{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:30/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:11/11/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:30/12/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili ...'ın dava dışı arkadaşı ... ile 03.09.2018 tarihinde ... marka aracı 08.09.2018 tarihinde teslim etmek üzere 5 günlüğüne davalıya ait iş yerinden kiraladıklarını, müvekkilinin ve ... adlı kişi kiralanan aracın kullanım bedeli olarak günlüğü 100,00-TL'den olmak üzere toplam 500,00-TL karşılığında davalı ile anlaştıklarını, davalı anlaşma karşılığında müvekkilinden ve ... adlı kişiden nüfus cüzdanı fotokopilerini aldığı ve boş senede imza attırdığını, müvekkili ve ...'in 08.09.2018 tarihinde kiralanan aracı davalıya eksiksiz ve tam olarak teslim ettiğini, anlaşma karşılığı 500,00-TL'nin de ödendiğini, akabinde müvekkili ... ve ...'in boş şekilde kendilerine imzalatılan bonoyu davalı yandan istediklerini, davalı boş  şekilde imzalatılmış bonoyu, sonrasında kiralanan araç için trafik cezası gelebilme ihtimaline karşı 15 gün sonra kendilerine verebileceklerini söylediğini, müvekkili daha sonra boş olarak imzalatılan bonoyu davalıdan almayı unuttuğunu, müvekkilinin daha önce birlikte araç kiraladığı ...'in 2019 yılı Ramazan Bayramında tek başına araç kiraladığını, müvekkilinin 2019 yılı Ramazan Bayramında kiralanan araçla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, ...'in kiralamış olduğu araçla bu süre zarfında kaza yaptığını, davalının 03.09.2018 tarihinde araç kiraladığı esnada boş şekilde müvekkiline imzalatılmış bonoyu hiçbir borcu olmamasına karşın doldurduğu ve 03.09.2018 tanzim tarihli 08.09.2018 vade tarihli 40.000,00-TL bedelli bonoyu Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu beyanla müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile bonoda yazılı miktar olan 40.000,00-TL'nin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; uyuşmazlığın, davacının borçlu olduğu kambiyo senedi niteliğindeki bonoya davalı icra takibinden kaynaklandığını, mahkemenin görevli olmadığını, Ticaret Mahkemesi'nin davada görevli olduğunu, kira ilişkisini kabul etmediklerini, taraflar arasında bir kira ilişkisinin bulunmadığını, davacının bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esasdan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Tüm bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının müşteki konumunda, davalının ise şüpheli konumunda bulunduğu, suçun bedelsiz senedi kullanma olduğu, suç tarihinin 03/09/2018 olduğu, yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği; verilen karara karşı itiraz yasa yoluna başvurulması neticesinde Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, ilgili soruşturma kapsamında davalının Bereketli Polis Merkezi Amirliğinde 15/08/2019 tarihinde şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede \" ...işim dolayısı ile firmamdan araba kiralayan şahıslardan prosedür gereği kendi doldurup imzaladıkları senedi alırım, aracı teslim edip ödeme yaptıklarında senetleri teslim ederim.  Bu olayda da aynı husus gerçekleşti, bahse konu senette aracı kiralayan ... idi kendisinin kefili de ... idi,... ... borcunu ödemeyince ... Senette imzaları bulunan şahıslar hakkında icra takibi başlattık ...\" şeklinde beyanda bulunduğu; davalının resmî bir makam olan Polis Merkezindeki beyanı mahkeme dışı ikrar niteliğinde olup, davalı bu beyanı ile taraflar arasındaki bononun araç kiralama sözleşmesinin teminatı olarak düzenlendiğini ve davacının da bu senedi avalist olarak imzaladığını, araç kiralama sözleşmesinin tarafı olan ... borcunu ödemeyince güvence olarak verilen senedin bonoda asıl borçlu ... ve avalist davacı hakkında icraya konulduğunu kabul ederek bedel kaydı içermeyen bonoda senedi talil etmiştir. Başka ifadeyle davalı, bonodaki bedel kaydını talil ederek ispat yükünü üzerine almıştır.<br>Öte yandan 6100 sayılı HMK'nın 199. maddesinde “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre  vakıayı ispata yarayan yazılı belgelerin de bu kapsamda  değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu maddeye göre değerlendirme yapıldığında şikayet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Savcısını temsilen polis tarafından usulüne uygun şekilde alınan beyan yazılı belge niteliğindedir.<br>Yukarıda anılan yasa hükmü de dikkate alınarak, Cumhuriyet savcılığının başlattığı soruşturma kapsamında polis tarafından alınan bu ifade mahkeme dışı ikrar olup, bu belgeye göre davaya konu senedin davacıdan teminat olarak alındığının kabulünü  gerektirir. Kaldı ki bu beyanın iradeyi sakatlayan bir şekilde verildiği ve doğru olmadığı hususu da savunulmamıştır. Aksine düşünmek aksi savunulmayan bir ifadenin hukuken geçersiz olduğu sonucunu doğurur ki bu hususta hukuk güvenliğini ve resmi kurumlara olan güven duygusunu zedeler. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir (15.H.D.'nin 13.10.2014 tarih, 2014/3691 Esas, 2014/5677 karar, 15.H.D.'nin 16.06.2014 tarih, 2013/6457 Esas, 2014/4120 karar, 15.H.D.'nin 02.03.2010 tarih, 2009/3691 Esas, 2010/1159 karar, 15.H.D. 2018/4115 Esas 2018/4805 Karar) Bu suretle senedi talil ederek ispat yükünü üzerine alan davalının araç kiralama sözleşmesi kapsamında maddi zarardan doğan alacak ve miktarını yasal delillerle ispat edemediği (davalı yan cevap dilekçesi ile ve cevap dilekçesinin ıslahı dilekçesi ile açıkça yemin deliline de dayanmamıştır.) anlaşılmış;  (ilgili hususta araç kiralama sözleşmesi sırasında imzalanan boş senedin talili hakkında bknz: Erzurum BAM 2. Hukuk Dairesinin 2022/269 Esas, 2022 1197 Karar sayılı 27/06/2022 tarihli emsal ilamı) bu nedenle davacının sübut bulan davasının kabulüne ve davacının Denizli 1. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. (Soruşturma aşamasındaki ikrarın belge niteliği ile ilgili olarak bknz: Ankara BAM 31. Hukuk Dairesinin 2020/430 Esas 2021/ 302 karar sayılı 23/03/2021 tarihli emsal ilamı)<br>İİK.72/5 maddesinde \"borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Ancak kötüniyet tazminatı yönünden 2004 sayılı İİK' nun 72/5  maddesi uyarınca, menfi tespit davası  açan borçlu  lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra  takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle  yapılması da zorunludur. Bir başka deyişle, takibin kötü niyetle  yapıldığının iddia  ve ispat edilememesi halinde, sadece takibin haksız olması nedeniyle borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi olanaklı değildir. İcra takibinde bulunan alacaklının da kötü niyetli olup olmadığının somut olaya özgü  olarak değerlendirilmesi gerekir.  Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. <br>Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.<br>Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için menfi tespit istemi kabul edilen davada,   alacaklı ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur.<br>Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve ... E., ... K.; 10.04.2002 tarihli ve ... E., ... K.; 27.04.2005 tarihli ve ... E., ... K., 21.10.2015 tarihli ve ... E., ... K., 01.03.2017 tarihli ve ... E., ... K.  sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.<br>Açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Dava ve takip konusu bonoyo dayalı olarak davacı borçlu aleyhine takip başlatan davalının, ceza soruşturma dosyasındaki ikrarı da dikkate alındığında, davacının kendisine borcu olmadığını bildiği, buna rağmen icra takibine giriştiği,  takipte kötüniyetli olduğunun dosyadaki bilgi, belge ve delillere göre ispatlandığı anlaşılmakla mahkememizce davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne\" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın görevsizlik sebebiyle Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, bu sebeple davalı tarafa vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesinin hukuka uygun düşmediğini, davacı tarafın Denizli 1. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından borcu olmadığı iddiası ile bu davayı açtığını,  davacı tarafın icra dosyasına konu senet üzerindeki imzayı kabul ettiğini, dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde de imzanın ve \"...\" yazısının davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, bononun, mücerret (soyut) borç ikrarı içeren bir kambiyo senedi olduğunu, TTK’nın 688 nci maddesinde bononun kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği hükme bağlandığından bonoyu düzenleyen ile bononun lehtarı arasında mevcut bulunan hukuki işlemle bağlı olmadığını, soyut borç ikrarını içeren senedin bedelsizliğini ileri süren tarafın önce bu senedin belli bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yazılı delille ispat etmek durumunda olduğunu, Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararında davalı müvekkilinin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında bulunan Bereketli Polis Merkezi Amirliği'ndeki ifadesini mahkeme dışı ikrar kabul ederek yazılı belge niteliğinde olduğunu ifade ettiğini, HMK'nın 188. maddesinde, “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.” denildiğini, Mahkeme içi ikrar kesin delil olabilirken, mahkeme dışı ikrarın ise ancak yazılı delil başlangıcı kabul