{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/647 - 2026/192<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/647 <br>KARAR NO\t: 2026/192<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/803 E.  -  2023/954 K.<br><br><br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Cezai Şart Alacağı ile Maddi Tazminat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/12/2023 tarih ve 2021/803 Esas - 2023/954 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin lokantalara kese kağıdı, tuz-biber paketleme, ıslak mendil paketleme, kutu vs. gibi alanlarda imalat yapıp sattığını, davalının müvekkili şirkette bir süre prim usulü çalıştıktan sonra 02.04.2028 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesini serbest iradesiyle imzaladığını, bir süre çalıştıktan sonra işten ayrıldığını; işten ayrılırken kendisine sözleşmenin 14/s. maddesinin hatırlatıldığını, onun da  \"müvekkili şirketin yanında çalışıp sadece müvekkili şirketin ürünlerini kendi adına satmayı ve sadece müvekkili şirketten ürün almayı taahhüt ederek kendi adına ... Ticaret Ambalaj Kozmetik Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğunu ve çalışmaya başladığını, kısa bir süre taahhüdüne uygun davranmasına rağmen daha sonra sözleşmenin ilgili maddesine aykırı davranarak başka şirketlerin ürünlerini satmaya başladığını; müvekkili şirketin müşteri kaybı dolayısıyla maddi zararlarının oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, maddi zararları için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat ile 20.000,00-TL cezanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25.10.2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 9.147,09 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\tDavalı vekili, cezai şartın geçersiz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılması gerektiğini, deneme süresi sona ermeden müvekkiline 31.05.2018 tarihli ibraname imzalatılarak aynı gün çıkışının yapıldığını, davacının haksız feshi ile müvekkilinin işten çıkartıldığını, TBK'nın 447. maddesi gereği rekabet yasağının sona erdiğini, müvekkilinin eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediğinin davacının bizzat müvekkiliyle alım satım ilişkisi olması ve müvekkiline mal satmasından anlaşıldığını, buna ilişkin faturaların sunulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; mali müşavir bilirkişi ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyet 22/05/2023 tarihli raporunda özetle, tarafların defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacının 188.023,05-TL ciro kaybı olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan dava dışı ..., ..., ... Gıda Ltd. Şti., ... İnşaat, ... Organizasyon, ...'nun davacının müşterileri olduğu ve bu firmalara 2018-2019-2020-2021 yıllarında toplam 188.023,05-TL mal satışı gerçekleştiği, davacının 188.023,05-TL ciro kaybı olabileceği ve 9.936,09-TL kâr mahrumiyeti olabileceği, bu zararın davalının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında takdirinin mahkemede olduğu, davalının satış temsilcisi olması nedeni  ile müşteri çevresine nüfuz etme imkanının bulunduğu, hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi ya da işverinin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayacağı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikle olduğu, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı noktasında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olduğu kabul edilir ise davalının davacı ile aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere şirket kurarak aynı iş kolundaki ürünlerin satışını yapmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturacağının bildirildiği; taraf itirazları üzerine bilirkişi heyetinden alınan 17/07/2023 tarihli ek raporda, davacının 31/05/2018 tarihinden 2019-2020-2021 yıllarında 181.704,95-TL ciro kaybına karşılık 9.147,95-TL kâr mahrumiyeti olabileceğinin bildirildiği; davalının 02/04/2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 04/04/2018 - 31/05/2018 tarihleri arasında davacı bünyesinde satış elemanı olarak çalıştığı, 31/05/2018 tarihinde \"03\" kodu ile istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı, davalı vekilinin savunmasında bildirdiği üzere işverenden kaynaklanan bir sebeple ayrıldığına ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, bu yöndeki İş Mahkemesi dosyasının da feragatle sonuçlandığı, davalının 30/05/2018 tarihinde ... Ticaret Ambalaj Kozmetik Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğu, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı şirket ile davalının sahibi olduğu şirketin aynı alanında faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı; davalının satış çalışanı olarak çalışması nedeni ile işveren davacının müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olasılığının olduğu, onlarla az veya çok kişisel ilişki içinde bulunduğu; müşterilerin kişilik özellikleri, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek durumda olduğunun kabul edilmesi gerektiği; ancak işverenin kazancında veya siparişlerinde ciddi düşüşler doğuran, işverenin iş yapma olasılıklarını ciddi olarak sınırlandıran, ilgili piyasada rekabet gücünde geriye dönüş yaşatan, zararın kolayca telafi edilemeyeceği ciddi bir zarar ihtimalinin varlığının da gerektiği; oysa ki yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının işten ayrıldığı tarihten sonra davacının cirosunu artırdığı, davalının cirosunun ise gittikçe azaldığının belirlendiği; işçinin ekonomik geleceğinin korunması bakımından da sözleşmenin sınırlandırılması gerektiği; taraflar arasındaki sözleşmenin özel şartlar \"s\" bendinde \"İşçi bu sözleşmeyi imzalayarak işten ayrıldığında işverenin yapmış olduğu sektörle vb. sektörlerle ilgili olarak başka bir firmada 5 yıl boyunca çalışamaz. Eğer bu koşulu yerine getirmezse şimdiden işverenin belirleyeceği cezai şartı kabul ve taahhüt etmiş olur,\" hükmünün yer aldığı; taraflarca rekabet sözleşmesinin konu bakımından sınırlandırılarak işçinin başka bir firmada çalışmasının yasaklanmasına karar verildiği; davacının ise eldeki davayı davalının kendi adına firma kurması ve benzer faaliyetler yürütmesine dayalı olarak açtığı, rekabet sözleşmesinin davaya konu faaliyeti sınırlandırdığından da söz edilemeyeceği; kaldı ki rekabet yükümlülüğüne uyulmaması nedeni ile davacının herhangi bir zarara uğradığının da ispat edilemediği; davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gereken şartların oluşmadığı ve davacının zarara uğradığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra müşteri çaldığının davalının ticari defterlerinden de anlaşıldığını, paranın satın alma gücü düşünüldüğünde müvekkilinin cirosunun artmış olmasının dava şartının oluşmadığı anlamına gelmediğini, raporda davalının müvekkilinin eski müşterilerine 2019-2021 yıllarında toplam 181.704,95-TL'lik ürün sattığının açıkça gösterildiğini, müşterilere daha az fiyat verdiğini, rekabet yasağı sözleşmesini de hür iradesiyle imzaladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, rekabet yasağına dayalı cezai şart alacağı ve haksız rekabete dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tRekabet yasağına ilişkin olarak somut olaya uygulanması gereken TBK'nın 444. