{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1148 <br>KARAR NO\t: 2026/27<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/04/2022<br>NUMARASI: 2019/413  Esas  - 2022/219  Karar <br>DAVANIN KONUSU: Rücuen tazminat (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, davalı... ...Limited Şirketi aleyhindeki davanın kabulüne, davalılardan... adına İzafeten ... ... AŞ aleyhindeki davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, tüm taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı sigortalısı .... AŞ'ye ait emtiaların Mersin'den İngiltere'ye taşınması işinin davalılardan...tarafından üstlenildiğini, davalı ...'nin taşıyan sıfatını haiz olduğunu, emtiaların ...... isimli gemi ile taşımasının yapıldığını, 29/04/2019 günü yapılan eksper incelemesinde, taşımaya konu elma emtiasının %27,88'lik kısmının çürümüş ve ezik olduğunun tespit edildiğini, emtialardaki hasar ve zayiatın konteynerin soğutucu kapasitesinin yeterli olmamasından kaynaklandığının tespit edildiğini, müvekkili şirketin sigortalısının zararının %10 tenzili muafiyet sonrası 13.046,80 GBP olarak tespit edildiğini, bu tutarı sigortalısına ödeyen müvekkilinin dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek; 13.046,80.GBP'nin, sigortalıya ödeme tarihi olan 10/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanun 2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı... ........ Şti. vekili savunmasında özetle; aktif husumet itirazlarının bulunduğunu, davalının sigortalısına gönderilen gönderi formunda ödeme şeklinin CIF teslim şekli olarak belirlendiğini, bu taşıma esnasında hasar meydana gelmesi durumunda hasara katlanma yükümlülüğünün dava dışı alıcıda olduğunu, dava dışı alıcı tarafından gönderilen \"...\" belgesinde alacak miktarının 7.746,16 GBP olarak belirtildiğini, ancak davacının 13.046,80 GBP karşılığı ödeme günündeki değeri olarak 90.367,00 TL ödeme yaptığını, pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, konşimentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayanın ... taraf olduğunu, müvekkili şirketin taşıyan sıfatını haiz olmadığını, istifin yükleten tarafından gerçekleştirildiğini, usulüne uygun olarak yapılmış bir ihbarın bulunmadığını, müşterek katılımlı bir ekspertiz raporu tanzim edilmediğini, müvekkili şirketin davaya konu taşımada taşıma işleri komisyoncusu sıfatını haiz olduğunu savunarak, davanın öncelikle husumet bakımından, olmadığı takdirde ise esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı...'ya izafeten acentesi ... ... AŞ vekili, savunmasında özetle; milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemenin Marsilya Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun 30. maddesinde Fransız hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığını, düzenlenen ekspertiz raporunun Türkiye'de mukim bir ekspertiz  şirketi tarafından bir kısım fotoğraflara bakılarak ve tek taraflı tanzim edildiğini, CIF tesliminde davacı sigortalısının meydana geldiği iddia edilen hasarla ilgili talepte bulunma hakkının bulunmadığını, davacının yaptığı ödemenin hatır ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, konşimento üzerinde bulunan \"Shippers stow, load and count\" (İstif, yükleme ve sayım yükletence yapılmıştır) kaydının bulunduğunu, ambalaj yetersizliğinden veya malın cinsi ve mahiyetinden kaynaklanan sebeplerle meydana gelen zarardan dolayı müvekkilinin acenteliğini yaptığı taşıyanın sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın öncelikle milletlerarası yetkisizlik nedeni ile usulden reddine ve aksi kanaat hâlinde ise davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dosya muhteviyatından emtia teslim tarihinin 20/04/2019 olduğu ve aynı gün konteynerlerin açılması ile emtiadaki hasarın fark edildiği belirtilmektedir. Ancak TTK 1185 maddesi gereği belirtilen süreler içerisinde usülüne uygun olarak yazılı yapılan bir ihtarın yapıldığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla TTK 1185/ 1 de belirtilen süreler içerisinde zamanında hasar ihbarında bulunulmaması nedeni ile eşyanın -aksinin Ispatı mümkün olmak kaydıyla konşimento çerçevesinde alındığı gibi teslim edildiği ve iddia edilen zararın taşıyanın kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Ancak bu karinenin aksi ispat edilebilir. Yukarıda açıklandığı üzere, Gıda Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme ile hasarın deniz taşıması esnasında meydana geldiği hususu mahkemece kabul edilmiştir. Ancak bu durumda tespit edilmesi gereken husus konteynerlerin kim tarafından sağlandığı hususudur. Bu kapsamda mahkemece davacı vekilinden konteynerlerin kim tarafından temin edildiği hususunda açıklama istenmiş olup; davacı vekili tarafından ara karar doğrultusunda dosyaya sunulan beyan ve e-posta yazışmalarından 1 numaralı davalının konteyner temin etmek dahil olmak üzere tüm süreci organize ettiği anlaşılmıştır. Buna göre davaya konu olan hasar nedeni ile, konteynerleri temin ettiği kabul edilen  ... Dış .... Şti. 