{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2023/467<br>KARAR NO\t\t: 2025/1743<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t\t: 2021/607<br>KARAR NO\t\t: 2022/826<br>DAVA TARİHİ\t: 08/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 01/12/2022<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 31.12.2025<br>KARARIN YAZ. TARİHİ\t: 31.12.2025<br><br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2022 tarih ve 2021/607 Esas, 2022/826 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine 23.600,00TL asıl alacak olmak üzere 15.10.2020 tarihli fatura alacağının tahsili amacıyla İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/8629 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın 08.12.2020 tarihinde itiraz ederek takibin durdurulduğunu, sonrasında Arabuluculuk kurumuna başvurduklarını fakat herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirket ve davalı şirketin sık sık ticari ilişkisi olduğundan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, Ticari ilişkiden dolayı davalının müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, Ekte sundukları hesap dökümanlarıyla bu hususun anlaşılacağını, İtirazın iptali talebiyle işbu davayı açtıklarını, davanın kabulü ile İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/8629 Esas sayılı dosyası üzerinde itirazın iptaline haksız ve kötü niyetli olarak borçlunun aleyhine alacağın %20’ sinden az olmamak kaydıyla davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 30.06.2020 tarihinde Radye Temel & Çelik Karkas Sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı şirketin davalı müvekkili şirkete ait Torbalı 1-Şube fabrikasının arka bahçesinde yapılacak çelik karkas ve betonarme radye temelin imalatlarının yapılması işini üstlendiğini, söz konusu sözleşmenin “Geçici ve kesin kabul” başlıklı maddesinin 1. paragrafında yer alan “Yüklenici firma, işbu sözleşme kapsamında üstlendiği işi, en geç 05.08.2020 tarihine kadar eksiksiz şekilde tamamlamayı ve işbu sözleşme ve eklerine uygun şekilde sanem plastik’e her türlü ayıptan ari ve anahtar teslimi şeklinde teslim etmeyi kabul ve taahhüt eder. ” şeklinde hüküm ile, söz konusu işin teslim tarihi 05.08.2020 olarak belirlendiğini, ancak davacı yüklenicinin işi süresinde teslim edemediğini, davalı müvekkili şirket tarafından resmi tatiller göz önüne alınarak iyi niyetli davranılmış ve bu doğrultuda davacı şirkete ek süre verilerek iş teslim tarihi olarak 11.08.2020 tarihi belirlendiğini, buna karşılık sözleşme konusu iş davalı müvekkili şirkete anlaşılan iş bitim tarihini 1 aydan fazla süreyle geçtikten sonra ancak 11.09.2021 tarihinde teslim edildiğini, sözleşme’nin “Cezai Şart Ve Mahsup Hakkı” başlıklı 8.maddesinin 1.paragrafı “Yüklenici firma işi, işbu sözleşmenin III. maddesinde belirtilen sürede, ekli keşif özetine ve işbu sözleşmeye uygun olarak bitirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle, yüklenici firma, iş bitim tarihinde işi bitirmez ise sanem plastik dilerse işbu sözleşmeyi feshedebilir veya yüklenici firma ’ya ek süre verebilir. ek süre verilmesi halinde, yüklenici firma, ek süre içerisinde geçen her gün için günlük 1.500.00-TL gecikmeden kaynaklanan cezai şartı .... a ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği ” hükmünü amirdir. söz konusu maddede gayet açık ve anlaşılır şekilde hüküm altına alındığı üzere davacı şirket gecikilen her gün için günlük olarak cezai şart ödemeyi kabul etmiş bulunduğunu, davalı müvekkili şirketin iyi niyetli şekilde davacı şirkete ek süre vermesine rağmen bu sürede de işin teslimini gerçekleştiremeyen davacı şirketin ödemesi gereken 20 günlük gecikme cezasının karşılığı 30.000,00-TL+KDV iken davalı müvekkil şirket tarafından yine iyi niyet gösterilerek yapılan karşılıklı mutabakat doğrultusunda 20.000,00-TL+KDV olarak gecikme cezası ödenmesi hususunda anlaştıklarını, nitekim bu hususta davacı şirket ile yapılan cari hesap mutabakatında da yer aldığını, Bahsi geçen mutabakat kapsamında davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirketin ilgili bedeli ödemesi amacıyla fatura tanzim edilmiş ancak davacı şirket ilgili bedeli ödemediği gibi 28.09.2020 düzenlenme tarihli, 23.600,00-TL tutarlı iade faturası keşide ettiğini, davacı şirket tarafından