{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM  .... HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:.<br>T.C<br>B U R S A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>.....HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .<br>KARAR NO\t: .<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t :.<br>ÜYE\t\t : .<br>ÜYE\t\t : .<br>KATİP\t\t : .<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t : BURSA ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 10/01/2024<br>NUMARASI\t\t : .<br><br>DAVACI\t: <br>DAVALI\t:  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 07/10/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2025 <br>Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;<br>İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: <br>       Davacı vekili, TCDD 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen “....... Altgeçidi Yapılması İkmal İşi”ne ilişkin olarak yüklenici davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 13/09/2017 tarihinde akdedilen sözleşme kapsamında müvekkilinin alt yüklenici olarak işi yürüttüğünü, taraflar arasında akdedilen sözleşme bedelinin 7.150.000,00-TL olarak kararlaştırılmış olduğunu ve yapılan işlerin birim fiyatları belirlenerek  birim fiyat listesinin sözleşmeye ek olarak kabul edildiğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini, şantiye alanında tamamladığı işlere ilişkin düzenlediği faturaları düzenli olarak davalı şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin 25/01/2018 tarihinde o tarihe kadar yapılan işlerin hakedişi olarak 29/12/2017 tarih 4.169.534,54-TL+KDV bedel ve 072524 seri nolu fatura miktarında ve BS kayıtlarında mutabık olunup olunmadığına dair davalıdan görüş sorduğunu ve davalının mutabık olduklarını bildirdiğini, yine davalının müvekkili hakedişlerini gösteren 15/03/2018 tarihinde mail yoluyla ilettiği cari hesap ekstresinde göre müvekkili şirkete ödenmesi gerekli 671.379,11-TL hakedişi bulunduğunun davalı şirketin hesaplarında da açıkça görülmekte olduğunu, ancak davalı şirket tarafından bakiye 671.379,11-TL’nin ödenmediğini ve müvekkil tarafından düzenlenen 13/09/2017 tarihinden 19/02/2018 tarihine kadar verilen hizmete dair hakediş raporunun onaylanmadığını, ayrıca müvekkil şirkete 03/07/2018 tarih ve MS.18.217 sayılı yazısıyla kendi düzenledikleri hakediş raporu ile 1.628.646,93-TL+KDV bedelinde 029028 seri nolu 30/06/2018 tarihli iade faturası ve 36.710,00-TL+KDV bedelinde 029029 nolu 30/06/2019 tarihli personel yemek, konaklama, iş güvenliği ekipmanı yansıtma bedeline dair fatura düzenleyerek gönderdiğini, müvekkilinin 06/07/2018 tarihli yazısıyla  davalı tarafından gönderilen faturaları iade ettiğini, ancak davalı şirket tarafından aynı tarihlerde müvekkilin itirazından bağımsız iade fatura bedeli rakamsal hata yapıldığından bahisle daha da yükseltilerek 2.541.069,91-TL+KDV bedelinde fatura yeniden gönderildiğini, davalı şirketin hem kendi şirket defterlerinde hem müvekkil şirket defterlerinde alacakları tespit edilmesine rağmen müvekkil şirket borçlu çıkarılmak istenircesine, borcundan kurtulmak için müvekkil şirketin yapmadığı işlerin de davalının düzenlediği hakediş raporuna yansıtıldığını, bunun üzerine müvekkilinin  davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibinin ise davalının haksız itirazı ile durduğunu, müvekkilinin yaptığı işler, yaptığı harcamalara ilişkin faturalar, yapılan sözleşmeler, birim fiyat listesi bir kül halinde incelendiğinde birbiriyle uyumlu olduğunun anlaşılacağını, müvekkili şirket, kendi yapmadığı işleri faturasına ve hakedişine yansıtmayıp, yapılan ikmal işine dair boru strut ile destek konstrüksiyonu iş kaleminde davalı borçlu tarafından ödenen işçilik kalemleri hakedişten düşürdüğünü, öyle ki, boru malzemelerinin davalı tarafından tedarik edilmiş ve iş bitiminde iade edilmiş olduğunu, yine taraflar arasında imzalanan sözleşmede yer almayan yağmur suyu hattı ve seramik işi kalemleri malzeme alış faturalarına %15 ilave edilerek hakedişe yansıtıldığını, ancak bu hususun davalı tarafından hesaplamalarda dikkate alınmadığını, ayrıca davalı tarafın yanıltılarak yüklü miktarda avans ödemesinin peşinen alındığı iddiasının doğru olmadığını, 15/12/2017 tarihinde davalı tarafından müvekkil şirketin İş Bankası hesabına \"......