{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:25/12/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:17/02/2022<br>DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:25/12/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili tarafından 16/07/2021 tarihinde davalı Tasfiye Halinde ... Konakları ... Konut Kooperatifi Genel Kurulu'nda alınan usul ve yasaya aykırı kararlara muhalif kalınmış olmakla bu kararların iptalini isteme zaruretinin hasıl olduğunu, kooperatifin mevcut pasiflerinin miktarı ve sebepleri ile kooperatif aktiflerinin nereye harcandığının şeffaf bir şekilde açıklanmadığını, kooperatife ait satılan taşınmazın parasının yönetim kurulu başkanının zimmetine geçirildiğini, kooperatif bilançosuna işlenmediğini, bu hususun 16/07/2021 tarihli Genel Kurul kararının 14. maddesinde ... adlı üyeden alınan peşin paranın kooperatif yöneticilerine ait şahsi hesaplarda tutulduğu ifadesi ile, yine bu paraların kooperatif bilançosuna işlenmediği hususunun da genel kurul kararının 15. Maddesi ile sabit olduğunu, aynı şekilde Antalya 6. İcra Ceza Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyasında sanık olan kooperatif yönetim kurulu başkanı ...’un dosyadaki ifadesinin de kooperatif parasının yöneticilerin zimmetinde tutulduğunun itirafı niteliğinde olduğunu, dolayısıyla hakikate aykırı olan bilanço gelir gider hesaplarının ibra edilmesinin mümkün olmadığını, yine konu ile ilgili genel kurul kararı olup olmadığı taraflarınca bilinmemekle birlikte jeneratör alımı adı altında bir harcama yapıldığı hususunun da müvekkiline şifahen iletildiğini, jeneratörün neden alındığı, ne kadara alındığı hususlarında bilgi verilmediğini, özetle nereden para geldiği ve nereye para gittiği hususlarında genel kurulun aydınlatılmadığını, bu nedenlerle ve resen gözetilecek sebeplerle yapılan ibra işlemi ve buna ilişkin genel kurul kararlarının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca kooperatif üyelerine 20.000,00TL ek mali yükümlülük getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davalı kooperatifin 16/07/2021 tarihli genel kurulunda kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olarak alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; müvekkili kooperatifin 16 Temmuz 2021 tarihinde yaptığı olağan genel kurul toplantısında, yönetim, denetim raporları, bütçe ve gelir - gider hesaplarının divan başkanı tarafından okunduğunu, divan başkanı tarafından okunan raporlar hakkında söz alan olup olmadığı sorulup söz alan olmadığından oylama işlemine geçildiğini, davacının genel kurul toplantısı sırasında okunan gelir-gider hesapları hakkında söz almadığı huzurdaki davada hesaplar hakkında açıklama yapılmadığı yönündeki iddia ve beyanlarının maddi gerçeği yansıtmadığını, kooperatif hesaplarındaki bloke nedeniyle kooperatifin cari işlemlerini gerçekleştirebilmek amacıyla yöneticiler adına banka hesabı açılmış olup yöneticiler adına açılan ortak hesap üzerinden kooperatife ait işlemler gerçekleştirildiğinden dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara itibar edilemeyeceğini, davalı kooperatifin maliki olduğu taşınmaz üzerine yapılan inşaat imalatını tamamlayıp konutlar kullanılmaya başlandığında jeneratör alımına ihtiyaç duyulup yönetim kurulu kararı ile inşaatta kullanılmak üzere jeneratör alındığını, jeneratör alımına ilişkin harcanan giderin kooperatif kayıtlarında muhasebeleştirilmiş olup bu hususun yönetim faaliyetlerinin ibra edilmemesi sonucunu doğurmasının beklenemeyeceğini, zira kooperatif yönetiminin üyelerinin ihtiyaçlarını gerçekleştirmek için aldığı her kararın iptal davasına konu edilmesi halinde yönetim faaliyetlerinin gerçekleştirilemez duruma geleceğini, Kooperatifler Kanunu'nun 24. maddesinde \"Bilgi Edinme Hakkı\" düzenlenmiş olup anılan düzenlemede yıllık çalışma raporları, denetim raporları, bilanço, gelir-gider hesaplarının toplantı gününden 15 gün öncesinden ortakların tetkikine amade tutulduğunun belirtildiğini, davacının kooperatif hesaplarını incelemek yönünde toplantı tarihinden önce bir başvurusu bulunmadığını, davalı