{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2026/73 <br>KARAR NO\t: 2026/92<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06.11.2025 tarihli ara karar. <br>NUMARASI: 2024/899 E. <br>DAVANIN KONUSU: Şirket Ortaklık Payı Alacağı <br>Taraflar arasında görülen şirketin feshi ve ortaklık payı alacağının tahsili talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, ara kararda yazılı nedenlerle davalı  vekilinin teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya teminatın artırılmasına yönelik talebinin reddine dair verilen 06.11.2025 tarihli ara karara karşı  davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın davacının  abisi olduğunu,  davacının da davalı  .....Şirketi'nin hissedarı olduğunu, şirket kuruluşunda her iki kardeşin  % 50'şer payla ortaklık kurduğunu,  davacıya  02.12.2021 tarihinde  zor ve şiddet uygulanarak şirketin ........ şubesinde bulunan fabrikasına ve iş yerine girmesinin engellendiğini, bu sebeple davalı ...... hakkında Eskişehir ..Asliye Ceza Mahkemesinin  2022/485 Esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, kendi şirketine sokulmayan müvekkilinin  yaptığı araştırmalarda geçmiş dönemde yapılan genel kurul toplantılarında kendisinin adına sahte imzalar atıldığını, alınan kararlar ile şirketteki payının sermaye artırımı yoluyla hileli bir şekilde eritildiğini,  kendisi üzerinden sahte imzalarla bir çok usulsüz işlem yapıldığını öğrendiğini,  bu konularla ilgili de suç duyurusunda bulunduğunu,. ... Noterliğinin .....12.2021 tarih ve ......yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şüphelinin yönetimindeki şirkete  6102 sayılı TTK'nın  634. maddesi gereğince  şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin.... Cd .../ Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesi yönünde ihtar gönderildiğini, davalı tarafından bu ihtara cevap verilmediği gibi yaptığı usulsüzlüklerin belge ve delillerini yok etmek amacıyla şirket merkezinin bulunduğu İstanbul ilinde şirketin defter ve belgelerinin (özellikle pay defterinin) zayi olduğu iddiasıyla İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret dava açıldığını,  bunun öğrenilmesi üzerine dosyaya müdahale talebinde bulunulduğunu,   daha sonra  pay defterini  bulduklarını beyan ederek açtıkları davadan feragat ettiklerini,  davacının davalı  ...'in  zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini,  şirketin mal varlığının şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, şüpheliler tarafından suç işlendiğini,  bu konuyla ilgili de ... C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu (2022/ ...... Sor.No)  davalı ...'in  diğer şirketi olan ... AŞ'de de benzer işlemler ile diğer bir kardeşi olan ... aleyhine de aynı hileli işlemleri yaptığını, davacının bu ortaklık yapısı içinde  gecesini gündüzüne katarak büyük fedakarlıklarla şirkette çalıştığını,  davacının İstanbulda imalattan sorumlu olduğu için sürekli üretimin başında olmasından ve .....'e taşınmasından sonra .... de olmasından dolayı bir çok belgenin davacının   adına atılan sahte imzalar ile düzenlendiğini,  geçen zaman zarfında ...'in  oğlu olan diğer bir davalı ...  .....'ın  da büyüdüğünü,  onun da  şirketlere ortak olarak sokulmaya başlandığını, yıllar öncesinden ustaca hazırlanan planın adım adım devreye sokularak uygulandığını, sahte genel kurullar yapılarak sahte imzalarla müvekkilinin payının  iç edildiğini,  ancak davalılardan ...'in eşi ...'