{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1104 <br>KARAR NO: 2026/79<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/11/2021<br>NUMARASI: 2018/867  E. - 2021/662 K. <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Butlanı-Yokluğu <br>BİRLEŞEN İSTANBUL 12.ASLİYE TİCARET MAH.2018/868 E.SAYILI DOSYASI <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Butlanı-Yokluğu <br>Taraflar arasındaki  genel kurul kararlarının yok hükmünde ve batıl olduğunun tespiti   ile  iptali  talepli asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların  reddine  dair verilen karara karşı,  asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından, her iki dava yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 17.07.2018 günü yapılan olağan genel kurul toplantısının TTK'nın 447. maddesi gereğince butlanla malul ve batıl olduğunu, toplantının  toplantı yeter sayıları oluşmadan gerçekleştirildiğini,  davalın şirketin  % 78 hissesinin  miras nedeni ile elbirliği hâlinde mülkiyete tabi olduğunu, bunun hazirun cetvelindeki kayıtlardan da  anlaşıldığını,  varislerin hisselere elbirliği hâlinde sahip  olduğunu genel kurulda da  bir temsilci vasıtası ile temsil edilmeleri veya varislerin tamamının toplantıya katılarak oybirliğiyle karar almaları gerektiğini,  davacının  toplantıdan önce bu konularda yazılı olarak gerekli uyarıyı yaptığını, toplantıya varislerin tamamı katılmadığı gibi katılanlar arasında da oybirliği hasıl olmadan kararlar alındığını, bu durumda alınan kararların yeter sayı oluşmadan alındığını ve  batıl olduğunu,  ayrıca yasanın emredici kurallarına da aykırı davranıldığını,  bir hisseye birlikte sahip olan paydaşların kendilerini bir temsilci vasıtasıyla temsil ettirmediklerini,   bunun da diğer hükümsüzlük nedeni olduğunu, bu toplantıda  ayrıca hükümsüz toplantıda  yönetim kurulu da seçildiğini, hükümsüzlüğe karar verilmesi hâlinde şirketin organsız kalacağını, yeni yönetim kurulu üyelerinin davacının haberi olmadan, ... Anonim Şirketi  unvanlı yeni bir şirket kurup, davalı şirketin ortağı olduğu ... AŞ'deki  hisselerini, işbu şirketin bölünmesi nedeni ile  davacının  muvafakati olmadan kurdukları şirketin alması için harekete geçtiklerini,  kötü niyetli, tereke varlığını kaçırma girişimi içinde olduklarını,  yönetim kurulunun geçersiz genel kurulda seçildiğini, bu sebeple  tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanması gerektiğini ileri sürerek, 17.07.2018  tarihli olağan genel kurul  toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacının babası ve ailesi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Türkiye'yi terk ettiğini,  akabinde ABD'ye yerleştiğini,  uzun yıllar boyunca babası ve aile fertleri ile hiçbir irtibatı olmadığını, babasının vefatından sonra ise  kendi payına düşen tereke payını nakit olarak almak niyetinde olduğunu, davacı dışında hiçbir mirasçının gerek murislerinin vasiyetine ve sağlığında yaptığı tasarruflara gerekse de miras payına ilişkin hiçbir itirazının olmadığını sadece babasının sağlığında özellikle Makedonya'da başlatmış olduğu bir inşaat projesi nedeniyle  ve murisin  sağlığında.....'te arsalar satın almış olup inşaatlara çok büyük miktarlarda para harcaması nedeniyle, bu projelere aktarılan paraların ödenmemiş gibi   terekenin hesap  edilerek, kendi miras payını alıp gitmek derdinde olduğunu, bu nedenle gerek bu dava ile gerekse diğer mahkemelerde  belirtilen davalar ile diğer mirasçıları bıktırarak bezdirerek, herhangi bir  tedbir kararı almak suretiyle şirketleri işlevsizleştirerek şirketleri ve ailesini zor durumda bırakarak isteklerini kabul ettirmek ve kazarıç elde etmek amacında olduğunu, diğer açtığı davalarda yargılamalar sonucunda genel kurul iptali davaları da dahil olmak üzere  tüm davaların birer birer reddedildiğini, dava konusu  yapılan olağan genel kurulda kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak karar alındığını, müvekkili şirkete ait payların ...'in müvekkili yönetim kurulu üyeleri dahil olmak üzere tüm varisler tarafından elden paylaştırma yöntemi ile paylaşıldığını, mevcut durumda mirasçıların  münferit olarak pay sahibi olduklarını,  yapılmış olan ilgili  genel kurulda  kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak karar alındığını,  bu sebeple davacı tarafın haksız iddialarının reddi gerektiğini, sermaye artırımı dolayısıyla şirket hissedarlarının hakkını haleldar edecek herhangi bir değişiklik olmadığını, şirketin ortaklık yapısı değişmediği gibi şirket dışına çıkarılmış herhangi bir kaynak bulunmadığını,  şirketin  yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve  ... tarafından kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak yönetildiğini, kararların usulüne uygun alındığını  savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Birleşen davada  (İstanbul 12.ATM  2018/868 Esas, 2019/1221 Karar) davacı vekili, dava  dilekçesinde özetle;  davalı şirketin 17.07.2018 günü yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının TTK'nın 447.maddesi gereğince butlanla malul ve batıl olduğunu, toplantının  toplantı yeter sayıları oluşmadan gerçekleştirildiğini,  davalın şirketin  % 78 hissesinin  miras nedeni ile elbirliği halinde mülkiyete tabi olduğunu, bunun hazirun cetvelindeki kayıtlardan da  anlaşıldığını,  varislerin hisselere elbirliği halinde sahip  olduğunu, genel kurulda da  bir temsilci vasıtası ile temsil edilmeleri veya varislerin tamamının toplantıya katılarak oybirliğiyle karar almaları gerektiğini,  davacının  toplantıdan önce bu konularda yazılı olarak gerekli uyarıyı yaptığını,  toplantıya varislerin tamamı katılmadığı gibi katılanlar arasında da oybirliği hasıl olmadan kararlar alındığını,   bu durumda alınan kararların yeter sayı oluşmadan alındığını ve  batıl olduğunu,  ayrıca yasanın emredici kurallarına da aykırı davranıldığını,  bir hisseye birlikte sahip olan paydaşların kendilerini bir temsilci vasıtasıyla temsil ettirmediklerini,   bunun da diğer hükümsüzlük nedeni olduğunu, hükümsüz olan bu toplantıda sermaye arttırımı kararı alındığını, sermaye arttırımının ise  yedek akçelerden sermayeye aktarma suretiyle yapıldığını, bu şekilde kârın sermaye  içinde varislerin istifadesinden kaçırıldığını, şirketin sahip olduğu  %28 oranındaki kendi hisselerinin sermayenin azaltılması  yolu ile yok edileceğinin yasa gereği olduğunu,  amacın şirketin sahip olduğu hisseleri ortaklara hisseleri oranında  pay etmek olduğunu,  ancak emredici yasa hükmüne aykırı olarak  davalı şirketin sahip olduğu hisselerinin oranını,  hissedarların (varislerin)  kâr payları ile  %10'un altına düşürdüğünü,   davacının haberi olmadan, ... Anonim Şirketi  unvanlı yeni bir şirket kurulduğunu,  davalı şirketin ortağı olduğu ... AŞ'deki  hisselerini, işbu şirketin bölünmesi nedeni ile  davacının  muvafakati olmadan kurdukları şirketin alması için harekete geçtiklerini, kötü niyetli, tereke varlığını kaçırma girişimi içinde olduklarını ileri sürerek, 17.07.2018  tarihli olağanüstü genel kurul  toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle: davacının babası ve ailesi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Türkiye'yi terk ettiğini,  akabinde ABD'ye yerleştiğini,  uzun yıllar boyunca babası ve aile fertleri ile hiçbir irtibatı olmadığını, babasının vefatından sonra ise  kendi payına düşen tereke payını nakit olarak almak niyetinde olduğunu, davacı dışında hiçbir mirasçının gerek murislerinin vasiyetine ve sağlığında yaptığı tasarruflara gerekse de miras payına ilişkin hiçbir itirazının olmadığını sadece babasının sağlığında özellikle ....'da başlatmış olduğu bir inşaat projesi nedeniyle  ve murisin  sağlığında .......'te arsalar satın almış olup inşaatlara çok büyük miktarlarda para