{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1545 <br>KARAR NO:2025/2144<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>NUMARASI:2016/569 Esas - 2021/1063 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit ve Çekin İstirdatı<br>DAVA TARİHİ: 06/05/2016<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacılar vekili, davalı ...'in müvekkili şirketin 17/01/2011 tarihine kadar ortağı olduğunu, bu davalı ile davacı  şirketin ortağı diğer müvekkili ... arasında düzenlenen \"17/01/2011 Tarihli Hisse Devri Protokolü Ortak Taşınmaz Tasfiyesi ve Ortaklığı Sona Erdirme Protokolü\" ile ortaklığın sona erdiğini, protokolde ortaklığın nasıl sona erdirileceğinin ayrıntılı olarak düzenlendiğini ve davaya konu 490.000-TL bedelli çekin davalı ...'e verildiğini, tasfiye protokolünün imzalanması sırasında davalının çekle ödemeyi kabul etmeyeceğini söyleyerek ödemenin nakit yapılmasını istediğini, müvekkili ...'nin de 17/01/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi makbuz mukabilinde davalıya 1.067.625-TL nakit ödeme yaptığını, bu ödemeyle ödeme yerine verilen çekin bedelsiz kaldığını,protokol tarihinde çek aslının geri alındığını, 4 yıl sonra müvekkilinin 23/12/2015 tarihinde bankadan aranarak 15/12/2015 tarihli 490.000-TL bedelli çekin ödemesinin bildirilmesi üzerine İstanbul 1. ATM'nin 2015/1221 esas sayılı dosyasıyla çekin iptali ve ödeme yasağı istenildiğini, mahkemece 24/12/2015 tarihinde ödeme yasağı kararı verildiğini, yapılan araştırmada çekin davalı ...'in  ortağı ve yetkilisi olduğu diğer davalı şirketin aldığı kredi karşılığı bankaya teminata verildiğinin öğrenildiğini, davalıların çek zayi dosyasına  itiraz ettiğini, dilekçede çekin 17/01/2011 tarihli protokol kapsamında verildiğini beyan edildiğini, ancak protokolde çeke dair bir ibare bulunmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarında çekin yer almadığını, taraflar arasındaki tüm alışverişin protokole bağlandığını ve çek bedeli 490.000-TL'lik alacak borç ilişkisi olmadığını, davalı ...'in çeki bir şekilde eline geçirerek tahsil etmeye çalıştığını,müvekkili ...'nin protokol kapsamındaki tüm yükümlülüklerini nakden makbuz mukabilinde yerine getirdiğini, davalılar da çeki protokol kapsamında aldıklarını iddia ettiklerinden çekin bedelsiz olduğunu, yine çekteki keşide tarihi olan 5/12/2015 tarihinin yapılan eklemeyle 15/12/2015 olarak düzeltildiğini,bu değişikliğin paraflanmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin davalılara protokol hükümleri uyarınca borçlu olmadığının tespiti ile 490.000-TL bedelli çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalılar, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, çekteki keşide tarihinin esasen \"05/12/2015\" iken gün kısmının \"15\" olarak tahrif edildiğinin grafolog bilirkişi raporuyla belirlendiği, keşide tarihinin 05/12/2015 olduğunun kabulü gerektiği, çek süresinden sonra 24/12/2015 tarihinde ibraz edildiğinden TTKnın 732' maddesine göre davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceği, davacının da çekten dolayı sebepsiz zenginleşmediğini veya borcu ödediğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamayacağı; süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekin, kambiyo vasfını kaybedeceği, TTKnın 793 madde uyarınca alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı; davacı keşideci şirket ile davalılar arasında ticari ilişki ve borç olmadığının tarafların kabulünde bulunduğu, davalı ...'in davacı şirketin eski ortağı olduğu, davacı ile davalılar arasında temel ilişki bulunmadığı, çekin davacı ... ile