{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İZMİR <br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2019/265<br>KARAR NO\t: 2019/1140<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ: 15/09/2014<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2019<br>Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;<br>İDDİA                      ;<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin 01/12/2004 tarihinde davalılardan ... A.Ş.'de genel müdür olarak çalışmaya başladığını, bu görevine 31/07/2010 tarihine kadar kesintisiz devam ettiğini, müvekkilinin davalı şirketteki çalışmasının sona ermesinden sonra 01/07/2011 tarihinde bir araya gelen tarafların müvekkilinin “davalı şirkette çalışmasından doğan prim alacaklarının kendisine satış yapılan araç bedeli düşüldükten sonra 150.000,00-TL olduğu” konusunda anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin alacağından oluşan şirket borcunu diğer davalının üstlendiğini, “150.000,00-TL'den oluşan alacağın 25.000,00-TL'sinin 30/07/2011 tarihine kadar, 25.000,00-TL'sinin 30/06/2012 tarihine kadar ödenmesinin, kalan 100.000,00-TL karşılığında...  A.Ş.'nin  % 3  payının  30/07/2011  tarihine  kadar  verilmesinin”<br>taahhüt edildiğini, davalıların ödemeyi yapmadıkları gibi şirket hisse devrini de gerçekleştirmediklerini, icra takibine davalıların itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun borcu ifa etmeyeceğini bildirdiği veya hal ya da durumundan bu sonuca varabildiği hallerde temerrüdün gerçekleşmesi için ihtara gerek olmadığını,  ihtarname keşide edildiğini, işçinin prim alacaklarının iş sözleşmesinin feshi ile muaccel hale geldiğini, bu sonucun işverinin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlı olduğunu, işverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde sözleşmede belirlenen alacağın muaccel hale geleceğini, alacağın tümüne sözleşmenin feshi tarihinden itibaren faiz işlemeye başladığını belirterek, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.  <br>CEVAP                    ;<br>Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının 30/11/2004 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01/12/2014 tarihinden  itibaren davalı müvekkili şirkette genel müdür unvanı ile işveren vekili olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 31/07/2010 tarihine kadar devam ettiğini, davacıya çalıştığı süre itibari ile çalışması karşılığında ücretinin müvekkili şirket arasında düzenlenen 31/11/2004 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve 28/04/2009 tarihinde yapılan şirket 2007-2008 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar kapsamında belirlendiğini, bunların eksiksiz ödendiğini, gerek belirsiz süreli iş sözleşmesinde ve gerekse alınan genel kurul kararında davalı müvekkili şirket tarafından davacıya prim ödemesi yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin yer almadığını, davacı tarafça dava dilekçesine eklenen 01/07/2011 tarihli ve diğer davalı... ile aralarında düzenlenmiş “Sözleşmedir” başlıklı belge ile diğer davalıdan ve müvekkilinden prim alacaklısı olduğunu ve alacaklı olduğu prim miktarının bu sözleşme ile sabit olduğunu ileri sürdüğünü, diğer davalı...un bu sözleşmeye sadece kendi adına ve kendisini sorumluluk altına sokacak şekilde şirket temsil ve ilzam yetkisinin de bulunmadığını, sözleşmede muacceliyet koşulunun yer almadığını, sözleşme kapsamında davacının diğer davalıya yöneltebileceği yegane isteğinin 25.000,00-TL'nin ödettirilmesi ile sözleşme ile belirlenen miktardaki hissenin cebri tescili, olmadığı takdirde bu miktardaki hissenin dava tarihi itibari ile nakit karşılığının ödettirilmesinden ibaret olduğunu,  bu ... de şirketi bağlamadığını, diğer davalının şirket hisselerini devretmeye hazır olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında davacının şirket hisseleri yerine nakit para isteğinin ve henüz vadesi gelmemiş 30/06/2012 tarihinde muaccel olacak 25.000,00-TL'yi faizleri ile birlikte istemesinin haksız ve yersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davaya konu protokolün diğer davalı şirketin hisselerinin dava dışı bir şirkete satışı üzerine düzenlendiğini, davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin hisseyi devre hazır olduğunu, hisse devri yerine bedel isteğinin mümkün olmadığını, hisse verilmediğinde hissenin cebren tescilini dava etme hakkının bulunduğunu, davacının müvekkilinden vadesi gelmemiş olan 30/06/2012 tarihli ödemeyi istediğini, bu isteğin sözleşmeye ve yasaya göre dayanağı olmadığından vadesinden önce istenebilmesinin doğru olmadığını, sözleşmede muacceliyet koşulunun da bulunmadığını, müvekkilinin 30/07/2011 tarihli ödemeyi yapmamış olmasının kendi iradesi dışında olduğunu, bu ödemeyi diğer  davalı şirketin hisselerini satın alan dava dışı ...