harcaması nedeniyle, bu projelere aktarılan paraların ödenmemiş gibi   terekenin hesap  edilerek, kendi miras payını alıp gitmek derdinde olduğunu, bu nedenle gerek bu dava ile gerekse diğer mahkemelerde  belirtilen davalar ile diğer mirasçıları bıktırarak bezdirerek, herhangi bir  tedbir kararı almak suretiyle şirketleri işlevsizleştirerek şirketleri ve ailesini zor durumda bırakarak isteklerini kabul ettirmek ve kazarıç elde etmek amacında olduğunu, diğer açtığı davalarda yargılamalar sonucunda genel kurul iptali davaları da dahil olmak üzere  tüm davaların birer birer reddedildiğini, dava konusu  yapılan olağan genel kurulda kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak karar alındığını, müvekkili şirkete ait payların ...'in müvekkili yönetim kurulu üyeleri dahil olmak üzere tüm varisler tarafından elden paylaştırma yöntemi ile paylaşıldığını, mevcut durumda mirasçıların  münferit olarak pay sahibi olduklarını,  yapılmış olan ilgili  genel kurulda  kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak karar alındığını,  bu sebeple davacı tarafın haksız iddialarının reddi gerektiğini, sermaye artırımı dolayısıyla şirket hissedarlarının hakkını haleldar edecek herhangi bir değişiklik olmadığını, şirketin ortaklık yapısı değişmediği gibi şirket dışına çıkarılmış herhangi bir kaynak bulunmadığını,  şirketin  yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve  ... tarafından kanuna ve esas sözleşmeye uygun olarak yönetildiğini, kararların usulüne uygun alındığını  savunarak,  birleşen davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan değerlendirmeye göre, yukarıda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilafın, davacının murisi ...'in mirasının davalı şirket hisseleri yönünden pay edilip edilmediği ve pay edilip edilmemesi sonucuna göre de yapılan genel kurullarında alınan kararların yerinde olup olmadığı, hükümsüz olup olmadığı olduğu olup, bu hususta bilirkişiler toplantı nisabının sağlanamadığına dair görüş bildirmişler ise de mahkememizce bu görüşe iştirak edilmemiştir.<br>TTK m.494 hükmüne göre; 'Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır. Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmeleri <br>halinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhal, genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer. Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde <br>reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.'Bilirkişi kök raporundaki asıl ve birleşen dava konusu toplantılara katılanlara ilişkin tespitler ve 10. Sayfada yer alan tablo da gözetilerek, dava konusu olan olağan ve olağanüstü genel kurullarda davacı dışında diğer mirasçıların şirket çoğunluğunu temsil etttiği görülmüş olup, bahsi geçen mirasçıların genel kurula katılması ve oy kullanmasının şirket açısından mevcut pay çoğunluğu karşısında şirket onayı olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Davalı tarafından emsal olarak sunulan İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/323 E. 2016/806 K. sayılı ilamı ve bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 12.HD. 2017/233 E. 2017/390 K.sayılı ilamında da mevcut oy kullanılma hali yokluk olarak değerlendirmemiştir.Netice olarak, davacı tarafın asıl ve birleşen dosyalara konu olan genel kurul kararların iptaline ilişkin olarak ileri sürdüğü, mirasçıların temsiline yönelik eksiklik olduğu hususu yerinde görülmemiş ve ileri sürülen bu iddiaların yukarıda yapılan değerlendirme uyarınca toplantıların iptalini gerektirecek bir durumun oluşmasına sebep olmadığı\"  gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı,  asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/323  Esas sayılı dava dosyası ve  muris ...'in  payları üzerindeki mülkiyet rejiminin  tartışılmadığını, bu konuda herhangi bir karar verilmediğini,  alınan bilirkişi heyeti kök raporu