{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1129 <br>KARAR NO\t: 2026/81<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/01/2022<br>NUMARASI: 2017/108  E. - 2022/31 K. <br>DAVANIN KONUSU: Yönetim Kurulu Üyeliğinin Geçersizliğinin Tespiti<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2017/516 ESAS 2017/648 KARAR SAYILI DOSYASI<br>BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2018/1111 ESAS 2018/1323 KARAR SAYILI DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)|Tespit<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette hissedar olmadığını, davalı şirketin.../05/1997 tarihli ve ...... numaralı yönetim kurulu toplantısında yabancı şirket temsilcisi ... yerine davacının yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyeliğine getirilmesine karar verildiğini, tamamen ard niyetli olarak ve sorumluluklardan kurtulmak için müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğundan dahi habersiz bir şekilde davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, TTK'nın 322 ve 42.maddelerine göre  müvekkilinin şirketi temsilen noter tasdikli imza beyannamesini tescil için ticaret sicil müdürlüğüne vermesi gerektiğini, oysa müvekkilinin  davalı şirketin unvanı altına imza atacağına dair bir imza beyannamesini noterden hazırlayıp vermediğini, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte bulanan eski TTK'nın 312.maddesinde anonim şirketi yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmek için pay sahibi olma zorunluğunun bulunduğunu, oysa müvekkilinin davalı şirkette hiçbir zaman pay sahibi olmadığını, yönetim kurulu üyesi seçildiği tarihte başka bir şirkette ücretli olarak çalıştığını ileri sürerek,  davacının, ticaret unvanı değişikliğinden önceki ....... AŞ'deki yönetim kurulu üyeliğinin geçersiz olduğunun tespitine, işbu davanın açılmasından sonra müvekkilinin birinci derecede yetkilisi olarak verilmiş sorumluluklardan, şirket ile ilgili alınmış hiçbir karardan, üzerine yüklenen hiçbir yükümlülükten sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Asıl davada davalı şirket iflas idare memurları ...... ve ......,  savunmasında özetle; davalı şirketin  TMSF'ye devredilen ... AŞ'nin iştiraki olan bir şirket iken banka alacağından dolayı şirketin yönetim ve denetiminin  TMSF yönetim kurulunun 13.02.2002 tarihli, 102 sayılı kararı gereğince Fon'a devredildiğini, sonrasında şirketin borca batıklık durumu nedeniyle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/816 Esas sayılı dosyasından 26.12.2003 tarihinde iflasına karar verildiğini, şirketin iflasına dair verilen mahkeme kararının 19.03.2004 tarihinde kesinleştiğini,  davalı şirketin iflasına ilişkin işlemlerinin İstanbul ....İflas Müdürlüğünün ..... sayılı dosyasından yürütüldüğünü,  davada ispat yükünün davacı yana düştüğünü,   davacının sadece davalı şirkette değil  aynı zamanda ...'in başkanlığındaki ....AŞ'nin diğer iştirak ya da grup şirketlerinde de yönetim kuruhu üyeliği görevi yaptığını, ...'in grup şirketlerinden ...AŞ  ile ..... AŞ'de de  yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğunu, ayrıca dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacının ...... yönetimindeki ... AŞ firmasında sigortalı olarak da çalıştığını, bu sebeple davacının, davalı müflis şirketin bilgisi dışında yönetim kurulu üyesi olarak atandığına yönelik iddiasının  hayatın olağan akışına uygun düşmediğini,  davacı taleplerinin  zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen  (İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/516 Esas 2017/648 Karar) davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki iddialarını tekrarla,   ...AŞ  (Eski Unvanı; ........... AŞ)'de   rızası ve bilgisi dışında yönetim kurulu üyesi seçildiğini ileri sürerek, bu üyeliğinin geçersiz olduğunun tespitine,   birinci derece yetkilisi olarak verilmiş olan sorumluluklardan şirket ile ilgili alınmış hiçbir karardan, üzerine yüklenen hiçbir yükümlülükten sorumlu olmadığının  tespitine,   davacının  yönetim  kurulu üyesi olarak atanmasına ilişkin kararların ve bu kararların tesciline ilişkin  davalı  İstanbul