{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   17. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/2172 - 2026/327<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t              : 2024/2172 <br>KARAR NO\t              : 2026/327<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/04/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/561 Esas ve 2024/371 Karar<br><br>DAVACI\t: ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ         <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVALI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t               : 19/02/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/02/2026<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 Tarih, 2023/561 Esas ve 2024/371 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: <br> Müvekkili şirket görevlilerinin 06/01/2023 tarihinde davalının adresinde yapmış oldukları kontrolde ölçü devresine müdahale ederek tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle elektrik tüketildiğini tespit ederek 06/01/2023 tarih ve ... seri numaralı kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlenmiş olduğunu, tutanağa ilişkin tahakkuk eden bedelin davalı tarafından ödenmemesi üzerine davalı hakkında ... İcra Dairesi'nin 2023/744 Esas sayılı icra dosyasındaki 69.259,57 TL borcu ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığını, usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olan ödeme emrindeki borca davalının itirazı üzerine takibin durmuş olduğunu, davalının itirazında haksız olduğunu,  kaçak kullanımın tespit edilmiş ve tutanağa bağlanmış olduğunu, elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği hükümleri doğrultusunda işlemler yapılmış olduğunu, davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, borçlu tarafından yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:  <br>Davacının delillerinin yetersiz olduğunu, davacının sözde alacağının tamamen mesnetsiz olduğunu, takip meblağının tamamen üstün körü araştırma ve inceleme ile tespit edilmiş olduğunu belirterek  davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece \"...Yapılan incelemede, davacı şirket görevlileri tarafından davalının ... Mahallesi ...  caddesi No:47/E adresindeki ... nolu tesisatta kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği, ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlenmiş olduğu, tutanağa istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde yapılan itiraz nedeni ile takibin durduğu, borçlunun itiraz dilekçesinde alacaklıya bir borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiği, akabinde eldeki davanın açıldığı, mahkememizce celp edilen deliller ve alınan bilirkişi raporu ile ölçü devresine müdahale ile kolon hattından harici bir kablo ile enerji kullanılarak endeks kaydetmenin engellenmesi sureti ile davacının kaçak elektrik kullanımı sabit olup davacının 41.942,10 TL kaçak elektrikten kaynaklı asıl alacak talep etme hakkının bulunduğu, asıl alacak üzerinden mahkememizce yapılan hesaplama sonucu 688,60 TL işlemiş faiz ve 123,94 TL KDV talep edilebileceği anlaşılmakla davalının ... İcra Dairesinin 2023/744 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir. Alacak likit nitelikte olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,  41.942,10 TL asıl alacak ve  688,60 TL işlemiş faizi ve 123,94 TL KDV  olmak üzere toplam 42.754,64 TL alacak ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizin %18 KDV'si, masraflar ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili ile takibin devamına, bu yönden borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Takip konusu alacak haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle likit nitelikte olmadığından davacının tazminat isteminin reddine....\" karar verilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Mahkeme hatalı bilirkişi raporuna itibar ederek davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, bilirkişinin davalının 2016 yılından bu yana elektrik abonesi olmadığını ve harici kablo çekmek suretiyle enerji kullandığını gösteren ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye yazılan müzekkere cevabı ve eklerini göz ardı ederek kaçak kullanım bedelini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 46/2 maddesine göre hatalı hesapladığını, oysa 46/3 maddesi gereğince 69.259,57-TL (8.256,85-TL kullanım bedeli, 20.0,-TL aktif bedel, 28.331,67-TL kaçak ceza tutarı, 2.007,48-TL enerji fonu tutarı ve 10.560,75-TL KDV) olarak hesaplanması gerektiğini, mahkemece başka bir bilirkişiden rapor aldırılması taleplerinin değerlendirilmediğini, bilirkişinin raporunda belirttiği faiz oranı ile işlemiş faize uygulanan KDV hesaplamasının da hatalı olduğunu belirterek aleyhe olan hükmün ortadan kaldırılmasına, haklı davalarının tümden kabulüne ve hüküm