{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO : 2024/1118 <br>KARAR NO\t : 2026/262<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/02/2024<br>NUMARASI\t: 2014/732 E. - 2024/66 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı iken nakil sureti ile Giresun Ticaret Sicil Memurluğuna alındığını, 29/03/2010 tarihli tescil işlemi ile ...  A.Ş ile birleştiğini, birleştiği şirkette 05/04/2010 tarihli tescil işlemi ile unvanını ...Ltd Şti olarak tescil ettirdiğini, davalının avukat olduğunu, müvekkili şirket ile grup şirket ...  A.Ş'ye ait İstanbul ve Giresun'da devam eden davaları takip etmek üzere vekalet verildiğini, kendisine tevdi edilen dosyaları takip etmediğinden İstanbul 14.Noterliği'nden keşide edilen 28/09/2009 gün ve ... sayılı azilname ile davalının azledildiğini, davalıya elindeki dosyaları iade etmesi amacı ile İstanbul 14.Noterliği'nin 12/10/2009 gün ve ... sayılı ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı Beyoğlu 35.Noterliği'nden verdiği 20/10/2009 gün ve ... sayılı cevabında vekil olarak takip ettiği şirketlere ait dava dosyalarında ücret ve yaptığı masraflar ödenmediğinden bahisle Av. Kan.nun 39.maddesi gereği hapis hakkını kullandığı şeklinde cevap verdiğini, Giresun 1.Noterliği'nden kendisine 8 adet dosyanın iadesi için tekrar ihtar yollandığını, akabinde davalının İstanbul Barosu Başkanlığına şikayet edildiğini ve İstanbul Şişli CBS'nın 2010/30217 soruşturma sayılı dosyası ile işlem yapılması yönünde başvuruda bulunulduğunu, davalı yanca Şişli 7.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından 15/09/2008 tanzim ve 15/09/2009 vade tarihli 183.000-TL'lik bonoya istinaden kambiyo senetlerine müstenit yolla müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, bu takibin iptali için Şişli 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/1663 esas sayılı dosyasından açılan dava sonucu 24/11/2010 ve 1290 k. Sayılı ilamı ile müvekkili şirketin itirazının reddine karar verildiği , bu karar temyiz edildiği ve henüz sonuçlanmadığını, müvekkili şirketin YK başkanı ile başkan yardımcısının müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edileceği, ancak takibe konu bononun sahte GK kararı ile YK başkanı seçilen ... tarafından tek imza ile düzenlendiğini, bu nedenle müvekkili şirketi bağlamayacağı iddiasının İcra Hukuk Mahkemesince kabul edilmediğini, müvekkili şirketin 13/12/2007 tarihli sahte ortaklar ve pay sahipleri ile yaptığı genel kurul toplantısının iptali için İstanbul 13.ATM'nin 2008/86 esas sayılı dosyasından ortak ... tarafından açılan davada, ...'ın müvekkili şirkette mevcut %80 hissesini Hasan Karayel isimli şahsa devrettiği beyan ve kabul edilmesinden davadan feragat edildiğini, sahte oylarla yapılan GK'de seçilen YK üyeleri arasında yapılan görev taksimine göre şirketin temsil ve ilzamı şirket ana sözleşmesine uygun olarak YK başkanı seçilen ... ile Başkan Yardımcısı ...'in müşterek imzaları ile temsil ve ilzamı yönünde karar alındığını, bu karar TTSG'nin 28/12/2007 gün ve 6966 sayılı nüshasında ilan edildiğini, müvekkili şirketin 01/09/2008 gün ve 07 sayılı kararında YK başkan yrd....'in istifa ettiği belirtilerek karar alındığı, ...'in bu tarihte değil, senedin tanzim tarihinden sonra Giresun 1.Noterliğinden keşide ettiği 22/09/2008 gün ve ... sayılı istifaname ile istifa ettiği , Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/453 esas sayılı dava dosyasına YK başkanı ... tarafından verilen 05/04/2010 tarihli dilekçede de bu husus kabul edildiği, YK kararında imzası bulunan ... Giresun 1.Noterliğinden keşide ettiği 22/10/2008 gün ve ... sayılı istifanamesinde