{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1027 <br>KARAR NO\t: 2026/9<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE ... MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/04/2022<br>NUMARASI\t: 2021/941 Esas -  2022/353 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 5.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve davalıya ödeme emri gönderildiğini, davalıya tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içerisinde davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkili ile davalı arasında imzalanmış olan ve İstanbul 8.Noterliğince tasdik edilen 20/07/2012 tarihli, ... yevmiye numaralı “Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi” gereğince müvekkilinin ... ... Ltd. Şti. isimli şirketteki 45 adet paya karşılık olan 1.125.000,00 TL hissesinin tamamı şirketin tüm mali, cezai doğmuş ve doğacak olan tüm ceza ve hukuki yaptırımları kapsamak üzere hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte davalı ...'e devredildiğini, bu sözleşme hükümleri uyarınca 20/07/2012 tarihinden itibaren müvekkilinin ... ... Ltd. Şti.'ndeki ortaklığı esasında sona erdiğini, devralan ortak sıfatıyla şirketin mali, hukuki ve cezai bütün konulardaki sorumluluklarını davalı ...'in üstlendiğini, davalının işbu sözleşmeyi kendi serbest iradesi ile imza altına aldığını, sözleşme tarihinden itibaren artık şirketin kamusal ve özel nitelikteki bütün borçlarından davalının sorumlu olduğunu, hisse devrine ilişkin noter onaylı sözleşme imzalanmakla birlikte, şirket ortaklar kurulunun toplanması için müvekkili tarafından yapılan çağrıların bugüne kadar sonuçsuz kaldığı ve diğer ortakların toplantıya katılmamalarından dolayı şirket ortaklar kurulu toplanamadığını, hisse devri sözleşmesinin ortakları ile onaylanmasının mümkün olamadığını, yani ortaklar kurulunun toplanıp hisse devri konusunda karar alamamasının diğer ortakların toplantı davetine kayıtsız kalmalarından kaynaklandığını, ... ... Ltd. Şti.'nin vadesi gelmiş olan tüm vergi borçlarının davacı tarafından 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde İstanbul Vergi Dairesi Hocapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde yapılandırıldığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan Hisse Devri Sözleşmesi gereğince şirketin tahakkuk eden vergi borçlarından dolayı davalının sorumlu olması nedeni ile davalıya Beyoğlu 16.Noterliğinin 18/02/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, keşide edilen işbu ihtarname ile davalıya, 7256 sayılı Kanunla mükelleflere tanınan yapılandırmaya ilişkin kolaylıklardan yararlanıldığını, bu suretle 3.537.130,14 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilmesinin sağlanacağını, ancak bu indirimden yararlanılabilmesi için yapılandırılan taksitlerin zamanında ödenmesi gerektiğini, ayrıca yapılandırılan tüm borcun ilk taksit ödeme süresi olan 28/02/2021 tarihine kadar defaten ödenecek olması halinde ödenmesi gerekli olan toplam borç miktarının 1.168.028,96 TL olduğu belirtilerek, 20/07/2012 tarihli sözleşme gereğince şirketin doğmuş ve doğacak kamu borçları dahil bütün borçlarından dolayı sorumluluk üstlenmiş olması nedeniyle 28/02/2021 tarihine kadar toplam 1.168.028,96 TL tutarlı borcun ilgili vergi dairesine ödenmesini, söz konusu borcun müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınması halinde ödenecek meblağların davalıya rücu edileceği hususları ihtar edildiğini, bu ihtarnamenin davalıya 23/02/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalının yapılandırma kapsamında ödemekle yükümlü olduğu vergi borcunu ödemekten imtina ettiğinden, yapılandırılan borcun tamamını 26/02/2021 tarihinde müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle davalı aleyhine söz konusu rücu hakkı kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafça işbu takibe kötü niyetle itiraz edildiğini, hiçbir haklı yasal dayanağı olmaksızın yapılan borca ilişkin itirazın iptali ile takibin tüm ferileriyle birlikte devamına, davalı aleyhıne haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Noterde hisse devri sözleşmesi yapıldığını ancak dava dışı şirketin ortaklar genel kurulunca bu devre onay veren bir karar alınmadığını dolayısıyla da devir işleminin ... siciline tescil edilmediğini, bu husustaki sorumluluğun tamamen halen dava dışı şirketin ortağı olan davacıda olup söz konusu onayın alınması amacıyla genel kurulu toplantıya çağırmak ve bunu sağlamanın tamamen davacının görevi olduğunu, davacı tarafla yapılan hisse devri sözleşmesinde belirtilen devir bedelinin davacı tarafa ödenmiş olmasına rağmen davacı taraf üzerine düşen gerekli onay kararını almak üzere gerekli işlemleri kötü niyetli olarak bugüne kadar yapmadığını, davacı vekilinin de dilekçesinde belirttiği üzere söz konusu devir sözleşmesi 20/07/2012 tarihinde yapılmış olup aradan 9 yıl gibi uzun bir zaman geçtiğini, bu kadar uzun bir süre söz konusu devir işleminin onayının sağlanması için toplantı yapılmamış olması hayatın ve finansal hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna yönelik dava dilekçesinde belirtilen diğer hissedarların toplantı yapmadığı yolundaki açıklamaların kabulünün de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini, davacı aleyhine hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ,Her ne kadar davacı, davalı ile imzalamış oldukları 20/07/2012 tarih ... yevmiye numaralı '' Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi'' gereğince, ... ... LTD. ŞTİ. İsimli şirkette 45 adet payına karşılık 1.125.000,00 TL hissesinin tamamını tüm mali ve cezai olarak doğmuş ve doğacak tüm yaptırımları kapsamak üzere davalıya devrettiğini ve ancak şirketin vadesi gelmiş tüm vergi borçlarını kendisinin 26/02/2021 ödediğinden bahisle ödenen bedelin davalıdan rücusuna ilişkin Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını ve davalının takibe haksız itiraz ettiğini iddia ederek, haksız itirazın iptaline yönelik eldeki davayı ikame etmiş ise de; limited şirketlerde pay devri usulü TTK’nın 595 nci maddesinde emredici mahiyette düzenlenmiş olup, anılan hükümde “1-Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise bu husus önerilmeye muhattap olma ön alım geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. 2- Şirket sözleşmesinde aksi ön görülmemişse esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. ” denilmektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere devrin hüküm ifade edebilmesi için sözleşmenin noterde tasdiki, ortaklar kurulunun devre muvafakat etmesi ve bu devrin şirketin pay defterine işlenmiş olması gerekir. Bu şartlardan birinin bulunmaması halinde, limited şirket pay devirlerinde bölünme kuralı geçerli olmadığından pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez.(Yargıtay 11.HD 2016/10442 Esas, 2018/3805 Karar sayılı ilamı) . Somut olay kapsamında, pay devrinin kanunda ön görülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı hususu, davacının ortaklar kurulu kararının alınamadığına ilişkin beyanı ve dosya kapsamında gerek ortaklar kurulu kararı, gerekse ortaklar kurulu kararı alınması talebini içerir bir başvuru yapıldığını gösterir delil de bulunmaması ile sabit görülerek bu doğrultuda yine söz konusu devrin ilgililer arasında ve şirkete karşı da hüküm ifade etmeyeceği yargı içtihatlarıyla da sabit görülmüş olup, davacının takibe konu alacağını konu ettiği devrin geçersiz olması sebebiyle davalıya rücu hakkı bulunmadığı ve bu nedenlerle davanın reddine ...\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br> Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında imzalanmış olan ve İstanbul 8.Noterliğince tasdik edilen 20/07/2012 tarihli, ... yevmiye numaralı “Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi” gereğince müvekkilinin ... ... Ltd. Şti. İsimli şirketteki 45 adet paya karşılık olan 1.125.000,00 TL hissesinin tamamı şirketin tüm mali, cezai doğmuş ve doğacak olan tüm ceza ve hukuki yaptırımları kapsamak üzere hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte davalıya devredildiğini, davalının işbu sözleşmeyi kendi serbest iradesi ile imza altına almış olmakla, sözleşme tarihinden itibaren artık şirketin kamusal ve özel nitelikteki bütün borçlarından davalının sorumlu olduğunu, öte yandan hisse devrine ilişkin noter onaylı sözleşme imzalanmakla birlikte, şirket ortaklar kurulunun toplanması için müvekkili tarafından yapılan çağrılar bugüne kadar sonuçsuz kaldığı ve diğer ortakların toplantıya katılmamalarından dolayı şirket ortaklar kurulu toplanamamış, hisse devri sözleşmesinin ortaklar kurulu kararı ile onaylanması mümkün olamadığını, yani ortaklar kurulunun toplanıp hisse devri konusunda karar alamaması diğer ortakların toplantı davetine kayıtsız kalmalarından kaynaklandığını, ... ... Ltd. Şti.’nin vadesi gelmiş olan tüm vergi borçları müvekkili tarafından 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde İstanbul Vergi Dairesi Hocapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde yapılandırılmış olup, müvekkili ile davalı arasında imzalanan Hisse Devri Sözleşmesi gereğince şirketin tahakkuk eden vergi borçlarından dolayı davalının sorumlu olması nedeni ile davalıya Beyoğlu 16. Noterliğinin 18/02/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, bu ihtarname davalıya 23/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ancak davalının yapılandırma kapsamında ödemekle yükümlü olduğu vergi borcunu ödemekten imtina ettiğinden, yapılandırılan borcun tamamını 26/02/2021 tarihinde müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre, müvekkili esasında davalının ödemekle yükümlü olduğu bir meblağı ödemek zorunda kaldığından ve bu nispette davalı, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden, iç ilişkide müvekkilinin davalıya rücu hakkı doğduğunu, mahkemenin yanılgılı gerekçe ile dava konusu uyuşmazlıkla herhangi bir ilgisi bulunmayan Yargıtay kararını gerekçe göstererek davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçelerinde yemin deliline dayandıkları halde mahkeme tarafımıza yemin delilini kullanıp kullanmayacaklarını sormadan hüküm