'nin hasar nedeni ile sorumlu bulunduğu mahkemece kabul edilmiştir. <br> Konteyner bilgileri incelendiğinde ise, ... numaralı konteynerin 2 numaralı davalı ... firmasına ait olduğu kabul edilmiştir. Ancak ... numaralı konteynerin 2 numaralı davalıya ait olduğuna dair davacı vekilince dosyaya somut bir beyan yahut delil sunulamadığından, bu konteyner muhteviyatı emtia bakımından 2 numaralı davalı ... nin sorumlu tutulamayacağı ancak ... numaralı  konteyner muhteviyatı emtia bakımından sorumluluğunun bulunduğu  kanaatine varılmıştır. <br>Bu kapsamda konteyner içerisinde bulunan emtiaların miktarı bakımından mahkemece yapılan ayrıştırma neticesinde; ... numaralı konteyner muhteviyatı emtia hasarının .... GBP olduğu;  ... numaralı konteyner muhteviyatı emtia hasarının6.075,25 GBP olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava dışı sigortalıya yapılan ödeme 10/10/2019  tarihli ödeme belgesine göre, 90.367,00 TL olup TL cinsinden ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre ödeme tarihli kur bilgileri dosya arasına alınmış olup, davacı yanca bu bilgilere göre hesap yapılmadığı, davacı vekilince Merkez Bankası kurundan daha düşük olacak şekilde, , (90.367,00 TL/ 13.046 GBP) 6,926 TL kur üzerinden hesap yapılarak ödemenin gerçekleştiği anlaşılmıştır.  <br>Davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi her ne kadar 13.046,80 GBP ise de, davacı tarafından sigortalıya ödemenin TL cinsinden yapılmış olması nedeni ile, yukarıda açıklandığı üzere ödeme tarihindeki, davacı tarafça uygulanan kur miktarı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde bulunan  90.367,00 TL toplam hasar miktarı üzerinden davalılar sorumluluğu oranında aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir. Davalılardan... ...Limited Şirketi bakımından, davacı tarafça yapılan tam hasar ödemesi dikkate alınarak tamamından sorumlu olduğu kanaatine varılmış olduğundan,  dava tarihi itibarı ile esas alınan kur karşılığı hesap edilen harç miktarı bakımından oluşan  fark oranında davalı... lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti hesap edilmemiştir. Zira, bu davalı bakımından, açıklandığı üzere, tüm hasar miktarından sorumlu olduğu kabul edilerek tam kabul kararı yapılan TL ödeme tutarında verilmiştir.Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak...\" gerekçesiyle, davalılardan... ...Limited Şirketi hakkındaki davanın kabulü ile 90.367,00 TL'nin ödeme tarihi olan 10.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine; davalılardan...'ya izafeten ... ... AŞ hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 42.081,43 TL'nin ödeme tarihi olan 10.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı, davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;<br>Talebin GBP üzerinden değil TL üzerinden karara bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 13.046,00 GBP'nin davalılardan alınmasının talep edildiğini, mahkeme tarafından sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin TL olduğu belirtilerek TL üzerinden karara bağlandığını, dava dışı sigortalının dava dışı gönderilen tarafa tanzim etmiş olduğu faturaların para birimi üzerinden tanzim edildiğini, yabancı para birimi üzerinden teminat verildiğini, TBK'nın 99/1. maddesi gereğince döviz alacağının aynen ödenmesinin talep edilebileceğini, diğer yandan davalı ...'ın tanzim ettiği navlun faturasının USD para üzerinden olduğunu, bu nedenle davanın kısmen kabulüne dair kararın hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve her iki davalı yönünden davanın GBP para birimi üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı... ...Ltd. Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>Mahkemece, gerekçeli kararda deniz yolu nakliyesi sırasında olması gereken \"0\" derece sıcaklığın nakliyenin hiçbir aşamasında söz konusu reefer konteynerler tarafından düzenli olarak sağlanamadığının kabul edildiğini, gıda mühendisi bilirkişinin raporunda konteynerlerdeki thermorking soğutucunun konteyner içerisindeki ısıyı \"0\"dereceye getiremeyerek ortalama 4 derecede seyretmesi sebebiyle istenilen taşıma sıcaklığının yüklerin konteyner içerisine yüklenmesinde boşaltma anına kadar sağlanmaması sebebiyle dava konusu hasarın oluştuğunun belirtildiğini, mahkemenin bu hususu kabul ettiğini, emtianın teslim tarihinin 20.04.2019 olduğunu