{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2024/501 - 2026/61<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2024/501 <br>KARAR NO\t: 2026/61<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/521 Esas 2023/1107 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ\t: 23.01.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06.02.2026<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 14.11.2015 tarihinde ...’nun maliki olduğu ... plakalı aracın sebebiyet verdiği kaza neticesinde ...'ın vefat ettiğini, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli bir zorunlu mali mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi olmadığı gerekçesi ile 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 14. maddesi ve ... Yönetmeliği'nin 9. maddesi uyarınca; söz konusu kaza ile ilgili olarak kazada vefat eden ...’ın desteğinden yoksun kalanlar tarafından davacı aleyhine ikame olunan dava neticesinde Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 2017-İHK/954 sayılı sayılı kararının Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/5420 E 2020/7923 K sayılı ilamı ile onandığı ve ilam gereği düzenlenen Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4522 dosyasına 5684 sayılı yasa ve ... Yönetmeliği 9. maddesi gereği 04.05.2021 tarihinde 309.469,94TL tazminat ve stopaj ödemesi yapıldığını, anılan yasa ve yönetmelik uyarınca, ... yaptığı ödemeler için, zarara neden olanlara (aracın işletenine, sürücüsüne ve diğer sorumlulara) rücu hakkı tanındığını, davacı tarafından 309.469,94-TL ödeme dışında, hak sahiplerine 74.524,46-TL tazminat ödendiğini, bu ikinci ödemenin rücu işlemleri sırasında Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 E. Sayılı dosyasında araç sahibinin ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesinin bulunduğu itirazı üzerine, dosya davalısı ... Sigorta AŞ’ne müzekkere yazıldığını, davalı ... Sigorta AŞ tarafından Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen cevapta kaza tarihinde geçerli bir poliçenin bulunduğu yanıtının verildiğini, dosya davalısı ... Sigorta AŞ’nin müzekkereye verdiği yanıt nedeniyle Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 E. 2021/203 K. sayılı ilamı ile rücu davasının poliçenin varlığı gerekçesiyle reddedildiğini, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... plakalı aracın kaza tarihi olan 14.11.2015 itibariye ... Sigorta AŞ nezdinde geçerli bir poliçesinin bulunduğu gerekçesiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/1415 E. 2021/1698 K. sayılı kesin ilamı ile reddedildiğini, bu durumda kazaya neden olan ... plakalı aracın 14.11.2015 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ nezdinde geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunduğunun yargı kararıyla kesinleştiğini, bu karara göre ... Sigorta AŞ tarafından ödenmesi gereken tazminatların davacı ... tarafından ödendiğini, davalı şirketin sorumluluğunda bulunan ancak davacı tarafından ödenen 309.469,94-TL tazminatın iadesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, tüm ihtar ve yazışmalara rağmen davalı sigorta şirketince, davacının zararı giderilmediğinden hakkında icra takibi başlatılmak durumunda kalındığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen ... Sigorta AŞ’den tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/39308 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak davalının borca itiraz ettiğini beyan ederek, davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/39308 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu araç ve meydana gelen kaza nedeniyle, ...’ın vefatı nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesi ve ... Yönetmeliği'nin 9. Maddesi uyarınca; asıl davaya konu ödeme dışında 24.11.2022 tarihinde 13.156,76TL ek tazminat ödemesi yapıldığını, anılan Yasa ve Yönetmelik uyarınca, ... yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara rücu hakkının tanındığını, kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesinin olduğunun mahkeme kararı ile kesinleşmiş olması nedeniyle, davacının ZMMS yapan sigorta şirketi yerine ödeme yapmış olması nedeniyle, sigorta şirketine başvuru hakkı olduğunu, ek olarak ödenen toplam 13.156,76 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte; kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen ... Sigorta AŞ’den tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2022/63686 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak davalının borca itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek öncelikle dosyanın asıl tazminat ödemesine ilişkin davanın mahkemenin 2022/521 E sayılı dosyası ile görülmekte olan dosya ile birleştirilmesini ve davalının icra takibine vaki itirazının iptalini istemiştir<br>\tAsıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya konu ... plakalı aracın bir kaç kez el değiştirdiğini, kaza tarihinde de sigortalının mülkiyetinde olmadığını, yeni maliklerin hiçbirinin sigorta poliçesi yaptırmadığını, davacının iddialarını tevsik eden hiçbir belge sunulmadığını, kusurlu araç sürücüsünün vefatı dolayısıyla destekten mahrum kalma tazminatı talebinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, geçerli bir poliçe olmadığının Yargıtay kararı ile de kesinlik kazandığını, Yargıtay'ın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ... plakalı aracın kaza tarihinde poliçesi olduğuna dayanan kararını kesin olarak bozduğunu ve poliçe olmadığı gerekçesine dayanan itiraz hakem heyeti kararını onadığını, bu nedenle davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini, istemiştir.