{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1232 <br>KARAR NO\t: 2026/43<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/02/2022<br>NUMARASI\t: 2020/653  Esas - 2022/70 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin “...” Markasıyla 2. El ... Sektöründe Faaliyet gösteren ve Bayilik veren davalı şirket ile 5 Yıl Süreli Satıcılık/Bayilik Sözleşmesi akdederek 15.04.2017 tarihinde faaliyete başlamış olduğunu, müvekkili şirketin, davalı  şirketinin akdolunan sözleşmeyi yok sayarcasına ticari koşulları tek taraflı esaslı değiştirmesi, müvekkili bayiden aşırı yararlanarak ekonomik manada mahvına sebep olması, nihayetinde sözleşmenin devamının çekilemez hal almasıyla, aralarındaki sözleşmeyi TTK.121Md. hükümlerine dayanarak 15.10.2018 tarihinde haklı gerekçelerle fesih etmiş olduğunu, sözleşmede yer alan bayi yükümlülüklerinin; bayii 5 yıl süreli bayilik için 30.000 USD + KDV bayilik bedeli ödeyeceği, bayi, aylık 1.000USD + KDV aidat ödeyeceği, bayi, kurumsal standartları sağlayacak ve bu standartlara uygun işyerinde faaliyet göstereceği, bayinin, ...”nin göndereceği ... Araçları plazada sergileyecek ve satışını gerçekleştirecek bunun karşılığında davalıdan komisyon kazanacağı, bayilik veren ...'nin yükümlülüklerinin ise; bayiye herhangi bir teminat almaksızın ... (Emanet) Araç sağlanacağı, bayinin araç stok ve tedarik maliyetini ortadan kaldırmak, bayiye uygun maliyetli araç tedariki sağlayarak ticari kazanç sağlamak, ... Araç satışları sonrası bayiye komisyon ödemesi yapmak, özetle, bayiliğe yatırım yapmanın temelinin davalının  bayiye sağlayacağı ... (Emanet) araç sistemi olduğunu, müvekkili şirketin, akdolunan sözleşme gereği yükümlülüklerine harfiyen ve eksiksiz uyarak; modern bir plazada marka standartlarına uygun hizmet vermek için yatırım yaptığını, bayilik bedeli olarak belirlenen 30.000.-USD+ KDV” yi fatura tarihi kur ile ve aylık 1.000.-USD +KDV” ye tekabül eden bedelleri 31.07.2017 - 15.09.2018 tarihleri arasında düzenlenen aylık faturaları karşılığında ödeyerek yerine getirdiğini, aidat bedellerinin 3 ay sonra ödenmeye başlanmasının gerekçesinin, davalı tarafından yeni bayilere kurulum aşamasında destek olmak adına 3 ay aidat bedeli alınmaması kararı olduğunu, her ne kadar sözleşme tarihi 12.12.2016 olsa da tarafların sergilediği irade gereği sözleşmenin yürürlülük tarihinin 15.04.2017 olduğunun kabul edilmekte olduğunu, 15.04.2017 tarihinde faaliyetine başlayan müvekkili şirkete davalının ilk ... araç sevkiyatı olarak 10 adet araç göndermiş olduğunu, akabinde araçların satılmaya başlandığını ve müvekkili şirketin komisyon kazanmış olduğunu, devamında araçların kısa sürede parti parti müvekkili işyerinden çekildiğini, sözleşme gereği yeni ... talep edildiğinde, davalı şirketin bundan böyle bir ek teminat olmadan .../Emanet araç gönderilmeyeceğini belirttiğini, sistemin ve ticari koşulların tek taraflı olarak değiştirildiğini tüm bayilerine deklare ettiğini, bayilik yapılan 18 aylık süreç içerisinde davalı şirketin müvekkili bayiye defalarca talep etmesine rağmen bir daha ... araç göndermediğini, sözleşmenin temelinin bayiye ... araç göndererek stok maliyetini azaltma üzerine kurulu olduğunu, davalının tek taraflı olarak sözleşme koşulunu değiştirmesiyle müvekkili bayinin yaptığı yatırımı amorti edemediği gibi zarara uğrayarak ticaretten çekilmek zorunda kaldığını, Bayilik sözleşmesi yapılana kadar göz boyanarak ticari kazanç ufku çizildiğini, bayilerin adeta iştahlandırılarak bayilik bedeli ve aidat ödemeleri yaptırıldığını, ticari plazalar tesisler kurdurulmuş olduğunu, müvekkili şirketin üstün olanın baskısını ve dayatma zihniyetini çekmek zorunda kalarak bayilik süresi boyunca aidat bedellerini de ödemek zorunda kaldığını, ekonomik anlamda sömürülen taraf olan bayi müvekkile uygulanan baskı rejiminin adının, aşırı yararlanma olduğunu,  yaşanan bu hukuka aykırı ve dayatmacı durum neticesinde müvekkili şirketin, davalı tarafa bu durumun kendisi için çekilemez hal aldığını, yapılan yatırımın amorti edilemeyeceğini ve kazanç sağlamayacağını gerekçe göstererek fesihten başka çaresi kalmadığını belirtmek suretiyle görüştüğünü, davalı tarafın da yol göstererek, müvekkili şirkete istedikleri kalıpta fesih yazısını yazdırmak suretiyle, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından 15.10.2018 tarihinde baskı altında fesih olunduğunu, müvekkili şirketin 5 yıl süreceği inancı ile bayilik sözleşmesine 30.000.-USD+ KDV ile 15 ay boyunca aidat ödediğini, yatırım yaparak harabe bir binayı marka standartlarına uygun hale getirdiğini ve sadece 15 ay bayilik yaprak ticaretten çekildiğini ve yapılan yatırımın halen borçlarını ödemekte olduğunu iddia ederek, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete peşinen ödenmiş olan 30.000.-USD + 5.400-USD %18 KDV 35.400.-USD'nin, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin kullanılmayan süresine isabet eden kısmının haksız fiilin fesih tarihinden itibaren 3095 SK.4/a faiziyle birlikte hesaplanarak, davalıdan tahsil edilmek üzere şimdilik 400-USD +72.-USD %18 KDV=472.-USD davalıdan tahsiline, ABD Doları cinsinden ödenen aidat bedellerinin haksız fiilin fesih tarihinden itibaren 3095 SK.4/a faiziyle birlikte hesaplanarak, davalıdan tahsil edilmek üzere şimdilik 200.-USD + 36.-USD %18 KDV=236.-USD davalıdan tahsiline, TL cinsinden ödenen aidat bedellerinin haksız fiilin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte hesaplanarak, davalıdan tahsil edilmek üzere şimdilik 1.000.-TL + 18.-TL %18 KDV =1.018.