{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:25/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ:14/10/2025<br>DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:25/12/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin ara kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar; davalı kooperatifin ortakları olduğunu, 29.06.2025 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda görüşülen ve karara bağlanan 4. gündem maddesinin kooperatifin mülkiyet haklarını ve ortakların kazanılmış haklarını ihlal ettiğini, bu maddenin kooperatif yönetim kurulu ile yüklenici firma arasındaki sözleşmeye göre yapılan anlaşmanın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 52. maddesine aykırı olduğunu, sözleşmenin feshine ilişkin şartların tamamen kooperatif üyelerinin zararına olduğunu ve kooperatif mal varlığının haksız yere elden çıkarılması niteliğinde olduğunu, bu tür kararların Kooperatifler Kanunu'nun 52. maddesine göre nitelikli çoğunluk ile alınması gerektiğini, toplantıya katılan üye sayısının 147 olmasına rağmen gerekli olan asgari toplantı ve karar alma sayısının 198 olduğunu, dolayısıyla 29.06.2025 tarihli olağanüstü genel kurul kararının Kanun hükmüne aykırı alındığını, genel kurulda alınan kararların kooperatif ortaklarının büyük bölümünün menfaatlerine aykırı olduğunu, bu kararların uygulanması halinde geri dönüşü imkansız mülkiyet devri işlemlerinin gerçekleşeceğini, kooperatifin ciddi maddi yükümlülük altına gireceğini ve ortaklar açısından telafisi güç zararlar doğacağını, mevcut müteahhit firma ile yeni anlaşma sağlanması durumunda kooperatif mülkiyetinde bulunan taşınmazların tamamının bedelsiz devredilmesine karar verildiğini, yüklenici firma ile yapılan sözleşmeye aykırı olarak kooperatifin zarara uğratıldığını, kooperatifin amacı olan ortakları konut sahibi yapma hedefiyle bağdaşmadığını, toplantı çağrı yazısının usulüne uygun yapılmadığını, gündem maddesinin açık olmadığını, teknik ve mali analiz sunulmadığını, karara karşı muhalefet şerhi sunulmasına rağmen dikkate alınmadığını, müteahhit firma lehine sonuçlar doğuran bu anlaşmanın üyelerin menfaatine uygun araştırmalar yapılmadan aceleyle kabul ettirildiğini, kararın iptaline ve bu karara dayanılarak yapılacak her türlü işlemin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Mahkemece 25/07/2025 tarihli ara karar ile; \"davacılar vekilinin tedbir talebinin kabulü ile; davalı kooperatif yönetim kurulunun 29/06/2025 tarihli 4 numaralı yönetim kurulu kararlarının tedbiren yürütmesinin durdurulmasına,\" karar verilmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili;  İhtiyati tedbir talep eden tarafın HMK 390. Maddesine göre davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olması gerektiğini, mevcut davada dava dilekçesi ve deliller birlikte değerlendirildiğiride tedbir isteyenin kısmen de olsa haklı çıkacağı anlaşılamadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık dosya kapsamında cevap dilekçesi ve deliller incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere yargılamayı gerektiren, HMK 27 maddesi gereği hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde değerlendirilme yapılması gereken nitelikte bir uyuşmazlık olduğunu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların hiçbirisinin ihtiyati tedbir verilmeye uygun şekilde yaklaşık ispat edecek nitelikte delil de henüz ibraz olunmadığını, kooperatif genel kurulunda alınan kararlar üyelerin ortak menfaatleri doğrultusunda ve çoğunluğun iradesiyle alınmıştır. Bu kararların uygulanmasının derhal durdurulması halinde, inşaat süreci ve kooperatifin ekonomik dengesi ağır biçimde sekteye uğrayacağını, hem kooperatif ortaklarının mağduriyetine hem de ciddi mali kayıplara yol açacağını, oysa davacıların ileri sürdüğü zarar ihtimali soyut iddialardan ibaret ve belgelere dayanmadığını, ihtiyati tedbir kararı ile davacıların iddia ettiği olası zararlardan çok daha ciddi sonuçlar doğuracağını, kooperatif üyelerinin büyük çoğunluğunun menfaatine açıkça aykırı olacağını, HMK'nın ilgili hükümleri uyarınca somut delilere dayanması gereken talepler huzurdaki dosya içerisinde varsayımlardan öteye gitmediğini, dosya kapsamında sunulacak olan cevaplar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde bu durum açıkça ortaya çıkacağını, bu nedenlerle ihtiyati tedbir koşulları somut olayda bulunmadığından ve tedbir kararı verilmesi halinde asıl mağduriyetin kooperatif ortakları üzerinde doğacağından, mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması, hem kanunun aradığı koşulların bulunmaması hem de kooperatif ortaklarının menfaatlerinin korunması açısından önemli olduğunu, davacıların lehine verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının, htiyati tedbirin şartları oluşmadığından, kooperatif ortaklarının menfaatine aykırı sonuçlar doğurduğundan ve telafisi imkânsız zararlar yaratacağından dolayı kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece verilen 14/10/2025 tarihli ara karar ile; \"Kooperatif üyesi davacılar tarafından, Kooperatifin 29.06.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın iptali için dava açıldığı, talep uyarınca Mahkememiz ara kararı ile davaya konu genel  kararının  yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, ihtiyati tedbir kararına davalı yanca itiraz edildiği anlaşılmıştır.