<br>\tBirleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davaya verdiği cevap dilekçesini tekrar ile, kaza tarihini kapsar poliçe olmadığının, ... hakkındaki talebe yönelik olarak verilen kararın Yargıtay’ın onama kararı ile kesinleştiğini, bu nedenle davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; asıl ve birleşen davanın, davacı ... tarafından karşılanan tazminat bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu; Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 esas sayılı dava dosyası, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/39308 esas sayılı takip dosyası, sigorta poliçesi, hasar dosyası, trafik kazası tespit tutanağı, trafik tescil kayıtları, 20.12.2022 tarihli bilirkişi raporu, 24.03.2023 tarihli bilirkişi ek raporu, 01.08.2023 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunun dosyaya kazandırıldığı; davacının, 14.11.2015 tarihinde, maliki dava dışı ... olan, sürücüsü ... olan ... plakalı araç ile sürücüsü dava dışı ... olan ... plakalı araç arasında ölümlü trafik kazası meydana geldiği, bu kaza sonucunda sürücü ...'ın vefat ettiği, ... plakalı aracın kaza tarihinde trafik sigortası bulunmadığından bahisle davacı ... tarafından müteveffanın mirasçılarına ödeme yapıldığı, ancak daha sonra aracın kaza tarihinde davalı ... ... Sigorta AŞ'ne sigortalı olduğunun belirlendiği iddiasıyla ödenen tazminatların sorumlu olan sigorta şirketinden rücuen tazmininin talep edildiği, uyuşmazlığın, ... plakalı aracın kaza tarihi olan 14.11.2015 tarihi itibariyle karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin bulunup bulunmadığı ve destekten yoksun kalan mirasçıların tazminatlarından davacının mı yoksa davalının mı sorumlu olduğuna ilişkin olduğu; Müteveffanın hak sahipleri, destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle ... Sigorta AŞ'yi hasım göstermek suretiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 06.06.2016 gün K-2016/15857 sayılı kararı ile; başvuru sahiplerinin aracın satışının yapıldığını öğrendiklerini ve bu sebeple HMK 124/3 uyarınca hasım değişikliği yaparak husumeti ... yönelttiklerini beyan etmiş iseler de, ... başvuruda bulunmadan başvuru haklarının doğmayacağı gerekçesi ile hasım değişikliği talebinin kabul edilmediğine ve başvurunun husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğinin görüldüğü; Müteveffanın hak sahipleri aynı taleple bu kez ... hasım gösterilmek suretiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulundukları, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 16.01.2017 gün K-2017/1706 sayılı kararı ile; kazaya karışan araç her ne kadar 06.10.2015 tarihinde satış işlemine maruz kalmışsa da iş bu satış işleminin KTK 94. madde gereği sigorta şirketine bildirilerek fesih işlemi sağlanmadığından dava dışı ... Sigorta AŞ’nin sorumluluğunun devam ettiği gerekçesi ile başvurunun husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği; anılan karara itiraz edilmesi üzerine ihdas edilen İtiraz Hakem Heyetinin 22.03.2017 tarih 2017/İHK -954 sayılı kararı ile; kazaya karışan araca ait noter satış işleminin 06.10.2015 tarihinde yapıldığı ve uyuşmazlığa konu kazanın 14.11.2015 tarihinde meydana gelmiş olduğu, ... plakalı araç için ... Sigorta AŞ tarafından düzenlenen ZMMS Poliçesinin ZMMS Genel Şartları 4-c uyarınca münfesih hale geldiği, bu durumda ... Sigorta AŞ’nin sorumluluğundan ve ... plakalı aracın kaza tarihi itibarıyla geçerli bir ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 16.01.2017 gün K-2017/1706 sayılı kararının kaldırılmasına, başvuru sahibi ... için 198.021,66-TL., ... için 14.794,16-TL., ... için 28.798,28-TL. ve ... için 48.385,90-TL. destekten yoksun kalma tazminatının 29.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Güvence Hesabından tahsil edilerek başvuru sahiplerine verilmesine, (...) karar verildiği; anılan İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde; İstanbul BAM 9. H.D.'nin 2017/1196 E. 2019/673 K. sayılı kararı ile; Davacılar ... ve ... hakkındaki istinaf başvurusunun 40.000,00-TL. istinaf/ temyiz sınırı altında kaldığından, davalı vekilinin davacılar ... ve ...’a yönelik istinaf başvurusunun reddine, ... plakalı aracın geçerli ZMMS poliçesi bulunduğundan davalı ... husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin davacılar ... ve ...’a yönelik istinaf başvurularının kabulü ile İtiraz Hakem Heyetinin bu davacılara yönelik kararının kaldırılmasına, davacılar ... ve ...’