Şti'e giden EFT\" açıklamasıyla 342.000,00-TL gönderdiğini, bu ödeme müvekkil şirketle davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmayıp, ...'in yetkilisi olduğu ...Ltd. Şti ile yine dava dışı Yafa Mühendislik şirketi arasındaki ticari ilişkiyle ilgili olduğunu, zira müvekkil şirketin  15/12/2017 tarihinde yapılan ödemeyi hiç bir şekilde kullanmadan ...'e gönderdiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>       Davalı vekili, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri ifa etmediğini ve yapılmamış eksik imalatların müvekkilince yapıldığını ve 3.firmalara yaptırıldığını, davacının 4.781.789,56 TL tutarında değil 1.628.467,03 TL tutarında imalat yaptığının malzeme alış fatura bedelleri ile de sabit olduğunu, davacının yapmadığı işlerin bedelini de dahil ederek 29.12.2017 tarihli 072524 no.lu 4.920.051,11 TL bedelli faturayı kesmiş ve müvekkiline göndermiş olduğunu, müvekkilinin de o dönemde işlerin devam etmesi ve davacının bu tutarda imalat yapacağı inancıyla faturayı ticari defterlerine işlediğini, davacının sözleşme gereği avans ödemeleri talep ettiğini ve müvekkili tarafından 01.03.2019 tarihine kadar toplam 4.023.517,12 TL tutarında davacı tarafa avans ödemesi yapılmış olduğunu, ancak müvekkili tarafından yapılan keşif ve incelemelerde davacının gönderilen avans tutarında iş yapmadığının, yalnızca 1.628.467,03 TL tutarında imalat yaptığının anlaşıldığını, taraflarca belirtilenen tutarların farklı olmasının sebebinin davacının eksik imalat yapmış olması olduğunu, davacı şirketin sözleşme kapsamında yapmış olduğu imalatlarla ilgili hiçbir süreçte hiçbir şekilde hakediş hazırlayıp sunmadığını, bu nedenle de yapılan işler ve harcamalar ile ilgili olarak mutabakat sağlanmadığını, BA-BS mutabakatının alacağın varlığına ilişkin sağlanan bir mutabakat olmadığını, BA-BS mutabakatının faturanın adetini ve miktarını teyit etmekte, ancak karşılıklı alacak-borç teyidi içermemekte olduğunu, davacının sözleşmeye uygun faturalandırma ve ödeme sürecini işletmediğini, sadece 1 adet fatura düzenlediğini ve onu da detaylandırmadığını, bu fatura öncesi hiçbir şekilde, müvekkili şirkete kesin hakediş mutabakatı sunmadığı gibi, bu anlamda herhangi bir hakediş imzalanmadığını ve mutabakata varılmadığını, müvekkilince vakıf olunan ilk hakediş formunun, davacı tarafından bu dava dosyasına sunulmuş imzasız hakediş formu olduğunu, tüm vakıa boyunca 31.01.2018 tarihli bir tane hakediş raporu hazırlandığını, onun da müvekkil şirket tarafından karşı tarafa 03.07.2018 tarihli üstyazı eşliğinde 30.06.2018 tarihli ve 29028 no.lu 1.833.651,51 TL bedelli iade faturası ile birlikte gönderilmiş olduğunu, daha sonra rakamsal hata farkedilerek 30.06.2018 tarihli, 29030 no.lu ve 2.861.244,72 TL tutarındaki fatura tanzim edilerek karşı tarafa tekrar tebliğ edildiğini, daha sonra ülkenin yaşadığı ekonomik kriz ve özellikle inşaat sektörünün yaşadığı ekonomik buhran nedeniyle müvekkil tarafından davacıya kesilen 30.06.2018 tarihli 29030 no.lu ve 2.861.244,72 TL bedelli faturanın vergi gibi ekonomik yükümlülükleri çok ağır olduğundan, şirketin ayakta kalmasını sağlamak amacıyla ters çıkış kaydı ile iptal edilmiş olduğunu, yine davacının boru strut ile destek konstrüksiyonu