kooperatif ile yüklenici arasında \"... İnşaat Sözleşmesi\" akdedildiğini, akdedilen inşaat yapım sözleşmesinde mantolama bedelinin yer almaması nedeniyle her bir villanın 20.000,00 TL mantolama bedelinden kaynaklı ek inşaat bedelinin ödenmesine karar verilip, kooperatifin mevcut 24 üyesinden 21 üyenin mantolama bedeli olan 20.000,00 TL'yi ödediğini, davacı yanın ise bu bedeli ödemediğini, ayrıca şerefiye bedeli ödeyerek havuz başı ve büyük bahçe sahibi olacak villaların projelendirilen işin inşaatından sonra bahçelerinin şerefiye bedeli alacaklısı olanların bahçesinden daha küçük hale gelmesinin kooperatif üyeleri arasında uyuşmazlığa neden olduğunu ve esasen \"şerefiye\" eşitliği sağlamaya yönelik bir uygulama olduğu halde davalı kooperatifte eşitsizliğe neden olduğundan davalı kooperatifin son yapılan genel kurul toplantısında şerefiye alacağının kaldırılmasına karar verildiğini, davalı kooperatif aleyhine açılan ya da kooperatif tarafından açılan dava ve icra takiplerinde davalı kooperatifin harç, bilirkişi giderleri ve teminat bedelleri ödenmiş olup, yargılamanın seyri nedeniyle acilen yapılan ödemelerin genel kurul gündeminde görüşülüp, davalar için ödenen meblağların genel kurula bilgi verilerek yönetimin ibra edildiğini, genel kurulda dava harç ve giderlerinin yönetim kurulu tarafından ödenmesi nedeniyle yönetim kurulunun ibra edilmesi yönündeki kararda hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; \"Genel kurula katılan davacının bu hususta muhalefetlerini tutanağa geçirmeleri gerekir, ( Yargıtay 11. HD. 25.03.2003 tarih 2002/10663 E. ve 2003/2841 K.). Dava konusu olayda böyle bir muhalefet söz konusu olmadığından davacıların bu hususta iptal davası açmaları mümkün değildir. Yargıtay ilamından da anlaşılacağı üzere genel kurul kararının iptalinin istenebilmesi için yalnızca iptali istenen karara muhalif oy kullanmak yeterli olmayıp aynı zamanda muhalif kalındığına dair genel kurul tutanağına da bu hususunun yazılması gereklidir. Somut davada davacının iptali istenen 16/07/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalif olduğu ancak muhalefet şerhi bulunmadığı gibi muhalefetin tutanağa geçirilmesine engel olunduğu iddiası da bulunmadığından 6,7,12 ve 14. Maddelere ilişkin taleplerin dava şartı gerçekleşmediğinden reddi gerekmiştir.<br>16/07/2021 tarihli genel kurulda alınan 8. maddenin incelenmesinde; kooperatif ile yüklenici arasında yapılan sözleşmede yer almayan, kooperatif genel kurulunca oluşturulan komisyonunun 30 Ocak 2017 tarihli tutanağında yer alan ek inşaat bedeli olarak her villanın 20.000,00 TL ödemesi yönündeki kararı gereğince, üyelerin ödeme yaptığından ödeme yapmayan veya eksik ödeme yapan üyelerden ek inşaat bedelinin tahsilinin sağlanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin kararlaştırıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Kooperatif ana sözleşmesinin 21. maddesinde, ortakların, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel miktardaki, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorunda olduklarının düzenlendiği, 20.000,00.-TL ödenmesi kararının yapı kooperatiflerinde ortaklık payı dışında kooperatifin amacını gerçekleştirme ve faaliyetini yerine getirme amacına yönelik Kooperatifler Kanunu 27. ve kooperatif ana sözleşmesinin 21. maddesinde düzenlenmiş olan ortaklık payı dışında ödeme niteliğinde olduğunun tespit edildiği, ek ödeme niteliğinde olmadığı, bu ödemeleri karara bağlama yetkisinin genel kurulda olup, genel kurulun bunu ana sözleşmenin 33/2. maddesinde belirtilen çoğunlukla, yani toplantı nisabı olarak ortakların 1/4'ünün katılımı ile yapılan toplantıda katılanların yarısından bir fazlasının olumlu oyu ile alabileceği, somut olayda 28 üyeli kooperatifte 17 üye katılımı ile toplantının yapıldığı ve 16 üyenin olumlu oyu ile karar alındığı bu nedenle mantolama gideri için ödenmesi istenen ek inşaat bedeline dair kararın kanuna, kooperatifin amacına, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı anlaşıldığından bu maddeye ilişkin talebin  reddi gerekmiştir.