{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1604 <br>KARAR NO\t: 2026/64<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2023<br>NUMARASI\t: 2022/835 E. - 2023/495 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:     <br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına dayanak ... Bankası AŞ Tokat Şubesi 31.12.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı ve  60.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, müvekkiline kötüniyetli takip yapan davalı aleyhine alacağı %20' sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;<br>taraflarınca İstanbul Anadolu 9.icra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından, davacı aleyhine, 24.06.2022 tarihinde \"ilamsız” icra takibi başlatıldığını, borçlu/ davacı tarafın, işbu takibe yasal 7 günlük süre içerisinde itiraz etmeyerek; söz konusu icra takibini kesinleştirdiğini, davacı/borçlunun, yasal süre içerisinde mesnet takibe itiraz etmeyerek; mahkemenizde \"menfi tespit davası\" açmış olmasının \"hakkın kötüye kullanılması\" minvalinde bir yasal işlem olduğunu, bu sebeple de reddi gerektiğini beyan ederek,  davacı/borçlu tarafça, haksız, mesnetsiz ve ilgili takibi sürüncemede bırakmak amacıyla ve özellikle de arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmış olan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddi ile davacı borçlu tarafın, haksız, mesnetsiz ve  kötüniyetli itirazları/ davası nedeniyle dava konusu alacak miktarının %20'den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yasal vekâlet ücretleri ve yargılama giderlerinin davacı/borçlu taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2022/835 esas, 2023/495 karar sayılı, 25/05/2023 tarihli kararı ile; ''TTK 593 ve devamında madde düzenlemeleri göre limited şirkette ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumlu olacaktır. Avale ilişkin hükümler, TTK m.778/3’te yapılan atıf gereğince bonolar hakkında; TTK m. 794 gereğince de çek hakkında da uygulanabilir. TTK 593 ve devamında madde düzenlemeleri göre, avalin şekli muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılacaktır. Bu açıklamalar ışığında; çek üzerinde ön yüzünde keşideci olarak tek imzanın bulunduğu, davacının adının yazılı olması aval veren sıfatını doğurmayacağı, ayrıca şirket ortağının şirket borçlarından sorumlu olmadığına ilişkin düzenlemeler gözetildiğinde, davanın KABULÜNE,  İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibine konu ... seri numaralı çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartı eksikliği söz konusu olduğunu, arabulucuya başvurma zorunluluğu olduğunu, hükmün yeterli ve gerekli araştırmalar yapılmadan yasaya aykırı ve mesnetsiz olarak verildiğini, davacının takibe yasal süre zarfında itiraz etmediğini, davacının yönetici sıfatı ile sorumlu olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibine dayanak  ... Bankası A.Ş Tokat şubesinin, 31.12.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı ve  60.000 TL bedelli çek yönünden menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde;  davaya konu ... Bankası A.Ş Tokat şubesinin, 31.12.2018 keşide tarihli, ... seri numaralı ve  60.000-TL bedelli çek keşidecisinin dava dışı ... Ltd. Şti olup davacının keşide tarihinde işbu şirketin ortak ve yetkilisi olduğu, çekin hamiline keşide edildiği ve davalının 1. ciranta olduğu, davacı şirket yetkilisi aleyhine işbu çeke dayalı olarak icra takibinin başlatıldığı, davacının dava dışı şirketin sorumlu olduğunu iddia ederek menfi tespit isteminde bulunduğu, davalının ise davacının avalist sıfatı ile sorumlu olduğu gibi TTK'nın 553. maddesi gereğince yönetici sıfatı ile sorumlu olduğunu savunduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından dava kapsamında arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğu ve bu şart yerine getirilmeden dava açıldığı istinaf sebebi yapılmış ise de 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirtildiği yasal düzenleme,  7445 sayılı Kanun'un 31 ve 43. maddesi gereğince 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiş olup menfi  tespit davasının 31/10/2022 tarihinde açıldığı, bu hâli ile davanın açıldığı tarih itibari ile arabulucuya başvurmanın zorunlu olmadığı anlaşılmıştır.  6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinin atfı kapsamında çeklerde uygulanması gereken TTK'nın 701. maddesi; ''(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.'' şeklinde düzenlenmiş olup böylece çekin yüzüne keşideci dışında atılan ikinci imzalar aval şerhi sayılmıştır.  Şirket kaşesi dışına atılmış ikinci bir imza olması halinde bu imza aval veren sıfatıyla sorumluluğu gerektirmekte olup avalistin adının senette yazılı olup olmamasının sonuca bir etkisi olmamaktadır. Dolayısıyla dava konusu çek üzerinde her ne kadar davacının ismi yazılı ise de davacının yetkilisi olduğu şirket kaşesi altında tek imzanın bulunduğu görülmekle, çek borçlusunun keşideci şirket olduğu saptanmış ve davacının avalist olarak sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça TTK'nın 553. maddesi gereğince davacının limited şirket müdürü sıfatı ile özen yükümlüğüne aykırı davrandığından bahisle sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülmüş ise de TTK'nın 644. maddesinin atfı ile limited şirketler hakkında, anonim şirketlere ilişkin uygulanan hükümler kapsamında tatbiki gereken TTK'nın 553. maddesine dayalı olarak davalı tarafça açılmış herhangi bir sorumluluk davası bulunmadığından ileri sürülen vakıaların huzurdaki dava kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2022/835 E., 2023/495 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.558,06 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.025,00 TL harcın mahsubu ile 5.533,06 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  <br> HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve  HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04455b4aeebc2ffa","SID":"359651e968878c55"}}