<br>Kooperatifin celp edilen ticari kayıtları ve 29.06.2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağının tetkikinden; davaya konu kararın nispi çoğunlukla alındığı, ancak kararın niteliğine göre KK 52. maddesi uyarınca nitelikli çoğunluğun oyunun gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, bu haliyle  6100 Sayılı HMK'nın 389/., 390/3 maddesi hükmüne göre Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla 14.10.2025 tarihli duruşmada ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Ara karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, ancak ihtiyati tedbirin, ancak ivedilikle telafisi imkânsız bir zararın doğma ihtimali mevcutsa ve esas davada haklılık ihtimali ciddi biçimde ortaya konulmuşsa uygulanabilecek istisnai bir koruma tedbiri olduğunu, somut olayda böyle bir durumun bulunmadığını, bilindiği üzere ihtiyati tedbir talep eden tarafın, HMK 390. Maddesine göre davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek durumunda olduğunu, mevcut davada dava dilekçesi ve deliller birlikte değerlendirildiğinde tedbir isteyenin kısmen de olsa  haklı  çıkacağının anlaşılamadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dosya kapsamında cevap dilekçesi ve deliller incelendiğinde de açıkça görüleceği üzere yargılamayı gerektiren, HMK 27 maddesi gereği hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde değerlendirilme yapılması gereken nitelikte bir uyuşmazlık olduğunu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların hiçbirisinin ihtiyati tedbir verilmeye uygun şekilde yaklaşık ispat edecek nitelikte delilin de henüz ibraz olunmadığını, öncelikle; kooperatif genel kurulunda alınan kararların üyelerin ortak menfaatleri doğrultusunda ve çoğunluğun iradesiyle alındığını, bu kararların uygulanmasının derhal durdurulması halinde, inşaat süreci ve kooperatifin ekonomik dengesinin ağır biçimde sekteye uğrayacağını, hem kooperatif ortaklarının mağduriyetine hem de ciddi mali kayıplara yol açacağını, kaldı ki olağanüstü genel kurulda 4 numaralı madde ile alınan karar, içeriğine konu inşaat sözleşmesinde yer alan \"sözleşmenin feshi\" ve \"anlaşmazlıkların halli\" başlıklı 15 ve 17. Maddelere uygun olduğunu, 14.03.2019 tarihli inşaat sözleşmesinin 15 ve 17. Maddelerinde sözleşmenin tek başına fesholunamayacağı ve anlaşmazlıkların öncelikle görüşme, akabinde hakem yolu ile çözüleceği en son dava yoluna gidileceği hükme bağlandığını, bu sözleşme de belirtilen dönemdeki yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ... tarafından imzalandığını, yine söz konusu inşaat sözleşmesinin görüşüldüğü genel kurulda sözleşmenin imzalanmasına oy birliği ile karar verildiğini iş bu davanın davacıları da yapılan oylamada kabul oyu kullandıklarını, bu kapsamda bakıldığında, kendi kabul oyları ile imzalanan sözleşmede yer alan hükümlerin uygulanması amacıyla alınan olağanüstü genel kurul kararının iptali için davacıların ileri sürdüğü zarar ihtimali soyut iddialardan ibaret olduğunu ve belgelere dayanmadığını, ihtiyati tedbir kararı ile davacıların iddia ettiği olası zararlardan çok daha ciddi sonuçlar doğuracağını, kooperatif üyelerinin büyük çoğunluğunun menfaatine açıkça aykırı olacağını, HMK'nın ilgili hükümleri uyarınca somut delilere dayanması gereken taleplerin huzurdaki dosya içerisinde varsayımlardan öteye gitmediğini, dosya kapsamında sunulacak olan cevaplar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, ihtîyatî tedbir kararının, kendisinden beklenilen hukuki koruması bir yana hakkaniyete aykırı şekilde ölçüsüz mağduriyet yarattığını, telafisi imkânsız zarar koşulunun yalnızca davacılar yönünden değil, davalı kooperatif ve tüm üyeler yönünden doğacağını, çünkü projelerin durması halinde üyelerin konut edinme süreçlerinin gecikeceğini, maliyetlerin artacağını, kooperatifin itibarı ve finansal dengesinin zarar göreceğini, davacıların, olası şahsi husumetleri sebebiyle huzurdaki davayı ikame ettikleri sabit olan davacıların, TMK md 2 dürüstlük kuralına aykırı şekilde ikame ettikleri dava sebebiyle mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmaya devam olunmasının, diğer kooperatif üyelerinin aleyhine ekonomik zararlar doğuracağını, bu nedenlerle, ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda bulunmadığından ve tedbir kararı verilmesi halinde asıl mağduriyetin davacılar da dahil olmak üzere kooperatif ortakları üzerinde doğacağından, yerel mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, hem kanunun aradığı koşulların bulunmaması hem de kooperatif ortaklarının menfaatlerinin korunması açısından önemli olduğunu beyanla Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E sayılı dosyasının 14.10.2025 tarihli ara kararı ile usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan ihtiyati tedbirin kaldırılması taleplerine ilişkin red kararının ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Talep, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair ara karara yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması isteminden ibarettir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine  karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 25/12/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2f304ac91b3e851","SID":"2b21719453bb7667"}}