{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/534 <br>KARAR NO\t: 2025/1931<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2021<br>NUMARASI\t: 2018/803 Esas -  2021/659 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... ... San ve  ... Ltd Şti “50 yıl Mah.  .Cd. Sultançiftliği/Sultangazi/İstanbul adresinde 220 çalışanlı ... şirketi olduğu, şirketin Uluslararası ... ve ... markalarının Türkiye'deki Fason üretimini yapan ...   A.Ş'nin alt Fasonculuğunu yaptığı, ... Giyimin, müvekkil ... ve davalı ...'in babaları ... tarafından 1980 yılında ... sektöründe fason imalat yapan şahıs şirketi olarak kurulduğu, 1996 yılında Şirket Limited şirkete dönüştürüldüğü, ... Ltd Şti'nin ilk ortakları ...'in annesi ... ... ve ... ... olduğu, 2005 yılında ... Şirketin % 45'ini devralarak şirket hissedarı olduğu, müvekkili ... 2013 yılma kadar şirket yönetiminde bulunmadığı, küçük kardeş olarak abisi ...'e sonsuz bir güven ve iyi niyetin şüphe etmediği, asgari ücretle hayatını idame ettirmeye çalıştığını, davalı ... yıl sonları yaptığı kar dağılımından hiçbir zaman ...'e bilgi vermediğini, müvekkile asgari ücret dışında da bir ödeme yapılmadığını, Şirket 2013 yılında Bayrampaşa ... Mahallesinde bir arsa satın aldığı ve üzerine 5 katlı bir apartman yaptığı, arsa ve inşaatın tüm parası şirketten ödendiğini, inşaatı biten taşınmazın tapusunu ... kendi adına yaptırdığını öğrendiğini, bu durumu abisi ...'e sorduğunda, iskan alındıktan sonra tapuların devredileceğinin ifade edildiği, birkaç ay sonrasında ... tavrını değiştirdiği ve evin kendisinin hakkı olduğunu ve devredilmeyeceğinin söylemesi neticesinde, abisi ... hakkında şüpheyle bakmaya başladığı, 2015 yılında şirket müdürlüğü görevi sona eren ...'e müvekkilin imza yetkisi verilmesini istemediği, iki şirkete müdür atanamadığı, şirketin büyüdüğü ve dışarıdan profesyonel yöneticiler ile çalışılması gerektiği düşünen ...'e 10 senelik imza yetkisi verilmesini istediği, kabul edilmediğini, şirkette 30 yıldan beri muhasebe işlerine bakan Mali Müşavir ... ... müvekkil ile görüşüldüğü bundan böyle kar dağıtımlarının zamanında yapılacağı ve hakkının yenilmeyeceği müvekkile söz verilmesi ve taahhüt edildiğini, Bayrampaşa'daki 2 dairenin tapusunun da kendisine verileceği taahhüt edildiği, müvekkil babasının da yönlendirmesi ile şirketin yıllarca muhasebeciliğini yapan ... ...'ın taahhüdüne güvenerek şirket adına 5 yıllığına ...'e imza yetkisi verildiğini, imza yetkisinden sonra tapu devrini isteyen müvekkil sürekli oyalandığı ve sonunda tapu verilmeyeceği söylendiğini, son gelişmelerden sonra şirket yönetimini sorgulamaya başlayan müvekkilin, şirket ortağı gibi davranmaya başlamasını kabullenemeyen ... sürekli hatalar yapmaya başladığını, şirketin hesaplarını incelemek isteyen müvekkiline şirket hesaplarının incelenmesine, şirketten bilgi almasının sürekli engellendiğini, şirketteki haklarının engellenmesi üzerine haklarını mahkemeler aracılığı ile almak için mahkemeye başvurulduğunu, müvekkilinin ifadelerini belgelemek, haklarının belirlenmesi ve hukuki işlemlere başlamadan önce şirket evrak ve bilgilerini incelemek üzer şirket merkezine Bakırköy 40. Noterliği 07.05.2018 tarih ... yevmiyeli ihtarname gönderildiği, gönderilen ihtarnameye 09.05.2018 tarihli karşı ihtarname ile evrakların hazırlanması için zamana ihtiyaç olduğunu, hazır edilince gün ve saatinin bildirileceği belirtildiği, şirket 16.05.2018 tarihinde yeni bir ihtarname keşide ederek, Müvekkile yönelik mesnetsiz isnatlar ile hadlerinde olmayarak müvekkilin kanuni hakkını kısıtlayarak talebin kabul edilmediği bildirildiğini, hukukilikten uzak, gerekçesiz, soyut iddialar sebebiyle müvekkili adıma 21.01.2018 tarihinde yeni bir ihtarname gönderilerek TTK 614 ve 411 maddeleri uyarınca şirket ortağının bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesine ilişkin genel kurulun toplantıya çağrılması talep edildiğini, şirket vekili 01.06.2018 tarihinde gönderdiği ihtarname ile 30.06.2018 tarihinde genel toplantısı yapılmasına karar verildiği bildirildiğini, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamındaki talebin