ın davalarının reddine karar verildiği, anılan İstanbul BAM 9.H.D.'nce verilen kararın temyiz incelemesi neticesinde; Yargıtay 17. H.D.‘nin 2019/5450 E. 2020/7923 K. sayılı kararı ile; İtiraz Hakem Heyetinin, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra itiraz üzerine verilen kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olduğu kararlaştırıldığından İstanbul BAM 9.H.D.‘nin 2017/1196-2019/673 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, davalı vekilinin temyiz itirazlarının davacılar ... ve ... yönünden miktar itibarıyla kesinlikten reddine, davalı vekilinin ... yönünden tüm temyiz itirazlarının reddi ile İtiraz Hakem Heyeti kararının onanmasına karar verildiği; açıklanan Yargıtay kararından, ... plakalı aracın geçerli bir trafik sigortasının bulunmadığı, bu suretle ... mirasçıların oluşan zararından sorumlu olduğunun tespit edildiği; dosya arasına alınan poliçenin incelenmesinde; maliki ... olan ... plakalı aracın 09.12.2014 - 09.12.2015 tarihleri arasında davalı sigorta şirketince trafik sigortası poliçesi kapsamında sigortalı olduğu görüldüğü; yine dosya arasına alınan Ağrı 5. Noterliği'nin 06.10.2015 tarih 3611 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesinin incelenmesinde; ... plakalı aracın ... tarafından ... isimli kişiye satıldığının tespit edildiği, Buna göre kaza tarihinde aracın malikinin ... olduğu, dosya kapsamında yeni malik tarafından sigorta yaptırıldığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden araç satışının sigorta şirketine bildirilmediğinin anlaşıldığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun Sigorta Sözleşmesinin Verilmesi Ve İşletenin Değişmesi Halinde Yapılacak İşlemler başlıklı 94. Maddesi \"Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir.\" şeklinde olup, yasal düzenleme uyarınca sigorta şirketinin fesih tarihinden itibaren 15 gün boyunca sorumluluğunun devam ettiğinin anlaşıldığı; Türk Ticaret Kanunu'nun Sigorta Edilen Menfaatin Sahibinin Değişmesi başlıklı 1470. Maddesi \"Sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi hâlinde, aksine sözleşme yoksa, sigorta ilişkisi sona erer.\" şeklinde olup yasal düzenlemeye göre, aksine hüküm olmaması halinde menfaatin sahibinin el değiştirmesi ile sigorta ilişkisinin kendiliğinden sona ereceği anlaşıldığı; Bu kapsamda yapılan değerlendirme sonucunda; ... plakalı aracın 09.12.2014 - 09.12.2015 tarihleri arasında davalı sigorta şirketince trafik sigortası poliçesi kapsamında sigortalı iken, 06.10.2015 tarihinde malik ... tarafından ... isimli kişiye satıldığı, satış tarihi olan 06.10.2015 tarihi itibariyle aracın devriyle sigorta sözleşmesinin kendiliğinden son bulduğu, sigorta ilişkisinin yeni malikle kendiliğinden devam etmeyeceği, KTK madde 94'teki bildirim yükümlülüğünün sigorta ilişkisinin kendiliğinden sona ermesine etkili olmayacağı, aracın satıldığı 06.10.2015 tarihinden 15 gün sonrası olan 21.10.2015 tarihine kadar sigorta şirketinin sorumluluğunun KTK madde 94 uyarınca devam ettiği, ancak kazanın bu tarihten sonra 14.11.2015 tarihinde meydana geldiği, bu itibarla davalı sigorta şirketinin kaza sebebiyle mirasçıların oluşan zararından sorumluluğu bulunmadığı, nitekim Yargıtay kararının da bu yönde olduğu, böylelikle davacının davalıya rücu koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar vermek gerektiği, gerekçesiyle;“Asıl dava yönünden; davanın reddine, Birleşen 2023/270 esas sayılı dosya yönünden davanın davanın reddine,\" karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde;14.11.2015 tarihinde, ...’ın meydana gelen kazada vefat ettiğini, vefat edenin yakınları tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru üzerine, ...'nın sorumluluğuna karar verildiğini ve kararın Yargıtay 17. HD. 2019/5420 E. 2020/7923 K. Sayılı kararı ile onanması üzere, takibe konu ilama istinaden Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4522 dosyasına 04.05.2021 tarihinde 309.469,94 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme dışında 74.524,46 TL daha ödendiğini, yapılan ikinci ödemenin rücu işlemleri için araç işleteni hakkında açılan dava sırasında, ... Sigorta AŞ tarafından, Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasına verdiği cevapta, kaza yapan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi olduğu yanıtını verdiğini, bunun üzerine sorumlular hakkında açılan söz konusu davanın reddedildiğini, taraflarından yapılan istinaf başvurusunun da Ankara 26. Hukuk Dairesi'nin 2021/1415 E. 2021/1698 K. Sayılı ilamı ile esastan reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiğini, söz konusu karar ile kaza yapan aracın, kaza tarihini kapsar sigortası olduğunun kesinleştiğini, buna istinaden sigorta şirketine karşı dava açtıklarını, mahkemece, sigorta poliçesinin iptal edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının, Yargıtay tarafından verilen onama kararına istinaden, Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2021/4522 dosyasına, 04.05.2021 tarihinde, 309.469,94 TL ödeme tazminat ödemesi yaptığını, bu ödemenin 301.971,64 TL’sinin icra dosyasına, 7.498,30 TL’sini stopaj olarak ödediğini, yapılan ödemede, 07.