{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   21. Hukuk Dairesi     2025/1616 Esas   2026/38 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1616 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/38<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/09/2017<br>NUMARASI\t\t: 2016/723 Esas 2017/704 Karar <br><br>DAVA\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 30/11/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 13/01/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 29/01/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 28/12/2020 tarih ve 2020/519 Esas 2020/1398 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/09/2021 tarih ve 2021/2537 Esas 2021/5586 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 2021/9400  başvuru numaralı dosyada 16/05/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine dair verilen karar üzerine Dairemizin 24/12/2024 tarih ve 2024/1296 Esas 2024/1548 Karar sayılı dosyasında verilen davanın kabulüne ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 06/10/2025 tarih ve 2025/2690 Esas 2025/5915 Karar  sayılı bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile davalı tarafa 146.718,75 Alman Markı para karşılığı 75.016,10 Euro verdiğini, müvekkilinin yatırmış olduğu para karşılığı makbuz verildiğini, davalı şirket ve temsilcisinin Sermaye  Piyasası Kurulu'nun haklarında yasal işlem başlattığını, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, bu konuda ceza davaları açıldığını, bu nedenle müvekkilinin davalı şirketlerde  geçerli bir ortaklığı bulunmadığının tespiti ile müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen 146.718,75 Alman Markı'nın 75.016,10 Euro karşılığının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000 Euro'sunun tahsil edildiği tarihten itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a.maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 21/09/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 1.000 Euro üzerinden açılan davada bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin davalıya 12/06/1997 tarihinde 25.866 Euro, 08/02/1998 tarihinde 25.252 Euro ve 10/02/1999 tarihinde 175 Euro ödeme yaptığının tespit edildiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak davanın 45.585 Euro artırılarak 46.585 Euro'dan 21.128 Euro'nun davalıya verildiği 12/06/1997 tarihinden, 25.252 Euro'nun davalıya verildiği 08/02/1998 tarihinden ve 125 Euro'nun davalıya verildiği 10/02/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... Holding A.Ş. arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketlere ait pay defterine göre davacının davalı şirketlerde pay sahibi olduğunu,  Türk Ticaret Kanununun 329. ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin mümkün olmadığını, Türk Ticaret Kanununun 417. maddesi gereğince pay defterinde kaydedilen hisse senedi sahibinin ortaklık sıfatını kazandığını, davalı şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına aykırı bir şekilde pay senedi ihdas etmediklerini, davacının  davalı şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddialarının gerçek olmadığını, bu iddianın bağlayıcı yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın dayandığı belge veya belgelerdeki imzaların müvekkili şirketle veya şirketlerle hiçbir ilgisinin olmadığını, belge veya belgelerdeki imza veya imzaların müvekkili şirket veya şirketlerin yetkililerine ait olmadığını ve içeriğini kabul etmediklerini, bu belge veya belgelerde dahi şirket hisse senedi alındığının yazılı olduğunu ve asıllarının sunulması gerektiğini, bu belge veya belgelerin delil değerinin olmadığını, davacı tarafın hata veya hileye maruz kaldığı ile ilgili talep ve beyanlarının Borçlar Kanununun 31.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dinlenemeyeceğini, kaldı ki müvekkili şirketin veya şirketlerin davacı tarafa yönelik hata veya hile olgusu içerir bir davranışının olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere herhangi bir para vermediğini, davacı tarafın şirket paylarını üçüncü kişilerden edindiğini, davacı tarafın iyi niyet kurallarına aykırı davranarak işbu davayı açtığını, davacı tarafın üçüncü kişilerden aldığı şirket hisseleri nedeniyle şirketin kâr ve zararına ortak olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı davranamayacağını, ayrıca Borçlar Kanununun 126. maddesi gereğince şirket ile ortaklar arasındaki davaların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, varsa davacı tarafın dayandığı belgelerde geçen düzenleme tarihinden veyahut bir an için