ın ölümünden sonra olayların patlak vermesi üzerine konunun  açığa çıktığını, davacının kurucu ortak ve hissedar olması sebebiyle birçok kez şirket hakkında ve şirketin hissedarı olduğu sair şirketler hakkında (mali durum, yatırımlar, kar payı, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve kâr dağıtımı vb. konularda) bilgi ve belge istemiş olmasına rağmen bugüne kadar davalılar tarafından hiçbir bilgi ve belge verilmediği gibi kanunen zorunlu genel kurul toplantılarının  dahi yapılmadığını,  şirketin tüm defter ve belgelerinin incelenmek üzere şirketin.... . ...../ Eskişehir adresinde bulunan şubesinde hazır edilmesini  ve ayrıca müvekkili adına sahte imzalar atılarak yapılan genel kurul toplantılarında %50 seviyesinden eritilen paylarının kendisine geri verilmesini (Eski hale getirilmesini)\" ihtar edildiğini,  fakat davalı tarafından söz konusu ihtara her hangi bir cevap verilmediğini,  davacının  zor ve cebir içeren eylemleri ile iş yerine sokulmadığını, şirketin defter ve delilleri şüpheli tarafından yok edildiğini, buna rağmen hakkını yasal yollardan aramaya çalışan müvekkilimin gönderdiği ihtarların sonuçsuz kaldığını, bir de bunun üzerine  ortağı olduğu şirketin mal varlığı şüpheli ve suç ortakları tarafından fiilen ve fiziken kaçırıldığını, davalıların  TCK kapsamında suç teşkil eden resmi evrakta sahtecilik, sahte imza, hizmet suretiyle emniyeti suistimal vb. muvazaalı iş ve işlemler sebebiyle  müvekkilinin Eskişehir C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu (2022/15768 sor.)  sahte imzalarla yapılan genel kurullarda alınan kararlar doğrultusunda müvekkilinin hisselerinin eritildiğini,  şirkete yeni ortaklar alınarak müvekkilinin azınlık hisseye düşürüldüğünü, bu nedenle mevcut hissedarlar aleyhine de dava açıldığını, zira hali hazırda şirket ortaklarının şirket tüzel kişiliğinin dışındaki diğer davalılardan oluştuğunu,  sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkilinin payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitinden sonra şirket paylarının eski hale getirilmesini ve müvekkili adına tescil edilmesin talep ettiklerini,  şirketin feshini  de talep ettiklerini, izah edildiği üzere tüm bu gelişmelerden sonra şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkanı kalmadığını, haklı nedenlerden dolayı şirketlerin feshine karar verilmesini gerektiğini,  ayrıca tedbir de istediklerini, tüm bu olaylara sebep olan kişi davalı  ...'ın  şirket müdürü olarak görev yaptığını, büyük bir hızla şirketin içini boşaltma faaliyetinde olduğunu, dolaysıyla bir an önce yetkilerine son verilmesi gerektiğini,  müdürlük görevini kötüye kullandığını, davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesi gerektiğini,  aradan geçen zaman zarfında şirket tarafından hiç bir kâr payı dağıtılmadığını,  davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını, oysa bu süreçte şirketin sürekli büyüdüğünü, kâr paylarının da davacıya  ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı ...Şirketi'nin tüm genel kurul kararlarının usule aykırılığının tespitine ve iptaline, atılan sahte imzalar ve yapılan muvazaalı işlemler ile müvekkilinin payı eritildiği için genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine, şirket paylarının eski hâle getirilmesine  ve davacı adına tescil edilmesine, şirket ortaklarının ortaklığa devam etmelerinin imkânı kalmadığından şirketin feshine, fazlaya dair her türlü ıslah, dava ve talep hakları saklı kalmak  ve sonradan artırmak kaydıyla şimdilik, ...Şirketi'nin gerçek değerinin keşif ve bilirkişi incelemesi suretiyle tespiti ile davacının  ... ...  Ltd. Şti.’ndeki başlangıçta yer alan  % 50 oranındaki hisselerinin değerinin ve bugüne kadar ödenmeyen kâr paylarına karşılık şimdilik  500.000,00 TL'nin işlemiş ve işleyecek ticari  faizi ile birlikte  davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, müdürlük görevini kötüye kullandığı apaçık ortada olan davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesini,  10.09.2024 tarihli tedbir talepli dilekçesi ile ayrıca davalı şirketin  ve diğer ilgili firmaların varlıklarının korunması amacıyla aynı şekilde tedbir kararı alınmasının elzem olduğunu, tüm bu nedenlerle  mülkiyeti ...