{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/722 Esas<br>KARAR NO: 2026/136<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2022<br>NUMARASI: 2019/619 Esas, 2022/106 Karar<br>DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/01/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin tekstil alanında faaliyet gösteren ve genellikle yurt dışına ürün satışı yapan bir firma olduğunu, davalı şirket ile aralarında 25/09/20...-27/09/20.... tarihinde ...'da gerçekleşecek olan \"..., Tekstil Aksesuarları ve Ayakkabı Fuarı\" için fuar katım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince üzerine düşen edimlerini yetire getirdiğini, ancak davalının tanıtım suretiyle taahhüt ettiği edimini yerine getirmediği gibi taraflar arasında sözleşme imzalanmadan önce yazılı ve sözlü taahhütleriyle müvekkilinin iradesini haksız fiile sakatlayarak sözleşme imzalanmasına sebebiyet verdiğini, imzalanan sözleşmenin bir nüshasının müvekkiline verilmediğini, bu nedenle sözleşme içeriğine ilişkin bilgi edinemediğini, bahse konu fuarı tanıtan reklam broşüründe vaat edilen hizmetlerin müvekkili tarafından ....Tektil pazarında gelir etme amacına uygun  bulunması nedeniyle müvekkilinin fuara katılım sağlamak istediğini, ancak ilgili broşürde yer alan fuarla ilgili esaslı unsurların gerçekleşmediğini, katalogda  fuara farklı ülkelerden  katılan firma olacağı taahhüt edilmiş iken fuara sadece ... ve Türkiye'den firmalar katıldığını, yine katalog ve broşürlerde vaat edilen prestij sahibi büyük firmalar yerine adı duyulmamış firmaların katıldığını, müvekkiline fuarda Masterclass alanında ürünlerini sergileyebileceği taahhüt edilmiş iken bu alanın fuar boyunca kapalı  tutulduğu nu, fuara katılım sağlayacak olan ziyaretçi profilinden müşterilerin fuara katılımının sağlanmadığını, fuarın 25/09/20... ve 26/09/20... tarihleri arasında 2 saat geç açıldığını, müvekkilinin bu eksiklikleri video ve fotoğraflamak suretiyle kayıt altına aldığını, ayrıca TC ... Büykelçiliğinden fuarın nasıl gerçekleştirildiği, eksiklikleri ile katılımcı firmaların memnuniyetini tespit etmek amacıyla ticaret  müşavirinin tutanak tuttuğunu, bu tutanağın celbini talep ettiklerini, müvekkilinin bahse konu eksiklikler nedeniyle büyük bir maddi kayba uğradığını, müvekkilinin yukarıda izah edilen eksiklikleri bilseydi veya reklam katologunda vaat edilenler ile fuarla ilgili bilgiler olmasaydı fuara katılım iradesi göstermeyeceğini, davalı tarafından düzenlenen fuarın taraflar arasında anlaşılan şekilde ifa edilmediğini, müvekkilinin ticari kazanç kaybına neden olunduğunu, ayıplı ifa niteliğinde eksiklikler bulunduğunu, taraflarınca hizmetin ayıplı olduğunun 8 günlük yasal sürede TTK 23/1-3 uyarınca Noter ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, davalı tarafından ihtarnamede sayılan hususların ve taleplerin kabul edilmediği yönünde cevap verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, yukarıda bahsi geçen eksikliklerden davalı şirketin sorumsuzluğuna ilişkin sözleşme maddelerinin geçersiz nitelikte olması gerektiğini belirterek haksız sözleşme şartlarının yazılmamış sayılması ve haksız fiil- ayıplı hizmet neticesinde oluşan alacağın şimdilik 1000 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları ve talepleri saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 26/08/20....tarihli ıslah dilekçe ile; HMK 180. Maddesi uyarınca davanın tamamının ıslah edilerek yasal süresinde ayıp ihbarı yapıldığından ayıplı ifa neticesinde TBK 227 uyarınca sözleşme bedelinden 2.000,00Euro indirim talep ettiklerini, yine müvekkilinin