{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/209 <br>KARAR NO\t: 2026/100<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2021<br>NUMARASI\t: 2019/685 Esas - 2021/898 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat - İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ... plaka sayılı aracın firari sürücüsünün kusuru ile meydana gelen 11/06/2018 günlü trafik kazasında, vekil edeni şirketin maliki bulunduğu ... plakalı aracın hasarlandığını, müvekkili aracında meydana gelen hasar bedelinin davalıya ait aracın ZMM sigortacısı tarafından karşılanmaması üzerine araç onarımının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini ve bunun için 6.531,30-TL ödeme yapıldığını, ayrıca vekil edeninin kaza neticesinde 400,00-TL kazanç kaybı ve 4.100,00-TL değer kaybı zararına uğradığının da yaptırmış oldukları ekspertiz incelemesiyle belirlendiğini, müvekkilinin uğradığı zararın davalı tarafından giderilmesi gerektiğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak bu takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ve eldeki dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını beyanla, davalının 6.531,30-TL araç onarım bedeline yönelik itirazın iptali ile bu yöndeki takibin devamına karar verilmesini, ayrıca bilirkişi marifetiyle tespit edilecek değer kaybına ve kazanç kaybına karşılık olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın da kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; 09/07/2021 günlü ıslah dilekçesi ile de, 1.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin istek miktarını 3.500,00-TL'si değer kaybı zararı, 400,00-TL'si de kazanç kaybı zararı olmak üzere toplam 3.900,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.<br>Davalı süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, ancak vekili aracılığıyla bilirkişi raporuna itiraz ettiği 22/02/2021 günlü dilekçede özetle, talebin haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br> Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacı yanın beyanı ile bu beyana bağlı olarak düzenlenen kaza değerlendirme raporuna göre, davalıya ait ... plakalı aracın davacı aracına arkadan çarpması neticesinde meydana gelen kazada, davacıya ait ... plakalı aracın hasarlandığı, kazanın arkadan çarpma şeklinde gerçekleşmesi nedeniyle kazanın oluşumunda firari araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun benimsenmesi gerektiği, yargılama sırasında temin edilen 30/01/2021 günlü aktüer bilirkişi raporunda davacının olay nedeniyle uğradığı toplam zararın 9.369,30-TL olduğunun belirtildiği ve davacı tarafça iş bu rapor karşısında ıslah talebinde bulunulduğu, bu durumda davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle;-İş bu asıl davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 7.531,00-TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara yasal faiz uygulanmasına, fazla istemin reddine,-%20 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusunun, müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliği sağlanılmadan sonlandırılmış olması nedeniyle görülmekte olan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca vekil edenine ait aracın ZMM sigortacısına başvuruda bulunulmadan eldeki davanın açılamayacağının da karar yerinde gözetilmediği, kabule göre de; hükme esas alınan raporlardaki hasar bedeli ve değer kaybı bedeline ilişkin tespitlerin hukuka uygun olmadığı, dolayısıyla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen araç hasarına dayanılarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.(1) Bilindiği üzere, 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde \" Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat,itirazın iptali,menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\"  şeklinde düzenleme yapılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde de \" (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.\" denildikten sonra (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir\" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.Yukarıdaki açıklamalardan sonra eldeki davaya dönüldüğünde; davacının tacir, kazaya karışan davalı aracının da ticari nitelikteki bir araç olduğu gözetildiğinde, arabuluculuk başvuru dava şartının aranmasının gerektiği konusunda tereddüt bulunmamakta olup; somut olayda, davacının eldeki davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurduğu görülmekle birlikte, dava dilekçesine eklenen 27/09/2019 günlü \"Arabuluculuk Son Tutanağı\"'nda; herhangi bir iletişim aracıyla kendisine ulaşılamayan ve davet mektubu teslim edilemeyen ...'un toplantıya katılamadığı, bu nedenle müzakere aşamasına geçilemediği ve İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına konu borcun varlığı, miktarı ile dosyaya sunulan itirazın müzakere edilemediği şeklinde açıklama mevcut olduğu ve söz konusu  tutanağın bu belirlemeler doğrultusunda düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, 27/09/2019 günlü tutanağın kanunun aradığı şekil ve biçimde düzenlenmiş son tutanak olup olmadığı, dolayısıyla somut olayda resen gözetilmesi gereken dava şartı koşulunun yerine getirilip getirilmediği hususunun  açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.