{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                       T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi        21.Hukuk Dairesi  2024/1002  Esas 2025/1905  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1002 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/1905<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ                    : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>TARİHİ\t                      : 08/02/2024<br>NUMARASI\t                      : 2023/874 Esas 2024/110 Karar <br><br>DAVA\t: Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 22/08/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 30/12/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 16/01/2026  <br><br>\tTaraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve diğer davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait kasko sigortalı aracın davalı ...'ün maliki, davalı ...'ün sürücüsü, diğer davalı şirketin kasko ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, müvekkilinin hasar bedelini ödediğini, davalı aracının ZMMS şirketi tarafından müvekkiline 31.000,00 TL ödendiğini, müvekkilinin sigortalısına ödediği bakiye hasar bedelinden davalıların sorumlu olduğunu belirterek 37.577,17 TL'nin 17/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; limitli sınırlı sorumluluk nedeniyle müvekkillerinin ZMMS ve İMM teminat limitlerini aşan tazminattan sorumlu tutulabileceklerini, kazanın araçların birlikte kusuruyla meydana geldiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de anılan davalı davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece,  ihtiyari mali sorumluluk sigortası, bir sorumluluk sigortası türü olup, sorumluluk sigortalarının sigortalının üçüncü şahıslara vereceği zararlar sonucu, ödemekle yükümlü olacağı tazminatların güvence altına alındığı sigortalar olduğu, davalı ... Sigorta şirketinin kazaya neden olan davalı aracının ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu, poliçe  kapsamında sorumlu bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ile Ankara Batı 4. Tüketici  Mahkemesince alınan karar birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararı ile tespit edilen gerçek zararın 60.000,00 TL olduğunun belirtildiği, davacı tarafından dava dışı sigortalıya 60.000 TL ödendiği, rücu edilebilecek tutarın 60.000 TL'nin ZMSS kapsamında ödenen bedel dışında kalan tutar yönünden davalıların sorumluluğu bulunduğu, davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde tutulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 31.000,00 TL'nin 17/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde tutulmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, karar gerekçesinde belirtilen tutar ile kabul edilen tutar hususunda belirsizliğin söz konusu olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı sigorta şirketinin davalı aracının trafik sigorta poliçesini düzenleyen dava dışı ... Sigorta A.Ş'den poliçe limiti dahilinde 31.000,00 TL tahsil ettiğini, Ankara Batı 4. Tüketici Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ise hasar bedelinin 60.000,00 TL olarak tespit edildiğini, tespit edilen hasar tutarından dava dışı ... Sigorta'dan tahsil edilen tutar düşüldüğünde bakiye olarak 29.000,00 TL hasar bedelinin kaldığını, gerekçeli kararın hüküm kısmında 31.000,00 TL hasar bedeline hükmedildiğini, hasar bedeli olarak hangi tutarın belirlendiğinin tam olarak tespit edilemediğini, toplam hasar bedelinin 29.000,00 TL olarak tespit edildiğini, mahkeme tarafından dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hiç dikkate alınmadan Ankara Batı 4. Tüketici Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda belirlenen hasar bedelinin dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, iki rapor arasında hasar bedeline ilişkin bariz tutar farkı bulunmakta olup, çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekmekte iken mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu almadan hüküm tesis ettiğini, kurulan hükümde, savunma kapsamında ileri sürülen kanıtlar ve dayanılan vakıalar konusunda  değerlendirme yapılmadan toplanan kanıtların nelerden ibaret olduğu ve hükme dayanak alınan kanıtlar ile bu kanıtların üstün tutulma nedenleri konusunda herhangi bir irdelemeye yer verilmeksizin, adil yargılanma hakkının temel değerlerinden olan hukuki dinlenilme hakkına uygun olarak savunma ve kanıtlar yönünden değerlendirme içeren, hukuki denetime elveren bir gerekçe oluşturulmaksızın karar verildiğini, fatura sunulmaksızın kdv tutarının talep edilmesi ve kdv tutarına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket için yansıtma fatura düzenlenmiş olmadığından haksız ve mesnetsiz talep edilen kdv tutarına itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza zamanaşımının, uzamış zamanaşımı ile uygulanamayacağını, mahkemenin zamanaşımı def'i gözetlemeksizin hüküm kurmasının yerinde olmadığını, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını, yargılamaya konu trafik kazasının 20/08/2016 tarihinde meydana geldiğini, davacının yargılamaya konu alacak için 16.01.2023 tarihinde, icra takibi başlattığı nazara alındığında takibe konu alacağın tamamının zamanaşımına uğramış olduğunu, poliçe limitlerini aşan zararın varlığı halinde, poliçe limitini aşan tazminata ve fer’ilerinin tamamının zamanaşıma uğradığı gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu, davacının ... ve ... aracına ait ZMMS yapan dava dışı sigorta şirketinden rucuen tahsil etmiş olduğu tazminatı asıl  alacak ve