{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/985 <br>KARAR NO\t: 2025/1921<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/09/2021<br>NUMARASI\t: 2019/269 Esas -  2021/664 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...  Ltd. Şti ile müvekkili banka arasında gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında, ...-...-... numaralı ticari kredi kartı tesis edildiğini ve kullandırıldığını, davalı ...' ün işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla her sayfayı okuyarak her kefil birbirinden bağımsız imza bölümünde belirtilen tutara kadar sorumluluğa girmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava dışı borçlunun dosyada yer alan hesap özeti dökümanlarından görüleceği üzere, iş bu kredi kullanımından doğmuş olan borçlarını ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini, müvekkili bankanın davalı borçlunun sözleşmedeki adresine muaccel hale gelen borcunun ödenmesi hususunda Kartal 9. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 09/11/2018 tarihli ihtar ile ihtarda bulunulduğunu ve 13/11/2018 tarihinde borçluya tebliğ edilerek borçlunun temerrüde düşürüldüğünü, borçlunun ilgili borçları ödememesi halinde yasal yollara başvurulacağının ihbar edildiğini, yapılan ihbarlara rağmen borcun yine ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca, fazie ve ferilerine itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazlarının haksız ve dayanaksız olduğunu, zira müvekkili banka ile davalı arasında dava dilekçesi ekinde sundukları gayri nakdi sözleşmesinde görüleceği üzere davalı tarafın işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, yapılan ihtarnameye rağmen borcunu ödemediğini, borçlunun sadece süre kazanmaya yönelik, kötü niyetli olarak işbu itirazını gerçekleştirdiğini, arabuluculuk son oturum tutanağında davalı taraf ile anlaşmaya varılamadığını, icra dosyasına yapılan haksız itirazların iptali için huzurdaki davanın açılması zaruretinin doğduğunu, tüm bu nedenlerle borçlunun yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun nakit alacakları üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ve işlemiş faizin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 12. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ve borcu bulunmayan müvekkili adına icra dosyasına itiraz edildiğini, davacı tarafın itirazın iptali talepli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil ve Kartal Vergi Dairesinin ... vergi sicil numarasında kayıtlı bulunan dava dışı ve davaya konu gayri nakdi kredi sözleşmesinin tarafı ...  Ltd. Şti unvanlı şirketin ortakları iken, şirketteki payının tamamını, kartal 11. Noterliğinin 06/10/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı limited şirket pay devir sözleşmesi ile devir alan ... e devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, tüm bu hususlar çerçevesinde ve davaya konu kefaletin TBK uyarınca belirtilen geçerlilik şartlarına aykırı olması sebebiyle Bakırköy 3. Noterliğinin 20/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı bankaya vekaleten ihbar edildiğini, davacı banka tarafından işbu ihbarnameye bir cevap verilmediğini, tüm bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dava dışı ...  Ltd. Şti. ile davacı banka arasında gayri nakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşme kapsamında bahse konu şirkete ...-...-... numaralı ticari kredi kartı tesis edildiği ve kullandırıldığı, davalı ...'ün işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalının söz konusu şirketin ortağı iken, şirketteki payının tamamını, Kartal 11. Noterliğinin 06/10/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı limited şirket pay devir sözleşmesi ile devir alan ...'e devir ederek ortaklıktan ayrıldığı ve bu durumun Bakırköy 3. Noterliğinin 20/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı bankaya ihbar edildiği, davalının asıl borçlu ile ilgili hiçbir hukuksal bağlarının kalmadığı, davalının kefaletten döndüğüne yönelik ihtarnamenin 28/08/2018 tarihinde davacı bankaya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalı ihtarnamede, \"davalı müvekkilin de aralarında yer aldığı müvekkillerimiz tarafından ... Limited