{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/1491 <br>KARAR NO\t\t: 2026/99<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/05/2024<br>NUMARASI\t: 2023/655 Esas - 2024/293 Karar<br><br>DAVACI \t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI \t: ... (T.C. NO:...) - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - ...<br><br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/11/2023<br><br>KARAR TARİHİ\t\t: 22/01/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 09/02/2026<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, Sakarya 1. İcra Dairesi'nde 2023/14147 Esas sayılı icra takip dosyası ile davacı ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığını, takip dayanağı olarak, 27/07/2023 düzenleme tarihli, 151.000,00-TL değerinde ve 27/07/2023 düzenleme tarihli 150.000,00-TL değerinde senet gösterildiğinin, ancak davacının talip alacaklısına dayanak olan 150.000,00-TL bedelli senet yönünden bir borcu bulunmadığının, davacının davalıya sadece 151.000,00-TL borcunun olup bu borcu 13 ziynet altın karşılığı kendisine verildiğinin, borcun kaynağı olarak gösterilen diğer senedin aldatma - hile yoluyla davacıdan alınmış olup, güve ve iyi niyet ilişkisi nedeniyle davacının kandırıldığının, tüm bu nedenlerle; davacının maddi durumunun yetersiz olması sebeplerinden ötürü teminatsız olarak, aksi takdirde ödeme güçlüğü nedeniyle takdir edilecek bir orandaki teminat ile icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, davacının 27/07/2023 düzenleme tarihli, 10/08/2023 vade tarihli, 150.000,00-TL bedelli senet yönünden borçlu olmadığının tespiti ile Sakarya 1. İcra Dairesi'nde 2023/14147 Esas sayılı icra takibinin talepleri yönünden iptalini, icra dosyası üzerinden yapılan haciz işlemlerinin kaldırılmasını, davalının haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması nedeni ile %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Sakarya 1. İcra Dairesi 2023/14147 Es. Sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra dosyasının alacaklısı olduğunu, davacı ... ise işbu dosyada borçlu sıfatında olduğunu, davalı müvekkilin inşaat işçisi olduğunu, yıllardır biriktirdiği altınları ile ev sahibi olmak istediğini, uzun yıllardır uygun arsa arayışı içinde olması nedeniyle çevresinin bu durumdan haberdar olduğunu, davalı müvekkilin 2022 yılı Aralık ayında bir tanıdığı vasıtasıyla davacı ile tanıştırıldığını, davacı ...'ün, babasından miras kalan Sakarya ili Erenler ilçesi Tepetarla Mevkii ... parsel nolu iştirak halinde malik olduğu taşınmazı olduğunu,  hisseleri diğer mirasçılardan satın alacağını, taşınmazı tüm hisseleriyle davalıya devredeceğini söylediğini, aradan biraz zaman geçince de taşınmazı kat karşılığı vermek istediğini söylediğini, davalının bu arsada 3 katlı taşınmaz yapılabileceğini, bir dairenin kendisine iki adet dairenin davalıya verilmesine karşılık bu taşınmazın kat karşılığı müteahhitlik işlerini davalıya vereceği şeklinde sözlü olarak anlaştıklarını, davalı müvekkilin amacının yıllardır kirada oturduğundan ev sahibi olmak istemesi olduğundan ve yıllardır inşaat sektöründe çalıştığından birikimleri ve tecrübesiyle, inşaat işçisi tanıdıkları da olması sebebiyle 3 katlı daireyi bitirebileceğini düşündüğünün ve ikinci teklifi de kabul ettiğinin, davacının Ocak 2023 itibariyle iki kardeşinin miras hissesini vermediğini, 200.000 biri, 200.000 TL biri olacak şekilde toplam 400.000 TL para istediklerini, başka türlü imzaya gelmeyeceklerini, davacının bu parayı mirasçılara verecek durumu olmadığından davalıdan talep etmesi üzerine, davalı müvekkilin taşınmaz alımı için evde biriktirdiği tüm altınlarını davacıya bir torba içerisinde ... huzurunda davacıya teslim ettiğini, iki adet mirasçının talep ettiği rakamı tamamen karşılayamasa da büyük kısmını altın olarak kapora vermesine rağmen davacı tarafından bir türlü taşınmaz intikal ve hisse devir işlemlerinin başlatılmaması nedeniyle davalı müvekkil elden teslim ettiği altınlarını bir daha geri alamayacağını, dolandırıldığını