{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO\t: 2024/747 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/51<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/01/2024<br>NUMARASI\t: 2021/2 Esas, 2024/10 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 19/01/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;<br>\"...\" markasının... şirketi adına ... tescil numarası ile .../08/1990 yılında Türkiye'de tescil edilerek koruma altına alındığını, davalı yanın söz konusu firma ile imzaladığı .../04/2014 tarihli lisans sözleşmesi ile \"...\" markalı ürünlerin Türkiye distribütörü olduğunu, ancak davalı tarafın lisans sözleşmesinin 01/06/2017 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin ...firması ile imzaladığı 12/02/2019 tarihli distribütörlük anlaşması ile \"...\" markalı ürünlerin Türkiye'de münhasır distribütörü olduğunu, müvekkilinin dosyaya sunulan yetki belgesinden de anlaşılacağı üzere \"...\" adını ve \"...\" logosunu (... Markaları) taşıyan ürünleri imal etme ve satma hakkına münhasıran sahip olduğunu, davalının marka sahibi olan ...firması ile yaptığı anlaşma gereği, elinde bulunan \"...\" markalı ürünleri satmama ve yeni lisans sahibi olan müvekkiline teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin de teslim edilecek bu malzemeler nedeniyle marka sahibi firmaya lisans bedeline ek bedel ödediğini, ancak hal böyle iken, davalının yetkisi olmadığı halde \"...\" markalı ürünleri piyasaya sürdüğünü, ürün stoklarının .... adresinde bulunan ... Lojistik deposunda bulunduğunu, tüm sevkiyatların bu depodan yapıldığını ve depoda halen çok miktarda \"...\" marka taklit ürün bulunduğunu öğrendiklerini, bu durumun öğrenilmesi üzerine Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemes'inin 2020/26 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını ve söz konusu durumun işbu dosyadan alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, müvekkili şirketin münhasır distribütörü olduğu \"...\" markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, davalı şirketin, bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken (Müvekkili şirketin ödediği) 380.000,00 USD lisans bedelinin, davalının lisans sözleşmesinin iptal edildiği ve markaya tecavüzün meydana geldiği 01.06.2017 tarihten itibaren yürütülecek yıllık % 6 gecikme (temerrüt) faizi ile birlikte B.K.m.93/3 gereğince USD (Amerikan Doları) olarak aynen veya fiili ödeme gün ve günlerindeki döviz USD efektif satış kuru karşılı Türk Lirası olarak davalıdan tahsili ile 50.000,00 TL manevi ve 50.000,00 TL itibar tazminatının markaya tecavüzün meydana geldiği 01.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Türkiye'nin ...... perakendecisi olduğunu, müvekkili şirket ile \"...\"  markalı ürünlerin Türkiye'de üretimi ve satışı için... arasında ilk olarak 2004 yılında Türkiye'de ...yetkili lisans sözleşmesi imzalandığını ve söz konusu ilişkinin sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiği 2017 yılına kadar devam ettiğini, davaya konu edilen ürünlerin 13 yıl süren ticari ilişki sırasında, müvekkili tarafından \"...\" markası ile üretilen ve fakat üretildiği sezonda satılmayan, elde kalan, defolu ürünlerin yanı sıra ticari ekonomik değerini de yitiren olduğunu, Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/26 D İş sayılı dosyası  kapsamında görevlendirilen bilirkişinin detaylı bir inceleme yapmadığını, ön tarafta bulunan bir iki koliden birkaç parça emtianın fotoğrafını çektiğini, depodaki tüm ürünleri tek tek incelenmediğini, tüm ürünlerin cins ve niteliklerini ayıplı, defolu olup olmadıkları yönünde herhangi bir tespit de yapmadığını, hükme esas alınabilecek bir rapor olmadığını, müvekkili şirketin stoklarında bulunan \"...\" markalı ürünlerin, 2004 ile 2017 yılları arasında 13 yıl süren ticari ilişki sırasında muhtelif yıllarda ve en son   2015 yılında  ... markası ile üretilen ve fakat bir  üretildiği sezonda satılamayan, elde kalan, defolu, ayıplı ürünlerin yanı sıra iade edilen modası geçmiş, satılamayacak durumdaki  spor giysileri ve tamamlayıcı ürünler olduğunu, bu nedenle ortada taklit veya hukuka aykırı şekilde imal edilmiş ürün mevcut olmadığını, davacı tarafın bu yöndeki iddialarını da kabul etmediklerini, müvekkiline yöneltilen iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:<br>\"...Dosya kapsamı deliller, ... kayıtları, dinlenen tanık beyanları, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; davaya dayanak \"...