<br>16/07/2021 tarihli genel kurulda alınan 10.maddenin incelenmesinde ise; Söz konusu karar ile  şerefiye bedelinin kaldırılması kararlaştırılmıştır. Ancak söz konusu maddenin oylamasında ise oy çokluğu ile karar alındığı görülmektedir. Kooperatif hukukunda şerefiye ortaklar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla ortaklara tahsis edilecek taşınmaz yönünden önceden yapılmış değerlendirme sonucunda, bir kısım ortakların ödedikleri, bir kısmının da aldıkları bedellerdir. Söz konusu uygulama kooperatiflerde ortakların eşitliği ilkesini gerçekleştirmek amacı gütmektedir.<br>1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 52/1 maddesi uyarınca Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir.<br>Somut davada 10.madde ile şerefiye bedelinin kaldırılması 1163 SK 23.maddesinde düzenlenen ortakların eşitliği ilkesine aykırı olmakla birlikte şerefiye bedeli alan ortaklar yönünden kaldırılması o ortaklar yönünden mali yükümlüğünün ağırlaştırılması anlamına geldiğinden kararın kanunun 52/1 maddesi gereğince nitelikli çoğunluk ile (3/4) alınması gerekirken davalı kooperatifin 16/07/2021 tarihli genel kurul toplantısında basit çoğunluk ile alınmış olduğundan iptali gerekeceği anlaşılmakla bilirkişi raporuna bu yönde iştirak edilmeyerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; Antalya Ticaret Sicilinin ... sicil numarasında kayıtlı ... Yapı Kooperatifi'nin 16/07/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şerefiye bedelinin kaldırılmasına yönelik 10 nolu kararın iptaline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından, kanun maddeleri ve Yargıtay kararının yorumlanmasında hukuki yanılgıya düşüldüğünü, Kooperatifler Kanunu'na göre iptal davası açabilecek kişiler arasında \"Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten (...) pay sahipleri\"nin gösterildiğini, müvekkilinin de bu doğrultuda dava konusu ettiği tüm kararlar için karşı oy kullandığını, kararlara muhalif kaldığını ve muhalif kaldığını tutanağa geçirttiğini, genel kurul tutanağı incelendiğinde de kararlara muhalif kaldığının ve muhalif isim olarak tutanağa şerh düşüldüğünün görüldüğünü, dolayısıyla dava şartı eksikliğinden söz edilemeyeceğini, kararın oyçokluğuyla kabul edildiği belirtilip müvekkilinin ismi ve muhalif kaldığı tutanakta belirtilmemiş olsaydı o halde bu eksiklikten söz edilebileceğini, ancak somut olayda böyle bir eksikliğin söz konusu olmadığını, müvekkilinin dava konusu olan tüm kararlara muhalefet ederek olumsuz oy kullandığını ve olumsuz oy kullandığını ismi ile birlikte genel kurul karar tutanağına şerh ettirdiğini, bu itibarla, kanuni zorunluluğun yerine getirildiğini, zaten kanunun lafzından da bunun yeterli olduğunun anlaşıldığını, aksi halde genel kurula katılan ve mesleği hukukçuluk olmayan müvekkilinin her bir karara karşı muhalefet etme gerekçelerini duruşmada savunma yapar gibi sunmasının beklenemeyeceğini, muhalif kaldığının ismen belirtilmesinin yeterli olacağını, keyfiyeti tutanağa geçirtmekten maksadın bu olduğunu, dava dilekçesinde detaylıca açıklandığı şekilde bu maddelerin iptali gerekirken Yerel Mahkemece işin esasına girilmeksizin usulden verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, bir an için aksi düşünülse dahi Yerel Mahkemece kamu düzenine aykırı bir durum olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,  dava konusu genel kurul kararları kamu düzenini ilgilendirdiği için, esasa girilerek inceleme yapılması ve anılan maddelerin iptal edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilini ilgilendiren mali konularda alınmış kararlara ilişkin ayrıca şerh şartı aranmadığından her halde işin esasının incelenmesi ve dava konusu maddelerin iptal edilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin 6, 7, 12 ve 14. maddeler yönünden verdiği ret kararı dava şartı yokluğuna dayandığı için istinaf dilekçesinde işin esasına yönelik beyanlarını tekrar sunmadıklarını, Yerel Mahkemenin dava şartı yokluğundan verdiği ret kararının kaldırılmasını, dosyada dermeyan ettikleri iddia, olgu ve deliller doğrultusunda işin esasına girilerek inceleme yapılmasını