{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. .... BAM   ..... HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ..../... - .../...<br>\tT.C.<br>                   ...                 \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           .... HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: .../...<br>KARAR NO\t: .../...<br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t:...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t: ..<br>KARAR NO\t:..<br>KARAR TARİHİ\t: ..<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t: ..<br>DAVACILAR\t: 1-..<br>\t \t2-..<br>VEKİLİ\t: Av. ..<br>DAVALILAR\t: 1-..<br>\t \t2-...<br>VEKİLİ\t: Av....<br>DAVALI\t: 3-...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: ...<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br><br>Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin annesi ....'ın 23.12.2016 tarihinde davalı ....'nın sevk ve idaresindeki .... plaka numaralı ticari minibüsün çarpması sonucu ölümlü trafik kazası nedeni ile hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda davalı sürücü ....'nın kusurlu olduğunu, bu kaza sonucu anneleri ölen davacıların büyük bir yıkım yaşadıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 500,00 TL maddi tazminatın, davacılar yönünden ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar .... ve .... vekili cevap dilekçesinde; Davalı ....'nın meydana gelen trafik kazası nedeniyle ... .... Asliye Ceza Mahkemesinin ../.. Esas .../... Karar dosyası ile yargılandığını ve 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırıldığını, alınan bilirkişi raporunda da davalı sürücü ....ın alt düzeyde tali kusurlu olduğu, müteveffanın asli kusurlu olduğunun subut bulduğunu, davacının haksız zenginleşme amaçlı dava açtığı  iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; dava şartlarının yerine getirilmediğini, sigortalıya ait araç sürücüsünün kaza sırasındaki kusur oranı ile sınırlı olarak kusur oranının tespitinin gerekli olduğunu, müvekkili şirketçe düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) sigorta poliçesinin manevi tazminat teminatının bulunmadığını, dava şartları yerine getirilmediği iddia edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>Mahkemece, davacıların maddi tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddi ile  meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların annelerinin ölümü ile sonuçlanan olayda,  tarafların kusur oranları,  olayın meydana geldiği tarih, olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü, desteğin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, müteveffa ....'ın  çocukları davacı ... için 18.000,00-TL , davacı  ..... için 18.000 TL manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde takdir edilerek manevi tazminat talebinin  davalılar sürücü ve işletenden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>Davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, müvekkili hakkında ceza yargılamasında ATK' dan alınan raporda müvekkilinin alt düzeyde tali kusurlu olduğunun kabul edilerek müvekkili hakkında verilen kararın istinaf incelemesi ile kesinleşmesine rağmen ilk derece mahkemesi tarafından ATK' dan alınan raporda müvekkilinin % 60 oranında tali kusurlu kabul edilerek manevi tazminat takdir edilmesinin hatalı olduğunu, kaza anında havanın yağmurlu ve karanlık olduğu ayrıca müteveffanın koyu kıyafet ile 200 m geride yaya geçidi bulunmasına rağmen taşıt yolunda karşıdan karşıya geçmesi nedeniyle kazaya kendisinin sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunu engelleyecek bir durumu olmadığını,  manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını bu nedenle  takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:<br>Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle  manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazadaki kusur durumu ile takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek  olup olmadığı hususudur.<br>Davalılar vekili alınan kusur raporunun hatalı olduğu, ceza yargılamasında ATK' dan alınan rapor ile hukuk yargılamasında ATK 'dan alınan raporun çelişkili olduğu ve kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. <br> Davalı sanık hakkında ... ....Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas ..../.... karar sayılı dosyasında dosyamız davacılarının murisine karşı taksirle ölüme neden olma suçunu işlediğinden bahisle bahisle TCK 85/2 maddesi uyarınca 12.100,00 TL adli hara cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği  görülmüştür. <br>Kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ....Ceza Dairesince yapılan incelemede ATK' dan alınan rapordaki kusur değerlendirmesinin kesin delillere dayanıldığı ve eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetli olması nedeniyle sanık müdafiinin istinaf isteminin kesin olmak üzere esastan reddine karar verildiği görülmüştür.<br><br>Ceza yargılaması sırasında  ATK' dan tazmin edilen kusur raporunda davalı araç sürücüsünün aracı seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermesi, kavşağa yaklaşırken hızını asgari seviyeye düşürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmemesi nedeniyle kazanın oluşumunda alt düzeyde tali kusurlu, davacıların murisinin ise karşıdan karşıya geçerken yakın mesafedeki sinyalizasyon kontrollü yaya geçidini kullanması, yaya geçidini kullanmayacak ise taşıt trafiğine açık yolda konrtollü ve ilk geçiş hakkını taşıtlara verecek şekilde geçmesi gerekirken bu kurallara aykırı davranması nedeniyle  asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. <br>6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamayacaktır. <br>İlk derece Mahkemesinin yargılaması sırasında trafik bilirkişisinden alınan raporda ve daha sonra ATK' dan alınan raporda aynı şekilde değerlendirme yapıldığı ve davacıların murisinin yaya geçidini kullanması gerekirken kullanmayarak taşıt önceliği bulunan yolda gerekli dikkati sağlamadan karşıdan karşıya geçmesi nedeniyle % 60 oranında asli kusurlu olduğu ve davalının ise önünde sola dönüş yapmak için duran minibüsün varlığını dikkate alarak kontrollü ve tedbirli şekilde seyrini sürdürmesi ve kavşaklara gelirken hızını azaltması gerekirken bu hususlara riayet etmemesi nedeniyle  % 40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmekle alınan raporların kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekli ile uyumlu olduğu anlaşılmakla tespit edilen bu kusur oranının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından bir kısım davalılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>TBK 56/2 maddesinde'' ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin ve ya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir'' hükmü mevcuttur.<br>Dava konusu olayda davacıların murisinin gerçekleşen kazada ölüme nedeniyle kusuru bulunan davalıdan manevi tazminat talep etme hakları bulunduğu açıktır. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.<br> Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.<br>Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davalının kusur durumu, paranın alım gücü, tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacıların uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar manevi tazminata hükmedilmiş olup, davalı vekilinin tazminat miktarına ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.<br>6100 sayılı HMK  355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda,  istinafa konu kararda dosya kapsamına, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-... .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ......tarih ve ..../... - .../... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,    <br>2-Alınması gerekli 2.459,16.-TL ilam harcının peşin alınan  614,79 TL' den mahsubu ile bakiye 1.844,37.-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği ve harç tahsil işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,    <br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 28/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>..<br> <br>..<br>Üye<br>..<br> <br>..<br>Üye<br>..<br>..<br>Katip<br>..<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd8cfe5d356ea15b","SID":"6905384c7ad42d63"}}