Ticaret Sicil  Memurluğu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen (İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1111 Esas, 2018/1323 Karar) davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki iddialarını tekrarla,   ...AŞ  (Eski Unvanı; ..... AŞ)'de   rızası ve bilgisi dışında  yönetim kurulunun .../05/1997 tarihli kararı ile yönetim kurulu üyesi seçildiğini, söz konusu kararın..... .... Noterliği tarafından .../06/1997 gün ve ..... yevmiye numarası ile tasdik edilerek onaylandığını, davacının yönetim kurulu üyesi olarak  tescil ve ilanının ise ...06.1997 tarihli gazetede yapıldığını, davacının imza beyannamesi vermediğini ileri sürerek, .. ....Noterliği tarafından düzenlenen .....06.1997 tarihli ve ..... yevmiye sayılı  imza beyannamesindeki  imzalar ile ilgili  olarak  imza incelemesi yapılmasına,  imza beyannamesindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen davada davalılar duruşmalarda davanın reddini istemişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı ... 24/10/2009 tarihli duruşmada; Beyoğlu .... Noterliğinde başkatip olarak görev yaptığını, usulüne uygun olarak işlem yaptığını, davacının o tarihte ki imzalı belgeleri celp edilerek imza incelemesi yaptırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirkete ait ticaret sicil dosya sureti celp edilmiş, ticaret sicil müdürlüğünden gelen CD kayıtlarına göre davacının yönetim kurulunda görev alıp almadığı ve ne kadar görev aldığı hususları ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının Beyoğlu ..... Noterliğinin .../06/1997 tarihli .... yevmiye numaralı imza beyannamesindeki imzayı inkar ettiğinden belge aslı ile emsal imzalı  belge asılları celp edilmiş, imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış ve davacının yönetim kurulu üyeliği ile ilgili bilirkişi raporu alınmıştır. <br>İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 29/06/2021 tarihli raporunda; İnceleme konusu Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenmiş ....Haziran 1997 tarih ve .... yevmiye nolu İmza Beyannamesindeki imzalar ile ....'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların .....'in eli ürünü olduğunu belirtmiştir.   <br>Bilirkişi .... mahkememize sunduğu ..../03/2018 tarihli raporunda; Dosya bulunan CD'ler üzerinden yapılan incelemede davacı ......'in 14 Mayıs 1997 tarihinde adı geçen şirketin yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve toplantı tutanaklarının .. Haziran 1997 tarih .... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığının anlaşıldığını, bununla birlikte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine veya görevinin sona erdirildiğine dair hiçbir elektronik dokümana ulaşılamadığından görev süresinin hesaplanamadığını belirtmiştir.<br>Bilirkişi Prof. Dr. ....... mahkememize sunduğu ../11/2021 tarihli raporunda; Davacının, Davalı ........Anonim Şirketinin değişiklikten önceki unvanının ......Anonim Şirketi olduğu dönemde, yönetim kurulu tarafından ....05.1997 tarih ....... sayılı kararla yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve .....09.1997 günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında bu seçimin onaylandığını,  Adli Tıp Kurumunun ..../06/2021 tarihli raporunda, ...... ... Noterliğince düzenlenen ..... Haziran 1997 tarih ve ........... yevmiye nolu İmza Beyannamesindeki imzaların Davacı .....'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığından, Davacının bu atamadan haberdar olduğunu ve bunu kabul ettiğini, Davalı şirkette hiç pay sahibi olmasa dahi Davacı ...... . .. yönetim kurulu üyeliği sıfatını kazandığını, 14.05.1997 ile 19.09.1997 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu, hatta dış ilişki bakımından 06/10/1997 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi sayılacağını belirtmiştir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalı Müflis şirkette haberi olmadan yönetim kurulu üyesi seçildiğini, noter tasdikli imza beyannamesinin bulunmadığını, yönetim kurulu seçildiği tarihte yürürlükte bulunan TTK'ya göre yönetim kurulu üyeliği için pay sahibi olması gerektiği halde, davalı