davalı...arasındaki hisse devir protokolüne istinaden düzenlendiği hususunda ihtilaf olmadığı; taraflar arasındaki protokolün (B) bendinin 8. maddesinde hisse devir sebebiyle nakit bir bedel ödenmediği, hisse devir sözleşmesinde ise hisse devir bedelinin nakden tahsil olunduğunun yazılı olduğu, ... ile lehtar davalı ... arasındaki hisse devir protokolüne istinaden düzenlenen çek nedeniyle keşideci davacı şirketin sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, çek verilmesi ödeme sayılmayacağı gibi hisse devir bedelinin tamamen tahsil edildiğinin yazılı delille ispatlandığı ve çekin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle, davacı ... bakımından, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı şirketin dava konusu 15/12/2015 keşide tarihli 490.000-TL bedelli çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, çekin istirdadı talebinin davalı şirket yönünden kabulüne, dava konusu çekin istirdadı ile davacıya teslimine, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine; kötüniyet tazminatı talebi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına ve ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, davacı ...'nin de müvekkiline borçlu olduğuna karar verilmesi gerektiğini; davacı ...'nin hisse bedelini nakit olarak ödediğine dair delil göstermediğini, protokolün ''Yukarıda yapılan hisse devirleri sebebi ile hisselerini devir edenler hisselerini devir alanlardan borç alacak tasfiyesi yapıldığından her hangi bir nakit bedel ödenmemiştir.'' şeklindeki 8. maddesinin hisse bedellerinin nakit ödendiği yönündeki iddiasının çürüdüğünü; çekin kayıtsız şartsız bir ödeme aracı olduğunu, çekin ödendiğinin ispatlanamadığını, çekin ödenmesi istenene kadar kaybolduğuna ilişkin bildirim yapılmadığını, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasında sorunlu bir ortaklığın var olduğunun unutulmaması gerektiğini, keşideci davacı şirket olduğundan ödemeyi de onun ispat etmesi gerektiğini, davalı ...'nin tarafı olduğu sözleşme esas alınarak şirketin borcunun ödendiğinin kabul edilemeyeceğini; çekin ödenip ödenmediği hususunda müvekkiline teklif edilen yeminin kabul edildiğini, fakat mahkemenin hatalı olarak bu ara karardan rücu ettiğini; lehtar müvekkili ... olduğu için mahkemenin ... ve ... açısından husumet olmaması nedeniyle davayı reddinin doğru olmadığını; çekin keşide tarihindeki eklemenin müvekkili tarafından yazıldığını kabul etmesinin gerekçesinin mevcut olmadığını; çekin bankaya  teminat olarak 27/02/2015 tarihinde verildiğini ve o tarihte keşide tarihinin 15/12/2015 olduğunun belirlendiğini, keşide tarihinin değiştirilmesinde müvekkilinin menfaati olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE:Dava, icra takibine konu çek nedeniyle davacıların davalılara  borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı ..., diğer davacı şirketin ortağı,davalı ... ise, davacı şirketin eski ortağıdır.17/01/2011 tarihli \"Hisse Devir Protokolü-Ortak Taşınmazların Tasfiyesi ve Ortaklığı Sona Erdirme Protokolü\" başlıklı sözleşme  davacı ... , davalı ... ve dava dışı diğer kişilerce akdedilmiştir. Protokolün \"A-Hisse Devirleri\" kısmında davalı ...'