{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2022/2379 <br>KARAR NO: 2026/95<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N AK A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2022<br>NUMARASI: 2021/781 Esas - 2022/566 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... adı altında finansal danışmanlık faaliyetini yürüttüğünü, şirketlerin talep ettikleri kredilerin bankalardan çıkarılmasına yönelik finansman modeli hazırladığını, bu kapsamda davalı ile uzun vadeli kredi temini için 10.07.2014 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketçe müvekkiline ... ve ... Bankası nezdindeki kredilerin takibi ve görüşmeleri için yetki belgesi düzenlendiğini, müvekkilinin kredi temini için yaptığı çalışmalar sonucunda talep edilen kredinin 28.10.2014 tarihinde ...bank tarafından onaylandığını, davalının krediyi onay tarihinden itibaren 3 ay içinde kullandığını, kredinin sözleşme kapsamında müvekkilinin yaptığı katkı ve raporlar ile sağlandığını, bu durumun banka ile e-posta yolu ile yapılan tüm yazışmalar ile ispat edilebileceğini, sözleşmenin süresi dolmasına rağmen müvekkilinin kredinin onaylanması için çalışmalarına devam ettiğini, bu süreçte davalının da müvekkili ile bilgi ve belge paylaşımına devam ettiğini, sözleşmenin sona erdiğinin kabulü halinde dahi sözleşmenin 9. maddesine göre kredinin kullanılması halinde müvekkilinin ücrete hak kazanacağını, müvekkilinin aracılık hizmetini başarı ile tamamlayarak ücrete hak kazandığını, ancak davalının müvekkilinin sunduğu hizmeti inkar ettiğini, kredinin kullanılması ile müvekkilin hak kazandığı ücretin tahsili için başlatılan İstanbul 8. İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasında davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; müvekkili şirketin davacı ile danışmanlık sözleşmesi imzalamadan çok önce Çerkezköy'de otel, alışveriş merkezi ve residans inşaatına başladığını, ...bank ile uzun vadeli kredi alınmasına yönelik sürecin müvekkili şirket tarafından başlatıldığını, bu doğrultuda kredinin müvekkilinin çabaları ile alındığını, davacının ücrete hak kazanmadığını, davacıya devam eden ...bank kredi görüşmeleri hakkında bilgi verilerek, başka kredi kuruluşlarından daha iyi koşullarda kredi bulma konusunda mutabakat yapıldığını, fakat akabinde davacının ...bank görüşmelerine kendisinin de katılabileceğini belirterek yetki belgesi istediğini, ancak huzurdaki davanın iş bu yetki belgesinin ne saikle alındığını ve MK'nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanıldığını gösterdiğini, sözleşmeye göre davacının münhasıran yetkili olacağı ve neticesinde temin edeceği kredilerle ilgili ücrete hak kazanacağını, ancak ...bank'ı bulan ve krediyi temin edenin davacı olmadığını, davacının, ...bank ile kredi görüşmelerini kendisinin başlattığı izlenimi yaratarak haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, oysa ... temsilcisi ... tarafından gönderilen e-postalardan da anlaşılacağı üzere kredi başvurusu ile ilgili sürecin çok daha öncesinden başladığını, ... kredi temini genel müdürlük yetkisinde olup, davacının genel müdürlük yetkilileri ile görüşmesinin bulunmadığını, sözleşme 3 ay süreli olup sözleşme süresinde davacı tarafça sağlanmış bir kredi bulunmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından sözleşmenin yenilenmediğini, bu tarihten sonrasına ilişkin yetki belgesi bulunmadığını, davacının müvekkilinin kendi çabası ile kullandığı kredi nedeniyle herhangi bir ücrete hak kazanmadığını, talep edilen ücret fahiş olduğu gibi, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı ile davalı arasında düzenlenen 10.07.2014 tarihli danışmanlık sözleşmesi gereği davacının finansal danışmanlık ve aracılık işlerini