şirketine ait olan, tapunun Eskişehir ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ... pafta, . ada, .... no'lu parselde kayıtlı taşınmaz ve yine  tapunun Eskişehir ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ....pafta, .... ada, .. no'lu parselde kayıtlı taşınmaz üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar  satışının durdurulması yönünde  tedbir konulmasını, davalının bu yerleri satışa çıkarmasının daha önceki 22.03.2024 tarihli tedbir taleplerini  de haklı çıkarmış olduğunu söz konusu dilekçelerinde de belirttikleri üzere ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı vekili, savunmasında özetle; alacak davası açma zamanaşımı süresi olan 5 yılın geçtiğini,  netice ve talebin açık olmadığını, husumetin doğru yöneltilmediğini,  şirketin idaresinde bizzat sorumluluğu ve yetkisi olan kişinin alınan kararlara 9 yıl sonra dava açmasının kötü niyetin göstergesi olduğunu,  davanın bir hak arama davasından ziyade şirketleri işleyemez hale getirmeyi hedefleyen bir dava olduğunu, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Dairemizin 2025/...Esas, 2025/.... Karar sayılı, ...09.2025 tarihli, ihtiyati tedbirin kabulüne dair kararında;  ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 29.05.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, teminat karşılığında  şirket malvarlığının muhafazası için davalı şirket adına kayıtlı iki adet  taşınmazın  satışının önlenmesi için kayıtlarına teminat karşılığında  ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. <br>Davalı vekili, 05.11.2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince sınırlı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının mahkemece uygulandığını,  bu hususu  haricen öğrendiklerini,  ...'ın huzurdaki davanın konusu olan ...Şirketinin müdürü  olmadığını, şirket tarihinde de hiç müdürlük görevini üstlenmediğini, hali hazırda müdür olan ....... Şti.olduğunu,  bu nedenle bu talebin hukuken bir karşılığı bulunmadığını, ancak, hali hazırda müdürlük yapan şirketin de yönetimsel bir hatası ve/veya zarar verici bir davranışı bulunmadığını,  genel kurul kararlarının iptal edildiğine dair kararı ispat şartı olarak öne sürülen  kararın hali hazırda istinaf aşamasında olup kesin bir karar olmadığından yaklaşık ispat şartını karşılamadığını, tedbir kararı verilirken  davacının hak kaybı riski ile şirketin ticari faaliyetlerinin devamlılığı ve diğer ortakların menfaatleri arasında bir denge kurulması gerektiğini, davacının  uzun süredir aynı iddiaya dayanarak tedbir talebinde bulunduğunu, hali hazırda satılan bir gayrimenkul bulunmadığını, dosyaya konulan ilanların da doğruluğu, kimin tarafından konulduğunun  teyit edilmediğini, öte yandan bir an için gayrimenkulün satılması söz konusu olacak olsa dahi  ilgili paranın şirket bünyesine gireceğini,  dolayısıyla davacının %3,3 hissesine zarar vermek için şirketin işleyişinin sekteye uğratılacağının düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  diğer  yandan dosyada birden fazla davalı mevcut iken sadece bir davalı yönünden tedbir istenilmesinin de  kötü niyetin ispatı olduğunu,  dosyada alınan bilirkişi raporunda, şirketin işleyişi, defterleri, envanterleri, karlılık durumunun ayrıca incelendiğini,  yönetimsel herhangi bir kusur olmadığının tespit edildiğini, hal böyle iken ve dosya içerisinde başkaca bir yenilikten söz edilemezken kesinleşmemiş bir karara dayanarak tedbir talebinin haklılığını savunmanın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bir an için genel kurul kararlarının iptali kararının kesinleşmesi halinde; yapılan tüm işlemler yok hükmünde olacağından, bu karar tarihlerinde başkaca ortakların koymuş olduğu sermaye ile edinilen mallara tedbir konulmasıın zaten hukuka aykırı olduğunu, yoklukla malul kabul edilen kararlardan evvel şirketin başkaca ortağı  olmayıp sermayesi sınırlı olduğundan, edinilen bu mallar için konulan sermayelerin de şirketten çıkarılması gerekeceğini,  hal böyle iken, hisse oranının dahi ne olduğu belli olmayan ve yargılamayı gerektiren davacının istediği tedbir talebi iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, mevcut hissesi %3,3 olup, ancak kararının  kesinleşmesi ile değişecek oran üzerinden hak iddia edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  