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren “Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda Ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Hakkında Kanunun 16. Maddesine” uygun olarak stopaj kesintisi yapılarak ödendiğini, buna rağmen İcra Müdürlüğü tarafından ödemenin yetersiz olduğuna ilişkin muhtırasına karşı şikayet üzerine, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/392 E. dosyasında 13.156,76TL ödemenin eksik yapıldığına karar verilmesi üzerine, bu ödemenin de 22.11.2022 tarihinde mahkeme kararına istinaden yapıldığını, her iki ödemeye ilişkin olarak, davalı hakkında ayrı ayrı başlatılan icra takiplerine, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığını, mahkeme kararı ile ödemelerin sabit olduğunu, mahkemece, sigorta poliçesinin geçersiz olduğuna yönelik kabulün hatalı olduğunu, zira söz konusu kaza nedeniyle sigorta şirketinin daha önce ödeme yaptığının, sigorta şirketinin Ankara Batı 3. AHM 2020/263 E. sayılı dosyasında verdiği cevap ile de sabit olduğunu, kendiliğinden sigorta ilişkisinin sona ermesinin mümkün olmadığını, ayrıca, mahkemece eldeki davada verilen kararın, kesinleşmesi halinde ... Yönetmeliğinden kaynaklanan rücu hakkının kullanılmaz hale geleceğini, zira daha önce rücu hakkı kapsamında işleten hakkında açılan davanın da, aracın ZMMS poliçesi bulunduğundan ve poliçenin geçerli olduğu olarak kabul edilerek, Ankara BAM 26. HD 2021/1415 E. 2021/1698 K. Sayılı kararı reddedildiğini, eldeki davanın da reddedilmesi halinde, davacının rücu edebileceği kimse kalmayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;<br>\tAsıl ve birleşen dava, ZMMS poliçesi tespit edilmeyen aracın karıştığı kazada, araç sürücüsünün vefatı nedeniyle, zarar görenlere yapılan destek tazminatı ödemesinin, Sigortacılık Kanunu ve ... Yönetmeliği hükümleri gereğince, kaza yapan aracın tespit edilen ZMMS poliçesini tanzim eden sigorta şirketinden tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece, zarar görenlere, davacı tarafından Yargıtay incelemesinden de geçen Sigorta Tahkim Komisyonu kararı gereğince ödeme yapıldığından ve söz konusu kararda ... zarardan sorumlu olduğu kabul ediliğinden ve ayrıca kaza tarihi itibariyle de sigortalı aracın, devredilmiş olması nedeniyle sigorta sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş olduğundan bahisle, kaza tarihi itibariyle davalının öncesinde yapmış olduğu poliçenin geçerli olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından, istinaf edilmiştir. <br>\tDavacının istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 14.11.2015 tarihinde meydana gelen kazada, ... plakalı aracın sürücüsünün kendi kusuru ile vefat ettiği, vefat edenin sürücü olduğu aracın 09.12.2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğuna ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık; vefat edenin sürücüsü olduğu aracın önceki maliki tarafından tanzim edilen, taraflarca da varlığı kabul edilen söz konusu sigorta poliçesinin, aracın devrinin yapılmasından itibaren, 15 gün sonunda kendiliğinden geçersiz kalıp kalmayacağı; ... tarafından ödeme yapılan zarar görenlerin, bundan önce ... Sigorta AŞ hakkında destek tazminatı talepli başvurularının sigortanın geçersizliği nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından ret edilmiş olması ve sonrasında ise zarar görenlerin ...'na karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurması sonrasında, İtiraz Hakemi tarafından, ... sorumluluğuna karar verilmiş olmasının ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olmasının, söz konusu ödemenin de buna istinaden yapılmış olmasının, kaza tarihini kapsar sigortanın varlığı açısından kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlığın değerlenmesi açısından, öncelikle ...'nın sorumluluğunun niteliği ve mahiyeti üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır.<br>\t... sorumluluğu, Sigortacılık Kanun 14. Maddesinde düzenlenmiş ve söz konusu maddede \" (1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21.12.1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulur.<br>(2) Hesaba;<br>a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,<br>b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,<br>c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,<br>ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,<br>d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için, başvurulabilir. Cumhurbaşkanı, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.