-TL davalıdan tahsiline, sözleşmenin haksız fiil neticesinde fesih olunması gerekçesiyle ticari işletmenin kapanması göz önüne alınarak, yaşanan ticari  ve 1,5 yıllık emek kaybı nedeniyle 18.000 TL manevi zararın haklı fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bilirkişi raporu ile ortaya çıkacak rakama ve fazlaya dair dava, hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili savunmasında özetle; davacı taraf ile Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 12.12.2016 tarihinde imzalanmış olduğunu, talep etmiş olduğu iddialara ilişkin zamanaşımı dolmuş olduğundan öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin “...” markası ile kurumsal ikinci el araç alım satım faaliyetlerinde bulunmakta olduğunu, ikinci el araç alım satımını kurumsal olarak yürüterek, ekspertizleri yapılmış ve minimum 3 ay garantili ikinci el araç satarak ikinci el pazarında güvenilirliği sağlamak amacıyla kurulmuş bir şirket olduğunu, ... internet sitesi ve yetkili satıcıları ile belirlediği standartlar kapsamında ikinci el oto alım satım sistemi olduğunu, bu sistemde yetkili satıcıların, ekonomik ve fiziksel büyüklüklerine göre A, B, C sınıfı olarak 3 ayrı sınıfta değerlendirildiğini ve her sınıfa uygulanan standartların farklı olduğunu, müvekkili şirket tarafından kurulan bu sisteme giriş ve sistemde kalmak için belirli giriş ücretleri ve aidatlar bulunduğunu, alınan bu bedellerin sistemin yürütülebilmesi için gerekli olan harcamaların karşılanmasında kullanılmakta olduklarını, davacı şirketin, 12.12.2016 tarihli B tipi yetkili satıcılık sözleşmesi ile ... Yetkili Satıcısı olduğunu, söz konusu yetkili satıcılık sözleşmesinin ikinci el araç alım satımı ve yetkili satıcılık standartları ile ilgili olup, tarafların hak ve yükümlülüklerinin bu sözleşme ile belirlenmiş olduğunu, bu sözleşmeye göre yetkili satıcının, ...' tan ve harici kaynaklardan temin edeceği ikinci el araçları, sözleşme ile belirlenen standartlara uygun olarak son kullanıcılara satacağını, satılan araçların, o gün henüz yasal mevzuatta olmayan şekilde garantili olarak satılacağı, satıştan önce ekspertiz yapılacağı ve oto kuaför hizmeti verileceği olduğunu, amacın ikinci el araç alım satımında yeni bir vizyon geliştirmek olduğunu,  davacının dava dilekçesinde belirttiği “herhangi bir teminat almaksızın ... araç sağlanmasına” ilişkin bir yükümlülük sözleşmenin herhangi bir maddesinde düzenlenmemiş olduğunu, davacı tarafın, olmayan bir taahhüdü var gibi göstererek mahkemeyi yanıltmaya çalışmakta olduğunu, anlaşıldığı kadarıyla davacı tarafın yetkili satıcılık operasyonunu kendisine maliyetsiz araç temin edilmesi, kendisinin de bu araçları satarak komisyon kazanması olarak değerlendirmekte olduğunu, bunun gerçek olmadığını, böyle bir sistemin hiç var olmadığının yapılacak yargılama sonucu tespit olacağını, 12.12.2016 tarihli sözleşmenin davacı tarafça incelenmiş ve değerlendirilerek imzalanmış olduğunu, davacının basiretli tacir olarak akdettiği sözleşmelerle yüklendiği edimleri yerine getirme mükellefiyeti altında olduğunu, davacının, ... sistemine girerken bu sistemin getireceği makul faydaları değerlendirdiğini ve yükümlülükleri ile kıyaslayarak kabul etmiş olduğunu gerek giriş ücreti gerekse aidatların, müvekkili şirket tarafından oluşturulan 2. El oto satış sisteminden davacının faydalanması için alınan ücretler olduğunu, davacının Yetkili Satıcılık Sözleşmesini imzaladığı anda bu sisteme gireceğini ve bunun için gerekli olan maliyeti kabul ettiğini beyan etmiş olduğunu, davacı tarafın bu giriş bedeli ve aidatlarını bilmesine rağmen sonrasında bunları aşırı yararlanma olarak göstermesinin hukukta bir karşılığı olmadığının açık olduğunu, davacıya reklam desteği verildiğini, araçlarını kurumsal bir marka altında satma imkânı getirilmiş olduğunu, davacının bunlardan yaralanmamış olmasının müvekkili şirketin değil, davacının ticari kararı olduğunu, sözleşme ve eklerinde ... araç verilmesinin tamamen ... ... A.Ş. nin takdirinde olduğu ve imkân olduğu takdirde ... uygulaması yapılabileceği belirtilmiş olduğunu, burada ... araç verileceğine ve bunun ... ... A.Ş. nin bir yükümlülüğü olduğuna dair herhangi bir madde ya da hüküm bulunmadığını, müvekkili şirketin mülkiyetinde olan araçların hangi şartlarda ... olarak verilebileceğinin belirlenmesi hakkının da müvekkili şirkete ait olduğunu, mülkiyetindeki bir aracın ... olarak verilmesi esnasında oluşabilecek zarara karşılık teminat talep edilmesinin sözleşmenin aşırı ağırlaştırılması olarak değerlendirilmesinin hukuki bir karşılığı olmadığı gibi, taahhüt edilmeyen bir edimin “varmış “gibi gösterilerek yönlendirilmeye çalışılmasının da yine mahkemenin takdirinde olduğunu, davacı tarafın ... ve sair surette araç temin etme yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia etmekte olduğunu, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu, sözleşme ile yüklenilen bir ... araç verme mecburiyetlerinin bulunmadığını, sözleşmede bayi tiplerine bağlı olarak ... araç verilebileceğinin öngörülmüş olduğunu, müvekkili şirketin ... araç verme konusunda bir yükümlülüğü olmamasına rağmen davacıya destek olma amacıyla ... araç temin edilmiş olduğunu, daha önce ... araç temin ettikleri bir yetkili satıcının güveni kötüye kullanma suçunu işlemesi sonrası müvekkili şirketin, prosedürlerini değiştirdiğini ve ... araç verilebilmesi için yetkili satıcılarından banka teminat mektubu talep etmeye başlamış olduğunu ve bu durumun bir sirküler ile tüm yetkili satıcılara bildirilmiş olduğunu, yetkili satıcıların neredeyse tamamının bu teminat mektubunu verdiğini ve ... araç almaya devam ettiklerini, ancak davacı tarafın teminat mektubu vermekten imtina ettiğini, bu nedenle de davacıya ... araç