yerine getirmiş olduğu, davalıya ... AŞ'den 21.500.000-TL kredi tahsis edildiği, davacının sözleşmede kararlaştırılan tahsis edilen kredi miktarı üzerinden %1,2 oranında danışmanlık ücretini hakettiği kanaatine varıldığı, 258.000-TL asıl alacak ile temerrüt tarihi olan 09.03.2015 ile 16.09.2015 tarihleri arasında hesaplanan 14.175,86-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 272.175,86-TL alacak talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 258.000-TL asıl alacak, 14.175,86-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 272.175,86-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen  alacağın %20'si oranında 54.435,17-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; mahkemenin asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, oysa borcun kredi kuruluşları tarafından kredinin tahsis edilmiş olduğu hususunun müvekkiline yazılı olarak tebliğinden itibaren 3 gün geçmesiyle muaccel hale geldiğini, bu husus taraflarca akdedilen danışmanlık sözleşmesinin 5. maddesinde düzenlendiğini, müvekkili tarafından yapılan çalışmalar sonucunda talep edilen kredinin 28.10.2014 tarihinde ... tarafından onaylandığını, sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği üzere, kredinin onaylandığının tebliğinin ardından 3 gün içinde müvekkili ücret alacağına hak kazanmış olup, bu kapsamda ücret alacağının doğum tarihinin 31.10.2014 olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin hak kazandığı ücret 31.10.2014 tarihinde muaccel olduğundan, bu tarihten itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemece ise alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini belirterek, kararın faize ilişkin kısım yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili; ...'a kredi başvurusu yapan davacı olmayıp, kredi başvurusunun müvekkili şirketçe yapıldığını, müvekkili şirket ve ... temsilcisi arasındaki mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere kredi faaliyetlerinin 2013 yılında müvekkili şirket tarafından başlatıldığını, banka temsilcisi ...'ın 2014 yılının Şubat ayında müvekkilinin hazırlayıp bankaya sunduğu tüm bilgi ve belgeler ile krediler birimine teklif yaptığını, kredi meblağının bölge yetkisini aşması nedeniyle 2014 yılının Nisan ayında genel müdürlüğe kredi teklifi yapıldığını, kredi sürecinin uzayabileceğinin banka yetkililerince müvekkiline iletilmesi üzerine başka bankalar ile de görüşülmesinde yarar olacağı düşünülerek 10/07/2014 tarihinde davacı ile sözleşme imzalandığını, davacının sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, bu kapsamda sözleşmenin 3. maddesine göre davacının kredi ile ilgili olarak müvekkiline rapor sunması gerekirken bunun yapılmadığını, banka ile görüşmelerin müvekkilince yapıldığını, davacının bir dahlinin olmadığını ve bir kaç mail yazışması dışında bir gayret göstermediğini, davacının kredi tahsisini sağlamamış olması nedeniyle sözleşmenin 5. maddesi gereğince dahi ücrete hak kazanamayacağını, ücret ile yapılan iş arasında nedensellik bağı bulunması gerektiğini, davacının yaptığı iş ile ücret hak etmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda davacının ...kredisi sürecinin başvurusunda, bilgi ve belge hazırlama ile bankaya sunma işlemlerinde yer almadığını, bankaca tahsis edilen kredi  21.500.000-TL olup, banka bölge temsilcisinin yüklü meblağ olması sebebiyle tahsisini yapamadığı kredi tahsisinin, 1 aylık kısa bir sürede birkaç mail yazışması ile davacı tarafından sağlandığının kabulünün mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği sözleşme bittikten sonra bile ... Bankası için yetkilendirilme talep etmesinin, davacının ... kredisinin temini için değil diğer kuruluşlardan kredi temini için çalıştığını