{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/1078 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/28<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 28/11/2018<br>NUMARASI\t: 2015/609 Esas, 2018/1066 Karar<br>DAVANIN KONUSU: KAYIT KABUL <br>KARAR TARİHİ: 08/01/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş.’ den işçilik alacaklarının bulunduğunu, bu nedenle İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına alacak kaydı yapıldığını, ancak müvekkilinin, ... çalışanı olmaması gerekçe gösterilerek taleplerinin reddolunduğunu, her iki şirketin ortak ve sahiplerinin aynı şahıslar olduğunu, bu nedenle şirketin borçlarından da birlikte sorumlu olmaları gerektiğini, davalı şirketlerin arasında organik bağ bulunduğunu, davalıların nimet ve külfette eşitlik ilkesi gereğince şirket borçlarından müteselsilen sorumlu olmaları gerektiğini, müvekkili alacaklarının İflas masasına kaydının yapılması gerektiğini beyanla  müvekkilinin alacağının iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ..... İflas masasına izafeten iflas idaresi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: iş bu süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, müflis şirketin dava konusu talep ve talebin dayanağı olan işçi alacağıyla herhangi bir alakasının bulunmadığını, davacının ana şirket olarak ... A.Ş.’ yi ileri sürdüğünü, ancak davayı müvekkili şirkete açtığını, davacının ... A.Ş.’ ye dava açması gerektiğini, müvekkili şirketin iflas ettiğini ve iş bu kararın 04/06/2015 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu talebin mükellefinin müvekkili olmadığını, ve bu talebin iflas masasına alacak kaydı yaptıran diğer alacaklıların haklarını tehlikeye düşüreceğini, davacının müvekkili şirket çalışanı dahi olmadığını, davacı tarafından alacak kalemleri olarak gösterilen taleplerde faizin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını, davacının faiz taleplerinin de taraflarınca kabul edilmediğini beyanla neticeten bilcümle delil ikame etme ve beyanda bulunma haklarının saklı kalması kaydıyla davanın öncelikle süre ve husumet yönünden reddine ve her halükarda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı ... Otomotiv Sistemleri A.Ş tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; dosyada, davalı ... ... A.Ş ile ... A.Ş arasında mevcut olan ilişki ve bilgiler kapsamında organik bağ ilişkisi bulunduğu, ancak Gebze 2. İş Mahkemesinin 2009/445 E. ve 2009/937 E. nolu dava dosyaları kapsamında işçi alacağı olup davalısının ...A.Ş. Olduğu ve bu şirketin iflas masasına dahi başvurulmadığı ve iş bu davada bu davalı yönünden davadan feragat edildiği, bu durumda mahkeme hükmü ile aleyhinde hüküm verilen ...A.Ş. hakkında iflas masasına dahi başvurulmaksızın, iş bu davada bu şirket aleyhinde açılan davadan da feragat edilerek, sadece diğer davalının organik bağı vardır gerekçesi ile, bu şirket alacaklılarının zararına ısrarla ... A.Ş hakkında davaya devam etmek isteğinin hukuki bulunmadığı, bu nedenle davalı ...iflas masasına kayıt kabul istemi yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ...hakkında açılan davanın reddine, davalı ... ... A.Ş hakkında açılan davadan feragat edildiğinden feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin 28.11.2018 tarihli karar celsesinde taraflarınca yetkilendirilen Av. ...'ın feragate ilişkin özel yetkisi olmamasına rağmen feragat beyanı doğrultusunda ... A.Ş bakımından davanın reddine karar verildiğini, yetkilendirilen avukatın taraflarına davadan feragat etmediğini dosyanın tefrikini talep ettiğini belirtiğini, Mahkemece feragate ilişkin yazılı onay imza alınmadığını, davacı vekilinin imzası alınmaksızın yapılan feragatin sonuç doğurmayacağını ve kararın bu bakımdan usule aykırı olduğunu, Mahkemenin ret gerekçesinin kendi yaptığı usule aykırı beyanlarına aykırı feragate dayandığını, esasa ilişkin olarak da yerel Mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, her iki davalı şirket arasında organik bağ bulunduğu hususunun Mahkemenin de gerekçeli kararında belirttiği üzere kabulünde olduğunu, hem haricen alınan mütalaa hem de emsal olmak üzere sunulan bilirkişi raporlarının iddialarını doğrular nitelikte olduğunu ve dosyaya ibraz edildiğini, 31.07.2008 tarihli İşçi Alacaklarını Tasfiye Ve Yapılandırma Protokolü Mahkemenin ret kararına gerekçe olarak gösterilmişse de şirketler arasındaki organik bağın varlığını kanıtlayan davalı şirketlerin ortak yöneticilerinin elinden sadır en önemli belge olduğunu, ve şirketler arasındaki bağı tek başına açıkça gösterdiğini, protokolün .... tarafından işveren sıfatıyla imzalandığını, dilekçede ayrı başlıklar halinde izah edildiği üzere iki şirket arasında organik bağ olup olmadığı hususunda Yargıtayın aradığı tüm kriterlerin varlığının ispatlandığını, aralarında organik bağ bulunan şirketlerden herhangi birine başvurmak için diğerine başvurmak gibi bir zorunluluğun bulunmadığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava, İİK'nın 235. maddesine istinaden açılmış kayıt kabul davasıdır.<br>İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.<br> İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. M). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü 235. maddede açıkça 223. maddesi saklı tutulmuştur. İİK 223/3. fıkra son cümleye göre, bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren başlar. İİK 223/3. fıkrasına göre yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle İflas idaresinin kararlarının kendisine tebliğini istememiş olan alacaklı için, sıra cetveline itiraz davası açma süresi yukarıda belirtildiği üzere, sıra cetvelinin ilanından itibaren işlemeye başlar.<br>Somut olayda Müflis ... A.Ş'nin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/06/2013 tarihli 2011/415 Esas 2013/124 karar sayılı kararıyla iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, davacının talebi üzerine ... kayıt numarasıyla 25.562,41 TL'lik alacak kaydı yapıldığı, ancak iflas idaresinin alacağın tamamını 22.05.2015 tarihinde reddettiği davanın 15.06.