{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2026/147 <br>KARAR NO: 2026/290<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/11/2025<br>NUMARASI: 2024/879Esas   -    2025/1017Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:  11/02/2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin  2024/879 Esas 2025/1017 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalının davacıya böyle bir borcunun bulunmadığını beyan ettiğini, ancak davacı ile davalı arasında uluslararası yük deniz taşıma işi kapsamında iş ilişkisi bulunduğunu, bu iş ilişkisinden kaynaklı olarak davalının 1.520,00 USD olan borcu bulunduğunu, söz konusu alacağın davacı şirketin cari hesap kayıtlarında ve faturalarda açıkça görüleceğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davaya konu 10/06/2024 tarihli ve 10/07/2024 vade tarihli ... numaralı fatura olduğunu, faturanın davalı şirketin ticari defterlerine kayıtlı olduğunu, ancak davalının 1.520,00 USD tutarlı borcu ödemediğini, alacağın yük taşıma faaliyeti sonucu doğan navlun ücretinden  kaynaklandığını ve davacı şirketin taşıma işlemini eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek itirazın iptalini, takibin devamını, yargılama giderleri ile  vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında taşıma yapıldığına dair herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, işin yapıldığına dair ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının fatura dışında bir delil sunmadığını, faturanın tek başına alacağı ispatlamayacağını, bu konudaki Yargıtay kararlarını dosyaya sunduklarını, davacının ihtiyati haciz talebine yönelik şartların gerçekleşmediğini, yalnızca faturaya dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;\" Somut davanın değerlendirilmesinde, TTK'nın 21/2 maddesi gereğince faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdi ilişkinin yazılı delille ispatının gerektiği,faturanın ticari defterlere kayıt edilmesi halinde ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil TTK'nın 222.maddesine bakılması gerektiği,ticari defterlere kaydedilmiş faturanın akdi ilişkinin varlığını kanıtlayacağı faturayı teslim aldıktan sonra süresi içerisinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılacağı, tarafların defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelememeleri sonucu düzenlenen raporlarda takip dayanağı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve ödeme kaydının bulunmadığı tespit edildiğinden davacı tarafça ispatlanan davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İİK'nun 67/2.maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. İcra inkar tazminatına, döviz üzerinden talep edilen alacağın takip tarihindeki “Türk Lirası” karşılığı üzerinden hükmedilebilir. (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2012/11766 E. 2012/14589 Karar sayılı ilamı) Somut olayda alacağın faturadan kaynaklı likit bir alacak olması ve davacının talebi gözetilerek, itirazın iptaline karar verilen 1.520,00 USD nin takip tarihindeki karşılığı olan  ( 1 USD = 34,01-TL) 51.695,20-TL'nin takdiren % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>Yabancı para alacağına ilişkin eldeki davada harç ve vekalet ücreti hesaplamasında dava tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplama yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş....\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaliyle takibin devamına, 2-İtirazın iptaline karar verilen alacak miktarı olan 51.695,20-TL' nin (takip tarihi itibariyle 1 USD=34,01-TL hesabıyla) %20' si oranında (10.339,04-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel Mahkeme tarafından, davacının faturaya dayalı alacağı olduğu yönünde davanın kabulüne ve müvekkil şirket aleyhine icra inkar tazminatına karar verildiğini, davanın temel hukuki dayanakları göz ardı edilerek yalnızca davacı taraf lehine olacak şekilde hüküm kurulmuş olup verilen karar usule ve hukuka aykırı olduğunu, bu kararın kaldırılması için istinaf yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, bu süreçte mali müşavir ... görevini ihmal ederek bazı aylarda şirketlerin