{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1664 <br>KARAR NO\t: 2026/85<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/09/2023<br>NUMARASI\t: 2022/276 E. - 2023/184 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br> Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin uzun yıllardır ..., perakende alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin dünyanın birçok farklı yerinde de faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin TPMK nezdinde ...başvuru numaralı \"...\" ibareli markanın da sahibi olduğunu, ancak hal böyle iken, davalı taraf müvekkilinin hak sahibi olduğu markanın ürünlerini satışa arz ettiğini, bu hususların Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/29 değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalının söz konusu eylemleri neticesinde müvekkilinin markadan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüzün önlenmesini, men'ini, şimdilik 100.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi ve 5.000,00 TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacının davasının REDDİNE karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket Türkiye'de ve Dünyada uzun yıllardır faaliyet gösteren haklı bir üne kavuşmuş bir perakende şirketi olduğunu,  müvekkilinin ...başvuru numaralı \"...\" markasının sahibi olduğunu, davalı müvekkili markasının olduğu ürünleri satışa arz ettiğini, davalının eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturabilecek fiillerden olduğunu, davalı müvekkiline ait ürünlerin birebir aynısını satışa sunarak SMK m.29'daki ihlali gerçekleştirdiğini, mahkemece detaylı inceleme yapılmadan, tamamen sezgilere dayanılarak hatalı bir karar verildiğini, mahkeme yasal kayıtların ibrazından kaçınılması nedeni ile davanın ispat edildiği kabul edilmesi gerekirken hatalı şekilde davanın reddine karar verdiğini, davalının müvekkilinin marka hakkını ihlal eden fiilleri yönünden tespit dosyasında müvekkili lehine tespit yapılmışken ve mevcut dosyada aleyhe hiçbir delil bulunmadan davanın reddine karar verildiğini,  Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/29 Değişik İş Numaralı dosyasında  \"......\" isimli işletmede müvekkiline ait marka kullanılarak ürün satışı yapıldığı ve mağazada çok sayıda müvekkile ait markanın yer aldığı etiketli ürün bulunduğu tespit edildiğini, tespit dosyasında ki raporda müvekkilinin markasının ve logosunun davalı tarafından kullanılmasının orijinal markalı ürünleri çağrıştırdığını, malın hizmet ettiği alıcı/tüketici grubunun vasat olduğunu, müvekkilin yarattığı imaj ve güvenilirliğinden davalı tarafın haksız bir şekilde yararlandığı sebebiyle 6769 sayılı SMK kapsamında müvekkilin marka hakkının ihlal edildiği ve marka haklarına tecavüz koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığını, davalı tarafından beyan ve defter sunulmaktan imtina edilen ve başkaca bir tespit yapılamayan mevcut dosyada mahkemenin gerekçeli kararında ürünlerin orjinal olduğu, sahte olduğuna dair de bir iddia bulunmadığını, bu ürünlerin daha önce davalıya satılan ürünler olduğu gibi hususların tespitini sağlayacak yasal bir delil dosyada mevcut olmayıp mevcut kararın kararın hatalı olduğunu, SMK md.149 ve 150 hükümleri uyarınca maddi, manevi ve itibar tazminatı hakkı doğduğunu, yapılan keşifte davalı mağazada ... markasının bulunduğu 4 adet gömlek, 22 adet mont, 23 adet kaban, 3 yelek, 1 gömlek görüldüğünü, diğer ürünlerde de ... isimli ürünlerin görüldüğü tutanak altına alındığını, davalı yan tarafından satılan bu ürünlerin orijinal ürünlerden ayırt edilmesinin mümkün olamayacağını,  Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151. maddesine göre zarara uğrayan, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı talep edebileceğini, müvekkilinin uğradığı zarara karşı şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminat talep ettiğini, davalı yanın  eylemlerinin müvekkilin marka hakkına tecavüz etmek suretiyle müvekkilin imaj ve marka tanırlığında ve güvenilirliğinde kötü bir algı yarattığını, bu nedenle 10.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, davalının fiilleri, müvekkili şirketin ticari itibarının zarar görmesine sebebiyet verdiğini, davalının eylemleri, mağazasının yarattığı algı, etiketleme, ürünü sunarken ve pazarlarken ki işçilik kalitesinin müvekkilin yarattığı imaj, kaliteli pazarlama, müşteri kitlesi ile örtüşmeyeceğini, bu sebeplerden dolayı 5.000,00 TL itibar tazminatı talep ettiklerini, mevcut dosyanın tek bir dava olarak kabul edilmesi gerektiğinden üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğundan tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf başvurusu hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı dava dilekçesinde herhangi bir sahtelik iddiasına dayanmadan ... markasına ait ürünlerin satıldığından bahisle tazminat talebinde bulunduğunu, dosyada bulunan kayıtlardan anlaşılacağı üzere müvekkili daha önceden ... firmasının bayiliğini yıllarca yaptığını ve tüm ürünlerini fatura karşılığında davacı taraftan aldığını tespit edilen ürünlerin hepsi de faturalı ürünler olduğunu, davacı bu durumu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, müvekkili 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde kaynaklı maddi zarara uğrayarak iş yerini kapattığından davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.                                                        <br>GEREKÇE<br>  Dava, davacıya  ait “...” markasından doğan haklara tecavüzün tespiti, önlenmesi, men’i ile maddi, manevi ve itibar tazminatı taleplerine ilişkindir.    Davacı vekili, müvekkilinin  ...tescil numarası ile korunmakta olan “...” markasının sahibi olduğunu, davalı ... ...’e ait ...... isimli işyerinde bu markayı taşıyan ürünlerin izinsiz şekilde satışa sunulduğunun, Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/29 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle tespit edildiğini, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu suretle müvekkilin maddi zarara uğradığını, marka itibarı ve ticari güvenilirliğinin zedelendiğini beyanla , tecavüzün tespiti, önlenmesi ve men’i, ile 100.000 TL maddi, 10.000 TL manevi ve 5.000 TL itibar tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili,  dava konusu ürünlerin tamamının davacı şirketten fatura karşılığı satın alınmış orijinal ürünler olduğunu, uzun süre ... bayiliği yaptığını ve bu ürünlerin hukuka uygun şekilde temin edildiğini,   marka sahibince piyasaya sürülen ürünlerin yeniden satışının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağını, beyanla davanın  reddini talep etmiştir.Mahkemece; davalı işyerinde bulunan ürünlerin davacı tarafından daha önce faturalı olarak satılan orijinal ürünler olduğu, davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden  fiilinin ispatlanamadığı  gerekçesi ile  davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talep etmiştir. Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/29 Değişik İş Dosyasına sunulan bilirkişi raporunda ; davalının işyerinde “...” ibaresini taşıyan etiketli ... ürünlerinin bulunduğu, bu ürünlerin gömlek, mont, kaban, yelek gibi tekstil ürünleri olduğu , ürünler üzerindeki ibare ve etiketlerin, davacıya ait tescilli marka ile birebir veya karıştırılacak derecede benzer olduğu, ortalama tüketici nezdinde bu ürünlerin orijinal ... ürünü izlenimi uyandırabileceği , davalının bu ürünleri satmasına ilişkin yazılı bir yetki belgesi sunamadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu kanaati bildirilmiştir. 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının dava tarihinden önce işyerini terk ettiği, belirtilen adreste başka bir işletmenin faaliyette bulunduğu, davalının ticari defter ve yasal kayıt ibraz etmediği  davalının elde ettiği hasılat ve net kazancın belirlenemediği, dolayısıyla maddi zararın hesaplanmasının mümkün olmadığı beyan  edilmiştir.Bilindiği üzere, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi hükmü ve TMK 6.maddesi hükmü gereğince, ispat yükü, bu konuda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki  sonuçtan hak çıkaran tarafa aittir.Markanın izinsiz kullanıldığının, bu kullanımın marka sahibinin haklarını  ihlal ettiğinin, tecavüz fiilinin davaya konu somut olayda gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.Somut olayda davacı taraf, marka hakkına tecavüz iddiasını esas itibarıyla Göksun Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/29 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyasına dayandırmıştır. Tespit raporunda davalı işyerinde tespit edilen ürünlerin, davacı şirket tarafından daha önce fatura karşılığı satılmış ürünler olduğu belirtilmiş, ancak yetkili satıcılık, v.b bir anlaşma sunulmadığı belirtilerek değerlendirme yapılmış olup, ürünlerin orijinal olmadığına, taklit olduğuna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Davalı iş yerindeki ürünlerin sahteliğine ilişkin davacı tarafça ileri sürülmüş ve ispatlanmış bir iddia bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6769 sayılı Kanun’un 152. maddesi uyarınca; Marka sahibi tarafından veya onun izniyle Türkiye’de piyasaya sürülen mallar bakımından marka hakkı tükenir. Bu durumda, marka sahibinin rızasıyla piyasaya sürülen orijinal ürünlerin yeniden satışının, kural olarak marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı açıktır. Dosyada, marka hakkının tükenmesi ilkesinin istisnasını oluşturacak şekilde; ürünlerin ayırt edici karakterinin zedelendiği, markanın itibarının somut olarak zarar gördüğü yahut ürünlerin kötüleştirildiği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Bunun dışında, davalının  marka hakkına tecavüz ettiğini ortaya koyan, markanın uygulandığı taklit ürünlerin üretilip pazarlandığına ve markanın ticari faaliyet kapsamında herhangi bir yolla kullanıldığına ilişkin bir delil ve tespit bulunmadığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüz edildiği iddiasının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça yöntemince ispatlanamadığı, haksız fiil olan tecavüz fiili ispatlanamadığından ticari defterlerin sunulmamasının  somut olayda sonuca etkisinin bulunmadığı , yukarıda değinildiği üzere delil tespiti raporunda iş yerindeki ürünlerin taklit ürün olduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı  bu nedenlerle söz konusu raporun iddianın ispatı yönünden elverişli yeterli bir delil olmadığı gözetildiğinde   ilk derece mahkemesince  ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamı ve delil durumuna göre hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf istemine gelince; eldeki davada birden fazla talep tek bir davada ileri sürüldüğünden davaların yığılması söz konusu olup,  markaya tecavüz, maddi tazminat ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih ve 2022/276 E. 2023/184 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026  <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ffb0f532537ba18","SID":"3fae18936423fec4"}}