talep ettiklerini, Genel Kurul kararının 8. maddesinin 20.000,00 TL ek mali yükümlülük getirilmesi hakkında olduğunu, Yerel Mahkemece bu maddeye ilişkin yapılan incelemede işin esasına girildiğini, ancak hükme elverişli olmayan bilirkişi raporundaki tespitler tekrarlanarak usul ve yasaya aykırı bir karar tesis edildiğini, dava dilekçesinde ve itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere 5627 Sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak çıkartılan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği'ne göre 1 Ocak 2011 tarihi itibari ile 50 m² üzeri inşaat alanına sahip tüm binalarda Enerji Kimlik Belgesi çıkarılmasının zorunlu hale geldiğini, Yönetmeliğe göre yeni yapılan binalarda yapı kullanım izni alabilmek için içeriği mevzuata uygun olarak hazırlanmış bir ısı yalıtım projesi hazırlanmasının zorunlu olduğunu, aksi halde yeni yapılan binanın yapı ruhsatı alınamayacağını, kooperatifin ise inşaat sözleşmesini 2015 yahut 2016 yılında akdettiğini, müvekkili kooperatife üye yapılırken  iskana elverişli şekilde teslim alacağı bağımsız bölüm için ödeyeceği 400.000,00 TL tutarın baştan ifade edildiğini, müvekkilinin kredi çekerek yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, mantolama ücretinin esas sözleşmede bulunmaması, buna ilişkin bir kooperatif genel kurul kararının bulunmaması, kooperatifin mantolama ücreti adı altında muaccel bir alacağının da bulunmaması sebebi ile böyle bir ödeme yapılmadığını, kooperatifin müteahhit ile Antalya 16. Noterliği nezdinde akdetmiş olduğu 18.05.2017 tarih ... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nde belediyeden onaylı projelere göre binaların dış kısmının eksiksiz bitirileceğinin kararlaştırıldığını, kooperatif ticari defterinde sözleşmenin akit tarihinden 4 ay önce, yani 01.02.2017 tarihinde müvekkili adına \"ilave mantolama\" adı altında borç kaydı yapıldığını, bu hususun apaçık bir “hile\" olduğunu, bu borç kaydının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığını, mantolamanın sözleşmeye dahil bir gider olması nedeni ile inşaatın iskanı alındıktan sonra mükerrer kez mantolama bedeli istenmesinin ek ödeme niteliğinde olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda ise; kooperatif anasözleşmesinin 21. maddesinde yer verilen, ortakların, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel miktardaki, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorunda olduklarına dair hüküm uyarınca mantolama gideri için ödenmesi istenen ek inşaat bedeline dair kararın kanuna, kooperatifin amacına, anasözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı tespit edilmiş olsa da bilirkişinin bu maddedeki tüm tespitlerinin hatalı olduğunu, davalı kooperatifte inşaatın finansmanının taksitli ödemelerle değil, kooperatife üye olunduğu tarihte yapılan peşin ödemelerle sağlandığını, herhangi bir gider taksidinin söz konusu olmadığını, iptale konu genel kurul kararına kadar 20.000,00 TL ek inşaat bedeli ödenmesine dair bir genel kurul kararı bulunmadığını, mantolama işinin kooperatifin akdettiği inşaat sözleşmesine dahil bir kalem olduğunu, bu maddeye ilişkin değerlendirmesinde de objektif tespitler yerine öznel görüşlerine yer veren bilirkişinin anılan sözleşmeyi okumadan tespitte bulunduğunu, üyelerin yalnızca genel kurul kararı ile borçlandırılabileceğini, kooperatif ana sözleşmesinde böyle bir kalem bulunmadığını, genel kurulda bahsedilen 30 Ocak 2017 tarihli tutanağın müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin tutanağa itiraz hakkı bulunduğunu, böyle bir tebligat yapılmadığı için müvekkilinin bu tespitten haberi dahi olmadığını, anılan nedenlerle Mahkemenin ret gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, genel kurul kararının, ana sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğu gibi kooperatifçilik ilkelerini de zedeler nitelikte olduğunu, Yerel Mahkemece karara esas alınan rapora karşı gerekçeli itirazlarının hiç birinin dinlenmediğini, ek rapor taleplerinin reddedildiğini, bu sebeple savunma haklarının kısıtlandığını, muhasebeci bilirkişinin vazife