{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/303 Esas   2026/25 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/303 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/25<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 03/07/2018 <br>NUMARASI\t\t: 2018/22 Esas -2018/434 Karar <br><br>DAVA\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak (İstirdat)<br>DAVA TARİHİ\t: 08/01/2018 <br>KARAR TARİHİ\t: 12/01/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/01/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı şirket vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin  29/12/2020 tarih ve 2018/2101 Esas 2020/1574 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/09/2021 tarih ve 2021/2557 Esas 2021/5579 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2020/22944 başvuru numaralı dosyada 24/10/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br><br><br>\t DAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin de içinde bulunduğu ... Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede müvekkilinin dini ve milli duyguları kullanılarak \"yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği\" garantisi ile para toplanıldığını, müvekkiline de yatırmış olduğu 25.304,00 Avro karşılığında ortaklık durum belgesi verildiğini, nitekim bu sürecin SPK raporlarında detaylı bir şekilde anlatıldığını, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti gibi suçlamalarla ceza davaları açıldığını, yatırılan paranın iadesinin istenmesine rağmen müvekkili tarafından davalı tarafa yatırılan paranın iade edilmediğini, müvekkiline bugüne kadar kar payı dağıtılmadığını ve taahhüt edildiği halde müvekkilinin parasını geri alamadığını,  davalı tarafça yapılan para toplama işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının basiretli iş adamı gibi davranmadığını, davalıların eyleminin SPK mevzuatına aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığını, taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın davalı şirketle birlikte doğan zarardan müteselsilen sorumlu olduğunu iddia ederek, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete verilen  25.304,00 Avro'nun şimdilik 1.000 Avro'luk kısmının paranın ödendiği tarihten itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereği davalılardan müteselsilen  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davacı davasının yargılamada 23.869,00 Avro üzerinden ıslah etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı şirketler vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle TTK'nın 329 ve 405 maddeleri gereğince hisse senetlerinin geri alınması ve bedellerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığını, davacının hile, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, keza şirket ile ortaklar arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu sürenin de geçtiğini, davacının dayandığı ortaklık durum belgesi altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığından müvekkillerini bağlamayacağını, davacının müvekkili şirketlere ödediği bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin hisse senetlerini edinmek suretiyle müvekkili şirkette pay sahibi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vasisine dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edildiği davalı yanıt vermemiş, duruşmalara katılarak beyanda bulunmamıştır.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafça yapılan ödemeler düşüldükten sonra davacının bakiye 12.519,00 Avro alacağının kaldığı, bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine,  6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince davacının talebi de nazara alınarak aynen ödenmesi kayıt ve şartıyla; 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince dava tarihi olan 08/01/2018 tarihinden itibaren (davacının talebi de nazara alınarak) Devlet Bankalarının EURO cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte 12.519,00 EURO nun davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.  <br>           İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>\tDavalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının davacının hile ve/veya ödeme iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına ilişkin mahkemenin değerlendirmesinin TTK'nın 329 ve 405. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin, geçersiz hükümsüz bir ilişkide zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağı ile zaman aşımı def'isinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğuna ilişkin gerekçenin de yerinde olmadığı, hak dürüşücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiği, hatta kanunda öngörülen 10 yıllık süreninde dolduğunu, mahkemece geçersiz saydığı hisse senetlerinin davalı tarafa iadesine karar verilmemesinin yerinde olmadığını, davalı tarafından SPK'ye sunulan CD ve üst yazı içeriğinin yanlış değerlendirildiğini, gerekli delillerin toplanmadığını, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini, yemin delilini kullanma hakkının engellendiğini, isticvap istemlerinin yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin şirkete iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının ıslah talebinin kabulünün de hatalı olduğunu, mahkemece davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, mahkemece ıslah ile arttırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de doğru olmadığını, ödeme belgelerinin hepsi dikkate alınmaksızın karar verildiğini, dava tarihindeki yabancı para değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının da hatalı olduğunu, ileri sürerek duruşma açılarak yapılacak istinaf incelemesi sonunda açıklanan bu ve re’sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> \tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  faiz başlangıcı yönünden hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin davalı şirkete paranın ödendiği tarih olması gerektiğini, davalı tarafından sunulan ödeme belgelerine itibar edilerek müvekkilinin alacağının eksik hesaplanmasının yanlış olduğunu, davada reddolunan kısım üzerinden vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını  ileri sürerek kararın bu yönüyle kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir. <br>            \t\t\t\t\t\t\t\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile bu amaçla yatırılan paranın iadesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı yanca, davalı  şirkete ortak yapılacağı vaadiyle ve yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı şirkete yatırdığını  25.304 Euro yatırdığını, ancak ortaklık ilişkisi kurulmadığı gibi  talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını iddia ederek davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile yatırdığı paranın iadesi istemiyle eldeki dava açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2101 Esas 2020/1574 Karar sayılı kararı ile esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın 3332 sayılı Yasanın geçici 4.maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Dairemiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin  20/09/2021 tarih ve 2021/2557 Esas 2021/5579 Karar sayılı kararı ile onanması üzerine davacı yanca Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucu Anayasa Mahkemesinin 2020/22944 başvuru numaralı dosyada 24/10/2024 tarihli kararı ile Anayasanın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.<br>\tDavanın geldiği aşama ve uzun yargılama süreci ile tarafların tüm delillerinin dosyada olduğu, istinaf istimine ilişkin yargılamada sadece bozma gereğince zorunlu olarak duruşma açıldığı, istinaf incelemesinin duruşma gereksinimi duyulmadan gerçekleştirildiği gözetilerek 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi kapsamında dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olduğundan duruşma açılmamıştır. Taraflara yargılamaya yeniden başlandığı tebliğ edilmiştir. \t<br><br>\tDairemizce yeniden yapılan yargılama sırasında davacının, davalı şirketin hisseleri ile ilgili bir kaydileştirme işleminin olup olmadığı, kaydileştirme yaptırdıysa hisse senetlerini Borsa İstanbul üzerinden satıp satmadığı, sattı ise hangi tarihte sattığı ve ayrıca kar payı olup olmadığı hususunda  İstanbul Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş Genel Müdürlüğü Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş'ye yazılan 27/11/2025 tarihli müzekkereye verilen 12/12/2025 tarihli cevabi yazıda davalı şirket ile ilgili kar payı bulunmadığı belirtilerek ekinde kaydileştirme ve hesap hareket raporlarının liste halinde gönderilmiş, söz konusu listelerin incelenmesinde  davacı ...'ın kaydileştirme  işlemini yaptırdığı ve dolayısıyla davalı şirketin ortağı olduğu anlaşılmış, böylelikle gelinen aşamada dava konusuz kalmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nun 331/1.maddesinde \" Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder\" \tBuna göre davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine  mahkum etmesi gereklidir. <br>\tSomut olayda davacının davalı şirket ortağı olarak dava tarihinden sonra Merkezi Kayıt Kuruluşunda kaydileştirilmiş olduğu, anılan kaydileştirme işlemi ile davalı yanın da davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğunu sayılacağı gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı yan sorumlu tutulmuş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davanın konusu kalmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>\t2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 54,40 TL karar harcının başlangıçta alınan 77.57 TL karar harcı ile 2.098,13 TL ıslah harcı toplamı 2.175,7 TL'den mahsubu ile bakiye 2.121,3 TL'nin kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,  <br>\t3-Yargılamada vekil ile temsil olunan davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan  7194 sayılı Yasa'nın 41. Maddesi ile eklenen geçici 4. Maddesinin 2. Fıkrası ile AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak  davacıya verilmesine, <br>\t4-Davacı tarafça yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 54,40 TL karar harcı, 98,10 TL istinaf başvuru harcı, 35,90 TL istinaf karar harcı, 224,00 TL taraf davetiye gideri, 253,80 TL keşif harcı gideri, 9,00 TL müzekkere posta gideri ve 3.000,00 TL bilirkişi kurulu ücreti gideri olmak üzere toplam 3.711,1 TL yargılama giderlerinin davalılardan müteselsilen alınarak  davacıya verilmesine, <br>\t5-HMK'nın 333. Maddesi gereği artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>B)1-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>  2-Davalı şirket  tarafından yatırılan 963,70 TL istinaf karar harcı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalıya iadesine, \t<br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet  ücreti taktirine yer olmadığına,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/01/2026<br><br>  Başkan-              Üye -                        Üye -             Zabıt Katibi -<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02267f2eb9b78d37","SID":"2a0c81914ff999c2"}}