{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/11 <br>KARAR NO\t: 2026/114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2019/492<br>KARAR NO\t: 2021/266 <br>KARAR TARİHİ: 27/04/2021     <br>DAVA: Tazminat (İşyeri Sigortasından Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 28/01/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde Ticari Risk Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, işyerinde 12/06/2019 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini ve 85.000,00 TL zarar oluştuğunu, sigorta şirketine yapılan başvuruya sigortalı yerde alarm, kepenk veya 24 saat bekçi bulundurmak gibi önlemler alınmadığından zararın karşılamayacağı yönünde yanıt verildiğini, davalı tarafça hiçbir önlemin alınmadığı iddia edilmiş ise de müvekkilinin işyerinin çevrili olduğu camın, kepenkten daha sağlam olduğunu, müvekkil tarafından güvenlik tedbiri önlemlerinin fazlasıyla alındığını, ayrıca poliçe özel şartlarının ilk maddesinde açıkta kalan muhteva ifadesi ile tel örgü veya duvar ile çevrili ifadesi ile açıkça işyerinin binasının dışında bulunan söz gelimi bahçede bulunan malzemeler için çeşitli güvenlik önlemleri öngörüldüğünü, binanın içindeki ürünler için aynı durumun söz konusu olmadığını beyan ederek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça zarar miktarı net olarak 85.000.00 TL olarak bilindiğinden kısmi dava açılmasının usul ve yasa aykırı olduğunu, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, ekspertiz raporu ile \"hırsızlık önlem şartlarının yerine getirmediğinin tespit edilmiş olması\" nedeniyle hasar talebinin poliçe teminat kapsamında olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; \"...dosyaya sunulan sigorta ve mali müşavir bilirkişilerin raporunda belirtilen ve davacı tarafça savunulan cam korumanın kepenkten daha güçlü olduğu iddiası hakkında tespitte bulunulması ve cam korumanın niteliklerinin tespit edilmesi amacıyla dosya yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş; İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak düzenlenen rapora göre hırsızlık olayının alüminyum doğrama üzerine monte edilen çubuklu asma kilit sisteminin kırılarak, alüminyum kasanın eğriltilerek kapının açıldığı, doğrama arasındaki lamine camın herhangi bir etkisi olmadığı, hırsızlığın camlı bölümlerden olmadığı, doğrama üstüne yaptırılan kilit düzeneğinin bozulması, doğramanın esnetilerek kapının açılması dikkate alındığında, çelik kepenk sisteminin, asma kilit sistemine göre teknik olarak daha güvenli olduğu ve hırsızlığa karşı caydırıcı etkisinin daha yüksek olduğu rapor edilmiş olup, mahkememizce de hükme esas alınan, denetime elverişli ve gerekçeli bilirkişi raporlarına göre davacının iş yerinde meydana gelen hırsızlık hasarının, hırsızlık sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı, cam korumanın kepenkten daha güçlü olmadığı, sigorta şirketinin meydana gelen hasar nedeniyle tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, bu hali ile davacının davasını ispat edemediği...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı yerde alarm, kepenk veya 24 saat bekçi bulundurmak önlemlerinin en az birini almakla yükümlü olma şartının yalnızca açıkta kalan muhteviyat için geçerli olduğunu, hırsızlık olayının açıkta kalan muhteviyatta gerçekleşmediğini, mahkemenin ve bilirkişilerin yanlış yorumladığını, olayın sigorta poliçesi kapsamında kaldığını, müvekkilinin üzerine düşen güvenlik tedbiri önlemlerini fazlasıyla aldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık sebebiyle oluşan hasar bedelinin, işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi istemine ilişkindir.Somut olayda ihtilaf, davacının