bu aykırılıklar nazara alınmadan verilen tedbir kararının da usule uygun olmadığını, ayrıca huzurdaki dava gayrimenkullerin aynına ilişkin olmayıp; dava konusu olmayan bir hususta tedbir kararı verilmiş olmasının  da usule aykırı olduğunu,   huzurdaki davanın değerinin 500.000,00 TL olduğunu, tedbir konulan gayrimenkullerin piyasa değernin 24134 ada 2 parsel için  toplam bedelin 171.224.793,20 TL,  24134 ada 7 parsel için 79.563.384,10 TL <br>olarak başka mahkemece belirlendiğini,  toplam değeri 250.000.000,00 TL'nin üstünde olan gayrimenkullere dava değeri 500.000,00 TL olan olan alacak için tedbir konulmasının orantısız olduğunu,  tedbir koyarken  teminatı neye göre belirlendiğinin anlaşılamadığını,  bu sebeplerle  öncelikle tedbirin kaldırılması gerektiğini, aksi kanaatte ise gayrimenkullerin değeri oranında teminatın tamamlatılmasınının istenmesi  zorunluluğu doğduğunu belirterek,   öncelikle haksız olan tedbirin kaldırılması, aksi halde dava değerinin depo edilmesi şartı ile tedbirin kaldırılması, bunun da mümkün olmaması halinde değeri 250.000.000,00 TL'yi aşan gayrimenkuller yönünden belirlenen teminatın arttırılması ve tamamlattırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili, davalı vekilinin itiraz dilekçesine karşı beyan dilekçesinde özetle;  ihtiyati tedbir verilmesi hakkındaki taleplerinin mahkemenin 29.05.2025 tarihli kararı ile reddedildiğini ve bu kararın taraflarınca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 18.09.2025 tarih ve 2025/1502 Esas,  2025/1437 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin ara kararı kaldırılarak taleplerinin kabul edilerek ve bizzat doğrudan BAM tarafından tedbir kararı verildiğini,  mahkemenin söz konu tedbir kararını kaldırma ve/veya değiştirme hak ve yetkisi bulunmadığını,   BAM kararının kesin bir şekilde verildiğini, bu durumun da lehlerine usuli kazanılmış hak doğduğunu,  bu hakkın korunması gerekmekte olup bu hakkı ortadan kaldıracak ya da hakkın özünde değişiklik yapacak şekilde karar verilemeyeceğini, dava değerinin 500.000,00 TL olmadığını, davanın belirsiz alacak davası/ kısmi dava olarak açıldığını,  taraflarınca kar ve tasfiye payı da talep edildiğinden alacak tutarının  bu tutarın çok üstün olduğunu, zira kendilerinin de belirttiği gibi sadece iki taşınmazın değerinin 250 milyon lira civarında olduğunu, bu tutardan iptal edilen genel kurul kararları nedeniyle % 50 paya sahip olan müvekkilinin payına düşecek rakamın bile çok fazla olduğunu, dolaysıyla dava değerinin 500.000 TL olmadığını karşı tarafın da bildiğini, ancak mahkemeyi yanıltmaya çalışmakta olduklarını, BAM tarafından teminat miktarı belirlenirken bu hususların hepsinin değerlendirildiğini ve ona göre teminat miktarı belirlendiğini, zira daha önce taraflarınca sunulan dilekçeler ve beyanlardan da açıkça görüleceği üzere taşınmazların ve şirketin değerinin çok yüksek olduğunu,  davalılar vekilince başka dosyada yaptırılan kıymet takdirinin  bu dosyaya sunularak sanki ortada yeni bir durum varmış algısı yaratılmaya ve mahkemenin  etkilenmeye çalışıldığını, BAM kararında da belirtildiği üzere taşınmazların üzerine tedbir konulmasının hiç bir şekilde şirket işleyişini bozmadığını,  şirketin faaliyetine engel olmadığını,   şirketin  gayrimenkul işiyle iştigal etmediğini, kaldı ki taşınmazların birinde kendisinin faaliyet bile göstermediğini,  taşınmazı kiraya verdiğini,  bu kira gelirini de şirkete sokmadıklarını, dolayısıyla fabrika satılırsa satıştan gelen bedelin şirket kasasına gireceği hususunun da doğru olmadığını, görüldüğü üzere davalıların kötü niyeli olduklarını, taleplerinin haksız olduğunu, amaçlarının davacıyı zor duruma sokmak ve mal kaçırmak olduğunu belirterek, talebin reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince 06.11.2025 tarihli ara kararda özetle;  \"...Talep; İstanbul  BAM 14. Hukuk Dairesinin 18/09/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı uyarınca  dava değerinin depo edilmesi şartı ile tedbirin kaldırılmasını,  bunun da mümkün olmaması halinde değeri 250.000.000,00 TL'yi aşan gayrimenkuller yönünden belirlenen teminatın arttırılması ve tamamlattırılması istemine ilişkindir.