değerlendirilmesi amacıyla genel kurul toplantısı yapılması çağrısına karşılık şirket müdürünün belirlediği 7. gündem maddesiyle hukuka ve kanuna aykırı olarak olağan genel kurul toplantısına davet yapıldığı, genel Kurulda müdürün ibrası, kar dağıtımının ertelenmesi, şirket ortağının rekabet yasağı gibi gündem maddelerini gören müvekkilinin tüm maddelere muhalefet şerhi koyduğu, genel kurulda bilgi ve belgelerin incelenmesine ilişkin alınan kararda temmuz ayı içinde şirket evraklarının incelenmesine oybirliği ile karar verildiğini, incelemenin Ağustos ayına sarkabileceği bildirildiği, maksadın zaman kazanma olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin geçmişe dönük biriktirdiği evrakları uzman mütalaası için Bağımsız Denetçi Yeminli Mali Müşavir Bilirkişi ... ...'a başvurduğunu, eksik belge ve bilgilerle yapılan inceleme neticesinde ortaya çıkan bu tablo buz dağının görünen tarafı olduğu, müvekkil ..., ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan dolayı Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına 2018/27331 Soruşturma numarası, Hırsızlık Suçlarından dolayı Gaziosmanpaşa CBS 2018/27329 Soruşturma sayılı dosyaları üzerinde suç duyurusunda bulunulduğu, şüpheli şirket müdürü hakkında açıları soruşturmalar halen devam ettiği, şirket müdürünün azli için İstanbul 18. ATM'nin 2018/676 E Sayılı dava açıldığı, yargılama devam ettiği, bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamındaki talebin değerlendirilmesi amacıyla genel kurul toplantısı yapılması çağrısına karşılık şirket müdürü kendi belirlediği 7 gündem maddesi ile hukuka ve kanuna aykırı olarak genel kurula davette bulunduğu, TTK 617/1 maddesinde “ Genel Kurul Müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan Genel Kurul Toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren Üç ay içinde yapılır. Şirket Sözleşmeyi uyarınca ve gerektikçe Genel Kurul Olağanüstü toplantıya çağrılır.” hükmüne yer verildiğini, bu hüküm çerçevesinde ortak sayısı ve büyüklüğü ne olursa olsun limited şirketlerin her yıl olağan genel kurul yapmasının zorunlu olduğu, genel kurul toplantısı anonim şirketlerde olduğu gibi hesap döneminin sona ermesinden itibaren 3 ay içinde yapılması gerektiği, ancak, genel kurul tutanağında da görüldüğü üzere 3 yılın Genel Kurulu birlikte yapılarak Kanuna muhalefet edildiği, müvekkilinin her yıl genel kurul yapılması ve kar dağıtımı yapılamasını isterken diğer hissedar şirket müdürü buna yanaşmadığı, genel kurulun geç yapılmasının müeyyidesi olmamasına karşılık yönetim şeklinin görülebilmesi için önem arz ettiğini, şirket müdürünün istediği zaman istediğini yapabildiği kanunlara aykırı hareket edilerek şirketi kendinin belirlediği kurallarla yönettiği, bilgi ve defterlerin incelenmesi talebin görüşülmesi için toplanılması isteği, genel kurulda 2 nolu gündem maddesiyle 2015, 2016, 2017 yılları faaliyet raporu okunduğu, müzakere edildiğini, şirket müdürünün oy çokluğu ile onaylandığı, müvekkil muhalefet şerhi koyduğunu, gündemin 3 maddesi 2015, 2016, 2017 yılları bilanço, kar/zarar hesapları okundu, şirket müdürünün oyları ile oy çokluğu ile onaylandığı, müvekkil muhalefet şerhi koyduğu, gündemin 4 maddesi, yedek akçe ayrılmasından sonra gelecek yıllarda kar dağıtımı yapılmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, bu kararın kanuna aykırı olduğu, karın ne zaman dağıtılacağının belirlenmediğini, önümüzdeki yıllar denerek soyut bir ifade kullanıldığı, 30.06.2018 tarihli genel kurulda alınan 5 nolu kararın açıkça hukuka aykırı olduğu, şirket müdürü ...'in ibrasının, ...'in oyuyla ibrasına oy çokluğu ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, şirketin iki ortaklı olduğu, ... % 55, diğeri müvekkil ... % 45 hisseye sahip olduğunu, TTK 619 maddesine göre oy hakkından yoksunluk nedeniyle şirket yönetiminde bulunanlar hakkında yapılacak oylamalarda Müdürlerin İbralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar şeklindeki yasa hükmü gereğince şirket müdürü ... sadece kendi oyu ile kendisini ibra ettiği, alman bu kararın açıkça kanuna aykırı olduğu ve iptali gerektiği, genel kurulda alınan 