<br>(3) Hesabın gelirleri; birinci fıkrada belirtilen zorunlu sigortalar (…)6 için tahsil edilen toplam primlerin yüzde biri oranında sigorta şirketlerince ödenecek katılma payları ile sigorta ettirenlerden safî primlerin yüzde ikisi oranında tahsil edilecek katılma paylarından oluşur. (Değişik son cümle: 13.6.2012-6327/50 md.) Bakan, bu oranları yarısına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya ya da katılma paylarını maktu olarak tespit etmeye yetkilidir.<br>(4) Sigorta şirketleri, üçüncü fıkra hükmü gereğince kendileri tarafından ödenmesi gereken bir takvim yılına ilişkin katılma paylarını takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar; sigorta ettirenlerden tahsil edilen katılma paylarını ise tahsil edildikleri ayı takip eden ayın sonuna kadar Hesaba yatırmak zorundadır.<br>(5) Hesap kapsamındaki her zorunlu sigorta ve yeşil kart sigortası için ayrı hesap açılır ve bunların gelir ve giderleri bu hesaplarda izlenir.<br>(6) Hesabın gelir ve giderleri ile işlemleri, Müsteşarlıkça her yıl denetlenir.<br>(7) (Değişik: 13.6.2012-6327/50 md.) Hesabın kuruluşuna, işleyişine, tanıtımına, idari masraflarına, fon varlıklarının nemalandırılmasına, Hesaptan yapılacak ödemelere, gerek ilgililere gerekse Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılacak rücûlara, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Sigortacılık Eğitim Merkezi ve Komisyona yapılacak katkı payları ile, Hesap kapsamındaki zorunlu sigortaların denetimi ve takibinden kaynaklanan giderler ile diğer harcamalara ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir. \" denilerek, ...'nın sorumluğunu gerektiren durumlar ve yapısı düzenlemiştir.<br>\tÖte yandan, ... Yönetmeliği 14. Maddesinde zarar görenlere \"Ödemelerin yapılması\" düzenleyen 14. maddesinde \"(1) Hesap tarafından gerekli inceleme yapıldıktan sonra, tazminat miktarında ve hak sahiplerinde tereddüt bulunmadığı takdirde belirlenen miktar, hak sahiplerine ödenir.\" denilerek, ... ödeme yükümlülüğü düzenlendikten sonra, Yönetmeliğin 16. Maddesinde;<br>\"(1) Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle;<br>a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere,<br>b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,<br>c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine,<br>ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine,<br>d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücû edilir.\" edilir denilerek, rücu hakkını düzenlemiştir. Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, ... ödeme yapmış olması, kaza tarihini kapsar Zorunlu Sorumluluk Sigortası bulunması halinde, bu sigorta şirketine rücu etmesini engel bir nitelik taşımamaktadır. Zarar görenlerin zararının bir an evvel karşılanması için veya mahkeme kararına istinaden ödeme yapılmış olması, tek başına sigorta şirketine rücu hakkını ortadan kaldıran bir durum değildir. Bunun gibi, zarar görenler tarafından sigorta şirketine karşı açılan davada, o an için sigortanın varlığının kanıtlanamamış olması nedeniyle sigorta şirketi hakkındaki davanın ret ile sonuçlanmış olması durumunda dahi, söz konusu dava aynı taraflar arasında olmadığından (... ve Sigorta şirketi arasında) sigorta şirketi hakkında, zarar görenler tarafından açılan tazminat talepli davanın reddine karar verilmiş olması, ... tarafından yapılan ödeme sonrasında, sigorta şirketinden rücu talebinde, sigorta şirketi yönünden kesin hüküm oluşturmayacaktır. ..., mahkeme kararına istinaden ödeme yapmış olsa dahi, söz konusu davada taraf olmayan sigorta şirketi tarafından yapılan ZMMS sigortasının bulunduğunun kanıtlaması durumunda, asıl olan prim karşılığında aracı sigortalayan sigorta şirketinin sorumluluğu olduğundan sigorta şirketine rücu edebilir. Zira Yönetmelik ile, ...'nın yükümlü sigorta şirketine rücu hakkı tanınmış olup, ödeme sırasında net olarak tespit edilemeyen durum çerçevesinde ödeme yapmak durumunda kalan ..., aracın sigortasının bulunduğunun anlaşılması halinde, sigorta şirketinden yapmış olduğu ödemeyi \"gerçek zarar\" ilkesi çerçevesinde talep edebilecektir.<br>\tSomut olayda, 14.11.2015 tarihinde meydana gelen kazada, 09.12.2014-09.12.2015 tarihleri arasında ... Sigorta AŞ tarafından sigortalı (her ne kadar kaza tarihinde geçerli olup olmadığı uyuşmazlık konusu olmakla birlikte, tanzimi uyuşmazlık konusu olmayan poliçe) aracın sürücüsü ..., kendi kusuru ile vefat etmiş, vefat edenin yakınları \"her ne kadar 01.06.2015 tarihinden sonra araç sürücünün kendi kusuru ile meydana gelen kazada gerek sigorta şirketinin, gerekse de ...'nın sorumluluğu yok ise de\" 01.06.2015 tarihinden önce tanzim edilen poliçelerde, kaza 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelmiş olsa dahi poliçeye esas genel şartlar çerçevesinde, sigortaya başvurulabileceği Yargıtay tarafından kabul edildiğinden ... Sigorta Şirketine karşı Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunmuş, zarar görenlerin sigorta şirketine