{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   ... HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:.<br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>... HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .<br>KARAR NO\t: .<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: .<br>ÜYE\t\t:.<br>ÜYE\t\t: .<br>KATİP\t\t:.<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  <br>NUMARASI\t\t: ....<br>DAVACI\t\t:  \t\t\t\t\t <br>DAVALI\t\t:<br>DAVANIN KONUSU\t\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t : <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t\t <br>\tMahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi.<br>\tİDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:<br>\tDavacı vekili, müvekkiline ait ....plakalı minibüsü, yolcu-servis taşımacılığı amacıyla kullandığını, aracın yağ soğutucu contasının, 06.12.2020 tarihinde davalı şirketin araç bakım servisinde değiştirildiğini, aracı servisten teslim alındıktan 3 km sonrasında motorun  patladığını, büyük maddi hasara uğrayarak durduğunu, motorun patlaması sonucu aracın tekrar servise çekildiğini, davalı şirket personelinin ve başkaca ustaların eşliğinde motor açıldığını,  sorunun kaynağı araştırıldığını, hasarın kaynağını tespit etmek için yapılan bu inceleme esnasında video kaydının da yapıldığını, inceleme neticesinde, hasarın davalı firmanın hatasından kaynaklandığını, yapılan incelemede arabanın hararet yapmadığı, yağ soğutucu contasının çevresinde ve motor içinde sıvı silikon artıklarının bulunduğunu, ustaların da kabul ettiği üzere, yağ soğutucu contası değiştirilirken sıvı silikon kullanılmasının hatalı bir yöntem olduğunu, servis personelinin tatbik ettiği sıvı silikonun motor çalıştıktan sonra tüm delikleri tıkadığını, yağ akışını engellediğini, böylelikle motorun patlamasına yol açtığını, araç bakım servisinin kusurlu müdahalesi sonucu araçta hasarın meydana geldiğini ileri sürerek, davalı araç bakım servisinin kusurlu müdahalesi sonucu araçta meydana gelen hasarın uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere şimdilik 100.000-TL maddi zararı ile, hasar tarihi olan 06.12.2020 tarihinden itibaren,  iş gücü kaybı için ...TL, araç değer kaybı için 500 TL  olmak üzere toplamda 101.000 TL bedelin, ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacının aracında meydana geldiği ileri sürülen hasar ile müvekkil şirketin yetkili servisinin müdahalesi arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı yana ait araç ile ilgili müvekkil şirket tarafından yapılan tespitte araçta yağ kaçağının olduğunu, şoförün sorumluluğunda olan aracın motorunun yağsız kalmasından dolayı aracın filtresinin patladığının belirlendiğini, yetkili servisin... isimli şoföre aracın yağ soğutucu ve yağ soğutucu kursağının değiştirilmesi gerektiği bildirildiğini, şoförün davacı ile yaptığı görüşme sonrasında bu parçaların değişimine muvafakat vermediğini, davacı tarafın ısrarla aracı almak istediğini, müvekkil ....A.Ş. yetkili servis personelinin aracın durumu hakkındaki tüm uyarılarına rağmen şoför ... aracın parça değişimine davacı şirketin izin vermediğini beyan ettiğini, aracı yetkili servisten çıkartması konusunda ısrarcı olduğunu,  müvekkil şirket bu şekilde aracın teslim alınması halinde riski bildirdiğini, yazılı bildirim yapılmadan araç tesliminin mümkün olmayacağı da belirtilerek şoförün onay alamaması ve aracı almakta ısrar etmesi üzerine bu hususa ilişkin yazılı bildirim yapılarak tutanağa geçirildiğini ve şoföre araç teslimi bu şekilde yapıldığını, servis formu ve tutanak tutulduğunu, bununla birlikte davacının davaya konu ettiği... plakalı aracını 06.12.2020 tarihinden önce yağ filtresi ve benzeri parçalarla ilgili oluşan arızalarla ilgili defalarca ... Tic. A.