fuarda sergilenmek üzere ayırdığı malların müvekkiline fuarın bitiminden 5,5 ay kadar sonra teslim edildiğini, söz konusu malların tasarım ürünleri olup müvekkilinin mevcudiyetinde benzeri bulunmadığını, geç teslim edilen kıyafetler nedeniyle sezon değişikliği olduğunu bu nedenle satışının yapılamadığını,  ticari kazanç ve malların geç teslim edilmesinden dolayı müvekkilinin 50.000,00 TL zararının bulunduğunu belirterek ayıplı hizmet nedeniyle oluşan 50.000,00 TL zararın tazminine ve sözleşme bedelinden 2.000,00 Euro indirim yapılmasına karar verilmesini talep ve ıslah etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesine konu ettiği tüm iddiaları ile ilgili olarak fuar süresince ve yasal 2 günlük süre içerisinde hiçbir itirazının bulunmaması karşısında, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu edilen miktarın belirli olması karşısında, dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,  davaya konu belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, davacıya sözleşmenin bir örneğinin verilmediği iddiası gerçek dışı olduğunu, dava konusu sözleşme hükümlerinin davacı için bağlayıcı olduğunu, sözleşme karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu 25-27 Eylül 20... tarihleri arasında ..../...’da gerçekleştirilen ... Fashion fuarının, .... bir organizatör firma tarafından düzenlendiğini, müvekkilin bu fuara ülkemiz milli katılımını gerçekleştirdiğini, davacının iddialarının aksine, müvekkil tarafından sözleşmeye konu tüm edimler eksiksiz olarak yerine getirildiğini,  25-27 Eylül 20... tarihleri arasında düzenlenmiş olan fuarda, broşürde de belirtilmiş olduğu üzere her gün saat 10.00’da açılıp, 18.00’da kapandığını, fuarın ilk günü, resmi açılış saat 12.00’da yapıldığını, saat 10.00’dan itibaren fuarın açıldığını, dava dilekçesinde ifade edildiği gibi, fuarın geç açılması ya da erken kapanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenlerle zamanaşımı ilk itirazın dikkate alınmasını ve bu itirazın kabulünü, neticede haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili davacının ıslah dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde; ıslah dilekçesi ile birlikte gerekli harçların yatırılmadığını, davacının ıslah dilekçesinin usul kurallarına aykırı olduğunu, davacının iddiasını genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının dava dilekçesine konu ettiği tüm iddiaları ile ilgili olarak fuar süresince ve yasal 2 günlük süre içerisinde hiçbir itirazının bulunmaması karşısında, davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının bu kez sözleşmenin bir örneğinin verilmediği iddiasını bildirmemesinin, dürüstlük kurallarına nasıl uymadığının somut bir kanıtı olarak kabul edilmesi gerektiğini,dava konusu sözleşme hükümlerinin davacı için bağlayıcı olduğunu  ve sözleşme karşısında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bildirilen tüm savların mesnetsiz olduğunu ve dava konusu fuarla ilgili tüm edimlerin eksiksiz olarak müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davacının fuarda sergilediği kıyafetlerin kendilerine süresinde teslim edilmediği ve/veya teslim edilmemesi sonucu zarara uğradıkları savlarının açıkça maddi gerçeklikten yoksun olduğunu, müvekkili tarafından davacıya elbiselerin geri teslim edileceği tarih konusunda hiçbir taahhütte bulunulmadığını, sözleşmenin bu konuda çok açık olup, ...’da yapılan fuara konu ürünlerin gemiyle geri getirileceği tacir davacının da bilgisi dahilinde olduğunu, müvekkiline  teslim edilen malzemelerin gemi ile Türkiye’ye doğru gümrüklenerek yola çıktığını, geminin 