iş yerinde gerekli önlemleri alıp almadığı, hırsızlık olayı nedeniyle meydana gelen hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olup olmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacıya ait işyeri, 25/06/2018-2019 tarihleri arasında geçerli \"Ticari Risk Sigorta Poliçesi\" ile davalı nezdinde hırsızlık dahil çeşitli risklere karşı teminat altına alınmıştır. Hırsızlık olayı 13/06/2019 tarihinde poliçe teminat süresi içerisinde meydana gelmiştir.13/06/2019 tarihli olay yeri tespit tutanağında; işyerinin alüminyum çerçeveli cam kapısının kapı kilidinin kilitli vaziyette olarak açık olduğu, kapının alüminyum kısımlarında zorlama kaynaklı eğilme izlerinin olduğu tespit edilmiştir.Ekspertiz raporunda; poliçe özel şartlarındaki güvenlik tedbirlerinin alınmamış olması sebebiyle hasarın teminat dışında kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece sigorta hakemi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda özetle; sigortalı işyeri hırsızlığının, davacı beyanından anlaşılacağı üzere ve olay yeri tespit tutanağına göre cam kapının alüminyum kısımları zorlanmak suretiyle gerçekleştiği, Genel Şartlarda belirtilen düzenlemeler ile söz konusu hasarın teminat kapsamına dahil olabilmesi için ancak ek sözleşme ile sayılan haller arasında olması gerektiği, sigorta poliçesi incelendiğinde özel güvenlik şartının yerine getirdiğine dair (kepenk, alarm vs) dosyada bir tespit bulunmadığından iş yerinde meydana gelen hırsızlık hasarının, hırsızlık sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı, sigortalı beyanı uyarınca cam korumanın kepenkten daha güçlü olduğu iddiası hakkında uzman bilirkişiden alınacak rapor sonrası kesin değerlendirme yapılabileceği hususlarında kanaat bildirilmiştir. Mahkemece inşaat mühendisi bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılarak düzenlenen rapora göre hırsızlık olayının alüminyum doğrama üzerine monte edilen çubuklu asma kilit sistemi kırılarak, alüminyum kasa eğriltilerek kapının açıldığı, kapıda mevcut göbek kilidinin üstünde tedbir amaçlı doğrama üstüne monte edilerek yaptırılan kilitleme sisteminin tahrip edildiği, alüminyum doğramanın esnetildiği, bu işlemlere doğrama arasındaki lamine camın herhangi bir etkisi olmadığı, hırsızlığın camlı bölümlerden olmadığı, doğrama üstüne yaptırılan kilit düzeneğinin bozulması, doğramanın esnetilerek kapının açılması dikkate alındığında, çelik kepenk sisteminin, asma kilit sistemine göre teknik olarak daha güvenli olduğu ve hırsızlığa karşı caydırıcı etkisinin daha yüksek olduğu yönünde görüş ve kanaat sunulmuştur.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11/1 maddesinde \"Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.\", 11/4 maddesinde \"Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.\"6102 Sayılı TTK'nın \"Sigortanın Kapsamı\" başlıklı 1409.maddesinde; \"(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.\", TTK'nın  \"Aydınlatma Yükümlülüğü\" başlıklı 1423. maddesinde; \" (1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler.\" hükümleri yer almaktadır.  Taraflar arasında imzalanan poliçenin, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarına tabi olduğu belirtilmiştir.Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarında; \"A.1. Sigortanın Konusu; Bu sigorta ile poliçede belirlenen sigortalı yerde hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüsün;1.1. Kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek...yapılması halinde sigortalı kıymetlerde doğrudan meydana gelen maddi kayıp ve zararlar, teminat altına alınmıştır. Teminat poliçede belirtilmek şartıyla yukarıda sıralanan riziko gruplarından sadece biri veya birkaçı için de verilebilir. \"\"A.2. Sigorta Bedelinin Kapsamı; ...Sigorta sözleşmesine, teminat altına alınacak kıymetlerin muhafazası için özel hükümler konabilir. Bu takdirde sigortacı, sözkonusu kıymetlerin sigorta sözleşmesinde öngörülen şekillerde saklanmadığını ispat etmedikçe tazminat ödemekten kaçınamaz.