verilmesi mümkün olmadığını, davacının kendi yol açtığı bir nedene dayanarak talepte bulunmasının en temel hukuki ilkelere dahi aykırı bir durum olduğunu, taraflar arasında imzalanmış olan 12.12.2016 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin 5.1 maddesinin ikinci paragrafına göre; “YETKİLİ SATICI, yazılım üzerinden veya elektronik posta yoluyla ... ... “dan gelen tüm duyuru ve sirkülerlerin bu sözleşme'nin eki ve ayrılmaz parçası olduğunu, bunlara eksiksiz ve harfiyen uyacağını ve geciktirmeksizin uygulayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.” müvekkili şirket tarafından gönderilen sirkülerler, Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin bir parçası olduğunu, davacı tarafın 12.12.2016 tarihinde bayilik sözleşmesini imzalamakla bu şartı kabul etmiş olduğunu, müvekkili şirketin elinde bulunan ikinci el araç listesini tüm satıcılarına yayınlamakta olduğunu, dileyen yetkili satıcının, yayınlanan bu araçları kendileri için özel belirlenen (toptan satış bedeli) ile temin ederek bedelini 15 veya 45 günlük vadelerde ödeyebilmekte olduklarını, Yetkili Satıcılık Sözleşmesine göre davacı tarafın, müvekkili şirketin temin ettiği araçları alabileceği gibi, içerisinde bulunduğu sistemin aradığı şartlara haiz araçları başka kaynaklardan temin ederek sistem üzerinden satma hakkına sahip olduğunu, ancak dava dilekçesinden anlaşıldığına göre davacının tek amacının ... araç alarak herhangi bir çaba ve masraf sarf etmeden araç satmak ve komisyon geliri elde etmek olduğunu, davacının yaptığı araç satışları incelendiğinde gerekli mali kaynakları ayırmaması nedeniyle çok az satış yapabildiğini, bazı aylarda internet sitesinde araç dahi sergilemediği/ sergileyemediğinin görüleceğini, davacı tarafın satış için gerekli ekibi oluşturmadığını, sadece müvekkili şirketten gelen reklam desteği ile araç satmaya çalışmış olduğunu, davacı tarafın dahil olduğu sistemin gereklerini yerine getirmediğini, imzaladığı sözleşmenin şartlarını uygulamamış olduğunu, davacı tarafın satın aldığı araçların bedellerini ödemek için bankalar aracılığıyla tanımladığı DBS (Doğrudan Borçlanma Sistemi) limitini 250.000 TL ile sınırlandırmış olduğunu, bu limitle en fazla 2 ya da 3 araç alınabileceğinin açık olmasına rağmen davacı tarafın DBS limitini yükseltmediğini ve yetkili satıcılığı yürütebilmek için gereken çabayı sarf etmemiş olduğunu, DBS limitinden de anlaşılacağı gibi, davacının sadece ... almak ümidi içerisindedir ki, bu durumun imzaladığı yetkili satıcılık sözleşmesine aykırı olduğunun ortada olduğunu, davacı tarafın, 7 bayinin sistemden ayrıldığını, bunun nedeninin ise müvekkil şirketin uygulamalarından zarar görmeleri olduğunu iddia etmekte olduğunu, davacının iddiasının aksine söz konusu firmalardan iki tanesi ile olan yetkili satıcılık sözleşmesi şirket tarafından fesih edilmiş olduğunu, üç firma ile anlaşılarak sözleşmenin fesih edildiğini, sadece davacı ve bir başka firma ile uyuşmazlık yaşandığını, bu durumu bayilik sistemi içinde çok büyük bir uzlaşmazlık olarak sergilemenin ve gerçek dışı bilgiler kullanarak ticari sırların da yer aldığı konulara değinilmesinin dava açısından bir sonuç yaratmayacağını, aynı zamanda müvekkilinin ticari itibarını zedelemeye yönelik hareketler olduğunun aşikar olduğunu, davacı tarafın, basiretli tacir olarak imzaladığı yetkili satıcılık sözleşmesinin hükümlerini aradan 4 yıl geçtikten sonra ağırlaştırıldığı iddiasının kabul edilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili şirketin, davacı ile olan ticari ilişkisinde herhangi bir şekilde 12.12.2016 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesi hükümleri dışına çıkmamış olduğunu, yetkili satıcılık ilişkisinde vade, ödeme şekli vb hükümlerin zaman içinde ekonominin şartlarına uygun olarak değişebileceği dikkate alındığında sözleşme şartlarının değiştirilmesi ya da ağırlaştırılmasının söz konusu olmadığı gibi, sözleşmenin sadece teminat talep edilmesi şeklinde güncellenmesi ile işlem temelinin çökmeyeceğinin de açık olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda taraflar arasında kurulan sözleşmenin belirli süreli olarak imzalandığı, belirli süreli sözleşme olması sebebiyle de tarafların olağan fesih hakkının bulunmadığı, tarafların ancak olağan üstü fesih yolu ile sözleşmeyi feshedebilecekleri görülmüştür.Olağanüstü fesih, belirli veya belirsiz süreli sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeleri ileriye etkili olarak sona erdirme imkânı verir. Sürekli borç ilişkilerinde, taraflar arasında sıkı bir güven ilişkisi söz konusudur ve bu güven ilişkisinin çökmesi durumunda taraflar bu ilişkiyi sona erdirebilmelidirler. Bayilik sözleşmesi de, belirli süreli veya belirsiz süreli olması fark etmeksizin, haklı sebeplerin ortaya çıkması halinde ileriye etkili olarak sona erdirilebilir. Bir sebebin haklı sebep olup olmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilecektir. Taraflar sözleşme ister belirli ister belirsiz süreli olsun, haklı sebebin varlığı halinde olağanüstü fesih yoluyla sözleşmeyi ortadan kaldırabilirler. Sürekli borç doğuran bir sözleşmenin olağanüstü sebeple feshedilebilmesi için, fesih hakkını kullanacak taraf bakımından, hukuki ilişkinin devamını çekilmez hale getiren haklı bir sebebin mevcut olması gerekir. Kanunda düzenlenen sözleşmeler bakımından çekilmezlik unsuru açıkça kabul edilmiştir. Bizzat tarafları ilgilendiren olguların veya tarafların dışındaki etkenlerin değişmesi, taraflardan biri için ilişkiyi çekilmez hale getiriyorsa, sözleşme olağanüstü fesih yolu ile ortadan kaldırılabilecektir. Sözleşme ilişkisi devam ederken, hangi olguların veya etkenlerin sözleşme ilişkisini çekilmez hale getirdiğini o somut olay bakımından tespit etmek gerekir. Olguları ve etkenleri bir liste halinde önceden belirlemek mümkün değildir. Bu noktada önemli husus, taraflar arasındaki güven unsurudur. Hukuki ilişkide, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsılmasına neden olan olgular, ilişkiye devamı çekilmez hale getireceklerdir.