başvurusunda; aracın devri nedeniyle sigorta sözleşmenin sona erdiğinden bahisle Uyuşmazlık Hakem Heyeti 06.06.2016 K- 2016/15857 Karar sayılı, kararı ile sigorta şirketi hakkındaki davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine, zarar görenler tarafından bu defa ...'ndan zararlarını tazmini için Uyuşmazlık Hakem Heyetine müracaat etmiş, Uyuşmazlık Hakemi tarafından, bu defa da, kaza yapan aracın ... Sigorta AŞ tarafından mevcut sigortası olduğu, 09.12.2014 tarihinde tanzim edilen sigortanın kaza tarihinde geçerli olduğu kabul edilerek, ... hakkındaki davanın da reddine karar verilmiştir. Bu karara yönelik zarar görenlerin itiraz başvurusu üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde, 22.03.2017- 2017/İHK-954 K. Sayılı kararı ile kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsar poliçesi olmadığı, 14.11.2015 tarihi itibariyle destek şahsın kusuruna dayalı olsa dahi ...'nın bu zararları ödemekle yükümlü olduğu kabul edilerek, tazminata hükmedilmiştir. Söz konusu karara karşı istinaf yoluna gidilmesi sonrasından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2017/1196 E. 2019/673 K. Sayılı 30.04.2019 tarihli kararı ile miktar itibariyle kesin olmayan talepler yönünden kısmen kaldırma kararı verilerek, bu talepler yönünden (davacı ... ve ... talepleri yönünden) kaza tarihinde aracın ZMMS poliçesi olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerinde, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/5450 E. 2020/7923 K. Sayılı 01.12.2020 tarihli kararı ile İtiraz hakemi kararlarının doğrudan temyiz yoluna tabi olduğundan bahisle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9 Hukuk Dairesinin kararını yok hükmünde sayarak, ... tarafından itiraz hakem heyeti kararına yönelik yapılan istinaf başvurusu temyiz mahiyetinde görülerek yapılan inceleme neticesinde, temyiz başvurusunun, miktar itibariyle kesin olmayan talepler yönünden (davacı ...'ın lehine olan hüküm açısından) esastan inceleyerek, temyiz istemin esastan reddi ile İtiraz Hakem Heyeti kararının onanmasına karar verilmiştir.<br>\tYargıtay kararında, kaza tarihini kapsar şekilde ... Sigorta Şirketinin yapmış olduğu sigortanın geçersizliğine yönelik kesin tespit olmadığı gibi, aksine ...'nın 01.06.2015 tarihinden sonraki kazalarda (01.06.2015 tarihinden önce yapılan poliçe mevcut değil ise ) Yeni Genel Şartlar çerçevesinde sorumluluğuna gidilemeyeceği Daire içtihatlarıyla kabul edildiği durumda ... zarardan sorumluluğunu kabul ederek, bir nev'i 01.06.2015 tarihinden önce yapılan sigortanın varlığı kabul edilerek, zarar görenlerin KTK'nın 91. maddesi ve Sigortacılık Kanunu 14. maddesi kapsamındaki haklarının korunması sağlandığı anlaşılmaktadır.<br>\tDolayısı ile; Yargıtay'ın söz konusu kararı, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Tahkim Kararı vefat eden sürücünün mirasçıları ve araç işleteni açısından, aracın kaza tarihinde zorunlu sorumluluk sigortası olmadığına ilişkin kesin hüküm ya da kesin delil oluşturmayacağından (söz konusu kararda sigortanın olmadığının kabul edilmiş olması, davada taraf olmayan işletenin yaptırdığını kanıtladığı sigortadan kaynaklanan haklarını kaldırmaması) rücu hakkının varlığının ve sigortanın geçerli olup olmadığının, söz konusu kararlara göre değil, yasal düzenlemeye göre değerlendirilmesi gerekir. Buna göre de; sürücü mirasçıları ve araç işleteni hakkında açılan rücu davasında, kaza tarihinde araç sigortasının olduğu savunmasını, söz konusu kararlardan bağımsız olarak deliller ile kanıtlayabilir. Bu durumun kanıtlanması halinde ise ... rücu alacağını ancak, sigorta şirketinden talep edebilir. <br>\tDavacı ... sorumluluğuna karar verilen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen İtiraz Hakem Heyeti kararına istinaden yapmış olduğu bir kısım ödeme için, araç işleteni hakkında, ... Yönetmeliğinin 14. Maddesi gereğince, icra takibi ile rücu hakkını kullanmış, araç işleteni ... tarafından takibe yapılan itiraz neticesinde, Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan itirazın iptali davasında mahkemece 2020/263 E 2021/203 K. Sayılı kararı ile, kaza tarihi itibariyle kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi bulunduğundan, işleten hakkında dava açılmayacağını belirterek pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karara karşı ... tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde de, Dairemiz 08.04.2021 tarih 2020/263 E. 2021/203 K. Sayılı ilamı ile olay çerçevesinde gelişen tüm süreç tartışılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan KTK'nın 94. Maddesi de değerlendirmek suretiyle, sigortalı aracın devri halinde, sigorta poliçesi feshedilmedikçe, poliçe bitiş tarihine kadar geçerli olduğu belirtilerek, ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, kesin olarak karar verilmiştir.