iş kaleminin imalatını, ikmalini ve boruların tedarikinin bizzat davalı müvekkil şirket tarafından yapıldığını ikrar etmiş olduğunu, ancak davacı tarafça sunulmuş olan hakediş ve karşılaştırmalı iş tablosunda sanki boru strut ile destek konstrüksiyonu iş kalemini kendileri yapmış gibi kendi hakediş ödemeleri içinde hesap ettiklerini, buna dair belirttikleri rakamın 1.514.235 TL olduğunu, yine davacı tarafça \"yağmur suyu hattı ve seramik\" işinin davacı tarafça yapıldığının ancak müvekkili tarafından hakediş tanziminden dikkate alınmadığının belirtildiğini, ancak yağmur suyu hattının sözleşmenin 1.nolu ekinde yer alan \"birim fiyat cetvelinin\" 63 no.lu maddesinde yer alan Analiz Koruge Boru Döşemesi kalemi içerisinde yer almakta ve davacının yapmış olduğu yağmur suyu hattının bu kalem üzerinden hakedişe eklenip ödemeye dahil edilmiş olduğunu, ayrıca müvekkilince davacı şirkete talep ettiği şekilde avans ödemeleri içinde 342.000 TL ödeme yapıldığını, ancak davacının anlaşılamayan bir nedenden dolayı bu parayı Nihat Örnek'e gönderdiğini, avans ödemesi olarak kabulü gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>       Mahkemece, taraflar arasında 13/09/2017 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalanmış olup, bu sözleşme uyarınca davalının ... Müdürlüğünden ihale ile aldığı ...Hattı KM 13+278 de  Karayolu Alt Geçidi Yapılması İkmal İşini KDV hariç 7.150.000,00 TL bedelle davacıya devretmiş olduğunu, belirlenen bu bedelin götürü bedel olduğu, davacı yüklenicinin maliyet artışı gerekçesiyle artış talep edemeyeceği, sözleşmenin 3.maddesine göre işin bitim tarihinin 30/12/2017 olduğu, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen geçici hakedişler davalı tarafça imzalanıp kabul edilmediğinden geçerli olmadığı, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre davalıdan 671.379,11 TL alacaklı olduğu, davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davacıdan 2.189.583,18 TL alacaklı, dava tarihi itibarıyla ise davacıya 671.661,54 TL borçlu olduğu, icra takip tarihi ile dava tarihi arasındaki farklılığın sebebinin ise davalı tarafından ters kayıt ile davacıya gönderilen 2.861.244,72 TL tutarındaki fatura olduğu, davalı defterlerindeki kaydı, işin bedelinin 7.150.000 TL olması nedeniyle davacının işi bitireceği inancıyla, işi yapmadan gönderdiği faturaları defterine kaydetmesinden kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca, yapılan iş tespit edilip, idare tarafından davalı yükleniciye ödeme gerçekleştirilmeden davacının alacağının muaccel olmayacağı ve taraflar arasında geçici/kesin hakedişler düzenlenmeden davacının düzenlediği fatura bedeli kadar iş yapıldığı anlamına gelmeyeceği, ödemelerin nitelik olarak avans niteliğinde olduğu, taraflar arasında geçici/kesin hakedişler düzenlenmediğine göre yapılan işin bedeli ve karşılığında yapılan ödemeler bulunmak suretiyle tarafların alacak/borç durumlarının tespit edilebileceği, bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemelerde, davacının 3.510.732,75 TL tutarında iş yaptığının ve davalının 4.023.517,12 TL ödeme aldığının, dolayısıyla davalının davacıya borcunun olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>      Davacı vekili, davalının yalnızca malzeme bedeli kadar iş yapıldığını belirtmekte olduğunu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca malzeme tedariki olmadığı açık olduğu gibi, alınan malzemelerle yapılan işlere dair diğer ilgili evraklar, karşılaştırma tabloları dosyaya sunulmuş olup, müvekkili şirket tarafından düzenlenen hakediş raporuna da ayrıntılı olarak işlenmiş olduğunu, taraflarca ayrı ayrı düzenlenen hakkediş raporlarında baz alınan birim fiyatların karşılaştırıldığı tabloların dosyada mevcut olduğunu, davalının eksik bırakıldığı iddia