ve aynı gün konteynerlerin açılması ile emtiadaki hasarların fark edildiğinin belirtildiğini, ancak TTK'nın 1185. maddesi gereğince belirtilen süreler içerisinde usulüne uygun olarak yazılı yapılan bir ihtarnamenin dosyada bulunmadığını, dava konusu taşımada müvekkilinin taşıyan sıfatını haiz olduğununun kabulü anlamına gelmemekle birlikte herhangi bir hasar oluştuysa bile hasara katlanma yükümlülüğünün davacının ödeme yaptığı satıcıda olmadığından, davacı tarafça sigortalısına yapılan ödemenin ex gratia (lütuf ödemesi) niteliğinde olduğunu, zira hiçbir şekilde müvekkili şirketin taşıyan sıfatını ve sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, emtiada herhangi bir hasar meydana geldiyse bile buna katlanma yükümlülüğünün dava dışı satıcıda olmadığından ve CIF satımda yapılan sigorta sözleşmesinin üçüncü kişi yararına sigorta sözleşmesi olduğundan geçerli bir sigorta ödemesinin davacı tarafça yapılmadığını, müvekkili yönünden davanın kabul kararının yanlış olduğunu, davanın davacının aktif husumet ehliyeti olmaması nedeniyle kaldırılması ve reddi gerektiğini; dava konusu taşımaya ilişkin düzenlenen konşimentoda \"Shippers Load Stow and Count Said To Contain\" kaydının yer aldığını, TTK'nın 1185. maddesi kapsamında hasar bildiriminde bulunulmamış olduğunu ve müvekkili şirkete atfedilen bir sebepten ileri geldiğinin ispatlanamadığını; konteynerin uygunluğunun cinsine ve tipine göre belirlendiğini, özellikleri taşıtan tarafından iyi bilindiği için yüke uygun konteynerin seçimininde taşıtan tarafından belirleneceğini, dava konusu konteynerlerin diğer davalı şirkete ait olduğunu, mahkemenin bu konuda detaylı inceleme yapmaksızın karar vermesinin doğru olmadığını, mahkeme tarafından diğer davalı yönünden açılan davanın 851765-1 numaralı konteynerin davalı şirkete ait olduğunu ispat edilemediği gerekçesiyle kısmen kabul kararı verildiğini, mahkeme tarafından 5127027 numaralı konteynerin davalıya ait olduğunun kabulü hâlinde söz konusu konteynerin de adı geçen davalıya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, itirazlarını karşılayacak ek rapor alınmadan hüküm kurulduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, haksız ve kusuru sabit olan davacının dava açmakta kötü niyetli olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.    <br>Davalı...'ya İzafeten acentesi ... ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; <br>Davacının dava dışı sigortalı şirkete ait elma emtiasının Mersin'den İngiltere'ye deniz yolu taşınması esnasında %27,88'lik kısmının hasarlandığı yönünde sigortalısından hasar bildirimi aldığını ve sigortalısına 13.046,80 GBT ödeme yaptığını iddia ederek rücuen tazmin talepli dava açtığını, konşimentoya eklenen Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin kloz uyarınca MÖHUK'un 40. maddesi göndermesi ile HMK'nın 6. maddesi hükmü uyarınca taşıyanın yerleşim yeri mahkemesi olan Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, mahkemeye sunulan yetki itirazını yapmalarına rağmen şirket tarafından düzenlenen konşimentolara dayanılarak açılan başka davalarda mahkemelerin ileri sürülen milletlerarası yetki itirazının kabul edilerek davaların reddediliği ve mahkeme kararlarının onandığını gösteren emsal ilamların dosyaya ibraz edildiğini, buna rağmen davanın görülmesine devam edildiğini, açılan davanın milletlerarası yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini; ...... AŞ'nin acente sıfatı ile hareket ettiğinin celp edilen deliller ile sabit olduğunu, davada TTK hükümleri uygulanarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun ekspertiz raporuna dayanılarak düzenlendiğini, ancak söz konusu ekspertiz raporunun Türkiye'deki bir ekspertiz şirketi tarafından ve ilgili konteyner ve mallar üzerinde mahallinde inceleme yapılmaksızın, bir kısım fotoğraflara bakılarak ve gönderilen şirket tarafından mallar teslim alındıktan sonra başka bir ekspertiz raporuna dayanarak hazırlandığının anlaşıldığını; dosya kapsamından dava konusu yüklerin yükleme öncesindeki durumunu ispatlayan bir yükleme sörveyi, hasar raporu ve yükle ilgili düzenlenen sertifikaların da ibraz edilmediğini, oysa dava konusu yüklerin raf ömrünün son derece kısa olduğunu, emtia yüklenirken bozuk olabileceği gibi taşıma esnasında malların son kullanma tarihinin sona ermiş olması ve bu nedenle mallarda bozulmanın meydana gelmiş olmasının mümkün olduğunu; mahkeme tarafından aktif husumet ehliyeti ile ilgili değerlendirme yapılırken sigortalıya ödeme yaptığı için TTK'nın 1472. maddesi gereğince davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin varlığına dair karara varıldığını, davaya konu emtia satışının CIF teslim