ve ek raporu lehe  olmasına rağmen, aleyhe karar  verildiğini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/323 Esas sayılı dosyasında ...'in hisseleri üzerinde bulunan mülkiyet rejiminin  tartışılmadığını, bu konuda herhangi bir karar verilmediğini, eldeki davadan sonra açılan İstanbul 18. SHM'nin 2021/4 tereke nolu dosyası ile   muris ...'in davalı şirkette olan paylarının, halihazırda tereke temsilcisi tarafından temsil edilmesine karar verildiğini, 01/03/2022 tarihli ara karar ile  davalı şirketin tereke kapsamında sayılmasına ve olağanüstü genel kurullarının yapılmasına karar verildiğini,   aynı şekilde  05/04/2022 tarihli ara karar ile de davalı şirketin  genel kurul toplantılarına  tereke temsilcisinin katılmasına yetki verildiğini,  bu yetki ile temsilcinin davalı şirketin 2020 yılı olağan  genel  kurul  toplantısına 11/04/2022 tarihinde katıldığını, bu  durumun da davadaki haklılıklarını gösterdiğini, mahkemece TTK'nın 494.maddesinin  hatalı değerlendirildiğini,  somut  olayda   bu maddenin  uygulama yeri bulunmadığını, burada önemli olan hususun, kanun ile getirilmek istenen amaç olduğunu, kanun, miras ve miras paylaşımı gibi hallerde, mülkiyet hakkının kayıtsız ve şartsız geçeceğinin düzenlendiğini,  daha da önemli olan hususun  ise  kanunun  miras ile  mirasın paylaşımını birbirinden  ayırdığını, somut uyuşmazlıkta  esas sözleşmeden kaynaklanan çözümlenmesi gereken herhangi bir ihtilaf veya devir kısıtlaması bulunmadığını,  maddede esas sözleşmede getirilen kısıtlamaların, bu hallerde geçerli olmayacağının anlatıldığını, TTK'nın 494/2 maddesi payların miras yolu ile geçmesini kastederken paylı mülkiyet rejimini kastetmediğini, mirasın kül halinde geçeceğini söylediğini,  TMK'daki  mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağını,  miras ile mirasın paylaşımı  olarak ayırmanın  sebebinin de miras ile olan mülkiyet rejimi ile miras sözleşmesi ile olan mülkiyet rejimini ayırmak arzusu olduğunu, miras yoluyla gerçekleşen bir pay intikalinde, şirketin pay intikaline yani mülkiyet hakkının geçişinde herhangi bir reaksiyon hakkı bulunmadığını, genel  kurula katılma ve oy hakkı açısından ise, şirketin buna onay verebileceğini veya vermeyeceğini,   şirket tarafından yapılan onay verme veya vermeme işlemi varis olarak (iştirak halinde) genel kurula katılma ve oy kullanma işlemine onay verip vermemekte olduğunu,  yani somut olayda şirketin onayının, ...  varisleri olarak genel kurula  katılmaya ve oy vermeye onay verip vermemeye ilişkin olduğunu, şirketin kendisini mahkeme veya varislerin yerine koyarak, pay sahipleri arasındaki mülkiyet rejimini tespit etmeye herhangi bir yetkisi bulunmadığını,  iştirak halinde mülkiyetin paylı mülkiyete çevrildiğine dair herhangi bir mahkeme kararı olmadığını, varislerce yapılan usulüne uygun bir miras  taksim sözleşmesi olmadığı sürece, payların  elbirliği ile mülkiyete konu olduğunu, şirketin genel kurula katılıp katılmamaya onay verip vermemesinin mülkiyet rejiminin değişmesi açısından herhangi bir önemi bulunmadığını,  şirketin pay sahipleri arasındaki mülkiyet rejimini kendi inancı doğrultusunda nitelendirmesinin de bir önemi bulunmadığını,  yani şirketin varislere göre 3. kişi konumunda olarak, varislere paylı mülkiyet rejimindesiniz demesinin  varisleri bağlamadığını, zaten  varisler arasında birçok konuda anlaşmazlıklar bulunduğunu ve herhangi bir miras sözleşmesi olmadığını,  maddenin gerekçesinin de  şirketin onayının ancak genel kurula katılma ve oy kullanma noktasında etkili olacağı, mülkiyet hakkının geçişi açısından herhangi bir etkisinin olmadığı yönünde olduğunu, külli halefiyet ilkesine göre hazırlanan hazirun cetveli uyarınca (diğer varisler gibi) ... varisi sıfatıyla genel kurula katılmanın paylarının ayrılması için bir talep olarak değerlendirilemeyeceğini,  davacının  davalı şirketten paylı mülkiyete geçiş veya payların pay defterine işlenmesi gibi hiçbir zaman hiçbir herhangi bir talebi olmadığını, davacının  ... varisi olarak, külli halefiyet prensibine göre hazırlanmış bir hazirun cetveline göre salt genel kurula katılmasının payları üzerindeki mülkiyet rejimini değiştirme talebi olarak değerlendirilemeyeceğini, kişilerin hukuk güvenliğini ve hukuka olan güven ilkesini sarsan niteklikte yorum yapan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, şirketin hazirun cetveli dikkatli bir şekilde incelendiğinde, hazirun cetvelinin ...  