edilen imalatlar yönünden bir teknik rapor hazırlayarak dosyaya sunduğunu, kim tarafından hazırlandığı belli olmayan teknik raporun birim fiyatlarda yapılan tenzilatların ne şekilde yapıldığının ayrıntısı bildirilmeksizin mahkemeyi yanıltmak amacıyla oluşturulduğunu, müvekkili tarafından yapılan imalat ve malzeme tedariklerinin yok sayıldığını, yapılan bütün işçilikler kendisi tarafından yapılmış gibi gösterildiğini, bu belgenin delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, <br>      alacaklarına dayanak olarak birçok bilgi ve belgenin sunulduğunu, BA-BS formu mutabakat yazısı ile birlikte davalı yana 29/12/2017 tarih ve 072524 seri nolu faturanın da gönderildiğini, davalının gönderilen faturaya herhangi bir itirazda bulunmayarak kabul ettiğini, ticari ilişkide, ileride yapılacak inancıyla hareket etmek gibi bir kabulün söz konusu olamayacağını,  davalının mutabakat yazısıyla birlikte faturayı da kabul ettiğini ve hatta kendi ticari defterlerine işlediğini, faturaya yasal süresinde itiraz edilmemesinin hatta ticari defterlere işlenmesinin davalının iddiasının aksine alacağın varlığını da ispatlamakta olduğunu, bu hususta  Yargıtay 23.Hukuk Dairesi’nin 2014/3309 E. 2015/127 K. Sayılı 13.01.2015 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, ayrıca dava konusu tutarın davalı yanın cari hesap ekstresinde belirtilen miktar olduğunu, alacağın varlığının cari hesapla ispatlanması gerektiğinin bizzat davalı tarafça kabul edildiğini,  davanın temeli davalı yanın cari hesaplarına da yansıyan iş ve miktarlar olup, davalının çok sonradan faturalar düzenleyerek müvekkilini borçlu göstermeye çalışmakta ve borcu olan miktarı ödemekten kaçınmakta olduğunu, iade faturalarının kesildiği döneme kadar her iki tarafın ticari kayıtlarının neredeyse birebir aynı gitmekte olduğunu, zira o döneme kadar yazışmalar, cari hesaplar ve muavin defterlerden anlaşıldığı üzere davalı tarafın, müvekkilin bütün hakedişlerini ve düzenlediği faturaları onaylamış olduğunu, müvekkilinin yaptığı işler, yaptığı harcamalara ilişkin faturalar, yapılan sözleşmeler birbiriyle uyumlu olup bu hususun TCDD Kontrol Teşkilatın'dan gönderilen evraklar ile de sabit olduğunu, ayrıca ticari defter ve kayıtlarının delil niteliğinin gözetilmesi gerektiğini, Yargıtay 15.hukuk dairesi E:2016/4087 k:2017/261 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, ticari defterlerinde yer alan kayıtlar kendi aleyhine olan davalının, bu kayıtların aksini ancak kesin delille ispat edebileceğini, oysa davalı tarafından tanık, teknik rapor vs. gibi kesin niteliği bulunmayan delillere dayanılmakta olduğunu, davalının tanık dinletmesine muvafakat etmedikleri bildirilmesine rağmen mahkemece tanık dinlenmesinin de ayrıca usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>      davalının müvekkili şirket tarafından hazırlanan hakediş raporunda müvekkil şirket tarafından yapılmayan imalatların da rapora dahil edildiğini iddia etmekte olduğunu, oysa müvekkil şirket tarafından yapılmayan işlerin bedelleri faturada düşüldüğünü, bir örnek verilecek olursa davalı tarafından teknik rapor adı altında kim tarafından hangi dokümanlar incelenerek hazırlandığı belli olmayan beyanının 9.maddesinde 43 Kütahya Hafriyatın yapmış olduğu nakliyeye dair yapılan hesaplamaların gerçeği yansıtmadığının iddia edilmiş olduğunu, taraflarınca sunulan karşılaştırma tablosunda N.25 poz nolu kısımda ödenen iş yapan firmaya dair meblağın da yer almakta olduğunu, 43 Kütahya Hafriyat tarafından düzenlenen fatura ve ödeme belgeleri karşılaştırıldığında yapılan hesaplamaya dair herhangi bir yanlışlık olmadığının ortada olduğunu, davalının işin bedelinin fazlalığı nedeniyle özellikle üzerinde durduğu iş boru strut ve destek konstrüksiyonu iş kalemi olduğunu, taraflarınca