şirkette pay sahibi olmadığını belirterek yönetim kurulu üyeliğinin geçersiz olduğunun ve bu nedenle sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş ise de; müflis şirketin ticaret sicil kayıtları, .... ..... Noterliğinin .../06/1997 tarih ve .... yevmiye numaralı imza beyannamesi, imza inkarı ile ilgili Adli Tıp raporu ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, Davacının, davalı şirkette yönetim kurulu tarafından ...05.1997 tarih ... sayılı kararla yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyeliğine seçildiği ve 19.09.1997 günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında bu seçimin onaylandığı, Adli Tıp Kurumunun ./06/2021 tarihli raporunda, .. ...... Noterliğince düzenlenen ...... Haziran .... tarih ve ......yevmiye nolu İmza Beyannamesindeki imzaların Davacının eli ürünü olduğu kanaatine varıldığından davacının bu atamadan haberdar olduğu  ve bunu kabul ettiği sonucuna varılmıştır.Davacı, mülga TTK'nın 312.maddesine göre anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi olması için pay sahibi olması gerektiği, ancak davalı şirkette pay sahibi olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu üyesi seçilmesi kararının geçerli olmadığını ileri sürmüştür.<br>Davacının, yönetim kurulu seçildiği tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nun 312/2.maddesinde \"idare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül eder, ancak pay sahibi olmayan kimseler aza seçildikleri takdirde bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilirler, pay sahibi olan hükmi bir şahıs idare meclisi azası olamaz. Fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahıslar idare meclisine aza seçilebilirler.\" hükmü ve 315. madde hükmünde yer alan bir üyelik açıldığında yönetim kurulunun kanuni şartları taşıyan bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak genel kurulun onayına sunacağı ve bu şekilde seçilen üyenin genel kurul toplantısına kadar görev yapacağına ilişkin düzenleme  göz önüne alındığında; anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmek için pay sahibi olmak şartının bulunmadığı, ancak pay sahibi olmayan kimselerin yönetim kurulu üyeliğine seçilmeleri halinde bunların pay sahibi sıfatına kazandıktan sonra işe başlayabileceklerinin düzenlendiği, kanun maddesinde açıkça belirtildiği üzere pay sahibi olmak, yönetim kurulu üyeliğinin sıfatı kazanılması için değil, işe başlayabilmek için şart olduğu, bu nedenle davacının ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyesi seçildiği ve 19/09/1997 günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında bu seçimin onaylandığı anlaşıldığından davalı şirkette hiçbir pay sahibi olmasa bile davacının yönetim kurulu üyeliği sıfatını kazandığı Mahkememizce kabul edilmiştir. <br>Açıklanan nedenlerden dolayı davacının, davalı şirketin yönetim kuruluna seçildiği ve bunun o tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 312/2. maddesi ile 315. maddesi hükümlerine göre geçerli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. \" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, karar  verilmiştir.  <br>Bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının  bilgisi ve rızası dışında davalı şirkete  yönetim kurulu üyesi seçildiğini, bu dönemde  davacının ... AŞ'de  ücretli olarak çalıştığını,  davacının yönetim kurulu üyesi seçildiği tarihte şirkette pay sahibi olmadığını,  1997 yılında yürürlükte olan 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 312.maddesi ve 315.maddesi uyarınca  bir gerçek kişinin bir  anonim şirkette  yönetim kurulu  üyesi seçilebilmesi için o  şirkette  pay sahibi olmasının şart olduğunu,  pay sahibi olmayan birinin  yönetim kurulu veya genel kurul tarafından  yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının o kişiyi yönetim kurulu üyesi yapmayacağını,  şirkete temsile  ve ilzama hak vermeyeceğini,  davacının  davalı müflis şirkette  yönetim kurulu  üyesi  olarak atandığı 3 aylık dönemde hiçbir toplantıya katılmadığı için hiç bir belgede de imzası bulunmadığını,  davacının usul ve yasaya aykırı bir şekilde 