şirketinin hisseler karşılığı kendisine yapacağı ödemelerle yapacağını, ancak bu şirket ve diğer davalı şirket  tarafından  hisse  satışı<br>sırasında müvekkiline yapılan taahhütlerin yerine getirilmediğini, vadesi gelmemiş alacaklara faiz işletilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>DELİLLER             ;<br>İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası, Ticaret Sicil Gazetesi örneği, 01/12/2004 tarihli iş sözleşmesi, ... kayıtları, bilirkişi raporları.<br>GEREKÇE              ; <br>Dava; ...’nın ... maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır. <br>Davanın konusu olan İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyası getirtilip incelendiğinde; takip alacaklısının davacı, takip borçlularının davalılar olduğu, davalı borçlulardan 150.000,00 TL’si asıl alacak ve 2.958,33 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 152.958,33-TL'nin tahsilinin istendiği, 11/01/2012 tarihli takibin ilamsız takip olduğu ve yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. <br>Defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.<br>Davalı şirket defterlerini inceleyen ilk bilirkişi ... 09/05/2014 havale tarihli raporunda özetle; şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğunu, 01/12/2004 tarihinde davacının davalı şirkette 3.000,00 TL net ücret ile işe başladığını, çalışmanın 31/07/2010 tarihinde sona erdiğini, davacının 01/12/2004 tarihli sözleşmenin ...maddesinde yer alan ... maddelerinin hiçbir zaman uygulanmadığını ve 5,5 yıllık süreçte hiç istenmediğini, davalılardan ... ile 01/07/2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin şirket unvanı altında imzalanmadığını, bu sözleşmenin davalı ...'i borç altına sokabileceğini ve sözleşmenin imzalanmasından ... gün önce yani 30/06/2011 tarihinde ...’in görevden istifa ettiğini ve bütün imza yetkilerinin iptal edildiğini, bu kararın Ticaret Sicil'de ilan edildiğini, sözleşmeden ötürü şirketin sorumlu olmadığını bildirmiştir.  <br>Rapora itirazlar üzerine hukukçu ve muhasebe uzmanından oluşan yeni bir heyetten rapor aldırılmıştır.<br>Bilirkişi heyeti 15/01/2015 tarihli raporlarında özetle; taraflar arasında var olan 01/12/2004 tarihli sözleşmenin sözleşme tarihi itibariyle yetkili olan kişi tarafından imzalandığını, bu nedenle bu sözleşme ile tarafların bağlı olduğunu, sonra sözleşmenin ... madesindeki “yönetim kurulu başkanının uygun görmesi halinde her yılın Ocak ve Temmuz aylarında ... oranında maaşta artış yapılacağı” hususunun ve yine ... maddesinde de işverenin, iş görenin kıdem tazminatı ile ilgili olarak ödemelerin planlandığını ancak; davacının 31/07/2010 tarihine kadar davalı şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak yetkili konumda görev yaptığı halde sözleşmenin ... maddesindeki mali haklardan düşük olarak ücret bordrolarını itirazsız imzaladığını, buna göre sözleşmenin davacı lehine olan hükümlerinin hiç uygulanmadığını, tarafların bu konuda zımnen uyuştuklarını bildirmişlerdir.<br>Bu raporda davacı ile davalı...'in imzalamış oldukları 01/07/2011 tarihli sözleşme ile ilgili olarak da; sözleşmenin davalı ... tarafından davalı şirket adına imzalanmadığı, sözleşme içeriğinden de sözleşmenin şirket adına değil, kendi adına imzalandığı ve taahhütte bulunulduğu, sözleşmeden önce ...'in yönetim kurulu başkanlığından istifa ettiği, davacının da daha önce bu yönetimdeki görevinden istifa ettiği, her ne kadar ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığı takdirde temsil yetkisinin sona ermesinin iyi niyetli ... kişilere etkili olmayacağı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının şirkette sahip olduğu paylarını diğer pay sahipleri ve hakim ortak  ...'in paylarını   bir   gün  