kabul edilenin boru strut ve destek konstrüksiyonu işinin yalnızca işçilik bedeli ve boruların temininin davalı tarafından sağlandığı olduğunu, bunun dışında işin yapımı, imalatı ve ikmalinin müvekkili tarafından yapılmış olduğunu, kaldı ki sundukları hakediş raporunda boru strut ve destek konstrüksiyonu iş kaleminde davalı tarafından ödenen 121.050,04-TL'lik işçilik bedelinin düşüldüğünün ve davalı tarafından alınan boru malzemelerinin (işin bitimi sonrası davalı tarafından tedarik edilen bu boru malzemeleri davalıya iade edilmiştir.) hesaplamaya dahil dahi edilmediği açıkça görülmekte olduğunu, <br>     davalının basiretli tacir olarak hareket etmek zorunda olduğunu, ancak bu yükümlülüğüne aykırı davrandığını, zira işin devam etmesi nedeniyle imalat yapılacağına olan inançtan, aylar sonra fark edildiği iddia edilen yapılmayan işlerden, kabul anlamına gelmemek üzere fazla ödenen avanslardan ve en nihayetinde ekonomik zorluklar ve vergi yükü nedeniyle ters çıkış yapılarak iptal edilen 2.861.244,72 TL bedelli faturadan bahsetmekte, iddiasına dayanak olarak ise yalnızca tek taraflı hazırlanmış delil niteliği olmayan bir teknik rapora ve tanık beyanına dayanmakta olduğunu,  <br>       hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilince yapılan işlerin de gerek iş kalemi ve maliyetleri, gerekse miktar itibariyle eksik değerlendirilmiş olduğunu, örneğin, 23.101/K-ANALİZ BORU STRUT İLE DESTEK KONSTRÜKSİYONU imalatı davalının hak edişinde yer almadığı için bilirkişi tarafından hiç değerlendirilmediğini, oysa bu imalat  ile ilgili olarak Alde hakedişinde boru malzemesi ile ilgili 195.465.-TL ,... tarafından yapılan kısmi işlerle ilgili 121.050,04 TL toplamda Musi tarafından ödenen 316.515,04 TL kesinti olarak gösterilmiş olduğunu, bunun dışında  tüm işçiliklerin Alde personeli tarafından yapılmış olduğunu, ana maliyet kalemi olan vinç giderlerinin Alde tarafından karşılanmış olduğunu, bu iş kalemi ile ilgili Alde hakedişinde görünen tutarın 1.514.235 TL , Musi nin TCDD ye yaptığı hakedişteki tutar 2.418.149,95 TL  olduğunu, işin bitiminde tüm kullanılan boruları Musi’nin geri aldığını, bu iş kalemi tanık beyanlarında dahi ifade edildiği halde  başlı başına hiç bir şekilde değerlendirilmemiş olup, bu alacak kaleminin bedelinin yüksekliği nedeniyle de ayrıca önem arz etmekte olduğunu, bu iş kalemlerinden Analiz Kazı işiyle ilgili olarak, Alde’nin sadece kendi makinesini kullanmadığını, dışarıdan da hizmet aldığını, bilirkişinin buna ilişkin maliyeti hesaba katmadığını, .... köprülerde kazık yapılması, 16.130/K-H Demirli beton, 17.084/K Ocak taşı ile istifli taş dolgu işleri yönünden ocak taşı ile dolguda zayiat hesabının yapılmayacağının açık olduğunu, zira bu işlerde yapılan işin boyutları ölçüleceğini veya gelen malzeme tonajının tespiti ile bu işlerin birim fiyat tariflerinde yer alan yoğunluğuna bölünmesi suretiyle hacminin bulunacağını, bilirkişi tarafından bu nedenle de eksik hesaplama yapılmış olduğunu, 23.176/K Profil demirden korkuluk ,KGM 23.014/K VE 23.015/K İnce ve kalın nervürlü demir temini ve işçiliği bedelinin de eksik hesaplanmış olduğunu, bu kalemlerin malzeme temininin Musi tarafından yapılmış, işçiliğin Alde tarafından yapılmış olduğunu, Musi hakedişine giren miktar 2144 ton olarak tespitli olmasına rağmen bilirkişi raporunda müvekkil aleyhine olacak şekilde miktarın 38,652 kabul edildiğini,  KGM/6000 ve KGM/6100/3 Alttemel ve plentmix temel yapılması işlerinde,  idareye toplam 24.754,234 m3 alttemel , 10.839,750 ton plentmix temel yapıldığını, Alde’nin sadece 7762,406 m3 alttemel,4163,4 ton plentmix temel yapmış olduğunu, Musi’nin makine ve ekipmanlarının kendi kapsamlarındaki işleri yapmış olduğunu, bilirkişi raporunda ise bu işlere ilişkin miktarların 