şekli ile yapıldığını, CIF teslim  şartını içeren satışlarda yükleme esnasında malların geminin küpeştesine geçtiği anda yarar ve hasarın alıcıya geçtiğini, davacının hasarın deniz taşıması esnasında oluştuğu iddiasında bulunduğunu, mala ilişkin yarar ve hasarın alıcı tarafta olduğunun kabulü içerisinde bulunduğunu, satıcının lehtar olduğu bir sigorta sözleşmesinde yüklerin gemi küpeştesine geçtiği anda yarar ve hasarın alıcıya geçeğini, mahkeme kararında tahsilde tekerrüre düşmemek kaydı eklenmediğinden davacının talebinin mükerrer şekilde tahsiline olanak veren kararın sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili aleyhindeki davanın öncelikle mahkemenin uluslararası yetkisizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, bu talep yerinde görülmezse savunmaları doğrultusunda davanın aktif husumet ve esas bakımlarından reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, deniz yolu ile gerçekleştirilen eşya taşıma esnasında taşınan emtiada meydana gelen hasarın emtia sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödendiği iddiasıyla, taşıyanlar aleyhine açılmış bir rücuen tazminat davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı... ...Limited Şirketi aleyhindeki davanın kabulüne, davalılardan... adına İzafeten ... ... AŞ aleyhindeki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, tüm taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Taraflar arasında, dava dışı sigortalı ....AŞ ile davacı sigorta şirketi arasında nakliyat emtia sigorta poliçesinin varlığı, dava dışı sigortalı şirket tarafından İngiltere'de mukim alıcı şirkete elma emtiası satışını gerçekleştirdiği, bu emtianın deniz yoluyla taşındığı ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, davalı ... vekilinin yetki itirazının yerinde olup olmadığı, istinaf sebepleriyle sınırlı olmak kaydıyla emtianın deniz yoluyla taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle oluşan zarardan davalıların sorumlu olup olmadıkları, sorumluluk varsa miktarının ne olduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı,  alacak talep hakkı varsa davacının döviz talep hakkının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Dosya kapsamından; dava dışı sigortalı .... AŞ ile davacı sigorta şirketi arasında başlangıç tarihi 05.03.2019, bitiş tarihi 06.03.2019 olan emtia sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede kalkış ülkesinin Türkiye .... ili olduğu, varış ülkesinin İngiltere ... olduğu, emtia cinsinin yaş sebze meyve firigorofik (dondurulmuş) gıda, emtianın taze elma, vasıta cinsinin konteyner gemisi, geminin ... Molliere olduğu, sigorta bedelinin 33.580,80 (GBP) olarak belirtildiği, dava dışı sigortalı firma tarafından İngiltere'deki mukim firma adına 01.03.2019 tarihinde irsaliyeli fatura düzenlediği, irsaliyeli faturaya konu ürünün 20.700 kg taze elma olarak belirtildiği, teslim şeklinin CIF olduğu, toplam fatura bedelinin 15.264.00 GBP olduğu,  davalı ... ..Ltd. Şirketi tarafından dava dışı sigortalı şirket adına 11.03.2019 tarihli e-fatura düzenlediği, faturanın konusunun deniz navlun bedeli, tutarının ise 4.880,00 USD olduğu; konşimentoda alıcı firmanın ...Ltd, gönderici firmanın dava dışı sigortalı ... ... AŞ, geminin ..... olduğu, açıklama kısmında soğutuculu ve yüksek hacimli olarak her iki konteynerin karşısında ifadelere yer verildiği, \"0\" derece olarak gösterildiği, söz konusu emtianın .... Limanından yüklendiği, açıklamada gönderen tarafın yükü \"0\" santigrat ısı derecesinde taşınmasını istemesi üzerine soğutuculu konteynerlere istiflendiği, taşıyıcı firmanın temsilcisi/acentesi olarak hareket eden şirket tarafından geminin güvertesine 09.03.2019 tarihinde yüklendiği; konşimentonun 09.03.2019 tarihinde düzenlenmiş olduğu, konşimentoda taşıyıcı firma ile tüccar arasında iş bu konşimento ile belirtilen yük sözleşmesi ile ilgili olarak ortaya çıkan tüm haklar ve eylemlerin Marsilya Ticaret Mahkemesi huzuruna getirileceği ve başka bir mahkemenin bunun gibi bir hak ya da eylemle ilgili karar veremeyeceğine dair yetki düzenlemesinin yer aldığı; taze elma emtiasının davalı gemi ile sevk edilmesi sonrasında emtiaların İngiltere'deki alıcı firmaya ulaşıp konteynerler açıldığında taze elma emtiasının çürümüş ve ezik durumda olduğunun görülmesi üzerine survey çağrıldığı, emtiaların alıcıya ulaştığında 2304 koli elma emtiasının yaklaşık %27,88'inin çürük durumda olduğunun tespit edildiği, olayın 25.04.2019 tarihinde meydana geldiği, hasara konu toplam 2304 koli taze elma emtiasının gemiye Mersin Limanından yüklenip İngiltere'deki limana nakliyesi sırasında .... nolu konteyner içindeki ısının +0 dereceye ayarlanmasına