{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/696 <br>KARAR NO\t: 2026/48<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2021<br>NUMARASI\t: 2015/1994 Esas -  2021/978 Karar<br>DAVA: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...ile davalı arasında, akaryakıt istasyonunda gösterilecek bayilik faaliyetinin koşullarını belirlemek üzere, 22.04.2011 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bayilik sözleşmesinin akdedildiği tarihten, müvekkili tarafından haklı sebeplerle sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar geçen yaklaşık 4 yıllık süre içerisinde bayi, ürün bedellerinden doğan borçlarını ödemediğini, taahhüt ettiği miktarlarda ürün alımları gerçekleştiremediğini ve eksik ürün alımları neticesinde tahakkuk eden cezai şart bedeli borcunu da ödemediğini, ayrıca akdettiği taahhütnameler gereğince muaccel hale gelen ve iade etmesi gereken gayri maddi hak bedeli borcunu da müvekkiline iade etmediğini, yine davalı tarafından ürün bedeli borçlarına istinaden keşide edilen ... Bankasının ... çek no.lu ve 17.492,00 TL bedelli ve ... çek no.lu ve 20.543,00 TL bedelli çeklerinin karşılıksız çıktığını, bunun üzerine davalı tarafından borçlarının teminatı olarak müvekkili şirkete verilen 150.000,00 TL lik 2 adet (toplamda 300.000,00 TL'lik) banka teminat mektubunun paraya çevrildiğini, paraya çevrilen mektupların toplam tutarı, davalının 121.533,00 TL ürün bedeli borcuna, kalan 145.308,47 TL+ KDV ise davalıya ödenen ve iade etmesi gereken gayri maddi hak bedeli borcuna mahsup edildiğini, ürün bedellerini ödemek üzere verdiği çeklerin karşılıksız çıkan ve uyarılara rağmen bu çeklerin bedellerini ödemeyen davalıya müvekkili tarafından gönderilen 12.11.2014 tarihli ihtarname ile ürün borçlarını, vade farkını ve cezai şartı ödemesi gerektiğini, ödemediği taktirde teminat mektuplarının paraya çevrilerek borçlarına mahsup edileceği ve sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamelere rağmen davalının, yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve muaccel olan borçlarını ödememesi neticesinde, yine müvekkili tarafından gönderilen Kadıköy 2. Noterliğinin 06.02.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ürün bedeli, cezai şart vs. borçlarını ödemeyen ve bu nedenle bayilik sözleşmesi feshedilen davalının ödenen 550.000,00 TL'lik gayri maddi hak bedelinden kalan 404.691,53 TL + KDV borcunu, imzaladığı taahhütnameye göre anılan meblağın ödendiği tarihten yani, bayi faizinin 20 puan üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödemesi gerektiğini, davalının, bayilik sözleşmesinin süresinin başladığı 08.08.2011 tarihinden, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı sebeple tek taraflı olarak feshedildiği 06.02.2015 tarihine kadar geçen 42 aylık sürede imzaladığı ürün alım taahhütnamesine göre alması gereken ürün miktarının 5124 Ton olduğunu, ancak davalı bayinin anılan sürede 1142 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, eksik satın alınan 3982 ton ürün karşılığında davalının ödemesi gereken cezai şart tutarının 398.200,00 (USD) olduğunu, davalı bayinin, ariyet olarak verilen malzeme ve demirbaşların, müvekkili tarafından iadesi talep edilmesi halinde verileceğini garanti ve taahhüt etmiş ise de, müvekkili tarafından gönderilen ve 10 gün içerisinde teslim etmesi, teslim etmemesi halinde de ariyet malzemelerinin bedelinin ödenmesi talebini içerir ihtarnameye rağmen davalının ariyet malzemelerini iade etmediğini, delillerin toplanması ve gereken incelemenin yapılmasıyla müvekkilinin alacaklı olduğunun kanıtlanacağından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının cezai şart borcundan şimdilik 10.000,00 (USD) nin fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının (KDV ile birlikte) ve gayri maddi hak bedelinin kalan kısmından şimdilik 25.000,00 TL  KDV'nin davalıya gayri maddi hak bedeli ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren işleyen avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizi ile birlikte ve ariyet malzeme bedeli borcu olan 34.184,00 TL (KDV Dahil) tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22.04.