ş.' ye götürerek onarım yaptırdığını, arızaların sürekli olarak tekrarladığını, davacının miadını doldurmuş olan parçaların değişimini yaptırmak yerine, aynı parçalarla ilgili defalarca onarım talep ettiği tespit edildiğini, davacının aracında gerekli parça değişimlerini yaptırmaktan kasten imtina ettiğini, kendi ihmali ve kusuru nedeniyle ortaya çıkan bir zararı müvekkil şirkete haksız şekilde yükletmeye çalıştığını, davaya dayanak gösterilen delil tespiti neticesinde düzenlenen ilk bilirkişi raporunda belirlenen zarar ve hasar gören parçalarla ilgili olarak müvekkil şirketin herhangi bir bilgisi ve ilgisi bulunmadığını, bilirkişi tarafından sadece araçtaki mevcut durum tespit edildiğini, bilirkişi tarafından aracın teslimi esnasında müvekkil şirket tarafından tutulan kayıt ve tutanaklar bilinmediğinden illiyet bağına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını,... Tic A.Ş. tarafından yapılan işlemlerin müvekkil yapmış gibi bilirkişinin esas aldığını, yeniden rapor düzenlenmesi gerektiğini, 09.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda aracın motorunun silindirlerinde kullanıma bağlı olarak aşınmaların olduğu, ancak aracın kullanım kilometresine (400.000 km) göre aşınmanın normal olduğu ileri sürülmüş ise de; bilirkişi heyeti davaya konu aracın daha önceden iki kez motorunun değiştirilmiş olduğu hususunu dikkate almadığını, araca ... tarihinde 156.352 km'de iken Kalkın Otomotiv servisinde, 26.0.2019 tarihinde ise 297.500 km'de iken....... Tic. Ltd. Şti. servisinde motor yapıldığını,  son defasında 07.12.2020 tarihinde 438.000 km'de iken araç müvekkil ...Tic. A.Ş. servisine getirildiğini,  bilirkişilerce yapılan tespitler hatalı olduğunu, davacıya ait aracın motoru 400.000 km'de değil, 138.000 km'dedir. 138.000 km'deki bir motorda bu ölçüde bir aşınma olmayacağından, rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu, yeni yapılan bir motorda aşınma var ise yenilenen motorun çıkma olabileceği, km'sinin yüksek olabileceği, bu durumda da arızanın eskimeden kaynaklı olabileceği hususu dikkate alınması gerektiğini, aracın geçmişine bakıldığında ortalama her 140.000 km'de bir motorun rektefiye edildiği görüldüğünden ve en son rektefiye işleminin üzerinde de ...km geçmiş olduğundan motorun ömrünü tamamladığının bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğini, 19.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait araçta kırmızı ve siyah sıvı silikon kullanıldığı söylenmekte ise de; müvekkil bünyesinde yalnızca siyah silikon bulunduğunu, müvekkil tarafından davacının aracında sıvı silikon kullanılmadığını, her halükarda araca kırmızı silikonun hangi servis tarafından sıkıldığının tespit edilmesi gerektiğini, bu durumda araca silikonun başka serviste sıkılmış olduğu ortaya çıkardığını, aracın üzerinden çıkan uyumsuz contanın söküldüğü anda üzerinde sıvı silikon izlerine rastlanılmış olması da; araca müvekkil ...San. ve Tic. A.Ş.'ye getirilmeden önce sıvı silikon kullanıldığını, diğer bir deyişle bu kullanımın müvekkil ...Tic. A.Ş.'ye yükletilemeyeceğini ispat ettiğini, bilirkişiler tarafından ısrarla göz önünde bulundurulmayan bir diğer husus ise aracın müvekkil... San. ve Tic. A.Ş.'ye arızalı olarak geldiğini, aracın müvekkil ....San. ve Tic. A.Ş.'de arızalanması söz konusu olmadığını, arızanın giderilmesi için değişmesi gereken parçalar davacının onayına sunulduğunu fakat davacı onay vermediğinden değişim yapılmadığını,  bu durum da iş emrine yazılarak aracı servise getiren ve servisten çıkaran şoförün imzası ile kayıt altına alındığını, olayın meydana geldiği güne ilişkin müvekkil ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından müdahalede bulunulmadığından ve araç olduğu hali ile davacıya teslim edildiğinden herhangi bir fatura dahi düzenlenmediğini, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, davacıya ait araç  müvekkil Bursa ....San. ve Tic. A.Ş. servisine yağ kaçırma şikayeti ile geldiğinde, araç üzerinde bulunan yağ soğutucu contasının araç ile uyumsuz olduğu görüldüğünü, bu contanın başka marka model bir araca ait olduğunu, yağ deliklerini tam karşılamadığından üzerine matkapla delik açıldığı tespit edildiğini, 19.