20.01.20... tarihinde ülkemize ulaştığını ve gümrük işlemlerinin 27.01.2020 tarihinde bitirilmesinin hemen ertesi günü elbiselerin teslim alınması için davacıya 28.01.20.. tarihinde bilgi verildiğini (EK-1) ve elbiselerin teslim alınabileceği  davacıya yazıyla bildirildiğini, ıslah dilekçesine ekli dava dilekçesinde bildirilen “sözleşme bedelinden indirim” talebi açıkça yeni bir dava niteliğinde olduğundan salt bu nedenle reddi gerektiğini, fuarda sergilenen elbiselerin geç teslim edildiğine dayalı vakıa ve sav da yeni bir davanın konusu olduğundan bu konudaki talebin de reddi gereğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın tamamen ıslahı üzerine sunduğu yeni dava dilekçesinde uyuşmazlık konusunu ayıplı hizmet neticesinde sözleşme bedelinden indirim ve uğranılan zararın tazmini olarak belirttiği, uğranılan zararları ticari kazanç kaybı ve malların geç teslim edilmesinden dolayı uğradığı zarar olarak beyan ettiği anlaşılmakla davacının TBK m.227 uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, sözleşmeden dönme açıklamasının yenilik doğuran hak olduğu ve maddi hukuka ilişkin olduğu, davacının daha sonrası kullandığı seçimlik hakkını ıslah ile geçersiz kılarak sözleşme bedelinde indirim talebinde bulunamayacağı, ancak TBK m227/4 uyarınca sözleşmeden dönmeyi durum haklı göstermiyorsa hakimin satış bedelinden indirilmesine karar verebileceği, bu durumun da ıslahı gerektirmediği, ticari kazanç kaybının dava dilekçesindeki taleplerle aynı olduğu, malların geç teslim edilmesinden kaynaklı zarar talebinin dava konusu edilmeyen yeni bir talep ve vakıa olduğu, davalının bu konuda açıkça muvafakati bulunmadığı, ıslah ile dava konusu edilmeyen bir talebin davaya dahil edilmesi mümkün bulunmadığı, davanın tamamen ıslahı suretiyle aynı vakıaların korunarak yeni vakıalar ve talep eklenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılarak davacı vekilinin davanın tamamen ıslahı talebinin ve ıslah sonrası sunmuş olduğu yeni dava dilekçesinin, yeni taleplerin ıslahla dava konusunu oluşturması mümkün olmadığından, ıslah ile kullanılan seçimlik hak değiştirilemeyeceğinden ve diğer taleplerin de dava dilekçesindeki taleplerle aynı olduğundan usule uygun olmadığı kanaatine varılmakla değerlendirmeye alınmamasına,  yargılamanın daha önce taraflarca verilmiş dilekçeler, beyanlar ve mahkemece belirlenen uyuşmazlık konuları ve talepler yönünden devam olunmasına karar verildiği,  ... Moda Tekstil ve Ayakkabı Fuarına ilişkin .... Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri tarafından hazırlanan gözlemci raporunda; diğer ülkelere ait stantlara gösterilen ilgi ile Türk stantlarına gösterilen ilgi arasında bir fark bulunmadığı, fuara ilginin yeterli olmadığı, tanıtım faaliyetlerinde ana organizatör tarafından fuarın tanıtımı yapıldığı ancak Türkiye katılımına yönelik faaliyete rastlanmadığı, tanıtım faaliyetlerinin yeterli olmadığı, organizatörün firmaların sorunu olduğunda yardımcı olduğunu, organizatör personelince katılımcı firmalara verilen destek hizmetlerinin yeterli olduğu, stant ve dekorasyonun uygun olduğu, organizatör tarafından verilen firma listesindeki tüm firmaların fuara katıldığı, Türk firmalarına ait stantların ziyaretçilerinin girdiği kapıda yer aldığı için uygun bir pozisyonda olduğu, firmalara taahhüt edilen stant yerlerinin tahsisinde herhangi bir sorunla karşılaşılmadığı, organizatörün bilgilendirme dosyasını zamanında firmalara gönderdiği ve bilgilerin güncel olduğu belirtildiği, raporda ayıpla ilgili bir tespit olmadığı, aydınlatma, stant malzemesi, stant yeri