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, bundan sonra yaklaşık 4 yıl boyunca bayilik ilişkisinin devam ettiğini, davacının Kadıköy 2. Noterliği kanalı ile keşide ettiği ... yevmiye numaralı ihtarname de ürün bedellerinden doğan 121.533,00 TL tutarındaki alacağın aylık %5 vade farkı olan 35.548,00 TL ile birlikte 70.044,00 TL cezai şartın 7 gün içerisinde ödenmesini aksi takdirde taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fesih edileceğini bildirdiğini, bu ihtarnamenin ellerine 19.11.2014 tarihinde ulaştığını, yasa gereği ihtarnamenin tebliğini müteakip 7 günlük ödeme sürelerinin bulunduğu halde bu süre beklenilmeksizin temerrüt şartı gerçekleşmeden 19.11.2014 tarihinde 300.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarının paraya çevrildiğini, ticari ilişkiden kaynaklanan borç miktarının bu tarihi itibariyle 121.533,00 TL olduğunu ve teminat mektuplarının hukuka aykırı biçimde paraya çevrilmesi nedeni ile davalı şirketlerinin 178.467,00 TL alacaklı olduğunun açık olduğunu, hukuk ve iyi niyet kurallarına aykırı bu davranış sebebiyle firmalarının itibar kaybettiğini ve zarara uğradığını, davacının bayilik sözleşmesi sebebiyle ürün sattığını ve gelir elde ettiğini, sözleşmenin devamı müddetince eksik ürün alımı sebebiyle taraflarına bayilik sözleşmesinin fesih edilene kadar hiçbir ihtarname keşide edilmediğini, davacı tarafın eksik ürün alınmasına rağmen bayilik sözleşmesini devam ettirdiğini ve akaryakıt ikmali yapmayı sürdürdüğünü, bu durumda sözleşmenin buna ilişkin hükümlerinin zımnen değiştiğini ve fiilen ortadan kalktığını ve geçerliliğinin kalmadığının açık olduğunu, davacının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar bu konuda hiçbir ihtarda ve talepte bulunmadığını, davacının sözleşmeyi feshettikten sonra bu konuda talepte bulunduğunu, sözleşmenin feshinde davacının haksız olduğu, esasında sözleşmenin sona ermesine 6 aylık süre bulunduğu nazara alındığında davalı firmalarının sözleşmenin haksız bir biçimde sonlandırılmasaydı taahhüdüne yerine getireceğini, bu durumun bizatihi davacı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedilerek engellendiğini, davacının mutabık kalınan peşin alımlar için 06.02.2015-09.02.2015-05.02.2015 tarihinde ürün alımı için davacının hesabına nakit para gönderilmesine defalarca ürün ikmali yapılması talep olunmasına rağmen ürün ikmali yapılmayarak istasyonun kapalı kalmasına, akaryakıt satışı yapmamasına ve zarara uğramasına neden olduğunu, diğer taraftan davacının sözleşmeyi fesih etmesine rağmen halen istasyonları üzerinde tesis edilen intifa hakkını kaldırmadığını ve bu konudaki taleplerini karşılıksız bırakarak zarara uğramalarına neden olduğunu, davacı tarafça talep olunan faiz oranının fahiş olduğunu, 6101 sayılı Borçlar Kanunu, 3095 Sayılı yasaya ve Yargıtay yerleşik uygulamalarına aykırı olduğunu, arz ve izah olunan nedenler ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve taahhüt hükümleri doğrultusunda davacının davalı tarafça ürün alım taahhüdüne uyulmaması durumunda cezai şart talep etmesi mümkün olmakla birlikte taraflar arasındaki taahhütname hükümlerinin yıllık asgari ürün alımı olarak düzenlenmesi karşısında davacının taahhütnamede kararlaştırılan cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken yada ikinci dönemin başında ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekmesine rağmen bunu yapmadığı, sözleşmenin feshedildiği 4. döneme kadar 20.06.2013 ve 12.11.2014 tarihlerinde taahhütten kaynaklı eksik mal alış karşılığı cezai şarta yönelik ihtarnameler düzenlenmiş ise de, her yeni dönem tarih başlangıcında ve davalı bayinin ilk ürün alımı öncesi, asgari mal alım taahhütnamesinden kaynaklı olarak eksik aldığı m3 ürün kadar cezai şart talebini içeren herhangi bir ihtarnamenin davalıya gönderilmediği, eksik alınan ürün karşılığı olarak cezai şarta yönelik düzenlenmesi gerekli olan ihtarnameler, 5 (beş) yıllık bayilik sözleşmesi süresi içerisinde ve zamanında yerine getirilmediği, davacı tarafından, davalı bayinin ürün alımı sonrasında, taahhüde aykırı davranılmış olan dönemi takip eden yeni dönemdeki ilk fatura ve/veya irsaliyeye yazacağı, bir önceki dönemden kaynaklanan cezai şarta yönelik bir açıklama ile bu koşulu yerine getirebilme imkanı varken, bunu da yerine getirmediği, davacının, anılan dönemde davalının eksik mal alımları nedeniyle yapılması gereken zamanda cezai şarta dair bir talepte bulunmamakla ve sözleşme ilişkisini devam ettirmekle,  davalı şirkete akaryakıt sağlamaya ve ilgili istasyonda markasıyla birlikte varlığını sürdürerek de sözleşmelerden yarar sağlamaya devam etmekle, cezai şart talep edilmeyeceği ve cezai şartı düzenleyen asgari mal alim taahhütnamesi hükümlerinin uygulanmayacağı inancı oluşturduğundan cezai şart isteminde bulunamayacağı gözetilerek davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tesis edilecek intifa hakkı ve bayilik sözleşmesi nedeniyle doğacak diğer gayri maddi hak bedeli için davalıya 550.000 TL+KDV ''gayri maddi haklar bedeli (intifa hakkı, ...