fer'i lerini somutlaştırmaksızın hüküm kurduğunu, mahkemenin anlatım ve hesaplama yönünden anlaşılır olmayan bilirkişi raporunu hükme esas aldığını, hüküm altına alınan tazminat alacağının gerçek zararı aştığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br><br>\tKaza tespit tutanağı, kasko sigorta poliçesi, davacı ödeme dekontu, yargılama aşamasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 12/01/2024 tarihli rapor, Ankara Batı 4. Tüketici Mahkemesinin 2016/876 Esas 2017/433 Karar sayılı karar sureti, anılan dosyada makine mühendisi bilirkişiden alınan 20/03/2017 tarihli rapor, hasar faturası, ruhsat, hasar fotoğrafları, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/67 D. İş sayılı dosyasında makine mühendisinden alınan 03/10/2016 tarihli tespit raporu, İMMS poliçesi dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tKaza tespit tutanağında davalı sürücünün kırmızı ışık kuralına uymadığı, sigortalı araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında bilirkişi raporunda, kazada davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu, araç rayicinin 115.000,00 TL, sovtajının 55.000,00 TL olup, davacı zararının 60.000,00 TL bulunduğu, Ankara Batı 4. Tüketici Mahkemesi dosyasında alınan rapora iştirak edildiği, anılan mahkemece 60.000,00 TL'nin hüküm altına alındığı, davacının ise sigortalıya 68.557,17 TL ödediği, zarar dışındaki ödenen 8.557,17 TL'nin hesaplara katılıp katılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğu, ZMMS ödemesi 31.000,00 TL 60.000,00 TL zarardan mahsup edildiğinde davacının davalılardan 29.000,00 TL talep edebileceği, şayet 8.557,17 TL'nin davalılardan talep edilebileceğine kanaat getirilse davacının davalılardan 37.557,17 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. <br>\tAnkara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/67 D. İş sayılı dosyasında makine mühendisinden alınan 03/10/2016 tarihli tespit raporunda, sigortalı araçta 86.817,21 TL hasar oluştuğu, araç rayicinin 118.000,00 TL, sovtajının 55.000,00 TL olup, davacı zararının 63.000,00 TL bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.<br>\tDava dışı sigortalı ... tarafından davacı sigorta şirketine karşı işbu dava konusu trafik kazası nedeniyle tazminat talebiyle Ankara Batı 4. Tüketici Mahkemesinde 2016/876 Esas sayılı tazminat davası açılmıştır. Anılan mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan raporda sigortalı araçta 86.817,21 TL hasar oluştuğu, araç rayicinin 115.000,00 TL olup, aracın pert total olduğu, araç sovtajının 55.000,00 TL olup, davacı zararının 60.000,00 TL bulunduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor hükme esas alınarak 2017/433 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne, 60.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>\tDavalı aracının İMMS poliçesinin davalı şirket tarafından tanzim edildiği ve İMMS sorumluluk limitinin 50.000,00 TL olduğu görülmüştür.<br>\tDavacı tarafından sigortalı vekili hesabına 17/07/2017 tarihinde 68.557,17 TL ödendiği banka dekontuyla sabittir. <br>\tDavacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken davalı ...'ün maliki, davalı ...'ün sürücüsü, diğer davalı şirketin kasko ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalı aracının trafik sigorta şirketi tarafından 31.000,00 TL'nin ödendiğini, bakiye bedelden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın davalı ...'ün maliki, davalı ...'ün sürücüsü, diğer davalı şirketin kasko ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla trafik kazasına karıştığı, aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalıya ödendiği, davalı aracının trafik sigorta şirketinin davacıya 31.000,00 TL ödediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, davacının sigortalısına ödediği ve davalı aracının ZMMS şirketi tarafından karşılanmayan bedelin rücuen tahsilini davalılardan talep edip edemeyeceği, sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>\tDavalılar vekillerinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, davalı gerçek kişiler yargılama aşamasında yasal sürede sundukları cevap dilekçesinde zaman aşımı itirazını ileri sürmüş ise de, davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamış, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde zaman aşımı itirazını ileri sürmüştür. Açıklanan bu nedenle davalı şirket vekilinin zaman aşımı itirazını cevap süresi içerisinde ileri sürmediği zaman aşımı itirazı gözetilmeyecektir. <br>\tÖte yandan, davalı gerçek kişiler ise süresinde davanın zaman aşımına uğradığını ileri sürmüştür. <br>\tİşbu dava, kasko sigorta sözleşmesine ve halefiyete dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 17/01/1972 tarih 1970/2 Esas 1972/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup, aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. <br>\t2918 sayılı KTK'nun 109/1.maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\", 109/2. maddesinde ise \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. <br>\tAnılan maddede yer alan davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın, fiil cezayı gerektiriyorsa ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/10/2001 tarih 2001/19-652 Esas 2001/705 sayılı kararında \"2918 sayılı Kanun'un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu Yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden  bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örn.işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağını\" belirtmiştir (Emsal Yargıtay 17. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 15/10/2015 tarih 2015/12418 Esas 2015/10645 Karar sayılı ilamı). <br>\tYapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde; 20/08/2016 tarihinde dava konusu yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. Dava konusu trafik kazası sonucu 1 kişinin yaralandığı kaza tespit tutanağından açıkça anlaşılmıştır. Bu durumda uzayan ceza zaman aşımı süresi olan 8 yıl sürenin somut olayda gözetilmesi gerekecektir. <br>\tDava konusu trafik kazası 20/08/2016 tarihinde meydana gelmiş, işbu dava ise kaza tarihinin üzerinden 8 yıl geçmeden 22/08/2023 tarihinde açılmıştır. <br>\tBu durumda, mahkemece dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek esasa ilişkin diğer hususların değerlendirilmesi isabetlidir. <br>\tDavalılar vekillerinin diğer istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara gerçek zarar miktarını rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği gerçek zarar bedelini davalılardan talep etmesi, davalı araç sürücüsünü meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. <br>\tDosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, kaza tespit tutanağı ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerle de uyumlu niteliktedir. <br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, aracın rayiç değeri, sovtaj değeri tespit edilmek suretiyle aracın pert total olduğu, davacının 60.000,00 TL zarara uğradığı tespit edilmiştir. Anılan rapor, tespit raporu ile uyumlu bulunduğu gibi, dava dışı sigortalı tarafından davacı sigorta şirketine karşı açılan davada alınan bilirkişi raporuyla da uyumlu niteliktedir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporun tespit raporu ve dava dışı sigortalı tarafından davacı sigorta şirketine karşı açılan davada alınan bilirkişi raporuyla da uyumlu nitelikte bulunduğu gözetilerek sigortalı araçta dava konusu kaza nedeniyle 60.000,00 TL hasar oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\tDavalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, mahkeme karar gerekçesinde, sigortalı araçta kaza nedeniyle oluşan zararın 60.000,00 TL olduğu, davalı aracının ZMMS şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubuyla kalan miktardan davalıların sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu gerekçeye göre sigortalı araçta meydana gelen 60.000,00 TL'den ZMMS ödemesi olan 31.000,00 TL mahsup edildiğinde davalıların sorumlu olması gereken miktar 31.000,00 TL kalmaktadır. Mahkemece 31.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline hükmedilmiştir. Bu durum ise, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmakta olup, bu durum HMK'nun 297. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemizce re'sen gözetilmiştir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere sigortalı araçta 60.000,00 TL hasar oluşmuştur. ZMMS ödemesi olan 31.000,00 TL mahsup edildiğinde davacının davalılardan rücuen tahsilini talep edebileceği bakiye miktar 29.000,00 TL olup, Dairemizce bu kabul çerçevesinde hüküm kurulmuştur.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında kamu düzenine aykırılık yönünden isabet görülmediğinden davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KISMEN KABULÜNE,<br>\tAnkara Batı Ticaret Mahkemesinin 08/02/2024 tarih 2023/874 Esas 2024/110 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek KALDIRILMASINA, davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜNE, 29.000,00 TL'nin 17/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti olan 50.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t3-Alınması gereken 1.980,99 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 641,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.339,26 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 641,73 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 949,98 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 272,50 TL tebligat ve posta gideri ile 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.272,50 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 1.753,79 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 2.400,00 TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 1.852,19 TL'sinin davalılardan müteselsilen tahsili, 547,81 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t7-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle kararın kaldırma gerekçesi ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,   <br>\t8-Davalıların kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 6.577,17 TL vekalet  ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,    <br>\t9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\tB)1-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılan 529,40 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, <br>\t2-Davalılar ... ve ... tarafından yatırılan toplam 529,40 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde anılan davalılara iadesine, <br>\t3-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, <br>\t4-Davalı ... ve ... tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, <br>\t5-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 272,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranı gözetilerek hesaplanan 62,09 TL'sinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiye kısmın anılan davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 <br><br>Başkan -           Üye -                   Üye -               Zabıt Katibi - <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa166da12379e002","SID":"c7a612d7bbc6611f"}}