gösterdiğini, sunmuş oldukları uzman görüşünün mahkemece dikkate alınmadığını, simsarlık sözleşmesi vekalet hükümleri mahiyetinde olduğundan, yapılan işe mütenasip olarak vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken, mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, yine mahkemece yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılmasına ilişkin HMK'nın 326/2 maddesi hükmünün uygulanmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında 10/07/2014 tarihli danışmanlık sözleşmesi başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddesinde, sözleşmenin konusunun ... tarafından, davalı şirketin inşa ettiği rezidans, otel ve alışveriş merkezi projesi ile ilgili uzun vadeli kredi temini işlemlerinin her aşamasında finansal danışmanlık, yardım ve hizmetlerin yapılması, şirketin ise bu yardım ve hizmetler karşılığında danışmanlık ücreti ödemesi olarak belirlendiği, bankaca 28.08.2014 tarihinde kredi akşının başlatıldığı, buna istinaden davalı şirket ile dava dışı ... arasında 24.10.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, genel kredi sözleşmesinde kredi limiti belirlenmemiş olup, sözleşmenin 2.03 maddesi ile kullandırılacak kredi tutarının taraflarca akdedilen ilgili ek sözleşme ile belirleneceğinin hüküm altına alındığı, bu kapsamda bankaca davalıya 28.10.2014 tarihinde limit tahsis edildiği ve davalı şirket ile dava dışı ... arasında 19.12.2014 tarihli ek vadeli kredi sözleşmesi imzalandığı, bu ek sözleşme ile davalı şirkete 21.500.000-TL tutarlı 120 ay vadeli kredi kullandırıldığı, davacı tarafça davalıya keşide edilen 27.02.2015 tarihli ihtarname ile 300.000-TL danışmanlık ücreti alacağının tebliğden itibaren 3 iş günü içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında 300.000-TL asıl alacak ve 21.489,04-TL işlemiş faizin tahsili istemiyle 16.09.2015 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine ise işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalının istinafı üzerine Dairemizin 2019/903 esas 2021/1599 karar sayılı ilamıyla, bankaca davalı şirkete ne kadarlık bir kredi limiti tahsil edildiğine ilişkin dosyada açıklık bulunmadığı, bu nedenle 19/12/2014 tarihli ek sözleşmede zikredilen ve ek sözleşmenin bağlı olduğu belirtilen 24/10/2014 tarihli numaralı genel kredi sözleşmesi ile ek sözleşmenin tam metni getirtilerek, davalı şirkete ne kadarlık bir kredi tahsisi yapıldığı hususu araştırılıp açıklığa kavuşturulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece belirtilen eksiklikler giderildikten sonra yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı; davalı ile aralarında 10/07/2014 tarihli sözleşme kapsamında davalıya kredi finansmanı sağlayabilmesi için danışmanlık ve aracılık hizmeti verdiğini, bu hizmeti sonucunda davalıya... AŞ'den kredi tahsis edildiğini, böylelikle sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini ve ücrete hak kazandığını ileri sürmektedir. Davalı ise; davacının ... AŞ'den tahsis edilen kredi ile ilgili herhangi bir danışmanlık ve aracılık faaliyeti bulunmadığını, bu kredi başvurusunun davacı ile imzalanan sözleşmeden önce kendileri tarafından yapıldığını, bu kredinin kendi çabaları ile kullandırıldığını ve dolayısıyla davacının ücrete hak kazanamadığını savunmaktadır.Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme, niteliği itibariyle simsarlık sözleşmesi niteliğindedir. TBK'nın 520. maddesi uyarınca; simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı bir sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır. Simsarlık ücretini talep hakkı, hemen simsarlık sözleşmesinin kurulmasıyla doğmaz. TBK'nın 521. maddesi gereğince; simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Şu halde simsarın, simsarlık ücretini isteyebilmesi için simsarlık sözleşmesinde sözü edilen sözleşmenin kuruluşunun simsarın aracılığıyla ve çalışması ile gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun dışında sözleşme serbestisi sınırları içerisinde tarafların başka hususları kararlaştırması da mümkündür.  