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.<br>\tTaraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlali için öngörülen ceza koşulu ise, borçulun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan geciktirici koşul niteliğinde bir edimdir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2023, s.1335) TBK'nın 182. maddesinde, tarafların cezanın miktarını serbestçe belirleyebileceği düzenlenmiştir. <br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde cezai şarta ilişkin olarak, \"İşçi bu sözleşmeyi imzalayarak işten ayrıldığında işverenin yapmış olduğu sektörle vb. sektörlerle ilgili olarak başka bir firmada 5 yıl boyunca çalışamaz. Eğer bu koşulu yerine getirmezse şimdiden işverenin belirleyeceği cezai şartı kabul ve taahhüt etmiş olur,\" hükmüne yer verilmiş olup, cezai şartın, şartın gerçekleşmesinden sonra alacaklı tarafından belirlenmesini öngören bu hüküm, TBK'nın yukarıda bahsedilen cezai şartın miktarının taraflarca serbestçe belirleneceği ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla, sözleşmede bu şekilde belirlenen cezai şart koşulu da geçersizdir.     <br>\tBu itibarla, cezai şart alacağı talebinin açıklanan nedenle reddi gerekirken, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde taraflarca rekabet sözleşmesinin konu bakımından sınırlandırılarak işçinin başka bir firmada çalışmasının yasaklanmasına karar verildiği, davacının eldeki davayı davalının kendi adına firma kurması ve benzer faaliyetler yürütmesine dayalı olarak açtığı,  rekabet yükümlülüğüne uyulmaması nedeni ile davacının herhangi bir zarara uğradığının da ispat edilemediği gerekçesiyle reddi doğru olmamıştır. Kaldı ki, ceza koşulu istemi zarardan bağımsız olup, TBK'nın 180. maddesi uyarınca, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. <br>\t Davacı vekilinin tazminat istemine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı vekili cezai şart alacağından ayrı olarak, maddi tazminat talebinde de bulunmuştur. İlk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanlarından, davacı işyerinde satış elemanı olarak çalışan davalının, davacı şirketin müşteri çevresine ve fiyat politikasına vakıf olduğu, davacı işyerinden ayrıldıktan sonra, müşterilerine davacıyı ve ürünlerini kötülediği, davacıdan daha düşük teklif sunduğu ve onları kendisiyle sözleşme yapmaya yönlendirdiği anlaşılmıştır. Tarafların incelenen ticari defter ve belgelerinden ise, davalının, davacı şirketten ayrıldıktan sonra, davacının müşterileri olan dava dışı kişilere 2018-2021 yılları arasında toplam 181.704,95 TL ürün sattığı, bunun da davacı için 181.704,95-TL ciro kaybı ve 9.147,09-TL kâr mahrumiyetine sebep olabileceği belirtilmiştir. Bu durumda, davalı şahsın, davacının müşteri çevresi ve fiyat politikasına ilişkin bilgileri dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanmak suretiyle satışlar gerçekleştirdiği, bu eylemlerin TTK'nın 55/1-a-1. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacının bu şekilde zarara uğradığı ve maddi tazminat şartların oluştuğu, bilirkişi raporuyla belirlenen 9.147,09-TL'nin TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete de uygun olduğu sonucuna ulaşılmış, Dairemizce, davacının tazminat talebinin bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tHer ne kadar davacı vekili, davalının işten ayrıldığı tarihten itibaren faiz talep etmiş ise de, haksız fiilde faiz başlangıcı zararın gerçekleştiği an olacağından, somut uyuşmazlıkta ise davalının eylemlerinin 2021 yılında da devam ettiği anlaşıldığından, eldeki dava da 2021 yılı sonunda açıldığından, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. <br>\tSonuç olarak, davacı tarafın maddi tazminat isteminin kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle bu talebin de reddi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 19/12/2023 gün ve 2021/803 Esas - 2023/954 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 9.147,09-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t3-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 358,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,37-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine kabul edilen miktar yönünden 9.147,09-TL olarak belirlenen vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\t<br>\t\t\t\t\t\t\t 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen reddedilen miktar yönünden 9.147,09-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.200,00-TL bilirkişi ücreti, 229,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.818,40-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı göre takdiren 1/3 kabul edilerek, bu orana tekabül eden  1.606,13'sine 358,63-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.024,06-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t8-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 93,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre 139,50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),\t<br>\t10-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,  <br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t12-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartlarının oluşmaması nedeniyle icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 23.400,00-TL tutarındaki 19/12/2023 tarih sayılı nakit teminatın GERİ VERİLMEMESİNE  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2026 tarihinde HMK 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/02/2026\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76b24da94050777a","SID":"aca74ad512b21f88"}}