kesinleşinceye kadar icranın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan fatura bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br> İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı ... personelleri tarafından davalının kullanımında bulunan iş yerine ilişkin olarak 06/01/2023 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlendiği, bu tutanağa istinaden davalı hakkında 69.259,57 TL borç tahakkuk ettirildiği, kaçak kullanım bedelinin ödenmemesi üzerine davacı şirketin alacağının tahsili istemi ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/744 Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 72.732,94 TL miktarlı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrinde yer verilen borca süresi içinde itiraz etmesi üzerine davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/561 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 18/04/2024 Tarih, 2023/561 Esas ve 2024/371 Karar sayılı karar ile \"Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 41.942,10 TL asıl alacak ve  688,60 TL işlemiş faizi ve 123,94 TL KDV  olmak üzere toplam 42.754,64 TL alacak ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizin %18 KDV'si, masraflar ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili ile takibin devamına, bu yönden borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip konusu alacak haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle likit nitelikte olmadığından davacının tazminat isteminin reddine\" karar verildiği, davacı vekilinin süresi içinde istinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Kamu Düzeni Yönünden Yapılan İncelemede;<br> 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.<br>    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 tarih 2014/13-1023 E. 2016/294 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1 maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerektiği, taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemeyeceği, ticari davaların, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olarak üç gruba ayrıldığı, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olduğu, mutlak ticari davaların TTK'nın 4/1. Maddesinde bentler halinde sayıldığı, bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davaların da bulunduğu, bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartların aranmadığı, TTK'nın 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesinin yeterli olduğu, bu davaların kanun gereği ticari dava sayılan davalar olduğu, nispi ticari davaların, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olduğu, TTK 4/1 maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesi ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gerektiği, bu şartların birlikte bulunmadıkça uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmadığı, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceği, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davaların haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediği, hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmeyeceği, üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalar olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgisi olmasının TTK'da yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. <br> Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 Tarih, 2007/7851 Esas ve 2008/10258 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12) yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.<br> TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde)  dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.<br>Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra \"Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz\" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.  (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar  tespit edilmiştir.) Buna göre;<br> 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,<br> 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.<br>Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; <br>Davaya konu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da öngörülen mutlak ticari davalardan olmadığı,  davalının yukarıda yer verilen tanımlamalar uyarınca tacir sıfatına sahip olup almadığının dosya kapsamı itibari ile tespit edilemediği, mahkemece bu yöne ilişkin bir araştırmanın da yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava koşullarının ve görevli mahkemenin doğru olarak belirlenebilmesi için tarafların (bu dosyada gerçek kişi olan davalı tarafın) yukarıdaki açıklamalar kapsamında tacir olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davalının sicile kayıtlı tacir olup olmadığının ticaret sicili memurluğundan sorulması, değilse faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının araştırılması, 6102 sayılı TTK'nın 