ürünlerinin satışı, Marka ve logoların istasyonda kullanılması bedeli) ödemek üzere taahhüt vermiş ve KDV dahil 649.000,00 TL ödeme yapmıştır. Davalı Taahhütname ile \" bayilik sözleşmesinin feshedilmesi ya da hangi nedenle olursa olsun lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin tamamlanmaması halinde hiçbir indirim yapılmadan ödenen tutarın davacıya iade edileceğini\" taahhüt etmiştir.Uzunköprü Tapu sicil müdürlüğünde 14.09.2011 tarih ve ... yevmiye nolu intifa tesis edildiğine dair ilgili resmi senette \"...gıda sanayi ve ticaret limited şirketini temsilen ... haiz olduğu yetkiye istinaden işbu taşınmazdaki ipotekler ve hacizlerden doğmuş veya doğacak bütün hukuki vecibeleri ile 55.000,00- (ellibeşbin) TL bedelli işbu taşınmaz malın tamamı, 5 yıl süre ile geçerli olmak üzere .... A.ş adına intifa hakkı tesis ettiğini ve intifa hakkı tescili istediğini, intifa hakkı, taşınmazla birlikte üzerinde bulunan akaryakıt ve ... ... satış ve servis istasyonunda halen mevcut olan ve intifa hakkı süresi sonuna kadar yapılacak bütün tesisleri, donanımı, mütemmiz cüz ve teferruatı kapsamaktadır.\"Tesis edilen intifa hakkının bedeli; \"Taşınmazdaki akaryakıt istasyonuna .... A.ş tarafından yapılacak yatırımlar, dış cephe kaplaması (giydirme), kanopi, vb. (ariyet malzemeleri dışındaki) sabit donanımın inşa ve/veya iktisap bedellerinin .... A.ş tarafından ödenmesi ve bunlara ilaveten bu taşınmazda akaryakıt istasyonu bayisi olarak faaliyet gösteren ....Limited Şirketinin düzenleyeceği (gayri maddi haklar bedeli açıklaması içeren) faturalar karşılığında bu şirkete ödenecektir.\" şeklinde düzenlenmiştir. İntifa resmi senedi üzerinde yazılı olan açıklama esas alınmak kaydıyla; intifa bedeli = gayrimaddi haklar bedeli açıklamalı faturalar karşılığı ödeme olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla intifa bedeli =550.000,00 TL+ KDV olduğu, bu doğrultuda, davacının kullanılmayan süreye ilişkin talepte bulunabileceği, taraflar arasında 5 yıl süreli İntifanın tesis edilmiş olduğu tarihten, intifanın terkin edildiği tarihe kadar kullanılan süre çıkarıldıktan sonra, kullanılmayan sürenin tespit edilebileceği, ancak dosya kapsamında intifanın terkin edildiğine dair intifa terkin belgesi bulunmadığı gibi davalının sunduğu belge ile intifanın terkin edilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının gayri maddi haklar bedeli talep edemeyeceği gözetilerek davacının gayri maddi haklar bedeli talebinin reddine karar verilmiştir.Taraflarca akdedilmiş, 22.04.2011 tarihli “Ariyet Sözleşmesi Taahhütnamesi” ve ekinde teslim edilen kurumsal kimlik malzemelerinin listesi dosyaya sunulmuş olup, Taahhütnamenin 2. Maddesinde \"işbu demirbaş malzemeyi, yazılı olarak iadesi istenildiği zaman derhal ...'e teslim etmeyi, malzemenin sökümü ile ...'in belirlediği yere taşınması ile ilgili giderlerin tarafımıza ait olduğunu, bunlar için gerekli tüm vergi, resim ve diğer bütün masrafların tarafımızdan ödeneceğini kabul ve beyan ederiz.\" şeklinde düzenlendiği, davacı tarafından keşide edilen, 06.02.2015 tarihli fesih ihtarnamesinin sonuç bölümünde;\"..Ariyet olarak verilen malzemelerin Velibaba mahallesi ...caddesi no; ... Pendik/İstanbul adresine teslim edilmesi veya ariyet malzeme bedeli olan 37.914.- TL +KDV nin ödenmesi gereğini,.. \" ihtar edildiği, davalının tüm ariyet malzemelerin söküm ve nakliye masrafları kendisine ait olarak davacının göstermiş olduğu adrese teslim yükümlülüğü bulunduğu halde bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, davalının kurumsal kimlik malzemelerini aynen iade ile yükümlü olduğu, Ariyet olarak verilen kurumsal kimlik malzemelerinin iade edilmeyişinden kaynaklı olarak, davacının kurumsal kimlik bedelini talep edebileceği anlaşılmıştır. Dosyada davalıya teslim edilen demirbaş ve ariyetlerin listelendiği, ariyet ve malzemelerin dosyaya sunulu faturadan anlaşıldığı üzere 34.184,00 TL bedel karşılığında alındığı, sözleşmenin süresinde ya da her ne sebeple