açısından bir sorun olmadığı, fuarın geç açıldığına ilişkin bir tespit bulunmadığı, ayıp konusunda somut bir delil bulunmadığı, gözlemci raporunun bu durumu doğruladığı, gözlemci raporunda fuarın tanıtımının yeterince yapılmadığı ve fuara ilginin yetersiz olduğunun tespit edildiği, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde fuar katılımcısının organizatör firmanın ziyaretçi sayısı ve iş bağlantısı yapma konusunda bir taahhüdü olmadığını kabul ettiğinin düzenlendiği, dolayısıyla davalının sözleşmenin 7. maddesi kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı, davacının fuara katıldığı, fuar katılım sözleşmesindeki imzanın davacı tarafından inkar edilmediği, dolayısıyla davacının sözleşme ile bağlı olduğu, davacının tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğünde olduğu, dolayısıyla sözleşme hükümlerinin haksız şart olduğu iddiasının dinlenemeyeceği, tanık anlatımlarında katılımcı sayısı ve satışa ilişkin garanti verildiği iddia edilse de sözleşmede bu konuda bir hüküm olmadığı, ayrıca sözleşmenin 37. maddesinde katılımcı firmanın organizatör personelinin sözlü olarak bir takım taahhütlerde bulunduğu gerekçesiyle sözleşme maddeleri dışında hareket edemeyeceğini, personelin yazılı olmayan sözlü taahhütlerinden organizatör firmanın sorumlu olmayacağının düzenlendiği, dolayısıyla personeller tarafından verilen sözlü taahhütlerden davalının sorumlu olmadığı anlaşılmakla somut olayda; sözleşme kurulum aşamasında irade sakatlığı halinin mevcut olmadığı, ayıplı hizmet olmadığı, fuara yönelik ilgi ve katılımcı sayısına ilişkin davalının taahhüdünün bulunmadığı ve bu hususta sözleşmenin 7. Maddesi uyarınca sorumlu olmadığı, personelleri tarafından verilen sözlü taahhütlere ilişkin davalının sorumluluğunun bulunmadığı  gerekçesiyle davacının sözleşmeye aykırılık, ayıp ve haksız fiile dayalı taleplerinin reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak;   Mahkemece dosyaya sunulan delil ve tanık beyanları dikkate alınmadan karar verildiğini,  sözleşmede belirtilen hükümlerin davalının ayıplı hizmet sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, davalı şirketin düzenlenen fuarda organizatör olarak sorumluluğunun, ziyaretçi sayısına ve iş bağlantısı kurma sonucuna bağlı olmaksızın, vaat ettiği çeşitli ülkelerden bir çok prestijli firma ile müvekkilini bir araya  getirmesi ve iş bağlantısı kurmasına imkan sağlaması olduğunu, davalının bu sorumluluğunun sözleşmenin 7. Maddesine dayanarak kaldırmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından da davalı tarafından bu imkanın sağlanmamasından dolayı dava yoluna gidildiğini, zaten fuarcılık hizmetinin ana amacının da katılımcıların istek ve taleplerine uygun olarak alıcı ile satıcıyı bir araya getirmek olduğunu, TC .... Büyükelçiliği ticaret müşaviri tarafından tutulan rapor incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, bu raporun 4. Maddesinde, organizatörün Türkiye katılımıyla ilgili yeterli faaliyetine rastlanılmadığı, tanıtım faaliyetlerinin yeterli olmadığı, Türk standlarına gösterilen ilginin az olduğu, fuar öncesinde organizatörün katılımcı firmalara yönelik, fuar ve ülke hakkında dış ticaret mevzuatı ve pazar potansiyeline ilişkin bilgilendirme çalışmalarının yetersiz olduğu ve yapılan bilgilendirmelerin doğru olmadığının saptandığını, fuara katılım sağlayan bir diğer şirket yetkilisinin Mahkeme huzurunda dinlendiğini, beyanının;\"...... Tekstil benim komşum, bu fuara bende katıldım, ....... Tekstil olarak bu fuara katıldık, fuarla ilgili benim zararım oldu, orda bende satış yapamadım, arada