düşünmeye başladığını, bunun üzerine davacıya ulaşmaya çalışmış ancak davacı sürekli davalı müvekkili oyaladığını, bir türlü resmi işlemleri başlatmadığını, davalı müvekkilin kendisine teslim ettiği altınları da talep etmesi üzerine bir türlü geri vermediğini, davalı müvekkilin teslim ettiği altınları geri alamayacağını düşünmeye başladıkça tedirgin olmuştur ve davacıya ulaştığı ilk anda verilen altınlara karşılık gelen 2023 temmuz ayı altın fiyatlarına göre 301.000 TL'yi alabilmek için iki adet bono istediğini, bonolardaki rakamların birbirinden farklı olmasının sebebi de altınların gramına karşılık gelen miktarın küsuratlı olduğunu, davacı tarafın hile ile rakamların yanlış yazıldığı iddiasıyla yeniden senet alındığı iddiası karşısında, iki senet arasında 1000 TL fark göründüğünü, 1.000 TL daha az rakamla davalının zorla senet imzalattırması iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle aynı konu nedeniyle iki adet bono alındığı iddiası asılsız olup hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, senet rakamlarının yanlış yazıldığı iddiasıyla hile ile kandırarak ikinci senet imzalatılması durumunda iki adet bononun bedel miktarının aynı olması gerektiğini, ödeme tarihi gelmesi üzerine davacı tarafından davalının uğramış olduğu zararların ödenmemesi üzerine davalı müvekkil elindeki bonolar ile alacağının tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 31.08.2023 tarihinde  Sakarya 1. İcra Dairesi 2023/14147 Es. Sayılı takibin başlatıldığının, davacı tarafın Ocak 2023 'te hissedarların talep ettiği paranın büyük kısmını davalı müvekkilden almasına rağmen arsa veraset intikal ve hisse devir işlemlerini başlatmadığını, dava dilekçesinin ekindeki veraset intikal evraklarından ve tapu kayıtlarından anlaşılacağı üzere Ağustos 2023 tarihinde veraset intikal işlemleri yapıldığının ve taşınmaz halen hisseli olduğunu, müvekkilinin iki kardeşinin hisseleri için verdiği miktarın kardeşlerine verilmediği, halen kardeşlerinin miras hisseleri oranında taşınmazda hissedar bulunduğu, müvekkilin, hisselerin devri için davacıya vermiş olduğu bedelin davacı tarafından harcandığı, davacının iyi niyetli olmadığını, davacı tarafın davalı müvekkili kat karşılığı inşaat yapılması vaadiyle kandırarak birikimlerini kendi menfaatine harcadığını, yıllardır kiracı olan davalı müvekkil bir daire sahibi olma amacıyla girdiği bu anlaşmadan kandırılarak, dolandırılarak zarara uğratıldığını, davacının, davalının ev sahibi olmak için biriktirdiği altınları harcamış, malvarlığını artırmış, davalıyı maddi ve manevi zarara uğrattığını, hatta söz konusu taşınmazın Aralık 2022 tarihi için 900.000 TL karşılığında satın alınması kararlaştırıldığını, davalı müvekkilinin eksik kalan bedeli tamamlayabilmek adına Erzurum'daki kardeşinin hayvanlarını sattırdığını, ancak taşınmaz alınamadığı ve aradan aylar geçtiği için satılan hayvanlar da enflasyondaki hızlı değişimler nedeniyle aynı bedelle geri alınamadığını, davacının davalının kardeşini dahi dolaylı olarak zarara uğrattığını, tüm bu nedenlerle; huzurdaki dava kambiyo senedinden doğan borçtan sorumlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu, bu durumda HMK m.201 uyarınca senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunmakta olup davacı tarafça bu ispata yarar hukuka uygun yazılı bir delil de ibraz edilmediğini, dava konusu iddianın senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırmaya veya azaltmaya yönelik bir iddia olduğundan ancak yazılı şekilde ispatının mümkün olduğunu, ayrıca davacının, davalı müvekkilin tüm birikimini taşınmaz satış vaadiyle elinden almış olup, işbu dava ile icra inkar tazminatı talebinde de bulunarak davalıyı zarara uğratma amacı taşımakta olduğunu, sebepsiz zenginleşmesinin yanı sıra haksız kazanç elde etmeye de çalışmakta olduğunu, bu nedenlerle haksız, mesnetsiz davanın reddini, davacının işbu davayı açmakta kötü niyetli olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Açılan davanın REDDİNE,<br>2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senetin, davalı