\" düzenlemelerine yer verilmiştir.Davaya konu poliçenin 3., 4. ve 5.sayfalarında \"Özel Şartlar\" düzenlenmiştir. Poliçenin \"Özel Şartlar\" başlığı altında 3.sayfasının ilk paragrafında; \"Tesis dışında açıkta ve/veya sundurma ve/veya tente, çadır ve benzeri tam kagir olmayan yapılar altında bulunan muhteviyat, sel/su baskını, fırtına, kar ağırlığı, dolu ve bunlar kaynaklı her türlü ıslanma riski açısından teminat haricidir. Tesiste bulunacak açıktaki muhteviyat için hırsızlık teminatı, etrafı duvar ve/veya tel örgü ile çevrili ve 24 saat güvenlik görevlisi bulundurulması kaydıyla geçerli olup, bu koruma önlemlerinin bulunmadığı sigortalı yerdeki açıktaki muhteviyat teminat haricidir.\",Poliçenin \"Özel Şartlar\" başlığı altında 4.sayfasının son paragrafında; \"Sigorta ettiren, sigortalı yerde alarm, kepenk veya 24 saat bekçi bulundurmak önlemlerinin en az birini almakla yükümlüdür.\" hükümlerine yer verilmiştir. Taraflar tacir olup tacirler 6102 sayılı TTK'nın 18/2. maddesi anlamında basiretli bir işadamı gibi hareket etmek zorundadırlar. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. TTK'nın 1423.maddesi de dikkate alındığında, sigorta poliçesi mevcut şartlarda bağlayıcı niteliktedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10580 E. 2017/8051K. sayılı ve 21/09/2017 tarihli kararı). 6102 sayılı TTK'nın 1448. maddesinde; \"(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır.\"TTK'nın 1449. maddesinde; \"(1) Sigortacıya karşı yerine getirilmesi gereken ve sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün ihlali hâlinde, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler hariç olmak üzere, sigortacının sözleşmeyi kısmen veya tamamen feshederek ifadan kurtulabileceğine ilişkin hükümler, ihlalde kusur bulunmaması hâlinde sonuç doğurmaz.(2) İhlal kusura dayandığı takdirde, durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılmayan fesih hakkı düşer; meğerki, Kanun farklı bir süre öngörmüş olsun.(3) Sigortacı ihlalin, rizikonun gerçekleşmesine ve sigortacının yerine getirmesi gereken edimin kapsamına etki etmediği durumlarda, sözleşmeyi feshedemez.\"6762 sayılı TTK'nın 1293. maddesinde; \"Sigorta ettiren kimse zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yarıyacak tedbirleri almakla mükelleftir. Alınan tedbirlerden doğan masraflar bu tedbirler faydasız kalmış olsa bile sigortacı tarafından ödenmek lazımdır; şu kadar ki; sigorta, menfaat değerinin tamamına taalluk etmiyorsa vaki masraflar ancak sigorta bedelinin menfaat değerinin tamamına olan nispetine göre ödenir. 1292 nci maddenin son fıkrası hükmü burada da tatbik olunur.\" hükümleri yer almaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2007 tarihli 2006/12018 E. 2007/14506 K. sayılı kararında; \"...davanın reddine dayanak yapılan diğer gerekçenin irdelenmesine gelince; Poliçede \"Sigortalı mahalde bulunan emtiaların, depolandığı alanlarda palet üzerinde muhafazası zorunludur\" hükmüne yer verilmiş ise de, buna uyulmaması halinde oluşacak zararın poliçe teminatı üzerinde kalacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Poliçeye ekli dahili su klozunda da, sigortalı aleyhine böyle bir koşula yer verilmiş değildir. Zararın oluşmamasına yada artmamasına yönelik bir koruma tedbiri niteliğinde, sigortalı böyle bir yükümlülük altına girmiş olup, buna uymaması kasta dayalı olmadıkça, kendisine tazminat ödenmesine engel bir neden değildir. Halefiyet koşulları oluşmuş olup, TTK'nun 1293/son maddesi yollamasıyla, aynı kanunun 1292/son maddesi uyarınca koruma tedbirlerini almada sigortalının varsa kusurunun ağırlığına göre, sigortacının ödemekle yükümlü olduğu bedelin indirilmesi gerekeceğinden, böyle bir indirimden de zarar sorumlusunun yararlanacağı kuşkusuzdur.