{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/1431 <br>KARAR NO\t\t: 2026/261<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/102 E. - 2021/956 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 13.02.2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13.02.2026<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.11.2021 tarih 2021/102 E. - 2021/956 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, dava dışı ... Şti. ila banka arasında  ticari kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'in bu sözleşmeye kefil olduğunu, sözleşmeden  doğan borcun ödenmemesi üzerine ve ihtara rağmen ödeme yapılmadığından alacağın tahsili için İzmir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/2553 E. sayılı dosyasından icra takibine başlandığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, açıkladığı nedenlerle davanın kabulü ile davalının borca itirazının iptali ile  takibin devamına , davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine  karar  verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili ...'in, eski ortağı  ...., dava dışı ve iflas etmiş olan .... Şti'de hissedar oldukları dönemde şirket lehine kefil oldukları genel kredi sözleşmesini imzaladıklarını, sonrasında şirketin devredildiğini, şirket hisse devri sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca hissesini devreden davalı müvekkilinin, sözleşme öncesi doğmuş vergi, banka, banka kredi borcu ve kefilliği vb borçlarından sorumlu olmadığını, diğer davalı ....’in sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, davalı müvekkilinin şirket hisse devri yaptıktan sonra çalıştıkları tüm bankalara ve davacı bankaya ihtarname göndererek, şirket hisselerini devrettiğini, şirket lehine imza attığı kefilliklerinden istifa ettiğini, kefilliğinin geçerli olmadığını, bankaların yeni bir kefil bulmasını ve sorumluluğun kendisinden olmadığını bildirdiğini, ihtarnamenin gönderildiği hiçbir bankanın davalı müvekkiline karşı icra takibi başlatmadığını, kredi karşılığı olan çeklerin ....firması tarafından ödenmiş olduğundan kredinin bedelsiz kaldığını, davalı müvekkilinin borcu olmadığını, davayı ve borcu kabul etmemekle birlikte fahiş faiz oranına da itiraz ettiklerini, davalı müvekkili tarafından lehine kefil olunan şirketin iflas ettiğini, açıkladığı nedenlerle müvekkili hakkında açılan davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka tarafından kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açıldığı, TBK.nun 589.maddesi uyarınca   kefilin, asıl borcun yanı sıra asıl borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından ancak kefalet limiti ile sorumlu olduğu, davalının 1.000.000,00-TL kredi borcu için kefil olduğu, davalının, asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle eş muvafakati aranmayacağı,  sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete   KMH dan krediler kullandırıldığı ve ticari Kredi kartı tahsis ederek kullanıma açıldığı, kredi ödemelerindeki aksamalar üzerine ihtarname ve hesap kat ihtarlarının tebliğ edildiği, adres değişikliklerinin noter kanalıyla bankaya bildirilmemesi nedeniyle sözleşmede yer alan adreslere gönderilen tebligatların tebliğ edilmiş sayılması suretiyle davalının temerrüde düştüğü, dosyada mevcut bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu, davacı banka ile  dava dışı .... Şti arasında 22.04.2015 düzenleme tarihli 400.000.-TL limitli  Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığı, davalının 6098 sayılı TBK kefalet hükümleri doğrultusunda kendi el yazıları ile kefalet tarihi, kefalet türü ve kefalet limiti yazılmak suretiyle  müşterek borçlu ve  müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, her birinin Kefalet limiti 1.000.000.-TL olarak belirlenmiş olduğu, kefaletin geçerli olduğu,  davacının takip tarihi itibariyle:28.02.2019 takip tarihi itibariyle 19.773.45-TL asıl alacak,   2.584.22-TL İşlemiş akdi/temerrüt faizi,  42.13-TL Faizlerin % 5 gider vergisi,  . 574.71-TL İhtar Masrafı, 22.974.51-TL   toplam alacağı talep edebileceği,   takip tarihinden 19.773.45-TL  asıl alacağa yıllık % 33 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi ile birlikte davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı alacağı likit olup davalı itirazında haksız olduğundan İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca itiraza uğrayan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedileceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının eski ortağı ...'in dava dışı ve müflis...