gecikme cezasından kaynaklı bedelin müvekkili şirkete ödenmemesi üzerine, sözleşmenin “Cezai Şart Ve Mahsup Hakkı” başlıklı 8.maddesinin 2.paragrafında yer alan \"Taraflar.....'in herhangi bir mahkeme ilamına ve/veya bildirime ihtivai bulunmaksızın, işbu Sözleşme dolayısıyla Yüklenici Firma'dan herhangi br alacağının doğması halinde( her türlü azminatlar, cezalar, gecikme cezaları, cezai şartlar, vb.) bu alacağını/alacaklarını Yüklenici Firma'ya yapacağı ödemelerden mahsup hakkı vardır.” şeklindeki düzenleme kapsamında ilgili tutar müvekkili şirket tarafından davacı şirketin müvekkil şirket nezdinde doğan hak edişinden mahsup edilmiş ve gecikme cezası karşılığı tutar düşülerek kalan bedelin davacı şirkete ödendiğini, delil listesinde yer alan ve davacı şirket tarafından hazırlanarak davalı müvekkili şirkete sunulan ....-02 Silo Radye Temelleri İş Programı'nda da yer aldığı üzere projeye başlama tarihi 29.06.2020 olup, 05.08.2020 tarihinde de projenin tamamlanacağı hususunda mutabık kalındığını, İlgili tarih aralığı karşılığı süre 38 gün olup, nitekim sözleşmede de işin tamamlanacağı kararlaştırılan süreninde bu olduğunu, sözleşmenin 30.06.2020 tarihinde imza edilmesi sebebiyle müvekkili şirket tarafından davacı şirketin söz konusu takvime bire bir uyulması istenmese de iş yapım süresinin 38 gün olarak uygulanması davalı müvekkili şirket için yeterli görülmüş, nitekim yukarıda izah edildiği üzere bu anlayış çerçevesinde iş bitiş tarihi revize edilerek teslim tarihi 11.08.2020 olarak revize edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ilgili birimi tarafından 31.08.2020 tarihinde projeye ilişkin olarak yapılan incelemede; TKR 1,2,4,5'de kiriş uzunluğunun olması gerekenden 45 mm kısa olduğu, Çapraz 3’e ait bayrak plakasının (kolon 5’e kaynaklı) oksijen ile genişletildiği bu durumun da statik açısından problem oluşturduğu, Çapraz 3 bölümünün projedekine göre kısa kesildiği, bazı çapraz ek yerlerinde tolere edilemeyecek düzeyde kaynak köpürmesi olduğu tespit edildiğini, ilgili eksikliklerin derhal davacı şirkete bildirilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu eksikliklerin de tamamlanarak 11.09.2020 tarihinde işin tesliminin yapılacağı bilgisi verildiğini, netice olarak, 05.08.2020 tarihinde müvekkil şirkete teslim edilmesi gereken iş anlaşılandan teslim tarihinin üzerinden 1 aydan fazla süre geçmesi akabinde ancak teslim edilebildiğini, tüm süre göz önüne alındığında iş teslimi tam 37 gün geciktirmiş ki, iş yapım süresinin 38 gün olduğu göz önüne alındığında işin anlaşılandan tanı iki katı sürede yapıldığını, müvekkili şirket de bunun üzerine son derece haklı gerekçelerle sözleşmeden kaynaklanan haklarını kullandığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 01.12.2022 tarih ve 2021/607 Esas, 2022/826 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..Davaya konu İzmir 16. İcra Müdürlüğü' nün 2020/8629 Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 15/10/2020 tarihli 23.600,00 TL bedelli fatura dayanak gösterilerek toplam 23.600,00 TL' nin talep edildiği, ödeme emrinin borçlu/davalıya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Dava, 1 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türü olup, icra takip talebinin incelenmesinde alacak sebebinin “15/10/2020 düzenleme 15/10/2020 ödeme tarihli 23.600,00 TL tutarındaki fatura” ibaresi bulunduğu görülmüştür.Davacı dava dilekçesindeki beyanlarında aynı talebini yenilemiş ise de mahkememizce toplanan delillere göre alacağın sebebinin 28/09/2020 tarihli faturaya dayandığı görülmüştür. Davacı icra takip talebindeki alacak sebebi ile bağlı olup takip talebinde belirtilmeyen faturadan dolayı alacaklı olduğu yönünde iddiada bulunamayacağından ve itirazın iptalini talep edemeyeceğinden davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden reddine'' dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından verilen 07.02.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; <br>-Yerel Mahkemece ilgi sayılı dosyasının 09.12.