Şirketi lehine verilmiş olan tüm kefaletlerden her bir müvekkilimin ayrı ayrı ve birlikte döndüğünü ve kefalet içeren tüm sözleşmeleri ayrı ayrı ve birlikte fesih ettiğini ve sona erdirdiğini, Sayın Muhatabın alacak haklarını TBK uyarınca asıl borçluya yöneltmesini\" şeklinde kefaletten caydıklarını davacı bankaya bildirdikleri, ancak davacı tarafından dava dışı şirketin kullanmış olduğu kredi kartından borçların ödenmemesi üzerine 13/11/2018 tarihi itibariyle hesabı kat ederek, davalı aleyhine genel haciz yoluyla (ilamsız) takip yaptığı, itiraz üzerine dava konusu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Taraflar, serbest iradeleri ile oluşturulan, kendilerine yüklenen hak ve borçların duraksamaya yer vermeyecek biçimde sözleşmede saptanan koşulların uygulanmasında olduğu gibi; sona erdirilmesinde de, kural olarak aynı hak ve irade serbestisine sahiptirler. (HGK'nın 29/11/2018 tarih ve 2017/11-1566 Esas, 2018/1809 Karar).6102 sayılı TBK.'nın \"II. Kefaletten dönme\" başlıklı 599. maddesinde; \"Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir.Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.\" hükmü yer almaktadır.  TBK'nın 599 maddesine göre, kefilin gelecekte doğacak bir borca kefaletten ancak borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumunun kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulması veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması şartlarına bağlamıştır. Bu durumda bu şartlar mevcut değil ise bu şartların dışında başka haklı bir sebebi de olsa alacaklının muvafakatı olmadan aksine bir süre öngörülmemişse 10 yıl süre ile kefaletten cayma imkanı bulunmamaktadır. Davalının ortağı ve kefili olduğu şirket ortaklığını devrederek şirketle herhangi bir hukuki ve fiili bağları kalmamıştır. Bu durumun davacı bankaya bildirildiği 28/08/2018 tarihinden sonra hissedarı ve ünvanı değişen asıl borçlunun mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında mali yapısını denetleyecek durumda değillerdir. Asıl borçlunun aralarında hiçbir hukuki bağ bulunmayan davalının verdiği kefalete dayanarak ve ona güvenerek yeni krediler kullanması ve kötü niyetli olarak bu borcu ödemeyerek davalının sorumlu tutulmalarına sebep olması ihtimal dahilindedir. Davacı banka tüzel kişi tacir olup 6102 sayılı TTK.'nın 18/2 maddesi kapsamında ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir. Ortakları ve ünvanı değişen asıl borçlunun mevcut yeni mali durumu gözden geçirilerek gerektiği takdirde yeterli ve sağlam kefaletler alınarak sözleşme ilişkisinin tekrar elden geçirilmesi, yenilenmesi ve yeterli şartlar oluştuğu takdirde kredi kullandırılması gerekmektedir. Davalı kefaletten cayma iradelerini davacı bankaya noter aracılığıyla bildirmiştir. Davacı banka bu vazgeçme iradesine yönelik herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Davalı da bu ihtarname sayesinde kendisinin kefaletten kurtulduğu yolunda haklı bir kanaat oluşmasına neden olmuştur. Davacı bankanın bu şekilde davranmadan, davalının kefaletten cayma iradelerine karşı açıkça karşı çıkmayıp, davalının kefili olduğu eski sözleşme kapsamında asıl borçluya tekrar kredi kullandırıp, borcun ödenmemesi üzerine borcun davalıdan tahsili 25.1.1984 gün ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı'nda da ifade edildiği üzere, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukuki yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hâllerinde, TMK’nın 2. maddesi uygulama alanı bulacağı ve olağanüstü bir imkân sağlayacağı, haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getireceği dikkate alındığında davacı bankanın bu uygulamasının TMK.'