<br>HMK'nın \"Teminat Karşılığı Tedbirin Değiştirilmesi veya Kaldırılması\" başlığını taşıyan 395 inci maddesindeki yasal düzenlemede;<br> \"(1)Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.<br>(2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.<br>(3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.\" hükümleri yer almıştır.<br>Mahkememizce tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan incelemede, bir kısım davalılar vekilinin dava değeri olarak gösterilen 500.000,00 TL'nin depo edilmesi karşılığında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiği, davalı şirketin iştigal alanı ve İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesince verilen ihtiyati tedbir kararının mahiyeti gözetildiğinde, bir kısım davalılar vekilinin tedbirin teminat karşılığı kaldırılmasına ilişkin talebinde bu aşamada hukuki yarar bulunmadığı, yasal düzenleme gereği tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması hususunda Mahkemenin takdir hakkı bulunduğu anlaşılmakla bir kısım davalılar vekilinin  tedbirin teminat karşılığı kaldırılmasına ilişkin talebinin bu aşamada reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca her ne kadar aynı dilekçede teminatın artırılması talep edilmiş ise de;   İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 18/09/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı kesin olarak verildiğinden Mahkememizce teminatın artırılması yönünde karar verilmesi mümkün olmadığından teminatın artırılmasına yönelik taleplerin de reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesiyle, bir kısım davalılar vekilinin teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya teminatın artırılmasına yönelik taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.<br>Bu ara karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  HMK m. 395 uyarınca dava değerinin depo edilmesi suretiyle tedbirin kaldırılması veya teminatın artırılması talep edilmişse de mahkemece bunun reddedildiğini, HMK m. 395/1 hükmünün ''Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.\" şeklinde olduğunu,   davada davacı tarafın talep ettiği (ve harcını yatırdığı) dava değerinin 500.000,00 TL olduğunu,  davalı  adına kayıtlı olup üzerine tedbir konulan taşınmazların (Eskişehir ... ... Ada .. Parsel ve. Ada .. Parsel) toplam değerinin ise yaklaşık 250.000.000,00 TL olduğunu,   davacının talep ettiği alacak miktarının tamamının (500.000,00 TL) mahkeme veznesine depo edilmesinin teklif edildiğini, davanın   alacak davası (kar payı, çıkma payı vb.) niteliğinde olup gayrimenkulün aynına ilişkin bir dava olmadığını, davacının olası bir ilamı icraya koyması halinde elde edeceği en yüksek menfaatin dava değeri olduğunu,  bu değerin nakit olarak mahkeme kasasında hazır edilmesi, davacının hukuki koruma ihtiyacını %100 oranında karşılayacağını,  buna rağmen,  mahkemenin \"hukuki yarar bulunmadığı\" gerekçesiyle talebi reddetmesinin kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, 250 Milyon TL değerindeki ticari varlıkların, 500 Bin TL'lik bir alacak iddiası için kilitlenmesi ve nakit teminat teklifinin reddedilmesinin tedbirin bir \"koruma\" aracı olmaktan çıkıp bir \"cezalandırma\" aracına dönüşmesine neden olduğunu,  tedbir kararının İstanbul BAM 14. HD tarafından verilmiş olmasının ve kararın \"kesin\" olmasının bir etkisi olmadığını,  BAM  tarafından verilen \"kesin\" kararın  tedbirin o anki şartlarda verilmesine ilişkin olduğunu,  HMK m. 395 (Teminat karşılığı kaldırma) ve HMK m. 396 (Durum ve koşulların değişmesi) hükümleri, tedbir kararını veren merciin, sonradan ortaya çıkan durumlar veya sunulan teminatlar karşısında tedbiri revize etmesine olanak tanıdığını,  BAM'ın tedbir kararı vermiş olmasının  davalı tarafın HMK 395. maddesindeki \"teminat