tarafından davacıya \"hile\" ile imzalatıldığını ve icra takibine konulduğunu; hile iddialarının tanık, davalı beyanları ve sair delillerle açıkça ispatlandığını, davalı tarafın; senetlerin ödeme günlerini 03/08/2023 ve 10/08/2023 olarak düzenleyerek her iki senedi de farklı ilişkilerden doğan senetlermiş gibi göstermeyi, dolayısıyla da hukuk dışı faaliyette bulunmayı amaçladığını, bu olaylar neticesinde kasıtlı bir hilenin olduğunun çok net bir şekilde görüldüğünü, söz konusu \"hile\" iddialarının, HMK'nın 203/1-ç bendi gereğince tanıkla ispatlanabileceğini, davalı tarafın; davacıyı kandırarak ikinci senedin imzalanmasını sağladığını daha sonra ise senetlerin üzerindeki bilgileri iki farklı senet gibi gösterecek düzenlemeleri yaptığını, bunun sonucunda da davacının kendisine 2 katı şekilde borcunu ödemesini sağlamaya çalıştığını, davacının; davalı/alacaklıya sadece 151.000-TL borcunun olduğu, bu borcun 13 ziynet altın karşılığı kendisine verildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iki senedin de düzenleme tarihi aynı olmakla vade tarihlerinin ve bedellerinin farklı olduğunu, farklı iki senet olduğu, aynı alacağa ilişkin mükerrer senet olmadıklarının açık olduğunu, davacının her türlü iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa ait olduğunu, davacı yanın iyi niyetli olmadığını, davacı borcun bir kısmını reddetmekle beraber borcu kabul ettiği miktara ilişkin dahi halen ödeme yapmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 tarih, 2023/655 Esas - 2024/293 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının iddiasına göre davacı ile davalı arasında 13 adet ziynet altını karşılığı borç ilişkisi olduğunu, anılan altınların davacının da paydaşı olduğu taşınmazda kat karşılığı inşaat yapılması için diğer paydaşların paylarının satın alınması için davacıya verildiği, anılan borca karşılık davacının 27.07.2023 tanzim tarihli 151.000,00 TL bedelli 03.08.2023 ödeme tarihli bononun düzenlendiğini, daha sonra davalının senet bedelinin rakam kısmının yanlışlıkla 151 TL yazıldığını, bu nedenle bedelin yanlış olması nedeniyle davalının kendisine ulaşarak senedin yırtılıp atıldığı, 150.000,00 TL bedelli yeni senet tanzim edilmesinin istendiği, davacının tanık ... tarafından getirilen senedi imzaladığını, ancak davalının ilk senedi yırtmadığı gibi iki senedi de takibe koyduğunu, bu şekilde ikinci senedin hile ve aldatmayla alındığını, düzenlenen dava konusu 2. Senet olan 27.07.2023 tanzim tarihli 10.08.2023 ödeme tarihli düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan 150.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği; davalının verdiği cevapta davalının davacıya verdiği altın bedelinin tanzim tarihi itibariyle 301.000,00-TL olduğunu, bunu davacının iki taksitte ödemek istemesi üzerine iki senedin de düzenlendiği, davacının iddiasının asılsız olduğundan davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Davaya konu ... bakımından davacı yanın iddialarının \"aldatma\" (=hile) kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>Dava ve takip konusu bononun keşide ve vade tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi bononun unsurlarını göstermiş, 778. maddesi ise mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelere ilişkin bir kısım hükümlerin bonolar için de uygulanacağını belirtmiştir. <br>Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır (6102 sayılı TTK m.645 ve Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2.b., Ankara 1997, s.975; Kınacıoğlu, N.: Kıymetli Evrak Hukuku, 5.b., Ankara 1999, s.247). Bononun keşidecisi, bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir vaadde bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Öztan, s.173; Poroy, R./Tekinalp, Ü.