{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM  <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/2425 <br>KARAR NO: 2026/65<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/06/2025<br>NUMARASI: 2024/950 Esas -  2025/567 Karar<br>DAVANIN KONUSU: ... Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait, davalıya... sigortalı  ... plakalı özel halk otobüsünün 14/07/2018 tarihinde 23:30-00:00 saatlerinde, ... idaresinde Kadıköy-Yenidoğan seferini yaparken aracın altının hemzemin geçide çarpması, karter kapağının delinmesi ve yağın boşalması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini, kaza nedeniyle araçta değer kaybı ve müvekkilinin kazanç kaybı oluştuğunu, davalıya  ... numaralı 12/05/2018-12/05/2019 vadeli ... sigortası kapsamında başvuru yapıldığını ve... numaralı hasar dosyası oluşturulduğunu, ancak hasarın belirtilen şekilde oluşmadığı, bu nedenle zararın giderilemeyeceğinin  bildirildiğini, ancak kazanın poliçe kapsamında olduğunu ileri sürerek  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araçta meydana gelen hasar için 1.000-TL ve değer kaybı ve kazanç kaybı için 1.000-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 23.09.2020 tarihli dilekçesi ile talebini 139.551,15-TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru nedeniyle müvekkili şirket nezdinde hasar dosyasının açıldığını, eksperin değerlendirmesine göre de hasarın meydana geliş şekli ile hasarın uyumsuz olduğunu, bu nedenle davacının taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkili şirketin değer kaybı ve kazanç kaybından sorumlu olmadığını, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yersiz olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''....tüm dosya kapsamı, denetime elverişli görülen bilirkişi ek ve kök raporu bir arada değerlendirildiğinde; ddava konusu araçtaki hasarın, aracın arka alt kesiminin alt geçit zeminine çarpması sonucu meydana gelmiş olduğu, maliyeti yüksek motor hasarının meydana gelmesinde, çarpma olayının yanı sıra çarpma esnasında aracın alt kartelinin delinebileceğini ön görmeyip, çarpmadan hemen sonra aracı durdurarak zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması amacıyla gerekli kontrolleri yapmayan, gösterge panelinde yağ ikazı yanana kadar seyrini sürdüren davacı tarafa ait araç sürücüsünün özensiz ve tedbirsiz davranışlarının etken olduğu, ilk çarpma sonucu ortaya çıkan hasarın KDV dahil 11.964,54-TL olduğu, sürücünün gerekli kontroleri yapmaması vc gösterge panelindeki ikazlara uymaması sonucu artan hasar tutarının ise KDV dahil 127.586,61-TL olduğu, Emniyet Müdürlüğünün 27.01.2021 tarihli yazı ekinde yer alan görüntülerin incelenmesinde kazanın gerçekleştiği yerde trafik ışıklarının olduğu ve davacının iddia ettiği şekilde araç sürücüsünün 700 metre uzunluğundaki bir mesafede durmasını engelleyecek fiziki imkansızlığın ya da trafik akışının olmadığı, bu haliyle davalı tarafın yalnızca ilk hasardan sorumlu olacağı, isteğe bağlı sigorta türü olan...sigortalarında, taraflar arasında değer kaybını ve kazanç kaybını teminat altına alan özel bir şart düzenlenmemiş ise oluşacak zarardan sigorta şirketinin bir sorumluluğundan bahsedilmeyeceği, buna göre değer kaybı ve aracın tamir süresince kullanılmamasından kaynaklanan kazanç kaybının (araç mahrumiyeti zararı) gerçek (doğrudan) zarar kapsamında olmayıp, dolaylı zararlardan bulunması nedeniyle sigorta teminatı kapsamında olmadığı'' gerekçesiyle;Davanın KISMEN KABULÜ ile 11.964,54 TL hasar tazminatı bedelinin 17.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, değer kaybı, kazanç kaybı ve fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,  karar verilmiştir.Karara karşı  davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/1674 Esas - 2024/1892 Karar ve 21/11/2024 tarihli kararla; \"Dava, ... sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Mal sigortaları türünden olan... sigorta poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1. maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Mülga TTK'nun 1293. maddesinde kara sigortaları bakımından sigorta ettirenin tedbir alma mükellefiyeti düzenlenmiştir. Buna göre sigorta ettiren zararı önlemeye ve hafifletmeye yarayacak tedbirleri almakla mükelleftir. Tedbirin alınmaması halinde anılan maddenin son fıkrasında Mülga TTK'nun 1292/son fıkrasına atıf yapılmaktadır. Bu durumda ise sigorta ettiren gerekli tedbirleri almamış ise, eğer kasıtlı olarak bu şekilde davranmışsa sigorta tazminatını isteme hakkını yitirecek, kusuru ihmal derecesinde olursa,ihmalin ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğu sigorta bedelinden indirime gidilecektir. Paralel düzenleme... Genel şartları B-2 de de yer almaktadır.Yine TTK'nun 1429. maddesine göre, sigortacı aksine sözleşme yoksa sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararların tazmin ile yükümlüdür.Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacı ile bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. Anılan Yasa'nın 1448.maddesi ise sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise kusurun ağırlığına göre tazminattan bir indirim yapılır.( Bkz. Yargıtay 17. HD'nin 2020/1994 Esas, 2021/1396 Karar; 2016/20277Esas, 2017/11132 Karar sayılı ilamları)Somut olayda, yerel mahkemece, bilirkişi rapor ve ek raporu doğrultusunda, hemzemin geçide ilk çarpma anında oluşan hasar ile aracın çarpma sonrası hareket ettirilmesi sonucu oluşan ikinci hasar  (artan hasar) ayrımı yapılarak, ikinci yani artan hasara gerekli kontrolleri yapmayan, gösterge panelinde yağ ikazı yanana kadar seyrini sürdüren davacı tarafa ait araç sürücüsünün özensiz ve tedbirsiz davranışlarının etken olduğu, davalı sigorta şirketinin sadece ilk çapma sonucu oluşan hasardan sorumlu olduğu, artan hasardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.Yukarıda izah edilen... Sigortası hükümlerine göre,  sigortalının rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep olup olmadığı, sigortacının tazminat borcundan kurtulup kurtulmayacağı,  sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlem alma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, bu durum sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise dosya kapsamında bilirkişi  heyetinden ek rapor alınarak tespit edilecek kusurun ağırlığına göre tazminattan bir indirim yapılıp yapılmayacağı irdelemeden, yazılı olduğu gibi karar verilmesi  doğru görülmemiştir.Hal böyle olunca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın HMK 353/1.a-6 maddesince  kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen kaldırma gerekçelerine göre bir yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.\" şeklindeki gerekçeyle mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemenin 2024/950 esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde; Mahkemece aldırılan bilirkişi  heyeti ek raporu ile, kazanın meydana gelmesinde dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirmeyip, en basit ihtiyat kurallarını ihlal edip, gerekli kontrolleri yapmayan sürücünün ağır kusuru’nun etken olduğu, davacı sigortalının artan hasara kasten sebep olmadığı, artan hasarın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunun bildirildiği bu nedenle artan hasar miktarından %40 oranında indirim yapıldığı, ilk çarpmada oluşan hasar bedeli 11.964,54 TL ve artan hasar bakımından 127.586,61 TL'den  %40 indirim yapılmak suretiyle tespit edilen 76.551,97 TL olmak üzere toplam  88.516,51 TL'ye hükmedildiği,  değer kaybı ve aracın tamir süresince kullanılmamasından kaynaklanan kazanç kaybının dava konusu poliçede de ayrıca teminat altına alınmadığı anlaşıldığından reddinin gerektiği, kazanın 14.07.2018 tarihinde gerçekleştiği, sigorta şirketine 16.07.2018 tarihinde ihbar edildiği, ihbara karşılık 05.10.2018 tarihinde cevap verildiği, iş bu tarih itibariyle sigortacının araştırmalarının tamamlandığı ve sigorta alacağının muaccel olduğu bu nedenle 23/09/2020 tarihli ıslah tarihi itibariyle ıslah zaman aşımının gerçekleşmediği, gerekçesiyle;<br>a-Davanın KISMEN KABULÜ ile 11.964,54 TL ve %40 indirim yapılmak suretiyle tespit edilen 76.551,97 TL tazminat olmak üzere toplam 88.516,51 TL hasar tazminatı bedelinin 17.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>b-Davacının değer kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece kabul edilen tazminat miktarında davalının talebini aşar oranda indirim yapılmış olmasının hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu, araçta meydana gelen hasarın kaza ile uyumlu olduğu, araç şoförünün özen yükümlülüğüne aykırı davranması ile ağır kusurlu olduğu görüşünün kabul edilemez olduğu, bu nedenlerle kabul edilen tazminat miktarlarından %40 oranda indirime gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce gönderilen kaza anına ilişkin görüntülerin incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmeden karar verilmesinin eksik inceleme nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğu, kararın kaldırılarak davanın talep doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; kazanın meydana