11/2. maddesi uyarınca çıkarılan en son tarihli Bakanlar kurulu kararı da araştırıldıktan sonra tacir sıfatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bu tespitin sonucuna göre görevli mahkemenin belirlenmesi, davalı tacir değilse dosyanın görevli Mersin Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usule aykırıdır. <br>KABULE GÖRE;<br> Dava konusu borcun dayanağını oluşturan 06/01/2023 tarihli tutanağın düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 30/05/2018 tarihli ''Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nde;<br>Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri<br>MADDE 42 – (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;<br>a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,<br>b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,<br>c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,<br>ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.<br>Kaçak elektrik enerjisi tespit süreci<br>MADDE 43 –(1) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında doğrudan dağıtım sistemine yapılan müdahalelerde dağıtım sistemine olan bağlantılar ortadan kaldırılır. Kullanım yerinde EK-5’te yer alan kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenir ve kullanım yerinin elektriği kesilir. <br>(2) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sayaca müdahale edildiğine ilişkin şüpheye sebep olacak bir bulguya rastlanılması halinde aşağıda belirtilen kaçak tespit süreci başlatılır;<br>a) Sayaç sökülerek yerine uygun bir sayaç takılmak sureti ile mevcut sayaç incelemeye alınır.<br>b) (Değişik:RG-20/2/2021-31401) Sökülen ve takılan sayaçlarla ilgili EK-6’ da yer alan bilgilerin tamamını içeren sayaç değiştirme tutanağı düzenlenir ve bu tutanağın bir örneği kullanım yerine bırakılır. İletişim bilgilerinin bulunması halinde tüketiciler kısa mesajla bilgilendirilir. Ayrıca yedinci fıkra kapsamında sayaçlar seri numaraları görülecek şekilde fotoğraflanır. <br>c) İnceleme sonucunda sayaca müdahale edilerek tüketimin doğru tespit edilmesinin engellenmesi suretiyle elektrik enerjisinin eksik veya hatalı ölçülerek veya hiç ölçülmeden tüketildiğinin laboratuvar raporu ile tespiti halinde EK-5’te yer alan kaçak tespit tutanağı düzenlenir.<br>ç) Laboratuvar raporu, kaçak elektrik tespit tutanağı ve ödeme bildirimi beraber tüketiciye bildirilir ve aynı süre içerisinde kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kullanım yerinin elektriği kesilir. <br>(3) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında kullanım yerinde EK-5’te yer alan kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlenir ve kullanım yerinin elektriği kesilir.<br>(4) (Değişik:RG-8/4/2022-31803) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamındaki tüm tespitler için, (a) ve (ç) bentleri kapsamında ise tüketimin doğru tespit edilmesinin engellendiğinin tespiti halinde kaçak elektrik enerjisi tüketimi tespit edilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilir.<br>(5) Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır.<br>(6) (Mülga:RG-20/2/2021-31401) <br>(7) (Değişik:RG-20/2/2021-31401) Bu madde kapsamında yapılan tespit ve işlemler kullanım yerini de içerecek şekilde fotoğraflanır. <br>Kaçak elektrik tüketim miktarının hesaplanması<br>MADDE 44 – (1) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki kaçak olarak tüketilen elektrik enerjisi miktarı, tüm tüketiciler için;<br>a) Öncelikle tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerine göre,<br>b) Tüketimi doğru olarak kaydetmiş yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerinin bulunmaması durumunda, ihtilafsız aynı dönemki tüketim miktarına göre,hesaplanır. (b) bendi kapsamında, kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki aynı dönem, ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.<br>(2) Birinci fıkra kapsamında doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa, kullanım yerinin müstakil trafolu olup olmamasına bakılmaksızın;<br>a) Meskenlerde, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 kW, diğerlerinde 5 kW’nın altında olmamak üzere bağlantı gücüne ve ortalama günlük çalışma saatine göre, yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak,<br>b) Diğer tüketici gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0,60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’nın altında olmamak üzere ortalama günlük çalışma saatlerine göre hesaplanır. Bu tür hesaplamaların yapılamaması durumunda, tüketilen elektrik enerjisi miktarı aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerinin ortalama tüketimlerine göre hesaplanarak tespit edilir.