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda da araç üzerindeki contanın uyumsuz olduğu ancak sonra delikler açılarak uyumlu hale getirildiğini, bütün deliklerin de yağ kanallarını karşıladığından conta ile ilgili bir problem olmadığı söylendiğini ancak contanın üzerinde açılmayan bir delik daha bulunduğunu, bunu gösterebilmek adına ilk derece mahkemesine keşif esnasında tanıklar tarafından davacıya ait araçtan çıkan uyumsuz conta bilirkişilere teslim edildiğini, bilirkişi heyeti ellerinde ilgili parça mevcut olmasına rağmen bu hususu da gözden kaçırıldığını, bilirkişi raporunda yer alan listede değişmesi gereken parçaların sayıldığını, devirdaim, kayışlar, su pompası, yakıt boruları, termostat gibi parçalar aracın yağsız kalması ile arızalanacak parçalar olmadığını, bu parçalar araç susuz kaldığında, hararet yaptığında arızalanacak parçalar olup, bilirkişi raporu aracın yağsız kalması sonucu arızalandığını ileri sürdüğünü, bu durumda değişmesi gerektiği iddia edilen parçalar ve arıza nedeni arasında uyumsuzluk oluştuğundan, bilirkişi raporuna bu bakımdan da itiraz edildiğini, davaya konu aracın normal periyodik bakımları üretici firma tarafından her 20.000 km'de bir olacak şekilde belirlenmiş iken; aracın geçmişi incelendiğinde sadece yalnızca 20 - 60 - 80 - 140 ve 200 km'lerde düzensiz olarak bakıma girdiğini son 240.000 km boyunca da herhangi bir yetkili serviste bakım yaptırmadığını, bu kadar km boyunca araca ne tür yağ konulduğu, hangi filtre ve parçaların kullanıldığı ve hangi aralıklarla bakım yaptırdığı da bilinmediğinden aracın motorunun sağlıklı olduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığını,  değişmesi gereken parçaları değiştirilmeyen, bakımları düzensiz olarak ve yetkili olmayan servislerde yaptırılan, orjinalinde bulunmayan değişik markalara ait parçaları uydurarak kullanılan bir aracın, sağlıklı bir şekilde çalışmasının mümkün olamayacağını, aracın müvekkil ....ve Tic. A.Ş. servisine de arızalı bir şekilde getirildiğini,  tespit edilen arızanın giderilmesi için değişmesi gereken parçaların da davacının talimatı doğrultusunda değiştirilmemesi sonucu bu arızayı vermesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkil ....Tic. A.Ş.'nin yetkili servis olarak proseslere harfiyen uyduğunu, yapılması gereken işlemi bildirdiği halde tespit isteyen yanın aracı masraf olmaması amacıyla değişim işlemini yaptırmadan teslim alması sonucu ya da araç servisten ayrıldıktan sonra diğer bağımsız değişkenler ve kullanıcı alışkanlıklarına dayalı olarak meydana gelen arıza ve zarardan müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesi mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>\tMahkemece, Bursa.... Asliye Ticaret Mahkemesinin değişik iş ve esas dosyalarından ve alınan heyet raporundan davacının .....plakalı yolcu servis taşımacılığı maksadıyla kullandığı minibüsün 06/12/2020 tarihinde davalı şirketin araç bakım servisinde yağ soğutucu contasının değiştirildiği, araç servisten teslim alındıktan sonra henüz yeni hareket etmekteyken motorunun patladığı, araçta maddi zararın oluştuğu, araçtaki hasarın sebebinin motorun yağ soğutucusunun montajı sırasında kullanılan uygun olmayan sıvı contanın yağ kanallarını tıkamasına bağlı olarak motorun krank milinin yataklarının yağsız kalarak sarmış olmasından kaynaklandığı, 06/12/2020 tarihli dava konusu arıza sebebiyle davalının arıza öncesi servisinde gerçekleştirdiği işlemler ile hasar arasında illiyet bağının bulunduğu, motor hasarının davalının vermiş olduğu bakım ve tamir hizmetinin ayıplı olmasından kaynaklandığı, hasar nedeniyle davacının KDV dahil 129.093,00.-TL zararının oluştuğu, onarım süresinin 12 olduğu, 12 günlük gelir kaybının satış tutar toplamlarına göre 7.023,60.-TL, akaryakıt gider kayıtlarının bulunduğu aylar dikkate alındığında ise 1.249,92.-TL olduğu, motordaki onarım nedeniyle araçta değer kaybı oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 27.316,00.-TL'nin 24/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>              Mahkemece, 11/09/2023 tarihli tashih kararı ile kısa kararda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 100.000,00 TL ayıptan kaynaklı maddi zarar tazminatı ile, 500,00 TL gelir kaybı tazminatı olmak üzere toplam 100.