\" markasının  dava dışı... şirketi adına tescilli olduğu, daha önce bu şirket ile davalı şirket arasında lisans sözleşmesi bulunduğu ve bu lisans sözleşmesinin  01.06.2017 tarihi itibariyle karşılıklı olarak feshedildiği, fesih anlaşmasında davalı şirketin elinde kalan ürünleri iadesinin kararlaştırıldığı, bilahare marka sahibi  ... ... şirketi ile davacı şirket arasında Türkiye sınırları bakımından inhisari olmak üzere 12 Şubat 2019 tarihli lisans sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye dayalı olarak davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı ve ehliyetinin bulunduğu, hal böyle iken  tanık beyanları ve  Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/26 D.İş sayılı dosyası kapsamında 10 Temmuz 2020 tarihinde yapılan tespit bilirkişi raporu ve bu bilirkişinin mahkememizce alınan beyanına göre, davalının lisans sözleşmesinin feshi nedeniyle  kendisinden teslimi talep edilen \"...\" markalı ürünleri tam olarak teslim <br>etmediği ve satışa konu olabilir şekilde 40.000 adetini  bulundurduğu, lisans sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, markayı kullanma ehliyetini yitirmesine rağmen, sözleşme konusu markayı kullanmaya devam etmesi nedeniyle ilgili kullanımların SMK m.29/1-ç kapsamında herhangi bir hukuki dayanağının olamayacağı ve bağlantılı olarak markaya tecavüzün gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Buna göre davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın kabulü gerekmiştir. Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacı vekili lisans seçeneğine göre maddi tazminat talep etmiş, davacının lisans sözleşmesi ile hak sahibi olduğundan, 12.02.2019 olan lisans sözleşmesi başlangıç tarihinden, 05.01.2021olan dava tarihine kadar olan dönem ile sınırlı olarak olacak şekilde  tazminat talep edebilecektir. Bilirkişi raporuna göre davacının dayandığı inhisari lisans sözleşmesi emsal alındığında bu dönem için isteyebileceği lisans bedelinin 180.848,08 USD olabileceği belirtilmiş olmakla, emsal gösterilen lisans sözleşmesinin inhisari olması karşısında Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/653 Esas 2018/7271 Karar sayılı ilamı ışığında TBK 50 maddesi kapsamında takdiren %50 oranında indirim yapılarak davacı yararına  90.424,04 Amerikan Doları maddi tazminat takdir edilmiştir. Fazlaya dair maddi tazminat talebi reddedilmiştir. Davalının eylemi aynı zamanda markadan doğan manevi hakları ihlal ettiğinden ve inhisari lisans sözleşmesine göre davacı manevi tazminat da talep edebileceğinden ihlalin niteliği, süresi ve tarafların ekonomik durumu ile manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Davacının itibar tazminatına yönelik talebi yönünden ise, davalının elinde bulundurduğu ve piyasaya sunduğu ürünler orjinal olup, davalı tarafa ait ürünlerin “kötü üretim ve kullanımı” ya da “uygun olmayan tarzda piyasaya sunulması” nedeniyle yaşanılan olumsuz durumlara dair somut herhangi bir bilgi/belge sunulamadığından bu talep yönünden dava reddedilmiştir. Bu itibarla; -Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının davacı tarafın lisans sahibi olduğu \"...\" esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün önlenmesine, giderilmesine, davalı yedinde bulunan ve tecavüz teşkil eden ürünlere el konularak imhasına, -Takdiren 90.424,04 Amerikan Doları maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli Amerikan Doları mevduatına uygulanan yıllık faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB Amerikan Doları efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi tazminat taleplerinin reddine, -Takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, - Davacının itibar tazminatı talebinin reddine, \" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:<br>Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Lisans Sözleşmesi ....06 2017 Tarihinde Fesh Edilen önceki Distribütör davalı ... ...A.