olursa olsun süresinden önce bitimi halinde taahhütname ile davalının söz konusu ariyet malzemelerini davacıya hasarsız ve eksiksiz teslim etmeyi taahhüt ettiği, ariyet ve malzeme bedelinin davacının defterlerine ve dosyaya sunulu faturaya göre 34.184,00 TL olduğunun tespit edildiği, bayilik sözleşmesinin feshinden sonra davacıdan alınan ariyetlerin teslim edilmediği, davalı tarafından da ariyetlerin davacıya iade edildiğinin iddia edilmediği, bu durum karşısında imzalanan ariyet malzeme taahhütnamesi uyarınca sözleşmenin sona ermesinden ötürü davacının ariyet malzemelerinin iadesini, iadenin mümkün olmaması halinde bedelini talep hakkının doğduğu anlaşılmıştır. Davacının talebi mahkememizce yerinde görülerek 34.184,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı Bayi tarafından, 5 yıllık bayilik süresi içerisinde ayda 122 tondan az olmamak kaydıyla 5 yıl için toplamda 7.265 Ton akaryakıt almayı taahhüt ettiği ve taahhüde aykırılık neticesinde eksik alınan her bir ton için 100 $ (USD) ödemeyi taahhüt ettiği 22.04.2011 tarihli ürün alım taahhütnamesi imzalandığını, davalı tacir tarafından imzalanarak müvekkiline verilen iş bu taahhütname, aylık veya yıllık bazda ürün alımı değil, 5 yılda toplamda almayı taahhüt ettiği ürün miktarını kapsadığını, gerek Yerel Mahkeme kararına dayanak alınan raporlarda, gerekse de kararda yer verilen bu hukuka aykırı değerlendirmeye dayanak olarak gösterilen Yargıtay kararları, iş bu davanın içeriği ile örtüşmediğini, müvekkile verilen iş bu taahhütnamenin, aylık veya yıllık bazda ürün alımı değil 5 yılda toplamda almayı taahhüt ettiği ürün miktarını kapsamadığını, sözleşmenin devamı boyunca davalıya gönderilen 20.06.2013 tarih ve ... Yevmiye sayılı, 12.11.2014 tarih ve ... Yevmiye sayılı, 05.01.2015 tarih ve 58 Yevmiye sayılı ve 06.02.2015 tarih ve  ... Yevmiye Sayılı ihtarnamelerle de davalının ürün alım taahhüdüne aykırı davranarak eksik akaryakıt alımından kaynaklı cezai şart borçlarının bulunduğunun bildirildiğini ve cezai şart borcu muaccel hale geldiğini, görüleceği üzere müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gönderdiği ihtarnamelerle çekince koyarak ifa etmeye devam etmesinin temel sebebi, davalının yıl bazında değil, 5 yıl için toplamda 7.265 ton akaryakıt almayı taahhüt etmesi olduğunu, ilk alınan bilirkişi heyet raporunda da, bu hususlara aynen değinilerek, sözleşmenin yürürlük süresi boyunca davalının eksik ürün alımları neticesinde tahakkuk eden toplam 397.309 USD cezai şart borcunun tamamını müvekkilin talep etme hakkına sahip olduğuna etraflıca yer verildiğini, bu nedenlerle, bayilik sözleşmesinin akdedilmesinden sonra eksik ürün alımına rağmen ürün ikmaline devam edilmesi ve her dönem başında ilk ürün alım öncesi, bir önceki dönem için ihtarname çekilerek, cezai şarta yönelik bir şerh koyulmaması sebebiyle koşulların değiştiğine, cezai şartın talep edilemeyeceğine ilişkin iddialara dayanılarak cezai şart hesaplaması yapılmamasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı bayi tarafından imzalanan 22.04.2011 tarihli taahhütnamede; müvekkili tarafından davalıya, 550.000 TL + KDV tutarında gayri maddi hak bedeli ödeneceği ve bu bedelin, bayilik sözleşmesinin hangi nedenle olursa olsun feshedilmesi veya EPDK Lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin hangi nedenle olursa olsun tamamlanamaması halinde ... dahil hiçbir indirim yapılmadan ödenecek bu meblağın ...’ e iade edileceği ve  avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek faizinin ödeneceğinin taahhüt edildiğini, bayilik sözleşmesinin haklı ve hukuka uygun olarak müvekkil tarafından feshedildiğini,  iş bu taahhütnameye göre davalı, kendisine ödenen gayri maddi hak bedelini, kıst esası uygulanmaksızın müvekkile iade etmekle yükümlü olduğunu,  dayanak alınan raporlarda olduğu gibi Yerel Mahkeme kararında da yer verilen \"intifa resmi senedi üzerinde yazılı olan açıklama esas alınmak kaydıyla, intifa bedeli=gayri maddi haklar bedeli açıklamalı faturalar karşılığı ödeme olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını, sonuç olarak bu bedelin intifa bedeli olduğunu, intifa bedelini, gayri maddi hak bedeli adı altında ifade edip, buna farklı yükümlülükler ve anlamlar yükleyerek, bu bedelin iadesini talep etmenin mümkün olmadığına\" dair değerlendirme ve tespitlerin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  müvekkili