rağmen seyir boyunca ortalama +3 derecede seyretmesi, ... nolu konteyner içindeki ısının +0 dereceye ayarlanmasına rağmen seyir boyunca ortalama +4,5 derecede seyrettiği ve elma emtiasının çürüyerek bozulmasına neden olduğunun 11.07.2019 tarihli ekspertiz raporunda belirtildiği, emtiaların 20.04.2019 tarihinde İngiltere'ye ulaştığı, müşteri tarafından teslim alınıp emtialar kontrol edildiğinde konteynerler içindeki elma emtiasının çürümüş ve bozulmuş olduğunun tespit edildiği, poliçedeki teminatın 33.580,80 GBP olduğu, sevkiyattaki konteyner içindeki emtia değerinin 30.528,00 GBP olduğundan sigorta bedeline istinaden 3.358,08 GBP muafiyet uygulandığı belirtilerek toplam hasar bedelinin 13.046,80 GBP olduğunun açıklandığı, davacı sigorta şirketi tarafından 90.367,00 TL'nin dava dışı sigortalı şirkete 10.10.2019 tarihinde ödendiği, ödenen bedelin karşılığı olan 13.046,00 GBP karşılığı alacağın rücuen tahsili amacı ile eldeki iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. <br>Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi yapılarak raporlar alınmıştır.<br>Davalı... İzafeten Acentesi ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: <br>Bu davalı vekili, konşimentodaki uluslararası yetki şartına dayanarak yetki itirazında bulunmuş, ilk derece mahkemesince,....11.2020 tarihli duruşma sonunda 1 numaralı ara kararla, \"Davalı ... vekilinin milletler arası yetki itirazının Yargıtay 11. Hukuk dairesi 2019/3799 Esas 2020/3051 Karar sayılı ilamı gereği, yetki kaydının  Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisinin ortadan kaldırır nitelikte olmaması nedeniyle MÖHUK 47/1 maddesi gereğince reddine,\" karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre ilk derece mahkemesi, davalının milletlerarası yetki itirazını, TTK'nın 105/2 hükmü ile getirilen yetki düzenlemesinin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olup, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesinin yaptığı yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle reddettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, TTK'nın 105/2. maddesiyle getirilen düzenlemenin bir yetki düzenlemesi olup olmadığının ve eğer yetki düzenlemesi ise bunun Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine dair bir düzenleme olup olmadığının ve buna bağlı olarak da acente aracılığıyla yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığının ortaya konulması gerekir.<br>TTK'nın 105.maddesi, \"(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. (3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz.\" şeklindedir. Maddenin ilk iki fıkrasında acentenin, aracılık ettiği sözleşmelerle ilgili olarak müvekkilini temsil etme yetkisi ve görevi düzenlenmiştir. Buradaki temsil yetkisi, aktif ve pasif temsil yetkilerini içermektedir. Aktif temsil yetkisi, acentenin, aracılık ettiği sözleşmelerle ilgili olarak müvekkili adına ihtar, ihbar ve protesto gibi, hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapma ve dava açabilme yetkisini içerir. Pasif temsil yetkisi ise acente aracılığıyla sözleşme yapanların acentelik verene yönelik ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına kabul etme ve müvekkili aleyhine açılacak davalarda müvekkilini temsil etme yetki ve görevini ifade eder (ÜLGEN/ HELVACI/ KENDİGELEN/ KAYA/ NOMER ERTAN, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s.783-786).<br>Görüldüğü üzere, maddede doğrudan bir yetki düzenlemesin yer verilmemiş, sadece, acentenin aracılık ettiği sözleşmelerde müvekkili aleyhine açılacak davalarda müvekkili acentelik vereni temsil etme yetkisi getirilmiştir. Maddenin 2. fıkrasında ise yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi bakımından bir sınırlandırma getirilmiş ve yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi ile yaptığı acentelik sözleşmesine, acentenin aktif ve pasif temsil yetkilerini kaldıracak yönde konulan sözleşme hükümlerinin geçersiz olacağı hüküm altına alınmıştır. Buradaki sınırlandırmanın, acente ile acentelik veren (müvekkil) arasındaki acentelik sözleşmesine ilişkin olduğunu dikkatten kaçırmamak gerekir.<br>Acentenin, müvekkilini davada temsil yetkisini düzenleyen bu maddenin Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini düzenleyen bir hüküm içermemesine karşın, kanun gerekçesinden de hareketle, bir yetki düzenlemesi olduğu hususu, öğretide ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Esasen TTK'nın 105/2. maddesine benzer bir hüküm mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de mevcut idi. Her iki madde gerekçelerinde, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesiyle ilgili olarak getirilen sınırlandırmanın amacının, \"Maddenin öngörülme amacı yabancı tacirlere Türkiye'de dava açılması olanağını yaratmaktadır.\" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu durumda, kanun koyucunun amacının, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla sözleşme yapan Türk tacirleri korumak, onların bir Türk mahkemesinde dava açmalarına imkân sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 105/2. maddesiyle getirilen düzenlemenin bir yetki düzenlemesi olduğu, bunun Türk mahkemelerinin uluslararası yetkisini tesis eden bir yetki kuralı olduğunun kabulü gerekmekle birlikte, bu yetki düzenlemesinin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin bir düzenleme olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.<br>\"Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi\" kavramı, milletlerarası usul hukukuna ilişkin bir kavramdır. 5718 sayılı  MÖHUK'un 51/1.b hükmü uyarınca, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de tanınmasına yahut tenfizine karar verilebilmesi için, uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında olmaması gerekir. Aynı Kanun'un 47/1 maddesi uyarınca, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Bu kanuni düzenlemenin bir sonucu olarak taraflar, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir uyuşmazlık hakkında yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılan bir yetki sözleşmesi yapamazlar; yaparlarsa geçersiz olur.<br>Münhasır yetki kurallarının daha açık bir tanımı yasada yapılmamış olmakla birlikte, öğretide kavram üzerinde görüş birliği sağlanmıştır. Buna göre, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının bazıları kesin yetki kuralları olup bunlar kamu düzenine ilişkindir. Davanın mutlaka o yer mahkemesinde görülmesi gerekir. Münhasır yetki kuralları ise nitelikleri itibariyle aynı zamanda kesin yetki kuralları olmakla birlikte, münhasır yetki kavramı, diğer devlet mahkemelerinin yetkisi karşısında münhasıran Türk mahkemelerinin yetkili olduğu durumları ifade etmektedir. Bir yetki kuralının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini tesis edip etmediğinin, bu yetki düzenlemesinin getiriliş amacından ve lafzından hareketle belirlenmesi gerekir. Buna göre, bir kesin yetki kuralının getiriliş amacı, düzenlemeye konu uyuşmazlığın mutlaka Türk mahkemelerinde görülmesini sağlamak ise, bu yetki düzenlemesinin münhasır yetki kuralı olduğu kabul edilir (DEMİR GÖKYAYLA, Cemile, Ticari Uyuşmazlıklarda Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi, İstanbul, 2021, s.22-23).<br>Görüldüğü üzere, bir yetki kuralının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olduğunu söyleyebilmek için, o uyuşmazlık hakkında yabancı bir devlet mahkemesinin yargılama yapmasının mümkün olmaması gerekir. Böyle bir durumda, yabancı mahkeme kararının tanınması yahut tenfizi talepleri reddedilecektir. Oysa, somut olayda olduğu gibi, yabancı tacirin Türkiye'deki acentesiyle taşıma sözleşmesi yapan Türk tacir ve onun halefi olan sigorta şirketi, davayı acentenin bulunduğu Türk mahkemesinde açabileceği gibi, doğrudan acentelik verenin yerleşim yerinin bulunduğu ülke mahkemesinde de açabilir. Münhasır olmayan genel yetki hâllerinde, Türk mahkemeleri yanında başka devlet mahkemelerinin de yetkili olması mümkündür. Kaya, bu durumu, \"...Acentenin müvekkilini mahkemede temsili, davacı ve davalı olabilmesi imkânı, davanın mutlaka acenteye karşı açılması mecburiyetini getirmez. Hüküm, üçüncü kişiye yükümlülük getirmemekte, bir imkân vermektedir. Üçüncü kişi dilerse doğrudan doğruya müvekkile karşı dava açabilir.\" şeklinde ifade etmiştir (KAYA, Arslan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap, Ticari İşletme, Yedinci Kısım- Acentelik, İstanbul, 2016, s.57). Bu durumda TTK'nın 105/2. maddesiyle getirilen milletlerarası yetki kuralının, münhasır olmayan genel yetki kuralı olarak anlaşılması, yani Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki olmadığının kabulü gerekir. Zira yukarıda açıklandığı üzere, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda yabancı bir devlet mahkemesinin karar verebilmesi ve böyle bir kararın verilmesi hâlinde Türk mahkemelerince tanınmasına veya tenfizine karar verilmesi mümkün değildir. <br>TTK'nın 105/2. maddesindeki yetki düzenlemesinin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmadığına ve yabancı tacirin Türkiyedeki acentesiyle işlem yapan Türk tacire seçimlik bir hak sağladığına  dair bu tespitin doğal bir sonucu olarak,  yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan ve yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılan yetki sözleşmelerinin geçerli olduğunun kabulü gerekir. <br>Nitekim