1.714,868 M3 ve 3.772,709 M3 kabul edildiğini, dolayısıyla eksik alındığını, ayrıca seramik işleri için kullanılan malzemenin dikkate alınmadığını, koruge boru maliyetleri dikkate alınmadan tek taraflı fiyat tespit edildiğini,<br>      davalının  tek taraflı olarak sözleşme birim fiyatlarına ve yapılan işlere aykırı olarak Alde’yi borçlu çıkarmaya yönelik hakedişinin bilirkişi tarafından değerlendirmeye esas alındığını, dosyada mübrez başkaca hiçbir bilgi ve belge ile karşılaştırma dahi yapılmadığını, bu nedenle de hem yapılan iş kalemleri, hem iş miktarı hem de yapılan işin bedeli yönünden eksik hesaplama yapıldığını,  Alde’nin bu işle ilgili yapmış olduğu toplam harcamanın resmi defter kayıtlarında 3.702.932,51 TL olduğunu, bu ödemelerin Musi’den yapılan nakit ödeme ve çekler ile yapılmış olduğunu, bu ödemelere ilişkin belgeler ile faturalar mahkemeye sunulmakla birlikte bilirkişilerce dikkate alınmadığını, bu nedenle müvekkil tarafından yapılan işlere ilişkin işçilik bedelleri de hesaplamalara dahil edilmemiş olup  bu yönüyle de eksik olan raporun itirazlarına rağmen  hükme esas alındığını  belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>      HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>      Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>      Davacı, sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini, tamamladığı işlere ilişkin düzenlediği faturaları düzenli olarak davalıya gönderdiğini, davalı tarafça faturalara itiraz edilmeyip ticari defterlere işlendiği halde bakiye borcun kabul edilmediğini, kendisince yapılan işler davalı tarafından yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, oysa davalı tarafça yapılan işlerin kesinti olarak gösterildiğini ileri sürmüştür.<br>       Davalı ise, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri ifa etmediğini, eksik imalatların kendisince yapıldığını ve 3.firmalara yaptırıldığını, davacı faturasının gerçeği yansıtmadığını, faturada belirtilen tutarda imalat yapılacağı inancıyla faturanın ticari defterlere işlendiğini, davacının kendisine verilen avans tutarında iş yapmadığını, yalnızca 1.628.467,03 TL tutarında imalat yaptığını, davacı hakedişinde kendisince yapılmış olan işlerin de davacı işi gibi gösterildiğini savunmuştur.<br>    Dava konusu sözleşme incelendiğinde, konusunun karayolu altgeçidi yapılması ikmal işi olduğu, birim fiyat üzerinden götürü bedelli(KDV hariç 7.150.000,00 TL bedelli) bir sözleşme olduğu, ödemelerin imalatların ağırlıklarının birim fiyatları ile çarpılması sonucu yapılan hakkediş üzerinden yapılacağı, 7. maddesi uyarınca yüklenicinin bu sözleşme kapsamında alt yüklenicinin talebi doğrultusunda malzeme tedarikleri ve işin yürütülmesi için gerekli nakit ihtiyacını uygun görmesi halinde avans olarak karşılayabileceği, verilen avansların hakediş bedellerinden düşüleceği, 11.maddesi uyarınca ilave iş bedellerinin sözleşmedeki birim fiyatlar üzerinden ödeneceği hususlarının düzenlendiği görülmüştür.<br>     Eser sözleşmelerinde yüklenici yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye teknik ve sanatsal kurallara ve amaca uygun olarak yapıp iş sahibine teslim etmekle, davalı iş sahibi de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlüdür. <br>      Eser sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Dolayısıyla sözleşme feshedilmediği veya yüklenicinin işten el çektiği kanıtlanmadıkça imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. <br>       Yine kural olarak sözleşme sürecinde gerçekleşen sözleşme konusu ile bağlantılı imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak yapıldığı iddia edilen işler tümüyle farklı bir iş ise bu karineye başvurulması mümkün olmayıp, farklı iş nedeniyle sözleşme ilişkisi bulunduğu ayrıca ispatlanmalıdır.