{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1667 Esas   2025/1607 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1667 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1607<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/605 Esas  2023/177 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/09/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/12/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 11/12/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı  vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya ait ... plakalı römork aracın davalı sigorta tarafından 257391010497 poliçe numarası ile genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalandığını, 24/02/2022 tarihli olay günü müvekkiline ait araç Ankara -Kızılcahamam'da seyir halinde iken birden alev aldığını, hasara uğradığını, hasarın tazmini için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyasının incelemesinde aracın perte çıktığının eksper tarafından belirlendiğini, davalı tarafından müvekkili firmaya 201.081,00-TL kısmi ödeme yapıldığını, müvekkili şirketten ibraname alındığını, kasko poliçesinde sigorta bedelinin “rayiç değer” olduğu açıkça  belirtilmiş olup,  hasar tarihinde hasara uğrayan aracın rayiç değeri ile  davalı tarafından ödenen tazminat miktarı arasında fahiş fark bulunduğunu poliçe kapsamında belirtilen limitlerden düşük bir ödeme yapıldığını, ödemeyi yapmak için geçerliliği olmayan makbuz niteliğinde ibraname alındığını iddia ederek müvekkiline imzalatılan ibranamenin makbuz hükmünde olduğunun tespiti ile şimdilik 10.000-TL'nin hasar tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza dolayısıyla davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru sonucu davacıya ödeme yapıldığını, müvekkili şirketi sigorta poliçesinden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, sigortalı araç  için kaza tarihinde piyasa şartları ve poliçenin belirtilen rayiç bedel tespitine ilişkin madde de göz önüne alınarak 201.081,00-TL bedel doğrultusunda hesaplama yapıldığını ve bedel ödendiğinden müvekkilinden talepte bulunamayacağını, davacının müvekkilini ibra ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 24/02/2022  tarihinde davalıya genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı aracın Ankara -Kızılcahamam'da seyir halinde iken alev aldığı, hasara uğradığı, hasarın tazmini için davalı sigorta şirketine davacı tarafça  başvuruda bulunulduğu, aracın perte çıktığının eksper tarafından belirlendiği, davalı tarafından davacıya 201.081,00-TL  ödeme yapıldığı ,yapılan ödeme sırasında davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği, taraflar arasında düzenlenen bila tarihli mutabakatnamenin  içeriği itibariyle TBK'nın 132.maddesi uyarınca tam bir ibra niteliğinde olduğu, davacının TBK'nın 28.maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma hükümlerine dayanılmadığı, zararın tamamının karşılanmadığından bahisle bakiye tazminat talebinde bulunulduğu, ibraname veren sigortalının müzayaka halinde olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar  verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigorta şirketi tarafından ödenmesi için şart koşulan ibranamenin geçersiz olduğunu, ödeme yapıldıktan sonra rayicin 400.000,00- 500.000,00 TL arası olduğunun tespit edildiği, ibranamenin makbuz hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini, ödenen bedel ile rayiç arasında fahiş fark olduğunu bildirerek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; tarafik kazasında hasarlanan sigortalı aracın hasar tutarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, bila tarihli ibraname, trafik tescil kayıtları, ekspertiz raporu, ödeme belgeleri ve vs deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\tDosya kapsamından, davacıya ait ... plakalı römorkun davalı şirket nezdinde  257391010497 poliçe numaralı genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalandığı, 24/12/2022 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda aracın hasarlandığı, taraflar arasında sigortalı araç ve dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen bila tarihli \"İbraname\" ile aracın rayiç bedelinin 201.081,00 TL olduğunun kararlaştırıldığı, kararlaştırılan bedelin davalı tarafından davacıya ödenmediğine ilişkin davacı iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tDavacı yan,  genişletilmiş kasko sigortasına dayalı olarak araç bedelinin rayiç değer altında belirlenip eksik ödemede bulunulduğunu, ödenen bedel ile rayiç değer arasında fahiş fark olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış; davalı yan,  taraflar arasında düzenlenen ibraname ile davacının davalıyı ibra ettiğinden başkaca talepte bulunamayacağı savunulmuştur. <br>\tDavada vasıflandırma hakimin görevindedir. Davacı açıkça TBK 28. maddesine dayanmasa da ödenen tazminat ile gerçek değer arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek edimler arasındaki açık oransızlığa dayanmış olup bu hali ile gabin şartlarının araştırılması gerekir.<br>\tTBK'nın 28. maddesi “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. “ hükmünü haizdir.<br>\tGabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir. (Burcu Kalkan, Türk Hukukun Gabin, İst. Ocak 2004, Sahife 51), \"Gabin, dar ve zor durumda kalmalarından ötürü sözleşme yapmaya sürüklenmiş kişileri korumak ve zayıfı güçlüye ezdirmemek için daha çok sosyal amaçlarla kabul edilmiş bir müessesedir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 6.bas.Sh.388, M.Reşit Karahasan, Türk Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 2003, Cilt 1.Sahife 297)<br>\tGabinin biri objektif diğeri de subjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır. Bir sözleşmenin edimleri arasındaki aşırı oransızlık objektif unsuru oluşturmaktadır. Aşırı oransızlığın karşı tarafın özel durumundan yani müzayaka veya hiffeti ya da tecrübesizliğinden bilerek yararlanması sonucu doğması gerekir ki buna da subjektif şart denmektedir. Somut olayda davacı 10.11.2016 tarihli ortaklıktan ayrılma sözleşmesinde şirket hisselerinin gerçek değerinin oldukça altında satın alındığını,  taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürmüş olup, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi bu durumun ise  TBK'nın 28/2. Maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği de gözetilmek suretiyle (bkz. Yargıtay 11. HD'nin  04.07.2017 tarih  ve 2016/2200-4078 sayılı ilamı ve 23.06.2021 tarihli ve  2021/565 Esas- 2021/5340 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamları da bu yöndedir) mahkemece dava konusu olayda gabinin subjektif ve objektif unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek, neticesine göre bir karar verilmesi gerekir. Ne var ki ilk derece mahkemesince davacının dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki, davalı tarafından ödenen bedel ile sigortalı aracın rayiç değeri arasında fahiş fark bulunduğuna yönelik iddiaları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık ve müzayaka  halleri araştırılmamış olup eksik inceleme ile karar verilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılacak iş, gabinin objektif unsuru olan edimler arasındaki aşırı oransızlık halinin tespitini sağlamak amacıyla  sigortalı aracın kaza tarihindeki  rayiç değeri usul ve yöntemine uygun olarak konusunda uzman bilirkişi veya gerektiğini bilirkişi heyeti raporuyla belirlenerek ve müzayaka hali bulunup bulunmadığı tartışılarak  sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. <br>\tYukarıda  açıklanan gerekçe ile davacı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne,  dosyanın HMK'nın 353/1-a-6. maddesine göre yeniden esası hakkında bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.  \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2023 tarih 2022/605 Esas  2023/177  Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>\t4-Davacı tarafından yatırılan  269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025<br>Başkan-               Üye -                       Üye -           Zabıt Katibi <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"022c549f4d557fb0","SID":"c118492b722d0ac3"}}