<br>(3) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, mühürlenmiş sayaçtan geçirilmeksizin ayrı bir hat çekilerek birtakım cihazlar kaçak olarak beslenmiş ise, tüketilen elektrik enerjisi sadece bu hat üzerindeki cihazların kurulu gücü dikkate alınarak hesaplanır. <br>(4) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesindeki tespitlerde; elektrik enerjisinin kesildiği tarihteki endeks değeri ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihteki endeks değeri arasındaki fark dikkate alınarak hesaplama yapılır.<br>Kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ve faturalanmasında esas alınacak süre<br>MADDE 45–(1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;<br>a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.<br>b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.<br>c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.<br>ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.<br>1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.<br>(2) 42. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre, tüketicinin tespite konu elektrik enerjisinin kesildiği tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süredir.<br>(3) Kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ortalama günlük çalışma saatleri;<br>a) Meskenlerde; 5 saat,<br>b) Tarımsal sulama tüketici grubunda yer alan tüketicilerde; ilgili Tarım İl Müdürlüğünden ürün bazında alınacak sulama sezonu saati bilgisi çerçevesinde belirlenen saat,<br>c) Sanayi tüketici grubundan enerji alanlar ile turistik tesisler, akaryakıt istasyonları, hastaneler, alışveriş merkezleri gibi vardiyalı hizmet veren tüketicilerden, tek vardiyalı çalışanlar için 7 saat, iki vardiya çalışanlar için 14 saat, üç vardiya çalışanlar için 21 saat,<br>ç) Diğer tüketicilerde; 8 saat, olarak kabul edilir.<br>(4) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmayanlara, çalışma saatleri %20 oranında artırılarak uygulanır. Üç vardiya çalışanlar için bu süre 24 saat olarak kabul edilir.<br>(5) Üçüncü fıkranın (c) bendinin uygulanmasında, vardiya sayısının tespitinde kaçak tespiti yapan kuruluşun görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin üçüncü fıkranın (c) bendinde belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise tespit edilen saatler esas alınır.<br>Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin faturalandırılması<br>MADDE 46 – (1) Tüm kaçak kullanımlara ilişkin hesaplamalar Kurul onaylı tarife tablolarındaki ilgili tüketicinin tüketici grubuna ilişkin tek terimli, tek zamanlı aktif enerji ve dağıtım tarifesi üzerinden yapılır. Yapılan hesaplamalarda reaktif enerjiye ve trafo kayıplarına ilişkin bedeller dikkate alınmaz.<br>(2) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketicinin, 44 üncü madde çerçevesinde hesaplanan tüketimi, dahil olduğu tüketici grubuna kaçak elektrik enerjisi tükettiği dönemde uygulanmakta olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 1,5 katı ile çarpılarak, kaçak enerji tüketim bedeli hesaplanır ve bu bedel fatura edilir.<br>(3)Tüketicinin aynı veya başka bir kullanım yerinde mükerrer kaçak elektrik enerjisi tükettiğinin tespiti edilmesi durumunda, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edildiği tarihte yürürlükte olan ve birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarifenin 2 katı göz önüne alınarak hesaplama yapılır. <br>(4)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması olmayanlara ilişkin kaçak elektrik enerjisi tüketimindeki hesaplamalar, ticarethane tüketici grubuna uygulanan birinci fıkrada kapsamı belirtilen tarife üzerinden yapılır.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/10742 Esas-2017/17007 Karar sayılı ilamında \"Abonesiz kullanımın kaçak elektrik  kullanımı olarak değerlendirilmesinde ve kaçak tutanağı tanzim tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre yapılan kaçak bedeli hesabında bir sakınca görülmemiştir. Ancak, Hukuk Genel Kurulu'nun ve Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre; abonelik sözleşmesinde ödemelerde gecikme olması hâlinde, 6183 sayılı kanun da belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, gecikme zammına ilişkin şartın açık, anlaşılabilir ve oranları da belirtilmek suretiyle yazılması gerekir. Soyut olarak, salt kanun ve yönetmelik hükümlerine atıf yapılmış olması hâlinde gecikme zammı istenemez, abonenin sıfatına göre yasal faiz istenebilir. Abonelik sözleşmesinde alacağın geç ödenmesi hâlinde 6183 sayılı kanunda belirtilen gecikme zammı uygulanacağına dair bir hüküm yoksa alacağa gecikme zammı değil yasal faiz ilave olunur. Abonelik (elektrik, su, atık su ve doğalgaz) sözleşmesinde; 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağına yönelik bir hüküm yoksa, borç ödenmediği takdirde, normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı değil, abonenin sıfatına (mesken ise yasal faiz, ticarî ise TTK’nuna tabi aboneler için ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) faiz uygulanacaktır. (HGK’nun 22/09/2010 Tarih, 2010/13-466 Esas ve 2010/410 Karar, 28/11/2012 Tarih, 2012/13-624 Esas ve 2012/915 Karar, 3 HD’nin 27/02/2014 Tarih, 2013/18346 Esas ve 2014/3079 Karar sayılı ilâmlarında aynı ilkeler benimsenmiştir.) Bu nedenle, davacının gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si istemi yerinde değildir.  