önce  bütünüyle  devrettikleri,  bu  nedenle  davacının  şirketteki  yönetim<br>değişikliğinden haberdar olduğu, dolayısıyla iyi niyetli sayılamayacağı, 01/07/2011 tarihli sözleşme ile davalı şirketin bağlı olmadığı, 01/07/2011 tarihli sözleşmede imzası bulunan davalı ...'in bu taahhüdünün şirketin borcunun üstlenilmesi niteliğini gösterdiği, borcun üstlenilmesinde Borçlar Kanunu’nun ... maddesine göre eski borçlunun borcundan kurtulduğu, yeni borçlunun ise borç altına girdiği, borcun nakli hükümlerinin uygulanacağı, bu durumda borç ilişkisinden doğan her türlü savunmanın borcu üstlenen yönünden de geçerli olduğu, buna göre hiç uygulanmayan sözleşme hükümlerindeki mali hakların davalı...'e de geçemeyeceği, davalı...'in taahhüdünün mahkemece borcun nakli olarak nitelendirilmemesi durumunda mevcut borca katılma olarak kabul edilebileceği, bu durumda borçtan ötürü bağımsız bir sorumluluk üstlendiği, müteselsil borçluluğun katılmaya konu alacağın geçerli ve mevcut olmasına bağlı olduğu, somut olayda davalı şirketin davaya konu borçtan sorumlu olmadığı, bu durumda davalı ...'in de sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, davalı...'in sorumlu olduğunun kabul edilmesi halinde  25.000,00 TL'lik pay devrine ilişkin alacaklarının muaccel olduğu, diğer alacaklar için borcun muaaccel olmadığı bildirilmiştir. <br>Mahkememizce; “01/01/2014 tarihinde imzalanan ve davacı lehine davaya konu mali hakları içeren haklar ile ilgili olarak davacının yöneticilik sıfatının da devam etmesine rağmen hiçbir itirazı kayıt konulmadan bu haklardan daha az olan edimlerin kabul edilmiş olması karşısında sözleşmenin ... maddesindeki hakların hiç uygulanmadığı kanaatine ulaşılmadığı, ayrıca davaya konu 01/07/2012 tarihli sözleşmede davalı şirketin temsil edilmediği, dolayısıyla bu şirketin bu sözleşmeden sorumlu olmadığı, kaldı ki; sözleşme tarihinden önce sözleşmede imzası bulunan ...'in şirketi temsil yetkisinin kalmadığı, davacı tarafından da bilinebilecek durumda olduğu, 01/07/2011 tarihli sözleşmenin yazılış şekline göre; davalı ...'in davaya konu davacının alacağı olarak ileri sürülen hususları bağımsız olarak üstlendiğine ve borç altına girdiğine dair bir açıklama ve anlam söz konusu olmadığı, davalı şirketin sözleşmelerden ötürü herhangi bir istenebilir borcunun bulunmadığı ve de diğer borçlunun 01/07/2011 tarihli sözleşme içeriğine göre şahsi sorumluluğunu doğuracağı, bir taahhütünün de bulunmadığı ve davacının yemin delilini de kullanmadığı, davacının davasının ispatlanamadığı” gerekçesiyle “<br>1-Davacının davasının REDDİNE” ilişkin 16/07/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir. <br>Verilen bu karar davacı tarafça temyiz edilmekle Yargıtay ...Hukuk Dairesi’nin 25/04/2017 tarihli,  ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.<br>Daire’nin bozma kararında; \t<br>“1-Davacı tarafça, davalı şirkette genel müdür olarak çalışması nedeniyle hak kazandığı prim alacaklarının ödenmesi hususunda taraflarca akdedilen sözleşmeden  kaynaklanan edimin davalılarca yerine getirilmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan işbu davada, mahkemece  dava konusu  01/07/2011 tarihli sözleşmede davalı ...’un davacının alacağı olarak ileri sürülen hususları bağımsız olarak üstlendiğine ve borç altına girdiğine dair bir açıklama ve anlamın bulunmadığından bahisle anılan davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br>Ancak, davacı ile işbu davalı arasında akdedilen 01/07/2011 tarihli sözleşme metni incelendiğinde; ''...A.Ş'deki çalışmalarından doğan ...alacakları toplamının kendisine satışı yapılan araç bedeli düşüldükten sonra 150.000,00  TL   olduğunu   ve  bu  tutarı  ödemeyi  ...'un  üstlendiği  hususunda<br>mutabakata varmışlardır...'' açıklaması ile davalı ödemeyi şahsen taahhüt ettiği gibi, davalının cevap dilekçesi ile de borcu kabul ettiğinin anlaşılması karşısında işbu davalı yönünden yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı gerekçe ile  davanın reddi doğru olmamış, bu nedenle davacının davalı ...’a yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yönünden bozulması gerekmiştir.