{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1064 <br>KARAR NO\t\t: 2026/20<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/277 Esas - 2023/295 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 12/01/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 12/01/2026<br>              <br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2023 tarih 2021/277 Esas 2023/295 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDAVA :Davacı vekili, 10.09.2020 tarihinde ....'a ait ve .... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın; ....'e ait ve kendisinin sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, .... kazanın meydana geldiği ... ili, ... ilçesi, ... mahallesinde .. Bulvarı'nda seyrederken, aynı istikamette seyreden araç sürücüsü.. dikkatsiz sürüşü ve takip mesafesine riayet etmemesi sebebiyle ... plakalı ...'e ait araca arkadan çarpmış ve bunun sonucunda müvekkilinin aracının arka tampon, arka kaput ve arka susturucu kısımlarında maddi hasar meydana geldiğini, bu durum taraflarca tanzim edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/c maddesine göre “Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak zorundadırlar.” Yine aynı kanunun 84/d maddesine göre ise trafik kazalarında “arkadan çarpma” asli kusur hallerinden sayıldığını, bu sebeplerle müvekkili trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halindeyken, takip mesafesine uymayan ve dikkatsiz sürüşü ile müvekkiline arkadan çarpan ...'ın asli kusurlu olduğunu, davalı tarafın 07.09.2020-07.09.2021 tarihleri arasında geçerli olan 117016265 poliçe no'lu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün “tam ve asli kusuru ile neden olduğu” maddi hasardan sorumlu olduğunu, ... A.Ş.'ye kazaya sebep olan... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi sıfatıyla yöneltildiğini, Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesinde hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlendiğini, yine Türk Ticaret Kanununun 1483 ve devamı maddelerinde zorunlu sorumluluk sigortaları düzenlendiğini, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemeleri davada görevli olduğunu, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafı, Almanya'da bulunan ... Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 22.10.2020 tarihli bilirkişi raporu ile KDV dahil 3.968,70 EUR olarak tespit edilmiştir Davalı taraf ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu. fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla haklı davamızın kabulüne; 3.968,70 EUR hasar bedeli maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat miktarının temerrüt tarihindeki EUR karşılığı ile sınırlı olarak) temerrüt tarihi olan 22.03.2021'den itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 720,82 EUR'nun yargılama giderlerine dâhil edilerek, karar tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalıdan tahsiline, kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı taraf;  .... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde, Motorlu Kara Nakil Vasıtaları Mecburi Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ( Trafik) ile sigortalı olduğundan bahisle tazminat talep ettiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkeme Karayolları Trafik Kanunu madde 110 uyarınca İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, araç müvekkili şirket nezdinde olay tarihi ve saati itibariyle sigortalı olmadığını, araç kaza yaptıktan sonra sigortası yapıldığını, bu nedenle müvekkili şirketin dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete başvurusu üzerine 734582-0 numaralı hasar dosyası açıldığını, müvekkili şirket nezdinde yapılan inceleme neticesinde kazanın poliçe başlangıç tarihinden önce gerçekleştiği hususunda şüpheler mevcut olduğunu, sigortalı aracın trafik poliçe başlangıç tarihi ile kaza tarihi arasında 3 gün olduğunu, bir önceki poliçesi ... Sigortadan bitmiş bunun bitiş tarihi de 01.06.2020 olduğunu, bir önceki poliçeyle mezkur poliçe başlangıç tarihi arasında 3 ay 6 gün olduğunu, davacı taraftan olay gününü gösterir fotoğraflar talep edilmesine rağmen gönderilmediğini, davacının talep konusu kaza vade tarihinde gerçekleşmediğini, dava konusu kaza poliçe vadesinden önce gerçekleştiğini, dava konusu kaza tarihi itibariyle ... plakalı araca ait Trafik Sigorta Poliçesi bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini,  davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının kazanın poliçe vade tarihinde meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirket ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte  davanın dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda başvuru şartını yerine getirmediğini ,davacı müvekkili şirkete başvuru yapmış fakat hasar değerlendirmesi ve tazminat ödeme sürecini beklemeden iş bu davayı açtığını; müvekkili sigorta şirketi ancak ZMMS Sigortası Genel Şartları B.2.2 maddesinde öngörülen şekilde belirlenecek gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, davacının talep ettiği tazminat tutarı son derece fahiş olup kabul edilebilirliği mümkün olmadığını, kaza tarihi 10.09.2020 olup Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası verilerine göre mezkur tarihte 1 Euro 8.8519 Türk Lirasına eşit olduğunu, davacının talep ettiği euro kuru son derece yüksek olup kabul edilebilirliği mümkün olmadığını,  davacı tarafın talep ettiği ekspertiz (bilirkişi) ücreti nedeniyle de müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından 720,82 Euro ekspertiz ücreti belirlendiğini, bu tutarın da fahiş olup kabulü mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TOBB ekspertiz ücreti skalasına göre ödenecek tutar maksimum KDV dahil 147.50.-TL olduğunu, davanın  kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe limiti olan 41.000.-TL ile sınırlı olduğunu, başvurunun  kabülü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, kazanın vade tarihi kapsamıyor olması sebebiyle esastan reddini, davanın dava şartı eksikliği sebebiyle, usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde, davanın yetkili mahkemede açılmamış olmaması sebebiyle, davanın usulden reddine, davacının dayanaktan yoksun maddi tazminat talebininin reddine, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, garame hususunun nazara alınmasına,  faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  davalının sigortalısı .... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, yol üzerindeki engel nedeniyle yavaşlayan davacı ...’in kullandığı ... yabancı plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, bilirkişi heyetince düzenlenen kök ve ek raporların hükme elverişli bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde davalının sigortalısı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84 ve 52. maddeleri kapsamında asli ve tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacıya ait ... model Infiniti marka araçta Almanya’da düzenlenen lisanslı ekspertiz raporuna göre KDV dâhil 3.968,70 EUR tutarında gerçek ve yerinde bir hasar oluştuğu, ayrıca KDV dâhil 720,82 EUR ekspertiz gideri yapıldığı, söz konusu zarar kalemlerinden davalı .... A.Ş.’nin sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama sırasında ileri sürülen itirazların yerel mahkemece dikkate alınmadığını, davacı tarafından bildirilen ..... plakalı aracın olay tarihi ve saati itibarıyla müvekkil şirket nezdinde sigortalı olmadığını, aracın trafik sigortasının kazadan sonra yapıldığını, bu nedenle dava konusu kaza bakımından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı başvurusu üzerine  hasar dosyası açıldığını ancak yapılan incelemede kazanın poliçe başlangıç tarihinden önce gerçekleştiğine ilişkin ciddi şüphelerin bulunduğunu, sigorta poliçesi başlangıç tarihi ile kaza tarihi arasında üç gün bulunduğunu, önceki poliçenin .... nezdinde 01.06.2020 tarihinde sona erdiğini ve önceki poliçe ile dava konusu poliçe başlangıcı arasında üç ay altı günlük sigortasız bir dönem bulunduğunu, davacıdan olay gününe ait fotoğraflar talep edilmesine rağmen sunulmadığını, bu haliyle kazanın poliçe vadesi içinde gerçekleştiğinin ispatlanamadığını, sigortacının yalnızca geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra gerçekleşen rizikolardan sorumlu olduğunu, rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlenen poliçeler bakımından teminat sorumluluğunun doğmayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi tarafından belirlenen hasar bedelinin fahiş olduğunu, raporda tüm parçaların orijinal kabul edilerek eşdeğer parça kullanma, tedarik ve işçilik iskontosu haklarının göz ardı edildiğini, trafik sigortası genel şartları uyarınca bu hususların dikkate alınması gerektiğini, ayrıca bilirkişinin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden sorumluluk belirlemesinin hatalı olduğunu, sorumluluğun kaza tarihi olan 10.09.2020 tarihindeki parça fiyatları ve 8,8519 TL kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, eksper ücretinin yargılama gideri olarak ayrıca hüküm altına alınmasının da hukuka aykırı olduğunu ve bu tutarın toplam teminat limiti olan 41.000 TL içinde değerlendirilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan hasar bedelinin karşı taraf aracın işleteni, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olup, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.06.2015 tarih  2014/17-28 Esas 2015/1745 Kararı) Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.<br>6102 sayılı TTK'nın 1282.maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281.maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortacıya ihbar edilen şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin ayrıca teminat dışı kalan haller kapsamında olması gerekir. <br>Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça kaza tarihi itibariyle zarar veren aracın sigortalı olmadığı savunulmuş ise de taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağında kaza tarihinin 10.09.2020 olduğunun belirtildiği, poliçenin ise 07.09.2020 tarihinde düzenlendiği, davalının savunmalarının kaza tespit tutanağının geriye dönük tarih atılarak düzenlendiğine yönelik olduğu ancak bu hususta poliçe tanzim tarihi ile kaza tarihi arasında 3 günlük süre bulunması ve aracın poliçe tanzim tarihinden önce 3 ay 6 gün boyunca sigortasız olup davalı şirket nezdinde sigorta poliçesi düzenlendikten 3 gün sonra kaza gerçekleşmiş olmasına dayandırdığı ancak kazanın, kaza tespit tutanağında gösterilen tarihten önce gerçekleştiğine dair somut bir delilin gösterilmediği görülmüştür. Buna göre her ne kadar davalı tarafça kazanın poliçe tanzim tarihinden önce gerçekleştiği savunulmuş ise de bu hususta somut bir delilin dosyaya sunulmadığı, davalı sigorta şirketinin ve poliçeyi düzenleyen acentesinin basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği halde poliçe tanzim anında aracın hasarlı olup olmadığının araştırılmadığına yönelik savunmaları davalı lehine sonuç doğurmayacağı gibi  kaza tespit tutanağının geriye dönük tarihle düzenlenmesi iddiası özel belgede sahtecilik ve sigorta şirketine karşı dolandırıcılık suçlarına vücut verebileceği halde bu hususta bir şikayet başvurusu da bulunmadığı, bu suretle mevcut delillere göre kazanın teminat dışı kaldığının davalı tarafından ispatlanamadığı, davalı tarafın bu husustaki soyut savunmaları dışında başkaca bir delil veya emare bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Tüm dosya kapsamına göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesinde, bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, dava değerini oluşturan hasar bedeli yönünden yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davalıların sorumluluğu cihetine gidilmesine, tazminata taleple bağlı olmak üzere yabancı para alacağına belirlenenen temerrüt tarihinden 3095 sayılı Kanun gereğince faiz yürütülmesine, dava değeri yapılan yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı olan Türk Lirası esas alınarak kabul edilen miktar üzerinden harç ile karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanmasına, davalının sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlandırılmış olmasına, yargılama giderlerinden sayılması gereken ekspertiz ücretinin poliçe limitine dahil edilmeyip yargılama giderleri kapsamında ve karar tarihindeki döviz kuru üzerinden hüküm altına alınmış olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine göre davalı vekilinin  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekilinin dilekçesinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçeler ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.695,24 TL'den peşin alınan 701,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.994,24 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t <br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78b9a1802aa1219a","SID":"d47e074188c901eb"}}