mirasçıları ve  diğer pay sahipleri olmak üzere iki ayrı eksende hazırlandığının görüleceğini,  örneğin, ..., ..., ... ve ... gibi varisler açısından, iki ayrı imza hanesi ve iki ayrı isim altında iki ayrı pay miktarı ve adedi gösterilerek hazirun cetveli hazırlandığını,  birinci imza hanesinin başından ...  varisi olarak buton açıldığını, diğer imza hanesinin başında ise, şahsi payları açısından buton açıldığını,  bunun nedeninin ise, ...'in vefatından sonra, elbirliği ile mülkiyetin devam etmesi ve müşterek temsil ilkesi olduğunu,  ... varisleri olarak aynı yönde oy kullanma olmaması halinde, ...'in paylarının temsil edilemeyeceğinin kuşkusuz olduğunu,  hazirun  cetvelinde bu varislerin, ...'in vefatının öncesinde sahip oldukları paylar ile ...'in vefatından sonraki sahip oldukları -ki tek başlarına sahip olamamışlardır- payların  birleştirilmediğini,  hazirun cetvelleri arasındaki farkın varisler arasındaki hukuki durumu belirleme niteliğinde  olmadığını,  hazirun cetvelleri ile  miras paylaşımı yapıldığı anlamı da çıkmadığını,  cetvelin sadece katılımı gösterdiğini, davalı şirketin hükümsüz olan genel kurul kararları ile seçilen yönetim kurulunun yapmış olduğu işlemlerin de batıl olduğunu, yok hükmünde olan bir toplantı ile seçilen yönetim kurulunun hukuken meşru olmadığını, yok hükmünde olan bir yönetim kurulunun herhangi bir onayı da  olmayacağını,   bu sebeple şirketin   TTK'nın 494.maddesi kapsamında vereceği onayın  da yok hükmünde olduğunu, murisin bankada bulunan parasının alınması, taşınmazlarda bulunan ortaklığın son bulması nasıl ki elbirliği ile mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi davası ile veya ortaklığın satış sureti ile giderilmesi davası ile mümkün ise, elbirliği ile sahip olunan payların paylı mülkiyete çevrilmesi için de bu yönde mahkeme kararları veya ortakların yani mal sahiplerinin aynı yöndeki rızaları gerekeceğini,  oysa ki muris ...'in payları ne paylı mülkiyete çevrilmiş  ne de davacının paylı mülkiyete geçiş için izni alınmış olduğunu,  birleşen dosya açısından TTK.  384 - 385 VE 386. maddeleri gereğince, sermaye artırıma sebep teşkil eden ''şirketin kendi paylarına sahip olma olgusunu' incelenmeden verilen kararın hatalı olduğunu, alelade bir iç kaynaklardan yapılan bir sermaye artırımı olmadığını, davalı şirketin ivazsız olarak edindiği kendi paylarını elden çıkarması  hali olduğunu,  huzurdaki davaya konu olan olağanüstü genel kurul toplantısının şirketin kendi paylarını elden çıkarması için yapıldığını, bir şirketin kendi paylarını elden çıkarması usulünün nasıl olacağının TTK'da  ayrıca ve emredici olarak düzenlediğini,  davalının  genel kurul toplantısından  önce  %28.94 oranında kendi hisselerine sahip olduğunu,  kural olarak, bir anonim şirketin kendi paylarını edinmesinin  yasak olduğunu,  TTK'da bu duruma  bazı istisnalar tanındığını,  davalılar tarafından şirketin %28.94 oranında paylarını elde tutma sebebinin, daha önce yapılan bölünme sebebi ile  ivazsız  iktisap olarak açıklandığını,  TTK'nın  384.maddesi  uyarınca, TTK'nın 383. maddesine göre  %10 oranının üzerinde elde edilen payların, şirket için herhangi bir kayba yol açmadan devirleri mümkün olur olmaz ve herhalde iktisap tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde elden çıkarılmaları gerektiğini,  