{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:29/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:26/05/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:29/12/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 02/03/2015 tarihinde imzalanan sözleşme gereği ... marka asansör makinasının kredi çekilmek suretiyle ortaklaşa satın alındığını, yapılan işe göre karın veya zararın %50 olarak paylaşılacağını, davalının işin başında vermiş olduğu 46.370,00-TL'den sonra kredi ödemesine katkıda bulunmadığını, müvekkilinin asansör borcunu kendisinin ödediğini, davalıya sözleşme karşılığında davalının taşınmazına konulan ipoteğin kaldırılması şartına bağlı olarak 130.000,00-TL'lik bono verildiğini, bu hususta 02/03/2015 tarihli sözleşme akdedildiğini, yani verilen bononun davalıya borç ödeme amacıyla verilmediğini, davalıya verilen bononun sözleşmeye bağlı olarak davalının taşınmazına konulan ipoteğin kaldırılması şartına bağlı olarak verilen teminat senedi olduğunu, davalının taşınmazına konulan ipoteğin kaldırıldığı, ancak bononun kendisine teslim edilmediğini belirterek müvekkilinin bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı; davacının iddialarının doğru olmadığını, anlaşma yapılırken kendisinin sadece maddi destekte bulunduğunu, asansörün çalışmasında kendisinin yardımı olmayacağını, kredilerin ise asansörün elde ettiği gelirden ödendiğini, davacının kredi ödemeleri kendi hesabından yapmadığını, bahse konu bononun kendi taşınmazına koyulan ipoteğe karşılık teminat amacıyla kendisine verildiğini, sözleşme gereğince ipotek kalkınca senet aslını davacıya iade ettiğini, kendisinde ise senet fotokopisi bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"Davacı tarafça dava konusu bononun 02/03/2015 tarihli sözleşmede belirtildiği şekilde teminat senedi olarak verildiği ileri sürülmüş ve sözleşme dosyaya sunulmuştur. Davalı ise bononun 02/03/2015 tarihli sözleşmenin teminatı olarak verildiğini, teminat senedi olduğunu kabul etmiştir. Dava konusu bononun teminat senedi olarak davalıya verildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, taşınmazı üzerindeki ipoteğin kalkması üzerine senedi davacı tarafa iade ettiğini ileri sürmüş ise de 6100 sayılı HMK 201/1 maddesinde \"Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.\" düzenlemesi yer almakta olup davalı taraf senedi davacıya teslim ettiği iddiasını yazılı bir delille kanıtlayamamıştır. Davalı taraf yemin deliline de dayanmadığından senedi davacıya iade ettiği iddialarını kanıtlayamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne; 23/02/2015 tanzim tarihli, keşidecisi ... olan, 130.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Menfi tespit davasında davacı lehine tazminata hükmedilmesi İİK'nın 72/5. maddesi gereğince haksız ve kötü niyetle takip başlatılması gerekmekte olup, davacı hakkında başlatılmış bir takip bulunmadığından davacının tazminat taleplerinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı  istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği davaya konu senedin teminat senedi olduğunu, karşı tarafa teslim edildiğini, davacının teslim edilen bu senet haricinde  düzenlenen başka bir bonoyu, sözleşmeye ve davaya konu teminat senediymiş gibi kabul ettirmeye çalışarak iptal çabasına girdiğini, şartı gerçekleştiğinde davacı tarafa teslim edilen teminat senedi haricinde yine davacı tarafça iptal çabasına girilen diğer bononun bahse konu sözleşme ile aynı tarihte düzenlenmediğini, senet üzerinde teminat senedi vasfı taşıdığını gösteren hiçbir ibarenin de bulunmadığını, davacı tarafça bu senedin aralarında düzenlenen sözleşmeye ve davaya konu  teminat senedi olduğu iddiasını kanıtlamaya dair hiçbir yazılı delil sunulamadığını, senedin teminat senedi olduğunun iddia eden tarafın iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, davanın kabulüne ve senedin iptaline karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için mevcut olması gereken hususların var olduğunu, sadece sözleşmede teminat senedi olduğunun belirtilmiş olmasının o senedi teminat senedi yapmayacağını, iptal çabasına girişilen bono ile sözleşme arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını, iddia edilen bu bağlantının varlığına ilişkin davacı tarafça hiçbir delil sunulamadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak sadece tanzim tarihini ve miktarını gösterdiğini, davacı ile aralarında 02/03/2015 tarihinde davaya konu sözleşmenin hazırlandığını, yine 02/03/2015 tarihli teminat senedi hazırlanarak bu sözleşmeye bağlandığını, sözleşmeye bağlanan teminat senedinin teminat şartı sağlandığında  kendisine teslim ettiğini, davaya konu teminat senedinden bağımsız olarak davacı tarafa vermiş olduğu borca istinaden borç ilişkisinden kaynaklı sözleşme ve davaya konu senedin tanzim tarihinden önce 23/02/2015 tarihinde 130.000,00-TL bedelli başka bir bono düzenlendiğini, dava konusu sözleşme ve teminat senediyle alakası olmayan, davacı ile aralarındaki borç ilişkisi neticesinde düzenlenen 23/02/2025 tarihli bu bononun sözleşmeye bağlanan ve dava konusu edilen teminat senedi ile bir alakasının bulunmadığını, söz konusu senedin düzenlenme tarihi ile davaya konu teminat senedinin bağlı olduğu sözleşme tarihleri arasındaki bariz farklılığın bulunduğunu, bu bono ile dava konusu senet ve sözleşme arasında hiçbir bağlantı olmadığının dikkate alınması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kambiyo senedinin teminat senedi olduğu iddiasına dayalı icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı yan davaya konu senedin teminat senedi olduğunu kabul ederek senedi davacı yana teslim ettiğini savunmuşsa da davalı yanca teslimi ispata yarar delil sunulamamasına, davalı yanca her ne kadar istinaf dilekçesinde teminat senedi olduğunu kabul ettiği davaya konu senetten başka bir borç senedi ve sözleşmenin bulunduğu iddia edilmişse de, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen hususların istinaf incelemesinde ileri sürülemeyeceğinden bu hususa ilişkin istinaf isteminin dinlenemeyeceğine, açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.880,30-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.220,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.660,20-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/12/2025\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"714e9e2941161ab2","SID":"af6c51a589bab908"}}