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı tazminatına ilişkin talebin reddine, karar verildiği, gerekçeli karar yazım aşamasında ise sehven yapılan maddi hata neticesinde; gerekçeli kararın hüküm kısmının birinci maddesinde \"davanın kısmen kabulü ile, 27.316,00 TL'nin 24/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,\"  şeklinde gerekçeli kararda yazıldığı gerekçesiyle, Hüküm kısmının birinci maddesinin \"davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 100.000,00 TL ayıptan kaynaklı maddi zarar tazminatı ile, 500,00 TL gelir kaybı tazminatı olmak üzere toplam 100.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Değer kaybı tazminatına ilişkin talebin reddine,\" şeklinde tashihine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>          Davacı vekili, mahkemenin kararında \"motordaki onarım nedeniyle araçta değer kaybı oluşmadığı\" kabul edildiğini, motor arızası bulunmayan bir aracın her ne suretle olursa olsun motor arızası geçirmiş bir araçtan çok daha değerli olduğunu, motorda oluşan zarar, araçta önemli ölçüde değer kaybına yol açtığını, onarım süresi ve kazanç kaybı eksik hesaplandığını, aracın serviste kaldığı süre ve buna bağlı kazanç kaybına uğradığı süre 12 günden çok daha fazla olduğunu, davalı şirket zararı hemen karşılamadığından tespit davası açılmış olması ve bilirkişi incelemesi yapılması süreçleri boyunca araç en az bir ay süreyle hizmetten geri kaldığını, gelir kaybı hesaplaması son derece düşük hesaplandığını,  bilirkişi raporunda gelir kaybı hesaplanırken alternatif usuller belirlenmiş olsa da  her bir yöntemde de belirlenen gelir kaybı gerçek kaybın çok daha altında gösterildiğini, enflasyon karşısında araçtaki maddi zararın değeri çok daha fazla arttığını, kararda \"bakım ve tamir hizmeti sebebiyle davacının ayıptan kaynaklı zararının KDV hariç 109.401,19.-TL, KDV dahil 129.093.00.-TL olduğu\" belirtildiğini, aradan geçen süre ve enflasyon oranları dikkate alındığından müvekkilin zararının çok daha fazla olduğunu, yapılan yargılama giderleri eksik hesaplandığını tespit davasındaki yargılama giderleri dikkate alınmadığını, delil tespiti davasında yapılan harcamaların da işbu dava açısından yargılama gideri olarak sayılması ve bunun davalı taraf yükletilmesi talep edildiğini, mahkeme sadece mevcut davanın gider ve harçlarını dikkate alarak yargılama giderlerini belirlediğini, davalı şirket istinaf dilekçesinde, araçtaki zararın davalı şirkette yapılan müdahaleden hemen sonra gerçekleştiğini unutturmaya yönelik gerekçeler sunduğunu, davalı, zararın tazminini geciktirerek, içinde bulunulan enflasyonist ortamda, para iyice değer kaybettikten sonra ödeme yapmak için istinaf kanun yoluna başvurduğunu,  zararın o tarihte dava konusu yolcu minibüsünün 1/3 değerine tekabül ettiği dikkate alındığında zararın güncel değerinin 10 kat arttığını, yargılamanın uzaması ve zararın tespitinin gecikmesi davalı şirketin menfaatlerini korurken davacı müvekkilin gerçek zararının tazminini imkansız hale getirdiğini, davalı şirket, basiretli tacir gibi davranmadığını, araca doğru müdahale etmeyerek ve davacıyı bilgilendirmeyerek teslim ettiğini,  davalı şirket aracı teslim etmeden kalite kontrolü ve test sürüşü yapmadığını, davalı şirket, sorumluluğunu gizlemek maksadıyla başkaca şirketlerin hasardan sorumlu olabileceğine dair varsayımları gündeme getirdiğini, aracın davalıya ait servisten çıkar çıkmaz motor arızası yaptığı itiraz edilemeyecek bir gerçek olduğunu, bu şartlar altında araca çok daha önce bakım yapan şirketlerin sorumlu tutulması abesle iştigal olacağını, davalı şirket, bilirkişi raporuna göre araçta kırmızı ve siyah silikonların uygulandığının tespit edildiğini, kendi servislerinde ise sadece siyah silikon kullanıldığını öne sürdüğünü, bu iddiasını ispatlama yoluna gitmediğini, araçtaki zarardan hemen sonra hasarın kaynağını tespit etmek için yapılan bu inceleme esnasında video kaydı alındığını,, tüm ustalar hasarın davalı firmanın hatasından kaynaklandığını kabul ettiğini belirterek, davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.