\" şeklinde yükümlülük hükmü açıklanmış olup, 6762 sayılı TTK'nın 1293. maddesine benzer düzenleme 6102 sayılı TTK'da ise 1448.maddesinde yukarıda şekliyle yer bulmuştur.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2023 tarihli 2023/4341 E. 2023/12908 K. sayılı kararında; \"...Taraflar arasında, davacıya ait işyerindeki rizikonun gerçekleşmesi hususunda ihtilaf yoktur, ihtilaf hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Poliçe özel şartında; sigortalı binanın bodrum, zemin ve bahçe katları geçerli olmak üzere hırsızlık teminatı; sigorta mahalin dış cephesinde bulunan pencere ve kapıların tamamını kapsayacak şekilde kepenk, demir parmaklık, otomatik panjur sistemi ve/veya olay anında aktif durumda bulunması şartı ile alarm sistemi, bekçi ve/veya özel güvenlik görevlisi önlemlerinden en az bir tanesinin bulunması kaydıyla teminat kapsamına dahil edilmiştir. Olay yeri inceleme raporu ve dosya kapsamı ile yerine bodrum kat havalandırma penceresi zorlanarak girildiği ve klozda yer alan herhangi bir tedbirin gerekçekleşmediği sabittir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre, TTK'nın 1423/2 inci maddesi uyarınca bilgilendirme açıklamasının yapılmaması halinde, sigortalının 14 gün içinde itiraz etmesi gerektiği, anılan sürede itiraz edilmemesi halinde poliçenin yazılı şartlarda geçerli olacağının benimsendiği, davaya konu rizikonun taraflar arasındaki poliçe ile verilen teminatın kapsamına girecek şekilde gerçekleşmediği, sigortalının poliçe tanziminden sonraki 14 gün içinde itiraz ettiğine dair iddia ve delil de dosyaya sunulmadığı gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir...\" şeklinde karar verilmiştir. İşbu karar içeriğinde belirtildiği üzere, karara konu olayda kepenk, demir parmaklık, otomatik panjur sistemi ve/veya olay anında aktif durumda bulunması şartı ile alarm sistemi, bekçi ve/veya özel güvenlik görevlisi bulundurulması teminat şartıdır.Eldeki dava konusu poliçe incelendiğinde ise poliçenin 3.sayfasının ilk paragrafına göre tesiste bulunacak açıktaki muhteviyat için etrafının duvar ve/veya tel örgü ile çevrili olması ve 24 saat güvenlik görevlisi bulundurulması teminat şartı iken, poliçenin 4.sayfasının son paragrafına göre sigortalı yerde alarm, kepenk veya 24 saat bekçi bulundurmak önlemleri teminat şartı değil yükümlülüktür. Somut olayda talep açıkta kalan muhteviyata yönelik değildir. İşyerinin kapısının açılarak, işyeri içerisinde gerçekleştirilen hırsızlık olayı dava konusudur. Bu durumda TTK'nın 1449.maddesi nazara alınarak öngörülen yükümlülük ile gerçekleşen riziko arasında uygun nedensellik bağı bulunup bulunmadığı, yükümlülüğün yerine getirilmemesinde sigortalının kusurunun olup olmadığı, ne oranda kusurlu olduğu, meydana gelen hırsızlık nedeniyle oluşan zararın miktarı hususlarının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle mahkemece sigorta uzmanı, mali müşavir ve çalındığı ileri sürülen eşyaların niteliğine göre seçilecek bir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılıp hükme elverişli rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi2nin 2019/492 E. 2021/266 K. Sayılı 27/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,<br>3-Davacı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33e1547442d5a114","SID":"4fcb912a7127a979"}}