TTK'nın 386.maddesi  uyarınca ise, TTK'nın 384 ve 385 maddeleri  uyarınca elden çıkarılamayan payların sermayenin azaltılması yoluyla, hemen yok edileceğini, bunun yasanın emredici hükmü olduğunu, TTK'nın 386.maddesinin açık hükmüne rağmen, davalının  genel kurulunda   sermayenin artırılmasına karar verildiğini, anonim şirkette iç kaynaklardan sermaye arttırımının  elbette mümkün olduğunu,  TTK'nın  362.maddesinde  bu konunun düzenlendiğini,  ancak olayda alelade bir iç kaynaklardan sermaye artırımı olmadığını,  olayın şirketin ivasız olarak edindiği kendi paylarını elden çıkarması için izlediği yöntem olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısı ile yapılan sermaye artışının pay sahiplerine zararı da  olduğunu,  sermaya artışına konu olan iç kaynakların kâr payı olarak dağıtılmayı bekleyen yedekler olduğunu,  yapılan sermaye artışının pay sahiplerine zararı olduğunu,  şirket ortaklarına 6 yıldan beri kâr payı dağıtılmadığını, yapılan artış ile sermayeye eklenen kalemlerin, pay sahiplerine dağıtılmayı bekleyen kâr yedekleri olduğunu, yani ortakların hakları ve  paraları olduğunu,  bu paraların sermayeye eklenmesi ile artık dağıtılmayacağının  açık olduğunu,  her ticaret şirketinin kâr amacı güdeceğini,  ortakların da kâr beklemesinin temel hakları olduğunu, bu kapsamda davacının da kâr payı hakkının engellendiğini,<br>bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davaların kabulüne  karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava,  davalı şirketin 17.07.2018  tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl ve yok hükmünde  olduğunun tespiti istemine; birleşen dava, davalı şirketin 17.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlarının TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; bu karara karşı,  asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\t<br>Asıl ve birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde; muris ...'in vefatından sonra terekenin hâlen el birliği ile mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, paylı mülkiyete geçilmediğini, bu nedenle tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi ve  genel kurulda bir temsilci tarafından temsil edilmeleri gerekirken her bir mirasçının münferiden toplantıya katıldığını, oy kullandığını, oy birliği ile karar alınmamasına rağmen oylarının geçerli sayıldığını, mirasçıların münferiden toplantıya katılma hakları olmadığını ileri sürerek, 17.07.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile 17.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesinden; davalı şirketin sermayesi ve payları toplamı itibari değerinin 30.292.844,76 TL olduğu, dava dışı hissedar ...'in 22/09/2015 tarihinde vefat ettiği, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/11/2015 tarihli ve 2015/1184 Esas, 1028 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre murisin terekesinin 56 pay kabul edildiği, 17.07.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre, muris ... mirasçıları ... 516.557.585,00 pay, davacı  ..., ..., ..., ..., ...'in  miras payına göre paylarının itibari değerlerinin  221.381.822,00'şer  pay sahibi  oldukları, mirasçılar  ... ile ... 'in miras payına göre 110.690.911,00'er pay sahibi olduğu, mirasçı ...'nın 86.092.930,00 pay sahibi olduğu,   mirasçılık hakları dışında ...'in 37.025,00 pay, ..., ... ve ...'in  25.000,00'er pay sahibi olduğu, bir diğer ortağın da  .... AŞ olduğu, yani davalı şirketin   876.849.180,00 kadar payına kendisinin sahip olduğu,  genel kurul toplantısına tüm bu pay sahiplerinin çağrıldığı, onların da  asaleten ve vekaleten toplantıya   katıldığı, oy kullandığı, davacının düştüğü şerhlere göre  ise katılmadığı ve oy kullanmadığı görülmüşütür. <br>  17.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı hazirun cetveline göre ise; muris ... mirasçıları ... 