7 nolu kararın 6102 sayılı TTK 395 ve 396 md göre şirket müdürüne yetki verilmesine davacının muhalefetine rağmen oy çokluğu ile karar verildiği, kararda şirket müdürüne yetki verilmesine şeklindeki cümlenin anlaşılamadığı, şirket müdürü sadece kendi oyları ile kendisine yetki verdiği, kanunun lafzında açıkça anlaşılacağı üzere, yetkinin genel kurulda olduğu ve devredilemeyeceği, bu nedenle alınan karar açıkça kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olup iptali gerektiğini belirterek ...'nin 30.06.2018 tarihli 2015, 2016, 2017 yılları Olağan Genel Kurulunda muhalefet edilen 2, 3, 4, 5, ve 7 nolu maddeleri ile alınan kararların iptaline, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının dava konusuyla ilgisi bulunmayan gerçek dışı ve çoğu hayal mahsulü açıklamalarına ve suçlamalarına İstanbul 18. ATM'nin 2018/676 E Sayılı dosyasına cevap verildiği, davacının iptalini istediği genel kurul usule uygun olarak yapıldığı, iddia edildiği gibi davacı, genel kurul gündemi genel kurulda değil önceden kendisine iadeli taahhütlü mektupla öğrendiği, usule uygun ilan ve tebligatlar yapıldığı, bilgi alma isteğinin genel kurulda kabul edilmesi ihtimaline binaen yanında avukat, mali müşavirle genel kurula gelmesi noter kanalıyla kendisine bildirildiği, genel kurula avukatıyla geldiği, ... abi olarak hitap ettikleri Mali Müşavirin bulunmadığı, müvekkilinin oyu ile inceleme yapma ve bilgi alma isteği oy birliği ile kabul edildiğini, taraflara uygun bir günde şirket kayıt ve defterlerinin mali müşavirlerin ve muhasebecilerin nezareti altında incelenmesine karar verildiği, ancak tüm görüşmelere rağmen incelemeye gelmedikleri, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen Mali Müşavir ... ... tarafından özel uzman bilirkişi mütalaası başlıklı yazının düzenlenmesi 07.07.2018 tarihi olduğunu, işbu yazının bir günde yazmadığına göre Genel kuruldan önce kendisine bu görev ve bilgilerin verildiği ve 07.07.2018 tarihli rapor hazırlanabildiği, Temmuz ayı bitmeden 25.07.2018'de ortaklardan ... aleyhine İstanbul 18 ATM 'de görülmekte olan davayı açtığı, davacının bilgi alma isteğinde samimi olmadığı, tüm bilgi ve faturalar, fişler elinden geçtiği beğenmediklerini yırtıp attığı, TTK 395. ve 396. md ile ilgili kararın davacı ile bir ilgisinin olmadığı olsa olsa şirket müdürü ve % 55 hisse sahibi ...'in kendi yetkilerine koyduğu bir kısıtlama olduğu, davacının bundan dahi rahatsızlık duyması içinde bulunduğu ruh halini açıklamaya yeterli olduğu, arz ve izah edilen nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Öncelikle  ifade etmek gerekirse, her ticaret ortaklığın  nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince genel kurul, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir. TTK'nın 452. maddesinde belirtilen müktesep haklardan olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK’nın 523/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Bu ilkeler kapsamında  genel kurul toplantısında alınan 4  nolu kararda ;\" yedek akçelerin ayrılmasından sonra önümüzdeki yıllarda kar dağıtımı yapılmasına...\" şeklinde karar alınarak kâr payının dağıtılmamasına ilişkin kararda süre sınırlamasına yer verilmemiş  olduğu,  5 no'lu karar yönünden TTK 619. maddesine aykırılık nedeniyle iptal koşulunun gerçekleştiği, 7 nolu kararının, kendisine izin verilen müdürün, kararın alınmasında bizzat oy kullanmış olması ve kararın TTK m.621/1-g hükmünde belirtilen genel kurul karar nisaplarına uygun alınmamış olması nedenleriyle, kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu itibarla anılan maddeler yönünden  iptal koşularının  gerçekleştiği anlaşılmakla ...nin 30.06.2018 tarihli 2015, 2016, ve 2017 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5 ve 7 nolu kararların iptaline , 2 ve 3 nolu kararların kanuna ,ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı anlaşılmakla davacının 2 ve 3 nolu kararların iptali isteminin reddine ve davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Genel Kurulun 4 numaralı kararın iptal gerekçesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, kar payı