{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/424 <br>KARAR NO\t: 2025/2107<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2024<br>NUMARASI\t: 2024/870 Esas -  2024/1085 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesini özetle; Ankara Genel 7. İcra Dairesi'nin ... Esas, Ankara 4. İcra Ceza Mahkemesi 2024/134 Esas ve Ankara 18. İcra Ceza Mahkemesi 2024/52 Esas sayılı dosyalarıyla davalı tarafından, aşağıda yer verilen çekler konu edilerek müvekkil aleyhinde icra takibi ve icra ceza davası başlatıldığını,  Müvekkil ile ... Ltd. Şti. ve ... arasında ..., Dr. ... Cd. ... , 34890 Pendik/İstanbul adresinde mukim Kebapçı Uzunlar işletmesinin 1/3 hissesinin müvekkile devri şartıyla keşide edilen aşağıda yer verilen çeklerin karşılığında; .... Ltd. Şti. ve ... tarafından anılan işletmeden müvekkile hiç hisse verilmediğini ve resmiyette hiç ortaklık kurulmadığını, ancak aradaki ilişkiyi ispatlar nitelikte olarak ... tarafından müvekkilin hesabına restoranın haftalık kârının müvekkile düşen hissesi olarak 150.000,00-TL para havale edildiğini, davalıların .... Ltd. Şti. ve ... tarafından teslim edimi ve yükümlülüğü yerine getirilmediğinden; müvekkili şirketin de bu durumda borçlu olması gibi bir durum söz konusu olmadığını, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 500.000,00-TL bedelli  çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/05/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/07/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek,  ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/08/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/03/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/05/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek ve ... Bankası ... seri numaralı 30/06/2024 tarihli 400.000,00-TL bedelli çekleri ödenmediğini ve bankaya ibraz edildiğini,  bankada karşılıksız işlemi yapıldığını, müvekkilinin de bu sırada davalılara ulaşmaya  çalıştığını, ancak ulaşamadığını, davaya konu çeklerin kötü niyetle ciro edilerek piyasaya sürüldüğünü, dolandırıldığı anlaşılan müvekkil ise bu durumda mağdur olduğunu, öncelikle teminatsız veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla teminat mukabili olarak Ankara Genel 7. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının tedbiren durdurulmasını, bu talep kabul edilmez ise en azından müvekkilin mallarının satışından elde edilecek ve vezneye girecek paranın alacaklıya ödenmemesi ile en nihayetinde icra takibinin durdurulmasına ve uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin Ankara Genel 7. İcra Dairesi ... Esas,  Ankara 4. İcra Ceza Mahkemesi 2024/134 Esas ve Ankara 18. İcra Ceza Mahkemesi 2024/52 Esas  sayılı dosyalarında yer alan ve aralarındaki ticari ilişkiye ilişkin çekler konusunda borçlu olmadığının tespitine, Ankara Genel 7. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının iptaline,  ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 500.000,00-TL bedelli  çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/05/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/07/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/08/2024 tarihli 1.200.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/03/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/04/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek, ... Bankası ... seri numaralı 30/05/2024 tarihli 440.000,00-TL bedelli çek ve ... Bankası ... seri numaralı 30/06/2024 tarihli 400.000,00-TL bedelli çek olmak üzere çeklerin iptaline, Davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olması sebebiyle de davalı taraf aleyhine takip çıkış miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI\t: \t<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Somut olayda dava kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olup, 01.09.2023 tarihinden itibaren açılacak ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, mahkememizin 15/11/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekiline bir hafta kesin süre verilmesine rağmen davadan önce  arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulmadığı, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığının dosya kapsamından ve davacı vekilinin 22/11/2024 tarihli dilekçesinden anlaşıldığı,  davacının dava tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı anlaşılmakla 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmadan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın usulden reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davalarında arabulucuya başvuruya zorlanılmasının ilgili madde hükmü olan TTK m. 5/A'nın amaçsal yorumu ile uyuşmadığını, konuya ilişkin Yargıtay kararlarında da arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak kabul edilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın arabulucuya başvurulmaksızın ikame edildiğini, konuya ilişkin henüz bir İçtihadı Birleştirme Genel Kurul kararı olmaması nedeniyle, mahalli mahkemenin konudaki takdirinin davacıyı hak kaybına uğrattığını, davacının çeklerinin de ödenmediğini ve bankaya ibraz edildiğini, bankada karşılıksız işlemi yapıldığını, davacının da bu sırada davalılara ulaşmaya çalıştığını, davalının telefonlara çıkmadığını, ortalıktan kaybolduğunu, telefonları açmayan davalının hem takip hem de dava başlatarak davacıyı mağdur durumda bıraktığını, çeklerin kötü niyetle ciro edilerek piyasaya sürüldüğünü, dolandırıldığı anlaşılan davacının ise bu durumda mağdur olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir<br>GEREKÇE :\t<br>Dava, İİk 72 maddesi uyanıca icra takibine konu edilen çeklere yönünden borçul olmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince arabuluculuğa başvuru dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 114. maddesinde belirtilen dava şartları, öğretide üç ana başlık altında incelenmektedir: 1- Mahkemeye ilişkin dava şartları (mahkemenin görevli olması, yargı yolunun caiz olması vb.); 2-Tarafa ilişkin dava şartları (tarafların taraf ve dava ehliyetinin, dava takip yetkisinin bulunması); 3-Davanın konusuna ilişkin dava şartları (davayı açmakta hukuki yararın bulunması, tasarrufun iptali davasında aciz belgesinin alınmış olması, davanın derdest olmaması vb)  (Pekcanıtez Usul, C:II, s. 927-950, Lexpera). Bu ayrıma göre, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması, davanın konusuna ilişkin dava şartlarındandır.Dava şartlarının hangi sırayla inceleneceğine dair kanunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte bu konuda, usul ekonomisi ilkesi gibi yargılama hukukuna hâkim olan ilkeler yanında, dava şartının niteliğinin de dikkate alınması gerektiği açıktır. Nitekim HMK'nın115.maddesinin 1. fıkrasının gerekçesinde, \"...Genel dava şartlarının inceleme sırasının ne olacağı hususu ise pozitif bir düzenlemeye elverişli bir nitelik taşımaması sebebiyle, tümüyle doktrin ve yargı uygulamasına bırakılmıştır\" denilmek suretiyle, bu konu öğreti ve uygulamaya bırakılmıştır.Belli bir dava şartının yokluğu halinde diğerlerinin incelenmesine gerek kalmayacak ise ilk önce o dava şartının incelenip karara bağlanması gerekir. Mahkemeye ilişkin dava şartları en önce, tarafa ilişkin dava şartları ikinci sırada, davanın konusuna ilişkin dava şartları ise en son incelenmelidir (Prof Dr. Baki KURU, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku: Ders Kitabı, Ağustos 2017, Ankara, s.144-145; Pekcanıtez Usul, C:II, s. 954).28/03/2023 tarihli 7445  sayılı Kanun ile değişik  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi: \" (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\"şeklindedir. Bu düzenleme  uyarınca konusu bir miktar para alacağı olan istirdat talepleri hakkındaki ticari davalarda her hangi bir istisna getirilmeksizin  dava açmadan önce  arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi:\" (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\"düzenlenmiştir.Somut olayda ise ticari dava niteliğinde konusu bir bir miktar para alacağına ilişkin menfi tespit  davasından kaynaklanmaktadır. Anılan yasal değişiklikten sonra açılan eldeki davada dava açmadan önce  arabuluculuğa başvurunun   dava şartı olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekili dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmamış olmasına göre ilk derece mahkemesince davanın 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olduğu kabul edilerek  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı şirket yönünden ise; mahkemece gerekçeli karardan sonra tasfiye sonucu ticaret sicilden terkin edildiğinin  anlaşılması üzerine  ek karar ile davacıya  davalı  şirketin ihyası için dava açmak için süre verilmesine rağmen ihya   davası  açmamasına göre eldeki davada sicilden terkin edilmesi nedeniyle  taraf ehliyeti  bulunmayan  davalı şirket yönünden  davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi de  doğrudur.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  31/12/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4920499b9a5fde55","SID":"289717df5474f683"}}