{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1125 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1953<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28.03.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/752 Esas 2023/192 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 31.12.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.01.2026<br><br>\tManisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.03.2023 tarih 2022/752 Esas 2023/192 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkil banka ile dava dışı  kredi borçlusu .... arasında Genel Kredi Sözleşmesi, Cari Hesap Kredi Sözleşmesi ve sair sözleşmeler imzalanmış ve davalıya krediler tahsis edilmiştir. Bahsi geçen bu sözleşmelere istinaden de davalı ... ile müvekkil banka arasında 04/11/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 20.000-TL, 15/01/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 10.000-TL bedelli davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı kefalet sözleşmeleri akdedildiğini, ancak bahsi geçen kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalının hesapları kat edilerek, Beyoğlu 48. Noterliği'nin  07/09/2021 tarih 71236 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve eki hesap özetleri ile nakit borçların ödenmesi ihtar edilmişse de borç ödenmediğini, işbu hesap kat ihtarnamesi sonrası ödeme olmaması sebebiyle, kredi borçlusu/davalı hakkında borçlunun 3075-11409796-37 DGRYTKR  ürünü hakkında Salihli 1. İcra Dairesi 2021/22473 E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış ve davalıya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı-borçlu bu takibe usul ve yasaya aykırı olarak borca, faize ve fer'ilerine itiraz etmiştir. Yapılan haksız itiraz ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı/ borçlunun itirazları ve iddiaları hukuki dayanaktan yoksun, yersiz ve mesnetsiz iddialar olup, reddi gerektiğini, davalı/ borçlu tarafından borca ve fer’ilerine ilişkin olarak yapılan itirazlar, takibi uzatmaya yönelik olarak yapılmıştır. Hiçbir somut olgu ve iddia içermeyen yalnızca takibin sürüncemede bırakılmasına yönelik olduğu açık itirazlar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi, Kefalet Sözleşmesi ve sair sözleşmeler ve ekleri delil anlaşması niteliğinde olup; müvekkil Bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağı da davalı borçlu tarafından kabul edilmiştir. Buna göre, müvekkil Bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın mevcudiyeti sabit olacağını, 2.talep edilen temerrüt faizi sözleşmeye ve medeni kanunun 2. maddesine uygun olduğunu, davalı borçlu hakkında Salihli 1. İcra Dairesi 2021/22473 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde %24,80 oranında temerrüt faizi üzerinden hesaplandığı görüleceğini, bu sebeple, takip talebinde belirtilen 30.207,06-TL takip çıkış rakamına takip tarihinden itibaren işleyecek %24,80 oranındaki temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini ettiklerini, takibin %24,80 oranında işlemiş ve işleyecek temerrüt faizi üzerinden başlatılmış olmasına rağmen davalı borçlu tarafından temerrüt faizinin fahiş olduğu gerekçesiyle takibe itiraz edildiğini, müvekkil Bankaca, kullandırılan kredilere uygulanacak faiz oranları mevzuat gereğince TCMB’ye bildirilmekte olup, hesabın kat edildiği tarihte yürürlükte olan faiz oranlarını gösteren ve TCMB'ye bildirilen; Kredi Azami Oranlarını gösterir genelgenin celbini talep ettiklerini, nitekim banka ve borçlu arasında imzalanan sözleşmelerde ve Merkez Bankası'na bildirilen faiz oranlarını gösteren  genelge ile uyumlu olduğu; hukuka sözleşmelere aykırı olmadığı ve fahiş oranda olmadığı görüleceğini, dolayısı ile gerek Genel Kredi Sözleşmesi, Kefalet Sözleşmesi ve davalı ile müvekkil Banka arasında akdedilen diğer sözleşmeler uyarınca, gerek Merkez Bankası’na bildirimimiz gereğince Banka’nın tespit ettiği kredi faiz oranı ve talep edilen temerrüt faiz oranları yasal olduğunu, HMK. Mad. 121 uyarınca delillerimiz dava dilekçemiz ekinde sunulmakta ve örnekleri davalı sayısından bir fazla olarak Sayın Mahkemenize ibraz edilmekte olup, dava dilekçemiz ve delil listemiz ile delil listesinde belirtilen ve ibraz edilen örneklerin birer suretinin duruşma gününü bildirir davetiye ile birlikte davalılara tebliğini, davetiyeler üzerine HMK. Mad. 122, 127, 128. 