<br>     Somut olaya döndüğümüzde davacı tarafça, düzenlediği faturanın içeriğine davalının yasal sürede itiraz etmediği ve ticari defterlerine kaydettiği, ayrıca cari hesap mutabakatları bulunduğu, bu şekilde alacağın ispatlandığı ileri sürülmüş ise de, fatura içeriğinde yapılan işlerin ayrıntılı miktar ve birim fiyatlarının yer almaması, fatura ekinde davacı hakedişinin de tebliğ edildiğinin ispatlanamamış olması, ayrıca davalının eksik iş savunması karşısında, faturaya yasal sürede itiraz edilmemiş olması ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmasıyla, fatura içeriğinin kesinleştiğini söylemenin veya faturaya konu alacağın varlığının ispatının mümkün olmadığı kabul edilmiştir.<br>     Her iki tarafça da ayrı ayrı hakediş raporları ve eklerinin düzenlendiği, ancak karşı tarafça kabul edilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinden ise, davacı hakedişi ve eklerinin içerikleri itibariyle yeterli olmaması nedeniyle dikkate alınmadığı, davalı hakedişi ve eklerinin ise sözleşmedeki birim fiyatları yansıtmaması nedeniyle  ve yukarıda açıklanan eksik işlere ilişkin karine(eksik yapıldığı ileri sürülen işlerin davacı tarafça yapıldığının kabulü yönündeki) nedeniyle tam olarak dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece keşif yapılmamış ise de, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığın belli iş kalemlerinin kim tarafından yerine getirildiği veya hesaplama şekli üzerinde toplandığı anlaşılmakla, bu hususun esasa etkisi olmayacağı değerlendirilmiştir.<br>     Davacı tarafça özellikle sözleşmeye ekli birim fiyat cetvelinde yer alan belirli iş kalemleri yönünden rapora itiraz edilmiş ve ek raporlarda bu itirazlara ilişkin açıklamalara yer verilerek itirazlar karşılanmıştır. Özellikle “23.101/K-Analiz Boru Strut İle Destek Konstrüksiyonu İmalatı”na yönelik olarak dava dilekçesinde bu işe ilişkin malzemelerin davalı tarafça karşılanmış olduğu ve işçiliğin davalı tarafça yerine getirildiği, ancak ikmal işinin kendilerince yapıldığı ileri sürülmüş, cevap dilekçesinde davacının bu iş kaleminin imalatını, ikmalini ve boruların tedarikini bizzat davalının yaptığını ikrar ettiği savunulmuş, bilirkişi kök ve ek raporlarında ise tarafların beyanları ile taraflarca sunulan fatura, irsaliye vb. belgelere göre işin davalı tarafça yaptırıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere karine işin davacı yüklenici tarafından yapıldığının kabulü yönünde olmakla birlikte, bizzat davacı yüklenici işin malzeme tedariki ve işçiliğinin davalı iş sahibi tarafından yaptırıldığını kabul etmiş ve davalı tarafça yaptırılan işçilik dışında kendisi tarafından ne gibi bir iş yapıldığı açıklanamamıştır. Nitekim davacı kalfası olan tanığı Şirin Alçı da bu konuda kendi içinde çelişen beyanda bulunmuş ve ayrıntılı bilgi vermemiş, davalı tanıkları ise bu işin davalı tarafça yaptırıldığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Dolayısıyla söz konusu işin davalı tarafça yapıldığının kabulünde de bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>      O halde mahkemece davalı avans ödemesinin davacı tarafça yapılan iş bedelinden fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 m. uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı ....TL’den, peşin alınan ....TL’nin mahsubu ile bakiye 187,80‬‬-TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar kesinleştiğinde gider avansı iadesi ile talep halinde harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,   <br>     Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır   <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır   <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br>...<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"003a356dd12f2079","SID":"941e72346ba81c0a"}}