<br>          Davalı vekili, kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olması kararın bozulmasını gerektirdiğini,  karşı vekil ücreti ve yargılama giderleri hatalı hesaplandığını, Burutaş firmasının aynı iddia ile ilgili Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/185 e. 2022/11 K. sayılı dosyasına sunmuş olduğu beyan ile huzurdaki davaya sunmuş olduğu beyanlar birbirinden farklı olduğunu, yerel mahkemece bu husustaki farklılık ve somut gerçeklik dahi değerlendirilmediğini, aracın yetkili olmayan serviste yaptırmış olduğu işlemlere ilişkin itiraz edildiğini, adı geçen firmadan Bursa... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....K. sayılı dosyasına verilen cevabi yazı ile bu durum sabit hale geldiğini, akabinde bu davanın reddolması üzerine davacı yanca huzurdaki dava ikame edildiğini, , bu davada da aynı itiraz yapıldığını, itirazların değerlendirilmediğini, iddiaya konu aracın yetkili olmayan kalkın otomotiv ve bursan otomotiv firmalarında yapılan işlemleri nazara alınmadığını, Burutaş firmasının kayıtları gizlemesi bir yana, yerel mahkemece müvekkil şirket ile iddia edilen sonuç arasında illiyet bağının olmadığına yönelik açıklamaların hiçbiri değerlendirilmediğini, Burutaş firmasında yapılan işlemler incelenmediğini,  tek taraflı iddialara göre alınan rapor çerçevesinde hüküm tahsis edildiğini, dava konusu araçta müvekkil şirketten kaynaklı herhangi bir değer kaybı oluşmadığı sabit hale geldiğini,, talebin reddi isabetli olup, bu yönde kurulan hükme dair herhangi bir itirazın bulunmadığını, 19.12.2021 tarihli kök rapora ilişkin itirazların hiçbiri değerlendirilmeden 10.02.2023 tarihli ek rapor düzenlendiğini, yerel mahkemece eksik ve hatalı düzenlenmiş raporun esas alınarak tesis edilen hükmün kabulünün doğru olmadığını, hükmün esas alındığı ek raporda her ne kadar davacının gelir kaybı iddia ettiği Aralık 2020 döneminde eksik gün çalışmaya karşılık gelirlerinde herhangi bir azalmanın meydana gelmediği belirtilmiş ise de; buna rağmen farazi olarak geçmiş dönem gelirleri nazara alınarak ortalama bir tutar hesaplanması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davacının iddia konusu Aralık 2020 döneminde herhangi bir gelir kaybının olmadığına dair tespite istinaden davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun gelir kaybı isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda iki hesaplama yapıldığını, yapılan ilk hesaplamaya davacının akaryakıt gideri dahi bulunmayan bir dönemdeki gelirleri esas alındığını, 7.023,60-TL'lik kayıp öngörüldüğünü, akaryakıt gideri olmayan bir dönemde davacının hangi suretle hizmet verdiği anlaşılamadığını, farazi olan gelir kaybı hesabı bakımından akaryakıt gideri dahi bulunmayan bir dönemdeki gelirlerin dikkate alınması mümkün bulunmadığını, akaryakıt giderleri mahsup edilerek yapılan 1.249,92-TL tutarındaki gelir kaybı hesabı da gerçeği yansıtmadığını, kök raporda yapılan tespitte araçta yağ kaçağının olduğu, şoförün sorumluluğunda olan aracın motorunun yağsız kalmasından dolayı aracın filtresinin patladığı belirlendiğini,  bu sebeple aracın yağ soğutucu contası ve filtresi değiştirilerek motorun yağı tamamlandığını, ancak  aracı müvekkil......Tic. A.Ş. yetkili servisine getiren şoföre aracın yağ soğutucu ve yağ soğutucu kursağının da değiştirilmesi gerektiği bildirilmiş ise de; şoförün davacı ile yaptığı görüşme sonrasında bu parçaların değişimine muvafakat vermediği ve davacı tarafın ısrarla aracı almak istediğini, müvekkil ...Tic. A.