{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1368 <br>KARAR NO\t\t: 2026/200<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/811 Esas 2023/509 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 06.02.2026 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.02.2026<br><br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.06.2026 gün ve 2022/811 Esas 2023/509 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ....  A.Ş. Menemen Şubesi  ile davalı .... Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi gereğince davalı şirket  lehine   kredi kullandırıldığını, diğer davalı ... genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil  kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı/borçluların, kullandıkları kredilerden kaynaklanan borçlarını süresinde geri ödememeleri  üzerine, borçlulara Üsküdar 16.Noterliğinin 01.02.2022 tarih ve 2102 sayılı  yevmiye nolu ödeme ihtarı sözleşmedeki adreslerine  gönderilerek, hesabın kat edildiğini, ihtar tarihi itibariyle toplam 307.616,99.-TL borç bulunduğunu, ihtar sonrası 11.03.2022 tarihinde 125.000-TL, 21.04.2022 tarihinde de 60.000-TL müşteri çeklerinden tahsilat sağlanmasına rağmen borcun tamamı ödenmediğinden  borçlular  temerrüde düştüklerini, borçluların konkordato taleplerinin İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/52 E.-559 K. sayılı dosyası ile reddedildiğini, bunun üzerine müvekkili banka alacağının tahsili amacıyla ihtiyati haciz kararı alınarak, İzmir 24.İcra Müdürlüğünün 2022/8371 Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile icra takibine başlandığını, ancak borçluların itiraz dilekçesi ile borca ve faize tümüyle itiraz ederek haklarındaki takibin durmasına neden olduklarını, davalı-borçluların itirazlarının haksız ve kötüniyetli olup, müvekkili banka alacağının tahsilini geciktirmeyi amaçladığını, müvekkili .... A.Ş. tarafından, davalı-borçlu lehine  kredi kullandırıldığını, borçlu firma ve kefilinin oluşan borçlarını ödemediğini, bunun üzerine kendilerine ihtarname gönderilerek hesaplarının kat edildiği  ve borcunu ödemesinin ihtar edildiğini, borçluların borcun tamamını ödemediğinden   temerrüde düştükleri,  bakiye 82.460-TL nakit (anapara+faiz) ve 39.900-TL çek yaprak taahhüt riskinden kaynaklanan gayri nakit riskin halen ödenmediği açıkça tespit olunacağını, davalı borçluların İcra dosyasına sunduğu itirazlar, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli  olduğunu, davalı borçluların kendilerine gönderilen kat ihtarnamesi ve icra takibine  rağmen, sözleşme hükümleri çerçevesinde hareket etmemesi ve borcunu ödemeye yanaşmaması nedeniyle, İzmir 24.İcra Müdürlüğünün 2022/8371 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının iptali ile ihtar sonrası sağlanan  tahsilatların borca mahsubu  ile dava tarihi itibariyle  82.460-TL nakit  ve 39.900-TL gayri nakit alacak üzerinden takibin  devamına, davalı–borçlular hakkında, davacı banka lehine %20’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibin dayanakları olarak sunulan \"genel kredi sözleşmesi\" incelendiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlıklar adına yetkili icra müdürlükleri ve mahkemeleri belirlendiğini, ilgili sözleşmenin \"6.2. Yetkili Mahkeme ve Uygulanacak Hukuk\" başlıklı maddesinde \"...sözleşmeden doğan her türlü anlaşmazlıklarda, (Banka'nın yurtdışı şubelerince tesis edilen kredilere ilişkin anlaşmazlıklar dahil) Türkiye Cumhuriyeti Kanunları uygulanacak ve anlaşmazlıkları çözümleyeme İstanbul Merkes (Çağlayan) Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkili olacaktır...\" ifadesi yer aldığını,  söz konusu düzenleme ile taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için İstanbul Mahkemeleri'nin ve İcra Daireleri'ni yetkilendirildiğini, bu nedenle yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan ve doğal olarak yetkisiz mahkemede görülmekte olan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hesap kat ihtarnamesi usulsüz şekilde tebliğ edilmeye çalışıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu Üsküdar 16. Noterliği'nden 01/02/2022 tarihli 02102 yevmiye numaralı ihtarname, davalı müvekkillerine ulaşmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde yer verdiği \"Tebliğ Şerhini Havi Tebliğ Mazbatası\" incelendiğinde görüleceğini, ilgili ihtarname muhatapların adreste tanınmadığından bahisle Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre muhtarlığa tebliğ edildiğini, müvekkili şirket ihtarnamenin tebliğ edildiğinin iddia edildiği tarihlerde ilgili adreste mukim olarak bulunduğunu, söz konusu adres şirketin merkez adresi olup, fiilen her daim açık olan bir yer olduğunu, tebligatların tebliği konusunda Türk Hukuku'nda iki aşamalı bir tebliğ usulü benimsendiğini, tebliğ edilecek tebligat öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ çıkartılmalı ve bila iade döndüğü takdirde, muhatabın bilinen son adresine \"mernis adresi\" şerhi düşülerek ancak Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre tebligat yapılabileceğini, ancak somut olayda, ilgili ihtarname doğrudan doğruya Tebligat Kanunu madde 21/2'ye göre tebliğ edildiğinden dolayı usulüne uygun bir tebliğden bahsetmenin mümkün olmadığını, somut olayda usulüne uygun bir hesap kat ihtarı bulunmadığını, davacı taraf ise alacağının muaccel olduğunu ilgili hesap kat ihtarının varlığı ile ispatlamaya çalışmayacağını, ortada muaccel olmuş bir borçtan bahsedilmeyeceğini ve doğal olarak da davaya konu takibin iptaline karar verilmesi gerekeceğini, müvekkil şirket ve yetkilisi konkordato mühleti içerisinde olduğunu, davacı taraf, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacak dolayısıyla Üsküdar 15. Noterliği'nden 02102 keşide numaralı ve 01.02.2022 tarihli ihtarname ile söz konusu hesapların kat edildiğini iddia ettiğini, davacı tarafın usulsüz ve tek taraflı olarak gerçekleştirmiş olduğu fesihlerin kabulü mümkün olmadığını, hesap kat ihtarnamesi olarak gönderilen ihtarın içerisinde 1 adet hesap özetinden bahsedildiğini, söz konusu hesapların, Genel Kredi Sözleşmesi, müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında 31.01.2022 tarihinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/52 Esas sayılı dosyası ile geçici mühlet verildiğini, geçici mühlet kavramı 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 287'inci maddesinde tanımlanır. Madde metni içerisinde \"...297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır...\" şeklinde kurulan hüküm ile açıkça görüldüğünü, kanun koyucu geçici mühlet içerisinde olan tüzel ve gerçek kişilerin malvarlığının korunması adına tedbir kararları alınmasına karar vereceğini, mahkeme şirket hakkında geçici mühlet kararı vermesinden ötürü faaliyetlerini geçici komiser nezaretinde yürütüldüğünü, müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında verilen geçici mühlet kararı 21.04.2022 tarihli mahkeme duruşmasında, 31.04.2022 tarihinden itibaren olmak üzere 2 ay süre ile uzatıldığını, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 296'ıncı maddesinde  kanun koyucu, konkordato borçlusunun ticari hayatını devam ettirebilmesi bakımından önem arz eden sözleşmelerin, borçlunun konkordatoya başvurmuş olması sebebi ile sona erdirilmesini önlemeyi amaçladığını, konkordatonun başarıya ulaşması bakımından, kanunda geçen \"sözleşme\" kavramını geniş bir biçimde yorumlamak ve kredi ve finansal kiralama sözleşmeleri olmak üzere, borçlunun taraf olduğu, işletmesinin faaliyetinin devamı bakımından önem arz eden tüm sözleşmelerin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini,  müvekkili şirket ile davacı taraf arasında akdedildiği iddia edilen tüm sözleşmeler bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ve yetkilisi \"konkordato ön projesi\" olarak İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunmuş olduğu belgeler içerisinde, bankalar ile olan ticari ilişkisini bildirmiş ve söz konusu sözleşmelerin müvekkili tarafından belirlenecek şartlar ve vadelerle ödenmesinin planladığı bildirildiğini, ilgili mahkeme tarafından müvekkili şirketin bildirmiş olduğu sözleşmelerdeki ödemelerin belirlenen vadelerde yapılamayacağı kabul edildiğini, mahkeme tarafından kabul edilmiş olan  durum ilgili makamlara ivedilikle bildirildiğini, konkordato sebebiyle müvekkili şirket ve yetkilisine ait hesapların usulsüz bir şekilde tek taraflı olarak kat edildiğinin sabit olduğunu, söz konusu tek taraflı fesih 2004 sayılı İcra İflas Kanunu tarafından yasaklanmış olmasına rağmen davacı yan tarafından bile isteye gerçekleştirildiğini, söz