129 ve 131 uyarınca cevap dilekçesi ile birlikte varsa karşı delillerini bildirmeleri gerektiğinin de derc edilmesini, yasal cevap süresi olan 2 ( iki ) hafta içinde karşı delillerin bildirilmemesi halinde, bilahare delillerin bildirilmesi için davalılar tarafından süre talep edilmesi halinde süre verilmesine muvafakatlerinin olmadığını, söz konusu davayı açmadan önce davalı-borçlu tarafla sulh yoluna gidebilmek adına öncelikle arabuluculuk sürecine başvurulmuştur. ....Arabuluculuk Bürosu aracılığıyla Büro Dosya No:2022/80, Arabuluculuk No:2022/76196 olan dosyada yapılmış olan toplantı sonucunda anlaşmaya varılamadığını, bu meyanda yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı; borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ve takibin %24,80 temerrüt faizi üzerinden devamına, borçlunun nakit alacağımızın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini taleple mahkemenize müracaat zorunluluğu hasıl olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile; davalı-borçlu tarafça yapılmış olan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile borçlunun 3075-11409796-37 DGRYTKR ürünü hakkında başlatılan Salihli 1. İcra Dairesi 2021/22473 E. Sayılı dosyasında mevcut takip talebinde belirtilen toplam alacak üzerinden takibin aynı şartlarla devamına, davalı-borçlu aleyhine %20'den aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine, anlaşmazlıkla sonuçlanan arabuluculuk görüşmesine ilişkin AATÜ'nin 16/2-c maddesi gereğince davalı yana ayrıca vekalet ücreti tahmiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili,  6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, tüketici işlemi ise 6502 sayılı TKHK'nın 3. Maddesinde mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık  benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi\" şeklinde tanımlandığını, somut olayda; uyuşmazlığın dava dışı borçlunun, davacı bankadan kullanmış olduğu kredilerin ödenmemesinden kaynaklanmakta olduğunu, bu nedenle dava ticari bir dava değil tüketici işleminden kaynaklanan bir dava olduğunu, ayrıca takip talebinde ve dava dilekçesinde belirtildiği üzere kendisinin yerleşim yerinin ....Mahallesi No:.... olduğunu, bu nedenle Manisa mahkemelerinin yetkisine itiraz ettiğini, belirtilen nedenlerle itirazlarının göz önüne alınarak mahkemece görevsizlik yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiğini, kefalet sözleşmesi 6098 sayılı TBK'nın 581. Maddesinde, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlandığını, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekil şartı öngörüldüğünü, ayrıca kefilin azami sorumlu olduğu miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet halinde bu durumun kefilin kendi el yazısıyla belirtmesi gerektiğinin düzenlendiğini, uygulamada ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında, kefilin sözleşmede belirlenen azami miktar ve kefilin temerrüdü nedeniyle ortaya çıkacak sonuçlar olarak sınırlandırıldığını, davacı banka tarafından sorumlu olmaması gereken miktarın çok üzerinde bedel talep edilmesinin dosya kapsımına uygun ve yasaya uygun olmadığını, Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde kefilin sorumluluğunun kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktar ve kendisinin temerrüdünden doğacak sorumlulukla sınırlı olduğunu davacı bankanın çekmiş olduğu Beyoğlu 48. Noterliği'nin 07/09/2021 tarih 71236 nolu ihtarnamenin 16/09/2021 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini dolayısıyla temerrüdün koşullarının bu tarihte gerçekleştiği ve anılan faizlerin ancak bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, bütün bu nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle %20 'den az olmamak üzere davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı (alacaklı) ... A.Ş. tarafından davalı borçlu aleyhine Salihli 1. İcra Dairesi 2021/22473 Esas sayılı dosyasından 30.207,06 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından borca ve ferilerine 25/11/2021 tarihli dilekçe ile itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi olup olmadığı ve varsa davalı borcunun ne kadar olduğu hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, bilirkişi raporunda Salihli 1. İcra dairesinin 2021/22473 Esas sayılı takipte; 26.534,15 TL alacak, 3.113,62 TL işlemiş faiz, 559,29 TL BSMV olmak üzere toplam 30.207,06 TL üzerinden takibe geçildiğinin, yapılan hesaplamalar sonucunda takip tarihi itibariyle (17/11/2021)  davacı bankanın 26.534,15 TL asıl alacak, 3.113,62 TL işlemiş faiz, 169,20 TL BSMV olmak üzere toplam 29.816,97 TL davalıdan alacak bulunduğunun, davalının kefalet limitinin 30.