Ş.'nin marka sahibi  ... firması ile yaptığı anlaşma gereği, elinde bulunan ... markalı ürünleri satmama ve yeni lisans sahibi müvekkil... firmasına teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalının ... MARKA ürünleri elinde bulundurma, depolama veya satma hakkı bulunmadığını, Müvekkilinin, teslim edilecek bu malzemeler nedeniyle marka sahibi  ... firmasına Lisans bedeline ek bedel ödediğini,  Davalı şirket genel müdürü ...’un, şirketin distribütörlük anlaşması 01.06.2017 tarihinde sona erdikten iki yıl sonra,4.10.2019 tarihinde (müvekkilinin şirketin distribütör olduğu dönemde) satış temsilcilerine mail göndererek; “..., elimizde son kalan ... stokları birim fiyatı 12,5 TL’den yurt dışı veya yurt içinde parti satışı yapmak isteriz.”, “Elimizde 420.000  TL maliyetli, birim maliyeti 12,5 TL’ye tamamı temiz, paketli ürün var.\" “Sizlerin bu ürünleri satabileceğine inanıyorum maliyet fiyatına” şeklinde talimat verdiğini, bu hususun  belgelendiğini, <br>Yerel mahkeme kararında, “davacı lisans sözleşmesi ile hak sahibi olduğundan, 12.02.2019 olan lisans sözleşmesi başlangıç tarihinden, 05.01.2021olan dava tarihine kadar olan dönem ile sınırlı olarak olacak şekilde  tazminat talep edebilecektir.” şeklinde tespit edildikten sonra;   bilirkişiler tarafından sadece 2019 yılı için (10 aylık dönem için) belirlenen 180.848,08 USD tutarını esas alarak tazminat tutarını belirlemesi hatalı olduğu gibi, çelişki yarattığını, %50 indirim yapılmasının da hatalı olduğunu, markaya tecavüz edenin bu malları ne kadar satıp satmadığının, ne kadar para kazanıp kazanmadığının bir önemi olmadığını, davalının müvekkili şirkete teslim etmesi gereken malları iade etmediği, stokladığını, piyasaya sürmeye çalıştığı dolayısıyla markaya tecavüz ettiği bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 2020 yılı için ödenen 175.000 USD'lık ödemeyi hiç dikkate almaksızın  sadece 2019 yılı için öngörülen 180.848,08 USD üzerinden maddi tazminat  hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, Öncelikle 380.000 USD Lisans Bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, kabul edilmemesi halinde  355.848,08 USD Lisans Bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, Kararda dayanılan Yargıtay 11. H.D.2017/653 E. 2018/7271 K. Sayılı ilamının emsal niteliği olmadığını, iş bu dosyada emsal lisans sözleşmesi olduğunu,<br>Davalı şirketin ... marka ürünleri maliyetine fiyatına  uygun olmayan tarzda piyasaya sürdüğünün davalı şirket Genel Müdürü ... tarafından pazarlama elemanlarına gönderilen 04.10.2019 tarihli e-posta ile sabit olduğunu, 50.000,00 TL itibar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Marka hakkına tecavüz olmadığını, ... ile sözleşmenin21.06.2017'de karşılıklı anlaşma ile sona erdiğini, müvekkilinin elinde olan ürünlerin 2004-2017 yılları arasında müvekkili ile... arasında yapılan sözleşmeye  dayanılarak üretilen fakat modası geçmiş defolu, satılamayacak durumda olan spor giysileri ve tamamlayıcı ürünler olduğunu, defter üzerindeki birim maliyet değerinin 12,5TL olan bir ürünün 10 yıllık olduğu ve ticari satış kabiliyetini yitirdiğini, taraflar arasındaki lisans ve distribütörlük sözleşmesinde sözleşmenin feshi halinde müvekkilinin elinde kalan mallara dair herhangi bir hüküm olmadığını, ...'in müvekkilinden stok  bilgisi istemediğini, taklit ürün satışı olmadığını, hukuka aykırı imal edilmiş ürün olmadığını, ...'in malini istinaden elinde kalan modası geçmiş ürünlerden diğerlerine göre daha iyi durumda olan 90.067,07TL'lik ... markalı ürünü davacının ... isimli işyerine gönderdiklerini, bundan sonra müvekkilinin elinde 400.000TL değerinde defolu, ayıplı kullanımı satışı mümkün olmayan ürün kaldığını, stok listesinde de mevcut olduğunu, ... ten talimat beklendiğini, ... markalı ürünlerin kullanılamayacak satılamayacak durumda olduğu bilgisinin 02.07.2020 tarihinde GEbze 3.Asliye HM'nin 2020/26 D.iş sayılı dosyasından önce 19.02.2019 ta email ile... e bildirildiğini, malların hangi adrese sevk edileceği bilgisinin verilmediğini, malların depolanmasının müvekkilinin isteği ya da satma amacına dayalı olmadığını, delil tespit talebi üzerine bilirkişi ...16.11.2020 Tarihli raporunda ürünlerin tamamının ıslanarak hasar gördüğü ve kullanılamayacak halde olduğunu tespit