<br>\tDavacı ...'nın, araç işleteni hakkında açtığı davada (Ankara Batı 3. AHM) verilen pasif husumet kararı, eldeki davada ... ... Sigorta yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de, kuvvetli delil mahiyetindir. Davalı sigorta şirketi kaza tarihini kapsar poliçe tanzim ettiğini kabul ettiğine göre, ancak kaza tarihi itibariyle aracın sigortalı tarafından devredilmiş olması sonrasında, sigorta poliçesini KTK'nın 94. maddesine uygun şekilde feshettiğini kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulabilir. Yargıtay kararında ...'nın sorumluluğuna karar verilmiş olması, kaza tarihinde kesin olarak sigorta poliçenin olmadığının kabulü şeklinde yorumlanması mümkün olmadığından (Nitekim 14.11.2015 tarihinde meydana gelen kazada yerleşik içtihatlara rağmen 01.06.2015 tarihindeki Genel Şartlar uygulanmaktan imtina edilerek, ... sorumlu tutularak, 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin hükümler çerçevesinde sorumluluğa gidildiği anlaşılmaktadır) söz konusu karar, kaza tarihini kapsar poliçe olmadığını kanıtlamak için yeterli olmadığı gibi, zarar görenlerin tüm bu sürecin başında, ... Sigorta Şirketi hakkında Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusu üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, poliçenin geçersizliği nedeniyle verdiği pasif husumet nedeniyle ret kararı da, eldeki dosyanın tarafları açısından sigortanın geçersizliğini ispatlamaya yeterli değildir.<br>\tTüm bu sebeplerle; kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve \"Sigorta sözleşmesinin verilmesi ve işletenin değişmesi halinde yapılacak işlemler\" başlıklı KTK'nın 94. Maddesinde \"Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır.<br>\tSigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir.\tSigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir.\" denilerek, sigortalı aracın işletenin değişmesi halinde, devredene 15 gün içinde sigortaya bildirim yükümlülüğü getirilmiş, sigorta şirketininden bildirim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde sözleşmeyi fesh edebileceği, fesih tarihinden itibaren 15 gün daha sözleşmenin geçerli olduğu düzenlemiştir. Yasa'da gerek poliçe tanzim tarihinde gerekse de kaza tarihinde bulunan düzenlemede işleten sıfatının değişmesi ile sözleşmenin kendiliğinden geçersiz olacağı düzenlenmediği gibi, aksine fesih tarihinden itibaren 15 gün daha geçerli olacağı kabul edilmiştir. Bu durum sigortanın \"zorunlu olmasının\" bir sonucu olup, zarar görenlerin cismani veya maddi zararlarının karşılanması güvence altına alınmak istenmiştir. Bu nedenle sigorta şirketi, aracın sigortalandığı dönem içerisinde, KTK'nın 94. Maddesine uygun sözleşmeyi feshettiğini kanıtlamadıkça, sözleşmenin bitiş tarihine kadar zarar görenin teminat kapsamındaki zararlarından sorumlu olup, sırf işletenin değiştiğinden bahisle sorumlu olmayacağını zarar görene ya da haleflerine karşı ileri süremez. Bunun yanı sıra, Yasa'da sözleşmenin bitişine ilişkin özel düzenleme mevcut iken, TTK'da düzenlenen sigortacılık genel hükümlerine göre sigorta sözleşmesinin sona ereceği kabul edilemez. <br>\tDosya kapsamında, gerek Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından verilen, aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğuna yönelik cevabi yazıya, yine aynı dosyada sunulan ZMMS poliçesinin varlığına, davalının da sözleşmenin feshediliğini kanıtlayamamasına göre, araç işleteni değişmiş olsa dahi davalı 09.12.2014-09.12.2015 tarihli poliçe dönemi içerisinde meydana gelen kazadan kaynaklanan zararlardan sorumlu olduğundan, davacı ... yapmış olduğu ödeme sonrası, kazaya karışan aracın sigortasını tespit ettiğinden, sigorta şirketine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine göre rücu hakkı bulunduğundan, asıl ve birleşen daya yönelik yargılamaya devam edilerek esastan olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tÖte yandan; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Hukuk Dairesi kararını yok hükmünde sayarak, Sigorta Tahkim Komisyonun 22.03.2017- 2017/İHK-954 E. Sayılı kararına yönelik, davalı ... istinaf başvurusunu temyiz başvurusu kabul edilerek incelemiş, temyiz incelemesi neticesinde İtiraz Hakem Heyeti tarafından, ... ve ... hakkında verilen kararlar miktar itibariyle temyize tabi olmadığından, bu davacılar yönünden temyiz isteminin reddine, davacılar ... ve ... yönünden ise temyiz taleplerinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu İtiraz Hakem Heyeti kararı kesinleşmeden önce Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6097 E. dosyasında tüm destek alacaklıları tarafından başlatılan ilamlı icra takibine konu edildiği, dosya içerisinde bulunan takip talebi suretinden anlaşılmaktadır. Söz konusu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi tarafından ... ve ... yönünden kaldırılarak, bu davacılar yönünden tazminat taleplerinin reddine, diğer davacılar ... ve ... hakkında ise İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın kesin olması nedeniyle kesinleşen hakem kararı çerçevesinde yeninden