iddianın doğruluğu halinde bile iddiaya konu paranın verildiği tarihten dava tarihine kadar zaman aşımı süresinin geçtiğini, hatta olayda uygulanması mümkün olmayan sebepsiz zenginleşme ile ilgili Borçlar Kanununun 66. maddesine göre de davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br> Mahkemece, davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığını, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 51.293,00 Euro  ödeme yaptığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 1.000 Euro talep ettiğini, ıslah dilekçesi ile  toplam 46.585,00 Euro alacağın talep edildiğini, tediye ve kasa tediye makbuzundan dolayı 1.845 Euro'luk ödemenin mahsubu sonucu bakiye 44.740,00 Euro kaldığından, 44.740,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının Euro içinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıcı yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya 12/06/1997 tarihinde 25.866 Euro, 08/02/1998 tarihinde 25.252,00 Euro ve 10/02/1999 tarihinde 175,00 Euro verdiğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiğini,  bu nedenle müvekkilinden tahsil edilen bedellerin tahsil edildiği tarihlerden itibaren işleyecek faizi ile birlikte kabul edilmesi gerekirken faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirtilmesinin hatalı olduğunu,  ayrıca bilirkişi raporuna göre müvekkilinden 51.293,00 Euro tahsil edildiğinin tespit edildiğini, müvekkiline tediye kasa makbuzu nedeniyle 1.845,00 Euro ödendiğini, ayrıca müvekkilinin kâr payı almaması rağmen bilirkişi raporunda belirtilen 2.863,00 Euro'yu da ıslaha konu etmeyerek bu miktarlar toplamının düşülmesi sonucu davanın 46.585,00 Euro olarak ıslah edildiğini, mahkemece 46.585,00 Euro'nun kabulü yerine kasa tediye makbuzundaki 1.845,00 Euro'nun mahsubu sonucu 44.740,00 Euro'ya hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıcı ve 46.585,00 Euro'ya hükmedilmesi yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk Derece Mahkemesince süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunmalarına rağmen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/10351 esas 2014/48 karar sayılı ilamının gerekçe gösterilerek zaman aşımı itirazının reddine karar verildiğini, zaman aşımı itirazının dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü gösteren tek bir delilin dosyaya sunulmadığını, davacıların davada ki taleplerinin zaman aşımına uğradığını,  zaman aşımı itirazının reddine yönelik mahkeme kararının yerinde olmadığını, davalı şirketler tarafından yapılan basın duyuruları, SPK ve BDDK raporlarının bu iddianın asılsızlığını ortaya koyduğunu, davalı şirketlerin davacıyı oyalaması gibi bir durumun bulunmadığını, davacının bir an için oyalandığı kabul edilse bile davacının 19 yıl gibi uzun bir süre boyunca oyalandığının kabul edilmesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, yerel mahkemenin zaman aşımına itirazın ret gerekçesi olarak gösterdiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında atıf yapılan Prof. Dr. Turguz ÖZ'ün işbu davadaki benzer ihtilaf için verdiği hukuki mütalaa \"zaman aşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı görülmesinin mümkün olmadığını\" belirttiğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının hile iddiasının hukuki üstünlük tanındığının açıklanmasına rağmen ayrıca davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddedilmesinin de yerinde olmadığını, BK'nın 31. maddesi gereğince hileyi öğrendiği tarihten itibaren davanın 1 yıl içinde açılmadığını, mahkemenin yemin delilini kullanma hakkını engellediğini, isticvap isteminin usul ve yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, ayrıca davacının yed'inde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirketin iadesine karar verilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, ayrıca ıslah talebinin reddi gerekirken kabulünün de hatalı olduğunu, dosyaya sunulan Sermaye Piyasası Kuruluna ait CD içeriklerinin Mahkemece yanlış değerlendirildiğini, davalı şirket tarafından 09/02/2005 ve 06/06/2005 tarihinde teslim edilen CD'lerin içeriğinde yer alan tabloların neler ifade ettiği, yine 09/02/2005 tarihli üst yazıda ve 06/06/2005 tarihli tutanakta açıklandığını, Ek-1a ve Ek-1b'de yer alan tablolardaki ödemelerin ortaklar arasındaki hisse değişimi nedeniyle devir alan ve devir alan arasında yapılan ödemeler olduğunun açıklanmasına rağmen yerel mahkemece bu irade açıklanmasına aykırı bir şekilde Ek-1a ve Ek-1b'de yer alan listelerdeki bedellerin davacının ödeme iddiasının delili kabul ederek hatalı karar verildiğini, 