{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/2205 <br>KARAR NO: 2026/83<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/06/2024<br>NUMARASI: 2021/16 Esas  2024/617 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)\t <br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:21/01/2026 <br>YAZILDIĞI TARİH:21/01/2026 <br>Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2021/16 Esas 2024/617 Karar sayılı kararına karşı davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacılar vekili; ... tarihinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında  davacı ...'nın maliki olduğu ve olay günü eşi ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, kırmızı ışık ihlali yapan, maliki..., sürücüsü firari olan ... plakalı araca çarptığını, kazanın etkisiyle ... plakalı aracın 17 metre sürüklendiğini, yol kenarında bulunan reklam panosu ve trafik ışıklarına çarptığını, devrilen reklam panosunun park halinde bulunan ... plakalı aracın ön kısımlarına zarar verdiğini, meydana gelen trafik kazasında araçta bulunan müvekkilinin oğlu ...'nın yaralandığını ve burnunun kırıldığını, kazanın ... plakalı aracın kırmızı ışık ihlali yapması sebebiyle gerçekleştiğini, diğer sürücü ...'nın herhangi bir kural ihlali olmadığının tespit edildiğini, sürücüsü firari ... plakalı aracın ise  %100 kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza sonucu davacının aracında büyük hasar oluştuğunu, sigorta şirketi aracın hırsızlık kaydı olduğu gerekçesiyle hasarı karşılamadığını, eksper dahi görevlendirmediğini, bu sebeple otomobilin tamir edilmediğini, kazadan sonraki haliyle durduğunu, kaza gününden itibaren araç kullanılamadığını, davacıya ait olan aracın kayması sebebiyle devrilen reklam panolarının park halindeki bir araca zarar verdiğini ve bedelinin davacı tarafından ödendiğini ayrıca davacının oğlunun burnunun kırıldığını ve küçük yaşta uzun ve acılı bir tedavi süreci geçirdiğini, yüzünün şekillenmesinde en önemli uzuvlardan biri olan burnun kırılmasının yüzünde biçim bozukluğuna sebep olduğunu, bu bozukluğun çocuğun sosyal açıdan kötü etkilediğini, gelecekte de etkileyeceğini, ... plakalı aracın sürücüsüne ulaşılamadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; zarar gören araçların onarımı için şimdilik 5.000,00-TL, ikame araç bedeli olarak şimdilik 500,00-TL, ...'nın bedensel zararları için şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın avans faiziyle birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsil olarak alınmasını, yaralama sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı... ve diğer davalı ... A.Ş.'den müşterek ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir. <br>Davacılar vekili 27/12/2023 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunarak araç hasar bedelini 40.000,00-TL, ikame araç bedelini 2.500,00-TL, ... yönünden geçici iş göremezlik alacağını 2.053,97-TL olarak talebini belirlemiştir. <br>Davalı ... Anonim Şirketi vekili; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle davalı şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde hasara ilişkin olması gereken belgelerin yer almadığını, davacıların tüm talepleri yönünden öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, yaşanan üzücü iş kazası sonucu vefat eden ...'un davalı ... bünyesinde çalışmadığını, davalı şirket ...nun hizmet verdiği müşterisi ...LTD. ŞTİ. bünyesinde teknik servis elemanı olarak çalıştığını, bu nedenle davanın öncelikle ... ihbarını talep ettiklerini, davalının ... müteveffanın işvereni olmayıp, işyerlerinde istihdam edilmek üzere işçi arayan şirket ve kuruluşlara portföyünde bulunan kişilerden aranan niteliklere uygun işçi sağlayan ve bordrolama hizmeti sunan özel istihdam bürosu niteliğinde bir aracı kurum olduğunu, davalı ..., sadece işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinin kurulmasına aracılık etmekte, bu sebeple de hiçbir şekilde işveren sıfatı taşımadığını, müteveffanın davalının çalışanı olmadığı gibi, davalı ... ile müteveffanın istihdam edildiği dava dışı ... arasında bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi de bulunmadığını, müvekkili ... açısından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ...'nun kazada herhangi bir kasıt yada kusuru olmadığı gibi sorumluluğunun da bulunmadığını, huzurdaki davanın bu davalı açısından reddi gerektiğini, ... plaka sayılı aracın davalı şirket ... tarafından, diğer davalı...'den kiralandığını ancak bu aracın ihbar olunan ... çalışanı müteveffa ... zimmetine tahsis edildiğini, kazaya karışan araç sürücüsü firarinin hırsız olup olayın müvekkili şirket ile bir bağlantısı bulunmadığını, ...'un olayın akabinde vefat ettiğini, maddi zararlardan ötürü davalı şirket değil diğer davalılar ve sigortacının poliçede gösterilen limit meblağının tamamından değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarının araştırılıp, saptanması neticesinde bulunacak meblağdan, sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, diğer taraftan vefat etmiş olan şoför ... kazanın meydana gelmesinde aracın tedbirsizlikle çalınmasına neden olduğu için kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ... Anonim Şirketi vekili; davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde ...  