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 15.b., İstanbul 2001, s.25). <br>Bonolar kural olarak, birer kredi vasıtasıdır. Aksine sözleşme veya âdet bulunmadıkça edimlerin aynı anda ve karşılıklı olarak ifa edilmesine ilişkin genel ilkenin (TBK m.96) bir istisnası olarak, alt hukuki ilişkinin karşı edimini alan borçlu, para borcunu derhal ödemek yerine bir bono düzenleyerek karşı âkide verebilir. Hatta bu ödemeleri taksitler hâlinde ve ardışık vadelerde düzenlediği bonolara bağlayabilir. Böylelikle bono, keşidecisine ödeme konusunda zaman kazandırırken, lehdarına da ciro suretiyle ticari ilişkisini sürdürmek olanağı sağlar. Uygulamada bonoların teminat amacıyla da düzenlendiği görülmektedir. Gerçekten de taraflar arasındaki alt ilişkiden bir borç doğup doğmayacağı ve doğacaksa bunun tutarının ne olduğunun belli olmadığı hâllerde dahi taraflar bono düzenleyebilir ya da mevcut bir bonoyu bu amaçla ciro edebilirler (6102 sayılı TTK m.689). Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim bono metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehdarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir; lehdar dışındaki kambiyo alacaklılarına karşı teminat iddiası ise, bunlar bonoyu kötü niyetle veya ağır kusur ile iktisap etmiş olmadıkça, ileri sürülememektedir (kıyasen TTK m.680). <br> Türk hukuk öğretisinde kambiyo senetlerinin içerdiği hakkın doğumu konusundaki baskın görüş sözleşme teorisi ile açıklanmakta, bu da güven ilkesi ile desteklenmektedir. Bu teoriye göre kambiyo senedinin düzenlenmesi ile içerdiği hak derhal vücut bulmaz, borcun doğumu için ayrıca senedin borç altına girmek kastıyla lehdara da verilmesi yani teslime ilişkin bir de ayni sözleşmenin mevcudiyeti gerekir (Bozer, A./Göle, C.: Kıymetli Evrak Hukuku, 7.b., Ankara 2017, s.21; Yılmaz, A.L.: Kambiyo Senetlerinde Def’iler, İstanbul 2007, s.51; Öztan, s.106; Kınacıoğlu, s.30 vd.). <br>Öte yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 659’uncu maddesi hukuki görünüş teorisinin de göz önünde tutulacağını ifade etmektedir. Bu açıklama ve düzenlemelerden varılan sonuç, Türk hukuku bakımından kambiyo senedinin içerdiği hakkın doğumu noktasında, somut olayın özelliklerine göre teorilerin bir arada değerlendirilmesi gerekliliğidir. <br>Kambiyo sözleşmesinin kurulması Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri gereği karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin açıklanması ile mümkündür. İradelerin açıklanması ve sakatlanması konusunda da aynı Kanunun hükümleri dikkate alınır. <br>Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin aldatması (hilesi) sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz (6098 sayılı TBK m.36). EREN’e göre bir kimseyi bir irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için, onda kasten yanlış bir kanaat uyandırma veya esasen mevcut olan yanlış kanaati koruma ya da sürdürme fiiline aldatma denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.414; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.452; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.93 vd.). <br>Aldatma (hile) bir fiille gerçekleştirilebilir. Bu fiil aktif bir hareket olabileceği gibi pasif bir davranış, bir kaçınma hâli ya da susma da olabilir (Eren, s.415; Oğuzman/Öz, s.94; Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/Serozan/Arpacı, s.453). Aldatma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak tanık deliline başvurulmasına cevaz vermiştir (6100 sayılı HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (6100 sayılı HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297; Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.; Erdönmez, G.: Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.1857). <br>Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı; kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-897 esas 2018/464 karar sayılı ilamı)       <br>Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler çerçevesinde somut ... değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında 13 adet altın borç verme ve bu borca karşılık bono düzenlenmesine karar verildiği tarafların kabulündedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2023/14147 esas sayılı dosyasına konu edilen iki senetten davaya konu edilen 27.07.2023 tanzim tarihli 10.08.2023 ödeme tarihli düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan 150.000,00 TL bedelli bononun da bu kapsamda düzenlenip düzenlenmediği noktasındadır.