ettiğini, Tazminat talebinin yerinde olmadığını, takdir edilen maddi tazminat tutarının hukuka aykırı olduğunu, özel tespit raporunda 01.01.2019-31.12.2019 arasında net satış tutarının 12.636 olduğunun tespit edildiğini, net satışların müvekkilinin reklam tanıtım, eticaret kapsamında yapılmış bir arz nedeni ile olmadığını, asıl spor giyim eşyalarından ziyade, bunları tamamlayıcı ürünlerden oluştuğunu, 01.01.2019 dan itibaren ... markalı satış olmadığını, bu durumun bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, 2020 yılındaki 2 adet ürünün sürekli ve düzenli kullanım olarak değerlendirilemeyeceğinin tespit edildiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte; lisans sözleşmesinin münhasır olup olmadığı ,süresi , davacının geçmiş ticari performansı, markanın tanınma derecesi, davalı kullanımı, süresi, elde ettiği gelir, ele geçen mal, emsal lisanslar gibi pek çok faktörün dikkate alınması gerekirken hükmolunan tazminatın hatalı olduğunu, TBK 49 maddesinin iş bu davada uygulanmasının hatalı olduğunu, Taklit ürün olmadığını, ... Markasını 2004'ten 2017'ye değin tanıtanın müvekkili olduğunu, kalitesiz ürünlerin satışa arzı durumu olmadığını, satış hasılatının 9.992 TL olduğu, davacının...'e taahhüt ettiği 1.250.000Doların yanında düşük bir miktar olup manevi acı da söz konusu olmayacağından davacının manevi tazminat talep hakkının olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE<br>Dava, davacının lisans hakkı sahibi olduğu markadan doğan haklarına tecavüzün önlenmesi, giderilmesi ile maddi, manevi ve itibar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta; davalı ile dava dışı... şirketi arasındaki lisans sözleşmesinin 01.06.2017 itibarı ile fesh edildiği, dosyaya yansıyan e-mail yazışmalarında da görüldüğü üzere... şirketi tarafından tüm ... markalı ürünlerin belirtilen adrese tesliminin talep edildiği, davalı yan tarafından... firmasına gönderilen 14.01.2019 Tarihli e-mailde \"... ürünlerinin tüm stoklarının Türkiye'deki acenteye ücretsiz olarak teslim edilmesinden mutluluk duyulacağının\" belirtildiği,  ancak satışa konu olabilir şekilde 40.000 adet ürünün teslim edilmediği, ürünlerin jelatinli, temiz, etiketli durumda oldukları, davacı ile dava dışı... şirketi arasında ise Türkiye sınırları bakımından inhisari olmak üzere 12.01.2019 tarihli lisans sözleşmesinin imzalandığı, bu durumda davalının markayı kullanma hakkını yitirmesine rağmen markayı kullanmaya devam etmesi nedeni ile markaya tecavüzün gerçekleştiğinin kabulünün yerinde olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>Taraf vekillerinin maddi tazminat hükmüne ilişkin istinaf istemlerine gelince; davacının SMK 151/2-c maddesine göre lisans bedeline göre maddi tazminat talebinde bulunduğu, davacı tarafça dava dışı... şirketi ile yapılan lisans sözleşmesinin sunulduğu, mahkemece lisans sözleşmesinin başlangıç tarihi ile dava tarihi olan 12.01.2019- 05.01.2021 tarihleri arasındaki dönemin esas alınmasının yerinde olduğu, emsal olarak sunulan sözleşmenin inhisari lisans sözleşmesi olması nedeni ile TBK 50 maddesi gereğince indirim yapılmasının ve neticeten takdir olunan maddi tazminat tutarının dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmakla maddi tazminata ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili itibar tazminatı talebinin reddinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; davalı tarafta olduğu tespit edilen ürünlerin orjinal olduğu, kötü üretim ve kullanım ya da uygun olmayan tarzda piyasaya sunma söz konusu olmadığı dikkate alınarak koşulları oluşmayan itibar tazminat isteminin reddine karar verilmesi yerindedir.Davalının eyleminin markaya tecavüz oluşturduğu, somut olayın özellikleri, ihlalin niteliği süresi, manevi tazminatın amacı dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat miktarı da yerinde görülmüş, davalının bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.   Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 732,00TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>-Alınması gereken 49.989,26TL harçtan, peşin alınan 12.286,82TL harcın mahsubu ile bakiye 37.702,44TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1b7dfab1b81ed73","SID":"755756211b0212ff"}}