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.Yukarıda belirtildiği üzere, sözleşme yapma özgürülüğünün olduğu yerde sözleşmeden cayma özgürlüğünün de bulunması gereklidir. Cayma hakkının temel özelliği gerekçesiz kullanılmasıdır. Bu nedenle, davalı kefilin Bakırköy 3. Noterliğinin 20/08/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı \"kefaletten cayma\" iradelerini ortaya koyan istifanameyi davacı bankaya gönderdikleri ve istifanamenin 28/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alınarak bu tarih itibariyle davalı kefil yönünden kefaletten caymanın gerçekleştiği kabul edilmiştir. Tüm özgürlüklerde olduğu gibi, sözleşmeden cayma özgürlüğünün de sınırı olmalıdır. Bunun yaptırımı, cayma iradesinin karşı tarafa iletildiği ana kadar, sözleşme gereğince karşı tarafın zararı varsa ona katlanmalıdır. Somu olay açısından, sözleşmenin her iki tarafı yönünden sözleşme adaletinin sağlanması ve taraflar arasında adil denge kurulması açısından kefaletten caymanın kabul edildiği tarihe kadar, mevcut ve varsa kullandırılan ve ödenmeyen kredi borçlarından kefillerin sorumlu olacağı muhakkaktır. Ancak somut olayda, kefaletten cayma iradelerinin davacı bankaya bildirdikleri tarih itibariyle kefillerin asıl borçluya ait tüm borçları ödedikleri ve sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirdikleri, bu tarih itibariyle davacı bankanın bu cayma nedeniyle bir zararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, davalı kefilin dava konusu borçtan sorumlu olmadığı dikkate alınarak davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde firma ortaklığından ayrılınmışsa da, söz konusu ayrılığa ilişkin davacı bankaya hiçbir ihtarda bulunulmamış, davalı 20.08.2018 tarihinden önce doğmuş olan tüm borçlardan sorumlu olup, davalı tarafından ortaklıktan ayrılma tarihinde müvekkil bankaya hiçbir bildirim sağlanmadığını, bankanın bu hususa ilişkin hiçbir bilgisi bulunmadığını, davacı bankaya kredilere kefalelerinin bulunmadığı yönünde 20.08.2018 tarihinde noter yoluyla ihbarname gönderilmişse de, daha önceki tarihlerde kefaletten rücu ettiklerine dair herhangi bir başvurularının bulunmadığının açık olup mahkemece işbu hususlar dikkate alınmaksızın dosya karara bağlanmışsa da, kararın hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine kredi alacağının kredi borçlusu  kefilden  tahsili istemi ile başlatılan itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı kefilin borçtan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı ile diğer borçlular hakkında, İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"Bankamız ile imzalanan sözleşmeler, ihtarnameler, hesap özetleri\"  nedeniyle, 10.383,82 TL asıl alacak, 124,33 TL işlemiş faiz, 6,22 TL BSMV  olmak üzere toplam 10.754,74 TL alacağın tahsili istemiyle 12.11.2018 tarihimde ilamsız takip başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Davacı banka ile dava dışı ...  Ltd. Şti. arasında 17.10.2012 tarihli 300.000,00 TL bedelli  Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davalı ... işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla  aynı limitle imzalamış, bu genel kredi sözleşmeleri kapsamında, dava dışı  ...'ün kullanımına verilen şirket kredi kartının borcunun ödenmemesi üzerine, davacı banka tarafından, Kartal 9. Noterliğinin 09.11.2018 tarihli ... yevmiye numaralı  ihtarnamesi ile hesap kat edilerek davalıya  borcun 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı kefil ise, kredi borçlusu şirketteki hissesini devrettiğini, söz konusu şirket lehine verdiği kefaletlerden döndüğünü, kefalet içeren tüm sözleşmeleri feshettiğini bankaya bildirdiğini, bu nedenle borçtan sorumlu olmadığını savunmuştur.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(HMK)'nun 599/1. Maddesinde, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği düzenlenmiştir. Buna göre borç doğduktan sonra kefaletten dönülmesi mümkün değildir. Kaldı ki, TBK'nın 599/1. Maddesinde sayılan kefaletten dönme sebeplerinin gerçekleştiği yolunda da herhangi bir iddia ve ispat bulunmamaktadır. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketin hissesinin devredilmesi kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamıştır. Bu haliyle davalının kefaletten dönme beyanı geçerli olmayıp kefalet akdi devam etmekte olduğundan kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumludur.Davalının kefalet imzasını taşıyan 17.10.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun bir noktada ödenmiş olması davalı kefilin, kefalet sorumluluğunu; daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde ise, şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde, bu yeni kullandırılan krediden dolayı borcu ödenerek kapatılan ilk sözleşmeye kefalet eden davalının sorumluluğundan söz edilemez. <br>Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacı banka ile dava dışı ...  