tarafından davalıya, beş yıllık bayilik süresinde bayilik sözleşmesinin “kesintisiz faaliyet göstermek” yanında diğer yükümlülüklerini de eksiksiz ve zamanında yerine getirmesi, akaryakıt satın alma taahhüdünü gerçekleştirmesi karşılığında 550.000 TL + KDV tutarında gayri maddi hak bedeli ödendiğini, sözleşmenin haklı ve hukuka uygun olarak feshedildiği tarihe kadar davalının aldığı ürün miktarları göz önünde bulundurulduğunda,  müvekkilinden yüksek meblağlarda gayri maddi hak bedeli alabilmek için gerçekleştirmesi imkansız miktarlarda ürün alım taahhüdünde bulunduğu aşikâr olup, bu durum davalının kötü niyetli olduğunun da açık kanıtı olduğunu, beş yıllık bayilik süresi içerisinde 7.265 ürün satın alacağını beyan ve taahhüt ettiği için ve davacının bu taahhüdünü yerine getireceğine duyulan güven nedeniyle davacıya 550.000 TL + KDV gayri maddi hak bedeli ödendiğini, davacıya satılan ürünlerden elde ettiği kâr ile bu gayri maddi hak bedeli ödemesi (beş yılda) müvekkiline geri döneceğinin ve bundan sonra müvekkil bu ticari ilişkiden kâr sağlayacağını, davalının yüksek tutarda gayri maddi hak bedeli ödenmesini sağlamak amacıyla 5 yıl için toplamda 7.265 Ton akaryakıt satın alacağını taahhüt ederek kötüniyetli davrandığını ve çok yüksek tutarda ödeme yapılmasını sağladığını, ödediği gayri maddi hak bedelinin müvekkile geri dönüşü için gereken süre de nazara alındığında, katlandığı finansman maliyeti nedeniyle gayri maddi hak bedeli ödemesinin müvekkile maliyetinin 1.000.000 TL yi aştığının da kolayca hesaplanabileceğini, satın alma miktarına ilişkin taahhüdünü gerçekleştirmemesi halinde, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği kendisine ödenen gayri maddi hak bedelini ... dahil hiçbir indirim yapılmadan müvekkile  iade etmesi gerektiğini, kararda gayri maddi hak bedelinin iade şartlarının oluşmadığına, bu bedelin intifa bedeli olarak ödendiğine ilişkin haksız, hukuka aykırı tespitler neticesinde iade edilmesi gereken bedel bulunmadığına ilişkin değerlendirme kabul edilemeyeceğini, 13.06.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; \"sözleşmenin müvekkil tarafından feshinin haklı sebeple ve hukuka uygun olduğu, davalının, bayilik sözleşmesinin süresinin başladığı 08.08.2011 tarihinden, sözleşmenin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiği 06.02.2015 tarihine kadar, geçen 42 aylık sürede eksik ürün alımları neticesinde tahakkuk eden toplam 397.309 (USD) cezai şart borcunun tamamını müvekkilin talep etme hakkına sahip olduğu, davalıya ödenen ve teminat mektuplarının paraya çevrilmesiyle mahsubundan sonra müvekkile iadeten ödemesi gereken bakiye gayri maddi hak bedeli borcunun da, davalının imzaladığı taahhütnameye göre gayri maddi hak bedeli ödemesi yapıldığı tarihten itibaren avans faizinin 20 puan üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalı tarafça ödenmesi ve ayrıca teslim etmediği ariyet malzeme bedellerinin de ödenmesi gerektiği\" şeklinde yapılan değerlendirme ve tespitlerin hukuka uygun olup, iş bu istinaf başvurusuna konu gerekçeli kararın dayanağı kök, ek ve heyet raporlarındaki çelişkilerin de bu yönleriyle giderilmediğini beyanla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2015/1994 E., 2021/978 K. sayılı kararının, mürafaa taleplerinin kabulü ile istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda öncelikle tehir-i icraya ve davanın kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini  talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, akaryakıt istasyon bayilik sözleşmesi çerçevesinde imzalanan ürün alım taahhütnamesine aykırılık nedeniyle cezai şart bedelinin tahsili ile davalı bayiye ödenen gayri maddi haklar bedeli ve ariyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 34.184 TL ariyet bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, verilen ret kararına karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında bayilik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin ekleri ve  taahhütnameler  konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının gayri maddi hak ve cezai şart bedeline ilişkin taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. 