göstererek tedbiri kaldırma\" hakkını elinden alamayacağını,  üst mahkemenin tedbir kararı vermesi, bu tedbirin kıyamete kadar değiştirilemeyeceği anlamına gelmediğini, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, teminat miktarının yetersiz olduğunu, 1 Milyon TL'lik teminatın, 250 Milyon TL'lik gayrimenkullerin ticari dolaşımdan çekilmesiyle müvekkili şirketin uğrayacağı potansiyel zararı (ticari itibar kaybı, kredi limitlerinin etkilenmesi, yatırım fırsatlarının kaçırılması) karşılamaktan çok uzak olduğunu, tedbir talebinin  dayanağı olan  İstanbul Anadolu ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/673 E. sayılı dosyasının  henüz kesinleşmediğini, söz konusu kararın  istinaf incelemesinde olduğunu,  kesinleşmemiş bir karara dayanılarak, şirketin ticari mahvına sebep olacak büyüklükte bir malvarlığının bloke edilmesinin  \"yaklaşık ispat\" sınırlarını aştığını, bu sebeplerle ....11.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, HMK m. 395 gereğince, dava değeri olan 500.000,00 TL'nin (veya Mahkemenizce takdir edilecek makul bir nakdi teminatın)  davaloı yanca  mahkeme veznesine depo edilmesi karşılığında,  davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, bu talebin  kabul görmemesi halinde tedbir konulan malvarlığının değeri (yaklaşık 250 Milyon TL) ile dava değeri arasındaki fahiş orantısızlık ve müvekkil şirketin uğrayacağı muhtemel zararlar gözetilerek, davacı tarafça yatırılan 1.000.000,00 TL'lik teminatın, gayrimenkul değerleriyle orantılı olacak şekilde artırılmasına karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya teminatın artırılmasına yönelik taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br> Dava, davalı şirketin feshi ve tasfiyesi ile hisse bedelinin ve kâr payının tahsili  istemlerine; istinaf başvurusu ise esas dava içinde verilen ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı vekilinin teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya teminatın artırılmasına yönelik taleplerinin  reddine dair 06.11.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Dava, davacı ...tarafından ilk olarak .....09.2022 tarihinde,  mahkemenin 2022/.. Esas sayılı dosyası ile davalılar ..., ..., ... ... AŞ,  ...Şti.ile davalı ... ... ... Şti.aleyhine açılmış, davacı vekilince 10.09.2024 tarihli dilekçe ile  mülkiyeti  davalı ... ... Ltd. Şti.'ne ait olan, Eskişehir ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ..... pafta, .. ada, . no'lu parsel ile . no'lu parselde kayıtlı taşınmazlar üzerine dava sonuna ve karar kesinleşinceye kadar  satışının durdurulması yönünde  ihtiyati tedbir konulması, davalı ...'ın müdürlük görevinin sonlandırılmasına dair tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince 04.12.2024 tarihli duruşmada verilen ara karar ile yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi ve açılan davaların niteliği göz önünde bulundurularak davalılardan ... ... Ltd. Şti.'ne yönelik fesih ve tasfiye ile şirket hisse bedeli ve kâr payı ödenmesine ilişkin açılan davanın tefrikine karar verilmiş, dosya  mahkemenin 2024/.... Esasına kaydedilmiştir.<br> Bu haliyle dava, davalı şirketin  feshi, tasfiyesi,  hisse  bedeli ile kâr payının  tahsili taleplerine ilişkindir. <br> Davacı tarafça, TTK'nın  636/3 maddesi uyarınca şirketin feshi ile tasfiyesi,  ayrılma payının ve kâr payının tahsili istemi ile açılan eldeki davada, dava içinde 27.05.2025 tarihli dilekçesi ile  davalı şirketin iki adet taşınmazına, satış ve devrin önlenmesi yönünde  ihtiyati tedbir konulması  talep edilmiş,  ilk derece mahkemesince taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine dair 2.....05.2025 tarihli  karar verilmiş, bu ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin  18.09.2025 tarihli ve 2025/.... Esas, 2025/... karar sayılı kararı ile  davacı vekilinin istinaf isteminin ve ihtiyati tedbir talebinin TTK'nın 636/4 ve  HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca kabulü ile davalı ...