müvekkili şirketin 01/09/2008 tarihli 07 nolu YK toplantısına katılmadığı ve bu toplantılarda bulunmadığından bahisle istifa ettiği, 01/09/2008 gün ve 08 sayılı kararda imzası bulunan ... dahi Giresun 1.Noterliğinden keşide ettiği 21/10/2008 gün ve ... sayılı istifanamesinde YK toplantısına  katılmadığı ve bu toplantılarda bulunmadığı, yapılan seçimin yokluğunda ve usulsüz olarak yapıldığından bahisle istifa ettiğini, Giresun 2.ASHM'nin 2009/453 esas sayılı dosyasının 01/09/2008 gün ve 08 numaralı kararda imzası bulunmadığını, imzasının taklit olduğunu beyan ettiğini, müvekkili şirketin YK başkanı ... tarafından münferit imza ile temsil  ve ilzamına dair aldığı 01/09/2008 tarihli ...nolu YK kararlarının kararı olmadığı, sahtelikle alınan bu kararlara istinaden YK başkanı olarak tek imza ile düzenlenen dava konusu senetten dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile takip dosyasında cebri icra yolu ile ödenen toplam 249.545,89-TL'nin haksız tahsil tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin taraf olduğu toplam 35 adet dava ve hukuki iş müvekkili tarafından yaklaşık 2 yıl boyunca takip edildiğini, müvekkilinin avukatlığını üstlendiği önemli davalı, davacı şirket lehine sonuçlandığını, bu davalardan yaklaşık 20 milyon doları bulan davaları kazandığını, bu kazanımlara rağmen davacı yanın avukatlık ücret borcunu ödemediğini, lehe sonuçlanan davalardan elde edilecek mahkeme vekalet ücretlerine de el koymak için müvekkilini azlettiğini, müvekkilinin emeğini karşılıksız bıraktığını, müvekkilinin haksız azledilince, davacı yan tarafından 15/09/2008 tarihli sözleşme ile keşide edilerek müvekkiline verilen 183.000-TL tutardaki vekalet ücretine ilişkin bono 30/09/2009 tarihinde Şişli 7.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulduğunu, davacı yanın itirazı ile Şişli 3.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/1663 esas 2010/1290 karar sayılı 24/11/2010 tarihli kararı ile red edildiğini, böylece avukatlık ücreti icra kanalı ile davacı yandan tahsil edildiğini, davacı yan dava dilekçesinde haksız ve gerçek dışı iddialar ortaya attığını, avukatlık ücretinin istirdadını sağlamaya çalıştığını, davacı yan dava dilekçesinin 2.bendinde müvekkili dosyaları gereği gibi takip etmediğinden azlettiği iddialarının gerçek olmadığını, azilnamede bu yönde tek bir beyan dahi olmadığını, ücret alacağının icra takibine konulması üzerine bu iddiayı ortaya attığını, müvekkilinin kazandırdığı dava ve ücretleri göz önüne alındığında işini layığı ile yaptığı ortada olduğunu, davacı grubun (dava dışı) bir şirketinin avukatlığını hala müvekkilinin yürüttüğünü , özetle müvekkilinin 2 yıl süresince ücretinin ödenmesini beklediğini, buna rağmen davaları en iyi şekilde takip etmeye devam ettiğini, fakat en sonunda haksız bir şekilde azledilince davacı yanın kötü niyetli olduğu anlaşıldığı ve bono icra takibine konulduğu, müvekkilinin avukatlık hizmetine başladıktan 3 yıl sonra ancak icra yolu ile emeğinin karşılığını alabildiğini belirterek davanın reddini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Somut olayda kesinleşen Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/528 esas 2020/118 karar sayılı ilamı ile davaya konu senedi tanzim eden yönetim kurulu başkanı  ...'in tek imza ile davacı şirketi temsiline ilişkin alınan kararın, yapılan toplantıda yeterli nisaba ulaşılmamış  olması nedeniyle yok hükmünde sayıldığı ve bu nedenle davacının iki imza ile temsili gerekirken tek bir imza ile borçlandırıldığı davaya konu edilen senet nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığı anlaşılmıştır.  