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.<br>1-Dosya kapsamında sıra cetvelinin hangi tarihlerde ilan edildiği ve davacının İK 223/3. fıkrasına göre yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle İflas idaresinin kararlarının kendisine tebliğini isteyip istemediği, masraf yatırıp yatırmadığı, masraf yatırmış ise tebliğ tarihine ilişkin bir belgeye rastlanmadığı gibi ilk derece Mahkemesince de davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu nedenle Mahkemece öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır. \t \t<br>2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemenin 28.11.2018 tarihli karar celsesinde taraflarınca yetkilendirilen Av. ...'ın feragate ilişkin özel yetkisi olmamasına rağmen feragat beyanı doğrultusunda ... A.Ş bakımından davanın reddine karar verildiğini, yetkilendirilen avukatın taraflarına davadan feragat etmediğini dosyanın tefrikini talep ettiğini belirtiğini, Mahkemece feragate ilişkin yazılı onay imza alınmadığını, davacı vekilinin imzası alınmaksızın yapılan feragatin sonuç doğurmayacağını ve kararın bu bakımdan usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>6100 sayılı HMK'nun 307'nci maddesinde: ''Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.\"<br>6100 Sayılı HMK'nun 309.maddesinde:\"(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. <br> (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. <br> (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.<br>(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. \"<br>6100 Sayılı HMK'nun 311.maddesinde:''Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.\"<br>Duruşma tutanağına ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 154/3 ve 3/ç maddesinde de: \" (3) Aşağıdaki hususlar mutlak olarak tutanağa yazılır:\t<br>ç) Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu.\" düzenlenmiştir.<br>6100 Sayılı HMK'nun \"Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller\" başlıklı 74. Maddesinde açıkça yetki verilmemiş ise vekilin davadan feragat edemeyeceği düzenlenmiştir.<br>Bu yasal düzenlemeler doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili olarak 28.11.2018 karar tarihli duruşmaya katılan Av. ...'ın davacı vekili olarak alınan beyanında; ''biz her ne kadar dava dilekçemizde ...yönünden de dava açmış gözüküyor ise de ...yönünden açtığımız davadan feragat ediyoruz zaten oranın iflas masasına da bir talebimiz olmamıştır'' şeklinde beyanında bulunduğu, beyanının devamında beyanı okundu imzası alındı denilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince 6100 Sayılı HMK'nun 154/3-ç bendinin amir hükmüne rağmen, davacı vekilinin ayrıca imzasının alınmadığı, aynı celsede mahkemece davalı ... ... A.Ş. Hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Yukarıdaki açıklamalar ve dosya kapsamı ile 6100 sayılı HMK hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle feragat beyanında bulunan davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate ilişkin özel yetkisinin bulunup bulunmadığı saptanmadan, HMK 154/3-ç maddesi uyarınca davacı vekilinin duruşmadaki feragat beyanının okunarak imzasının alınması gerektiği halde bu usuli işlem yerine getirilmeden davalı ... ...A.Ş hakkında usulüne uygun bir feragat beyanından söz edilemeyeceğinden, Mahkemece davalı ... ... A.Ş hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>2-Kabule göre de, Tüzel kişilik perdesinin aralanması ( Disregard of the legal entity veya Lifting the Corparete Weil) teorisinin amacı tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanılarak hukuki sorumluluktan kaçınmayı önlemek, hakkaniyet sağlamaktır. Perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin ya da ana ortaklıkla yavru ortaklıkların özdeş kılınarak sorumlu tutulmasına olanak sağlanmaktadır. ( Coşkun Koçak, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması 1. Uluslararası Ticaret Sempozyumu 02 Şubat 2008 Marmara Üniversitesi Hukuk FakültesiYayını s.h.58)<br> Emsal Yargıtay kararlarında, şirketlerin ortaklarının aynı olması, şirketlerin iç içe geçmiş olarak ticari faaliyet yürütmeleri, firmalar arasında sıklıkla işçi geçişi olması, şirketin faaliyet konularının aynı olması gibi durumlarda şirketler arasında organik bağın bulunduğu kabul edilmektedir. Emsal Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15.11.2016 Tarihli, 2016/29064 Esas, 2016/20166 Karar sayılı ilamında, tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenlerin sorumlu tutulması gerektiği, organik bağın ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılacağı, bu şirketler arasında bulunan organik bağ sebebiyle davalının da işçilik alacaklarından sorumlu olduğu belirtilmiştir.<br>Somut olayda davacı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak alacağının masaya kaydını istemiştir. İlk derece Mahkemesi gerekçesinde davalı ... ... A.Ş ile ... A.Ş arasında mevcut ilişki ve bilgiler kapsamında organik bağ ilişkisinin mevcut olduğu belirtilmesine rağmen, perdeyi aralama teorisinin somut olayda uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususunda İİK’nun 203. maddesinin  birlikte değerlendirilmemesi isabetli olmamıştır.  Bu nedenle ilk derece Mahkemesinin yazılı  gerekçeyle davalı ...hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi de yerinde değildir. <br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kaldırma ilamına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/609 Esas, 2018/1066 Karar sayılı ve 28/11/2018 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,<br>4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan  80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br><br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/01/2026<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e207a563c808777","SID":"ec6fc2748cd70473"}}