sınırları ile yetkinlik alanlarını aşan hukuki mütalaaları doğrultusunda karar verildiğini, dosyanın kooperatifler hukukundan anlayan uzman bir bilirkişiye tevdii ile iddia ve savunmaların dosyadaki delillerle birlikte incelenmesi, uyuşmazlık konularının araştırılması ve bundan sonra karar verilmesi gerektiğini, bilirkişinin teknik konularda değerlendirme ve tespitlerini içeren bir rapor düzenlemesi gerektiğini, hakim yerine geçerek hukuki görüşlerini bildirmesi ve nitelendirme yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece bu nedenlerle dahi ... tarihli bilirkişi raporunun karara esas alınamayacağını, karara esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilik görev ve sınırlarının aşılarak hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunulması, hukukçu olmayan bilirkişinin bu değerlendirmelerinin isabetli olmaması, bilirkişinin kooperatifler hukuku alanında yetkinliğinin bulunmaması, raporda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan öznel ve yanlı görüşlere yer verilmesi, davalı yanın savunmalarının peşinen doğru kabul edilmesi ve genel kurul kararlarının bu peşin hüküm ile değerlendirilmesi, bu cihetle gerekli teknik değerlendirme ve tespitlerin yapılmamış olması ve diğer sebeplerle rapora yapmış oldukları gerekçeli itirazların göz önüne alınması gerektiğini, bu itirazlar dikkate alınmadan karar ittihazına gidilmesinin savunma hakkına ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince şerefiye bedelinin kaldırılması kararının nitelikli çoğunluk ile alınması gerektiği yönündeki değerlendirmenin hatalı hukuki değerlendirmeye dayandığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde “Ortaklar, bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” düzenlemesine, 52. maddesinde ise \"Ortakların şahsi sorumluluklarını ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir.\" düzenlemesine yer verildiğini, ortakların şahsi sorumluluklarından maksadın ortağın, kooperatif borçlarından dolayı, kooperatiften sonra kişisel olarak ve belirli bir miktara kadar sınırlı veya sınırsız olarak sorumlu olması olduğunu, kooperatifçilikte eşitliğin ise eşit statüde olan ortakların aynı hakka sahip olması ve aynı borçlardan sorumlu tutulmasını gerektirdiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca kooperatif ortaklarının bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşit olduklarını, bu maddeye göre ortaklar yönünden hak ve yükümlülüklerde eşitlik ilkesinin Türk Hukuk sisteminde emredici bir yasa hükmü olarak öngörüldüğünü, yasal düzenlemeler yukarıdaki şekilde olduğu halde aynı miktarda ödeme yapıp, aynı büyüklükte konut alan ortakların, konutların site içindeki yeri, yapı durumu ve sair özellikleri nedeniyle birbirinden farklı olması söz konusu ise yükümlülüklerde (ödemelerde) eşit olduğu halde hakta yukarıdaki gerekçelerle eşit olmasının mümkün olamadığını, şerefiyenin, bu eşitliği sağlamak amacıyla yapılan ve mevcut yapı kooperatifleri mevzuatına göre yapılması zorunlu olan bir işlem olduğunu, davalı kooperatifin maliki olduğu Antalya ili Döşemealtı ilçesi ... mahallesi ... ada ... parselde kaim taşınmaz üzerine inşa edilecek villaların projelendirilmesi ile kroki üzerinden \"havuz başı ve bahçesi büyük olarak inşa edilecek villaların\" kuraya tabi olmayacağını, bu villalara sahip olmak isteyenlerin şerefiye bedeli ödeme yükümlüsü olacağının, havuz başında olmayan ve daha küçük villaların ise şerefiye bedeli alacaklısı olacağının kararlaştırıldığını, bu şekilde havuz başı ve büyük bahçesi olacak O,P,R,S,T,AE,AF,AG,AH,AI numaralı bağımsız bölümlerin kuraya tabi kılınmadığını, davalı kooperatifin maliki olduğu taşınmazın geometrik yapısı, eğimi gibi nedenlerle villaların inşaatı, proje üzerinde düzenlenen krokiye uygun olarak inşa edilemediğini ve havuz başı, bahçesi büyük olarak inşa edilecek şerefiye ödeme yükümlüsü olan villaların bahçelerinin eşitliğin sağlanması amacıyla şerefiye alacaklısı olan villaların bahçelerinden daha küçük hale geldiğini, bu husus davalı kooperatif üyeleri arasında ihtilaflı olduğundan davalı kooperatif