konusu hesap kat ihtarı kötü niyetli olup, müvekkili şirketin hukuki durumundan dolayı şirketi ve yetkilisini zarara sokma kastıyla yapıldığını, hal böyle iken hukuka aykırı şekilde düzenlenen hesap kat ihtarnamesi geçersiz, geçersiz olan hesap katları sebebiyle ortada bir borcun muacceliyetinden bahsedilemeyeceğini, muaccel bir borcun varlığının bulunmadığı dava konusuz kaldığını, hal böyle iken konusunu kaybeden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu sözleşmeler genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, takip dayanağı olarak ilgili icra dairesine sunulan sözleşmeler içerisinde \"Temerrüt Faizi\" konusu 2.7. inci madde içerisinde düzenlendiğini, söz konusu madde metninde kısaca bankanın temerrüt halinde Merkez Bankası'nın bildirmiş olduğu kredi faizlerinden en yüksek olanın %50' fazlası olarak temerrüt faizi belirlenmesine ilişkin olduğunu, bu hüküm taraflar arasında dengesiz bir durum yarattığı gibi davalı tarafların durumunu ağırlaştırdığını, bankanın tek taraflı olarak sözleşmeyi istediği feshedebileceği ve fesih ile birlikte borcun tamamının muaccel hale geleceğine ilişkin getirilmiş olan düzenleme dürüstlük kuralına aykırı şekilde, davalı tarafların durumunu ağırlaştırıldığını, söz konusu durumda ne yapılacağı Türk Borçlar Kanunu'nun 21'inci maddesinde yazılmamış sayılma olarak düzenlendiğini, söz konusu işlem koşullarına karşı bir bilgilendirme veyahut kabule ilişkin bir delil olmadığı gibi dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde düzenlenmiş hükümler yazılmış sayılmayacağını, yazılmış sayılmayan hükümlere dayanarak sözleşmelerin tek taraflı olarak feshedilmesi ve akabinde borcun muacceliyeti iddiası ile takip başlatılması hukuka aykırı olup ortada muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 294/3'üncü maddesinde; konkordato ön projesinde aksine hüküm yoksa, her türlü alacak için faiz işlemeyeceği düzenlendiğini, ancak müvekkili şirket ve yetkilisi iyi niyet göstergesi olarak, mahkemeye bildirilen konkordato ön projesinde faiz oranını %12 olarak belirlediğini, davacı tarafın öne sürmüş olduğu fahiş faiz oranlarının kabulü bu sebeple mümkün olmadığını, dava neticesinde ortada bir alacak söz konusu olacaksa, işbu alacaklar adına işleyecek faiz oranı konkordato ön projesinde belirlenmiş %12'lik oran üzerinden hesaplanması gerektiğini, borcun zamanaşımına uğradığını, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte bir anlığına dahi borcun varlığından söz edilecekse bile, söz konusu borca karşı zamanaşımı def'ini öne sürdüklerini, davanın dayanağı olarak bulunan hesap kat ihtarnamesi usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ortada muaccel bir alacağın bulunduğu somut olayda, usulen eksik bulunan bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca taraflar arasında imzalandığı iddia edilen Genel Kredi Sözleşmesi ile taraflar aralarındaki uyuşmazlıklar için İstanbul Mahkemelerini ve İcra Daireleri'ni yetkilendirildiğini, ilgili sözleşmeyi kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olduğundan dolayı takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanatta ise tek taraflı olarak yaratılan borcun kabulü mümkün olmayıp, işbu hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanatta olması durumunda işbu haksız davanın esastan reddine, dava konusu takibin iptaline, davacı yan hakkında %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraftan alınmasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 24. İcra Müdürlüğü 2022/8371 sayılı dosyasında alacağın varlığı ve miktarı, icra inkar tazminatı talep koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, davacı banka ile ile davalı ... Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı .... genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı/borçluların, kullandıkları kredilerden kaynaklanan borçlarını süresinde geri ödememeleri üzerine davalı/borçlulara Üsküdar 16.Noterliğinin 01.02.2022 tarih ve 2102 sayılı  yevmiye nolu ödeme ihtarı sözleşmedeki adreslerine gönderildiği, hesabın kat edildiği, ihtar tarihi itibariyle toplam 307.616,99.