esas hakkında verilen karar sonrasında, borçlu ..., söz konusu icra dosyasında karar gereğince ödeme yaptığını belirtmiştir. Söz konusu ödeme sonrasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın yok hükümünde sayılması ve İtiraz Hakem Heyeti kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi sonrasında daha önce icra takibine konu edilen itiraz hakem heyeti kararı, İİK'nın 40. Maddesi gereğince uygulama yapılması yerine, bu defada Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4522 E. Sayılı dosyasında bir kısım davalılar yönünden yeniden takibe konu edildiği anlaşılmaktadır. <br>\tDavacı ..., Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4522 E. Sayılı dosyasında; ... ve ... hakkındaki hükümler ve yargılama gideri çerçevesinde yeniden takibe konu edildiğinden bahisle, Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4522 E. Dosyasına 05.05.2021 tarihli dilekçe vererek, aynı ilama istinaden daha önce başlatılan Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2019/6097 E. Sayılı dosyasında, hüküm altına alınan yargılama giderlerinin 4.350,00 TL'sinin ödendiğini ve vekalet ücretinin de stopaj kesintisi yapılarak ödenmesi gerektiğini belirterek, icra müdürlüğü tarafından yapılan kapak hesabına itiraz ederek ödeme yaptığı, akabinde de borçlu ... memur muamelesine yönelik şikayeti üzerine de, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/392 E. 2022/558 E. 22.08.2022 tarihli dosyasında alınan bilirkişi raporuna istinaden verilen karar çerçevesinde, ilgili icra dosyasına bakiye ödemede bulunmuştur. Davacı bu miktarı da Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2022/63686 E. Dosyası ile dosyamız davalısı ... Sigorta AŞ'den rücuen talep etmiş, davalı/borçlunun borca itirazı üzerinde Birleşen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/270 E. 2023/327 K. Sayılı dosyasında itirazın iptalini istemiştir. Tazminat alacaklıları, İtiraz Hakem Heyeti kararı kesinleşmeden Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6097 E. dosyasında, takibe konu ettikten sonra aynı kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesinden sonra Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2021/4522 E. dosyasında, alacaklılar ... ve ... yönünden yeninden takibe konu etmiş, aynı karardaki 9.200,00 TL yargılama giderini yeniden talep ettikleri ve bu miktarın da ödendiği davacı tarafından iddia edilmiştir.<br>\tBu durumda, her ne kadar Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6097 E. dosyasında yapılan ödemeler eldeki davada rücuya konu edilmemiş ise de, davacı Ankara 13 İcra Hukuk Mahkemesinin memur muamelesini şikayet üzerine verdiği karar sonrasında ilamda belirtilen tüm yargılama giderini de kapsar şekilde ödeme yaptığını ileri sürdüğünden, Ankara 15. İcra Müdürlüğü 2019/6097 E. dosyasında yapılan ödemeler yönünden ayrıca açılan rücu davası olup olmadığı (ya da söz konusu alacakların rücuen tahsil edilip edilmediği) hususu davacı vekilinden sorularak, söz konusu icra dosyası da, dosya içerisine kazandırılarak, söz konusu ödemeler kapsamında rücu davası olmaması( ya da henüz rücu edilmemiş olması) durumda, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin kararı sonrasında Ankara 27. İcra Müdürlüğü dosyası kapsamında yapılan ve birleşen davaya konu edilen ödemenin, her iki icra dosyayası da incelenmek suretiyle birleşen davada, davalıdan talep edilip edilmeyeceği hususunda bilirkişinden ek rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile birleşen davanın reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, öncelikle eldeki davada rücuya konu edilmemekle birlikte, aynı ilamın infazına yönelik Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6097 E. dosyası, dosyaya kazandırılarak ve davacının birleşen davaya konu Ankara 27. İcra Müdürlüğü dosyasındaki alacağa yönelik olarak, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi kararı gereğince yaptığı ödemeler de dosyaya kazandırılmak suretiyle, özellikle İtiraz Hakem Heyeti kararında hüküm altına alınan ve her iki icra dosyasında da mükerrer ödendiği iddia edilen yargılama giderinin Ankara 15 İcra Dosyasında, davacı tarafından ödenip ödenmediği, ödenmiş ise söz konusu dosya çerçevesinde rücuya konu edilip edilmediği, henüz söz konusu dosya çerçevesinde rücuya konu edilmemiş ise ve Ankara 27. İcra Müdürlüğü dosyada ödenmiş ise, söz konusu dosya üzerinden rücuen talep edilmemiş olması durumda, bu dosyada da yapılan ödeme mevcut ise rücu edip edilmeyeceğinin de değerlendirildiği ve birleşen davada rücuya konu edilen alacak kalemleri yönünden taraf itirazlarını karşılar şekilde rapor alınarak, sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırıma sebebine göre davacının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tDavanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>\t2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"665806dcf1513d7d","SID":"70de2ed552ab00f2"}}