yargıtay 11. HD'nin, ilk derece mahkemesi ara kararında atıf yapılan 2019/3799 E- 2020/3051 K sayılı, 22.06.2020 tarihli  kararında ve bazı diğer kararlarında, TTK'nın 105/2. maddesindeki düzenlemenin Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olduğu ve yabancı tacirin Türkiye'deki acentesi aracılığıyla yapılan yetki ve hatta tahkim sözleşmelerinin geçersiz olacağına dair içtihadında değişikliğe gittiği ve bu şekilde yapılan yetki sözleşmelerinin geçerli olduğunu içtihat etmeye başladığı görülmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 2022/3129 E- 2023/6856 K sayılı, 27.11.2023 tarihli kararı; aynı Dairenin 2025/1544 E- 2025/6907 K sayılı, 20.11.2025 tarihli kararı). <br>Açıklanan bu nedenlerle, somut olayda konşimentoda yer alan uluslararası yetki şartı geçerli olup, davalı  ...'ya İzafeten acentesi ... ... AŞ vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik itirazının kabulü ile bu davalı aleyhindeki davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı bulunmuş ve bu davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve bu davalı aleyhindeki davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı... ...Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde:<br>Davacının aktif husumet ehliyetine yönelik istinaf sebebi bakımından: İlk derece mahkemesi kararında isabetle belirtildiği ve bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, davacının sigortalısı tarafından yapılan satışta CIF teslim şekli kararlaştırılmış olmakla birlikte, somut olayda, taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelendiği .....02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, sigortalı şirket tarafından alıcı firmaya satışı yapılan ürünlerin toplam değerinin 30,528,00 GBP olduğu, hasarlı ürünler karşılığında malın alıcısı... Ltd tarafından dava dışı sigortalı şirkete 14.496,44 GBP'lik iade faturası düzenlendiği ve sigortalı şirketin iş bu tutarı malın alıcısının borcundan mahsup ettiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. O hâlde satıcının kendi lehine sigorta yaptırmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır. Bu durumda, sigortalısına ödeme yapmış olan davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi uyarınca halefiyet hakkını kazandığı ve bu nedenle aktif dava ehliyetini haiz olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Hasarın usulüne uygun şekilde ve süresinde ihbar edilmediğine ve bu nedenle taşıyana rücu hakkının bulunmadığına dair istinaf nedeni bakımından: İlk derece mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, TTK'nın 1185. maddesi gereğince bir ihbarın yapıldığına ilişkin dosyaya bir delil sunulmamıştır. Hasarın gıda mühendisi bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme ile deniz taşıması esnasında meydana geldiği mahkemece kabul edilmiş ve konteynerlerin taşıyan tarafça sağlandığına ilişkin tespit yapılmıştır. Anılan madde uyarınca hasar ihbarının yapılmamış olması, davalı taşıyan lehine bir karine oluşturur ise de bu karinenin aksinin kanıtlanması mümkün olup somut olayda karinenin aksi, tüm dosya kapsamı ve bilirkiş tespitleriyle kanıtlanmış, yani hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiği sabit görülmüştür. Bu durumda, hasar ihbarının yapılmamış olması, davalının sorumluluğunu kaldıran bir durum olarak değerlendirilemeyeceğinden, davalı vekilinin ihbara yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekili, müvekkilinin taşıyan sıfatının bulunmadığını, taşıma işlerini organize ettiğini, bu nedenle kendisine dava yöneltilemeyeceğini belirterek pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu davalının taşımanın tamamı için navlun faturası kestiği ve ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, akdî taşıyan sıfatını ve dolayısıyla pasif husumet ehliyetini haiz olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. <br>Davalı vekili, konteyner seçiminin gönderen tarafından yapıldığını, bir konteynerin kendisine değil, diğer davalıya ait olduğunun tespit edildiğini, konteynerin soğutmaması nedeniyle oluşan zarardan müvekkilinin sorumlu olmayacağını iddia ederek kararı istinaf etmiştir. Oya, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen beyan ve e-posta yazışmalarından, bu davalının konteynerleri temin etmek dâhil olmak üzere, tüm süreci organize ettiği, navlun ücretine dair fatura kestiği anlaşılmaktadır. Konteyner temini de bu davalıya ait olduğundan, konteyner mülkiyetinin kime ait olduğunun bir önemi yoktur. Davalı akdî taşıyan, taşımada kullandığı konteynerin soğutma işlevini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zarardan sorumludur. Konteynerin mülkiyeti bu davalıya ait olmasa bile, taşımada kullanılan ve bu davalının temin etmeyi üstlendiği her iki konteynerde oluşan hasardan bu davalı sorumlu olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.