-TL’na ulaşan borcun ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususları ihtar edildiği, ihtara rağmen 11.03.2022 tarihinde 125.000-TL, 21.04.2022 tarihinde de 60.000-TL müşteri çeklerinden tahsilat sağlandığı ancak borcun tamamı sona ermediğinden davalıların temerrüde düştükleri, davalı/borçluların konkordato talebi İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/52 E.-559 K. sayılı dosyası ile reddedildiği, alınan bilirkişi raporunda davacı bankanın alacağının takip tarihi itibariyle 66.061,99 TL toplam alacak olarak tespit edildiği, davalı borçlunun nakdi ve depo edilmesi gereken gayri nakdi borçtan sorumlu olabileceği, davalı müteselsil kefilin de belirtilen nakdi ve depo edilmesi gereken gayri nakdi borçtan, sözleşmede belirlenen azami müteselsil kefalet limiti çerçevesinde sorumlu olacağı, bilirkişi raporunun açık, denetime elverişli, dosya kapsamına uygun ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu gerekçeleriyle davalı .... Şti ve müteselsil kefil sıfatı ile diğer davalı ....'ın sorumlu olan itirazının 66.061,99 TL yönünden iptali ile takibin devamına, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; icra inkar ve kötüniyet tazminatına dair taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı  davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;   Yerel Mahkemenin davamızın kısmen kabulüne dair kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı borçlular hakkında icra takibi sonrasında müşteri çeklerinden gerçekleşen tahsilatlar dikkate alınarak dava dilekçesinde 82.460,00.-TL nakit ve 39.900,00.-TL çek yaprak bedelleri sorumluluğu nedeniyle mevcut olan gayrınakit alacak tutarlarının belirtildiğini,  dava dilekçesinde belirtilen nakit alacak tutarının dikkate alınmaksızın davanın sadece 66.061,99.-TL nakit alacak tutarı üzerinden kısmen kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu ve  bu yöndeki kararın kaldırılarak davanın 82.460,00.-TL üzerinden tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda davacı bankanın çek yaprak bedelleri sorumluluğu nedeniyle mevcut olan gayrınakit alacak tutarı hakkında hüküm kurulmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, kredi sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavaya konu  İzmir 24.İcra Müdürlüğü'nün 2022/8371 Esas sayılı takip dosyasında davacı banka tarafından 285.410,95-TL nakit ve 72.000,00-TL gayrinakdi alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçlular tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine görülmekte olan davada harçlandırma 82.460,00-TL üzerinden gerçekleştirilmiş ise de talep sonucunda açıkça 82.460,00-TL nakit ve 39.900,00-TL gayri nakit alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesinin talep edildiği, gayri nakit alacak yönünden maktu harç alınması yeterli olduğundan harca esas değerde gayri nakit alacak miktarının gösterilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, yargılama sonucu mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilerek 66.061,99-TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmiştir.<br>\t6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesine göre istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından, esası incelemeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmaksızın karar verilir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça takip ve davada 39.900,00-TL tutarlı gayri nakit alacaklarla ilgili olarak itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiği halde ilk derece mahkemesince gayri nakit alacaklarla ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, hüküm altına alınmayan taleplerin alacak miktarı ve konusu itibariyle talebin önemli bir kısmını oluşturduğu ve davacı tarafça bu konuda hüküm kurulmaması istinaf nedeni olarak gösterildiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince talebin değerlendirilmemiş ve hüküm kurulmamış olması hatalı olmuştur. Davacı vekilinin istinaf istemleri bu yönden yerindedir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince talebin önemli bir kısmıyla hakkında karar verilmemiş olduğundan  istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.06.2026 gün ve 2022/811 E. 2023/509 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\t5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2026<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7697a973882e240","SID":"909ad6c5c976d65f"}}