dağıtılmaması kararında süre belirtilmesi zorunluluğunun kaynağının davalı tarafça bilinmediğini, ayrıca mahkemece de belirtilmediğini, Genel Kurulun 5 numaralı kararının TTK 619'e aykırılık gerekçesiyle iptal edildiğini, ancak bilirkişi raporuna beyan ve itirazlarında belirtilen hususların ve davacının, müteveffa şirket müdürünü daha önce ibra ettiği hususlarının gözardı edildiğini, Genel Kurulun 7 numaralı kararı iptal edilirken kendisine izin verilen müdürün, kararın alınmasında bizzat oy kullanmış olması ve kararın TTK m.621/1-g hükmünde belirtilen genel kurul karar nisaplarına uygun alınmamış olması nedenlerinin gerekçe gösterildiğini, uygulanacak hükümlerin tespitinde hataya düşüldüğünü, TTK m.395. maddenin birinci fıkrası ile TTK m.396 hükümlerinin limited şirketler hakkında uygulanmadığını, kanunen davalı şirketin TTK m.395/1 ve TK m.396 hükümlerindeki işlemleri yapmak için genel kurul tarafından şirket müdürüne yetki vermek zorunda olmadığını, bu zorunluluğun olmamasına rağmen ihtiyari olarak  bu yönde yetki kararı alındığını, kanuni olarak zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari şekilde alınan kararın bu şekilde iptal edilmesinin hukuken isabetli olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, davalı limited şirketin 30.06.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5 ve 7 nolu kararların  Türk Ticaret Kanunu'nun ( TTK) 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili  tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından davalı şirketin 400.000,00 TL sermayeli, davacı ...'in %45 hisse 180.000,00TL semayeli, ...'in % 55 hisse 220.000,00 TL sermayeli 2 ortağının bulunduğu görülmüştür. Davaya konu genel kurula her iki ortakta katılmış olup, genel kurulun 2 nolu maddesinde 2015,2016,2017 yıllarına ait  yıllık faaliyet raporunun okunması ve  müzakeresi,  3 nolu maddesinde 2015, 2016 ve 2017 yularına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının okunması ve onaylanmasına, 4 nolu maddesinde yasal yedek akçelerin ayrılmasından sonra önümüzdeki yıllarda kar dağıtımı yapılmasına, 5 nolu maddesinde şirket müdürü ...'in ibrasına,  7 nolu maddesinde T.T.K. nun 395. ve 396. maddelerine göre şirket müdürüne yetki verilmesine karar verildiği, davacının kararlara muhalefetinin bulunduğu  görülmüştür. ''Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı\"na ilişkin TTK'nın 662. maddesi atfıyla TTK'nun 445.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir.TTK'nın 447. maddesinde tahdidi olmayan örnek kabilinden özel düzenleme bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın butlan sebeplerini düzenleyen 447. maddesi \"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" düzenlemesini içermektedir. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.Davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 11.09.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.1.Davaya konu genel kurulun 4 nolu maddesinde, şirketin ekonomik olarak zorlukların artması ve daha da artabileceği öngörüsüyle, şirketin özvarlıklarını güçlendirmek için gerekli yasal yedek akçelerin ayrılmasından sonra önümüzdeki yıllarda kar dağıtımı yapılmasına karar verilmiştir.Kârın dağıtılıp dağıtılmayacağı ve dağıtılacaksa ne ölçüde dağıtılacağı hususunda genel kurulun geniş takdir yetkisi bulunmaktadır. Gerçekten genel kurul dağıtılabilir kârdan TTK. m. 523/2 hükmüne göre yedek akçe ayırabileceği gibi, belirli şartlar altında bu kârın esas sermayeye eklenmesine de karar verebilir. Ancak genel kurul bu yetkilerini kullanırken bazı sınırlamalara tabidir. Kârdan yapılacak ayırımlar konusunda öncelikle emredici kanun hükümlerine riayet etmek gerekir. Bu kapsamda vergi, fon, kanuni yedek akçe gibi emredici kanun hükümleriyle belirlenmiş ayırımların yapılması kaçınılmazdır. İkinci olarak, esas sözleşme hükümleriyle kâr dağıtımı konusunda bazı prensipler belirlenmişse genel kurul bunları da bertaraf edemez. Örneğin esas sözleşmede belirli oranda kârın dağıtılması öngörülmüş ise, pay sahipleri bakımından güçlü bir müktesep hak oluştuğu için genel kurul bu dağıtımı yapmak zorundadır. Üçüncü