ün davacı şirketteki 25-TL nominal kıymette 42.705 hissesinin toplamını 1.067.625-TL karşılığında davacı ...'a ekte bulunan hisse devir sözleşmesiyle devrettiği, devir bedelini tamamen ve nakden tahsil ettiği; \"B-Devir Şartları\" kısmının 8. bendinde, yukarıda yapılan hisse devirleri sebebiyle hisselerini devredenler hisselerini devir alanlardan borç alacak tasfiyesi yapılmış olduğundan her hangi nakit bir bedelin ödenmediği yazılmıştır. Protokolde davacı ve davalı dışında, dava dışı hisse devreden iki kişi ile dava dışı hisse devir alan 3 kişi daha bulunmaktadır. Yine protokolün \"B-Devri Şartları\" kısmının ilk 7 bendinde, şirketin mali durumunun belirlendiği, şirketin borçları, çalışanların kıdem tazminatları, demirbaşları, kredi taksitleri, şüpheli alacakları, vergi ve idare mahkemelerinde açılmış-açılacak davaların sonucunda verilecek kararlara göre ödenecek tutarlara ilişkin sorumlulukları düzenlenmiştir.Sözleşmede atıf yapılan 17/01/2011 tarihli \"Hisse Devir Sözleşmesi\"nde, davalı  ...'in davacı şirketteki 25-TL nominal kıymette 42.705 hissesinin toplamını 1.067.625-TL karşılığında ...'ye devir ettiği, devir bedelini tamamen ve nakden  aldığı yazılıdır.Dava 06/05/2016 tarihinde açılmış olup, davadan 2 gün önce davalı şirket davacı şirkete karşı İstanbul 33. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında  kambiyo senedine  dayalı takip başlatmıştır. İcra takibine konu ... numaralı çekin keşide tarihinin 15/12/2015 ve 490.000-TL bedelli, keşidecisi davacı şirket, lehdarı davalı ... olduğu, davalı şirkete ciro edildiği, şirketin cirosundan sonra  ... Şubesi tarafından ibraz edildiği  ödeme yasağı nedeniyle işlem yapılmadığı ibraz şerhinde yazılıdır.Davalılar vekilinin 20/12/2017 havale tarihli dilekçesinde, çekin 17/01/2011 tarihli hisse devir protokolü kapsamında devir bedeli olarak davalı ...'e verildiğini, hisse devir sözleşmesinde devrin geçerlilik kazanması için bedelin nakden ve tamamen ödendiğinin yazıldığını, zaten protokol \"B\" paragrafı 8. bendinde nakit ödeme yapılmadığının yazılı olduğunu, davalı şirketin kredi borcuna karşılık ciro edilerek çekin bankaya 05/12/2015 tarihinden önce verildiğini, keşide tarihinin tahrifatında kendilerinin menfaati olmadığını, zira çekin zaten bankada bulunduğunu savunmuştur.Davalılar vekili 11/03/2019 tarihli dilekçesiyle,bankadan aldığı 27/06/2015 tarihli çek teslim bordro fotokopisini sunmuştur. Çek teslim bordrosunda çek keşide tarihi  15/12/2015 olarak kayıtlıdır.Türkiye ...' Bankası müzekkereye verdiği 11/01/2019 tarihli cevapta, çekin 24/12/2015 tarihinde davalı ... AŞ tarafından ibraz edildiği bildirilmiştir.Yargılama aşamasında grafolog bilirkişiden alınmış kök ve ek raporda, çekteki keşide tarihinin gün kısmındaki \"5\" rakamının soluna \"1\" rakamının sonradan başka bir kalemle eklenerek \"15\" haline getirildiği, ancak bu eklemenin kim tarafından ne zaman yapıldığının kesin olarak belirlenemeyeceği belirtilmiştir. Eldeki dava, menfi tesbit ve çekin davalılardan alınarak davacı şirkete teslimi istemine ilişkindir. Çekin ibraz süresinde bankaya ibraz edilmediği belirlenerek menfi tesbit istemin bu nedenle kabulü yerinde ise de; çek nedeniyle alacak-borç ilişkisi hususundaki değerlendirmeler menfi tesbit kararıyla uyumsuzdur. Çekte davacı  şirket keşideci, lehdar ise davalı ...'tir. Davacı ...'nin çek ilgilisi olmadığından, dava açmaya aktif husumeti bulunmamaktadır. Çekin keşide tarihi tahrifattan önceki tarih olan 5/12/2015 olduğu, 24/12/2015 tarihinde yani 10 günlük süreden sonra ibraz edildiğinden çek, kambiyo vasfını yitireceğinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılması imkanı bulunmamaktadır. Davacı her ne kadar çekin geri alındığını ve davalının bir şekilde çeki ele geçirdiğini iddia etmekte ise de, gerek çekin geri alındığı, gerekse davalıların eline rızası dışında geçtiği bakımından bir delil gösterilmemiştir. Çekteki imzasını inkar etmeyen çek keşidecisi davacı şirket, menfi tesbit davasıyla birlikte çekin kendisine iadesini de