No'lu KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile 24/12/2019-24/12/2020 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde doğacak rizikolara karşı teminat altına alındığını, davaya konu hiçbir meblağı kabul teşkil etmemek kaydıyla, poliçeden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda araç başına 41.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının talebinin teminat dışında olduğunu, aracın çalınması ile işleten sıfatı da değiştiğinden sigortalının kusuru bulunmadığını, dolayısı ile davalı şirketin de sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>Davalı ...Anonim Şirketi vekili; davanın husumet yokluğu nedeniyle gerekçesiyle reddi gerektiğini, davalı şirketin uzun dönem araç kiralama işi ile uğraştığını, müşterilerin talebine göre araç satın aldığını ve bu araçları uzun süreli olarak kiraya verdiğini, davalı şirketin kazaya karışan aracın ruhsat sahibi olması durumuna binaen muhatap gösterildiğini, davalı şirketin kazayla hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, kaza tarihinde davalının işleten sıfatına haiz olmadığını, kazaya karışan aracın 36 ay süreyle kiracı firmaya kiralandığını, araç kiralama anlaşması düzenlendiğini, aracın 01/07/2020 tarihinde diğer davalı kiracı şirkete teslim edildiğini, aracın kaza tarihinde davalı firmadan çalındığını, davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı aracın 36 ay süreyle kiraya verildiğini, bu nedenle diğer davalı firmanın fiili hakimiyeti altında bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ...tarihinde meydana gelen dava dışı sürücü ve aynı zamanda hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan iddianame düzenlenen ...'in asli kusurlu olarak kırmızı ışıkta geçmek suretiyle davacı ...'ya ait ve dava dışı sürücü ...'nın kullanmış olduğu, araca çarpması sonucu davacı ...'ın aracında maddi hasar meydana geldiği, ayrıca aracı kullanamaması nedeniyle ikame araç bedeli şeklinde dolaylı zararları bulunduğu, davacının aracında oluşan maddi hasarın benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 40.000,00-TL olduğu anlaşılmakla bu zarardan işleten ve sigorta şirketi olarak ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketinin müteselsilen sorumlu oldukları ancak davalı ... Anonim Şirketinin Karayolları ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 39.000,00-TL olduğu anlaşılmakla davacının sigorta şirketi yönünden fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediği ve talebin reddine karar verildiği, davacı ...'ın bu kaza nedeniyle aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanamaması nedeniyle oluşan ikame araç bedeli şeklindeki zararının dolaylı zararlar kapsamında olmakla yalnız işleten davalı ... Anonim Şirketinin sorumlu olduğu  davalı ... Anonim Şirketinin Karayolları ZMMS poliçe kapsamında yalnızca doğrudan zararları teminat altına aldığı, sigorta şirketinin dolaylı zararlardan poliçe kapsamında sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınarak davacının davalı ...'ya yönelik ikame araç bedeli şeklindeki maddi tazminat talebinin reddine, davacı ...'nın meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunduğu, geçici iş göremezlik şeklinde bedensel zararları oluştuğu, bu zarardan davalı ... Anonim Şirketinin işleten sıfatıyla davalı ... Anonim Şirketinin Karayolları ZMMS poliçesi kapsamında ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla davacı ...'in bu davalılara yönelik maddi tazminat talebinin yerinde olduğuna kanaat getirtilerek maddi tazminat talebinin kabulüne, ayrıca söz konusu davacının bedensel zararları yanında manevi zararları da bulunduğu göz önüne alındığında tarafların ekonomik ve sosyal durumu, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebi kısmen yerinde görülerek kısmen kabulüne, davacı ...'nın aracında meydana gelen maddi hasar nedeniyle ayrıca manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, 6098 sayılı TBK m.56/2 hükmü çerçevesinde oğlu olan ...'in yaralanması nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi için diğer davacı olan ...'te meydana gelen yaralanmanın ağır olması, diğer bir deyimle davacı ...'