tek tük satış oluyordu, bize satış konusunda garanti vermişlerdi ama satış o kadar olmadı, defileler olacak, fuar alanı çok güzel olacak şeklindeki beyanlarla fuara katılmamız konusunda bizi ikna ettiler, biz oraya gittiğimizde fuarla ilgili bir alan yoktu, pazar şeklinde bir alan kurulmuştu, firmalar sadece Türkiye ve ...'dandı, bize gösterdikleri firmalar fuar alanında yoktu, ürünlerimiz 6 ay sonra geldi, fuar alanında elektrik ve ışıklandırma iyi değildi, biz oraya gidip ürünlerimizi sergiledik, müşteri gelmedi, defilede yapılmadı, bu yüzden satış yapamadık, bize 8.000 tane müşteri demişlerdi, fuar geç açılıp erken kapatılıyordu, bana verilen alanda mallarımı sergileyebildim, bu konuda bir sıkıntı olmadı, fuar için götürülen bizim ürünlerimizi 6 ay sonra getirdiler ve bize ulaşan ürünler kullanılamaz haldeydi\" şeklinde olduğunu, Mahkemece HMK 180. Maddesi hükümleri uyarınca ıslah haklarının hukuka aykırı bir şekilde kullandırılmadığını, müvekkiline geç teslim edilen mallar nedeniyle müvekkilinin zarara uğramasının sonradan ortaya çıkması nedeniyle tarafları, konusu, maddi olayı aynı olan olayda ıslah yoluna başvurulmak istenildiğini, ancak Mahkeme tarafından söz konusu haktan mahrum bırakıldığını, dava tarihi itibariyle bu zararın henüz doğmadığını, müvekkilinin malların makul sürede teslimini beklediğini, müvekkilinin davayı açarken ürünlerin 6 ay sonra teslim edileceğinin öngörülmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava açıldığını, Mahkemece ıslah ile talep ettikleri ayıp oranında indirim isteme hakkının, daha önce bedel iadesi olarak seçimlik hakkın kullanılması neticesinde yenilik doğurucu hakkın ıslah ile ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle bu talebin  dikkate almadığını, yine ıslah dilekçesi  ile bedel iadesi ve zarara ilişkin olan 1.000,00 TL talebimizi 50.000,00 TL olarak artırdıklarının açık olduğunu, ancak Mahkemece bu taleplerin bir önceki talepleri ile aynı olduğu değerlendirilerek dikkate alınmamasının açıkça kanuna aykırı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,  fuar katılım  sözleşmesinden kaynaklı sözleşmeye aykırılık ve ayıplı hizmet sebebiyle sözleşmeden dönme ve uğranılan zararın tazmini ile  tam ıslah ile  ayıplı hizmet neticesinde sözleşme bedelinden indirim ve  ticari kazanç kaybı ve malların geç teslim edilmesinden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, davacı hükmü istinaf etmiştir.Davacı, davalı ile 25/09/20...-27/09/20.... tarihleri arasında yapılacak ... ...... Fuarı için fuar katılım sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirket tarafından iradesi sakatlanarak ve yanıltılarak sözleşmenin akdedildiğini, fuarın tanıtım broşüründe belirtildiği gibi olmadığını, katılım sayısının söylenildiği gibi olmadığını iddia ederek aldatma nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararın tazmin edilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de bedel iadesi ile malların geç teslimi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tahsilini talep etmiştir.Davalı, davacının iddialarının doğru olmadığını sözleşmenin 7. ve 35. maddesi uyarınca fuara katılma ve organizasyona dair bir taahhütte bulunmadığını, ihbarın süresinde yapılmadığını beyan ederek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Davacı, eldeki dava açılmadan önce 04/10/20... tarihinde keşide ettiği .... .