Ltd. Şti. arasında 17.10.2012 tarihli 300.000,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, diğer davalı ...'ün işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla aynı limitle imzaladığı, bu genel kredi sözleşmeleri kapsamında, dava dışı ...'ün kullanımına verilen şirket kredi kartının  31.10.2018 hesap kesim ve 08.11.2018 son ödeme tarihli ekstresinin 10.023,77 TL anapara, 454,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.477,94 TL borcunun ödenmemesi üzerine, davacı banka tarafından, Kartal 9. Noterliğinin 09.11.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile hesap kat edilerek davalılara borcun 7 gün  içinde ödenmesi ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya tebliğ edilerek 20.11.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, söz konusu borcun, davalı tarafından gönderilen 20.08.2018 tarihli Bakırköy 3. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname tarihinden önce olduğunun ekstrelerden anlaşıldığını,  takip talebiyle bağlı kalınarak davacının 10.383,82 TL asıl alacak, 94,30 TL işlemiş faiz, 4,73 TL BSMV olmak üzere 10.482,84 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda, davalı tarafından davacıya gönderilen Bakırköy 3. Noterliği 20.08.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile,  ...  Ltd. Şti. 'deki payını ...'e  devrederek ortaklıktan ayrıldığını, söz konusu şirket ile herhangi bir hukuki ve fiili bağı kalmadığını, şirket lehine verilmiş tüm kefaletlerden döndüğünü ve kefalet içeren tüm sözleşmeleri fesih ettiğini ihbar etmiş, söz konusu ihbarname davacıya 28.09.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dosyada bulunan şirket kredi kartı hesap özetlerinden, kredi kartının limitinin 10.000,00 TL olduğu, en son 04.09.2018 tarihinde 792,00 TL ödeme yapıldığı, borcun, davacı tarafından gönderilen ihtarnameden önce doğduğu artık davalının kefaleti nedeniyle takip konusu borçtan denetim ve  hüküm kurmaya elverişli  bilirkişi raporunda belirtilen tutarla sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Buna göre Mahkemece,  davanın kabulüne, dava konusu  alacak  likit (belirlenebilir) olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerine davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece  davanın  kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davacı tarafından dava dilekçesinde belirttiği harca esas değer ve takip talebindeki taleple bağlı kalınarak 10.383,82 TL asıl alacak, 4,72 TL BSMV, kalan 55,87 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA<br>1-Davanın KABULÜ ile,<br>2-Davalı-takip borçlusunun, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine vaki itirazının kısmen iptali ile, 10.383,82 TL asıl alacak, 55,87 TL işlemiş faiz, 4,72 TL BSMV olmak üzere toplam 10.444,41 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,<br>3- Asıl alacak 10.383,82 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık % 33 oranında  temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine,<br>4-Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında 2.088,88  TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 713,45 TL'den dava açılırken yatırılan  178,37 TL peşin harcın  mahsubu ile bakiye kalan 535,08 TL karar ve ilam harcının  davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 178,37 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı,  tebligat gideri, posta masrafı 612,50 TL, bilirkişi ücreti 500,00 TL olmak üzere 1.156,90 TL yargılama giderinin  davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 10.444,41 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>9-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı  tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,<br>11-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;<br>a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,<br>b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 50,00 TL olmak üzere toplam 270,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd6cd6f1e6f70ec2","SID":"468dcddd22cbd858"}}