Şirketi adına kayıtlı olması hâlinde; tapunun  Eskişehir İli, ... İlçesi, ... mahallesi, ... mevkii, ..... pafta, ... Ada, ..... No'lu parselde kayıtlı taşınmaz ve yine  tapunun Eskişehir İli, ... İlçesi, ... mahallesi, ... mevkii, .....pafta, ... Ada, ... No'lu parselde kayıtlı iki adet  taşınmazın tapu kayıtlarına, üçüncü şahıslara satış ve devirlerinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, davalı vekilince  bu karara karşı itiraz edilerek  HMK m. 395 gereğince, dava değeri olan 500.000,00 TL'nin  davalı yanca  mahkeme veznesine depo edilmesi karşılığında ihtiyati tedbirin kaldırılması, bu talebin  kabul görmemesi halinde tedbir konulan malvarlığının değeri (yaklaşık 250 Milyon TL) ile dava değeri arasındaki fahiş orantısızlık  ve davalının uğrayacağı muhtemel zararlar gözetilerek, davacı tarafça yatırılan 1.000.000,00 TL'lik teminatın, gayrimenkul değerleriyle orantılı olacak şekilde artırılmasına karar verilmesini istemiştir. Bu taleplerin mahkemece 06.11.2025 tarihli ara karar ile reddine karar verilmiş olup davalı vekilince bu karara yönelik istinaf isteminde bulunulmuştur. <br> HMK'nın 341. maddesinde hangi kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre,  ihtiyati tedbir - ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir.<br>İstinaf başvurusu, HMK'nın 394. maddesi anlamında, süresinde yapılan itiraz üzerine verilmiş bir karara ilişkin değildir. Somut olaydaki başvuru, daha önce verilmiş ve kesin olan ihtiyati tedbir kararının, değişen koşullara göre kaldırılması ve teminatın artırılması taleplerine ilişkindir.<br>HMK'nın 395.maddesi uyarınca aleyhinde tedbir uygulanan kişi mahkemece kabul edilecek  teminatı gösterirse  duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebilir. Maddenin 3.fıkrasında ''İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır\" hükmüne yer verilmiştir.  <br>Yine HMK'nın 396. maddesi uyarınca, durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre,  \"İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır\".<br> HMK'nın 395/2 ve 396/2  maddelerindeki düzenlemeye göre, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya  ihtiyati tedbirin kaldırılması kararına karşı, 394. maddenin sadece 3 ve 4. fıkralarına  atıf yapıldığı, istinaf kanun yolunu düzenleyen 5. fıkraya atıf yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, istinaf başvurusuna konu 06.11.2025 tarihli ara karar, istinafı kabil kararlardan değildir (ÖZDEMİR, Mehmet, Yargıtay Ve İstinaf Uygulamasında Geçici Hukuki Korumalar, 2. Basım, Ankara 2021, s.238-239).  Başvurunun bu nedenle reddi gerekmiştir.<br>Bu gerekçelerle, istinafa konu edilen ara kararına karşı  istinaf yolunun açık olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 352. maddesi  uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda, caiz olmayan istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br> Mahkemece verilen 04.12.2024 tarihli tefrik kararı sonrasında yeni esas alan eldeki dava dosyasında  davalı taraf sadece .......... Şti. olduğundan   karar başlığında sadece davalı şirket adına yer verilmiştir. <br> Açıklanan bu  gerekçelerle, istinafa konu edilen ara kararına karşı  istinaf yolunun açık olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 352. maddesi  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, caiz olmayan istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Başvuru konusu ....11.2025 tarihli  ara karara karşı istinaf yolu açık olmadığından, caiz olmadığı anlaşılan  istinaf başvurusunun usulden reddine, <br>2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, <br>3-Davalı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,<br>5-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; <br>HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 22.01.2026<br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.f  maddesi uyarınca karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"12c05010020f172d","SID":"942913569060c185"}}