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusunu; \"taraflar arasında davacının yüklenici olduğu, davalının ise iş sahibi olduğu radye temel ve çelik karkas sözleşmesinde davacının İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/8629 E. Sayılı takip dosyasında takip tarihinde takip miktarı kadar alacağının bulunup bulunmadığı, davalının savunmasında belirttiği gibi geç teslim nedeniyle cezai şart ve alacaktan mahsup savunmasının yerinde olup olmadığı\" şeklinde belirlediğini, <br>-Yerel Mahkemece, yargılamanın devam ettiği süreçte toplanan deliller ile itirazın iptali davasının konusu 15.10.2020 tarihli fatura değil, 28.09.2020 tarihli fatura olduğundan davanın reddine karar vermişse de, müvekkili şirketin alacağının kaynağı taraflar arasındaki sözleşme olup, ön inceleme duruşmasında da söz konusu husus tespit edildiğini, <br>-Ön inceleme oturumunda, tutulan tutanağın özel bir öneme sahip olduğunu, uyuşmazlık devam edecekse, bu belge adeta yargılamanın yolunu gösteren bir yol haritası olduğunu, tutanakta yer almayan hususların, tahkikatın konusu olmayacağını, tahkikat aşamasında tereddüt edilen hâllerde bu tutanağın, neyin incelenip neyin incelenmeyeceğini göstereceğini, ön inceleme tutanağının bu önemi ve tarafları bağlaması sebebiyle, altının oturumda hazır bulunanlarca imzalanmasının kabul edildiğini, dolayısıyla yapılan yargılama neticesinde, uyuşmazlığın esasında sözleşmeden kaynaklandığının tespit edildiğinin izahtan vareste olduğunu, <br>-Taraflar arasında akdededilen sözleşmede iş yeri tesliminin \"işveren davalı tarafından inşaat sahasının boşaltılarak mevcut çelik malzeme demontajına izin verildiği tarihte\" yer teslim tutanağının tanzim ve imza edileceği ve sürenin bundan itibaren başlayacağının anlaşıldığını, ancak davalı tarafından dosya kapsamında yer teslim tutanağı sunulmadığını, bilirkişi talebine rağmen de yer teslim tutanağının sunulamadığını, dolayısıyla sürenin dahi henüz başlamadığına dair beyanlarına karşı bir delil ile sürenin başladığı davalı yan tarafından ispat edilemediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği, müvekkili şirketin işe başlama süresinin dahi başlamadığını, bu nedenle de gecikme cezası kesintisinin yapılmasının mümkün olamayacağının açıkça ortada olduğunu, buna rağmen yerel mahkeme tarafından itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinin hukuka ve somut olaya aykırılık teşkil ettiğini, zira taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süre başlıklı maddesinde işe başlama tarihi \".... tarafından inşaat sahasının boşaltılarak mevcut çelik malzeme demontajına izin verildiği tarihte yer teslim tutanağı karşılıklı olarak tanzim ve imza edildiği tarihtir.\" şeklinde düzenlendiğini, davalı yanın, yer teslim tutanağı düzenlemediğini, dava dosyasına da hukuki bir geçerliliği olmayan whatsapp mesajlaşmasını yer teslim tutanağı olarak sunduğunu, davalı yanın edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davacı müvekkilinin işe başlayamadığını ve ilgili alan davalı yan tarafından müvekkiline teslim edilmediği için söz konusu gecikmenin yaşandığını, dolayısıyla söz konusu gecikmenin nedeninin davalı yanın bizzat kendisinden kaynaklandığını, buna rağmen haksız yere müvekkiline gecikme cezası kesintisi yaptığını, işin teslimi hususunda müvekkilinden kaynaklı bir gecikme olmadığı ve bu nedenle müvekkili aleyhine bir cezai şart uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından davalı tarafa karşı icra takibi başlatıldığını, takibe yapılan itiraz neticesinde de ilgi sayılı itirazın iptali davasının ikame edildiğini, <br>-İşe başlama tarihi olarak sözleşmede bir tarih belirlenmiş ise bu tarihin, sözleşmede bu konuda bir hüküm yoksa işyeri teslim tutanağının düzenlendiği tarihin esas alınmasının gerektiğini, zira Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin işyerinin yükleniciye teslimi başlıklı 6. maddesinin de \"Sözleşmenin imzalanmasından sonra, sözleşmede yazılı süre içinde işe başlanabilmesi için işyeri, ihaleye esas proje ve mahal listesine göre; eksen kazıkları, someler, röperler ve benzerleri, proje sahası, güzergah, zemin veya buna benzer yerler üzerinde kontrol edilerek, İdare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin de bulunduğu komisyon tarafından yükleniciye teslim edilir\" şeklinde düzenlendiğini, <br>-Davalı yanın sözleşmenin 30.06.2020 tarihinde akdedildiğini, söz konusu işin başlama tarihinin 06.07.2020 olduğunu, işi işin en geç 05.08.2020 tarihine kadar tamamlanması gerektiğini, iyi