İşlem temelinin çökmesi fesih için haklı sebep olarak kabul edilir. BK. m. 24/1, b.4 anlamında bir temel hatasından bahsedilebilmesi için, hata, hataya düşen taraf bakımından “onsuz olmaz şart” (condictio sine qua non) olarak gördüğü bir duruma ilişkin olmalı; hataya düşenin böyle gördüğü duruma ilişkin tasavvur karşı tarafça bilinmeli veya bilinebilir olmalı ve tasavvur konusu olay iş hayatının görüşlerine ve dürüstlük kuralına göre sözleşmenin yapılmasında esaslı bir olgu sayılabilmelidir. Sözleşmenin kurulduğu sırada mevcut olan şartların değişmesi geniş anlamda, işlem temelinin çökmesidir. İşlem temelinin çöktüğünün kabul edilebilmesi için, önceden öngörülmemiş bir değişikliğin olması gerekir. Bu değişiklik sebebiyle mağdur olan taraftan sözleşmenin ifasının beklenmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmelidir. Her durum değişikliği işlem temelinin çökmesi sonucunu doğurmaz. Öncelikle değişiklik, esaslı bir değişiklik olmalıdır. Edimler arası dengenin sarsılması, aşırı ifa güçlüğü ve işlem ile izlenen amacın boşa çıkması halleri işlem temelinin çökmesi sonucunu doğuracak esaslı değişiklikler olarak kabul edilmektedir İşlem temelinin çökmesine bağlanan sonuçlardan ilki uyarlamadır. Uyarlamanın yapılamayacağı durumda ise sözleşme sona erdirilecektir. Taraflar, önceden öngörülemeyen değişikliklerin ortaya çıkması sebebiyle sözleşmenin uyarlanmasını veya sona erdirilmesini isteyebilirler. Sözleşmenin sona ermesi, bayilik sözleşmesi gibi sürekli borç doğuran sözleşmelerde fesih şeklinde ortaya çıkacak ve ileriye etkili sonuç doğuracaktır. Sürekli borç doğuran sözleşmelerde işlem temelinin çökmesi haklı sebeple fesih nedeni olabilecektir  ( Bayilik Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Sona Ermenin Sonuçları, ŞENOL Ayşe Nilay, syf. 185 vd., İstanbul 2010)..Davacı taraf  davalının ... araç göndermek için davacıdan teminat mektubu istenmesi ile sözleşme şartlarını tek taraflı olarak  davacının mahvına sebep olacak şekilde değiştirmesi sebebiyle işlem temelinin çökmesinden dolayı sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini iddia etmiştir. Bayilik sözleşmesi kapsamında ödenen giriş bedelinin davacıya iadesine ancak sözleşmenin mutlak surette davalının kusuru nedeni ile  feshedildiğinin davacı tarafından  ispatı halinde karar verilebilir. ( Yargıtay 19. HD. 2012/4667 E., 2012/9888 K. Sayılı Kararı). Davacı taraf davalının herhangi bir teminat aranmaksızın ... araç göndereceğini ancak sonradan teminat istediği hususunu beyan etmiş ise de sözleşme kapsamında teminat aranmaksızın ... araç gönderileceğine ilişkin yazılı bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca davalının göndereceği ... ... için bayilerinden teminat istemesinin davacının mahvına sebep olabilecek nitelikte ve işlem temelinin çökmesi sayılabilecek bir sebep olduğuna ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalarda da belirteldiği üzere belirsiz süreli sözleşmelerden kişisel özgürlüğün bir sonucu olarak tarafların fesih sürelerine uyarak haklı sebep aranmaksızın sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmış ise de eldeki davadaki sözleşme belirli süreli olup ancak haklı sebep ile fesih halinde giriş bedelinin iadesi istenebilecektir. Bu halde dahi ancak sözleşmenin feshi nedeniyle kalan süre dikkate alınarak uygun bir kısmının ve davacının yapmış olduğu isim hakkı ve sisteme giriş bedellerinin aynı sürelerle orantılı bir bölümü talep edilebilir. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde sisteme giriş bedeli olarak ödenen bayilik ücretinin iadesini ve sözleşmenin feshini gerektirir haklı sebep, davalının kusuru davacı tarafından ispatlanamadığından davacının söz konusu bedele ilişkin talebi kabul görmemiştir. Belirli süreli bayilik sözleşmesinde olağanüstü fesih hakkının kullanılması belirli şartlarda mümkün ise de, sürekli borç ilişkisi doğuran bayilik sözleşmesinde fesih ileriye etkili olacağından dolayı sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için ödenen aidat bedellerinin de iadesi mümkün olmadığından davacı tarafın aidata ilişkin talepleri de reddedilmiştir.Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.Dava konusu olayda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında  manevi tazminat şartlarının oluşmadığı kanaati ile  manevi tazminata ilişkin talebinin de reddine karar verilmiştir...\" gerekçesiyle davanın reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, davalının akit olunan sözleşmeyi yok sayarcasına ticari koşulları tek taraflı olarak esaslı değiştirmesi, müvekkili bayiden sözleşmenin devamının çekilemez hal alması ile aradaki sözleşmeyi TTK'nın 121. madde hükümlerine dayanarak 15.10.2018 tarihinde haklı gerekçelerle fesih ettiğini, davanın konusu ve talebinin taahhütlerin tek taraflı değiştirilmesi neticesinde sözleşmenin feshi ve bayilik yapılmayan süre için ödenen paranın sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi ve ödenen aidatların iadesi olduğunu, müvekkilinin ikinci el otomobil sektöründe faaliyet gösteren ve bayilik veren davalı şirket ile beş yıl süreli yetkili satıcı bayilik sözleşmesini yaparak 15.04.2017 tarihinde faaliyete başladığını, müvekkilinin davalının sözleşmeyi yok