olarak, gerçek anlamda genel kurulun takdirine bırakılan ayırımlar konusunda da [TTK. m. 523/2-3], genel kurulun takdir hakkını sınırlayan ilkeler söz konusudur. Bunlar, kanun ve esas sözleşmede belirlenenlerden daha fazla miktarda yedek akçe ayrılmasının geniş anlamda objektif iyi niyet kuralları ile şirketin devamlı gelişmesi ve istikrarlı kâr dağıtımı bakımından gerekli olmasıdır. Söz konusu ayırımlara ve kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının iptali istenmesi halinde mahkeme bu kriterleri uyulup uyulmadığını araştıracaktır [Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıkta Finansal Tablolar, Yedek Akçeler ve Kar Dağıtımı, İstanbul 2018, s. 399-400].Yukarıda ifade edildiği üzere, genel kurul kararlarının iptalinin nedenlerinden birisi de, alınan kararın afaki iyi niyet kuralına aykırı olmasıdır. Söz konusu olan afaki iyi niyet, MK. m. 2 hükmünde öngörülen dürüstlük kuralıdır. Genel kurulda çoğunluğu oluşturan belli bir grup pay sahibinin yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, ortaklık dışı özel veya ortaklık ile ilgili kişisel çıkarlarının korunmasına yönelik olarak, azınlıktaki pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı bir şekilde aldığı kararlar dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmektedir. Ancak kararın dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabilmesi için her zaman özel ve şahsi menfaat elde edilmesi zorunlu değildir. Eşit hukuki durumda bulunan pay sahipleri hakkında eşit uygulamalara gidilmemesi suretiyle eşitlik ilkesinin ihlâli de, dürüstlük kuralına aykırılığın tespitinde ölçüt olarak kabul edilmektedir. Objektif iyiniyet kuralına aykırılığı, ortaklığın geleceği, işleyişi ve yönetimi bakımından önemi göz önünde tutularak, yersiz şekilde genişletmemek ve ancak ciddi etken sebeplerin varlığı halinde kabul etmek gerekir. Bu bakımdan ancak, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, ortaklığa ve diğer pay sahiplerine zarar vermek için kasıtlı olarak alınan bir genel kurul kararının, iyi niyet kuralına dayanarak iptali istenebilir [Üçışık/Çelik, C. I, s. 358]. Dolayısıyla somut olayda kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın objektif iyiniyet kuralına da aykırı olmaması gerekir.Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdiri genel kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılması keyfiyete bağlı değildir. Gerçekten de Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu hususu şu şekilde dile getirmiştir: \"Her ticaret ortaklığı gibi anonim şirketlerin de nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Pay sahiplerinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakları vardır. Kâr payı dağıtımı ancak şirketin inkişafı ve sürekli kâr dağıtabilir durumda tutulması için istisnai olarak sınırlanabilir. Kâr pavı dağıtmamanın uvaun ve faydalı olduğunu şirket ispat etmek durumdadır\" [Y. 11. HD.’nin E. 2005/10060, K. 2006/13738 sayı ve 21.12.2006 tarihli kararı].Kâr payının hangi gerekçelerle tam olarak dağıtılmadığı hususunun somut bir şekilde davalı tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda ise esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kâr dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. TTK'nun 507.nci maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış \"Net Dönem Kârına\" payları oranında katılma hakkına sahiptir.Bunun yanında TTK’nun 523.ncü maddesine göre genel kurul; a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.İspat kuralına ilişkin MK. m. 6 hükmüne göre: \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür\". HMK. m. 190/1 hükmüne göre: \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Anılan ispat kuralları gereği, davalının, kâr dağıtmama kararını keyfi almadığını, yukarıda belirtilen yasa hükümlerine uygun olarak aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli olduğunu ya da şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı olduğu geçerli delillerle kanıtlaması gerektiği açıktır.