Ş. yetkili servis personelinin aracın durumu hakkında tüm uyarılarına rağmen şoför ... aracın parça değişimine davacı şirketin izin vermediğini, aracı yetkili servisten çıkartması konusunda ısrarcı olduğunu, aracın teslim alınması halinde riski bildirdiğini, yazılı bildirim yapılmadan araç tesliminin mümkün olmayacağı da belirtilerek şoförün onay alamaması ve aracı almakta ısrar etmesi üzerine bu hususa ilişkin yazılı bildirim yapılarak tutanağa geçirildiğini, şoföre araç teslimi bu şekilde yapıldığını, bununla birlikte davacının davaya konu ettiği .... plakalı aracını 06.12.2020 tarihinden önce yağ filtresi ve benzeri parçalarla ilgili oluşan arızalarla ilgili defalarca... Tic. A.Ş.'ye götürerek onarım yaptırdığını, ancak arızaların sürekli olarak tekrarladığını, davacının miadını doldurmuş olan parçaların değişimini yaptırmak yerine, aynı parçalarla ilgili defalarca onarım talep ettiği tespit edildiğini,  bu husus dahi, davacının aracında gerekli parça değişimlerini yaptırmaktan kasten imtina ettiğini, kendi ihmali ve kusuru nedeniyle ortaya çıkan bir zararı müvekkil şirkete haksız şekilde yükletmeye çalıştığını, ...Ticaret Mahkemesi'nin E. ... sayılı dosyası kapsamında.... otobüslerinin servisi olarak hizmet veren ve müvekkil şirket ile hiçbir irtibatı/organik bağı bulunmayan ...Tic. A.Ş.'de davacının aracına yapılan işlemlerin fatura ve servis formlarının celbi amacıyla müzekkere yazıldığını, müzekkere cevabı incelenmediğini, ... tarihli bilirkişi raporunda aracın motorunun silindirlerinde kullanıma bağlı olarak aşınmaların olduğu, ancak aracın kullanım kilometresine (400.000 km) göre aşınmanın normal olduğu ileri sürülmüş ise de; bilirkişi heyeti davaya konu aracın daha önceden iki kez motorunun değiştirilmiş olduğu hususunu dikkate almadığını, araca: 28.06.2017 tarihinde ... km'de iken ... servisinde, 26.0.2019 tarihinde ise 297.500 km'de iken ....San. Tic. Ltd. Şti. servisinde motor yapıldığını,  son defasında 07.12.2020 tarihinde 438.000 km'de iken araç müvekkil Bursa ... San. Tic. A.Ş. servisine getirildiğini,  bilirkişilerce yapılan tespitler hatalı olduğunu, davacıya ait aracın motoru 400.000 km'de değil, 138.000 km'de olduğunu, 138.000 km'deki bir motorda bu ölçüde bir aşınma olmayacağından, rapordaki tespitlerin hatalı olduğunu, yeni yapılan bir motorda aşınma var ise yenilenen motorun çıkma olabileceği, km'sinin yüksek olabileceği, bu durumda da arızanın eskimeden kaynaklı olabileceği hususu dikkate alınması gerektiğini, aracın geçmişine bakıldığında ortalama her 140.000 km'de bir motorun rektefiye edildiği görüldüğünden ve en son rektefiye işleminin üzerinde de 140.000 km geçmiş olduğundan motorun ömrünü tamamladığının bilirkişilerce değerlendirilmediğini, eksik bilgilere istinaden hatalı bir kanaate varıldığını,  davacıya ait araçta kırmızı ve siyah sıvı silikon kullanıldığı söylenmekte ise de; müvekkil bünyesinde yalnızca siyah silikon bulunduğunu, müvekkil tarafından davacının aracında sıvı silikon kullanılmadığını, her halükarda araca kırmızı silikonun hangi servis tarafından sıkıldığının tespit edilmesi gerektiğini, bu durumda araca silikonun başka serviste sıkılmış olduğu ortaya çıkardığını, aracın üzerinden çıkan uyumsuz contanın söküldüğü anda üzerinde sıvı silikon izlerine rastlanılmış olması da; araca müvekkil .... Tic. A.Ş.'ye getirilmeden önce sıvı silikon kullanıldığını, diğer bir deyişle bu kullanımın müvekkil ... San. ve Tic. A.Ş.'ye yükletilemeyeceğini ispat ettiğini, itirazların hiçbiri irdelenmediğini, hatalı düzenlenen raporlar hükme dayanak oluşturulduğunu, göz önünde bulundurulmayan bir diğer husus ise aracın müvekkil ...Tic. A.Ş.'ye arızalı olarak geldiğini, aracın müvekkil ... Tic. A.Ş.'de arızalanması söz konusu olmadığını, arızanın giderilmesi için değişmesi gereken parçalar davacının onayına sunulduğunu fakat davacı onay vermediğinden değişim yapılmadığını,  bu durum da iş emrine yazılarak aracı servise getiren ve servisten çıkaran şoförün imzası ile kayıt altına alındığını, olayın meydana geldiği güne ilişkin müvekkil...Tic. A.Ş. tarafından müdahalede bulunulmadığından ve araç olduğu hali ile davacıya teslim edildiğinden herhangi bir fatura dahi düzenlenmediğini, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, davacıya ait araç  müvekkil ... San. ve Tic. A.