Davalı taraf, her ne kadar davacı tarafın taraf ehliyetini etkileyeceğinden bahisle İstanbul 13. ATM nin 2022/807 esas, 2023/294 karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesini talep etmiş ise de 13.ATM'nin 2022/807 esas sayılı dosyasında Yargıtay kararının davanın ret edilmesi yönünde olduğu, Mahkemenin Yargıtay kararına uyarak dosyamız davacısı aleyhine açılmış olan davanın reddine karar verdiği, bozmaya uyulması ile birlikte dosyamız davacısı lehine usuli kazanılmış bir hak oluştuğu  anlaşılmakla anılan 13.ATM'nin dosyasının beklenmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine davalı taraf ,davacıdan avukatlık ücret alacağı olduğunu ve bunun takas mahsuba konu edilmesi gerektiğini beyan etmiş ise de dava tarihi itibari ile davalı yanın kesin olarak var olan ve muaccel hale gelmiş bir alacağının söz konusu olmadığı, davalının cevap dilekçesinde de 35 adet dava dosyası celbedilerek alacağın hesaplanmasının talep edildiği, bu hali ile takas mahsuba konu muaccel bir alacağın varlığının sabit olmadığı, kaldı ki davacının davalıya, dava konusu senedin tek başına temsile yetkisi olmayan biri tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle borçlu olmadığının mahkememizce kabul edildiği, bu nedenle davalı taraf alacaklı olsa dahi bu durumun tek başına yetkisiz olan temsilcinin imzaladığı bonoyu geçerli kılamayacağı, davalının temel ilişkide varsa alacağı, bunu davaya konu senetten bağımsız olarak talep ve dava etme hakkının her zaman var olduğu anlaşılmakla davalının avukatlık ücret alacağının takas mahsubu talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve bu konuda bir hesaplama yapılmamıştır. Son olarak dosyada mevcut ödeme makbuzları uyarınca davacının  Şişli 7. İcra Müdürlüğünün... takip sayılı dosyasına 01.12.2010 tarihinde 257.983,89 TL ödeme yaptığı, sonrasında alacaklı tarafından 8.438 TL nin dosyaya iade edildiği böylece davacının borçlu olmadığı takip nedeniyle ödediği 249.545,89-TL nin ödeme tarihi olan 01.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne\"  dair hüküm kurulmuştur.<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>-Müvekkili Av. ...'nin yanında sigortalı çalışan Av. ... ile birlikte 04.12.2007 ve 13.03.2008 tarihli vekaletnameler ile davacı .... A. Ş. ile yine aynı gruba ait ...  A.Ş.’nin avukatlığını üstlendiğini, taraflar arasında avukatlık ücretinin ödenmesine ilişkin 15.09.2008 tarihli Avukatlık Sözleşmesi akdedildiğini, Müvekkilinin avukatlık hizmeti verdiği bu şirketlerin (...A.Ş. ve ... A.Ş.) daha sonra birleştiğini ve çeşitli ünvan ve nevi değişiklikleri sonucunda ....Ltd. Şti. adını aldıklarını, Davacı şirketin taraf olduğu toplam 35 adet dava ve hukuki işin müvekkili tarafından yaklaşık 2 yıl boyunca takip edildiğini, değeri yaklaşık 20 Milyon Doları bulan davaları kazandığını ancak davacının müvekkilini 28.09.2009 tarihinde azlettiğini ve azilnamede bir sebep göstermediğini sonra işbu davada; \"kendisine tevdi edilen dosyaları takip etmediğinden\" şeklinde sebep ileri sürdüğünü, böylece müvekkilinin 2 yıl boyunca 2 şirkete vermiş olduğu hukuki danışmanlık, 35 dava ve takiplerdeki emeği karşılıksız bırakıldığını, Müvekkili azledilince; davacı yan tarafından 15.09.2008 tarihli sözleşme ile keşide edilerek müvekkiline verilen 183.000 TL tutarındaki vekalet ücretine ilişkin bono 30.09.2009 tarihinde Şişli 7. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine konulduğunu, avukatlık ücretine konu bononun (toplam 232.064,19 TL) icra marifetiyle davacı yandan tahsil edildiğini, Davacının işbu dava ile; bonodaki imzanın eksik olduğunu, şirketin Yönetim Kurulu Başkanını münferiten yetkili kılan Yönetim Kurulu Kararının iptali için dava açıldığını, şirketin çift ile temsili gerektiğini vs ileri sürerek -tahsil edilmiş işbu avukatlık ücretinin- istirdadını talep ettiğini, -İşbu davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli iken dava Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü, -Davacı yan bir aile şirketi olup, devir, birleşme, şirket yetkililerinin değişmesi vs işlemlerin çok sık yapıldığını, Davacının kötü niyetli bir şekilde daha sonra şirket içindeki YK kararlarını vs ileri sürerek borçlarından kurtulmayı amaçladığını, ticaret sicil kayıtlarına göre senedin geçerli olduğu ve icra takibinin hukuka uygun olduğu Şişli 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1663 E. 2010/1290 K. 24.11.2010 tarihli kararı ile sabit olduğunu, daha sonra davacı yanın (kendi içinde kendi ortağına kendi şirketine karşı dava açtırıp) Yönetim Kurulu kararının yok hükmünde olduğunu tespit ettirdiğini,-müvekkilinin icra dairesinden 240.502,19 TL tahsil ettiğini fakat daha sonra icra mahkemesince yapılan hesaplama sonucu 8.438,00 TL iade ettiğini, müvekkilinin tahsil ettiği rakam 249.545,89 TL değil 232.064,19 TL olduğunu mahkemece 249.545,89 TL'nin davacıya verilmesine karar verildiğini, -Davacı yanın, aldığı avukatlık hizmetinin bedelini neden ödemek zorunda olmadığını ortaya koyamadığını,-Davacı yanın, dava dilekçesinin 2. bendinde; müvekkilini dosyaları “gereği gibi takip etmediğinden” azlettiğini iddia ettiğini ancam ispatlayacak tek bir delil sunamadığını, hangi davanın takip edilmediğine dair bir delil olmadığını,Davacı şirketin yönetim kurulu başkanının İstanbul Barosu'na  sunmuş olduğu 25.10.2010 tarihli beyanında aynen; \"avukatların haftalık mesailerinin 3-4 gününü şirketin işlerine hasrettiklerini, davaların çoğunun lehlerine sonuçlandığını, şirketin malvarlığındaki tedbirler sebebiyle ücreti ödeyemediklerini\" ifade ettiğini, taraflar arasında bir sözleşme yoksa azil ile avukatlık ücretinin muaccel hale geleceğini,  hizmetin ifasından sonra artık azlin haklı veya haksız olmasına bakılmaksızın ücretinin ödeneceğini,  Yargıtay içtihatlarında haklı azil halinde dahi; “vekilin azil tarihine kadar sarf ettiği ve emek verdiği hizmet dikkate alınarak uygun bir ücrete hükmedilmelidir.” dendiğini, müvekkilinin davacıya avukatlık hizmeti verdiği, 35 tane dava ve hukuki işin 2 yıl boyunca müvekkili tarafından takip edildiği, davaların lehe sonuçlandığı , müvekkiline avukatlık ücreti ödenmediğini, -Avukatlık sözleşmesi ve buna ilişkin Bono şirketin münferiden yetkili temsilcisi (YK Başkanı) tarafından keşide edildiğini, Davacı yanın bir aile şirketi olduğunu, Avukatlık sözleşmesinin ve bononun imzalandığı tarihte (dosyada mübrez  ticaret sicil gazetesinden de görüleceği üzere) davacı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kişi Yönetim Kurulu Başkanı ... olduğunu, yi niyetli 3. kişi konumunda olan müvekkilinin sicil kayıtlarına itibar ederek avukatlık ücretine karşılık bono aldığını, bono geçersiz olsa bile müvekkilinin davacıdan bono miktarınca alacaklı olduğunu, -Taraflar arasındaki Avukatlık Sözleşmesi’nin 3. maddesinde aynen; “Müvekkil şirketler tüm bu hukuki yardıma karşılık 50.000 TL (Ellibin TL) ve ayrıca avukatlık hizmetinin verilmeye başlandığı 01.01.2008 tarihinden itibaren aylık 5.000 TL (beşbin TL) vekalet ücretini ödeyeceklerdir.” dendiğini,  taraflar arasında sözleşme olmadığı varsayılsa dahi; Avukatlık Kanunu md. 164/3 uyarınca sözleşmenin olmadığı hallerde ücretin belirlenmesinde dava değerinin %10 ile 20’si arasında bir orana hükmedilmesi benimsendiğini, -davaya cevap ve 28 Nisan 2014 tarihli dilekçelerinde yer alan, dava ve icra takip dosyaları celp edilip; müvekkilinin verdiği hizmetlerin avukatlık ücretleri bakımından tetkik edilip, üzerinde bilirkişi incelemesi de yapılarak tüm bu dosyalarda hak edilen avukatlık ücretinin (a. Avukatlık Kanunu, b. Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri c. Yargıtay içtihatları gereğince) tespiti yapılarak takas-mahsup edilmesi gerektiğini, takasın davada terditli olarak ileri sürülebileceğinin hem uygulama da hem de öğreti de açıkça kabul edildiğini,-Mahkemenin bilirkişi marifetiyle müvekkilin avukatlık ücreti alacağını hesaplayıp, (şayet davayı kabul edecekse) mahsup etmesi gerektiğini, -Vekâletnamelere bakıldığında; şu anda yetkili olduğunu beyan eden Hasan Karayel de, oğulları ... ve ... gibi şirket adına yetkili oldukları dönemde müvekkiline vekâlet verdiklerini, şimdi aynı aileye mensup bu kişilerin kendi içlerindeki hukuka aykırı işlemleri ileri sürerek bu borçtan kurtulmaya çalıştığını, Müvekkilinin itimat edeceği yegane kayıtların ticaret sicil kayıtları olduğunu, davacı yanın son bir yıl içinde merkez nakli yaptığını, iki şirketi başka bir 3. şirket içinde birleştirdiğini, daha sonra bu şirketin ünvanını tamamen değiştirdiğini, -Davacının müvekkilden önceki avukatı Av. ...’nın 6.3.2008 tarihli istifa dilekçesinde; ücretinin ödenmediğinden vekalet görevinden istifa ettiğini beyan ettiğini, davacı yan insanların emeğini kullanıp, ücretlerini ödememeyi alışkanlık haline getirdiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku kuralları uygulanacağından Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğunu, davalının ücret talepleri ile ilgili olarak, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/185 E. Dosyasından bir dava açtığını, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 06.03.2014 tarihinde -Türkiye Barolar Birliği'nce verilmiş disiplin cezasına da atıfta bulunarak- 2011/185 E. ve 2014/90 K. sayılı kararı ile; [\"(....) davalı şirketin, azil iradesinin davacının (...) güven sarsıcı davranışlarına dayanması nedeniyle haklı bir azil olduğu, dolayısıyla davacının bu hakli azil nedeniyle vekalet ücreti isteme hakkı bulunmadığı belirlendiğinden davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.(...)\"] diyerek davanın reddine karar verdiğini,  Yargıtay 13. Hukuk dairesi'nin 17.12.2015 tarih 2015/34298 E., 2015/37031 saylı kararı ile reddedilmek suretiyle kesinleştiğini,  anılan mahkeme kararı ile azil haklı bulunmuş, ...'nin azli yapanların yetkisine ilişkin itirazları reddedilmiş ve iş bu karar Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiş olduğunu azlin haklı olduğuna ilişkin kesinleşmiş bulunan bu hüküm taraflar arasındaki tüm uyuşmazlıklar bakımından bağlayıcı olduğunu, haklı bir azil söz konusu olduğunda, Avukatlık Kanunu 174/2 göre avukata ücret ödenmeyeceğini, vekalet ücreti alacağı iddiası ile takas ve mahsup taleplerinin tamamen işi sürüncemede bırakmak amacıyla ortaya atıldığını, Müvekkili tarafından cebri icra nedeniyle yapılan ödemenin, mahkemenin gerekçeli kararında da açıklandığı üzere; 01.12.2010 tarihinde 257.983,89 TL olduğunu sonrasında alacaklı tarafından 8.438 TL nin dosyaya iade edilmesi nedeniyle takip nedeniyle müvekkili tarafından ödenen rakam 249.545,89.-TL  olup, zaten bu rakamın talep edildiğini, karara esas alınan,  Giresun 1.Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2012/396 E. sayılı dava ;  [\"(....) davalı ...'in davalı şirketi karşılıksız borçlandırdığı, bu borçlandırmalardan birinin de ...'ye yapıldığı, şirketin zararına sebebiyet verildiği ileri sürülerek tescil ve ilan edilen 01.09.2008 gün ve 07-08 sayılı yönetim kurulu kararlarının batıllığının tespitine karar verilmesi (..)