sayarcasına ticari koşulları tek taraflı olarak esaslı değiştirmesi, bayiden aşırı yararlanarak ekonomik manada mahvına sebep olması ve sonuç olarak sözleşmenin devamının çekilmez hale gelmesi nedeniyle TTK 121.maddesi gereğince sözleşmenin fesih edildiğini, bayi yükümlülükleri arasında bayinin 5 yıl süreli bayilik için 30.000,00 USD + KDV bayilik bedeli ödeyeceği, aylık 1.000,00 USD + aidat ödeyeceği hususların yer aldığını, davacı tarafın ticari koşulları tek taraflı değiştirmesinden dolayı haklı olarak sözleşmenin fes edildiğini, müvekkilinin 15.04.2017 tarihinde faaliyete başladığını, bayilik süresince yükümlülüklerine harfiyen uyduğunu, davalının ilk ... araç sevkiyatı olarak 10 adet araç gönderdiğini, bu ... için beyan edildiği üzere herhangi bir teminat alınmadığını, açılış töreni akabinde müvekkilinin emanet araçlardan satmaya başladığını ve komisyon kazandığını, araçların kısa sürede parti parti müvekkili iş yerinden çekildiğini, yeni ... istendiğinde ise davalı firma tarafından bundan sonra herhangi bir ek teminat olmadan .../emanet araç gönderilmeyeceğini, sistemin ve ticari koşulların tek  taraflı olarak değiştirildiğini, tüm bayilerine deklare ettiğini, müvekkili şirketin prosedürlerini değiştirdiğini ve ... araç verilebilmesi için yetkili satıcılardan banka teminat mektubunu talep etmeye başladığını, bayilik yapılan 18 aylık süreç içerisinde müvekkili bayiye defalarca talep edilmesine rağmen bir daha ... araç gönderilmediğini, bayilik sözleşmesi yapılana kadar ticari kazanç her noktada ... araç sağlanacağının beyan ve taahhüt edildiğini, aday bayilerin iştahlandırılarak bayilik bedeli ve aidat bedellerinin ödetildiğini, tesisler kurdurulduğunu, ... araç sağlanacağı taahhüdüne güvenin müvekkilinin ise davalı firmaya yatırım yaptığını, mahkeme tarafından bilirkişi raporu alındığını ve davanın reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede TBK 19 madde ve TMK gereği tarafların gerçek iradesine bakılması gerektiğini, söz konusu sözleşmenin açık ve tereddütsüz bir şekilde davalı tarafın herhangi bir teminat ve koşul aranmaksızın sunacağı ... araç tedariği üzerine kurulduğu bu taahhüt ve beyan üzerine sözleşme yapıldığında sadece 8 aylık ticari geçmişe sahip olan davalı firmaya müvekkili tarafından 30.000,00 USD + KDV bayilik bedeli ve aylık 1.000,00 USD + KDV aidat bedelinin ödendiğini, mahkeme tarafından kaç adet ... gönderileceğinin açıkça yazılmadığı ve ek teminat isteminin esaslı değişiklik olmayacağı, bayilik bedelinin iade edilmeyeceğine karar verildiğini, olayın yanşı nitelendirildiğini ve değerlendirildiğini, akademik nitelendirmeleri içeren istinaf dilekçeleri gereğince davanın ispat edildiğini ve davalı tarafça ikrar edilmesi nedeniyle bayilik yapılmayan süre için ödenen giriş bedelinin iadesi ve ticari koşulların tek taraflı değiştirilmesi/ağırlaştırılması nedeniyle aidat bedellerinin iadesi yönünde kararın kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, bayilik (yetkili satıcılık) sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle ödenen bayilik bedeli ile aidat bedellerinin tahsili ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, B Tipi Yetkili Satıcı Sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davacı bayi tarafından feshedilmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşmenin feshi neticesinde davacı bayinin sözleşme kapsamında ödenen bayilik bedeli ile  aidat alacaklarını talep edip edemeyeceği ile manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı, sonuç olarak mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 12.12.2016 tarihinde B Tipi Yetkili Satıcı Sözleşmesinin imzalandığı, davacının yetkili satıcı olarak sözleşmede yer aldığı, tarafların niyetinin sözleşmenin 1.maddesinde düzenlendiği, 1.2.maddede, yetkili satıcının 2.el araç alım satım işi ve hizmetine ilişkin davalının ticari sır ve teorik bilgilerini kullanarak 2.el binek ve hafif ticari araçların alım satım hizmetlerini kaliteli bir şekilde işletimi, yürütümü, tüketicilere güvenli 2.el araç sunumu ve genel anlamı ile 2.el binek ve hafif ticari araçların kaliteli ve güvenli alım ve satım hizmetlerini davalının desteği ile kurmayı bu hizmetleri marka altında sözleşme hükümlerine ve davalının talep ve talimatlarına uygun olarak gerçekleştirmeyi kabul ettiğine yer verildiği, sözleşmenin 5.maddesinde; davalının hak ve yükümlülüklerine yer verildiği, 5.1.maddede; davalının, hizmetin iş bu sözleşmeyi uygun olarak ... markası altında yetkili satıcı tarafından kurulması için kurulacak olan işletmenin ya da iş yerinin tabi olduğu ve uygulaması gereken standartların ve diğer uygulamaları belirten kurumsal kimlik ve standartlar kitabını imza karşılığı yetkili satıcıya vereceği, standart ya da uygulama ya da iş akışlarında yapılması gerekli görülen değişiklikleri davalının yetkili satıcıya göndereceği duyuru ve sirkülerle tek taraflı olarak belirleyeceği, davalının tüketicilere daha iyi ve yüksek kalitede hizmetin sağlanması ve sunumu için kimlik ve standartlar kitabında yer alan bilgi, teknik uygulama, standart, iş akışı ve usullerde gerekli gördüğü değişiklik ve ekleri tek taraflı olarak ve herhangi bir ihtara gerek olmadan yapabileceği hususlarına yer verildiği, 5.7.maddede; \"... ..., belirli kurum ve kuruluşlardan ya da kişilerden tek veya filo halinde araç satın alabilir ya da satış hakkını vekaletname yolu ile temin edebilir. Bu suretle satış hakkı ... ...'a alt olan  araçların işbu Sözleşme hükümlerine uygun olarak satılmasına aracılık yetkili satıcı'dan talep edilecektir. Bu durumda ... ... satışa konu ve araçların yetkili satıcı tarafından teşhir edilmesini