beyannamelerini vermediğini, 2024 yılı ..., ... ve ... aylarına ilişkin fatura kayıtlarını yanlış girdiğini, işçilerin işe giriş bildirimini yapmayı ihmal ettiğini, bazı raporları zamanında ilgili kurumlara iletmediğini ve tüm bu sebeplerle müvekkil şirketleri fahiş cezai yaptırımlarla karşı karşıya bıraktığını, ticari defterin düzgün tutulmaması ve fatura kayıtlarının yanlış yapılmasından kaynaklı, yaşadığı mağduriyete ilişkin olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/45312 soruşturma sayılı dosyası ile ilgili mali müşavir hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup Savcılık Makamı tarafından şüpheli hakkında cezalandırılması yönünde iddianame düzenlendiğini, müvekkil şirket aleyhine tahakkuk eden ve müvekkil şirket tarafından ödenen cezalara ilişkin icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla davacı şirkete yapılan ödemelere ilişkin kayıtların tutulmaması ve faturaların yanlış girilmesi sebepleriyle müvekkil şirketin yaşadığı mağduriyet açık olduğunu, bu hususun da değerlendirilerek Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiğini, davacı şirket ile müvekkil şirket arasında taşıma yapıldığına dair de herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, işin yapıldığına dair ispat yükü davacıda olmasına karşın, davacı fatura dışında bir delil sunmadığını, davacı, müvekkil şirket ile aralarında yapılan ticari ilişkiye dayalı olarak 1.520,00-USD alacağı olduğu gerekçesiyle alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğünde ... numaralı dosya ile icra takibi başlattığını, müvekkil şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmayıp yalnızca faturanın varlığı hizmetin yapıldığına yahut mal tesliminin yapıldığına dair kanıt oluşturmadığını,  davacının sunduğu faturanın konusu navlun ücreti olup, bu ücret taşımayı gerçekleştiren kişi veya şirkete taşıma bedeli olarak ödenen bir ücret olduğunu, dosya kapsamında; taraflar arasında bir taşıma faaliyeti olup olmadığına ve hizmetin fiilen ifasına dair herhangi bir sevk irsaliyesi, yükleme belgesi, CMR, teslim tesellüm belgesi veya taşıma sözleşmesine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, yerel mahkeme, davacının işi yapıp yapmadığı ile ilgili ispat yükünü müvekkil şirkete yüklediğini ve defter kaydını mutlak delil sayarak ispat faaliyetini sona erdirdiğini, ortada miktar ve mahiyet itibarıyla somutlaşmadığını, hayali bir taşıma hizmeti söz konusu olduğunu, fiilen ifa edilmeyen, eşyanın teslimine dair makbuz veya taşıma senedi bulunmayan bir navlun hizmetinin, sadece sehven veya usulen deftere kaydedilmiş olması, müvekkil şirketi borç altına sokmaya yeterli olmadığını, yerel mahkemenin, maddi gerçeği araştırmak yerine şekli bir kayıtla yetinerek kurduğu hüküm, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekkil şirket 2018 yılından beri ... Bölgesinde üç ayrı yerleşkede ticari faaliyetlerine devam eden yerleşik bir şirket olup herhangi bir mal kaçırma yahut gizlemeye ilişkin davranışı hiçbir zaman olmadığını, müvekkil şirket halen aynı yerleşim yerinde, üretim faaliyetlerine devam etmekte ve şu an iki yüz milyon TL'nin çok üstünde makina parkuru olan, on beş bin metre kare üretim tesisinde bu makinaları kaçırması mümkün olmadığını, yerleşim yeri sabit olduğunu,  davacı şirket ile müvekkil şirket arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmamasına rağmen yalnızca faturaya dayanarak icra takibi başlattığını ve haksız şekilde işbu davayı açtığını,  HMK m.190 uyarınca ispat yükü davacıya ait olup, davacı iddialarını destekleyen hiçbir somut delil sunmadığını, taşımanın yapılıp yapılmadığı, hangi yükleme ve boşaltma noktalarından gerçekleştirildiği ve kim tarafından ifa edildiği araştırılmadığını, bu hususların liman işletmeleri, gümrük müdürlükleri ve varsa alt yükleniciler nezdinde araştırılması gerektiğini, salt davacı tarafından düzenlenen faturaya ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen Yerel Mahkeme kararının istinaf yolu ile kaldırılmasını talep ettiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; tehir-i icra talebinin kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/879 