Ş. servisine yağ kaçırma şikayeti ile geldiğinde, araç üzerinde bulunan yağ soğutucu contasının araç ile uyumsuz olduğu görüldüğünü, bu contanın, başka marka model bir araca ait olduğunu, yağ deliklerini tam karşılamadığından üzerine matkapla delik açıldığı tespit edildiğini, araç üzerindeki contanın uyumsuz olduğu ancak sonra delikler açılarak uyumlu hale getirildiğini, bütün deliklerin de yağ kanallarını karşıladığından conta ile ilgili bir problem olmadığı söylendiğini ancak contanın üzerinde açılmayan bir delik daha bulunduğunu, bunu gösterebilmek adına ilk derece mahkemesine keşif esnasında tanıklar tarafından davacıya ait araçtan çıkan uyumsuz conta bilirkişilere teslim edildiğini, bilirkişi heyeti ellerinde ilgili parça mevcut olmasına rağmen bu hususu da gözden kaçırıldığını, bilirkişi raporunda yer alan listede değişmesi gereken parçaların sayıldığını, devir daim, kayışlar, su pompası, yakıt boruları, termostat gibi parçalar aracın yağsız kalması ile arızalanacak parçalar olmadığını, bu parçalar araç susuz kaldığında, hararet yaptığında arızalanacak parçalar olup, bilirkişi raporu aracın yağsız kalması sonucu arızalandığını ileri sürdüğünü, bu durumda değişmesi gerektiği iddia edilen parçalar ve arıza nedeni arasında uyumsuzluk oluştuğundan, bilirkişi raporuna bu bakımdan da itiraz edildiğini, itirazlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davaya konu aracın normal periyodik bakımları üretici firma tarafından her 20.000 km'de bir olacak şekilde belirlenmiş iken; aracın geçmişi incelendiğinde sadece yalnızca 20 - 60 - 80 - 140 ve 200 km'lerde düzensiz olarak bakıma girdiğini son 240.000 km boyunca da herhangi bir yetkili serviste bakım yaptırmadığını, bu kadar km boyunca araca ne tür yağ konulduğu, hangi filtre ve parçaların kullanıldığı ve hangi aralıklarla bakım yaptırdığı da bilinmediğinden aracın motorunun sağlıklı olduğundan bahsedilmesi mümkün olmadığını,  değişmesi gereken parçaları değiştirilmeyen, bakımları düzensiz olarak ve yetkili olmayan servislerde yaptırılan, orjinalinde bulunmayan değişik markalara ait parçaları uydurarak kullanılan bir aracın, sağlıklı bir şekilde çalışmasının mümkün olamayacağını, aracın müvekkil ...Tic. A.Ş. servisine de arızalı bir şekilde getirildiğini, tespit edilen arızanın giderilmesi için değişmesi gereken parçaların da davacının talimatı doğrultusunda değiştirilmemesi sonucu bu arızayı vermesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkil ....Tic. A.Ş.'nin yetkili servis olarak proseslere harfiyen uyduğunu, yapılması gereken işlemi bildirdiği halde tespit isteyen yanın aracı masraf olmaması amacıyla değişim işlemini yaptırmadan teslim alması sonucu ya da araç servisten ayrıldıktan sonra diğer bağımsız değişkenler ve kullanıcı alışkanlıklarına dayalı olarak meydana gelen arıza ve zarardan müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesi mümkün bulunmadığını, meydana geldiği ileri sürülen zarar kalemleri ile müvekkil ... San. ve Tic. A.Ş.'ye atfı kabil herhangi bir eylem arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek, duruşmalı olarak istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br><br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>6100 sayılı HMK'nun 355. maddesine göre istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>Dava,  araç tamirine ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın giderilmesine yönelik tamir bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı istemine  ilişkin olup mahkemece,  davanın kısmen kabul ve reddine ve 11/09/2023 tarihli kararla tavzih kararı verilmiş,  kararı taraf vekilleri istinafa getirmiştir.<br>Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi başlıklı 294’üncü maddesinde:<br>“(1)Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.\t<br>(2)Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.<br>(3)Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.<br>(4)Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.<br>(5)Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler.<br>(6)Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.”