niyetli şekilde teslim tarihinin ek süre verilmek suretiyle 11.08.2020 olarak belirlendiğini, davacı şirketin 20 günlük gecikme cezasının karşılığının 30.000,00+KDV olmasına rağmen iyi niyetli mutabakat ile 20.000,00- TL + KDV'de mutabık kalındığını, davacının gecikme cezası kesintisine karşı kesilen faturayı iade ettiğini iddia ettiğini, söz konusu işin 06.07.2020 tarihinde başlaması nedeniyle 13.08.2020 tarihinde teslim edilmesinin gerektiğini, yine davalının beyanları ile sabit olduğu üzere, işin teslim tarihinin 05.08.2020'den 11.08.2020'ye uzatıldığının belirtildiğini, ilgili uzamanın 38 günlük süreye de yansıması nedeniyle işin teslim tarihinin de 42 güne çıkarılması ve dolayısıyla nihai teslim tarihinin 19.08.2020 olmasının gerektiğini, ancak davalı yanın, 20 günlük gecikme cezası kestiğini, bu kapsamda kendi beyanlarına göre dahi 12 gün olan gecikme süresini aşacak şekilde haksız ve kötü niyetli şekilde gecikme cezası uyguladığını, <br>-Yine T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan 08.08.2011 tarihli (KDVK-60/2011-1) 60 numaralı KDV sirkülerinde ceza vb. faturaların, KDV'ye tabi olmayacağını belirttiğini, bu kapsamda davalı şirketi haksız ceza şartına ek olarak KDV eklemesi yapmasının kabulünün mümkün olmadığını, zira işin verilen süre içerisinde tamamlanmaması gibi nedenlerle tazminat, cayma bedeli vb. adlarla yapılan cezai şart mahiyetindeki ödemeler herhangi bir teslim veya hizmetin karşılığı olmadığından KDV'nin konusuna girmediğini, <br>Belirtilmiş olan tüm hususlar göz önüne alınıp ilgili dosya incelendiğinde, davacı müvekkilinin alacak hakkının sabit olduğu, davacı müvekkili şirketi aleyhine verilmiş olan davanın reddine kararının kaldırılmasının gerektiğini, <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, istinaf başvurularının kabulü ile davacı müvekkili şirket aleyhine verilen ret kararının kaldırılmasına ve itirazın iptali davasının kabulüne, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/8629 E. Sayılı dosyasına konu icra takibinin devamına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Davacı tarafça, davalı aleyhine İzmir 16.İcra Dairesi'nin 2020/8629 esas sayılı dosyasında 15.10.2020 tarihli faturaya dayalı olarak 23.600,00 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.<br>Her ne kadar Mahkemece itirazın iptali davalarının icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türü olduğu, icra takibinde alacak sebebinin “15/10/2020 düzenleme 15/10/2020 ödeme tarihli 23.600,00 TL tutarındaki fatura” olduğu, ancak toplanan delillere göre alacağın sebebinin 28/09/2020 tarihli faturaya dayandığı, davacının icra takibindeki alacak sebebi ile bağlı olduğu ve takip talebinde belirtilmeyen faturadan dolayı alacak iddiasında bulunamayacağından davanın reddine karar verilmiş ise de,<br>Davacının davalı aleyhine başlattığı UYAP'ta kayıtlı icra dosyası incelendiğinde, davacı tarafın davalı şirketle aralarındaki 23.600,00 TL alacağa ilişkin cari hesap dökümünü sunduğu, gerek takip borçlusu davalının icra takibine itiraz dilekçesinde gerek itirazın iptali davası açılması üzerine davaya verdiği cevap dilekçesinde taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenicinin işi geç teslim etmesi nedeniyle 23.600,00 TL gecikme bedeli faturası düzenlenerek cari hesabın bu şekilde sıfırlandığını belirttiği, taraflar arasında takibe konu faturanın taraflar arasında yapılan 30.06.2020 tarihli \"Radya Temel& Çelik Karkas Sözleşmesi\" kapsamında davacı yüklenici tarafından düzenlenen 28.09.2020 tarihli 23.600,00 TL bedelli iade faturası olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşıldığından takip talebinde söz konusu faturanın tarihinin 15.10.2020 olarak belirtilmesinin maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından Mahkemece açılan itirazın iptali davasında yargılamaya devam edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.<br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,<br>2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2022 tarih ve 2021/607 Esas, 2022/826 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, <br>5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 31.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"986f4423aa5e7fcc","SID":"8c61769e341ca215"}}