{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/1185 <br>KARAR NO: 2026/89<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/02/2023<br>NUMARASI:2022/164 Esas - 2023/132 Karar<br> DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/01/2026<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağı nedeniyle İzmir 7. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını,davalının yetki itirazı üzerine, takibin davalının yetkili olduğunu bildirdiği İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesinin ...sayısına kaydedildiğini, bu dosyadan gönderilen ödeme emrine karşı da davalı tarafından takibe itiraz edildiğini,müvekkili şirketin  otomotiv malzemesi üreten yabancı bir firmanın (...) ülke satıcısı olduğunu,  bu kapsamda davalı şirkete fatura mukabili çeşitli evsafta flitreler sattığını, cari hesabın 17/12/2021 tarihi itibariyle bakiyesinin 52.709,84-TL olduğunu belirterek davalının itirazının asıl alacak, takipten sonra işleyecek faiz bakımından iptaline lehlerine en az %20 icra inkar tazminatı takdirine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>CEVAP:Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ve süregelen bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını,müvekkiline verilen bir hizmet ve/veya teslim edilmiş bir mal da bulunmadığını, faturanın akdin ifasını gösteren bir belge niteliğinde olduğunu,davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerektiğini, faturanın mutlaka bir sözleşmeye dayanması gerektiğini, sadece faturaya tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesinin akdi ilişkiyi kanıtlamadığını, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, kötü niyetli alacaklı hakkında % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; fatura içeriği malların/hizmetin teslim edildiğinin/ verildiğinin ispat külfetinin davacı satıcıya ait olduğu, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağı ispatlamak için yeterli olmadığı, ancak davalı tarafça faturaların Vergi Dairesine BA formu ile bildirildiği,tarafların BS ve BA formlarının birbiri ile örtüştüğü, faturalara itiraz edilmediği,cari hesap farkı olan 1.699,20- TL miktarlı faturaya konu malların davalıya tesliminin kanıtlanamadığı davalı defterlerine göre 51.011,06- TL davacı tarafa borçlu olarak gözüktüğü,davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 51.011,06 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle itirazın 51.011,06- TL alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, asıl alacağın %20 'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ,icra takibinde  imzasız ve bila tarihli \"cari hareket dökümü\" başlıklı bir belge ibraz edildiğini, davada takipde dayanılmayan  belgeler ibraz edildiğini,  fatura tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğinde olduğunu, faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmadığını,borç münasebeti olmaksızın düzenlenen faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokmayacağını,alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına  hkmedilemeyeecğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; açık (cari) hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.Mahkemece yapılan bilirkişi incelemelerinde; davacının kayıtlarında takip tarihi itibariyle 52.709,84.-TL (KDV Hariç, 44,669,36.-TL) -TL alacaklı olduğunu, davalının ticari defterlerinde 51.011,06 TL borçlu bulunduğu, 2.599,33-TL farkın, davacı kayıtlarında yer alan ancak davalı kayıtlarında yer almayan  faturalardan  kaynaklandığı yolunda rapor sunulmuştur.Davalı vekili; faturanın akdi ilişkiyi kanıtlamadığını, davacı ile akdi ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüştür.Taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi yoktur. Ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği belirlenmiştir. İcra takibinde cari hesap bakiyesi talep edilmiştir.Açık hesap ilişkisi; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde, taraflar tek taraflı veya karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaştıklarından, bu ilişkiye TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmaz. Davalı vekili itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğunu, takipte dayanılmayan belgelere dayanılamayacağını ileri sürmüş ise de icra takibinde ve elde ki davada açık hesap ilişkisine dayanıldığı genel hükümlere göre görülen davada  davacı alacağını ispat zımnında delillerini sunabilmesi  takibin sebebinin değiştirilmesi anlamına gelmediğinden aksi yönde ki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Alacağın likit olduğunun kabulü için gereken şartlar “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olmasıdır.Yapılan bilirkişi incelemesinde davacının alacağının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlendiğinden davalının borç miktarı için bir hesaba ihtiyacı olmadığından alacağın likit olduğunun kabulü gerekir.Açıklanan nedenlerle; itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan davacının davalı ile olan akdi ilişkisini ve mal teslimini kanıtladığı anlaşılmakla itirazın kısmen iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 3.484,56-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 871,15-TL harcın mahsubu ile kalan 2.613,41-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b36db82f66f112a","SID":"35f0824db8e2fda1"}}