talep edebilir. Yetkili satıcı ... ... tarafından fiziki alan yetersizliğinin tespit ve kabul edilmesi durumu hariç, anılan talepleri uygulamaktan kaçınılamaz. Yetkili satıcı ... ...'un ... olarak verdiği araçları hiçbir şekilde teşhirden kaldırmayacağını, kabul, beyan ve taahhüt eder. Yetkili satıcı kendisi tarafından bu şekilde satışı gerçekleştirilen her bir araç için ... ... tarafından sirkülerle belirlenecek olan ve ilgili sirkülerde oranları belirtilen araç  komisyonuna KDV hariç satış bedelinin tamamının ödenmesi halinde ve ancak bu kayıtla fatura karşılığında hak kazanacaktır. ... ...'un bu kapsamda araç temin etmesi, yetkili satıcının bu ... dışında başka kaynakları kullanarak araç tedarik etmeyeceği ve tek araç kaynağının ... Motorun bu kapsamda aldığı ... olacağı şeklinde yorumlanamaz. Yetkili satıcı, ... ... tarafından sağlanan ... dışında sözleşmenin 6.27.maddesinde; esasları belirtilen hedefler doğrultusunda başkaca firma ve şahıslardan araç tedarik etmekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder. Yetkili satıcı kendi insiyatifi ile herhangi bir firmadan yahut şahıstan nakit, emanet veya filo alması durumunda bu durumu ... Motora yazılı olarak önceden bildirmek zorunda olacaktır.\" düzenlemesine yer verildiği, yetkili satıcının hak ve yükümlülüklerinin 6.maddesinde yer aldığı, 6.1.15.maddede; sözleşme ve eklerinde yer alan tüm usul ve esaslara uymayı kabul ve taahhüt ettiği, 6.19.maddede; marka giriş bedeli olarak 9.1.maddesi hükümleri uyarınca 5 yıllık süre sonunda uzatılması durumunda da yetkili satıcının uzatma tarihinde marka giriş bedelinin %50 tutarında lisans yenileme bedelini takip eden 5 yıl için ... Motora ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, 6.20.maddede; aidat bedelinin düzenlendiği, düzenlemede yetkili satıcının bu sözleşme süresince ekte yer alan yetkili satıcı kriterlerinde belirlenen USD cinsinden hesaplanacak aidat bedelini ... Motora ödeyeceği, 6.21.maddede; araç giriş bedeli olarak yetkili satıcının değişen pazar şartlarına uygun olarak yapılacak sistemsel değişiklikler sonucunda ... markası altında satışa alınacak her araç marka giriş bedeli ve aidat bedeli haricinde standart veya performansa dayalı araç giriş bedeli alınabileceğini kabul ettiği, sözleşme süresinin 9.madenin 1.bendinde iki yıl için akdedildiği, sürenin sonundan 90 gün önce taraflardan herhangi birinin sözleşmenin sona erdiğini diğer tarafa yazılı ihbar etmedikçe bir yıllık süre için uzatılmış olacağı en fazla 5 yıla kadar uzayabileceğinin belirtildiği, 9.2.maddede; fesih yetkisi düzenlendiği, davalı şirketin belirtilen hususların varlığı halinde yetkili satıcıya yazılı bildirimde bulunarak derhal fesih etme hak ve yetkisine sahip olduğuna yer verildiği, 9.3.maddede; ... ... tarafından feshin düzenlendiği, 9.4.maddede; yetkili satıcının sözleşmeyi ihlali halinde 15 günlük ihtara rağmen ihlalin giderilmemesi halinde davalının sözleşmeyi tek taraflı fes edeceği, sözleşmenin sona ermesi sonuçlarının 10.maddede düzenlendiği, cezai şartların 12.1.maddede yer aldığı, 12.2.6.maddede; yetkili satıcının kesin ve süresiz banka teminat mektubuna dair düzenlemenin olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 13.02.2017 tarihli hizmet bedeli adı altında 124.735,44 TL tutarında irsaliyeli fatura düzenlediği, fatura konusunun B Tipi yetkili satıcı giriş bedeli olduğu ayrıca devam eden aylarda aidat bedeli olarak faturaların düzenlenmiş olduğu, davacı şirket tarafından 29.05.2019 tarihinde Sivas 3. Noterliğinde düzenlenen ihtarnameyi davalı şirkete göndererek 5 yıl süreli olarak akdedilen bayilik sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiği, ödenmiş olunan bayilik bedeli ve aidat bedellerinin iadesinin talep edildiği, içeriğinde ise 12.12.2016 tarihinde akdedilen sözleşme sonucunda 15.04.2017 tarihinde faaliyete başladıkları, şirket politikaları gereği bayiye ağır mali yükümlülükler yüklendiği, ticaretten hiçbir kazanç olanağı sunulmayarak sözleşme baskısı ile ağır şartlar dayatıldığı ve feshe iten tutumlardan dolayı 15.10.2018 tarihinde toplamda 1,5 yıl görev yaparak sözleşmeyi karşılıklı olarak fes ettiklerini belirterek haklı fesih nedeniyle bayilik bedeli olarak ödenen 30.000,00 USD + KDV'nin ve ayrıca süreç içerisinde ödemiş oldukları toplamda 61.605,81 TL aidat bedellerinin iadesini talep ettiği, davalı tarafça 18.12.2017 tarihinde yetkili satıcılara gönderilen mailde, daha önce şirketin üstüne kayıtlı araçların Otosshops yetkili satıcılarına ... gönderiminin 01.01.2018 tarihinden itibaren teminat mektubu karşılığında yapılacağının bildirildiği, teminat mektubu olmayan yetkili satıcılara ... araç gönderilmeyeceği, daha öncesi stoklarda bulunan ... araçların en geç 29.12.2017 tarihinde geri alınacağı, teminat mektubu masrafının ilk yıl taraflarınca karşılanacağı, takip eden yıllarda davalı ... ve yetkili satıcı tarafından %50 olarak paylaşılacağı, ... araç gönderilmesi için teminat mektubu olmayan yetkili satıcıların ekte gönderilen örneği bulunan teminat mektubunu çıkararak ulaştırılmasının talep edildiği, davacı tarafça iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyayı ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.26.02.