ın zarar görenin ağır bedensel zararı bulunması halinde manevi tazminat talebinde bulunabileceği ancak diğer davacı ...'de meydana gelen yaralanmanın ağır olmadığı, benimsenen Adli Tıp raporuna göre davacıda oluşan bedensel zararların 1 ay süreyle geçici iş göremezlik şeklide olduğu dikkate alınarak davacı ...'ın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş vekili; davacı ...'nın kaza tarihi itibariyle çocuk olduğundan dolayı geçici iş göremezlik zararının meydana gelmediğini, geçici iş göremezliğe hükmedilmemesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, Zmms Genel Şartlarına göre \"geçici iş göremezlik zararı\" ve \"bakıcı giderleri\" poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davanın yargılamasında 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar'ın esas alınması gerektiğini, trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili şirket aleyhine ikamet etmiş olduğu davasını yalnızca \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak\" açtığını, davacının davasının HMK madde 107'de bahsi geçen belirsiz alacak davasına atıf yapılmaması sebebiyle belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğunu, davacının davasının belirsiz alacak davası olmaması sebebiyle talep artırım yoluna başvurması mümkün olmayıp bu talebin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ... plaka sayılı sigortalı aracın uzun süreli kiralama nedeni ile işleteninin değiştiğini, aracın işleteninin uzun süreli kiralama neticesinde değişmiş olması karşısında müvekkili şirketin sorumluluğunun gündeme gelmeyeceğini, kazaya karışan aracın çalıntı olması nedeniyle de trafik poliçesi teminatında olmadığını, mahkemenin red vekalet ücretine hükmederken eksik hüküm kurduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ...A.Ş vekili; vefat eden ...'un müvekkili bünyesinde çalışmadığını, müvekkili şirketi ...nun hizmet verdiği müşterisi ...Ltd. Şti bünyesinde teknik servis elemanı olarak çalıştığını, bu nedenle davanın öncelikle ... ihbarını talep ettiğini, müvekkili şirketin sadece işçi ve işveren arasında iş sözleşmesinin kurulmasına aracılık ettiğini, bu sebeple de hiçbir şekilde işveren sıfatı taşımadığını, müteveffa ile müvekkili arasında iş sözleşmesinin temelini oluşturan \"bağımlı olarak iş görme\" unsuru bulunmadığı gibi, müteveffanın emir ve talimatlarını müvekkilinden almadığını, müvekkilinin ne asıl işveren ne de alt işveren sıfatı taşımadığından müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazada herhangi bir kasıt ya da kusuru olmadığı gibi sorumluluğunun da bulunmadığını, kazaya karışan araç sürücüsünün firarı hırsız olup olayın müvekkili şirket ile bir bağlantısının bulunmadığını, kaçınılmazlık ilkesi uyarınca ilgili sorumlunun müvekkili şirketin olmaması gerektiğini, maddi zararlardan ötürü müvekkili şirketin değil diğer davalılar ve sigortacının poliçede gösterilen limit meblağının tamamından değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarının araştırılıp, saptanması neticesinde bulunacak meblağdan, sigortalısından kusuru oranın da sorumlu olduğunu, vefat etmiş olan şoför ...'un kazanın meydana gelmesinde aracın tedbirsizlikle çalınmasına neden olduğu için kusurlu olduğunu, müvekkilinin gerekli iş güvenliği önlemlerini aldığı ve özenli şekilde davranarak tüm bildirimleri yaptığı için aksi yöndeki iddiaların kabul edilmediğini, yaşanan kazada müvekkili ...'nun hiçbir kusuru, tedbir eksikliğinin bulunmadığını, müvekkilinin ne yapılan işte ne de kazanın yaşandığı iş yerinde söz hakkının bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu iş yerinde ve iş ile ilgili alınması gereken var ise kanun tarafından almakla yükümlü kılındığı herhangi bir güvenlik tedbiri var ise bunları da aldığını ve gereğini yerine getirdiğini, davacının araçta oluştuğunu iddia ettiği hasar bedeli ve diğer taraftan uğranılan zarar talebinin son derece fahiş olduğunu, piyasa şartları ile de örtüşmediğini, kalıcı maluliyetinin belirlenebilmesi için kaza tarihinden itibaren 18 aylık sürenin geçmiş olması gerektiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sonucu yaralanan davacı ...'nın 2918 sayılı KTK kapsamında sürücü, işleten ve karayolları ZMMS poliçesi kapsamında sigortacı olan davalılardan maddi (bedensel zararlar) ve manevi zararların tazminine, davacı ...'nın 2918 sayılı KTK kapsamında sürücü, işleten ve karayolları ZMMS poliçesi kapsamında sigortacı olan davalılardan maddi zararların (araç onarım bedeli, aracın kullanılamaması nedeniyle ikame araç bedeli) tazmini talebine ilişkindir.<br>Davalı ... A.Ş.'nin istinaf taleplerinin incelenmesi;<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 3. maddesinde işleten: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.<br>İşletenin hukuki sorumluluğu ise anılan Kanunun 85. maddesinde düzenlenmiştir.