kurarak iddia ve ispat haklarının kısıtlandığını, zira huzurdaki dava esasında alacak davası olduğundan yemine elverişli davalardan olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf incelemesi sonunda usul ve yasaya aykırı bu kararın kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :\t<br>Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,  davacı tarafça yapılan hisse devrinin geçerli olup olmadığı, davacının  vergi dairesine ödediği borcu davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarındadır.Taraflar arasında, İstanbul 8. Noterliği 20.07.2012 tarihli ... numaralı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi imzalamış olup, davacı ... ... Ltd. Şti. isimli şirketteki 45 adet paya karşılık olan 1.125.000,00 TL hissesinin tamamı “Şirkefin tüm mali, cezai doğmuş ve doğacak olan tüm ceza ve hukuki yaptırımları kapsamak üzere hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte davalı ...'e devredildiği düzenlenmiştir.Davacı, ... ... Ltd. Şti.'nin vadesi gelmiş olan tüm vergi borçlarının müvekkili ... tarafından 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde İstanbul Vergi Dairesi Hocapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde yapılandırıldığını ve ödenmesi gerekli olan toplam borç olan 1.168.028,96 TL'nin davacı tarafından ödenmek zorunda kalınması nedeniyle, noter devir sözleşmesi ile hissesini davalıya devrettiğinden, söz konusu şirketin borcundan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Limited şirketlerde pay devri usulü mülga 6762 sayılı TTK’nın 520 nci maddesinde emredici mahiyette düzenlenmiş olup, anılan hükümde “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır” denilmektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere devrin hüküm ifade edebilmesi için sözleşmenin noterde tasdiki, ortaklar kurulunun devre muvafakat etmesi ve bu devrin şirketin pay defterine işlenmiş olması gerekir. Bu şartlardan birinin bulunmaması halinde, limited şirket pay devirlerinde bölünme kuralı geçerli olmadığından pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez. Bir sermaye şirketi türü olan limited şirketlerde ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir ifade ile limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ... ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, ortaklık borçlarından sadece ortaklığın malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu bulunduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır. Ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payı ile sınırlıdır. İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında bir ilişki kurmamış, alacaklılara gereğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır. Birincisi, TTK.nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü, ikincisi selef sıfatıyla sorumluluk (TTK.529, 530 ve 531 maddeleri) ve üçüncüsü ise kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.Dava konusu uyuşmazlıkta, ortaklar kurulunun muvafakatı alınmamış, hisse devri pay defterine kaydedilmediği gibi, ... siciline tescil ve ilan da edilmemiştir. Davacı ile davalı arasında geçerli bir hisse devri bulunmadığından ortak sıfatını kazanmayan davalı şirketin borcundan sorumlu tutulamaz. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 10/01/2017 tarihli 2016/427 E., 2017/141 K. Sayılı ilamı), Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesi, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağını ve bu Kanun hükmüne göre takibe tabi tutulacağını hükme bağlamıştır. Ortağın anılan bu borcu, onun limited şirkete karşı taahhüt ettiği veya ödediği sermaye borcundan ayrı, bağımsız bir borçtur. Sorumluluk, sermaye payı oranıyla sınırlıdır. Fakat, bahse konu borcun doğabilmesinin ön koşulu, amme borcunun limited şirketten tahsil imkanının bulunmamasıdır. Başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirketten tahsili yoluna gidilmesine rağmen, bunun tahsilinin mümkün olmaması halinde ortakların sorumluluğu söz konusu olur.  Somut olayda, davacının hissesini davalıya devrettiği, şirketin vergi borcunu yapılandırıp ödeyerek, şirketin vergi borcuna ilişkin yaptığı ödemeyi davalıdan tahsilini talep ettiği, ödemenin vergi dairesine yapılan kim tarafından yapıldığı belli olmadığı gibi, ödeme dekontunda ödemenin şirket adına yapıldığı, davacının sadece el yazısı ile adının dekontta bulunduğu, davacının kendisinin artık şirket ortağı olmadığını beyan ettiği, bekletici mesele yapılmasını istediği davada bile kendisinin ortak olduğunu kabul etmemesine göre, şirketin vergi borçlarından ortaklara gitme koşullarının oluşup oluşmadığının belli olmadığı, ödemenin kimin hesabından yapıldığının da belli olmadığı,Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 4369 sayılı Yasa ile değişik 35.maddesine göre, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağından, davalının söz konusu şirketin ortağı olmamasına göre vergi borcundan sorumlu tutulamayacağından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15e6682a98a2c7d8","SID":"49ed6dd2087cd576"}}