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin geçersizliği nedeniyle haksız fiil ve ayıplı hizmet sonucu oluşan 5.460,00 EURO fuar ücreti, iki kişilik uçak masrafı 9.912,00 TL, otel masrafı 5.294,00 TL ve fuara hazırlık ve emek kaybı için 120.000,00 TL'nin iadesini talep etmiş,  yargılama sırasında HMK 180. Maddesi uyarınca verdiği  davanını tamamının ıslah edildiği yönündeki dilekçesiyle ayıp oranında satış bedelinde indirim ve fuara katılan ürünlerin geç teslim edilmesinden kaynaklı zarar doğduğu iddiasıyla tazminat olarak değiştirmiştir. Öncelikle davacının tam ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini ıslah dilekçesindeki şekliyle değiştirip değiştiremeyeceğinin incelenmesi gerekmiştir.\"Davacı davasını tamamen ıslah edebilir. (m.176,m.180)Tamemen ıslahta davacı, davasını baştan(dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve (bir hafta içinde) yeni bir dava dilekçesi verir(m.180) Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin(m.179/2'dekiler hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur.(m.179/1) Bu halde, dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (m.179/2'dekiler hariç) tamamının yapılmamış  sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için, buna davanın tamamen ıslahı denir.(m.180)...Davacı(davalı açıkça muvafakat etmezse) davasını tamamen ıslah ederek talep sonucunu değiştirebilir...Davacı (davalı açıkça muvafakat etmezse) davasını tamamen ıslah ederek, dava sebebini (yani davasının dayanağı olarak göstermiş olduğu vakıaları) değiştirebilir...\" (Prof.Dr.Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, sayfa 594-595) Yukarıda yer verilen açıklamalara göre, İlk derece Mahkemesince, davalının Borçlar Kanununun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik hakkını sözleşmeden dönme ve  ticari kazanç kaybı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini yönünde kullanmakla bu hakkın sona erdiği, seçimlik hakkın ıslah sureti ile dahi değiştirilemeyeceği, davacının ancak TBK  227/4 uyarınca sözleşmeden dönmeyi durum haklı göstermiyorsa hakimin satış bedelinden indirilmesine karar verebileceği, bu durumun da ıslahı gerektirmediği, ticari kazanç kaybının dava  dilekçesindeki taleplerle aynı olduğu, malların geç teslim edilmesinden kaynaklı zarar talebinin dava konusu edilmeyen yeni bir talep ve vakıa olduğu, davalının bu konuda açıkça muvafakati bulunmadığı, ıslah ile dava konusu edilmeyen bir talebin davaya dahil edilmesi mümkün bulunmadığı, davanın tamamen ıslahı suretiyle aynı vakıaların korunarak yeni vakıalar ve talep eklenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle  dava dilekçesindeki talep doğrultusunda değerlendirme yapılmasında   bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Taraflar arasında 10/05/20.... tarihinde fuar katılım sözleşmesinin imzalandığı ve davacının  25-27 Eylül 20... tarihinde yapılan fuara katıldığı ihtilafsız olup, uyuşmazlık, davalı  organizatörün, fuar katılım sözleşmesi öncesinde sözleşmenin imzalanması için davalıyı yanıltmak suretiyle sözleşmenin  imzalanmasın da iradesini sakatlayıp sakatlamadığı ve bu hususun davacıya, sözleşmeyi geriye yönelik olarak ortadan kaldırma hakkı verip vermediği, sözleşmenin eksik ve ayıplı ifa edildiği iddiasıyla davacının bir zararının doğup doğmadığı  noktasında toplanmaktadır.6098 sayılı TBK'nun \"irade bozuklukları\" üst başlığı altında düzenlenen yanılma başlıklı 30. maddesine göre sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmadığı, yanılma halleri olarak 31. maddede açıklamada yanılma, 32. maddede saikte yanılma ve 33. maddede iletmede yanılma hallerinin düzenlendiği, 34. maddede yanılmada dürüstlük kuralları, 35. maddede yanılmada kusur ve 36. maddede aldatma (hile) düzenlenmiştir.TBK'nun 31. maddesinin başında