Şti.'de hissedar oldukları dönemde şirket lehine kefil oldukları, kefaletin ve sözleşme içeriğinin şekil şartlarının kanuna uygun olmadığını, davalının şirket hisselerinin tamamını 04.10.2016 tarihinde Menderes 1.Noterliği'nin 006765 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ...'e devrettiğini, noter senedi dışında ayrıca aralarında da hisse devri sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmenin 6.maddesi gereğince davalının sözleşme öncesi doğmuş vergi, banka, kredi ve kefalet borçlarından sorumlu olmadığının kararlaştırıldığını, davalının hisse devri sonrasında çalıştıkları tüm bankalara ve davacı bankaya ihtarname göndererek şirket hisselerini devrettiğini ve şirket lehine imza attığı kefilliklerinden istifa ettiğini, kefaletlerin geçerli olmadığını bildirdiğini, Bornova 5.Noterliği'nin 11.10.2016 tarih 25371 yevmiye nolu ihtarnamesiyle bu hususta bankalara ihtarname gönderildiğini ve ihtarnameyi alan bankalarının hiçbirinin davalı aleyhinde takip başlatmadığını, ayrıca kredi karşılığı çeklerin ...Şti. Tarafından ödendiğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını, ancak davacı banka tarafından haksız şekilde davalı aleyhinde takip başlatıldığını, davalının lehine kefil olduğu şirketin iflas ettiğini ve İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2019/4 İflas sayılı dosyasının açık olduğunu, davalının sorumluluğunun lehine kefil olunan şirketin iflas dosyasının incelenerek değerlendirilmesi gerektiğini, alacağın iflas masasına kaydedilip kaydedilmediğinin araştırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tKefaletten dönme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 599. Maddesinde \"Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötüolduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.\" şeklinde düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta davalı kefilin asıl borçlu şirketteki hisselerini 04.10.2016 tarihli hisse devri sözleşmesiyle devrettiği, Bornova 5.Noterliği'nin 11.10.2016 tarih ve 25371 yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davacı bankaya kefaletten dönme iradesinin bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamının incelenmesinde kefalet sözleşmesi 22.04.2015 ve 18.06.2015 tarihlerinde imzalandığı, takip ve dava konusu borçların kredili bankomat ve business kredi kartı borçlarına ilişkin olduğu, hesap kat tarihleri 14.01.2019 olmakla birlikte davacı bankaya borçlanmanın gerçekleştiği tarihe ilişkin bir kayıt ve delilin dosya kapsamında yer almadığı görülmüştür.<br>\tYukarıda alıntılanan yasal düzenleme ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre kefaletten dönmenin tek taraflı bir irade beyanıyla sonuç doğurabilmesi için lehine kefil olunan asıl borçlunun, borcun doğumundan önceki mali durumunun kefalet sözleşmesi yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulması veya mali durumunun kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması hallerinde tek taraflı irade açıklamasıyla kefalet sözleşmesinden dönülebilecektir. Somut uyuşmazlıkta ise  Bornova 5.Noterliği'nin 11.10.2016 tarih ve 25371 yevmiye sayılı ihtarnamesinin incelenmesinde davalı kefilin, kefaletten dönmeye yönelik irade açıklamasında yalnızca şirket hisselerinin devredildiğine dayanıldığı, şirketin mali durumuna yönelik herhangi bir gerekçe gösterilmediği görülmüştür. Buna göre açık yasal düzenleme uyarınca kefaletten dönmenin ancak lehine kefil olunanın mali durumundan kaynaklanan beklenmedik olumsuz durumlarla sınırlı olarak gerçekleşebileceği, somut uyuşmazlıkta davalı kefilin bu yönde bir gerekçeye dayanmayan dönmeye yönelik irade açıklamasının sonuç doğurmayacağı gibi şirket hisselerinin devredilmiş olmasının şahsi kefaletten kaynaklanan sorumluluğu sona erdirmeyeceği değerlendirildiğinden  davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.(Bkz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 04.05.2015 tarih, 2015/4978 Esas 2015/6275 Karar, 11.09.2024 tarih 2023/3631 2024/6279 Karar sayılı ilamları)<br>\tİlk derece mahkemesince davaya esas teşkil eden tüm delillerin toplandığı, dosyanın bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alındığı, işbu raporun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette bulunduğu, bu bağlamda davalının limited şirket hisse devri sözleşmesiyle asıl borçlu şirket nezdindeki hisselerini diğer şirket ortağına devretmesinin kefaletten kaynaklanan sorumluluğunu sona erdirmeyeceği gibi hisseleri devralanla gerçekleştirdikleri sözleşmenin şirket hisse devri sözleşmesi yönünden üçüncü kişi konumunda olan kefalet alacaklısı bankaya karşı sonuç doğurmayacağı, asıl borçlu şirketin iflas etmiş olmasının, kefalet sözleşmesinin tali nitelikli bağımsız borç doğuran sözleşmelerden olması nedeniyle müşterek ve müteselsil kefile müracat yönünden bir etkisinin bulunmadığı, kaldı ki alacak iflas masasına kaydedilmiş olsa dahi bu durumun alacağın tahsili anlamına gelmediğinden alacaklı bankanın kefillere karşı takip ve dava hakkını devam ettireceği gözetilerek ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.569,38 TL'den peşin alınan 392,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.176,48 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0603554c5342b5c8","SID":"93437cb6fab8bc16"}}