tarafından şerefiye bedeli toplanmadığını, esasen eşitliği sağlamaya yönelik uygulama olan şerefiye davalı kooperatifte eşitsizliğe neden olduğundan, 16.07.2021 tarihli genel kurul toplantısında, Kooperatifler Kanunu'nun 23.maddesinde düzenlenen \"eşitlik\" kuralına uygun olarak şerefiye bedelinin kaldırılmasına karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince eşitliğin sağlanması amacıyla şerefiye bedelinin kaldırılması için nitelikli çoğunluk aranması gerektiği kabul edilmiş ise de davalı kooperatifte şerefiye bedellerinin toplanmaması nedeniyle ortaklar yönünden mali yükümlülüğün ağırlaştırılmasının mümkün olmayacağını, aksine bahçesi küçük olan şerefiye bedeli yükümlüsü ortaklar ile bahçesi büyük inşa edilen şerefiye bedeli alacaklısı ortaklar arasında  imalat bedeli ödenmesi yönünden eşitliğin sağlanacağını, şerefiye bedelinin kaldırılmasına yönelik kararın, Kooperatifler Kanunu'nun 52/1. maddesinde düzenlenen ortakların şahsi yükümlülüklerini ağırlaştıracak kararlardan olmadığını, bu nedenle nitelikli çoğunluk kuralının şerefiye bedelinin kaldırılması kararlarında uygulanacak çoğunluk kuralı olmadığı gözetilmeden verilen 16.07.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şerefiye bedelinin kaldırılmasına yönelik 10 nolu kararın iptali yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; davalı kooperatifin 16/07/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 6, 7, 8, 10, 12 ve 14. maddelerinin kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla açılan genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Genel kurul kararının iptalinin istenebilmesi için yalnızca iptali istenen karara muhalif oy kullanmak yeterli olmayıp aynı zamanda muhalif kalındığına dair genel kurul tutanağına da bu hususunun yazılması gereklidir. Somut uuyuşmazlıkta; davacının iptali istenen 16/07/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalif olduğu, ancak herhangi bir muhalefet şerhinin bulunmadığı anlaşıldığından Yerel Mahkemece davacının genel kurulun 6,7,12 ve 14. maddelerine ilişkin taleplerinin dava şartı gerçekleşmediğinden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>16/07/2021 tarihli genel kurulun 8. maddesinde ise; kooperatif ile yüklenici arasında yapılan sözleşmede yer almayan, kooperatif genel kurulunca oluşturulan komisyonunun 30 Ocak 2017 tarihli tutanağında yer alan ek inşaat bedeli olarak her villanın 20.000,00 TL ödemesi yönündeki kararı gereğince, üyeler ödeme yaptığından ödeme yapmayan veya eksik ödeme yapan üyelerden ek inşaat bedelinin tahsilinin sağlanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kooperatif ana sözleşmesinin 21. maddesinde ortakların, taahhüt ve tediye ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere genel miktardaki, arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitlerini ödemek zorunda olduklarının düzenlendiği, 20.000,00.-TL ödenmesi kararının yapı kooperatiflerinde ortaklık payı dışında kooperatifin amacını gerçekleştirme ve faaliyetini yerine getirme amacına yönelik Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesi ve Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin 21. maddesinde düzenlenmiş olan ortaklık payı dışında ödeme niteliğinde olduğunun tespit edildiği, ek ödeme niteliğinde olmadığı, bu ödemeleri karara bağlama yetkisi genel kurulda olup, genel kurulun bunu ana sözleşmenin 33/2. maddesinde belirtilen çoğunlukla, yani toplantı nisabı olarak ortakların 1/4'ünün katılımı ile yapılan toplantıda katılanların yarısından bir fazlasının olumlu oyu ile alabileceği, somut olayda 28 üyeli kooperatifte 17 üye katılımı ile toplantının yapıldığı ve 16 üyenin olumlu oyu ile karar alındığı, bu nedenle mantolama gideri için ödenmesi istenen ek inşaat bedeline dair kararın kanuna, kooperatifin amacına, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı anlaşıldığından davacının genel kurulun bu maddesine ilişkin iptal talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları ise; Mahkemenin takdirinde olan hususlara yönelik olduğu, alınan bilirkişi raporunun somut verilere dayalı, dosya kapsamıyla uyumlu ve denetime elverişli olduğu, raporda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Davalı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede ise;<br>Yerel Mahkemece, davalı kooperatifin 16.07.