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasında 12.12.2016 tarihinde, adi yazılı şekilde “... B Tipi Yetkili Satıcı Sözleşmesi” kurulduğu, sözleşmeye göre davacının “yetkili satıcı” olduğu, sözleşmede davalının, davacıya ... araç gönderme borcu altında olduğu, varsa şartları, ne zaman ve kaç adet gönderileceği vs. hususların, açık bir hüküm şeklinde düzenlenmediği iddia edildiği; sözleşmenin değerlendirilmesi neticesinde uzmanlık alanı kapsamında davacının iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı, davacının haklı nedene dayalı olarak fesih hakkını kullanıp kullanmadığı hususunda değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı; ancak davacının, sözleşmeyi fesih (sonlandırma) iradesini haklı nedene dayandırıp dayandırmadığı bakımından önem taşıyan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/11-693, K. 2012/88, T. 22.2.2012 kararında “irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı”nın kabul edildiğini, bu karar uyarınca davacının fesih hakkı bakımından haklı nedeninin aranıp aranmayacağı, bu husus bakımından uzman bir bilirkişinin değerlendirmesinin gerekip gerekmediği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacının davalıya 5 yıllık sözleşme için peşin olarak ödediği 30.000 USD + 5.400.USD 2618KDV) = 35.400 SD'nin sözleşmenin feshinden sonraki dönemine isabet eden kısmın 3095 SK.4/a hükmüne göre faiziyle birlikte hesaplanması, şimdilik 400 USD + 72USD(3618KDV)-472USD.nin tahsili yönündeki talebin değerlendirilmesi: Sözleşmenin 6.20. maddesinde davacının sözleşme süresince belirlenen ve USD cinsinden hesaplanacak (KDV hariç) aidat bedelini davalıya ödeyeceği; 1.1 maddesinde Ek-1'in sözleşmenin eki olduğu; Ek-1'de ise davacı tarafından 30.000.-USD giriş ücretinin, aylık 1.000.-USD aidatın ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığı, mali inceleme neticesinde davacının, davalıya giriş ücreti olarak (KDV dahil) 35.400USD.; aidat ücreti olarak da toplamda (KDV dahil) 8.260.-USD ödediğinin tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşme, “sürekli edimli borç ilişkisi” olup bu sözleşmelerin feshi, ileriye etkili şekilde hüküm doğuracağından, yani feshin işlemiş ifa süresi için sürekli ilişkiyi sona erdirmeyeceği ve feshin geçerli olacağı ana kadar doğan borçlara etki etmeyeceği,  TL cinsinden ödenen aidat bedellerinin fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte hesaplanması, talebinin  değerlendirilmesinin ise şimdilik 1.000T L.+18TL.(2618KDV) -1.018TL.nin tahsili yönündeki talebin değerlendirilmesinde: Sözleşmenin ayrılmaz parçası kabul edilen Ek-i'de davacı tarafından aylık 1.000.-USD aidatın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, mahkemece davacı tarafından sözleşmenin 15.10.2018 tarihinden feshedildiği (ileriye etkili şekilde sona erdiği) kabul edilecek olursa sözleşmenin 12.12.2016 ile 15.10.2018 tarihleri arasında 1 yıl 10 ay 3 gün yürürlükte kaldığı, bu süre için davacının aylık ödemesi gereken aidat borcunun (22 ay 1.000 USD.)22.000USD.#*(3 gün)100USD.-22.100.-USD olduğu, mali incelemede davacı tarafından aidat ücreti olarak (KDV dahil) 8.260USD.nin yanında ayrıca (KDV dahil) 35.400TL.nin de davalıya ödendiğinin tespit edildiği, ancak davacının sözleşmenin kurulmasıyla sonlanması arasında davalıya zaten 22.100.-USD aidat ödeme borçlusu olduğu anlaşıldığından davalıya ödendiği tespit edilen (KDV dahil) 8.260.-USD ile (KDV dahil) 35.400TL.nin, davacının 22.100.-USD aidat ödeme borcunun kapsamında kaldığı; davacının, sözleşmenin feshi ileriye etkili olduğundan ve fesih anından önceki borçlara feshin etki etmemesi sebebiyle davalıdan bu açıdan iade alacaklısı olmadığı, davacının manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde ise: Sözleşmenin, davalının haksız fiili neticesinde fesholunmasıyla ticari işletmenin kapanması dolayısıyla ticari emek kaydı ve 1,5 yıllık emek kaybı nedeniyle 18.000TL.lik manevi zararın fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği; somut olayın özelliği gereğince TBK m. 58 ve 49 hükümlerince manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığı, TBK m. 49 hükmü gereğince manevi zararın-kusurun-illiyet bağının bulunup bulunmadığı, üzüntü kişilik hakkının ihlali sonucu oluşması gerektiğinden davacının “emek kaybı” nedeniyle kişilik hakkının zedelenip zedelenmediği, bunun ispatlanıp ispatlanmadığı hususunu takdirin, münhasıran mahkeme'ye ait olduğu; davalının zamanaşımı def'i bakımından değerlendirmede, sözleşmenin 12.12.2016 tarihinde imzalandığını, tazminat davasında zamanaşımının dolduğunu ifade ederek zamanaşımı def'ini ileri sürmüş olduğu, haksız fiil nedeniyle manevi tazminat talebi bakımından: davacı, davalının fiilleri neticesinde sözleşmeyi 15.10.2018 tarihinde feshettiğini belirtmiş ve huzurdaki davayı da 21.08.2020 tarihinde açtığından TBK m. 72/1 hükmünce zamanaşımının dolmadığı, sözleşme gereğince ödenen bedelin iadesi talepleri bakımından ödenen bedelin iadesi bakımından sebepsiz zenginleşme kapsamında TBK m. 82/1 hükmünce zamanaşımının dolmadığı belirtilmiştir. <br>Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; sözleşmenin haklı feshinin bilirkişi heyetinin uzmanlık alanı olmadığı gerekçesiyle tespit edilemediğini ancak davacının yani müvekkilinin sözleşmeyi fesih etmesinde haklı bir neden aranmayacağı, sözleşme özgürlüğü neticesinde tanınan bir hak olduğunu, aleyhe olan kısımların kabul edilmediğini, itiraz eden konularda ek rapor alınmasını talep etmiştir. 24.06.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; terditli olarak hesaplama yapılarak davacı şirket ticari defterleri incelenmiştir. Davacı şirketin defterleri üzerinde yapılan tespitler  ile taraflar arasındaki hesap bakiyesinin \"0\" olduğu, borç alacak bakiyesinin bulunmadığı, tarafların birbirine düzenlediği faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kasadan toplu ödemelerle hesap bakiyelerini kapattığı belirtilmiştir. Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek itirazlarını bildirmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı beyan ve itirazlarında, davacı tarafın müvekkili şirket tarafından kurulan \"...