16.06.1997-22.09.1997 tarihleri arasında  yönetim kurulu üyesi seçildiğini, yönetim kurulunun ..05.1997 günü almış olduğu kararda müvekkilinin yabancı şirket temsilcisi  ... yerine müvekkilim.....in yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim  kurulu üyeliğine getirilmesine karar verildiğini,  bu kararın  Beyoğlu ..... Noterliği'nin .....06.1997 gün ve ....... yevmiye tasdik numarası ile onaylanarak Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün .....06.1997 günü notere tasdik ettirilen bu yönetim kurulu kararını ...06.1997 günü (aynı gün) tescil ve ilan ettiğini,  görülmektedir ki  yönetim kurulu kararı ile tescil arasında kanuni uyulması gereken süreye uyulmadan tescil yapıldığını,  o tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Ticaret Kanununun müddet başlıklı 32.maddesinin  ''Kanunda aksine hüküm olmadıkça tescili talep müddeti 15 gündür. Bu müddet tescile tabi hususun vuku bulduğu, tamamlanması bir senet veya vesikanın tanzimine bağlı olan hususlarda bu senet veya vesikanın tanzim olunduğu tarihten başlar.\" hükmünü içerdiğini,   yönetim kurulu kararını tescil süresi kanunen 15 gün olmasına rağmen, söz konusu yönetim kurulu kararının tescilinde bu süreye riayet edilmediğini,  15 günü  geçtikten sonra tescil yapıldığını,  dolayısıyla,  tescilin usulsüz olduğunu,  Ticaret Sicil Müdürlüğünde de söz konusu tescili yapan memurun süreye riayet etmediğini,  TTK'nın  ''Sicil Memurunun Vazifeleri'' başlıklı 34.maddesinin '' Sicil memuru tescil için aranılan kanuni şartların mevcut olup olmadığını tetkikle mükelleftir. Hükmi şahısların tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı esasları ihtiva edip etmediği araştırılır. Tescil edilecek hususların hakikata uygun olması,üçüncü şahıslarda yanlış bir fikir yaratacak mahiyette bulunmaması ve amme intizamına aykırı olmaması da şarttır. Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru tarafından kati olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar,ilgililerin talebi üzerine muvakkaten kaydolunur. Şu kadar ki;ilgililer üç ay içinde mahkemeye müracaat ettikleri yahut aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse muvakkat kayıt re'sen silinir. Mahkemeye müracaat halinde katıleşmiş olan hükmün neticesine göre muamele yapılır.\"  şeklinde olduğunu,  mahkeme tarafından göz ardı edilen bu hususun  dikkate alınması  gerektiğini, tescil yapılırken, müvekkiline ait herhangi bir imza beyannamesinin henüz olmadığını, Türk Ticaret Kanununa göre, Ticaret Sicil  Müdürlüğünce tescil edilerek ilan edilen kararda müvekkiline ait imza beyannamesi bilgilerinin de yer almasının kanuni zorunluluk olduğunu, ancak bu zorunluluğun tescil esnasında yerine getirilmediğini,  fakat, her ne kadar tescil yönetim kurulu kararının tescili esnasında imza beyannamesi olmasa da, .......06.1997 tarihinde Beyoğlu ....... Noterliği'nin ..... yevmiye numaralı imza beyannamesi hazırlandığını,  Sicile  sunulduğunu,  davacıya ait olmadığını iddia ettikleri  söz konusu imza beyannamesinin de  usul ve yasaya aykırı olarak düzenlendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava, davacının davalı şirkete  yönetim kurulu üyesi olarak  yapılan atamasının geçersiz olduğunun tespitine;  birleşen davalar, davacının yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına ilişkin davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan tescillerin  iptaline ve  davalı birleşen  ...... ... Noterliği tarafından düzenlenen...06.1997 tarihli ve ...... yevmiye sayılı  imza beyannamesindeki   imzanın davacıya ait olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili; davacının davalı şirket nezdinde  yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına dair ..05.1997  tarihli ve .... sayılı yönetim kurulu kararının, davacının şirkette pay sahibi olmaması sebebiyle geçerli olmadığını, bu sebeple davacının yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının geçersiz olduğunun tespiti gerektiğini, bu karar üzerine birleşen davalı İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğünün yaptığı tescillerin de iptali gerektiğini,  ayrıca birleşen davalı  ...... .........Noterliği tarafından düzenlenen ....06.1997 tarihli ve ..... yevmiye sayılı  imza beyannamesindeki   imzanın davacıya ait olmadığını ileri sürerek asıl ve birleşen davaları açmıştır.  