edilebileceğini, bu durumda poliste verilen ifadenin mahkeme içi ikrar olmadığını, mahkeme dışı ikrar olduğunu ve başka delillerle desteklenmesi gerektiğini, yapılan soruşturma sonucunda müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, verilen karara karşı itiraz yasa yoluna başvurulması neticesinde Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, sonuç itibariyle davalı tarafın, senedin bedelsiz kaldığını ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığını yazılı delil ile ispatlayamadığını, Polis Merkezindeki ifadenin yazılı delil olarak kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, zira Kanunda çok açık bir şekilde Mahkeme huzurundaki beyanların kastedildiğini, bir davada talil konusunda karar verilmesi için öncelikle takibe konu senette bulunan borcun sebebi kısmının yazılı olması gerektiğini, senetin borçtan mücerret olduğunu, senette borcun sebebi belirtilmiş ise senedin mücerret olmayacağını, davaya konu senet incelendiğinde bu kısmın boş olduğunun görüleceğini, senet alacaklısının talil edebilmesi için borcun sebebi kısmındaki beyanı dışında bir beyanı savcılıkta veya mahkemede ileri sürmesi gerektiğini, müvekkilinin bu şekilde bir beyanı bulunmadığını, senedin borcun sebebi kısmı boş ise müvekkili açısından talil hükümlerinin uygulanamayacağını, müvekkilinin savcılık ifadesinde \"aracı teslim eder senet alırım aracı getirip borcunu öderse senet'i iade ederim\" şeklinde ifade verdiğini, bu ifadeden Yerel Mahkeme tarafından senedin sadece araç karşılığı alındığı kısmının değerlendirilmiş olduğunu, borcun ödenmediği kısmının değerlendirmeye alınmadığını, bu kısım yönünden de Yerel Mahkeme kararının hukuka uygun olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan, araç kiralama sözleşmesine dayanak bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 4/I-a maddesinde kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir. <br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen Mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. <br>Somut olayda; davacı yan davaya konu bononun araç kira sözleşmesi gereğince teminat olarak alındığını, araç kira bedelinin ödenmesine rağmen bononun kendine teslim edilmediği gibi 40.000,00-TL olarak doldurularak takibe konulduğunu iddia etmiş, davalı yan ise taraflar arasında bir kira ilişkisinin bulunmadığını, davacının bu iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini savunmuşsa da; davaya konu olaya ilişkin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma kapsamında davalının Bereketli Polis Merkezi Amirliği'nde 15/08/2019 tarihinde şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde;\"...işim dolayısı ile firmamdan araba kiralayan şahıslardan prosedür gereği kendi doldurup imzaladıkları senedi alırım, aracı teslim edip ödeme yaptıklarında senetleri teslim ederim.  Bu olayda da aynı husus gerçekleşti, bahse konu senette aracı kiralayan ... idi kendisinin kefili de ... idi,... ... borcunu ödemeyince ... Senette imzaları bulunan şahıslar hakkında icra takibi başlattık ...\" şeklinde beyanda bulunarak davaya konu bononun taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesi kapsamında verildiğini kabul ettiği anlaşılmaktadır.<br>Bu bağlamda taraflar arasında araç kiralama sözleşmesi bulunduğu, uyuşmazlığın da bu araç kiralama sözleşmesi kapsamında verilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup kira ilişkisinden kaynaklandığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.<br>Buna göre 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davalının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle re'sen sebeplerle kabulü ile 353/1-a-3. maddesi gereği görevsiz mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve Dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Denizli Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinaf incelemesine konu Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-3. maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA,<br>2-Kararı veren Mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, <br>3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Nöbetçi Denizli Sulh Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin kararın tebliği ile İHTARINA,<br>4-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dahil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı Mahkemece karara bağlanmasına,<br>5-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>6-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istem halinde  kendisine iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62c71d17b7d1dc1e","SID":"d60b10771f8f2eb1"}}