{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/55 <br>KARAR NO: 2026/61<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/10/2022<br>NUMARASI: 2021/134 Esas - 2022/641 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ: 25/02/2021<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin yurt içi taşımalarının davalı şirket aracılığı ile yapıldığını, yurt dışından ülkeye gelen malların ülke içindeki alıcısına teslim edilebilmesi için taşıma şirketlerinden ... (yük teslim belgesi) adı verilen bir belge istenildiğini, taşıma şirketlerinin ise bu belgeyi ücret karşılığı düzenlediğini, Danıştay İDD Kurulunun 17/12/2018 tarihli 2016/2991 esas, 2018/5551 karar sayılı kararı ile hukuka aykırı bu uygulamaya son verildiğini, ancak davalı şirketin müvekkilinin yurt dışından getirdiği mallardan  anılan karara rağmen ordino ücreti tahsil etmeye devam ettiğini, müvekkili şirketin ödemeleri ihtirazı kayıt  ile yaptığını,hukuka aykırı olarak müvekkili şirketten tahsil edilen meblağın davalı şirketten tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlattıkları takibe itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğunu, müvekkilinden tahsil edilmiş olan ordino bedellerinin TTK ve Gümrük Kanununda bulunmayan ve hukuka uygun olmayan bir bedel olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP:Davalı vekili; uluslararası ticarete konu yükün alıcıya teslimi için yüke ait vergi ve harçların ödenmesi ile taşımadan doğan navlun ve diğer masrafların taşıyana veya temsilcisine ödenmesi gerektiğini, bu koşulun ise malın vardığı yerdeki yükü teslim alacak hak sahibinin kim olduğunu gösteren, malın doğru hak sahibine devrinin gerçekleştirilmesini sağlayacak olan konşimento veya taşıma senedinin alıcı tarafından taşıyana ibraz edilmesiyle yerine getirildiğini, taşıyıcı tarafından doğru alıcının tespit edilmesiyle yükü teslim alacak kişi adına yükün bu alıcıya teslim edilebileceğini belirten bir belge düzenlediğini, bu belgenin adı ordino iken sonradan yük teslim belgesi adının kullanıldığını, ordinonun Gümrük Kanununda düzenlenmemiş olmasının, ücretinin hukuka aykırı olduğunu göstermediğini,  davacı tarafça belirtilen Danıştay kararı deniz yolu ile taşımaya ilişkin olup, kara ve hava taşıması ile ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin deniz taşıması yapmadığını, ordinonun sadece ithalatta geçerli ve damga vergisine tabi yasal bir belge olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; ordinonun, taşıyıcı tarafından hazırlanarak konşimento ve sair belgelere göre eşyanın teslimi gereken kişiye verilen ve onun depo ve antrepodan eşyayı teslim alabilmesini sağlayan belge olduğu, ordinonun, taşıyıcının eşya ilgilisi üzerinde taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun ve eşya ile ilgili sair masraflar bakımından bir ücret alacağı kalmadığını ve bunlar tahsil edilmese bile aralarındaki anlaşma gereği eşya üzerindeki hapis hakkını kullanmak istemediğine ilişkin beyandan ibaret olduğu,Gümrük Yönetmeliğinin eşyanın teslimi başlıklı 130. maddesinde, eşyanın boşaltma yerinde konşimentoda teslim edileceği gösterilen ve bir nüshasının taşıyan kimseye ve eğer konşimento emre muharrer ise ciro ile devralmış şahsa teslim olunacağı bu kimselerin eşyayı almak için lazım gelen vasıfları haiz sayılacakları düzenlemesinin yer aldığı, mevzuat gereği gümrük işlemleri tamamlanan eşyanın konşimentoda hak sahibi görünen müvekkile teslimi gerekirken, ayrıca bir belge talep edilmesinin hiç bir kanuni dayanağı bulunmadığı, faturaların 5 adet 180-TL, 72 adet 230-TL tutarlı fatura olduğu, davacının asıl alacağı 17.460-TL olup, temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 17.460-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10 avans faizi yürütülmesine, fazla istemin reddine, asıl alacak olan 17.460-TL'nin %20'si oranda icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili; uluslararası ticarete konu yükün alıcıya teslimi için yüke ait vergi ve harçların ödenmesi ile taşımadan doğan navlun ve diğer masrafların taşıyana veya temsilcisine ödenmesi gerektiğini, bu