Mahkemece;  Beyoğlu .... Noterliğince düzenlenen .......06.1997 tarih ve .......yevmiye no'lu imza beyannamesindeki imzaların davacının eli ürünü olduğu, davacının bu atamadan haberdar olduğu, bunu kabul ettiği, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmek için pay sahibi olmak şartının bulunmadığı, ancak pay sahibi olmayan kimselerin yönetim kurulu üyeliğine seçilmeleri halinde bunların pay sahibi sıfatına kazandıktan sonra işe başlayabileceklerinin düzenlendiği,  bu nedenle davacının ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyesi seçildiği ve ...../09/1997 günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında bu seçimin onaylandığı anlaşıldığından davalı şirkette hiçbir pay sahibi olmasa bile davacının yönetim kurulu üyeliği sıfatını kazandığı gerekçesiyle  asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. <br>Asıl ve birleşen davalarda davacının, davalı şirketin ....05.1997  tarihli ve 97/8 sayılı yönetim kurulu kararı ile yabancı şirket temsilcisi ..... yerine  yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyeliğine getirilmesine karar verilmiş olup bu karar  Beyoğlu ......Noterliğinin.......06.1997 tarihli ve ..... yevmiye sayılı onayı sonrasında Ticaret Sicil Gazetesi'nde .........06.1997 tarihinde ilan edilmiştir.  Davacıya ait  ''İmza Beyannamesi''nin ise  Beyoğlu ..... .....06.1997 tarihli ve... yevmiye sayılı işlemi ile onaylanarak  ....06.1997 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ....09.1997 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesi ile davacının yönetim kurulu üyesi seçimi onaylanmış, gündemin 4. maddesinde yeni yönetim kurulu üyeleri seçilmiştir. <br>Davacının yönetim kurulu üyesi seçildiği tarihte yürürlükte olan  6762 sayılı TTK'nın 312/1 maddesi uyarınca yönetim kurulu  kural olarak pay sahiplerinden teşekkül eder. Ancak maddenin 2. fıkrasına göre pay sahibi olmayan kimseler  yönetim kurulu üyesi seçildikleri takdirde pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilirler. <br>Aynı Yasa'nın ''Azalığın açılması'' başlıklı 315.maddede ''275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa idare meclisi kanuni şartları  haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza  umumi heyet toplantısına kadar vazifesini yapar.'' hükmünü, ''Azil'' başlıklı 316.maddesi ise ''İdare meclisi azaları esas mukavele ile tayin edilmiş olsalar dahi umumi heyet karariyle azlolunabilirler.'' hükümlerinin  içermektedir.<br> Davacının talebi, davalı şirkette pay sahibi olmaması sebebiyle yönetim kurulu üyeliğinin geçersiz olduğu şeklindedir. Anılan bu hükümler  uyarınca, eğer pay sahibi olmamış ise davacının yönetim kurulu üyeliğinin durumu, askıda  yönetim kurulu üyeliği niteliğinde olacaktır.  Davacının  yönetim kurulu üyeliği ancak pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra  başlayacaktır. <br> Ancak ilk derece mahkemesince, davacının bu karardan sonra  pay sahibi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca davacının askıda olan yönetim kurulu üyeliğinin başlayıp başlamadığı, davacının yönetim kurulu üyeliğine  seçiminin şirketin ..09.1997 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında onaylandığı, aynı toplantıda başka bir yönetim kurulu seçildiği konusunun davacının yönetim kuru üyeliğine etkisi de araştırılmamıştır. Bu nedenlerle, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br>1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, <br>2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>3-Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafınadn yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,<br>4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,<br>5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;<br>HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 22.01.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71ec8c92478337f2","SID":"0096662d65c54bc1"}}