\"]  hakkında olduğunu, iş bu dava başlangıçta yerel mahkemece reddedilmiş ise de, temyizi üzerine;  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/2841 E. , 2017/5667 K. sayılı 24.10.2017 tarihli kararı ile yerel mahkemenin davanın reddine dair kararını bozduğunu, bozma sonrası yeni esas numarası alarak Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret mahkemesi Sıfatıyla) 2019/528 E. Dosyasında Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verilmiş ve 12.11.2020 tarihinde ; [\"... A.Ş.  Birleşmekle, ...  LTD. Şti 'nin yönetim kurulunun  Ticaret Sicil Gazetesinin 16/09/2008  tarih ve ... sayılı  nüshasının 462. Sayfasında  yayınlayarak tescil ve ilan edilen 01/09/2008 gün ve 07-08 sayılı kararlarının batıl olduğunun tespiti ile  yok hükmünde sayılmasına\"] karar verilmiş olduğunu, iş bu karar 03.05.2023 tarihinde kesinleştiğini, menfi tespit talebine konu bononun- aynen Yargıtay bozma ilamında belirlendiği üzere- tek imza ile düzenlendiği, şirketin çift imza ile temsil ve ilzam edilebileceği, 01.09.2008 tarihli 07 no.lu ve  yine 01.09.2008 tarihli 08 no.lu Yönetim Kurulu Kararlarının geçersiz  olduğu, bononun sahtelikle alınan geçersiz bu yönetim kurulu kararlarına istinaden YK başkanı olarak tek imza ile düzenlendiği belirtilerek, tüm bu nedenlerle, dava konusu senetten dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile takip dosyasında cebri icra ile ödenen paranın haksız tahsil tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesi talep edildiğini,  Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (ATM sıfatıyla) tarafından verilmiş ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş karar birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'nin, ...'in şirketi temsil etmediğini bilmesine rağmen,   onunla işbirliği yaparak avukatlık ücret sözleşmesi ve senedi düzenlettirdiği açık bir biçimde anlaşıldığını, istinaf başvurusunun  usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Şişli 7. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takibine ve  davaya konu senet nedeniyle davalı yana borçlu olunmadığının tespiti ve icra dosyasına ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Şişli 7. İcra Müdürlüğünün... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin  davalı tarafça davacı aleyhine 183.000 TL bedelli bono  alacağına istinaden faizler dahil toplam 185.579,55-TL alacağın  faizi ile birlikte tahsili için başlatıldığı, takibe ve davaya dayanak senedin incelenmesinde; Keşidecisinin davacı, lehtarın davalı, tanzim tarihinin 15.09.2008, ödeme tarihinin 15.09.2009 , bedelinin 183.000 TL olduğu , düzenleyen kısmında yan yana 2 adet aynı imzanın atılı bulunduğu, imzaların dosyada bulunan imza sirkülerine bakıldığında  ...'in imzası olduğu görülmüştür.Somut olayda, Davacı vekili tarafından, davaya konu bonoyu imzalayan ...'in tek imza ile bu senedi imzaladığını oysa şirketin çift imza ile temsil edildiğini, yine anılan kişinin alınan  sahte karar ile verilen yetkiye istinaden tek imza ile şirketi temsilen işbu senedi imzaladığını  iddia ettiği,  Ordu 1. Noterliğinin ... yevmiye numaralı imza sirkülerinden davacı şirketin, yönetim kurulu başkan ve yardımcısı tarafından müşterek imza ile temsil edildiği, davaya konu senedin tanzim tarihi olan 15.09.2008 tarihinden önce alınan 01.09.2008 günlü   07 Karar numaralı kararda şirket yönetim kurulu üyesi olan ...'in yönetim kurulu üyeliğinden istifasının kabulüne, yerine ilk genel kurula sunulmak üzere ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına oy birliği ile karar verildiği, kararın altında ... ve ...'nin imzası olduğu, 08 numaralı kararda ise yönetim kurulunun yeniden yapılanması nedeniyle yönetim kurulu başkanı ...'in şirketi münferit imzası ile temsil ve ilzam etmesine oy birliği ile karar verildiği, işbu 7-8 nolu kararların iptali istemi ile dava dışı ... tarafından Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada, 2019/528 esas 2020/118 karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 01/09/2008 gün ve 07-08 sayılı kararlarının batıl olduğunun tespiti ile yok hükmünde sayılmasına dair verilen kararın 03/05/2023 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/528 esas 2020/118 karar sayılı ilamı ile davaya konu senedi tanzim eden yönetim kurulu başkanı  ...'in tek imza ile davacı şirketi temsiline ilişkin alınan kararın iptal edildiği buna göre yetkisiz olarak şirketi borçlandırıcı işlemler nedeniyle şirketin borçlu kabul edilemeyeceği,  bu nedenle davacının iki imza ile temsili gerekirken tek bir imza ile borçlandırıldığı davaya konu edilen senedin geçersiz olması nedeniyle senet nedenli davalıya borçlu bulunmadığı anlaşılmıştır. Takip konusu bononun vekalet ücreti alacağına ilişkin düzenlendiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, buna göre avukatlık kanunu hükümlerine göre vekilin vekil olarak görev yaptığı dosyaların müddeabih konusu miktarları,azlin haklı mı haksız mı olduğu hususundaki tüm taraf delilleri toplandıktan sonra dava konusu talepler ve dava sebeplerinin tüm dosyada toplanan  taraf delilleri,taraf beyanları ve uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler kapsamına göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, bononun geçersiz olduğu ancak temel ilişki yönünden inceleme yapıldığında da 1136 sayılı Avukatlık Kanun'unun 174. Maddesinde, istifa veya haksız azil halinde avukatın hak ve yükümlülükleri düzenlenmiş olup, buna göre, \"Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.\" hükmü düzenlendiği, davalının davalının ücret talepleri ile ilgili olarak, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/185 E. Dosya ile dava açtığı, İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 06.03.2014 tarihinde -Türkiye Barolar Birliği'nce verilmiş disiplin cezasına da atıfta bulunarak- 2011/185 E. ve 2014/90 K. sayılı kararı ile  ;[\"(....) davalı şirketin, azil iradesinin davacının (...) güven sarsıcı davranışlarına dayanması nedeniyle haklı bir azil olduğu, dolayısıyla davacının bu hakli azil nedeniyle vekalet ücreti isteme hakkı bulunmadığı belirlendiğinden davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.(...)\"] diyerek davanın reddine karar verdiği,  Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2015 tarih 2015/34298 E., 2015/37031 saylı kararı ile kararın kesinleştiği,  anılan Mahkeme kararı ile azlin haklı bulunduğu, buna göre davalının1136 sayılı Avukatlık Kanun'unun 174. Maddesine göre ücret alacağı bulunmadığı, iade edilen 8.438,00 TL'nın Mahkemece yapılan hesaplamada dikkate alındığı,  8.438,00 TL'nin düşülerek kalan 249.545,89 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği, bir hesap hatası bulunmadığı davalının istinaf taleplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih ve 2014/732 E., 2024/66 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  17.046,48-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.262,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.784,48-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, <br>6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d714e0c03b2faa56","SID":"5f78a28b80daa32c"}}