<br>Buna göre;  bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.<br>İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması hallerini düzenleyen aynı Kanunun 86. maddesi uyarınca da; İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur./ Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. <br>Aracın çalınması veya gasp edilmesi halinde ise, 2918 sayılı Kanunun 107. maddesi uyarınca bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gaspedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. <br>Öte yandan Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortasında sigortacının rücu hakkı, TTK'nun 1301/2 ve 2918 sayılı KTK'nun 95/2 maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nda düzenlemeye tabi tutulmuştur. <br>ZMSS Genel Şartlarının A.3-j maddesinde düzenlenen; çalınan veya gaspedilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletenin sorumlu olmadığı zararlar ile aracın çalındığını veya gaspedildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gaspeden kişilerin talepleri teminat dışındadır.  <br>Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2 maddesi uyarınca tazminat yüklülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri sürümeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.<br>Buna göre gerçek işleten ancak, çalma ve gasp eyleminin gerçekleşmesinde kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin kusuru bulunmadığını ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Aksi takdirde gerçek işleten ile farazi işleten (hırsız veya gasp eden) müteselsilen sorumlu olacaktır.  <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 107. maddesi,  işletenin, çalınan aracın verdiği zarar nedeni ile kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerden birinin motorlu aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını kanıtlaması halinde, aracın meydana getirdiği zarardan sorumlu olmayacağını hükme bağlanmıştır. İşleten aracın çalınmasında kusuru bulunmadığını kanıtlamadıkça sorumluluktan kurtulamaz.<br>Aracın çalınması veya gasp edilmesi olayında işletene veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilere atfı kabil bir kusurun belirlenmesi halinde işletenin bu aracın çalındığı veya gasp edildiği sırada işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zarardan dolayı sorumluluğu devam eder.<br>Anılan maddenin düzenlenmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, işletenin bu sorumluluktan kurtulabilmesi için sadece aracın çalınması eyleminin gerçekleşmesi ve kanıtlanması yeterli değildir; bunun yanında kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin aracın çalınmasında ve gasp edilmesinde kusurlu olmadığının ve ayrıca aracın izinsiz kullanılmasını önlemek için gözetim bakımından gerekli bütün dikkat ve özenin gösterildiğinin de kanıtlanması gereklidir.  <br>Diğer bir ifade ile işleten,  her an tehlikeli sonuçlar yaratabilecek bir aracın sorumsuz ellere geçmesinin, çalınmasının önlenmesi bakımından olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemlerin yerine getirildiğini, aracın gözetimi yönünden gerekli tedbirleri aldığı halde, çalınmanın önüne geçilemediğini de kanıtlama yükümü altındadır. <br>Nitekim, Genel Şartların anılan maddesinde çalınan araçların neden oldukları ve KTK’na göre işletenin sorumlu olmadığı zararların teminatın dışı olduğu öngörülmüş; sadece çalınma olgusuna dayalı bir düzenleme getirilmemiştir.\t<br>Yukarıda açıklanan kanıtlama yükümlülüğünün denetlenmesi açısından, aracın kapı ve camlarının kapatılmış olması, aracın kontak anahtarının başkaları tarafından ele geçirilmesini önleyecek gerekli tedbirlerin alınması, kontak anahtarının araç üzerinde veya kolayca elde edilebilecek bir yerde bırakılmaması, aracın park edildiği yerin nitelikleri, aracın park edilmesi sırasında alınan veya alınabilecek tedbirlerin neler olduğu, sürücü ve yardımcıların seçiminde, talimat verme ve denetlemede gösterilen özen gibi hususlar etkili olacaktır.<br>Açıklanan ilkelerin ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, sigortalı aracın dava dışı araç sürücüsü ... tarafından kontak üzerinde çalışır vaziyette bırakılarak araçtan ayrıldığı ve ... tarafından aracın götürüldüğü iddia edilmektedir. Aracı çalışır vaziyette bulunduran sürücünün, aracın alınmaması için her türlü önlemi aldığından söz edilemeyeceğinden, kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca, Kayseri 7. AsCM E: 2022/365 , K: 2022/878 sayılı kararı gereği ortada bir hırsızlık bulunmadığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmaktadır. Davalı sigorta vekilinin bu yöne değinen taleplerinin reddine karar verilmek gerekmiştir.