{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1078 Esas   2025/1529 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1078 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1529<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2022<br>NUMARASI\t\t: : 2021/518 Esas 2022/892 Karar <br><br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 05/12/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nin 27.12.2004 tarihinde ... Müh. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nde çalışmakta iken iş kazası geçirdiğini, kaza sebebi ile ... Başkanlığı tarafından işçiye 16.788,54 TL peşin değerli gelir bağlandığını, 6.279,13 TL geçici iş göremezlik ödeneği tediye edildiğini ve 43.538,70 TL hastane masrafı yapıldığını, kurum zararı doğduğundan bahisle müvekkili şirket aleyhine Tokat 1. İş Mahkemesi 2012/291 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, kesinleşen karar uyarınca müvekkili şirket tarafından Tokat 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2208 sayılı dosyasına 142.116,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi neticesinde kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirmesi suretiyle kurulduğunu ayrı bir tüzel kişiliği ve sermayesi olan tamamen özel hukuk hükümlerine tabi bir ticarei şirketi olduğunu, ... ile müvekkil şirket arasında 24.07.2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi ve 31.08.2010 tarihinde hisse satış sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme hükümlerine göre müvekkil şirket tarafından ödenen bedelin sorumluluğunun davalı ...’ta olduğunu, Yargıtay’ın bu yönde emsal kararları bulunduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla dava nedeni ile katlanmak zorunda kalınan 143,50 TL temyiz kanun yoluna başvurma harcı, 48,10 TL tehiri icra karar harcı, 853,11 TL temyiz karar harcı ile hak sahibine ödenen 142.116,00 TL karşılığı olmak üzere toplam 143.160,71 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  derdestlik, zaman aşımı ve kesin hüküm itirazları ile birlikte, özelleştirme modeli gereği bilanço çalışmaları yapılarak şirket tarafından devre esas mizan düzenlendiği ve beyan edilen mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilanço düzenlendiği, bu suretle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiği, bu nedenle 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde dağıtım faaliyeleriyle ilgili gerçekleştirilen iş ve işlemlerle ilgili olarak, hisselerin el değitirmesinden önce bitmiş ve neticelenmiş her türlü işlemin sorumluluğunun şirkete ait olduğu, ...’tan herhangi bir talepte bulunulmasının ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümlerine aykırı olacağını, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmelerine ilişkin uygulamalarda hisse satış sözleşmesinin imzalanması ile hisseleri el değiştirerek özel sektöre devredilen şirketin tüzel kişiliği, hakları, borç ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, şirketin hisse devri öncesi ve sonrasına ilişkin sorumluluklarının aynen devam ettiğini, % 100 hissesini ...'dan devir almış olan davacı şirket tarafından hisse devri sözleşmesi imzalanarak bu durumun da kabul edildiğini, özelleştirme işlemlerine ilişkin düzenlemeler gereği şirketin tüzel kişiliğinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisse devri yapılmakta olduğundan işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devri sözleşmesi hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının esas bilanço tarihi olan 30.08.2013 tarihinden önce yapılan ödemeyi talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, bahse konu ödemelerin devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, davacının yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğini, işletme hakkı devir sözleşmesinin 18.6. maddesinde yer alan “Şirket, (...) bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere başkaca bir kamu kurum veya kuruluşundan talepte bulunulamayacağını, (...) ...’tan masraf, zarar veya herhangi bir isim altında hiçbir talepte bulunmayacağını gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız olarak beyan, kabul ve taahhüt eder.” hükmü gereğince davacı şirketin dava konusu ettiği alacaklara ilişkin talepte bulunmayacağını, müvekkil kurumun icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizlerden sorumlu olmadığını, Teftiş Kurulu Başkanlığının raporuna konu dosyaların yalnızca ... Genel Müdürlüğü adına yapılan incelemeler ve soruşturmalar sonucunda hazırlanan müfettiş raporlarında yer alan ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil tanımlaması taşıyan tazminat taleplerine ilişkin olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece,  İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin olup, rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan ve davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren -taraflar tacir olmakla- avans faizi hükmedilmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın kabulü ile 143.160,71 TL'nin 142.116,00 TL'sine 17/02/2020 tarihinden, 1.044,71 TL'sine 07/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının ödediğini iddia ettiği tutarı rücuya esas davadaki diğer davalılara rücu edip etmediğinin araştırılmadığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun kusur dağılım oranlarının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın eksik inceleme sonucu tesis edildiğini,  dava konusu alacağın sözleşmenin 7.maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, talep edilen alacağın hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi, İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme döneminde müvekkiline ihbar yapılmadığından icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacı kusurlu olduğundan müvekkiline rücuun mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.\t<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTokat 1. İş Mahkemesinin 2012/291 esas sayılı, Tokat 3. İcra Müdürlüğünün 2020/2208 esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu vs deliller dosya içerisinde mevcuttur.<br>\t\t\t\t\t\t\t25/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının davalı adına ödediği 142.116,00 TL tutarındaki ödemeyi ödeme tarihi olan 17.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edebileceğinin takdiri sayın mahkemeye ait olup ödendiği iddia olunan toplam 1.044,71 TL tutarında harca ilişkin ödeme belgesine dosya kapsamında rastlanılmadığı bildirilmiştir.<br>\t Tokat 1. İş Mahkemesi'nin 2012/291 Esas  2016/171 Karar sayılı dosyanın davacısı ..., davalısı  ... Elektrik Dağıtım A.Ş ile diğerleri olup, 27/12/2004 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigortalıya ödenen peşin değerli gelir ile diğer masrafların tahsili amacıyla açılan davada  mahkemece davanın kabulü ile alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın  Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin  26/02/2019 tarih 2019/64 Esas  2019/10383  Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, verilen karara istinaden  Tokat 3. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2208 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde davacı tarafından  icra dosyasına 17/02/2020  tarihinde  142.116,00 TL ve temyiz harçları toplamı olarak 07/06/2016 tarihinde 1.044,71 TL  ödendiği anlaşılmıştır.\t<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Tokat 1. İş Mahkemesindeki davanın davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı icra dosyalarına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin tamamını davalıdan talep edebileceği, davacı yanın talebi de gözetilerek ödenen miktarın davalıdan tahsiline hükmedilmesi isabetlidir. <br>\tDavalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde ve taraflar arasındaki ilişkinin İHDS'ye dayalı olup, rücuya esas ilamdaki iç ilişkiye dair sorumluluğun eldeki davada tartışılamayacak olmasına göre, bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli olan 9.779,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.445,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.334,31‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/12/2025<br>Başkan-            Üye -                     Üye -          Zabıt Katibi <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7c6a56d41a3f7d3","SID":"6d883b411c7a0279"}}