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve yargı denetimine açık olduğu, davalı tarafından takibe konu borcun ödendiğine ilişkin bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2021/22473 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, davalının kullanılan kredi nedeniyle kefalet limitinin 30.000,00 TL olması nedeniyle ödeme sırasında Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2021/22474 esas sayılı dosyası dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, takibin 26.534,15 TL asıl alacak, 3.113,62 TL işlemiş faiz, 169,20 TL BSMV olmak üzere toplam 29.816,97 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likit ve belirlenebilir olmaması nedeniyle koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davalının kullanılan krediler için kefalet limitinin 30.000,00 TL olması, davacı bankanın söz konusu kefaletten dolayı iki farklı kredi borcundan dolayı iki ayrı takipte bulunması, bu takipler nedeniyle iki farklı dava açması hususları dikkate alınarak ve Mahkememizin 2022/753 Esas, 2023/193 Karar sayılı dosyasında davacı banka lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması, bu davada diğer icra dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle, bu dosya yönünden davacı banka lehine ayrıca vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı  davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’ın temerrüde düşmediğini ve bu nedenle faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, davalının banka nezdinde dosya harici ödemeler yaptığını, bu ödemelerin bilirkişi tarafından tespit edilemediğini, davacı banka tarafından yapılan ödemelerin dosyaya bildirilmediğini, bu durumun yargılamada doğruyu söyleme ve dürüst davranma ilkesine aykırılık teşkil ettiğini ve davalının mağduriyetine yol açtığını, Borçlar Kanunu ve Tüketici mevzuatına aykırı şekilde faize faiz yürütüldüğünü, temerrüt koşulları oluşmadan faiz hesaplaması yapıldığını, bu hususlar gözetilmeksizin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı kefalet sorumluluğundan kaynaklanan alacağın tahsili talepli icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle davalıya gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ tarihine göre temerrüt tarihi belirlenmesi yerindedir.( Yargıtay 19. HD'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/3357 E. - 2015/16301 K., 07/02/2019 tarih ve 2017/2399 E. - 2019/746 K., 08.03.2016 tarih ve  2015/12924 E. -  2016/4207 K., Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2020 tarih ve 2020/3334 E. 2020/4631 K.,25.01.2021 tarih ve 2020/2928 E. -  2021/343. K)<br>Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, dava dışı asıl borçlu ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davalı kefilin genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile inkar edilmeyen imzalarının bulunmasına, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunun kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesine, davalı müteselsil kefil ....'ın her iki kefaleti için ayrı ayrı eş rızasını içerir muvafakatin mevcut olmasına, kefaletin geçerli olması için aranan yasal şartların bulunmasına, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme şartlarına uygun olarak tespit edilmesine, tespit edilen kredi borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmamasına, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemiş olmasına, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına, alacağın davalı kefillerin sorumlu olduğu miktar, takip talebi ve kefalet limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasına, davalının iki farklı kefaleti kapsamında 2 ayrı icra takibi yürütülmesi ve tahsilde tekerrür olmamak üzere hüküm kurulmuş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.036,79-TL'den peşin alınan 509,20-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.527,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 31.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f35dbf1a299e2aca","SID":"dca245fadb65397c"}}