koşulun ise malın vardığı yerdeki yükü teslim alacak hak sahibinin kim olduğunu gösteren, malın doğru hak sahibine devrinin gerçekleştirilmesini sağlayacak olan konşimento veya taşıma senedinin alıcı tarafından taşıyana ibraz edilmesiyle yerine getirildiğini, taşıyıcı tarafından doğru alıcının tespit edilmesini takiben yükü teslim alacak kişi adına yükün bu alıcıya teslim edilebileceğini belirten ordino düzenlediğini, ordinonun Gümrük Kanununda düzenlenmemiş olmasının, bu hususun hukuka aykırı olduğunu göstermediğini, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununda ordinonun damga vergisi alınacak kağıtlar arasında sayıldığını, damga vergisine tabi bir belgenin tamamen hukuki bir belge olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE:Dava, davalı taşıyıcı tarafından davacıdan tahsil edilen ordino bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davalının alıcısı olduğu ve uluslararası taşımaya konu emtiaların davacıya teslimi için davalı taşıyıcı tarafından ordino bedeli açıklamalı faturalar düzenlendiği ve fatura bedellerinin davacı tarafça ihtirazi kayıtla ödendiği ihtilafsızdır.Davacı tarafça ödenen fatura bedellerinin tahsili için davalı taşıyıcı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı üzerine takibin durduğu ve davacı tarafça işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; eşyanın varma yerinde alıcısına tesliminin taşıyıcının yükümlülüğü olduğu, taşıyıcının ancak navlun ücreti ve eşya için yapılan masrafların ödenmemesi halinde TTK'nın 970. maddesi gereğince eşya üzerinde hapis hakkı kullanabileceği, ordino masrafının TTK'nın 870. maddesi kapsamındaki giderler arasında değerlendirilemeyeceği, malın teslimi için konşimento ibrazının yeterli olduğu, davalının ordino düzenlemesi ve karşılığında bedel talep etmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.Navlun sözleşmesi, üçüncü kişi lehine bir sözleşmedir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, navlun sözleşmesi ile gönderilenin aleyhine borç yaratılması mümkün değildir.Gönderilen ancak navlun sözleşmesinde veya konşimentoda, gönderilen tarafından bir ödeme yapılacağı bildirilmiş ise ödeme yapmakla yükümlüdür.Gönderilenin yükü teslim alma hakkı, sözleşmede veya konişmentoda, yük üzerinde hapis hakkının doğumuna yol açmış olan bazı alacakların ödenmesi koşuluna bağlanabilir. Bu alacakların hangi alacaklar olduğu, tesellümün dayandığı sözleşme veya konişmentoda açıkça belirtilmelidir. Borcun üstlenip üstlenilmemesi noktasında kendisine ödeme yetkisi verilen kimse, serbest iradesiyle karar verir; ödemede bulunursa ancak o zaman asıl borçlu borcundan kurtulacaktır.Davacı alıcının, dava konusu edilen ordino ücretinden sorumlu olacağına dair konşimentolarda bir kayıt bulunduğuna ilişkin olarak davalı taşıyıcı tarafından herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir. Konşimentonun ibrazı üzerine konşimentonun incelenmesi, gönderilenin haklı hamil olup olmadığının araştırılması, taşıyanın yükümlülüğü olduğundan, bu yükümlülüğü yerine getiren taşıyıcının gönderilenden ordino ücreti adı altında ek bedel talep etmeye hakkı bulunmamaktadır. Bu hususta ticari hayatta dokümantasyon olarak da anılan, limanlardaki yük teslim talimat formu uygulaması Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/12/2018 tarihli kararına istinaden Bakanlıkça kaldırılmıştır. Dolayısıyla kaldırılmış bir uygulamadan dolayı da alacak talebinde bulunulamayacaktır. Ordinonun kara veya deniz taşımasında farklı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle,  davacı tarafça davalıya ihtirazi kayıtla ödenmiş olan ordino bedellerinin davacıya iadesi gerekmekte olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş,davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 1.192,69-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 298,17-TL harcın mahsubu ile kalan 894,52-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 102-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/01/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"071523ef55bcc530","SID":"7952032bdf7c9274"}}