<br>Ayrıca, kazaya sebebiyet veren araç davalı sigorta şirketi tarafından 24/12/2019-24/12/2020 tarihleri arasında sigorta edildiğinden bu zaman aralığında meydana gelen kazalardan sorumludur. Poliçeye konu aracın uzun süreli kiralanması sigortacının sorumluluğunu etkilemez, bu durum sadece işletinin sorumluluğuna etki edecektir. Bu sebeple, davalı sigorta vekilinin bu yöne değinen taleplerinin reddine karar verilmek gerekmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. <br>Görüldüğü gibi, 6098 sayılı TBK'nın 72. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir.\t2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) <br>2918 sayılı KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi;<br>“...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.<br>Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.<br>Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.<br>Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.<br>Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.<br>Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.<br>Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; trafik kazası neticesinde ceza davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde ... plaka sayılı araç sürücüsünün cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi nedeniyle zamanaşamı süresinin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren sekiz yıl olduğu, davacı tarafça davanın zamanaşımı süresi içerisinde 07/01/2021 tarihinde açılmış ve 27/12/2023 tarihinde süresi içerisinde ıslah edilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı tespit edilmiştir. <br>Teminat limitinin belirlenmesi konusunda, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararı tedavi giderleri ZMMS poliçesinin teminat limitinde yer aldığından (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2022 tarih ve 2021/13349 Esas, 2022/10165 Karar sayılı ilamı) bu zararların ZMMS poliçesinin teminat limitine dahil olmadığı ve bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin davalı ... Anonim Şirketi vekilinin aksi yöndeki iddiaları doğru değildir. <br>Öte yandan; Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, geçici işgöremezlik tazminatı belirlenirken kişinin gelir elde eder ya da edebilecek olması gerekir. Yani fiilen çalışan, ya da çalışarak gelir elde edebilecek olması gerekir. Bu kapsamda, kişiler 18 yaşını doldurması, yani reşit olması ile gelir elde edebileceği kabul edilmiştir. 18 yaşından küçükler için bir gelir elde etmediği için geçici işgöremezlik tazminatı alamazlar. Ancak 16 yaş ve sonrası için fiilen herhangi bir yerde çırak olarak çalıştığı ispatlanması durumunda geçici işgöremediği süre içinde çıraklık ücretinden yoksun kalmış ise geçici işgöremezlik tazminatı alabilecektir. \t<br>Somut olayda, kazanın meydana gelmiş olduğu ... tarihinde davacı ...'nın 18 yaşından küçük olup, 18 yaşını doldurmayıp, gelir elde edebilir yaşta olmadığından, ilk derece mahkemesince davacı ...'nın geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup, davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde olduğu görülmüştür.<br>Somut olayda, davacının kaza tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olması nedeniyle Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar bakımından 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Hükmün 16. numaralı bendi ile davalı sigorta şirketi lehine reddedilen talepler yönünden toplam vekalet ücreti verildiğinden davalı vekilinin 1.000,00-TL üzerinden vekalet ücreti verilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin istinaf taleplerinin incelenmesi;<br>...'un davalı ... bünyesinde çalışmadığı, ...nun hizmet verdiği müşterisi ...LTD. ŞTİ. bünyesinde teknik servis elemanı olarak çalıştığını, bu firmaya ihbar talebinin mahkemece değerlendirilmediğini belirtmiş ise de mahkemenin davalının ihbar talebini 11. celsede kabul etmiş olduğu görülmüştür. Dosya içerisindeki belgelerden kazaya sebebiyet veren aracın davalı şirket tarafından dava dışı ...'a teslim/tahsis edildiği anlaşılmıştır.<br>2918 sayılı KTK'nun hükümlerine göre trafik kaydı, \"işleteni\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3. kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı Yasanın 3. maddesinde, \"İşleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, \"bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar\" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.<br>Dava konusu olayda kazaya karışan ... plakalı aracın trafik kaza tarihi olan ... tarihi itibarı ile davalı ... ANONİM ŞİRKETİ'nin adına trafikte kayıtlı olduğu, bu davalının davalı ... ANONİM ŞİRKETİ arasında 17/12/2019 tarihinde 36 ay süreliğine dava araç kiralanmasına ilişkin sözleşme yapıldığı, sözleşme gereğince kiralamanın 01/07/2020 tarihinde başlayacağı, kazaya neden olan aracın da bu sözleşme kapsamında 01/07/2020 tarihinde ... ANONİM ŞİRKETİ'ne teslim edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu kaza taraflar arasındaki kira sözleşmesinin devamı sırasında ... tarihinde meydana gelmiştir. Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ, kazaya karışan ... plakalı aracın uzun süreli kiracısı olması nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumludur ve husumet itirazı yerinde değildir.<br>Yukarıda bahsedildiği gibi hırsızlık olayı bulunmadığından davalının sorumluluğu bulunmaktadır. Davalının aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Kamu düzeni yönünden inceleme; <br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınmamış olması hatalıdır.<br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup, dairemizce resen dikkate alınması gereken yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre haksız çıkan taraflardan tahsiline dair ilk derece mahkemesince karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak ilk derece mahkemesince arabuluculuk ücretinin tahsiline yönelik hüküm kurulmamış olduğu tespit edilmiş olup, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, kamu düzeninden olan arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre taraflandan alınarak Hazineye gelir kaydına karar verilmesi suretiyle yeniden hüküm kurulması gerektiği görülmüştür. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkündür. Bu yasal düzenleme ve imkan doğrultusunda, arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasında kamu düzeni sebebiyle resen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-2 uyarınca Dairemizce, arabuluculuk ücretinden sorumluluk noktasında gerekli düzeltmeler duruşma açılmaksızın yapılarak karar verilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>Ayrıca,  6100 sayılı HMK'nın \"Hükmün Kapsamı\" başlıklı 297. maddesi uyarınca hüküm, davanın tarafları ve talepleri hakkında verileceği gibi hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Buna göre, mahkemece, davacının dava dilekçesinde yer alan taleplerinin ve dava nedenlerinin her birinin ayrı ayrı tartışılarak bunlar hakkında hangi sonuca ulaşıldığı ve verilen kararın ne olduğu hükümde tek tek açıklanarak gösterilmesi gerektiği gibi her bir davalı hakkında neye hükmedildiğinin de yer alması gerekmektedir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup istinaf incelemesinde re'sen nazara alınmalıdır. Davacının her talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilerek her talebinin ayrı ayrı belirtilmek suretiyle gerekçelendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece kararın gerekçesinde ve hüküm kısmında davacının \"50,00-TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat\" talebi hususunda açıklama yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı, mahkemece davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla bu haliyle kararın, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesindeki unsurları içermediği anlaşılmaktadır. <br>Somut olayda, ERÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının ... tarih ... sayılı raporunda özetle; davacının özür oranı %0 olduğundan, davacı ...'in kaza nedeniyle kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığından ve ekonomik geleceğinin sarsıldığına ilişkin bir emare bulunmadığından ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı 50 TL maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar bakımından 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ;<br>A-)Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,<br>B-)Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/16 Esas, 2024/617 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,<br>1-)Davacı ...'nın maddi tazminat taleplerinin davalı ... Anonim Şirketi yönünden pasif husumet nedeniyle REDDİNE,<br>2-)Davacı ...'nın maddi tazminat taleplerinin davalı ... Anonim Şirketi yönünden pasif husumet nedeniyle REDDİNE,<br>3-)Davacı ...'nın manevi tazminat taleplerinin davalı ... Anonim Şirketi yönünden pasif husumet nedeniyle REDDİNE,<br>4-)Davacı ...'nın geçici iş göremezlik talebinin ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinin davalılar ... AŞ ve ... AŞ yönünden REDDİNE, <br>5-)Davacı ...'nın maddi tazminat taleplerinin davalılar ... AŞ ve ... AŞ yönünden KABULÜ ile 40.000,00-TL maddi tazminatın (araç hasar bedeli) davalı ... AŞ yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren, davalı ... AŞ yönünden 26/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 39.