isteyemez. Protokolde davalı ...'e çek verildiğine ilişkin bir ibare de  bulunmamaktadır.Davacı ... ile davalı ... arasındaki protokolün  davalının şirketteki ortaklığının tasfiyesine yönelik olduğu, Protokolün hisse devrine ilişkin \"A\" kısmında davalının 1.067.625-TL hisse bedelini ekteki devir sözleşmesiyle tamamen ve nakden tahsil ettiği; devir şartlarının \"B\" bölümde yazıldığı, hisselerini devredenlerin devir alanlardan borç alacak tasfiyesi yapıldığı ve her hangi bir nakit bedel ödenmediği yazılmıştır. Bu protokolle bağlantılı olarak düzenlenmiş aynı tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesinde ise, davalının 1.067.625-TL devir bedelini tamamen ve nakden tahsil ettiğini belirtmiştir. Ancak protokolün \"A\" bölümünde tüm hisse devir sözleşmeleri birebir yazılmış, davanın tarafları olan ve olmayan diğer ortaklar tarafından yapılan hisse devir sözleşmeleri tekrar edilmiştir. Protokolde devir şartları, \"B\" bendinde düzenlenmiştir.Davalılar vekili, mahkemenin yemin teklifine dair ara kararından rücusunun  doğru olmadığını ileri sürmüş ise de davacıların iddiası doğrultusunda, bedelsiz senedi  kullanmak TCK'nın  156. maddesinde yazılı suçu teşkil ettiğinden, konusu suç teşkil eden hususlarda yemin deliline başvurulamayacağında aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, menfi tespit istemine uygun olmayan gerekçe ile şirket bakımından davanın kabulüne, istirdat isteminin reddine karar verilmek gerekirken kabulüne  karar verilmesi  doğru görülmemiş,davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek çek borçlusu sıfatı ve hamillik iddiası olmayan davacı ...bakımından davanın aktif husumet  yokluğundan reddine, davacı şirket bakımından  menfi tesbit davasının çekin kambiyo vasfını kaybetmesi nedeniyle kabulüne, çekin davalı şirketten istirdadı ile davacı şirkete teslimi talebinin reddine  karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/569 Esas - 2021/1063 Karar sayılı 12/10/2021 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;\"Davacı ... bakımından, davanın aktif husumet yokluğundan reddine;Davacı ... AŞ nin menfi tesbit davasının kabulüne,\tİstanbul 33. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takibe konu edilen ... Bankası ... Şubesi'ne ait ... seri nolu 490.000-TL bedelli çek ve icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tesbitine, çekin istirdatı isteminin reddine,Kötüniyet tazminatı talebi bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,İhtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına,\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Alınması gereken 33.471,90-TL karar ve ilam harcından, davacı şirket tarafından yatırılan 8.367,98-TL'nin mahsubu ile kalan 25.103,92-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı şirket tarafından  yatırılan 8.397,18-TL peşin harçların davalılardan alınarak davacı ... AŞ'ye verilmesine,Davacı şirketin sarf ettiği 1.326,35-TL yargı giderinin davalılardan alınarak davacı ... AŞ'ye verilmesine, davacı ... ve davalılar  tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davacı ... AŞ vekili için takdir olunan 41.550-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ... AŞ'ye ödenmesine,Davalılar vekili için  takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara ödenmesine,\"Yatırılan 8.367,97-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalılara iadesine,Davacı şirket tarafından yapılan 90,10-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacı ... AŞ'ye verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8f587573f86539a","SID":"040b2c409a63789d"}}