<br>02/06/2018 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22 ila 28. maddelerinde dava şartı olan arabuluculukla ilgili düzenlemeler yapılmış olup, yönetmeliğin 24. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında karşı tarafa ait iletişim bilgilerinin başvuran tarafça (-elinde bulunması halinde) adliye arabuluculuk bürosuna verileceği, adliye arabuluculuk bürosunun tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkili olduğu ve taraflara ait iletişim bilgilerinin görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verileceği, arabulucunun da bu iletişim bilgilerini esas alacağı ve elindeki bilgiler ışığında her türlü iletişim vasıtasını kullanarak tarafları bilgilendireceği, arabulucunun taraflara ulaşamaması halinde ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi nedenle ulaşamadığını son tutanakta belirteceği düzenlenmiş olup; aynı yönetmeliğin 25. maddesinin 8. fıkrasında da \"Arabulucu, taraflara ulaşamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, yapılan görüşmeler sonucunda veya kanunda belirtilen süre içerisinde anlaşmaya varılamaması yahut varılması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhal adliye arabuluculuk bürosuna bildirir.\" denilmektedir.Bu durumda davacı tarafça; arabuluculuk başvurusunun yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapılıp sonuçlandırıldığı, yukarıda açıklanan yasal yükümlülüklere aykırılık bulunmadığı  ve son tutanağın da dava dilekçesine eklendiği gözetildiğinde; görülmekte olan dava bakımından resen gözetilmesi gereken dava şartının gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa temas eden istinaf itirazının yerinde olmadığı reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.(2) Davalı vekilinin müvekkiline ait aracın ZMM sigortacısına başvuruda bulunulmadan eldeki davanın açılamayacağına ilişkin istinaf itirazı değerlendirildiğinde;Davacının uğradığı  zarar, tek bir olaydan kaynaklanmak olup 2918 sayılı KTK'nun 88 ve TBK'nun 61 ve devamı madde hükümleri ile  yine TBK'nun 162 ve devamı madde hükümlerine göre; sigortacı dahil, haksız eylem sorumlularından her biri teselsül hükümleri uyarınca tam tazminatla yükümlüdürler. Kusursuz veya bir miktar kusurlu olan davacı taraf, yasanın verdiği müteselsil talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe , kendi kusuru dışında kalan kusur sorumlularının tamamına veya bir kaçına ya da birine karşı dava açarak uğradığı zararın tamamının giderilmesini isteyebilir. Yani davacı seçimlik hakka sahip olduğundan dilediği zarar sorumlusuna karşı talepte bulunmakta serbest olup, davacı taraf dışında kalan diğer kişi veya kişilere ait kusur oranları ve sorumluluk durumları zarar sorumlularının kendi iç ilişkilerini ilgilendiren bir husus olup, kendi aralarındaki  rücuda dikkate alınabilecek bir durumdur.Açıklanan bu yasal düzenlemeler doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde; az yukarıda açıklandığı üzere davacı taraf  müteselsil sorumluluk bakımından yasanın kendilerine tanıdığı yetkiyi kullanarak, tazminat talepli davayı ve icra takibini zarar sorumlusu olan araç malikine yöneltmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, davalı araç malikine dava yöneltilmeden önce aracın varsa ZMM sigortacına başvuruda bulunması gerektiğine ilişkin her hangi bir yasal düzenleme de mevcut değildir.  Bu durumda, davalı vekilinin açıklanan hususu amaçlayan istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.(3) Davalı vekilinin açıklanan hususlar dışında kalan sair istinaf itirazlarına gelince;Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığına; görülmekte olan dosya kapsamında temin edilen ve İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi olduğu anlaşılan Prof. Dr. ... tarafından düzenlendiği anlaşılan 30/01/2021 günlü rapordaki kusur ve zarar miktarına ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya, oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi, kusura ilişkin belirlemelerin de olayla ilgili olarak kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza değerlendirme raporundaki tespitlerle de örtüşmesi karşısında, söz konusu bu raporun hükme esas alınması neticesinde kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu kabul edilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın yazılı biçim ve şekilde sonuçlandırılmış olmasında istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda bentler halinde gösterilen nedenlerle  tümden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,<br>1/İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/10/2021 gün ve  2019/685 Esas - 2021/898 Karar sayılı kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 129,00-TL harcın düşümü ile bakiye 603,00-TL istinaf ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, <br>3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.22/01/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79966acd07027b39","SID":"932ab90c0d836d84"}}