1.Davacı şirket ile davalı arasında 22.04.2011 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 14.maddesinde davalı bayinin ürünlerin tamamını davacıdan satın alma veya satın alınan ürün bedellerinin ödenmemesi veya işbu sözleşme ile belirli diğer yükümlülük ve sorumluluklarını yerine getirmemesi sebebiyle davacı tarafından önel verilmeksizin sözleşmenin feshedileceği, bu durumda istasyonun bulunduğu taşınmaz üzerinde öncelikle tasarruf etmesine imkân veren üstün hakkının bulunması halinde davacının belirlediği sürede tahliye ve teslim edilmesine ilave olarak doğan zararlar ve mahrum kalınan karın, davalı bayi tarafından davacıya ödeneceği, istasyonun bulunduğu taşınmazda öncelikle tasarruf hakkı veren üstün bir hakkının varlığı halinde sözleşmenin davacı tarafından feshinin ihbar edilmesi ile ve derhal davalı bayinin taşınmazı terk ve tahliye ederek üzerinde bulunan sabit tesisler, donanım ve ekipmanla (bütün mütemmim cüzü ve teferruatı ile) unvan, logo, marka, vs. fikri haklarını işyerinde ve belgelerinde kullanmaya son vereceği, tahliye ve teslimde gecikme halinde gecikilen her gün için davacıya 1.000,00 USD cezai şart ödeneceği hususları kararlaştırılmış; 22.04.2011 tarihli taraflar arasında düzenlenen taahhütnamede de tesis edilecek intifa hakkı ve bayilik sözleşmesi nedeniyle doğacak diğer gayrı maddi haklar için 550.000 TL+KDV gayrı maddi haklar bedeli (intifa hakkı, ...ürünlerinin satışı, marka ve logolarının istasyonda kullanılması bedeli) olarak ödeneceği, ödenecek olan miktarın 300.000 TL+KDV lik kısmının davacı ile bayilik sözleşmesi imzalanmasından, davacı lehine 300.000 TL tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu tesis edilmesinden sonra ödeneceği, geri kalan kısmının ise davacı lehine intifa hakkı tesis edilmesinden ve davacı  bayisi olarak EPDK'dan lisans alınması ve akaryakıt alımının başlamasından (bu üç şartın tamamının gerçekleşmesinden) sonra ödeneceği, EPDK lisansının alınması tamamen davalı bayinin sorumluluğunda olduğu, davacı ile yapılan bayilik ve işletmecilik sözleşmesinin veya işbu taahhütnamenin herhangi bir hükmüne aykırı davranılması  veya taşınmazda davacı lehine tesis edilen intifa hakkının hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık süreden evvel sona ermesi veya 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir zamanda gerekli ruhsatların alınamaması veya iptal edilmesi veya bayilik sözleşmesinin feshedilmesi veya hangi nedenle olursa olsun EPDK lisans alım tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin tamamlanamaması halinde ... dahil hiçbir indirim yapılmadan davalı bayiye ödenen bedelin davacıya iade edileceği, davacının yapacağı ödemeler karşılığında fatura düzenleneceği, paranın iadesinin gerekmesi halinde davacının bu ödemenin yapılmasını talep edebileceği, ödediği paranın davacıya iadesinin gerekli olması halinde avans faizinin 20 puan fazlası üzerinden işleyecek temerrüt faizinin ödeneceği hususları kararlaştırılmıştır Dosyada mübrez evrak incelendiğinde, davalıya ait Edirne ili  Uzunköprü ilçesinde bulunan taşınmaz ile ilgili 14.09.2011 tarih ve ... yevmiye nolu intifa tesis edildiğine dair ilgili resmi senette \"... 55.000 TL  bedelli iş bu taşınmaz malın tamamını 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere .... Anonim Şirketi adına intifa hakkı tesis ettiğini ve intifa hakkı tescilini istediğini intifa hakkı taşınmazla birlikte üzerinde bulunan akaryakıt ve .../ ... satış ve servis istasyonunda halen mevcut olan ve intifa hakkı süresinin sonuna kadar yapılacak bütün tesisleri , donanımı,  mütemmim cüzü ve teferruatı kapsamaktadır. Tesis edilen intifa hakkının bedeli, taşınmazdaki akaryakıt istasyonuna .... A.Ş  A.Ş tarafından yapılacak yatırımlar, dış cephe kaplaması (giydirme), kanopi, vb. (ariyet malzemeleri dışındaki) sabit donanımın inşa ve/veya iktisap bedellerinin .... A.Ş tarafından ödenmesi ve bunlara ilaveten bu taşınmazda akaryakıt istasyonu bayisi olarak faaliyet gösteren ...Limited Şirketi'nin düzenleyeceği (gayri maddi haklar bedeli açıklaması içeren) faturalar karşılığında bu şirkete ödenecektir...