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya VERİLMESİNE, davalı ... AŞ yönünden poliçe limitini aşan ve fazlaya ilişkin istemin (1.000,00-TL) REDDİNE,<br>6-)Davacı ...'nın maddi tazminat taleplerinin davalı ... AŞ yönünden KABULÜ ile 2.500,00-TL maddi tazminatın (ikame araç bedeli) kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den tahsili ile adı geçen davacıya VERİLMESİNE,<br>7-)Davacı ...'nın ikame araç bedeli şeklindeki maddi tazminat talebinin davalı ... AŞ yönünden REDDİNE,<br>8-)Davacı ...'nın manevi tazminat taleplerinin davalı ... AŞ yönünden KISMEN KABULÜ ile 1.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte  davalı ... AŞ'den tahsili ile adı geçen davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, <br>9-)Davacı ...'nın davalı  ... AŞ yönünden manevi tazminat talebinin  REDDİNE,<br>10-)Davacı ... yönünden açılan davada alınması gerekli harç 2.903,17-TL olup, peşin alınan 85,39-TL'nin ve ıslah harcı olarak alınan 665,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.152,78‬‬-TL karar ve ilam harcının (davalı ... Anonim Şirketinin sorumluluğu 1.913,70-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, <br>11-)Davacı ... yönünden reddedilen maddi tazminat yönünden alınması gerekli olan 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı ...'dan alınarak hazineye GELİR KAYDINA, <br>12-)Davacılar tarafından yatırılan 85,39-TL peşin harcın ve 665,00-TL ıslah harcının davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili davacılara VERİLMESİNE,<br>13-)Davacılar tarafından yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 67,80-TL, 419,90-TL keşif harcı, posta ve tebligat masrafı 375,20-TL, bilirkişi ücreti 4.500,00-TL olmak üzere toplam 5.362,90‬-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 3.611,01-TL'nin  (Davalı ... Anonim Şirketinin sorumluluğu 2.766,38-TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili davacılara VERİLMESİNE, <br>14-)Davacı ... tarafından davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketine yönelik açılan maddi tazminat davasında davalılar ... Anonim Şti ve ... A.Ş kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 2.153,97-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE, <br>15-)Davacı ... tarafından tarafından davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketine yönelik açılan maddi tazminat davasında davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00-TL maktu  vekalet ücretinin davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya VERİLMESİNE, <br>16-)Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasında davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden takdir olan 3.500,00-TL'nin davacı ...'dan alınarak adı geçen davalıya VERİLMESİNE,<br>17-)Davacı ... tarafından davalı ... Anonim Şirketine yönelik açılan manevi tazminat davasında davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak adı geçen davalıya VERİLMESİNE,<br>18-Davacı ... tarafından davalı ... A.Ş.'ye yönelik açılan maddi tazminat davasında davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak adı geçen davalıya VERİLMESİNE, <br>19-)Davacı ... tarafından davalı ... Anonim Şirketine yönelik açılan manevi tazminat davasında davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak adı geçen davalıya VERİLMESİNE, <br>20-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) kabul/red oranına göre hesap edilen 888,75-TL'nin) davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, 431,25-TL'sinin davacılardan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, <br>21-)Davacı tarafça yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya  İADESİNE, <br>C-)Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla;<br>1-)İstinaf karar harcının talep halinde davalıya ilk derece mahkemesince İADESİNE,<br>2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>3-)Davalı tarafından yatırılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 518,00-TL istinaf posta gideri olmak üzere toplam 1.687,40-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>Ç-)Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;<br>1-)Alınması gereken 2.903,17-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.153,39-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.749,78-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat KAYDINA,<br>2-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>3-)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>D-)1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana İADESİNE,<br>2-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince YERİNE GETİRİLMESİNE,<br>Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1,2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1 - a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/01/2026<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07507aadfe2e8f2b","SID":"cea87e527dce73e8"}}