında \"28.02.2018 tarihinde yayımlanmakla yürürlüğe giren 7101 sy. Yasa'nın 16. maddesi ile değişik İİK'nın 287. maddesi gereği konkordato talebi üzerine mahkemece derhal 3 ay süre ile geçici mühlet verileceği, İİK'nın 288. maddesine göre ise geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiştir. Bu bağlamda kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen İİK'nın 294/1. maddesi uyarınca mühlet içinde borçlu aleyhine Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiç bir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Yasada ifade edildiği gibi mühlet kararı içinde borçluya karşı hiçbir icra takip işlemi yapılamayacaktır. Bu yasağa aykırı olarak yapılan takipler başlatılan icra takip işlemleri geçersizdir.Somut olayda, borçlu şirket aleyhine başlatılan takip tarihinin 18/12/2019 olduğu,  ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin... E sayılı dosyasında 09/10/2018 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 06/01/2019 tarihli celsede  geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 06/03/2019 tarihli celsede de 06/03/2019 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, davanın feragat nedeniyle karar verildiği 14/10/2020 tarihine kadar kesin mühletin ve tedbirlerin devam ettiği, bu haliyle takip tarihinin mahkeme mühlet kararından daha sonra olduğu, takibin konkordato kesin mühlet süresi içinde başlatıldığı ve dolayısıyla kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen İİK'nın 294/1. Maddesi uyarınca alınan tedbirlerin devam ettiği  anlaşılmaktadır.  Davacı vekili her ne kadar dava tarihi itibariyle tedbirlerin kalktığını ileri sürmüş ise de  İİK 288. maddesi hükümleri uyarınca verilen geçici mühlet kararı sebebiyle uygulanması gereken İİK'nun 294. maddesine göre borçlu hakkında takip başlatılamayacağı ve  alacaklı tarafından başlatılan takip alacağının İİK'nun 206. maddesinde belirtilen nitelikte alacaklardan da olmadığı da gözetilerek  başlatılan icra takibinin geçersiz olduğu, itirazın iptali davası, icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası dinlemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.\"belirtilmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nun 89.maddesinde \"Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.\" belirtilmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nun 10.maddesinde \"Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.\" belirtilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalılara karşı ...  21. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 55.408,80 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali talepli bu davanın açıldığı, icra dosyası incelendiğinde adi ortaklık yönünden takip başlatıldığı, adi ortaklık belirtilirken adi ortaklığı oluşturan şirketlerin de belirtildiği, icra dosyasında adi ortaklar adına vekaletname sunularak itiraz edildiği, yine bu dava açılmadan önce her bir adi ortak yönünden arabuluculuğa başvurulduğu, yine dava dilekçesinde adi ortaklık adına dava açılmış ise de adi ortaklığın isimlerinin ayrı ayrı belirtildiği, adi ortaklar yönünden vekaletname sunularak cevap dilekçesi sunulduğu, adi ortaklığın tek başına tüzel kişiliği bulunmasa da adi ortaklığı oluşturan ortakların icra dosyasına ve bu dava dosyasına dahil olarak borca itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi sunularak davaya ve icra dosyasına dahil olduğu anlaşılmakla taraf teşkilinin sağlandığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiği,  icra dosyasında borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine ve sunulan cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de yukarıda belirtilen 6100 sayılı HMK'nun10.maddesi ve 6098 sayılı TBK'nun89.maddesi kapsamında davacının yerleşim yerinin de yetkili olacağı, davacının yerleşim yerinin ... olduğu, mahkememizin ve icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olmadığı, dosyamız davalıları tarafından ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 23/07/2024 tarihinde konkordato talepli dava açıldığı, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyasında 26/07/2024 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 23/10/2024 tarihli ara karar ile geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 25/12/2024 tarihli ara karar ile 26/12/2024 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği,  üç aylık geçici mühlet kararı verilen 26/07/2024 tarihli ara karar ile İİK'nun 294/1 maddesindeki \"Mühlet içinde borçlu aleyhine ... tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.\" düzenleme kapsamında tedbir kararı verildiği, tedbir kararının geçici mühlet kararının uzatılması ve kesin mühlet kararına ilişkin ara kararlarda devamına karar verildiği, İİK'nun 294/1 maddesi kapsamında mühlet kararı içinde borçluya karşı hiçbir icra takip işlemi yapılamayacağı, bu yasağa aykırı olarak başlatılan icra takip işlemlerinin geçersiz olacağı, davaya konu icra takibinin 20/08/2024 tarihinde İİK'nun 294/1 maddesi kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı devam ederken başlatıldığı, yukarıda belirtilen emsal nitelikteki İstinaf ilamında da açıklandığı üzere tedbir kararı devam ederken başlatılan icra takibinin geçersiz olacağı, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği anlaşıldığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, <br>2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL ret karar harcının, peşin alınan 853,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 121,88 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>3-Davalılar duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalılara  verilmesine,  <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalılar tarafından belgelendirilen herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 27/01/2026<br><br>Katip <br> ¸e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim <br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"83b8ad387e1a0a37","SID":"b9a41ea4f57e4afb"}}