\" ibaresine yer verilmiştir. Bu düzenleme kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında 01.06.2011-13.09.2011 tarihli  \"Gayri Maddi Hak Bedeli\" açıklaması ile toplam KDV dahil 649.000 TL bedeli faturalar tanzim edilmiş olup, davalı bayiye bu tutarda ödeme yapıldığı, taraflar arasında ihtilafsızdır. Somut olayda intifa tesisine ilişkin resmî senette yazılı miktar ile davalı tarafından tanzim edilen faturalarda belirtilen miktar aynı değil ise de resmi senette yazılı ibareye göre  intifa bedelinin nakdî değil, gayri nakdî olarak verildiği açıktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2024 tarih 2023/3226 Esas ve 2024/1741 Karar sayılı kararı) İntifa resmi senedi üzerindeki açıklama da dikkate alındığında davalı tarafça gayri maddi haklar bedeli açıklamasıyla düzenlenen faturaların, intifa bedeline ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacı, intifa bedeli yönünden kullanılmayan süreye ilişkin talepte bulunabilecek olup, bunun için öncelikle  intifa hakkının terkin edilmesi gerekir. Hal böyle olmakla birlikte somut olayda davalıya ait taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis edilen intifa hakkının dava tarihi itibariyle mevcut olduğu, bu hakkın terkin edildiğine dair herhangi bir kayıt da olmadığı anlaşılmakla mahkemece davacının gayri maddi haklar bedeli talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 2.Davacı, alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart isteminde bulunmuş olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen  ceza koşulu (cezai şart) hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179/2. (BK. md. 158/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir.TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.  TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi”  hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart ...2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) TBK.'nun 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince”(ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Bayiiden önceki yıllara ilişkin olarak ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş ise eksik alımda ancak son yılın cezai şart tutarı  talep edebilecektir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16.04.2014 tarih ve 2014/3822-7547 esas ve karar sayılı ilamında; önceki yıllarda muaccel olan cezai şart alacağı istenebilir hale gelmesine rağmen istememek suretiyle, cezai şartın artık ondan istenmeyeceği intibaı (haklı güven) uyandırıldığından, sonradan cezai şart talep edilmesi çelişkili davranış yasağına aykırılık oluşturup, Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesindeki hakkın kötüye kullanılması olacağından istenemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasında düzenlenen 22.04.2011 tarihli taahhütnamede davalı bayi, bayilik sözleşmesinin EPDK'dan lisans alarak uygulanmaya başlayacağı Eylül/2011'den itibaren ayda 122 ton akaryakıttan az olmamak kaydıyla toplam 7.265 ton beyaz ürün ve 15 ton madeni yağ satın almayı taahhüt ederek bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde ve beher sözleşme yılının sonunda eksik alınan beyaz ürünün her tonu için 100 USD ve madeni yağın her tonu için 400 USD'yi aynen veya fiilen ödeneceği günkü TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığını davacıya cezai şârt olarak ödeyeceğini  kabul etmiştir.Davalı ticari defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede, davalının 2011 yılı Eylül ayından başlayarak fesih tarihine kadar 3.466,38 ton  eksik ürün alımı yaptığı tespit edilmiş, sözleşme gereği eksik alınan ürünün ton başına 100 USD üzerinden 346.638 USD  cezai şart hesaplanmıştır. Davacı ticari defterleri üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede ise davalının 08.08.2011-07.08.2012 tarihleri arasında 879,19 ton, 08.08.2012-07.08.2013 tarihleri arasında 1.185,93 ton, 08.08.2013-07.08.2014 tarihleri arasında 1.223,29 ton, 08.08.2014-06.02.2015 tarihleri arasında 685,38 ton olmak üzere toplam  3.973,79 ton eksik ürün alımı yaptığı tespit edilmiştir. Eldeki davada, cezai şart istemine dayanak olan taahhütnamede beher sözleşme yılının sonunda eksik ürün alımı olduğu taktirde cezai şart tahakkuk edeceği belirtilmiş olup, cezai şart için beher sözleşme yılının esas alınması gerekir. Buna göre Eylül 2011- Eylül 2012 ile Eylül 2012-Eylül 2013 tarihleri arasındaki birinci ve ikinci dönemde davalının taahhüt ettiğinden eksik mal satın aldığı sabit olmakla birlikte yeni dönem başladığında ihtirazi kayıt ileri sürülmeden davalıya mal verildiği anlaşılmakla mahkemece bu dönemler yönünden cezai şart talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacı tarafça, 20.06.2013 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile bayilik sözleşmesinin uygulanmaya başladığı 17.08.2011 tarihinden itibaren 31.05.2013 tarihinde kadar eksik alıma dayalı cezai şartın ödenmesi  talep edilmiş ise de bu ihtarın dönem başlamadan keşide edilmesi gerekirken  ikinci dönem içinde gönderildiği ve Eylül 2013 - Eylül 2014 tarihlerini kapsayan üçüncü dönemin başında yine bir ihtirazı kayıt ileri sürülmeden davalıya mal verildiği anlaşılmakla mahkemece üçüncü dönem yönünden de cezai şart talebinin reddine karar verilmesinde  isabetsizlik yoktur.  