gelmesinde sürücünün çarpma sonrasında gerekli özeni göstermediği, bilirkişi raporunda da ağır ihmali olduğu tespit edildiği, bu durumda ikinci hasarın teminat dışı kalacağı, davacının ıslah talebinin zamanaşımına uğradığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte ıslah ile arttırılan kısım bakımından ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava, ... poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlendiği anlaşılan 06/02/2020 tarihli bilirkişi raporunun, kazanın oluş şekli ve hasar ile uyumlu bir şekilde açıklanması,  gerekçeli ve denetlenebilir olması nedeniyle bu rapora itibar edilerek Yerel Mahkemece hasarın teminat dışında kalmadığı kabul edilerek artan hasardan %40 oranında indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmamasına, 6102 sayılı TTK'nin 1420/1. maddesinde \"sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar\" düzenlemesine yer verilmiş olup;  eldeki davada, davacı tarafça 16/07/018 tarihinde davalıya ihbarda bulunulduğu, Kara Taşıtları...Sigortası Genel Şartlarının  B.3.3.4.1-son cümlesi gereği, hasar ihbarından sonraki 45. gün sonunda 30.08.2018 tarihinde davacı alacağının muaccel olduğu göz önüne alındığında, bu tarihten itibaren başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinin 30.08.2020 tarihi itibariyle dolacağı, 26/03/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. md gereği 13/03/2020 ve 15/06/2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulduğundan, iki yıllık zamanaşımı süresinin sona ereceği 30.08.2020 tarihine, 95 günlük durma süresinin eklenmesi durumunda, zamanaşımı süresinin 03/12/2020 tarihine kadar uzayacağından 23.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan miktar yönünden zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözetildiğinde Mahkemece davalı vekilinin ıslah zamanaşımı definin reddine karar verilmesinde hata bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı vekilinin bu hususlara temas eden istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, tazminata konu alacağın taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı gözetildiğinde Mahkemece ıslah edilen alacak miktarı bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken tüm alacak miktarı yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenle, davalı vekilinin yerinde görülen istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ne var ki; Dairemizce tespit edilen hukuk aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince, yeniden hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,<br>1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2025 tarih ve 2024/950 Esas -  2025/567 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle KISMEN KABULÜNE,<br>a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 615,40-TL harcın düşümü ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.511,65-TL harcın talebi halinde davalıya iadesine, <br>b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>c/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, <br>2-)İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2025 tarih ve 2024/950 Esas -  2025/567 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>a/Davanın kısmen kabulü ile 11.964,54 TL ve %40 indirim yapılmak suretiyle tespit edilen 76.551,97 TL tazminat olmak üzere toplam 88.516,51-TL hasar tazminatının 1.000,00-TL'sine 17/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, 87.516,51-TL'sine ise ıslah tarihi olan 23/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>b/Davacının değer kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin ayrı ayrı  reddine,<br>c/Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.046,56-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL peşin harç ve 2.347,29-TL ıslah harcı toplamı 2.383,19-TL harcın düşümü ile bakiye  3.663,37 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>ç/Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç ve 2.347,29-TL ıslah harcı ile 35,90-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 2.419,09-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/4. maddesi gereği alınması gereken 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>f/Davacı tarafından yapılan 11.250,00-TL bilirkişi ücreti, 359,40-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 11.609,40-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesaplanan 11.526,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>g/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2cd43d082643319","SID":"f86469bf3476db86"}}