<br>Bilirkişi raporunda yer alan \"... dosya kapsamından yapılan mali inceleme sonucunda, davalı şirketin2015-2016 ve 2017 yılları faaliyetlerinden 2015 ve 2016 yılına ilişkin olarak ticari işlemlerinden kar sağlanırken 2017 yılı faaliyetlerinden zarar ettiği, şirketin öz varlık durumunun tespitinde 2017 yılında geçmiş yıl karlarının 2017 yılında dağıtılması ile öz varlıklarda azalışa neden olduğu, genel kurulun 4 numaralı maddesinde şirketin öz varlık yapısının güçlendirilmesi ve gelecek yıllarda kar dağıtımı yapılmaması yönünde karar alınmış olmasına karşılık 2017 yılında geçmiş yıl karları olarak öz varlık içinde 1.153.887,04 TL tutarındaki geçmiş yıl karının dağıtıma konu edilmiş olması ile şirket öz varlığının zayıflamasına neden olduğu, davalı şirketin 2017 yılında zarar ettiğinin ve öz kaynaklarında azalma olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, ilerki yıllarda kar dağılımı kar dağılımı yapılmasına \" yönündeki tespit dikkate alındığında, kâr payının dağıtılmamasının, TTK. m. 523 hükmünde ifade edilen, kârın aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli olduğu, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı bir durum teşkil ettiği buna göre de kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın iptali şartlarının oluşmasa da, şirketin bir sonraki genel kurulunda kar payı dağıtımına ilişkin yeniden karar alabileceği, Mahkemece söz konusu madde iptal edilse bile Mahkemenin şirketin yerine geçip kar payı dağıtımı yapamayacağı, zaten bilirkişi raporuna göre şirketin dağıtılacak bir karı olmamasına göre, sonucu itibariyle Mahkeme kararının doğru olması nedeniyle bu hususta kaldırma yapılmamıştır.<br>2.Davaya konu genel kurulun 5 nolu maddesinde şirket müdürü ...'in ibrasına karar verilmiştir.İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olup, genel kurulun ibra kararı  yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul, ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisi ibranın doğal ve kanuni sonucudur. Ortakların aldığı ibra kararı, karara muhalif hisse sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etkisi de bulunmamaktadır. TTK'nın 619.maddesinde herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanların, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları düzenlenmiştir.Somut olayda şirket müdürü ... % 55 hisse oranı ile kendi ibrasına karar vermiş olup, TTK'nın 619.maddesinde  yer alan koşula uygun geçerli bir ibranın bulunmadığı açıktır. Bu durumda  mahkemece genel kurul toplantısında alınan ibra kararının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.3.Davaya konu genel kurulun 7 nolu maddesinde, 6102 Sayılı T.T.K. nun 395. ve 396. maddelerine göre şirket müdürüne yetki verilmesine karar verilmiştir.TTK'nın 436/1. Maddesine göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. yetkinin verilmesine ilişkin karar, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK'nın 374/1. maddedeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin Tarih ve 2012/4712 E- 2013/6730 K. Sayılı kararı). TTK 436/1. Maddesindeki oy yoksunluğunda yalnızca, paydaş, eş, altsoy ve üstsoyun ortağı olduğu şirketlerle yapılacak işler zikredilmiş, kardeşler arasında böyle bir oy yoksunluğu hali düzenlenmemiştir. Kanun koyucunun yasa maddesinde açıkça altsoy ve üstsoy ibarelerine yer verdiği, kardeşler arasında ise TMK 17. maddesinde de ifade edildiği üzere yansoy hısımlığı bulunduğu, bu durumda, yönetim kurulu üyelerinin kardeş olması nedeniyle söz konusu genel kurul maddesinin oylamasında oydan yoksun olacağı şeklinde yorum yapılamaz(Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2018 Tarih ve 2016/7190 E- 2018/1960 K. Sayılı kararı). Buna göre yönetim kurulu üyesi ...'in TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi için kendi kullandığı % 55 olumlu oy ile kabul edilmiştir. Bu halde, karar için gerekli nisap olan oy çoğunluğu sağlanamamış olup, şirket müdürüne  TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi yönünden alınan karar Kanuna aykırı olup iptali gerektiğinden, Mahkemece bu maddenin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan  615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e20a8fe23190226","SID":"9dc72818cb3ab32e"}}