TBK'nın 522. maddesine göre ise, ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde simsarın (davacı) görevleri; şirketin ihtiyaçları doğrultusunda talep ettikleri kredi ile ilgili olarak finansman modelleri hazırlamak ve bu hazırlanan modelleri ilgili şirkete sunmak, talep edilen kredi ile ilgili olarak kredi kuruluşları nezdinde gerekli olan tüm ön araştırmaları yapmak, bu kredi kuruluşlar ile temaslarda bulunarak şirket için ziyaret programlarını oluşturmak ve şirketin talep ettiği kredinin onaylanması için azami gayret göstermek olarak belirlenmiş olup, sözleşmenin 5. maddesinde, şirketin kendi talep ettiği ve bu konuda danışmanlık yapması için sözleşmeyi akdettiği ...'e, talep edilen kredinin sağlanması halinde, tahsis edilmiş olan kredinin %1,2'si oranında danışmanlık ücretini, kredi kuruluşu tarafından kredinin tahsis edilmiş olduğu hususunun yazılı tebliğini müteakip, şirketçe bu kredinin ayrıca kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın ...'e tebliğ tarihinden en geç 3 gün içinde ödeneceği; 9. maddesinde ise sözleşme süresinin 10.07.2014 tarihinde başlamak üzere 3 ay olduğu, ancak sözleşme süresinin sona ermesinden sonra her halükarda ...'in organize ettiği kredinin kullanılması halinde, bedelin tahsilini talep hakkının sözlemenin süresi dolsa veya sözleşme fesih olsa bile saklı olduğu düzenlenmiştir. Mahkemece alınan 08.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda; yatırımcı firmaların projelerinin finansmanı için kredi çıkarılmasına yönelik olarak bu alanda uzmanlığı bulunan gerçek veya tüzel kişilerden bankacılık ve finansman konularında danışmanlık hizmeti aldıkları, davalı şirketin uzun vadeli kredi temin işlemleri kapsamında finansal danışmanlık ve yardım hizmetlerinin davacı tarafından hazırlanan raporlar ve banka ile yapmış olduğu iletişim belgeleri itibariyle görevini yerine getirdiğinin bankaca gönderilen belgelerle ispat edildiği, davacının ücrete hak kazandığı, davalı şirketin ...'a yazdığı 10.07.2014 tarihli yazı ile kredi takip ve görüşmeleri bakımından davacıyı yetkili kıldığını bildirdiği, bunu takiben davacının banka nezdinde girişimlere başladığı, davacının birlikte çalıştığı ...'ın banka ile yazışmalar yaptığı, ...'ın mahkemeye gönderdiği 04.11.2016 tarihli yazısından, davalı şirkete açılan kredinin şirketin verdiği yetkiye istinaden ... tarafından 28.08.2014 tarihinde başlatıldığı ve davacının hazırladığı belgelerle kredinin çıkarılmasına yardımcı olduğu, şirkete 28.10.2014 tarihinde kredi limiti tahsis edilmiş olduğu, buna göre davacının danışmanlık sözleşmesi kapsamında 28.08.2014 tarihinde başlattığı kredi danışmanlık hizmetini 28.10.2014 tarihinde kredi tahsisi ile ikmal ederek ücrete hak kazanmış olduğu bildirilmiştir. Davalının itirazları üzerine düzenlenen 27.09.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise; davacının sözleşme sonrasında projenin finansmanına ilişkin nakit akış tablosu hazırlayarak 23.07.2014 tarihinde banka şubesine gönderildiği, banka şubesinin kredi tahsis işlemlerini 28.08.2014 tarihinde başlattığı, banka yönetim kurulunun 28.10.2014 tarihinde kredi tahsisinde bulunduğu, kredinin davalıya kullandırılmış olduğu ve böylece davacının ücrete kazanmış olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça kredi tahsisinde davacının bir katkısının bulunmadığı, kredi başvurusunun dava konusu sözleşmeden önce kendilerince yapıldığı ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede ...'a yapılacak kredi başvurusu bakımından herhangi bir istisna öngörülmemiş, aksine ...'tan talep edilen kredi başvurusunun takibi ve görüşmelerinin yapılması için davacı, 10/07/2014 tarihli belge ile yetkili kılınmış ve yetki belgesi de bankaya ibraz edilmiştir. Dosyadaki yazışma örnekleri de incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda, davalıya kredi tahsisine davacının hazırladığı belgeler ve yaptığı görüşmelerle yardımcı olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar kredinin tahsis edildiği tarih itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin süresi dolmuş ise de, sözleşmenin 9. maddesinde davacı tarafından yürütülen işlemler sonucunda sözleşmenin sona ermesinden sonra tahsis edilen krediler için de ücrete hak kazanacağı kararlaştırılmıştır. Bu haliyle davacı tarafça sunulan kayıt ve yazışmalar ile ilgili banka yazı cevapları doğrultusunda, davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirdiği ve bu nedenle ücrete hak kazandığı hususu kanıtlanmıştır.Diğer yandan davalı vekilince, simsarlık sözleşmesine vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, buna bağlı olarak ücretin de yapılan işe mütenasip olarak belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, sözleşmede ücret açıkça oran olarak belirlenmiş olmakla, mahkemece sözleşmede kararlaştırılan ücrete hükmedilmesi yerindedir. Yine yargılama giderleri de tarafların haklılık durumuna göre belirlenmiştir.Bu itibarla davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince ise mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu, borcun bankaca kredinin tahsis edilmiş olduğunun müvekkiline yazılı olarak tebliğinden itibaren 3 gün geçmesiyle muaccel hale geldiği, talep edilen kredinin 28.10.2014 tarihinde ... tarafından onaylanmış olması nedeniyle bu tarihten itibaren 3 günlük süre sonu olan 31.10.2014 tarihinde muaccel olan alacağa bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.Taraflarca imzalanmış olan sözleşmenin 5. maddesinde, şirketin kendi talep ettiği ve bu konuda danışmanlık yapması için sözleşmeyi akdettiği ...'e, talep edilen kredinin sağlanması halinde, tahsis edilmiş olan kredinin %1,2'si oranında danışmanlık ücretini, kredi kuruluşu tarafından kredinin tahsis edilmiş olduğu hususunun yazılı tebliğini müteakip, şirketçe bu kredinin ayrıca kullanılıp kullanılmadığına bakılmaksızın ...'e tebliğ tarihinden en geç 3 gün içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. İşbu itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, davacı tarafça başlatılmış olan icra takibinde asıl alacağa 10.01.2015 tarihinden itibaren faiz işletilerek, takip tarihine kadar 21.489,04-TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Mahkemece ise 09.03.2015 temerrüt tarihi esas alınarak yapılan hesaplama sonucu belirlenen 14.175,86-TL işlemiş faize hükmedilmiştir. Bu durumda davacının takip talebine aykırı olarak 31.10.2014 tarihinden itibaren işlemiş faiz talep etmesi mümkün değildir. Diğer yandan sözleşmede ödeme için öngörülen hüküm, borcun muaccel hale gelmesinin koşulu olarak düzenlenmiş olup, temerrüt için ise ayrıca ihtar şarttır. Bu kapsamda mahkemece davacının ödeme talep ettiği ihtarnamesi ile davalının 09.03.2015 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren takip tarihine kadar hesaplanan işlemiş faize ve takip tarihinden itibaren de takipteki talebe bağlı olarak avans faizine hükmedilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 18.592,33-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.648,09-TL harcın mahsubu ile kalan 13.944,24-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8a4f6d5d8ac6d58","SID":"8c61e790fb042d45"}}