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-897 esas 2018/464 karar sayılı ilamı) anlaşılmaktadır. Yine bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için, onda kasten yanlış bir kanaat uyandırma veya esasen mevcut olan yanlış kanaati koruma ya da sürdürme fiiline aldatma denir (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.414; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.452; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.93 vd.). <br>Dosya kapsamında mahkemece dinlenen tanıklardan ...’nun beyanlarına göre; anılan tanığın her iki tarafı da tanıdığı, tanığın taraflar arasındaki taşınmaz devir işlemlerinden de haberdar olduğu, davaya konu edilen 27.07.2023 tanzim tarihli 10.08.2023 ödeme tarihli düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan 150.000,00 TL bedelli bononun tanık huzurunda imzalandığı tanığın beyanlarından anlaşılmaktadır. Tanıklardan ... de davacı ile tanık Sıddık’ın tanık ...’nin büfesinde bir senet imzaladığı hususunu doğrulamış, bu şekilde tanık ...’ın bononun tanzimine bizzat şahit olduğu yönündeki beyanları doğrulanmıştır. Tanık ...’ın beyanlarına göre; davalının önceki senedin geçersiz olduğundan yeni bir senet verilmesini davacıdan talep ettiği, önceki senedin davacıya iade edileceğinin davalı tarafından söylendiği, bu şekilde davacının aynı borç için ikinci bir bono tanzim etmesinin sağlandığı, ancak davalının önceki senedi de iade etmediğini beyan ettiği görülmüştür. Bu şekilde davacının ilk senedin geçersiz olması nedeniyle iade edeceğini bunun yerine yeni senet düzenlenmesini talep etmesi ve geçersiz olduğunu beyan ettiği senedi, ikinci senedin tanziminden sonra iade etmemesi şeklinde eyleminin, “bir kimseyi bir irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için, onda kasten yanlış bir kanaat uyandırma” (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.414; aynı yönde Kocayusufpaşaoğlu, N./Hatemi, H./Serozan, R./Arpacı, A.: Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C.I, 6.b., s.452; Oğuzman, M.K./Öz, M.T.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3.b., İstanbul 2000, s.93 vd.) şeklindeki aldatma eylemini oluşturduğu anlaşıldığından ve davacının bu iddiasını birbirini doğrulayan tanık beyanlarıyla ispat ettiği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>2004 sayılı yasanın 72/5. maddesine göre; menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Bu nedenlerle davalının aldatma ile dava konusu senedi aldığı yukarıda açıklandığından davalı alacaklının 150.000,00 TL yönünden takipte kötü niyetli olduğu anlaşıldığından bu bedelin %20’si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 tarih, 2023/655 Esas - 2024/293 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ ile, davacının Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2023/14147 esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, <br>b-2004 sayılı İİK'nın 72-(5) maddesi uyarınca dava değerinin %20'i oranında hesaplanan 30.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-Alınması gerekli 10.246,50-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.561,63-TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.684,87-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>ç-Davacının yaptığı toplam 602,50-TL yargılama giderinin 2.561,63-TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>f-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>g-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 268,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.437,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, <br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br> *Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır.<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f67eb74aa24929c","SID":"f9e46870a8e63ad0"}}