<br> 2-Davacı vekilinin davalı şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı ile davalı  ...arasında akdedilen ve borcun nakli sözleşmesi niteliğinde olan sözleşme asıl borçlunun borçtan beraatini tazammun eder nitelikte olduğundan, mahkemece davalı şirket aleyhine açılan davanın bu nedenle reddi gerekirken, davacı ile davalı şirket arasında borç sebebi bulunmadığı, olsa dahi bu borcun ifası talep edilmemiş olmakla borcun sukut ettiği gibi olaya ve yasaya uymayan gerekçe ile anılan davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın ... maddesi gereğince açıklanan bu gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.” denmiştir.<br>Kararda açıklandığı şekilde davacı vekilinin davalı şirkete yönelik tüm temyiz itirazları redddedilerek bu davalı hakkındaki karar onanmıştır. Karar diğer davalı yönünden bozulmuştur. <br>Karar düzeltme isteği aynı Daire’nin 13/05/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir.\t<br>Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.<br>Davacı vekili 22/10/2019 tarihli duruşmada; bu davayı 150.000,00 TL asıl alacak miktarı yönünden açtıklarını, işlemiş faizle ilgili olarak itirazın iptali isteklerinin bulunmadığını belirterek, davanın 150.000,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkememizce ... A.Ş. hakkında verilen 16/07/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar bu davalı yönünden Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 25/04/2017 tarihli,  ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onanarak ve karar düzeltme isteği de aynı Daire’nin 13/05/2019 tarihli,... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiş olduğundan, bu davalı yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Diğer davalı yönünden ise; uyulan bozma gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı ile davalı  ... arasında düzenlenen 01/07/2011 tarihli sözleşme metninde; ''... A.Ş'deki çalışmalarından doğan prim alacakları toplamının kendisine satışı yapılan araç bedeli düşüldükten sonra 150.000,00 TL olduğu ve bu tutarı ödemeyi...'un üstlendiği hususunda mutabakata varmışlardır...'' açıklamasına yer verilmiş olması karşısında davalı ...’in dava konusu ödemeyi şahsen taahhüt ettiği, kaldı ki davalının  cevap dilekçesi ile de borcu kabul ettiği anlaşıldığından, bu davalı hakkındaki davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Kısa kararda maddi hata yapılarak \"...\" olarak yazılan davaya dayanak icra dosyasının numarası gerekçeli kararda düzeltilerek \"...olarak yazılmıştır.<br>HÜKÜM; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>1-Davacının davalı ...  hakkındaki davasının KABULÜ ile;  <br>İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında davalı ...’un 150.000,00 TL asıl alacağa itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına,<br>2-150.000,00 TL’nin % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalı ...’dan alınarak, davacıya verilmesine,<br>3-Mahkememizce ...A.Ş. hakkında verilen 16/07/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar bu davalı yönünden Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 25/04/2017 tarihli,  ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onanarak ve karar düzeltme isteği de aynı Daire’nin 13/05/2019 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiş olduğundan, bu davalı yönünden yeniden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 10.246,50 TL nispi ilam harcından peşin alınan 1.462,80 TL harcın düşülmesi ile kalan 8.783,70 TL karar ve ilam harcının davalı ...'dan alınarak, Hazineye gelir kaydına,<br>5-Davacının yatırmış olduğu 21,15 TL başvurma harcı, 1.462,80 TL peşin harç toplamı olan 1.483,95 TL'nin davalı ...'dan alınarak, davacıya verilmesine,<br>6-Davacının yapmış olduğu 555,90 TL'si tebligat-posta gideri ve 1.300,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 1.855,90 TL yargılama giderinin davalı...'dan alınarak, davacıya verilmesine,<br>7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 14.750,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak, davacıya verilmesine,<br>8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren... süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.22/10/2019<br><br>Katip ...<br> ¸E-imza<br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸E-imza<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"602e87ce6cccf16b","SID":"da7dabe7e43cede7"}}