Davacı tarafından Eylül 2014'te başlayan dördüncü dönem içinde davalıya gönderilen 12.11.2014 tarihli ... yevmiye numaralı yazıda, 121.533 TL ürün borcunun, vade farkının ve cezai şartın ödenmesi, ödenmediği takdirde teminat mektuplarının paraya çevrilerek borçlarına mahsup edileceği ve sözleşmenin feshedileceği hususları ihtar edilmiş, Kadıköy 2. Noterliğinin 06.02.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile de sözleşmeye aykırı davranılması, uzun süreden beri ürün satın almaması ve taahhütlerini ihlal etmesi sebepleriyle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davacı tarafça feshedilmiştir.  Sözleşmenin sona ermesi ile sözleşmeye bağlı taahhütler sona erecek olup, sözleşmenin feshinden sonra kalan süre için  taahhüt edilen satış gerçekleşmediğinden bahisle cezai şart talep edilmesi mümkün değil ise de somut olayda bayilik sözleşmesi, ürün bedellerinden doğan alacağın ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça haklı sebeple sona erdiğinden davacı, Eylül 2014-06.02.2015 tarihleri arasındaki son dönem için asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep etmekte haklıdır. Davalının yıllık 1.464 ton ürün alımı yapacağına ilişkin taahhüdüne göre son dönem yönünden sözleşmenin yürürlükte kaldığı 5 aya isabet eden taahhüt miktarı  610 tondur. Dosyada mevcut kayıtlara göre davalı, Eylül 2014-06.02.2015 tarihleri arasında 23,78 ton alım yapmış olup, buna göre eksik alınan akaryakıt miktarı 586,22 tondur. Ton başına cezai şart tutarı 100,00 USD olarak kararlaştırıldığından son dönem için eksik alınan ürün itibariyle cezai şart tutarı 58.622 USD'dir. Ancak davacı tarafça fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000 USD talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak cezai şart alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Diğer yandan cezai şartın tamamına hükmedilmesinin davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususunun eldeki davanın kısmi dava olarak açılmış olması ve hüküm altına alınan cezai şart miktarı nazara alındığında bu aşamada araştırılmasına gerek görülmemiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2022 tarih 2021/5034 Esas - 2022/9292 Karar sayılı ilamı)HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından  hükmün istinaf edilmeyerek kesinleşen yönleri tekrar edilmek suretiyle Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,\t<br>Davanın KISMEN KABULÜ ile <br>1-34.184 TL ariyet bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine , <br>2-10.000 USD cezai şart bedelinin, fiilen ödeneceği günkü TCMB  efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Gayri maddi hak bedeline yönelik talebin REDDİNE,<br>4-Alınması gereken 4.179,47 TL karar harcının davanın başında yatırılan 1.471,81TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.707,66 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 1.471,81 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvurma harcı 232,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.300,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 7.559,70 TL yargılama giderinin davanın kabul oranı gözetilerek 5.367,38 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davalı tarafından yapılan 650,00 TL yargılama giderinin davanın ret oranı gözetilerek 188,50 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 25.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>10-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi gereği karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa iadesine,<br>11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;<br>a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, <br>b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı  220,70 TL, posta ve tebligat gideri 154,50 TL olmak üzere toplam 375,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\t<br>12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  20/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cb917396279c5ce","SID":"b1e4b972a4d356ec"}}