06/06/2005 tarihli tutanakta \"tablolarda gösterilen devir işlemlerinden kaynaklanan tahsilat ve tediye tutarlarının, şirket tarafından fiilen teslim alınan veya fiilen ödenen tutarlar olmadığı, ortakların şirket tarafından takip edilmesini sağlamak amacıyla ortaklar arasında yapılan devirlerin söz konusu listelerde önce tediye sonra tahsilat şeklinde gösterildiği\" yönündeki irade açıklamasına rağmen bu iradenin de dikkate alınmadığını, bu nedenle yerel mahkemece üst yazı içeriklerini tanzim eden davalının irade açıklamalarına aykırı bir şekilde anlam yüklenerek üst yazılar ile CD bir bütün olarak değerlendirilmeden SPK'nın cevaplarını yanlış yorumlayarak ve davacının isminin Ek-3'de yer alan listelerde bulunmadığını tespit etmesine rağmen davacının davalı şirkete doğrudan para ödediği şeklindeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın istirdadı istemlerine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tMahkemece; davanın kısmen kabulüne  dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 28/12/2020 tarih ve 2020/519 Esas 2020/1398 Karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 Sayılı Yasanın geçici 4. maddesi gereğince davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik verilen karara karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2021 tarih ve 2021/2537 Esas 2021/5586 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tDairemizin 28/12/2020 tarih ve 2020/519 Esas 2020/11398 Karar sayılı ilamına yönelik verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin anılan ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda bu kez Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm 2021/9400 başvuru numaralı dosyasında 16/05/2024 tarihli karar ile, Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkeme olan Dairemize gönderilmesine ilişkin karar verildiği görülmüştür.<br>\tAnayasa Mahkemesi'nin anılan kararı üzerine bu kez dosya Dairemizin 2024/1296 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ile yeniden yargılama yapılması için dosya Dairemize gönderilmekle kesinleşmeye yönelik hukuki sonuçlar ortadan kalkmıştır. Dairemizce yapılan inceleme sonunda 24/12/2024 tarih ve 2024/1296 Esas 2024/1548 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne hükmedilmiştir. Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 06/10/2025 tarih ve 2025/2690 Esas 2025/5915 Karar  sayılı ilamı ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>\tAnılan bozma kararı üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan duruşmalı yargılaması sırasında, davacı vekili  Av. ... 13/01/2026 tarihli  beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekilinin Gebze 14. Noterliği'nin 28/11/2016 tarihli vekaletnamesinde davadan  feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.<br>\tHMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. <br> Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.<br>\tHal böyle olunca, HMK'nun 310/2. \"Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.<br>\" maddesi gereğince davadan feragatin mümkün olduğu gözetilerek davacı vekili Av. ...'ın feragat talebinin kabulü ile davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.\t  <br>\tDairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı vekili Av. ...'un 13/01/2026 tarihli celsede imzalı beyanındaki vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı hususu gözetilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden  488,00 TL harcın davacı tarafından  peşin yatırılan 62,12 TL harç ile 3.228,34 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla alınan  2.802,46 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalı yararına talebi gözetilerek vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talep gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-HMK'nun 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>\tB)1-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t2-Davalı tarafından yatırılan 2.778,99 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,  <br>\t4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin talebi gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına,  <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmış ise de, talebi bulunmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\t\t\t\t\t\t\t\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/01/2026  <br><br>Başkan -           Üye -                        Üye -            Zabıt Katibi - <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"065bd1a13393ff20","SID":"4261adfc12170361"}}