yer alan \"özellikle\" deyimi ile belirtildiği üzere, maddede sayılan esaslı yanılma halleri, yol gösterici niteliktedir, sınırlayıcı değildir. Fakat bir yanılmayı esaslı saymak hususunda hakim, TBK.m.31'de belirtilen hallerde ifadesini bulan prensiplerle bağlıdır. TBK.m.31'de beş bend halinde belirtilenler dışındaki bir yanılma halinin esaslı sayılıp sayılmayacağı bu bendlerde yer alan ve 32. maddede temel saik yanılması düzenlenirken ifade edilen dürüstlük kuralına dayanan esas gözönünde tutularak belirlenecektir  (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman / Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2016, 14. Bası, s. 92-93).Bir kimse belirli şartlarla bir sözleşmeyi yapmaya karar verirken çeşitli hususları dikkate alır. Şayet kararına etki yapan bu hususlardan birinde veya birkaçında yanılmışsa, iradesinin (arzusunun) beyanında/açıklanmasında değil, oluşmasında yanılma söz konusudur. Buna saik (güdü/itki) yanılması denir. Kural olarak, saikte yanılma esaslı değildir (TBK.m.32/c.1). Ancak TBK.m.32/c.2 ve 3'de öngörülen şartlar varsa, saik yanılması esaslı yanılma niteliği taşır  (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman / Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2016, 14. Bası, s. 99-100). Aynı eserin devam eden 100-104 sayfalarında bir yanılmanın temel yanılma olması için gerekli şartlar düzenlenmiş olup buna göre; bir tarafın sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta yanılmış olması, yanılma konusu husus, yanılan bakımından sözleşmeyi yapması için bir \"......\" teşkil eden (onsuz sözleşmeyi yapmayacağı) bir unsura ilişkin olması, yanılma konusu saikin karşı tarafça bilinebilir olması ve iş hayatındaki dürüstlük kuralları, yanılmanın sözleşmenin geçerliliğini etkilemesini haklı göstermesi gerekir.6098 sayılı TBK'nun 36. maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir.TBK.'nun sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler başlıklı 19. maddesi gereğince bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.Açıklanan yasal düzenlemeler ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde, dosya kapsamında yer alan taraflar arasındaki bir sayfadan ibaret fuar katılım sözleşmesinde tarafların hak ve yükümlülükleri  yer almaktadır. Sözleşmede davacı tarafın iddia ettiği üzere, fuara tekstil alanında birden çok ülkenin katılacağı ve   prestij sahibi büyük tekstil firmalarının  katılacağı yönünde davalının bir taahhütü ve garantisi bulunmamaktadır. Davacının, dosya kapsamında yer alan fuar tanıtım broşürlerinde yer alan  katılımcı lara ilişkin ilgili bilgiler doğrultusunda sözleşmeyi imzalayarak fuara katıldığına ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, yani davacının, kendisi bakımından fuar katılım sözleşmesinin esaslı unsuru olduğunu öne sürdüğü davalı tarafından fuara katılacağı söylenen ülke ve firmaların fuara katılmasının, sözleşmenin yapılması şartı olarak davalı tarafa bildirdiğine dair yazılı bir belge ve delilin dosya kapsamına sunulu olmadığı, bu durumda bu yanılma halinin davalı tarafından bilinebilir olduğundan bahsedilemeyeceği gibi davalının, davacıyı sözleşmenin yapılması bakımından aldattığı da söylenemeyecektir. Sözleşme öncesi görüşmelerde davalının, sektörün birçok ünlü isim ve firmalarının fuara katılacağına ilişkin vaadi bulunduğuna yönelik davacı iddiası bu yönüyle ispatlanabilmiş değildir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. Maddesinde; \"Fuar Katılımcısı, organizatör firmanın ziyaretçi  sayısı ve iş bağlantısı yapma konusunda bir taahhüdü olmadığını kabul eder.