<br>Hükmün kapsamı başlıklı 297’nci maddesinde:<br>“(1)Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:<br>a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.<br>b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.<br>c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.<br>ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.<br>d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.<br>e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.<br>(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”<br>Hükmün yazılması başlıklı 298’inci maddesinde:<br>“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.<br>(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.<br>(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.<br>(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>Buna göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K., Yargıtay 9.Hukuk Dairesi, 01/04/2008 gün ve ... Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı). Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.<br>  \tBunun yanında hükmün tavzihi ile tashihi şartları, 6100 sayılı HMK'nun 304. ve 305. maddelerinde düzenlenmiş olup; tashih için karar içeriğinden anlaşılan ancak basit hesap ya da yazım hatası nedeniyle hükümde oluşan bir hatanın bulunması; tavzih için ise, açık olmayan ya da birbiriyle çelişkili olan hüküm kısımlarının bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, ne tavzih ne de tashih yoluyla, mahkeme kararında yer almayan yeni bir yükümlülüğün taraflara yüklenmesi, taraf yükümlülüğünün artırılması ya da bir hakkın taraflara sağlanması mümkün değildir.<br> \tAyrıca 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise, bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki; İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu istinaf ve temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle kaldırılması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>      \tSomut olaya döndüğümüzde, mahkemece, ...tarihli celsede verilen kısa kararda, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 100.000,00 TL ayıptan kaynaklı maddi zarar tazminatı ile, 500,00 TL gelir kaybı tazminatı olmak üzere toplam 100.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı tazminatına ilişkin talebin reddine, karar verildiği, gerekçeli kararda ise hüküm kısmının birinci maddesinde \"1-Davanın kısmen kabulü ile, 27.316,00 TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,\"  şeklinde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında açıkça çelişkinin oluşturulduğu ve bu çelişkinin mahkemece verilen tavzih kararı ile düzeltilemeyeceği gibi tavzih kararının taraflara tebliğe de çıkarılmadığı anlaşılmakla, başka bir incelemeye gerek görülmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.<br> \tHal böyle olunca mahkemece verilen kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 tarihli ve...sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmek ve önceki hüküm ile bağlı kalınmaksızın yeni bir hüküm kurulmak üzere kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br> \tAçıklanan nedenlerle,  6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden esas hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre tarafların istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile; Bursa...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...tarihli ....arar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tDairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince  iadesine,<br>\t3-İstinaf başvuruları için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>\t4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuranlar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca  kesin olmak üzere ....tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br> <br>Başkan<br> <br> ¸e-imzalıdır  <br><br><br>Üye <br> ¸e-imzalıdır  <br><br>Üye <br>¸e-imzalıdır   <br><br>Katip  <br> ¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ae0d5f97b89f35c","SID":"62eb8a941ee64fe0"}}