<br>Diğer taraftan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22. maddesinde sigorta eksperleri düzenlenmiştir. 22/13. fıkrada, sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar hasarın meydana geldiği yerde inceleme yapılarak rapor düzenlenmediği yönünde istinaf nedenleri belirtilmiş ise de olayın meydana geldiği yerle birlikte hasar tarihi dikkate alındığında hukuki yarar olmayacaktır. Bilirkişiler tarafından ibraz edilen tüm bilgi ve belgeler ile olay mahalline ve  hasarlı emtiaya dair  renkli fotoğraflar ile  bilgi ve tüm beyanlar değerlendirilerek rapor düzenlenmiştir. Aksine istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin incelenmesinde:<br>Sigorta poliçesi döviz cinsinden düzenlenmiş ve ihracat konusu emtiaya ilişkin fatura yine döviz cinsinden düzenlenmiş ise de davacı sigorta şirketi tarafından hasar bedeli, dava dışı sigortalıya Türk lirası olarak ödenmiştir. Bu durumda sigorta şirketi hasar tutarının ödendiği Türk lirası karşılığı tutarında talepte bulunabileceğinden, döviz cinsi yönünden hüküm kurulmaması gerektiğine yönelik davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Sigorta poliçesinin döviz cinsinden düzenlenmiş olması sorumluların sorumluluklarının artması sonucuna neden olamayacaktır. Çünkü davacı, ödemesini TL olarak yapmıştır. Ancak yatığı ödemenin davalılardan tahsilini talep edebileceğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. <br>Davacı vekilinin davalı ... hakkındaki istinaf nedeninin incelenmesine gerek kalmamıştır. Zira bu davalı aleyhindeki davanın, mahkemenin uluslararası yetkisizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ve davalı  ... Glovis vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine; davalı  ... İzafeten Acentesi ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Açıklanan bu gerekçelerle;<br>Dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ve davalı  ... ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine; davalı  ...'ya İzafeten Acentesi ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;<br>1-...'ya İzafeten Acentesi ... ... AŞ aleyhindeki davanın, mahkemenin uluslararası yetkisizliği nedeniyle usulden reddine,<br>2-Davalı... ...Ltd. Şti. aleyhindeki davanın TL üzerinden kabulü ile  90.367,00 TL alacağın, sigortalıya ödeme tarihi olan 10.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 6.172,96 TL harçtan, peşin alınan 1.733,59 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.439,37 TL harcın davalı  ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacının peşin olarak yatırdığı 1.733,59 TL harç giderinin davalı  ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından harç dışında harcanmış olan  ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı olup, hakkındaki dava reddedilen davalı için yapılan yargılama giderleri hariç tutularak hesaplanan 5.450,00 TL  yargılama giderinin davalı  ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine; davacının yaptığı diğer yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalı... ve acentesi tarafından masraf yapılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>7-Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı... ...Limited Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine,<br>8-Davalı...'ya İzafeten Acentesi ...... AŞ  kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin  davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine,<br>9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:<br>a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,<br>b-İlk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp Dairemizce yeniden hüküm verildiğinden, davacının ve davalıların yatırdıkları istinaf peşin karar harçlarının, karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,<br>c-Davacı ve davalılardan... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, kendilerinin üzerinde bırakılmasına, <br>d-Davalı  ...'ya İzafeten .... ... .... AŞ tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri, 70,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 290,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine, <br>10- Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, <br>11-Kararın kesinleşmesinden sonra dava dosyasının, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,<br>HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 15.01.2026.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"075bf7d4f23acbc2","SID":"663aa8f1edc9c533"}}