\" denilmiştir.Yine aynı sözleşmenin 37. Maddesinde; \"Katılımcı firma, Organizatör personelinin sözlü olarak bir takım taahhütlerde bulunduğu gerekçesi ile sözleşme maddeleri dışında hareket edemez. Personelin yazılı olamayan sözlü taahhütlerinden Organizatör sorumlu değildir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamında  bulunan ... Moda Tekstil ve Ayakkabı Fuarına ilişkin ... Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri tarafından hazırlanan ve  fuarlı ilgili bir takım tespitlerin yapıldığı gözlemci raporunda tanıtım faaliyetlerinde ana orgazatör tarafından fuarın tanıtımının yapıldığı, ancak Türkiye katılımına yönelik faaliyete rastlanılmadığı,  fuarın tanıtımının yeterince yapılmadığı ve fuara ilginin yetersiz olduğunun tespit edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde fuar katılımcısının organizatör firmanın ziyaretçi sayısı ve iş bağlantısı yapma konusunda bir taahhüdü olmadığını kabul ettiğinin düzenlendiği, dolayısıyla davalının sözleşmenin 7. maddesi kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında imzalanan  10/05/20... tarihli fuar katılım sözleşmesi uyarınca davalı tarafın fuar organizasyonunu gerçekleştirmek davacı tarafın ise fuarda kendisine tahsis edilen mekanda fuara katılmak için davalıya belli bir bedel ödemek edimlerinin yüklendikleri, fuar organizasyonunun gerçekleştiği, her iki yanın tacir olup sözleşme hükümlerinin tarafları bağladığı, sözleşme içeriğinde yer almayan hususlardan davalı organizatörün sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla ilk derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer taraftan TBK m. 227/4 uyarınca sözleşmeden dönmeyi durum haklı göstermiyorsa hakimin satış bedelinden indirilmesine karar verebileceği düzenlemiş olup  davacının iddialarının bu yönüyle de değerlendirilmesi gerekmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde, \"Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" hükmü bulunmaktadır.  TBK'nın 223. Maddesi ise: \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" hükmünü haizdir. TBK'nın 227. maddesi gereğince alıcı ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir. Aynı madde gereğince, alıcının genel hükümlere göre, uğramış olduğu zararlar nedeniyle ayrıca tazminat talep etme hakkı da mevcuttur.TTK 23/1-c maddesinde; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. \" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. <br>Dava konusu fuar 25-27 Eylül 20.... tarihinde yapılmıştır.  Davacı hizmetin ayıplı olarak verildiğini, bu nedenle zararın doğduğunu belirterek zararın tazmini ileri sürmektedir. Davacı tarafça ileri sürülen ayıp, açık ayıp niteliğinde olduğundan fuarın yapıldığı tarihten itibaren 2 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Davacı, 2 günlük süreden sonra ayıp ihbarında bulunmuştur. TTK 23/son maddesi hükümlerine göre davacı tarafça, davacının fuar hizmetini ayıplı yaptığına dair ihbar mükellefiyetini TTK 18/3 maddesi hükümlerine göre 2 günlük süre içinde yerine getirmediği, bu nedenle TBK 223/2 maddesi gereğince hizmeti bu hali ile kabul etmiş sayıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde ve şartlarına göre yapılmadığı anlaşılmakla ayıp nedeniyle sözleşmeden kaynaklı satış bedelinden indirim yapılmasına yönelik talebi de yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 20../.. Esas, 2022/... Karar sayılı ve .../02/20... tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi 29/01/2026<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4852a84718cece89","SID":"26e3dcb426cc1401"}}