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şerefiye bedelinin kaldırılmasına yönelik 10 nolu kararı ile, şerefiye bedelinin kaldırılmasının 1163 sayılı kanunun 23. maddesinde düzenlenen ortakların eşitliği ilkesine aykırı olmakla birlikte şerefiye bedeli alan ortaklar yönünden kaldırılması o ortaklar yönünden mali yükümlüğünün ağırlaştırılması anlamına geldiğinden kararın kanunun 52/1. maddesi gereğince nitelikli çoğunluk ile (3/4) alınması gerekirken basit çoğunluk ile alınmış olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi “Ortaklar, bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” hükmünü içermektedir.<br>Aynı kanunun 52. maddesinde ise \"Ortakların şahsi sorumluluklarını ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir.\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Somut uyuşmazlıkta; davalı kooperatifin ana sözleşmesinde şerefiye bedeline ilişkin herhangi bir hükmün yer almadığı, davalı kooperatifin daha önce genel kurul kararıyla şerefiye bedeli ödenmesine dair almış olduğu kararın, kooperatifin maliki olduğu taşınmazın geometrik yapısı, eğimi gibi nedenlerle villaların inşaatı, proje üzerinde düzenlenen krokiye uygun olarak inşa edilemediğinden ve havuz başı bahçesi büyük olarak inşa edilecek şerefiye ödeme yükümlüsü olan villaların bahçelerinin eşitliğin sağlanması amacıyla şerefiye alacaklısı olan villaların bahçelerinden daha küçük hale gelmesi üzerine bu husus davalı kooperatif üyeleri arasında ihtilaflı olduğundan davalı kooperatif tarafından şerefiye bedeli toplanmadığı, esasen eşitliği sağlamaya yönelik uygulama olan şerefiyenin davalı kooperatifte eşitsizliğe neden olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği, şerefiyeleri belirleme yetkisi olan genel kurulun kendi kararını revize etmesine engel bulunmadığı ve usule uygun gündeme alınarak verilen son genel kurul kararının aynı konuda verilen daha önceki kararı ortadan kaldıracağı, işbu genel kurul kararıyla eşitliğin sağlanmaya çalışıldığı, Yerel Mahkemece şerefiye bedelinin kaldırılması için nitelikli çoğunluk aranması gerektiği kabul edilmiş ise de davalı kooperatifte şerefiye bedelleri toplanmadığı gibi şerefiye bedelinin kaldırılmasına yönelik kararın Kooperatifler Kanunu'nun 52/1. maddesinde düzenlenen ortakların şahsi yükümlülüklerini ağırlaştıracak kararlardan olmadığı, bu nedenle nitelikli çoğunluk aranmayacağı, genel kurulun ana sözleşmenin 33/2. maddesinde belirtilen çoğunlukla, yani toplantı nisabı olarak ortakların 1/4'ünün katılımı ile yapılan toplantıda katılanların yarısından bir fazlasının olumlu oyu ile bu kararı alabileceği, 28 üyeli kooperatifte 17 üyenin katılımı ile toplantının yapıldığı ve 16 üyenin olumlu oyu ile karar alındığı, bu nedenle genel kurulun şerefiye bedelinin kaldırılmasına dair kararında kanuna, kooperatifin amacına, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davacının genel kurulun 10. maddesine ilişkin iptal talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Bu açıklamalar ışığında; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,<br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>a-Davanın REDDİNE, <br>b-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNE ADINA GELİR KAYDINA,<br>c-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>e-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,<br>4-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli  615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde  davalıya İADESİNE, <br>c-Davacı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 220,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>f-İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE, <br>5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.25/12/2025      <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"814646d004665063","SID":"34c190459306eb49"}}