Ne var ki, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince gecikme zammı isteminin aynı zamanda yasal faiz uygulanması gerektirdiği gözetilerek, ödenmeyen bedele yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerekmektedir.\"<br><br>Somut olaya bakıldığında; davacı şirket personelleri tarafından davalı hakkında ... Maddesi, ... Caddesi, No:47/E ... adresinde \"ölçü devresine müdahale ederek tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek sureti ile elektrik enerjisi tüketilmesi\" gerekçesi ile 30/05/2018 tarihli EPTHY 42/1-c maddesi uyarınca kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlendiği, kaçak elektrik kullanımına yönelik iş yerinin davalının kullanımında olduğuna yönelik uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece dava dosyasının Elektrik-Elektronik Mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, 31/03/2024 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmesine karşın raporun hükme esas alınarak  davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Her ne kadar ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; <br>31/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda 30/05/2018 tarihli EPTH Yönetmeliği'nin 42/1-a vd. Maddeleri uyarınca hesaplama yapıldığı, 42/1-a maddesinin \"abonelik sözleşmesinin bulunmaması\" halinde yapılan kaçak kullanımlara ilişkin olduğu,  davacı şirket personelleri tarafından düzenlenen kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının ise \"ölçü devresine müdahale ederek tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek sureti ile elektrik enerjisi tüketilmesi\" gerekçesi ile 30/05/2018 tarihli EPTHY 42/1-c maddesi uyarınca düzenlendiği, dosyanın incelenmesinde davalının kaçak kullanıma konu tesisata ilişkin olarak bir abonelik sözleşmesinin bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığının görüldüğü, yine abonelik ilişkisinin bulunmadığı kabul edilerek ve kaçak kullanıma konu yerin iş yeri olduğu gözetilmeksizin yasal faiz üzerinden hesaplama yapıldığı, netice olarak hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.<br>O halde ilk derece mahkemesince yapılacak iş;<br>Öncelikle abonelik sözleşmesi imzalanması konusunda yetkili şirket olan ... ... Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye müzekkere yazılarak kaçak elektrik tüketimine konu ... nolu tesisata ilişkin olarak davalının kaçak elektrik kullanımı yapılan dönemde elektrik abonelik sözleşmesinin bulunup bulunmadığının sorularak sözleşmesinin bulunması halinde dava dosyasına gönderilmesinin istenilmesi, dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdi ile; davalının kaçak elektrik kullanımı yapılan 06/01/2023 tarihinde elektrik abonelik sözleşmesinin bulunması halinde yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak EPTHY 42/1-c vd. Maddeleri uyarınca kaçak elektrik tüketim bedelinin hesaplanması, abonelik sözleşmesinin bulunmaması halinde ise hesaplamanın bu kez aynı yönetmeliğin 42/1-a vd. Maddelerine göre yapılması, hesaplama yapılırken birbiri ardına devam eden hükümlerin atıf yaptığı maddelerin doğru takip edilmesi, abonelik sözleşmesinin bulunması ve sözleşmede açık hüküm yer alması halinde davacının gecikme zammı talep etme hakkının bulunduğu, sözleşmesinin bulunmaması halinde (veya sözleşme bulunmakla birlikte tam metninin sunulmaması halinde ispat yükünün davacı alacaklıda olduğu gözetilerek) borç ödenmediği takdirde normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı değil abonenin sıfatına (mesken ise yasal faiz, ticarî ise TTK’nuna tabi aboneler için ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) göre faiz uygulanacağı dikkate alınarak hesaplama yapılmasına yönelik ek rapor tanziminin istenilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ve hatalı hesaplama içeren bilirkişi raporu hükme esas alınarak verilen davanın kısmen kabulüne yönelik karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacıdan tahsil edilen 527,00 TL İstinaf nispi karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-Başvuru yapan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin yeniden yapılacak yargılamada ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği, harç, gider avansı iadesi ve diğer usulî işlemlerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 302/5 ve 359/4 maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026<br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a60fa6913e137943","SID":"c41ad9525bb2c161"}}