516.557.585,46 pay, davacı  ..., ..., ..., ..., ...'in  miras payına göre paylarının itibari değerlerinin  221.381.822,21'er  pay sahibi  oldukları, mirasçılar  ... ile ... 'in miras payına göre 110.690.911,10'ar pay sahibi olduğu, mirasçı ...'nın 86.092.930,08 pay sahibi olduğu,   mirasçılık hakları dışında ...'in 37.025,00 pay, ..., ... ve ...'in  25.000,00'er pay sahibi olduğu, bir diğer ortağın da  .... AŞ olduğu, yani davalı şirketin   876.849.180,00 kadar payına kendisinin sahip olduğu,  genel kurul toplantısına tüm bu pay sahiplerinin çağrıldığı, onların da  asaleten ve vekaleten toplantıya   katıldığı, oy kullandığı, ancak davacının düştüğü şerhlere göre  ise katılmadığı ve oy kullanmadığı  anlaşılmıştır. <br>Butlan, genel kurul kararının içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği hâlde, yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder.TTK'nın 447. maddesinde genel kurul kararlarının butlanı hâlleri düzenlemiştir. Her ne kadar TTK'nın 445-451. maddeleri arasında genel kurul kararlarının iptali ile butlanı düzenlenmiş, yokluk yaptırımında söz edilmemiş ise de bu durum, yokluğun bir hukuki işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı, kanun koyucunun sadece iptal edilebilirlik  ve butlan yaptırımına  yer vermek istediği  şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir hukuk işlemin varlık şartlarını belirleyen  kanun koyucunun, bu kurucu şartları taşımayan işlemin  yokluğu yaptırımını da benimsediğinin kabulü gerekir (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2020, s.28-29,37).<br>TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması hâlinde, mirasın geçmesi ile birlikte, paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre ise; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Terekeye dâhil anonim şirket hisseleri bakımından da durum aynı olup hisseler, mirasçılara iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerine göre intikal eder (Bknz: Yargıtay 11. HD'nin 2021/1080 E- 2022/4810 K sayılı, 13.06.2022 tarihli emsal kararı). Esasen TTK'nın 494/2.maddesinde, şirket paylarının miras yoluyla intikali hâlinde mirasçıların, payların mülkiyetini derhal kazanacağı hükme bağlanmış olup, mirasçıların hangi mülkiyet şekline göre payları iktisap edeceği konusunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, mirasın intikaline dair TMK hükümlerinin uygulanması gerekir. Mirasın intikaline dair TMK hükümlerine göre mirasçılar, terekeye dâhil mallar üzerinde el birliği  şeklinde mülkiyet hakkına sahip olup bu kural, anonim şirket hisseleri bakımından da geçerlidir. Esasen mirasçıların, terekeye dâhil malları, mirasın açılmasıyla birlikte derhal iktisap edeceklerine dair kural TMK'nın 599/2.maddesinde de açıklanmıştır. Ancak mülkiyetin el birliği şeklinde olacağı, aynı Kanun'un 640/2. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu genel kurallardan, terekede yer alan bir şirket hissesi bakımından ayrılmayı gerektiren bir ezel düzenleme yoktur.Dosya içeriğine göre, dava dışı mirasçılar ... ile ... ... tarafından İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 sayılı dosya ile terekenin tespiti davası açıldığı, bu dosyada verilen  01/03/2022 tarihli ara kararda, murisin hissedarı olduğu şirketlerin tereke kapsamında olması sebebiyle  bu şirketlere olağanüstü genel kurulların yapılması için süre verilmesine karar verildiği görülmektedir.<br>Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; muris ...'in ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kurallarının  geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü hâlinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK'nın 676. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir hâlin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak somut olayda bu  hâllerin gerçekleşmediği, bilakis dava dışı mirasçılar ... ile ... ... tarafından İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/4 sayılı dosya ile terekenin tespiti davası açıldığı, bu durumda tereke temsilcisi yerine, henüz kesinleşmemiş mirasçılık paylarına ilişkin her bir mirasçının ayrı ayrı dava konusu genel kurul toplantısına katılması ve oy kullanması usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>Hâkim hissedar olan muristen mirasçılarına intikal eden %71,05 oranındaki hisse bakımından genel kurulda yasaya uygun bir temsil gerçekleşmediği gibi, mirasçılar da birlikte hareket etmemişlerdir. Bu durumda toplantının TTK'nın 418. maddesindeki nisapla yapıldığından ya da kararların yeterli nisapla alındığından söz edilemez. Bu şekilde yapılan bir toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. Yokluk hâli mahkemece resen gözetilir. Davacı iptal yahut butlanın tespiti talep etse bile mahkemece yokluğun tespitine karar verilebilir.<br> Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine dair Dairemizce yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. Kaldırma kararının sebebine göre davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin  incelenmesine gerek kalmamıştır.<br>Açıklanan bu gerekçelerle;  HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davaların kabulü ile 17.07.2018 tarihli  olağana genel kurul toplantısı ile 17.07.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine dair aşağıdaki  hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;<br>1-Asıl davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cil numarasında kayıtlı  davalı ...... AŞ'nin .....07.2018  tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,<br>2-Birleşen  davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ........ sicil numarasında kayıtlı davalı ...... AŞ'nin .....07.2018  tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine,<br>3- Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90 TL harcın mahsubuna, bakiye 696,10 TL karar ve ilam  harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>4-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu alınması gereken 732,00 TL maktu  karar ve ilam harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>5- Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 35,90 TL peşin harcın toplamı olan 71,80 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6- Asıl dava yönünden  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Birleşen dava yönünden  karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>8- Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından  yapılan 257,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.257,00 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  <br>9-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>10-Avanslardan artan kısımların, karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine, <br>11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;<br>a)Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yatırılan, asıl ve birleşen davalar için yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,<br>b)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından asıl ve birleşen davalar için yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, <br>c)Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından harcanan 441,40 TL başvuru harcı gideri ile ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 166,80 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 608,20 TL kanun yolu giderinin asıl ve birleşen davalarda davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d) Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,<br>12-Gerekçeli kararın  Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce  taraf vekillerine tebliğine,<br>13-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 22.01.2026  tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47437f82cf07d890","SID":"2ae05fc43dc25ed0"}}