\" adıyla bilinen ikinci el otomobil satış platformuna yetkili satıcı olarak katıldığını, aynı marka altında hareket ederek sinerji yaratan yetkili satıcı ağından oluşan bir sistem olduğunu, sözleşme imzalandığında kurumsal sisteme girmek ve bunun sağlayacağı yararlardan faydalanmak amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere sisteme giriş bedeli ödeyeceklerini bilerek girdiklerini, söz konusu bedelin bir defa peşin olarak ödenen bir bedel olduğunu, sistemden çıkılması durumunda iade edilmeyeceğinin sözleşmenin 6.19.maddesinde açık olarak düzenlendiğini, sözleşmenin iki yıl olarak akdedildiğini, azami 5 yıla uzatılma imkanının tarafların seçimlik hakkı olduğunu, sözleşme süresinin 5 yıl olarak yorumlanamayacağını, fesihten 10 ay sonra bu iddiaların ileri sürülmesinin kabul edilebilir olmadığını, fesih tarihinde herhangi bir şey ileri sürmediğini, 15.10.2018 tarihli fesih beyanı yapılırken herhangi bir gerekçe bildirilmediğini, sözleşmenin feshinin talep edildiğini, davacının ... araç temin edilmediği yönündeki iddialarının kesin şekilde reddedildiğini, sözleşmede müvekkilinin tek taraflı olarak ... araç temin edeceği, davacının bu araçları satacağı bir hüküm olmadığını ve böyle bir sözleşme bulunmadığını, durumun icabına uygun olarak yetkili satıcıları desteklemek amacıyla ... araç uygulaması yapıldığını ve yapılmakta olduğunu bu durumun davacının başka kaynaklardan araç temin etmeyeceği anlamına gelmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, 12.12.2016 tarihinde yetkili satıcı sözleşmesinin kurulduğu, söz konusu sözleşmenin iki yıl süreli olarak imzalandığı, sözleşmenin davacı yetkili satıcı tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 15.10.2018 tarihinde feshedildiği, fesih tarihinden  sonra 29.05.2019 tarihli ihtarname ile dava konusu taleplerin dile getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme, iki taraflı ve her iki tarafa belirli edimler yükleyen bir sözleşmedir. Her iki taraf tacir olup sözleşmeyi özgür iradeleri ile imzalamışlardır. TTK'nın 18. maddede tacir olmanın hükümleri arasında ikinci bentte, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğine yer verilmiştir. Sözleşme 20 sayfa ve 13 ana maddeden oluşmaktadır. Sözleşme maddeleri ayrıntıdır. Aksi iddia edilmediği üzere davalının bayiye sürekli ve teminatsız ... araç sağlayacağına dair bir düzenleme mevcut değildir. Aksine, yetkili satıcının başka yollardan  araç temin edeceği hususunun açıkça belirlendiği sabittir. Sözleşme süresinin bitimine yaklaşık altı ay kala, davacı, bir gerekçe belirtmeksizin sözleşmeyi feshetmiştir. 29.05.2019 tarihli ihtarnamede iddia edilen teminatla ilgili davalı duyurusu 18.12.2017 tarihli maildir. Sözleşme 15.10.2018 tarihinde gerekçesiz fesih edilmiş, iddialar  ise 29.05.2019 tarihli mailde dile getirilmiştir. Somut davada sözleşme belirli süreli bir sözleşmedir. Belirli süreli bir sözleşmenin feshi haklı sebeplerin varlığı gerekmektedir.  Davacı şirket tarafından sözleşmenin haklı feshine dair ileri sürülen hususlar ispat edilemiştir. Aksine sözleşmenin bir çok maddesinde davacı yetkili satıcının davalının yapmış olduğu değişiklikleri kabul edeceği, duyuru ve sirküleri tek taraflı olarak belirleyeceği hususlarına yer verilmiştir. Davacı şirket tarafından her ne kadar ... araç gönderimi teminat kapsamında gerçekleştirileceğine dair gönderilen duyuru ile sözleşmenin çekilmez hâle geldiği iddia edilmiş ise de belirtildiği üzere sözleşmede davalı böyle bir edim yüklenmemiştir. Her iki taraf tacir olup  özgür iradeleri ile imzalanan sözleşme kapsamında karşılıklı olarak edimlerini ifa etmekle yükümlüdürler. Davacı şirket sözleşme gereğince dava konusu edilen bayilik bedeli ile sözleşme süresince aidat bedellerini davalı tarafa ödemiştir. Sözleşme bedelinin iade edilmeyeceğine dair sözleşmede bulunan açık hükümle birlikte aidat bedelinin ödendiği tarihlerde  sözleşme ayakta olduğundan ve böyle bir sözleşmenin feshi durumunda fesih sonuçları geriye dönük olmayacağından, mahkemece bu talepler yönünden verilen ret kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. TBK'nın 58.maddede, kişilik haklarının zedelenmesi başlığı altında manevi tazminata dair düzenlemeye yer verilmiştir. İlk fıkrada; kişilik hakkının zedelenmesinde zarar görenin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği ifade edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, sözleşmenin, davalının haksız fiili neticesinde feshedilmesi sonucunda ticari imaj kaybına uğradığını, emek kaybı ile birlikte bir buçuk yıllık emeklerinin zayi olduğunu iddia ederek manevi tazminat talep etmiş ise de ticari hayatta olması muhtemel bu tür kayıpların kişilik haklarının zedelenmesi olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi, somut olayda davalı tarafın haksız bir eyleminin varlığı da ispat edilemediğinden, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen hükümde de bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili diğer taraftan sözleşmenin TBK'nın 19. maddesi gereğince yorumlanması gerektiğini iddia etmiştir. Anılan maddede; sözleşmenin yorumu, muvazaalı işlemler başlığı ile ilk fıkrasında, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Somut davada bu madde gereğince sözleşmenin yorumuna gerek olmadığı, sözleşmenin türü ve içeriğinin ayrıntılı olduğu sonucuna varılarak, buna dair  dair iddia ve istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br> HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cacc583d272229a","SID":"4e4b2760a66062b1"}}