E. ve 2025/1017 K. Sayılı kararın istinaf kanun yolu ile kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Ticari defterlerdeki kayıtlar alacağın varlığını kesin olarak ispatladığını, davalı taraf, istinaf dilekçesinde aradaki ticari ilişkiyi inkar etmeye çalışsa da; mahkemece alınan 29/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davalının kendi ticari defterlerinde dava konusu faturanın kayıtlı olduğu tespit edildiğini, dava konusu faturanın ticari defterlere kaydedilmesi ve akabinde Form Ba ile vergi dairesine bildirilmesi, faturaya konu hizmetin alındığına dair davalı tarafça yapılmış yazılı bir ikrar niteliğinde olduğunu, resmi makamlar nezdinde faturayı beyan ederek vergi indiriminden yararlanan davalının, yargılama aşamasında 'hizmet almadım' veya 'muhasebeci hatası' şeklindeki savunmaları, TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına ve 'çelişkili davranış yasağına' (Venire Contra Factum Proprium) açıkça aykırı olduğunu, davalı taraf, taşıma sözleşmesi olmadığını ve hizmetin verilmediğini iddia ettiğini,  bu iddia, kendi defter kayıtları ve e-posta yazışmaları ile çürütüldüğünü, dosya kapsamında tespit edildiği üzere, davalı şirket personeli ... tarafından gönderilen e-posta ile hizmet bedelinin 1.520,00 USD olduğu teyit edildiğini, davalı taraf istinaf dilekçesinde bu personelin yetkisiz olduğunu iddia etse de, faturanın şirket muhasebesine işlenmesi, söz konusu işlemin şirket yetkililerince benimsendiğini gösterdiğini, yetkisiz temsil iddiası, işlemin ticari defterlere kaydedilmesi karşısında hukuki bir gerekçe taşımadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre; faturayı teslim alıp, süresi içinde itiraz etmeyerek defterlerine kaydeden tacir, faturanın içeriğini ve faturaya konu hizmetin verildiğini kabul etmiş sayıldığını, yerel mahkeme kararında da bu husus TTK 21/2 ve 222. maddelerine atıfla isabetli şekilde belirtildiğini, açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; davalı tarafın yerinde olmayan ve mesnetsiz istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, itirazın iptali istemidir. Davanın dayandığı temel ilişki, hizmet sözleşmesidir.<br>Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davacının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K.,  2017/19-915 Esas  2018/1338  sayılı kararında da benimsenmiştir.<br>Davalının  kendi defterlerinde faturaya yer vermesi, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil etmesi demektir. Davalının karşı tarafın faturasını defterine kaydetmesi, daha sonra borçlu olmadığını iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt kendi aleyhine karine teşkil etmektedir.Aynı  zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturanın davalı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur. <br>Davacının davaya konu faturadaki hizmeti davalı yana sunduğunu ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK.’nın 200. maddesi (HUMK 288) uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği anlaşılmıştır. Davacının hizmeti verdiğini tanıkla ispat etmesi mümkün değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davacının alacağını ispata yeterli olamaz. Nitekim  davaya konu  faturanın hem davacı hem davalı defterinde kayıtlı olduğu, iade faturası düzenlenmediği, davalının faturayı red etmediği, ödeme olmadığı bilirkişi raporu sonucunda anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat etmiş olup davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür.  <br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının  HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/879 Esas 2025/1017 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 3.535,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı taraftan peşin olarak yatırılan 890,10 TL harcın mahsubu ile eksik yatan 2.645,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına<br>Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,<br>HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy  birliği ile karar verildi.11/02/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"031c3b92d7e09f21","SID":"994682c7f49c8e88"}}